Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 27

Eylül 01, 2016

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Kargaşa (6)
Çeviri için Useless, düzenleme için Aoi Shuu, kontrol, edit için Wertyul  arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

Altmış altıncı avlu Xiao Lingxi’nin yaşadığı yerdi. Xiao Klanındaki herkes orada yaşayanın kim olduğunu biliyordu.

Etraftakiler ayrılıp herkes görebilsin diye Xiao Lingxi’yi tek başına bırakmıştı. Xiao Che kaşlarını çatarken Xiao Lie’nin ifadesi büyük ölçüde değişti. İfadesi aniden kıyaslanamaz bir şekilde bulutlu oldu ve ilerleyip Xiao Lingxi’nin önünde durdu. Göğsünde patlama yaratacak kadar çok öfke dalgası vardı.

Xiao Jiu’nin “altmış altıncı avlu” demesiyle Xiao Che hissettiği bu uyumsuz duygunun ne anlama geldiğini tamamen anladı.

Daha öncesinde Xiao Kuangyun bir çok insan olmasından ve birbirlerine çok yakın olmalarından dolayı Xiao Lingxi’nin nerede olduğunu tespit edememişti. Ancak şuan doğal olarak görüyordu. Gözlerinde görülen ışık yırtıcı bir kurdunkine benziyordu. Xiao Lingxi, Xia Qingyue kadar güzel değildi ama yine de her yönden gerçek bir genç kızdı. Doğuştan parlak gözlere, beyaz dişlere, zarif, nazik, güzel ve alımlı bir yüzü vardı. Özellikle gözleri şu anda panik ve korku ile dolu olsa da hala bahar suyu gibi şeffaf, temiz ve hareketliydi.

Xiao Kuangyun bir ağız dolusu salyasını zorla yuttu ve şok oldu… Xiao Yulong gerçekten bana yalan söylememiş. Bu Xiao Lingxi görünüş açısından Xia Qingyue’dan biraz daha kötü olsa da sadece biraz kötü. Ancak lezzeti kesinlikle güzel olmalı. Ayrıca olgunlaştığında Xia Qingyue’dan daha iyi olabilir. Böyle bir yerde beklenmedik bir şekilde iki tane birinci kalite güzellikle karşılaştım. Bu basitçe uzun ve yorucu yolculuktan sonra bana cennet tarafından verilen bir ödüldü.

Xiao Kuangyun başlarda Xiao Klanına gelmenin son derecede aptalca bir karar olduğunu düşünüyordu. Ancak babasının emrine karşı gelemedi ve buraya geldi.

“Xiao Lingxi… nasıl sen olabilirsin?”

Xiao Lingxi’yu gördüğünde Xiao Yunhai’nin ifadesinde ilk başta şaşkınlık vardı. sonrasında şoka girdi ve daha sonra da güvensizlik gözüktü.

“Ben değilim. Klan lideri… Gerçekten ben değilim.” Xiao Lingxi zorla başını sallarken yüzündeki dehşete düşmüş ifade gözüküyordu. O gerçekten kaynak açma tozunu çalmayı düşünmüştü ama sonrasında Xiao Lie’ye yakalanınca itaatkar bir şekilde odasına dönüp uyumuştu. Kesinlikle kaynak açma tozunun hırsızlığı hakkında bir şey bilmiyordu.

“Ohh. Bu pervasız hırsızın bu küçük kız olacağını beklemiyordum.” Xiao Kuangyun gizemli bir biçimde konuşmaya devam etti. “Ama kim olursa olsun onları hafifçe bırakmayacağımı söyledim.”

“Ah. Xiao Lingxi sen nasıl…. isteyerek böyle pervasız bir şey yapabildin? Çaldığın şey o kadar yoldan gelen Xiao Tarikatının bize hediye ettiği bir şeydi. Buna ben ne yapabilirim?” Xiao Yunhai aşırı kederli bir ifadeyle ağırca iç çekti.

“Klan lideri. Ben değildim. Gerçekten çalan ben değildim. Bir yerde… bir yerde bir hata olmalı.” Xiao Lingxi başını defalarca ve defalarca salladı. Tüm yüzü soluk renkliydi.

Xiao Kuangyun sinirli ve sert bir ses tonuyla “Kaynak açma tozu kutusuyla beraber senin yastığının altında bulundu. Eğer sen çalmadıysan kanatlanıp oraya mı uçtuğunu söylüyorsun? Genç hanım sana demin suçunu itiraf etmen için şans verdim. Ama sen bu şansı kullanmadın. Şimdi bizim kesin kanıtımız ve Xiao Klanının dışında ki sayısız insanın şahitliği var. Hala suçunu kabul etmeyecek misin? Sanırım sana ağır bir ceza vermediğim sürece itiraf etmeyeceksin.” Dedi.

