Otto Von Bismark Günceli

ATG 286 - UMUTSUZ MÜCADELE

Eylül 15, 2016


ATG 286 - UMUTSUZ MÜCADELE

Yun Che bu İmparator Kaynak Ejderhasının kanında ne kadar güç olduğuna emin değildi. O Ejderha Kanı Hapını arıttığında sadece Gerçek Kaynak Aleminin erken seviyelerindeydi ve hap sadece 4 damla ejder kanı ile demlenmişti. Sadece çeşitli mucizevi ilaçların baskısının altında onun gücü nazikleşmişti ve dahası hapı tükettikten sonra arıtması en az 1-2 gün sürmüştü.

Ve bugün o doğrudan Ejderha Kanı içti. Bir kaç nefes zamanı içinde Ejderha Kanının hızlıca damlamasıyla birkaç yüzden fazla kan damlası Yun Che'nin ağzına aktı ve ateşli bir enerji ısısı onun midesinin içine aktı. Yun Che'nin karnındaki açlık anında yok oldu ve hatta orijinalde boş olan maneviyatı bile canlandı.

Yun Che Kötülük Tanrısının Ateş Tohumuna sahipti böylece herhangi bir ateşe karşı bağışıklık kazanmıştı. Ama şuan o yine de  karnında kıyaslanamayacak kadar sıcak alevlerin patladığını hissediyordu. Bu sıcak hava dalgası dökülen cıva gibi tüm gözeneklerini istila etti ve vahşice kabardı....Kolları ve bacakları, kan akışı, iç organları, kemik iliği....Sanki bedeninin her bölümüne her bir hücresine yakıcı benzin dökülüyordu. Buna ek olarak onun iskeleti ve ruhu derinlemesine acı içindeydi...

Bedenindeki bu son derece şiddetli ağrı çatlayarak ayrılmak ve tamamen patlamak gibiydi.

Yun Che'nin alnındaki ter yağmur gibi yere yağarken elindeki ejderha kuyruğu yere düştü. Anında ter buharlaştı ve bedeni geriye doğru sendeleyerek yere düştü. Bedeni acıdan kasıldı ve yüzü büyük ölçüde bozuldu.

Whoosh!

Yun Che'nin bedenindeki kıyafetler yanıp kömür oldu ve uçarak gönderilerek kızıl-kırmızı cildini ortaya çıkardı. Bu kızıl-kırmızı renk derinleşti ve en sonunda korkutucu bir koyu kırmızı renge dönüştü. Bedeninin her yerinden korkutucu “pa pa pa” sesleri çıktı....

Bu ses onun iskeletinin çatlayarak ayrılma ve yakılarak toz haline gelme sesiydi!

"Çocuk yaşamaktan sıkıldın mı?"

İblis kirli saçları aracılığıyla Yun Che'ye baktı. Onun güç seviyesi ile o büyük ölü ejderhanın bir ateş tipli İmparator Kaynak Ejderhası olduğunu söyleyebilirdi. Ejderha ortaya çıktığında o Yun Che'nin minik kaynak gücüyle nasıl bir İmparator Kaynak Ejderhasının cesedine sahip olduğuna şaşırmıştı. O ayrıca Yun Che'nin aslında ejderhanın kanını içeceğini asla düşünmemişti.

Ruhsal Kaynak Aleminin erken seviyelerindeki birinden bahsetmeye gerek yoktu eğer İmparator Kaynak Ejderinin kanından büyük bir yudum içen Yeryüzü Kaynak Aleminin son seviyelerinde olan biri bile olsa o sadece ölümüne susamış olacaktı!

Bu sadece gerçek bir delinin yapabileceği bir şeydi!

Bağırışından sonra Yun Che'ye bakan gözleri daha fazla şaşkınlıkla doldu. O genişlemiş gözleri ile onun cildinin yavaşça koyu kırmızıya dönüşmesini izledi. Ardından o patlayarak ayrıldı ve Yun Che'nin kemiklerinin patladığını ve yakılarak toz haline getirildiğini duydu....Bu tür bir acı basitçe hayal bile edilemezdi. Kendi gücüyle bile o yine de korkudan titrerdi. O Tiran Kaynak Alemindeki bir Derebeyine bile bu tür acıya dayanmanın son derece zor geleceğini tamamen anladı.

