Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 279 - DÜŞEN DAHİ

Eylül 14, 2016


ATG 279 - DÜŞEN DAHİ

(Ç.N: Kemerinizi bağlayın ve yazarın 2-3 bölümde yaptığı şöleni okuyun :( )

"Enişte.....Enişte.....Enişte!!"

Xia Yuanba çıldırmış gibi koştu ve Cennet'in Cezası Kılıcının altına kendisini attı. Elleriyle Cennet'in Cezası Kılıcının altındaki platforma *bang* sesleri ile başparmağı ve işaret parmağı arasındaki derisi kanla birlikte patlayıp açılıncaya kadar vurdu. Ama Cennet'in Cezası Kılıcının baskısı tüm Cennetsel Kılıç Villası gücünü birleştirse bile en ufak bir sarsıntı yaşamayabilirdi. Xia Yuanba söyle dursun 10 milyon tane Xia Yuanba aynı anda saldırsa bile herhangi bir zarara sebep olamayacaktı.

Herkesin yüzü şokla doluydu. Kimse birkaç tarikatın çekirdek öğrencilerini yenen, 17 yaşında sıralama turnuvasında şampiyon olan,  ismi kıtayı sarsan Yun Che'nin böyle göz kamaştırıcı bir aurayı elde ettikten sonra böyle beklenmedik bir şekilde önlerinde can vereceğini asla düşünmemişti.

Ve onun can vermesinin nedeni iblisin ellerinden gelen bir kaza değil gözlerinde "çöp" bile demeye layık olmayan birini kurtarmaya çalışmaktı. Onlar iç çekerken onun bu sadakatini öveceklerini mi yoksa bu aptalca davranışına yas tutacaklarını mı bilmiyorlardı.

"Nasıl bu şekilde bitti...." Qin Wushang aptalca şok oldu. Uzun süre orada durdu ve ne yapacağını bilemezken ileri bakarken gözleri genişledi. Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehrine görkem ve gurur getirilmişti ama bu şekilde aniden bir kabus olmuştu. Kafasını kaldırdı ve havadan ağırca soluk aldı. O göğsü patlayacakmış gibi depresifti. Son umuduna tutunarak ağır adımlarla Ling Kun'un yanına gitti ve onun önünde durup cansız gibi konuştu. "Büyük Ling Cennetin Cezası Kılıcını kaldırmanız mümkün mü?.... Belki Yun Che....Belki o...."

Qin Wushang cümlesinin yarısında artık keder nedeniyle konuşamadı. Cennet'in Cezası Kılıcını kaldırsa ne olacaktı? Herkes iblisin tek darbesinden sonra Yun Che'nin korkunç durumunu görmüştü. Böyle ağır bir yara ile Ruhsal Kaynak Aleminin başlangıç seviyelerindekiler söyle dursun Gökyüzü Kaynak Alemindeki güçlü uzmanlar bile şüphesiz ki ölürdü.....onların yaşayabilmeleri için en ufak bir umutları dahi olmazdı.

Qin Wushang'ın sözleri çaresizlik içinde hıçkırarak ağlayan Xia Yuanba'yı irkiltti. Anıden kendini Ling Kun'a attı ve bir *cuk* sesi ile birlikte Yuanba onun önünde sıkıca diz çökerek taze kanlı elleri ile onun bacağını yakaladı. "Büyük Ling....Büyük Ling yalvarıyorum...Yalvarıyorum lütfen merhamet edince Cenentin Cezası Kılıcını kaldırın....Eniştem kolayca ölmez....lütfen....lütfen....Yalvarırım eniştemi kurtarın!!"

Xia Yuanba'nın boğuk ve çaresizlik dolu sesi herkesin kalbini titretti. Ling Kun bu olayın ana nedeni olduğu için yüzü oldukça çirkinleşti. Çünkü o turnuvadan önce ilk 10a giren tarikatların iblisi görmelerine izin verme fikri aklına gelmeseydi bu olay olmayacaktı. Eğer ölen kişi Xia Yuanba olsaydı bu olay çabucak unutulacaktı...Bu Doğru! Kimse bırak zayıflardan bahsetmeyi zayıfları hatırlamayacaktı. Bu durumun asıl gerçekliği buydu.

Ama Yun Che sıralama turnuvasının şampiyonuydu! O tarikatsızdı ve turnuvaya İmparator Ailesini temsil eden tek öğrenci olarak katılmıştı. Onun başarısı güçlü biri olmayı hayal eden sayısız tarikatsız genci heyecanlandırmıştı. Onun bu turnuvayı kazanarak teşvik ettiği curcuna diğer tüm turnuvaları aşmıştı. Cennetsel Kılıç Villasındakilerin hiçbir fikri yoktu ama Mavi Rüzgar İmparatorluğunun sınırlarında Yun Che büyük bir fırtınaya sebep olmuştu. Özellikle Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehrinde çoktan kutlama atmosferi hakimdi ve herkes Yun Che'nin dönüşüne hazırlanıyordu. Mavi Rüzgar İmparatoru Cang Wanhe bile onun zafer elde etmiş dönüşünü her gün beklerken mutluluktan pembe parlıyordu.