“Ağır bir ceza vereceğim.” Bu dört kelime Xiao Lingxi’nin tüm bedeninin sallanmasına neden oldu. Eğer Xiao Che hemen onun bedenini desteklemeseydi çoktan yere düşmüştü. Xiao Che’nin sıktığı elindeki eklemlerden *pop* sesleri geliyordu. Dikkatlice Xiao Kuangyun’u izliyordu. Yeniden doğduktan sonra ilk defa bedeninden gerçek bir öldürme isteği yayılıyordu. (Ç.N: Xiao Che’ye diss atmışsın başına büyük bir bela almışsın asdasdas 😀 )

“Genç lider lütfen sakin olun.” Xiao Yunhai hemen ileri çıkıp bir dizinin üzerine çöktü. Yalvaran bir ifadeyle “Xiao Lingxi’nin Xiao Tarikatından çalması gerçekten affedilemez ama… ama o kötü biri değil. Xiao Klanımızın içinde o çok sevilir. Onun kaynak açma tozunu çalma meselesi de bazı komplikasyonlar içeriyor.” Dedi. (Ç.N: komplikasyon = Hastanın yada doktorun elinde olmadan gelişen, istenmeyen gelişmelerdir. Örneğin, ameliyat sırasında sterilizasyona ne kadar dikkat edilirse edilsin enfeksiyon riski her zaman vardır; enfeksiyon gelişir ise bu bir komplikasyondur. )

“Komplikasyon? Ne komplikasyonu?” Xiao Kuangyun karanlık bir ifadeyle sordu. (Ç.N: artiz? Ne artizi? Artiz ne arar la bazarda ? 😀 )

Xiao Yunhai gözleriyle beraber duran Xiao Che ve Xiao Lingxi gösterdi. Vicdan azabı çeken bir ifadeyle “Xiao Lingxi bizim beşinci büyüğümüzün tek kızı ve onunda kendinden bir yaş büyük Xiao Che isimli bir yeğeni var. Yeğeni şanssız olduğundan deforme olmuş kaynak damarlarıyla doğdu… Deforme olmuş damarlara sahip olduğundan Xiao Che nereye giderse gitsin yine de hayatını harap olmuş bir şekilde geçirecek. O Xiao Che’ye son derecede değer veriyor ve hep onun damarlarını düzeltecek bir yol arıyor. Bu tüm Xiao Klanının ve Yüzen Bulut Şehrinin bildiği bir şey. Burada bulunan herkes bunu onaylar. Xiao Lingxi’nin kaynak açma tozunu çalmaya cesaret etmesinin nedeni kaynak açma tozunun bozuk damarları düzelteceğini duymuş olması. Böylece yeğenini kurtarmak için böyle pervasız bir suç işledi.” Dedi.

“Suç işlenmiş ve kanıtlarda kesin olması su götürmez bir gerçek olsa da genç lider yalvarırım Xiao Lingxi’nin hala genç olduğundan ve samimi bir kalbe sahip olmasından dolayı vereceğiniz cezada yumuşak davranın. Tüm Xiao klanımız sizin yapacağınız büyük incelik dolayısıyla size minnettar olacağız.”

Xiao Yunhai’nin duruşu alçak olsa da söylediği her söz samimiydi. Sözleri doğrudan kalbe hitap ettiğinden herkesi etkilemişti. Sözleri aynı zamanda herkesin Xiao Lingxi’nin nasıl kaynak açma tozunu çalmaya cesaret ettiğini aniden anlamasına neden oldu. Sonunda anlaşıldı ki kaynak açma tozunun ayrıca deforme olmuş damarları iyileştirme yeteneği varmış. Şaşmamalı…

Yüzen Bulut Şehrinde ki herkes Xiao Che’nin damarlarının doğuştan hasarlı olduğunu biliyordu. Xiao Lingxi’nin onu her zaman el üstünde tuttuğunu ve onun damarlarının durumunu durmadan merak ettiğini Xiao Klanında ki herkes biliyordu. Tüm bunları düşününce Xiao Lingxi’nin hırsızlık yapması pervasızca değil makul oluyordu.

Birkaç kişiden daha fazla insan gizlice Xiao Yunhai’un Xiao Kuangyun’a dalkavukluk yapmasını küçük görüyordu. Ancak şimdi kalplerinde Xiao Yunhai’ye karşı hayranlık hissetmeye başlamışlardı. Xiao Klanının bir üyesini korumak için karşısında ki Xiao Tarikatından olsa da tüm gücüyle bağışlanma elde etmek için yalvarıyordu. Ayrıca sözleri de tutkuluydu ve diz bile çökmüştü.