Ama Yun Che'nin ağzından tek bir çığlık belirtisi gelmedi! Onun yüzü tamamen bozulmuştu gözleri koyu kırmızı olmuştu ama gözlerinin içindeki sonsuz acının dışında.....o hala inkar edilemeyecek şekilde tamamen uyanıktı!

Bu tür bir acı kendisi olsa bile kesinlikle çığlık atacağı yada uluyacağı bir şeydi ama bu genç....tek bir ses bile çıkarmadı!

Bunu yapmak için ne kadar korkunç bir irade gücü gerekir!

İmkansız! Bu bir gencin sahip olabileceği bir irade miktarı olamaz!

İblis şok dolu gözleriyle kafasını kaldırdı. O Yun Che'ye her zaman bu oluşum tarafından gücü bastırılmadığı için ve Ruhsal Kaynak Aleminin erken seviyelerindeki gücü ile Yeryüzü Kaynak Alemi ile yarışabilecek bir güç açığa çıkarabildiği için ucube diyordu. Ama şuanda o karşısındaki gencin korkunç miktardaki irade gücüne şok olmuştu. O ucubelerin arasındaki ucubeydi ve onun şok olmamaktan aciz hale gelmesine neden olmuştu.

Ama onun irade gücü ve dayanıklılığı güçlü olsa bile bu onun İmparator Kaynak Ejderhasının kanının yaptığı aşındırma ile yaşayabileceği anlamına gelmiyordu. O alçak bir ses ile esefle konuştu. "Sen gerçekten kendini gözünde büyütüyorsun! Senin nasıl kendini yok ettiğini ve yanarak kül ettiğini izlemektense ben seni temiz bir vuruşta öldürmeliydim!"

"Kapa.....çeneni!!!"

İblisi şok eden şey Yun Che'nin bu durumda aslında konuşmasıydı...ve bu korkunç durumda o kan donduran bir çığlık atmamıştı bunun yerine sakin ve soğuk bir ses çıkarmıştı. Onun sesi inanılmaz derecede boğuktu ve sanki ölmekte olan bir yaşlıymış gibi duyması hoşa gitmeyecek şekildeydi ama onun telaffuzu son derece netti. "Ben....seni.....öldürmeden.....ölmeyeceğim....Ben.....kesinlikle.....ölmeyeceğim!!!"

İblisin gözleri daraldı. O Yun Che'nin cildinin tamamen yanarak siyah olduğunu gördü ve sanki birkaç yüz tane cam parçasının aynı anda kırılması gibi çatırdama seslerinin yoğunlaştığını duydu. Yun Che'nin şuan ki sefil durumu İblisin bir dehşet duygusuna sahip olmadan edememesini sağladı. O uludu. "Güzel! O zaman tam olarak.....nasıl hayatta kalmayı planladığını görmeme izin ver!"

(Ç.N: İblis'i korkutan irade :D )

Yun Che'nin dişleri o anda parçalanana kadar neredeyse tamamen çiğnendi. O etinin, kemiklerinin hatta kemik iliğinin bile ateşin üstüne koyulup yandığını ve sanki kaynar yağın içine dalmış gibi kızardığını hissetti. Bu tür bir acı kesinlikle kelimeler ile tarif edilemezdi. O temelde nefes alamıyordu. Kolları ve bacakları hareket etmiyordu ve organları tükenmiş yada hatta çökmüştü. O ayrıca bedeninde sayısız asabi enerji akışının dolanıp durduğunu hissedebiliyordu. Bedeninin yüzeyi çoktan tamamen zifiri karanlık olmuştu ve sayısız kan akışının dışarı sızdığı detaylı çatlaklar ile dolmuştu.

Bedeni anında tek bir gözyaşı damlası ile parçalara ayrılabilecek bir doku kadar zayıflamıştı. Tüm beden fonksiyonları neredeyse tamamen çökmüştü. Geriye kalan tek şey onun irade gücü ve takıntılı ruhuydu.

Yun Che irade gücünün her bir parçasını istikrarlı oturuş duruşunu sürdürmek için kullandı. Gözlerini, beş duyusunu ve bilincini kapattı. Bedenindeki çatlaklar hızla arttı ve yanarak siyah olmuş bedeni yavaşça koyulaştı. Bunun dışında Yun Che tamamen hala havaya maruz kalarak zarar görmüş bir heykel gibiydi.

O öldü mü?

Henüz değil....onun bedeninden İblis hala hafif bir yaşam belirtisi hissedebiliyordu.

