Kilimanjaro Günceli

ATG 274 - CENNET HAVZASI GİZLİ BÖLGESİNDEN AYRILMA

Eylül 14, 2016



ATG 274 - CENNET HAVZASI GİZLİ BÖLGESİNDEN AYRILMA

"Bilmiyorum." Yun Che onu yalanlamadı ama doğrulamadı da. Biraz tereddütten sonra açıkça konuştu. "Ama ben transmigrasyon yaşadım çünkü ben Gökyüzü Kaynak Kıtasında zehirlenerek ölmüştüm ve Masmavi Bulut Kıtasında da 27 yaşındayken uçurumdan düştüm. Uyandığımda ben Gökyüzü Kaynak Kıtasına dönmüştüm ve zehirlenerek öldüğüm durumun altında uyanmıştım.. Ve Ling'er, benim Masmavi Bulut Kıtasındaki en önemli kişimdi ama o açıkça ölmüştü!"

Jasmine: “…”

"Aslında sana bu tür şeyler mi oldu?" Jasmine gerçekten ürkmüştü. Jasmine Samsara'nın Aynası ile ilgili efsaneler duymuştu ama onu yada gücünü daha önce görmemişti. Eğer Yun Che'nin dediği doğru olsaydı o zaman bu efsanelerdeki Samsara'nın Aynasının 'reenkarnasyon döngüsünden geçme' gücüyle mükemmel olarak uyuyordu! Böyle bir şeyi sadece Samsara'nın Aynası gerçekleştirebilirdi!

"O zaman anılarında her zaman bedeninde olan bir eşya var mıydı....Eğer doğru tahmin ediyorsam o her zaman boynunda taktığın kolye olmalı. Ben onu açtığında içinde sadece küçük bir aynanın olduğunu hatırlıyorum." Jasmine yavaşça konuştu. "O zaman Gökyüzü Zehir Sedefinden dışında bedeninde başka bir Cennetsel Kaynak Hazinesi var! Bunun dışında bu Cennetsel Kaynak Hazinesini nereden buldun?"

"Bilmiyorum....o her zaman benimleydi. Ben her zaman onu hep takmamın nedeninin onun gerçek ailemi bulmam için tek kanıt olması olduğunu düşünmüştüm." Yun Che kafasını salladı. "Şuan bilmek istediğim tek şey madem o Masmavi Bulut Kıtası gerçek o zaman orası nerede? Oraya nasıl dönebilirim....O gerçek Ling’er…bu yüzden yeniden onu bulmam gerek!"

"….Eğer senin bedeninden ayrılıp istediğim şekilde hareket edebilirsem o zaman 3 gün içinde Masmavi Bulut Kıtasını bulabilirim ama şuan bu benim için tamamen imkansız. Orası buradan çok uzakta olmamalı. Gücüm belirli bir yüksekliğe ulaştığında doğal dünyanın daha büyük bir bölümünü görebilirim. Senin için o kıtaya dönmenin tek yolu bu."

Çok uzakta değil...Bu Jasmine'nin güç seviyesinin açısındandı! Eğer gerçekten çok uzakta olmasaydı nasıl Gökyüzü Kaynak Kıtasında oraya ait bir kayıt olmayabilirdi. Jasmine'nin tahmini doğru olsa  ve iki kıta aynı düzlemde olsaydı bile ikisinin arasındaki mesafe inanılmayacak kadar uzak olmalıydı ve o mesafeye ulaşmak gökyüzüne ulaşmaktan daha zor olurdu.

Jasmine'nin son sözleri Yun Che'nin zihni bulanık beynine şiddetle vurdu ve aniden onun aklını başına getirdi.

Doğru...Aynen öyle! Şuan ne kadar düşünürsem düşüneyim işe yaramaz! En azından sonuçta Su Ling'er hala bu dünyada. Bu inanılmaz derecede hoş bir sürpriz. Ling'er'i tekrar görmek için tek yol güçlü olmak. O güçlü olduğu sürece, yeryüzü ve gökyüzünü ondan çekindirecek kadar güçlenecekti ardından Masmavi Bulut Kıtası görüşünde ortaya çıkacak ve Ling'er'i yeniden bulacaktı!!

Yun Che'nin ruh hali inanılmaz derecede sakinleşti. Soluk aldı ve sordu. "Jasmine eğer gerçekten Cennetsel Kaynak Hazinesinin müdahalesi nedeniyle Masmavi Bulut Kıtasında zaman geriye doğru aktıysa o zaman şuanda Masmavi Bulut Kıtasında başka bir Gökyüzü Zehir Sedefi ortaya çıkmış olabilir mi?"

"Bu olasılık dışı." Jasmine hafifçe konuştu. "Ayrıca sanırım senin bu konu hakkında yanlış anladığı bir şey var. Samsara'nın Aynasının gücü gerçekten aktif hale getirilirse o zaman geriye doğru akan zaman sadece bunun küçük bir parçası olur. Müdahale ettiği en uygun şeyler 'karma' ve 'reenkarnasyon' Şuanda sadece sen ve Gökyüzü Zehir Sedefi konu ile ilgili değil ayrıca onların....asla var olmaması da mümkün."