Yun Che2nin ağır kılıçta mükemmel bir kontrolü vardı Ling Kun bile Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesine onu getirmeyi istemişti.

Ama böyle biri bu şekilde ölmüştü.

Eğer bu hadise sızarsa bu korkunç bir kamuoyu dalgasını getirecekti ve bu tüm Mavi Rüzgar İmparatorluğunu gökyüzüne kaldırabilen muazzam bir dalgadan farklı olmayacaktı.

Ling Kun derin bir nefes aldı ve ağır bir sesle konuştu. "Mantıkdışı! Cennet'in Cezası Kılıcının baskısı sadece geçici bir istekle serbest bırakılamıyor. Benim yaptığım kaynak oluşumunu aktive etmek için Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinin bir düzineden fazla büyüğünün işbirliği gerekti ve bitirmek için uzun zaman harcandı....İç çekme! O serbest bırakılabilseydi bile ne olacak? Onun demin aldığı yaradan sonra...o kesinlikle öldü...Buna kendi sebep oldu...siz hepinizin...sadece pes etmesi gerek."

Ling Kun'un tüm sözleri doğruydu ve herkes bunları kabul etti.Cenentin Kudretli Ruh Bastırma Oluşumunun içinde bile iblis İmparator Kaynak Alemindeki bir kaynak gücü serbest bırakabiliyordu. Onun bir saldırısı Yun Che'nin karşı koyabilme ihtimali olan bir şey değildi. Onlar Yun Che'nin yaralandığını gördüklerinde tüm bedenleri titremişti. Eğer bu tür bir yara başka birilerinin başına gelseydi onların bir dağ dolusu ruhsal hap ve mucizevi şifalı otları olsaydı bile hayatta kalmaları imkansız olurdu...

En iyimser durumda o hala hayatta olsaydı ve hala nefes alabiliyor olsaydı bile doğrudan kışkırtılmış ve çıldırmış iblisin elindeyken nasıl hala hayatta kalması mümkün olabilirdi!!

Olabilecek en iyimser durumda bile o iblis onu öldürmemeyi seçmiş ve o mucizevi bir şekilde yaşıyor olsa da.....Cennetin Cezası Kılıcının baskısı sadece 20 yılda bir serbest bırakılabiliyordu. İblisin büyük gücü nedeniyle o yüz yıl boyunca yemeden ve içmeden dursa da ölmemişti ama Yun Che'nin seviyesiyle onun dayanabileceği mutlak sınır 1-2 ay olacaktı. Onun ardından açlıktan ve susuzluktan kesinlikle ölecekti.

Ne olursa olsun Yun Che kesin bir ölümle bağlanmıştı.

"İç çekme." Qin Wushang iç çekti ve kalbi kederle doluyken gözlerini kapadı.

Xia Yuanba hareket etmeyi kesti. Orada diz çöktü sanki aniden ölmüş gibi dondu.

"Yuanba ayağa kalk. Bundan sonra düzgün bir şekilde yaşamak zorundasın. Sadece bu şekilde Yun Che'nin kurtarmak için kendini feda ettiği bu hayata layık olabilirsin." Qin Wushang keyifsiz bir şekilde konuştu. Ama konuştuktan sonra Xia Yuanba'dan hiç yanıt gelmedi. Kafasını alçalttı ve Yuanba'yı geri çekmek istedi ama Xia Yuanba'nın yüzünde 2 tane çok belirgin uzun kan şeridi gördü.

Kanlı gözyaşları!!! Sadece bir insan aşırı kederdeyken, aşırı acıdayken ve maneviyatları çökmenin eşiğindeyken ruhlarındaki sonsuz matemle birlikte kanlı gözyaşları dökebilirdi!!

Qin Wushang'ın kalbi şiddetle şok oldu. O anda aralıksız olarak Yun Che ve Xia Yuanba'nın arasındaki bağı ve duyguları hafife aldığını anlayabildi. O Yun Che’nin kaynak damarlarının sakat olduğu zamanlarda herkes tarafından aşırı soğukluğa maruz kalıp alay edildiğini bilmiyordu. Büyükbabası ve küçük halasının dışında sadece Xia Yuanba sürekli onun yanında kalıp onu teşvik ediyor ve rahatlatıyordu. Yun Che küçükken Xia Yuanba onun ruhsal desteğinin yarısı ve bu hayatında kalbine derince işlemiş tek gerçek kaynağı olmuştu. Yun Che güçlenip parladıkça her zaman yanında farklı tür "arkadaşlar" oluyordu. Ama bu tür arkadaşları ile arasındaki ilişki asla onun en düşük olduğu, herkesin ona küçümseyerek baktığı ve hiçbir gelecek göremediği zamanla karşılaştırılamayacaktı. Onlar Xia Yuanba'nın saf ve hakiki duyguları ile karşılaştırılamayacaktı.