Sadece Xiao Che öfkeyle küçümsüyordu… Ne kadar kusursuz bir performans! Görünürde birisi Xiao Lingxi’nin affedilmesi uğruna yalvarıyordu ama gerçekte ona karşı olan suçlamaların hepsini tamamen haklı çıkarıyordu. Eğer Xiao Che yabancı olsaydı her şeyin Xiao Lingxi tarafından yapıldığına kesinlikle inanırdı.

“Anlaşılan o ki demek böyle bir durum vardı.” Xiao Yunhai’nun sözlerini duyduktan sonra Xiao Kuangyun’un ifadesi açıkça yumuşadı. Düşünmeden “Hmph. Benim asil tarafım kötü ve acımasız değil. Bu hatayı yeğeninin uğruna yaptığını düşünürsek eğer itaatkar bir şekilde hatasını kabul edip özür dilerse hala nazik olmayı düşünebilirim.” Dedi. (Ç.N: la bebe senin asil tarafını yesinler. Sen askerde çok dayak yersin ona göre. 😀 )

“Ben değildim. Çalan gerçekten ben değildim.” Xiao Lingxi zorla başını sallıyordu. Dişlerini sıktı ve ardından boğuk bir sesle bağırdı. “Eğer yapsaydım kesinlikle itiraf ederdim… Ama ben gerçekten çalmadım. Ben bile onun odamda nasıl görüldüğünü bilmiyorum. Bir hata olmalı. Klan lideri lütfen bana inanın. Ben değildim.”

Onun bağırması sadece kimseyi etkilememekle kalmadı ayrıca Xiao Yunhai’nin önceki hareketlerine ters düşüyordu. O kaynak açma tozunu çalmak için en çok nedene sahip kişiydi ve ayrıca tozda onun odasında bulunmuştu. Bu gerçekler bile onun suçunu kanıtlamaya yeterdi. Xiao Yunhai onun için ne kadar tehlikeli olduğuna bakmadan yalvarmıştı ama o hala itiraf etmiyordu.

Xiao Kuangyun’un yumuşamış ifadesi yeniden karanlıklaştı. Alay eder bir şekilde “Hata nerede? Tarikatımız bizzat kaynak açma tozunu senin odanda buldu. Tarikatımızın bir üyesinin sizin küçük klanınızın bir üyesi olan genç bir kıza kasıtlı olarak komplo kurduğunu mu söylüyorsun? Eh?” Dedi.

Xiao Kuangyun konuşmasını öfke ve güvenle yapmıştı. Gözlerinde bir değeri olmayan Xiao klanının bir üyesine Xiao Tarikatı’nın bir üyesi kasıtlı olarak komplo kurmuştu. Bu duyan herkesin şaka sanacağı bir şeydi.

Bu arada Xiao Klanının 1. büyüğü Xiao Li ayağa kalktı. Xiao Lingxi’yi işaret edip sert bir dille “Xiao Lingxi! Böyle büyük bir hata yaptın ve böylece tüm Xiao Klanını küçük düşürdün. Klan lideri senin affedilmen için bizzat yalvardı ve genç lider Xiao bile sana merhametle muamele etmeyi düşündü ama sen beklenmedik bir şekilde hala iyi bir şey görsen de anlamadın. Sen gerçekten… bizi çok fazla hayal kırıklığına uğrattın.” Dedi.

“Ah. Bu hayal kırıklığından daha fazlası bu içler acısı.” 2. büyük Xiao Bo kafasını salladı ve üzgün bir ifade ile konuşmaya devam etti. “Sen klan liderinin yaptığı şeyi bile boşa harcayacak kadar ileri gittin… Ah. Xiao Lingxi! Xiao Tarikatı gibi bir mevcudiyet seni kasten ve isteyerek suçlar mı? Eğer hatanı kabul edersen bu en iyisi olurdu. Ama sen böyle davranarak Yüzen Bulut Şehri’nden gelenlere karşı bizi çok fazla utandırdın.”

“Ben. Ben… ben…” Birbiri ardına acımasız ve soğuk bakışları gören Xiao Lingxi’nin güzel vucudu titredi ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Zihni tamamen boştu. Düzgün bir cümle bile kuramıyordu.