Yun Che: “…”

'karma' ve 'reenkarnasyon'....bunlar hayali ve efsanevi sözlerdi. Onlar ne olursa olsun dokunulamayacak şeylerdi. Yun Che böyle inanılmaz derecede hayali şeylere aslında müdahale edilebileceğini asla düşünmemişti. Dışarı doğru avucunu yaydı ve loş kolyeye baktıktan sonra sessizce sordu. "Eğer bu gerçekten Samsara'nın Aynası ise o zaman nasıl bir insan....böyle bir şeyi gerçekte oluşturabilir..."

(Ç.N: Merak mı ediyorsunuz? O zaman edin ne yapayım :D)

"Bu gerçeği bulmak mümkün değil." Jasmine konuştu. "Ama kesin olan tek şey 'karma' ve 'reenkarnasyon'a yapılan müdahalenin 'boyut' ve 'zaman'a yapılandan on milyonlarca kez zor olması. Gerçek Tanrılar hala var olduklarında zamanın akışına müdahale edebilecek güçler vardı ama tek bir Gerçek Tanrı bile 'karma' ve 'reenkarnasyon'a müdahale edecek yeteneğe sahip değildi. Onlar evrensel düzenden beri en temel yasalar olduklarından onlar kesinlikle oynanmaz olmalılar aksi halde evrensel düzende kontrolün dışında bir beklenti ve kaos olurdu. Ancak Samsara'nın Aynası aslında evrensel yasaların en temelleriyle oynayabiliyor...Gökyüzü Zehir Sedefinin senin bedeninle birleşmesi tamamen 'karma'nın müdahalesi yüzünden. Bu imkansız olması gerekeni mümkün yapıyor. Kimse onu kimin yaptığını ve hangi gücün yaptığını bilmiyor."

(Ç.N: Gerçek Tanrıların üstünde desek En Gerçek Tanrılar yada Çok Gerçek Tanrılar bence :D Hatta Xia Qingyue'nin annesi yapmıştır bunu yazın bunu bir yere :D )

"Samsara'nın Aynası ile ilgili bir çok efsane var. O tarihinde bilinmeyen bir yere düşene kadar bir çok kişinin eline düştü.... Ama ben daha önce onun gücünü aktive edebilen birini hiç duydum. Cennetsel Kaynak Hazineleri için daha akıl almaz olan şey sensin...Sen açıkça aşağı bir insansın ama sen 2 tane Cennetsel Kaynak Hazinesine sahipsin...Eğer benim Gökyüzü Zehir Sedefine güvenmek zorunda olduğum ve onun senin bedeninle birleşmiş olduğu gerçeği olmasaydı ben tereddütsüz bir şekilde seni öldürür ve ikisini de almayı seçerdim."

(Ç.N: Tsundere Jasmine :D )

"Yun Che sana ne oldu?"

Derinlemesine şüpheli bir ses Yun Che'nin kulağının yanındaki temiz ve soğuk havada ortaya çıktı. Avcunda kavradığı kolyeyi geri takmadı ve Gökyüzü Zehir Sedefinin içine koydu ardından mahcup bir şekilde Xia Qİngyue ile konuştu. "Sorun yok. Sadece ani bir pişmanlığa sahiptim."

Kötülük Tanrısının su tohumunu yuttuktan sonra su elementi ile bir samimiyet hissediyordu ve bu Xia Qingyue'ninkini aşmıştı. O şuan bu karlı ve buzlu dünyada en ufak bir soğuk hissetmiyordu. Her yerinde garip bir ifade olan Xia Qingyue'ya baktı ve konuştu. "Ben gerçekten senin İmparator Kaynak Alemine girdiğini gördüklerinde ustanın ve diğerlerinin nasıl şaşıracağını görmek istiyorum."

Hiç şüphesiz Cennet Havzası Gizli Bölgesinden ayrıldıklarında ve Xia Qingyue'nin gücü ortaya çıktığında bu büyük tarif edilemeyecek bir kargaşaya sebep olacaktı. 17 yaşında İmparator Kaynak Alemine girmek gerçekten 4 Büyük Kutsal Bölge seviyesinde bir başarıydı....Küçük Mavi Rüzgar İmparatorluğundan Kutsal Bölge seviyesi bir öğrenci çıktığından belki de tüm Gökyüzü Kaynak Kıtası sarsılacaktı.

Xia Qingyue derinden Yun Che'ye baktı ve aniden konuştu. "Teşekkür ederim."

"...Neden teşekkür ediyorsun?"