İşte bu yüzden Yun Che güçlendiğinde Xia Yuanba'nın zorbalığa uğradığı tek bir örneğe bile dayanamıyordu. Xia Yuanba'ya kim zarar verirse versin Yun Che ona en büyük bedeli ödetecekti. O Xia Yuanba'nın bir kriz ile karşılaştığını gördüğünde bunun için kendi canını vermekte hiç tereddüt yaşamadı....çünkü Xia Yuanba bunu yapmasına kesinlikle değerdi.

Qin Wushang aceleyle Xia Yuanba'nın önüne çömeldi ve rahatlatıcı bir sesle konuştu. "Yuanba sen....iyi misin? Eğer ağlamak istiyorsan o zaman yüksek sesle ağla. Ağladıktan sonra iyi şekilde yaşamak, Yun Che'nin cenazesine hazırlanman ve daha çok Yun Che'nin bitiremediği şeyleri bitirmek zorundasın."

Qin Wushang'ın rahatlatıcı sözleri Xia Yuanba'ya hiç etki etmedi. O hareketsiz bir şekilde diz çökerek duruyordu ve yüzü hiçbir renk olmayacak kadar solgundu. Gözleri hayat belirtisi olmayacak kadar boştu ve akan iki kanlı gözyaşı şeridi onun yüzünü kıyaslanamayacak kadar ürpertici yapmıştı...

“Yuanba!” Qin Wushang yüksek sesle bağırdı.

Bu yüksek sesli bağırış Xia Yuanba'yı sanki bir kabustan şok ederek uyandırmış gibi ürküttü. O aniden "ah" diye çığlık atarken kalktı ve çıldırmış bir şekilde kuzeye doğru koştu. Onun içler acısı çığlığı sonsuz keder ve üzüntü dolu sayısız iğne gibi herkesin kalbini deldi. Kimse onu durdurmadı. Herkesin gözü Xia Yuanba'nın görüşlerinden dışarı koşarken izlerken karmaşık bir ifadesi ile dolmuştu.

“Yuanba!!” Qin Wushang bağırdı. On takip etmek istiyordu ama bilinçsiz Cang Yue'yi bırakamazdı. Derinden iç çekti ve o an kalbinde bir dağı ezebilecek bir ağırlık vardı.

"Villa Efendisi Ling lütfen benim öğrencim Yuanba'ya bakacak birini bulun." Qin Wushang başka kimseyle konuşmak istemezken çaresizce konuştu. Ardından Cang Yue'yi alarak ıssız ve yalnız gözüken avlularına doğru uçtu.

"Bu nasıl olabilir....Bu nasıl olabilir..." Ling Jie kıçının üstünde oturdu ve kalbi anında bir kenevir halatı gibi karman çorman olurken boş boş Cennetin Cezası Kılıcına bakıyordu.

"Gökler gerçekten böyle olağanüstü yetenekli birini kıskanıyor." Ling Yun gözlerini kapadı ve anlayışlı bir şekilde konuştu.

"Büyük Wugou...Xia Yuanba denen kişiyi yakından izlemesi için birini gönderin ve herhangi bir kazaya karışmasına izin vermeyin. Ayrıca Büyükanne Jiumu'yu Prenses Cang Yue’nin durumunu kontrol etmesi için gönderin. Onun ruhunun ve bedeninin zarar görmesine izin vermeyin. İç çekme." Ling Yuefeng talimatlarını bitirdi ve derinden iç çekti. Sadece Gerçek Kaynak Aleminde sıralama turnuvasını kazanma başarısını elde eden bin yılda bir kere görülen eşsiz dahi bu şekilde düşmüştü. Birisinin pişman hissetmemesi mümkün değildi.

"Peki." Ling Wugou ayrılırken haysiyetli bir ses tonuyla konuştu.

"Bizde gitmeliyiz." Chu Yueli'nin gözleri Shui Wushuang ve Wu Xuexin'yi de alıp sessizce ayrılırken karmaşık bir ifadeyle dalgalandı. O Yun Che'nin ölümü yüzünden biraz pişmanlık ve acıma hissediyordu ama aynı zamanda sahip olmaması gereken biraz sevince de sahipti....çünkü bu olduğundan Xia Qingyue dünyevi duygulardan tamamen özgür olacaktı ve bir gün Asgard Sahibesi pozisyonunu devralıp Donmuş Bulut Asgardı Mavi Rüzgar İmparatorluğunun zirvesine çıkarana kadar Donmuş Bulut Asgard'da meditasyon yapmaya odaklanabilecekti. Donmuş Bulut Asgard'ın Yun Che'ye borçu oldukları devasa iyilikte havada kaybolmuştu.

