Otto Von Bismark Günceli

ATG 268 - NİŞANLANMA

Eylül 14, 2016


ATG 268 - NİŞANLANMA

 Yun Che'nin sözleri aniden herkesi şaşırttı. Her taraftan fısıldamalardan gelmeye başladı ve bir çok kişi bu konu hakkında bir şey bilmediğini göstermek için sürekli olarak başını salladı. Herkesin ifadesi Su Ling’er hala çok küçük olduğundan özellikle garipti. O bu sene sadece 10 yaşındaydı! Eğer masum iki kişi yetişkin olmadan nişanlanırsa bu oldukça normal olurdu ama Yun Che tamamen büyümüş bir yetişkindi! Burada kesinlikle yanlış bir şey vardı....

Önlerindeki duruma bakınca kim olursa olsun herkes bunun sadece Su Hengyue'nin emellerini engellemek için üretilmiş bir bahane olduğunu düşündü.

Su Hengshan da afalladı ama hızlı bir şekilde tepki verdi. İfadesini bozmadan Yun Che'ye bir bakış attı ve konuştu. "Bu doğru. O benim gördüklerimin arasında genç nesildeki bir numaralı dahi. Ben ona oldukça hayranlık duyuyorum sonuçta o doğal yetenek açısından Su Haoyu'dan en az 10 kat iyi! Bunu hepiniz kendi gözleriniz ile gördünüz ayrıca o benim kızımın hayatını kurtardı bu yüzden ben kızımın onunla olan evliliğini ayarladım. Kızım 16 yaşına bastığında onlar evlenecek!"

Su Ling’er masum sulu gözlerini kırptı. Yüzünün her yerinde karışıklık bir görüntü vardı. Sonuçta o 2-3 yaşındaki bir çocuk değil çoktan 10 yaşına girmiş biriydi. O 'evlilik' kelimesinin anlamını biliyordu. O bunun anlamını tam olarak anlamasa bile onun temelde ne olduğunun farkındaydı. Babasına ve ardından Yun Che'ye baktı. Ne yapacağını bilemez haldeyken kalbi çılgınca atıyordu.

"Hepsi palavra!" Su Hengyue dişlerini sıktı ve öfkeyle konuştu. "Su Hengshan herkesi salak yerine koyma! Bu çocuk sadece sana son zamanlarda yardım eden biri! Bu evlilik şeyi sadece bir bahane! Aksi halde bunu bilen tek bir kişi bile nasıl olmaz!"

"Hehe, bunun tek nedeni bunu henüz resmen duyurmamış olmam. Sakın bana kendi kızımın evlilik gereksinimleri için başkasının onayını almam gerektiğini söyleme." Su Hengshan kayıtsızca konuştu. Kalabalığa baktı ve ardından sakince devam etti. "Görünüşe göre hepiniz çok ikna olmadınız. Tamam o zaman ben, Su Hengshan bugün bu meseleyi resmen duyuruyorum...."

O Yun Che'ye baktı ve Yun Che'de ona baktı....Su Hengshan'nin ifadesi akıl almaz derecede karmaşıktı ama Yun Che'nin ifadesi akıl almaz derecede sakin ve sarsılmazdı. Bu aynı kızı içtenlikle seven iki erkek arasındaki gözlerin buluşmasıydı. Onların gözlerindeki ifadelerden birisi saf baba sevgisiydi diğeri ise birisinin kalbini sallayacak....ölümsüz bir kararlılıktı.

Yun Che'nin gözündeki bakışı gördükten sonra Su Hengshan'nin kalbi ve zihni sakinleşti. Tüm tedirginliği harika bir sakinlik hissine dönüştü.

Onun önceki ruh hali Yun Che tarafından şoka dalmıştı. Her ne kadar o Su Hengyue ve oğlundan nefret etse de onları tanımaktan başka şansı yoktu. Su Haoyu'nun doğal yeteneği inanılmazdı ve Büyük Uyanış Klanında ona kimse yetişemiyordu. Ama aslında ondan 2-3 yaş küçük olan Yun Che'nin önünde ezici bir yenilgi almıştı. Ve onun bir sonraki saldırısı Yeryüzü Kaynak Aleminde olan Li Yunji'yi ağır yaralayabilmişti. O sadece bu yaşta böyle korkutucu bir kuvvete sahipti. Kendi bilgisinde böyle bir şey sadece akıl almaz olarak tarif edilebilirdi.

Böyle bir güce sahip olan bir genç Supwake Ülkesinin en üst birinci sınıf tarikatlarından birinde doğmuş olmalıydı...yanlış! Onun doğduğu tarikat Masmavi Bulut Kıtasında bile birinci sınıf olmalıydı!

Her ne kadar Büyük Uyanış Klanı Supwake nehrinin doğusundaki her şeyi kontrol etse de böyle bir gencin onların klanında ortaya çıkabileceğini asla hayal edemezdi. Onun ait olduğu tarikat Büyük Uyanış Klanının sadece diz çöküp ibadet edeceği bir varlıktı. O bu noktadan en ufak bir şüphe duymadan emindi. Aynı görüşler orada olan hemen hemen herkesin kalbinde de ortaya çıktı.