"Müthiş güç benim için çok önemli ve o benim tüm hayatım boyunca takip edeceğim bir şey. Eğer sen olmasaydın ben şuan ki yüksekliğime ulaşamazdım. Bu yüzden teşekkür ederim." Xia Qingyue bakışlarını kontrol ederken hafifçe konuştu. O zamanlar Yun Che Yüzen Bulut Şehrindeyken güçsüz ve çaresizdi bu yüzden sonunda klanından atılana kadar her zaman zorbalığa uğramıştı. Eğer onun yardımı olmasaydı Yun Che'nin en sevgili yakınları zorluklarla karşılaşacaktı...Onunla tekrar karşılaştığında Yun Che olgunlaşarak gökyüzünü delen bir ağaç olmuştu. O zaman Yun Che'nin ona verdiği yardım onun Yun Che'ye verdiğinden on milyon kat büyüktü.

"Heh, biz evliyiz bizim birbirimize teşekkür etmemize gerek yok." Yun Che sırıttı ve güldü. "Eğer gerçekten bana teşekkür etmek istiyorsan hmm...gülümsediğini görmeme izin ver. Biz birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz ama senin daha önce gülümsediğini hiç görmedim."

Xia Qingyue hafifçe kafasını salladı. "Bu benim için imkansız. 4 yaşımdan beri ben nasıl ağlanacağını ve nasıl gülümseneceğini çoktan unuttum."

(Ç.N: Ağladın numara yapma :D )

Yun Che hemen sersemledi. O Xia Qingyue'nin gözlerinde kasvetli bir karışıklığın parlayıp geçtiğini gördü. Biraz düşündükten sonra konuştu. "O zaman bana neden ısrarla güç aradığını söyleyebilir misin?"

O küçükken nişanlısı Xia Qingyue hakkında merakla doluydu. Xia Yuanba ile oynadıklarında ona Xia Qingyue'yu soruyordu ama onun cevabı hep aynı oluyordu....Ablam kaynak gelişimi yapıyor.

O hemen hemen bütün zamanın kaynak gücünü geliştirmeye adamıştı. Yun Che 16 yaşına gelene kadar onu sadece birkaç kez görmüştü ve onların hepsi kısacık bakışlardı. Onun kaynak gücüne olan bağlılığı diğer insanların için anlaşılmazdı.

Xia Qingyue bir süre sessiz kaldı. Yeşi elini uzatıp süzülen karlara dokundu ve yavaşça konuştu. "Sende benim gibi değil misin...Sen neden bu kadar bağlısın."

"Kendim ve önemsediğim insanlara kötü davranılmaması için." Yun Che en ufak bir tereddüt etmeden söyledi.

"Kötü davranılmaması...." Xia Qingyue'nin kirpikleri kapandı ve çırpınan kar kadar nazik sesiyle konuştu. "Ben sadece....ailemi tekrar birleştirmek istiyorum."

Yun Che şok ile Xia Qingyue'ye bakarken kalbi etkilendi. Bir süre onun sözlerinin anlamı hakkında düşündü ve sordu. "Bu 'aile' beni de kapsıyor mu? Eğer aile hakkında konuşuyorsan o zaman kocan olarak....kağıt üzerinde ailenin en yakını olmalıyım."

Buz ve kar yavaşça Xia Qİngyue'nin avucunda yavaşça birikti ve uzun süre erimedi. Yeşim eli hareket etti ve beyaz kar soğuk rüzgarla beraber dört bir yana dağıldı. O kalbinde sessizce yayılan tarif edilemez ve kasvetli bir acıdan etkilendi. "Ben bir kocaya sahip olmaya uygun olmayan biriyim...çünkü ben asla bir eş olarak sorumluluklarımı yerine getiremeyebilirim...Benim buradan ayrılacağım ve bir daha dönmemin imkansız olabileceği bir gün gelecek..." Gözlerini kapattı ve sanki bir rüyadaymış gibi yavaşça konuştu. "Bir kez sen kum gibi sıradandın ve sadece ara sıra senin hakkında endişelendiriyordun. Şimdi sen bir elmas gibi göz kamaştırıcısın ve hiçbir geleceği olmaması kaderinde yazılan beni gittikçe dehşete düşmüş hissettiriyorsun..."

Gümbürtü....Gümbürtü....

Derin ve uzaktan gümbürtü sesleri geldi ve zeminde hafif titreşimler ortaya çıkmayı başladı. Yun Che ve Xia Qingyue'nin yanında ayrı ayrı iki tane uzaysal girdap ortaya çıktı.

"Görünüşe göre dönüyoruz..."

Daha Yun Che cümlesini bitiremeden ikisi aynı anda girdaplara emildi.

-------ÇEVİRMEN NOTU-------

Bu bölümde bitti. Şimdi nasıl şaşıracaklar acaba :D Normalde burada bırakırdım ama o beklediğim bölüm hala gelmedi. Onu bekliyoruz. Devam yani ^^


Xİa Qİngyue'yi gördüklerinde ne yapacaklar? Yun Che'ye bir şey yapmaya çalışanlar olacak mı? Yanan Cennet Klanı ne yapacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve okuyun :D

Yorum Yap "ATG 274 - CENNET HAVZASI GİZLİ BÖLGESİNDEN AYRILMA"