Eğer bu durumda başka biri olsaydı uzun süre ölmüş olurdu. Ama Yun Che'nin bedeninde hala yaşam belirtisi vardı. Zaman geçtikçe kaybolmaya isteksiz bu yaşam belirtisi Yun Che'de asılı kalmaya devam etti.

İblis kafasını salladı ve iç çekti. Hala bir nefesi kalmış olsa da ne fark eder? Bu durumda hayatta kalmak için temelde hiçbir umut yok. İmparator Kaynak Ejderhasının kanının onun bedenine girmesiyle birlikte içerdiği zalimane güç onun organlarını, kemiklerini, kanını, fiziksel bedenini yok edecek.....ve bunlardan önce onun ilk yok edeceği şey kaynak damarları olacak!!

O inatla hayatının son nefesine sahip olsa da ne yapabilir ki?

Ama İblisin şuanda Yun Che'nin bedeninin %90ı yok olmuş olsa da kaynak damarlarının tamamen iyi olduğunu bilmesinin hiçbir yolu yoktu!

Çünkü onlar bir Gerçek Tanrıdan geliyordu! Nasıl sadece birkaç damla İmparator Kaynak Ejderhası kanının gücüyle yok edilebilirdi!

Ve Yun Che'nin başka bir seçeneği yokken çıldırmış gibi Alev Ejderhasının kanını içerken güvendiği şey tam olarak Kötülük Tanrısının Kaynak Damarları ve Buda'nın Büyük Yolu idi!

O irade gücü ile hayatını destekliyordu, kaynak damarları ile ejderhanın kanını arıtıyordu ve arıttıktan sonra bedenini Buda'nın Büyük Yolu ile iyileştiriyordu...

Başarı yaşam ve başarısızlık ölümdü!!!

Beş duyusu ve bilincini kapatması ile birlikte hiçbir şey duyamıyordu ve bedenindeki acıyı hissedemiyordu. Zihninin içinde kalan tek şey Kötülük Tanrısının kaynak damarlarında karşılıklı parıldayan mavi ve kırmızı ışıklar ile Alev Ejderhasının kanından gelen bir güç akışı dokumasıydı...

Zaman Yun Che için bitmek tükenmek bilmeyen bir uzunluk haline gelmişti.

İki saat geçti...

Dört saat geçti....

Altı saat geçti...

Bu dönemde İblisin bakışları Yun Che'nin kımıldamayan bedeninde kilitlenmişti. Tam 6 saat geçmişti ve son yaşam belirtisi hala inatçı bir şekilde ona sarılıyordu ve ne artmıştı ne de azalmıştı.

Şuan düşünebildiği tek bir kelime vardı: "inanılmaz."

Bu arada Yun Che'nin bedeni sonunda bir hareket gösterdi. Kafasının üstünde garip bir siklon ortaya çıktı. Bu siklon orijinalde yavaşça etrafında dönüyordu ardından giderek hızlıca dönmeye başladı....en sonunda küçük ve narin bir gümüş pagoda gölgesi yansıttı!

"Bu da ne?" İblis 300 yıldan uzun süredir yaşıyordu ama ilk kez böyle bir şey görmüştü. Bu pagoda tuhaf bir güç içeriyordu sanki bir tür kaynak sanatı gibiydi....ama o daha önce böyle bir kaynak sanatı hiç görmemişti.

Bekle....kaynak sanatı!!

O aslında.....kaynak sanatı mı kullanacak!?

Bu bulgu İblisin bedeninin şoktan sallanmasına neden oldu. O aniden ileri doğru ilerledi ve bu da zincirlerinin yüksek sesle arbede yaşamasına neden oldu. O açıkça uzun zaman önce ölmeliydi ama o son nefesine sarılıp bunu tam 6 saat sürdürse de henüz ölmedi. Bunun yerine onun kaynak sanatı kullanma belirtisi ortaya çıkmıştı!

Bu nasıl mümkün olabilir!

O anda İblis umutsuzca zincirlerinden kurtularak Yun Che'ye yaklaşmak ve onun nasıl bir durumda olduğunu bulmak istiyordu!

Eğer ölü bir insan aniden hareket etmeye başlasaydı bile Yun Che'nin bu sefer ona getirdiği şoka hiçbir şekilde yaklaşamazdı.