O anda Xiao Che eliyle onunkini hafifçe sıktı. Yanında durdu ardından sadece onun duyabileceği şekilde ve sıcak bir samimi tonuyla “Küçük hala korkma… şimdilik bir şey söyleme çünkü ne söylediğinin bir önemi yok. Sana inanıp inanmamaları önemli değil. Ben her zaman sana inanıyorum küçük hala. Gerisini bana bırak.” Dedi. (Ç.N: saldır Che arkandayız tüm okuyucular olarak gazan mübarek olsun güzel kardeşim söz halayı kurtarırsan 2 bölüp daha fazla atg çevireceğim. 😀 )

Gerisini….Bana bırak…

Kaynak gücü minicikti ve vücudu da zayıftı. Sürekli koruma altında büyüdü. Ama buna rağmen bu zayıf beden onun önünde duruyordu. Ondan duyduğu birkaç sözden sonra ümitsizlik, korku ve buz gibi soğuk düşünceler hızlıca ve beklenmedik bir şekilde huzurlu ve sıcak hale geldi… Sanki çocukluklarına dönmüştü. Ne zaman zorbalığa uğrasa en ufak bir çizik dahi almasını önlemek için o her zaman uzaklardan uçarak gelerek önünde durur ve elleri, ayakları, dişleri hatta her şeyini kullanırdı.

Xiao Che… Sessizce kalbinde mırıldanıyordu.

“*Cough* *cough*..” Xiao Che ileri birkaç adım attı ve herkesin dikkatini çekmek için öksürüyor taklidi yaptı. Hafifçe eğildi ve gülümseyerek “genç lider Xiao ve uzak mesafeden onunla birlikte gelen diğer üç arkadaşı. Kendimi tanıtmama izin verin. Ben Xiao Lingxi’nin yeğeni Xiao Che. Çalınan ve daha sonrasında bulunan kaynak açma tozuyla ilgili klan liderine sormak istediğim birkaç soru var. Bununla ilgili bir sorun olmamalı değil mi?” Dedi.(DN: Ve sherlock holmes Dirilir 😀 )

“Oh… Demek sen Yüzen Bulut Şehrinin kötü şöhretli çöp parçasısın.” Xiao Kuangyun kayıtsızca ona baktı ve küçümseyici bir şekilde konuşmaya devam etti. “halan için bahane üretmeyi düşünmüyorsun değil mi? *Kıkırdama* Konuş bakalım. Sorularınla ne öğrenebileceğini merak ediyorum.” (Ç.N: *Kıkırdama* arada kıkırdadığını söylüyor güzel anlatabildim mi bilmiyorum ama 😀 )

“Che Er…” uzun aman önce yüzü soluklaşan Xiao Lie hafifçe konuştu. Ama aldığı cevap Xiao Che’nin arkasında ki sağ eliyle yaptığı bir şey deme hareketi olmuştu.

“Peki öyleyse.” Xiao Che başıyla onayladı ve bakışlarını Xiao Yunhai’ye doğru çevirip “klan lideri kaynak açma tozu ile ilgili size sormak istediğim birkaç soru var.” Dedi.

Xiao Yunhai’nun cevabını beklemeden Xiao Che konuşmaya başladı. “ilk soru… Klan lideri siz kaynak gücünü geliştirme yada zihinsel dayanıklılık bakımından Xiao Klanında rakipsizsiniz. Ayrıca siz tedbirli ve ne olursa olsun istikrarlısınız. Eğer böyle olmasaydı klanımızın lideri olamazdınız. Bu konuyu Xiao klanı ve Yüzen Bulut Şehrindeki herkes istisnasız olarak biliyor. Şimdi soruma geçiyorum. Klan liderinin tedbirli olma huyu düşünüldüğünde Xiao Tarikatından hediye aldıktan sonra yapılacak en iyi eylem onu yanında tutmak olmalıydı çünkü sizin yanınızda diğer yerlerden daha güvende olacaktı. Ama klan lideri bunun yerine hediyeyi klan içindeki en güvensiz yer olan revire bıraktı. Klan lideri bunu açıklayabilir mi?”

————————–ÇEVİRMEN NOTU———————

Xiao Che yardır aslanım hepimiz arkandayız halanı kurtar klan liderini rezil et tarikat bebesini mal et sana güveniyoruz. Umutlarımızı sana bağladık saldır evlat diğerleri senden vazgeçerse ben buradayım 😀


Xiao Che’nin ilk sorusuna ne cevap gelecek? Toplam kaç soru soracak? Xiao Che’ye sorularından sonra nasıl tepkiler gelecek? Karısı Xiao Che’nin yaptığı bu davranışa ne diyecek? Merak mı ediyorsunuz? Ediyorsanız ve Che kardeşte halayı kurtarırsa söz verdiğim gibi 2 bölüm fazla atacağım onun için kurtarırsa öğreniriz 😀 yada kurtaramazsa bekleyin okuyun ve öğrenin…

Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "ATG 27"