İnsanların çoğu matem tutuyordu ama başkalarının talihsizliğine sevinen insanlarda vardı. Fen Juecheng'e gelince o bu olayın cennet tarafından gönderilmiş bir hediye olduğunu düşünüyordu. O Kendi kendine soğukça güldü ve düşündü. "Aptal! Bir çöp parçasını kurtarmak için canını verdi....tam bir salak! Ama bu şekilde öldüğün için şanslı olarak düşünülebilirsin. Eğer bana kalsaydın bu kadar kolayca ölmeyi asla düşünemezdin!"

Kalabalık dağılmaya başladı. Herkes Yun Che'nin ani ölümü nedeniyle Mavi Rüzgar İmparatorluğunda oluşacak büyük fırtınayı hayal edebiliyorlardı.

Ling Kun orijinal noktasında durdu ve Cennetin Cezası Kılıcına baktı. Üzerinde düşünürken kaşlarını ördü: Garip! Yun Che Cennetin Kudretli Ruh Bastırma Oluşumuna girdiğinde serbest bıraktığı güç açıkça önceki ile karşılaştırıldığında zayıf değildi...O neden Cennetin Kudretli Ruh Bastırma Oluşumundan etkilenmedi? Bunun nedeni bazı özel durumlar mıydı yoksa Cennetin Kudretli Ruh Bastırma Oluşumunda boşluklar mı vardı?

Ama o çocuk çoktan ölmüştü. Bu konuda daha fazla düşünmesinin bir anlamı yoktu. Kolunu hareket ettirdi ve bir ışık ışınına dönüşüp Kılıç Yönetimi Terasından kayboldu.

……………………

"N....Ne dedin....Ne dedin sen!?"

Chu Yueli olan şeyleri Xia Qingyue'ye anlattığında daha onu cevabını duyamadan şiddetli rüzgarda ki nilüfer yaprağına benzeyen Chu Yuechan'nın sesini duydu.

Chu Yuechan ayağa kalktı ve bedeninin etrafındaki buz ruhları kendini kaybetti. Chu Yueli şaşkın bir ifade ile ona baktı ve anlayamadığından sordu. "Abla sorun ne? Sen...."

"Sen.....sen onun....öldüğünü mü.....söyledin.....?"

O anda Chu Yuechan'ın sesi sanki bulutlarda süzülüyormuş gibi zayıtı. Onun kirpikleri, bakışları, buz ruhları hatta tüm bedeni titriyordu... Chu Yueli şok oldu. O ablasını bu dünyadaki herkesten çok anlıyordu. Onun kalbini sarsabilecek dünyada hemen hemen hiçbir şey yoktu. Ama şuan onun duyguları açıkça kontrolden çıkmıştı....hatta tamamen kontrolden çıkmışlardı!! Onun tüm hafızasında bu ilk kez olan bir şeydi. O birkaç adım atıp Chu Yuechan'ın önünde durdu ve endişeyle sordu. "Abla ne oldu? Sen....Sen yanlış duymadın değil mi? Ben ölen kişinin Yun Che olduğunu söyledim. O onunla beraber gelen Xia Yuanba'yı kurtarmaya çalıştı ve iblisin elinde öldü. Onun cesedi de iblisle beraber Kılıç Yönetim Terasının altına bastırıldı..."

Chu Yueli daha konuşmayı bitiremeden Chu Yuechan çoktan arkasında eşsiz ıssızlığa sahip dondurucu bir rüzgar bırakarak uçtu.

"Abla!" Chu Yueli bağırdı ve onu takip etti.

Shui Wushuang and Wu Xuexin ne yapacaklarını bilemez halde birbirlerine baktılar.

 Xia Qingyue'ye gelince...O kımıldamadan oturuyordu. O ileri bakarken tamamıyla sabitlenmiş bakışlarında en ufak bir renk ve odak yoktu. Nefes alışı ve kalp atışı bile tamamen durmuştu. Bir anda cansız ve güzel bir buz heykeli haline gelmişti...

--------ÇEVİRMEN NOTU-------

Diyecek çok şey yok. Devam :(


Chu Yuechan neler yapacak? Xia Qingyue ne yapacak? Yuanba'ya ne olacak? Yuanba'nın ablasına vereceği ders ne olacak? Yuanba'nın kararı ne olacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve okuyun :(

Yorum Yap "ATG 279 - DÜŞEN DAHİ"