Yun Che'nin kafasının üzerindeki gümüş pagoda yavaşça dönmeye ve dönerken genişlemeye başladı. 6 saat sonra o yaklaşık 3 adımlık (0.9m) bir uzaklığa ulaşana kadar genişledi ve gümüş pagoda kendi uzunluk sınırına ulaştığında manevi bir görüntüden sanki gerçekmiş gibi maddi küçük bir pagodaya dönüşerek Yun Che'nin kafasının üstünde askıda kaldı. Ardından küçük pagoda hiçbir uyarı olmadan kayboldu.

O anda Yun Che'nin hayat gücü aniden çayır ateşi gibi yanarak hızlıca çılgına döndü ve bu çılgına dönüş giderek daha coşkulu hale geldi. 4 saat içinde hafif hayat belirtisi tüm bedenini dolduran yaşam alevleri haline geldi.

İblis: "…"

Yun Che ejderha kanını açtıktan 16 saat sonra sonunda gözlerini açtı. Gözlerini açtığı an göz bebeklerinde hafif bir ateşli ışık akışı parladı.

O sadece gözlerini açmadı üstelik aynı zamanda yavaşça ayağa kalktı.

O ayağa kalktığı an bedeninin etrafını saran zifiri karanlık kabuk hışırdayıp düştü ve bebek gibi hassasiyeti olan ve kusursuz bir pürüzsüzlüğe sahip yeniden doğmuş cildini ortaya çıkardı. O dik bir şekilde durup kollarını yaydı ve yutkundu. Aniden bir kaynak enerjisi dalgalanması serbest kaldı ve yanıp kömür haline gelen bedeni tamamen patlayarak açılarak herhangi bir yara olmayan mükemmel ve pürüzsüz bedenini ortaya çıkardı. Saçları bile yeniden doğarak daha önceki uzunluğuna ulaşmıştı.

"Sen....."

Tüm Hayali İblis Ülkesini sallayan milyonlarca insana tepeden bakarken zirvede duran güçlü varlık şok olmuştu ve şaşırmış bir şekilde ve nutku tutulmuş bir şekilde 17 yaşındaki bir gence baktı.

Çünkü o anda gördüğü şey bildiği her şeyi tamamen alt üst etmişti.

Sadece bu da değil ölmesi gereken Yun Che'nin tamamen iyi olduğunu açıkça hissediyordu. Hatta onun kaynak gücü.....artarak 2.seviye Ruhsal Kaynak Alemine geçmişti!!!

(Ç.N: Bu güçlenme şekli çok şekil bence :D )

Mucizevi bir şekilde ölümün abisinden kurtulan Yun Che iblise bir şey demedi. Yerden ejderha kuyruğunun parçasını aldı ve kaynak alevleri ile alevlenen elleri ile onu yakalayarak yeterince pişene kadar onu yaktı. Onu yüzüne yaklaştırıp çiğnemeye başladı ve yarı pişmiş büyük boyuttaki ejder etini dişleri ile yedi. O çok acıkmıştı ve bu abartılı yeme yüzü birkaç yüz yıldır bir şey yememiş aç bir iblis gibiydi.

Kısa bir sürede yaklaşık 3 kilo ejderha eti bir tornado gibi Yun Che tarafından temiz bir şekilde yenildi. O dudaklarını yaladı ve memnuniyet ile geğirdi. Ejderha etindeki güç yoğunluğu ejderha kanı kadar çok değildi ama yine de fark çok fazla değildi. Bu arada midesinin içinde yağa daldırılma duygusu patladı ve bu bedeninin göz açıp kapayıncaya kadar yanarak kızıl-kırmızı olmasına neden oldu.

Hiç paniklemeyen Yun Che korkunç derecede sakindi. Hızlıca oturdu ve gözlerini kapadı. Sessizliğin içinde yüzünde çatlama belirtileri gözükmeye başladı.

İblis tereddütsüz bir şekilde Yun Che'ye baktı. Onun bedeninin br kez daha çatlama seslerini kulaklarıyla duyduğunda beyni aralıksız olarak aynı sözlerle titreşmeye başladı...

Bu canavar!!

Bu deli!!

----ÇEVİRMEN NOTU-----

Bu Yun Che!!! Bu arc baya iyi ya :D Devam bakalım ^^

Yun Che ne kadar daha seviye atlayacak? İblis neler diyecek? Aralarında nasıl konuşmalar geçecek? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve okuyun :D



Yorum Yap "ATG 286 - UMUTSUZ MÜCADELE"