O kızına tamamen uygun olduğundan şuan tek kaygısı Su Ling’er'in ona uygun olup olmadığıydı.

Yun Che'nin görünüşü benzersizdi....Kişiliğinin yanı sıra derin ve akıl almaz ifadeleri kimsenin ulaşamayacağı bir şeydi...Bunların hepsi Su Hengshan'nin kalbinde ikincildi ama Yun Che'nin kızına gösterdiği sevgi ve koruma onun ruhunun ve iskeletinin derinliklerinden geliyordu. Onun daha önce bir kez kızının hayatını korumak için gösterdiği sarsılmaz kararlılık onun duygusaldan başka bir şey hissedememesine yol açmıştı. Her ne kadar o ve Su Ling’er açıkça sadece bu sabah tanışmış olsa da Su Hengshan'ın hissettiği sansasyon kalbinin derinliklerinden onu hayret ettirecek kadar inanılmaz bir seviyede açıktı.

Ve bir baba için kızını, onu hayatı ile korumak isteyen birine emanet etmekten daha rahatlatıcı bir şey olabilir miydi?

Ve aynı zamanda Su Ling’er de açıkça Yun Che'ye karşı mantıksız bir güven ve bağlılık gösteriyordu.

O Yun Che'nin ahlak kurallarının nasıl olduğunu belirlemekten acizdi. Bugün başından beri kesinlikle kaçınması gereken bir durumda o tereddütsüz bir şekilde gücünü göstermiş ve kendini tehlikeli bir duruma sokmuştu. Bu ayrıca Su Hengshan ve Büyük Uyanış Klanına yönelik bir iyilikti ama o Yun Che'nin böyle davranmasının tamamen Ling’er yüzünden olduğunu hissediyordu.

Sonuç olarak o eğer kızını böyle bir kişiye emanet ederse kızının hayatı hakkında rahat olabilirdi. Eğer o bir leke bulacak olsaydı bu Yun Che'nin çoktan evli olduğu olurdu. Eğer kızı gelecekte Yun Che ile evlenirse o sadece bir cariye olabilirdi

Kızının evliliği ile ilgili konular hakkında bugünden önce hiç düşünmemiş olan Su Hengshan'ın ruh hali inanılmaz derecede sakindi. Yüzünde hafif bir gülümseme vardı ve ilan etmek için heybetli bir ses kullandı. "Bugün ben kızım Su Ling’er'in Yun Klanının oğlu Yun Che ile nişanlanacağını ilan ediyorum. Kızım hala küçük ama 16 yaşına geldiğinde onlar evlilik tarihleri belirleyecek! Buradaki herkes buna şahit olacak!"

Su Hengshan'ın her kelimesi yankılandı. Kimse tek bir sahtecilik yada gönülsüzlük zerresi bile duyamadı. Konuşmayı bitirdikten sonra yüzündeki gülümseme ve gözlerindeki sıcaklıkla Yun Che'ye doğru başıyla selam verdi. Bu bir kızın babasının damadını derinden inceleme bakışıydı. En ahlaksız insan bile sahte oyunculuk ipi göremiyordu.

Yun Che hızlıca ilerledi ve tek dizinin üstüne diz çöküp samimiyetle konuştu. "Damat Yun Che rızası için kayınbabama teşekkür ediyor."

"Yun Che bunu iyi düşünmelisin. Benim Büyük Uyanış Klanımın kızları asla yabancılarla evlenmez. Eğer kızımla evlenmek istiyorsan o zaman benim Büyük Uyanış Klanımın bir üyesi olacaksın!"

Yun Che en ufak bir tereddüt etmeden başıyla onayladı. "Anladım! Bugünden itibaren ben, Yun Che Büyük Uyanış Klanının bir öğrencisi olacak! Ben Büyük Uyanış Klanının onurunu ve rezilliğini paylaşacağım!"

Yun Che kafasını kaldırdı ve sersemlemiş Su Ling’er'e bakıp nazikçe güldü...Ling’er o dönemlerde ben sana asla en ufak miktarda bir taahhüt vermedim. Ben sana çok fazla şey borçluyum. Burası bir rüya alanı ama aynı zamanda güzel bir rüya. Bu rüyanın içinde eleminden gelen her şeyi sana vermeme izin ver.

"Hahahaha, güzel." Su Hengshan oraya yürüdü ve Yun Che'nin kalkmasına yardım etti. O Yun Che'nin ve Su Ling’er'in birlikte durmalarına izin verdi ardından Su Wangji ve Su Hengyue'ye karşı karşıya gelerek konuştu. "Ulu Büyük, Yun Che benim damadım ve aynı zamanda Büyük Uyanış Klanının damadı. Doğal olarak o artık Büyük Uyanış Klanının bir üyesi. Yaş açısından o Su Haoyu'dan küçük. Doğal yetenek açısından, hehe, Büyük açıkça görmüş olmalı. Ulu Büyük bunu önermişti ve burada olan herkeste bunu açıkça duydu. Ben Ulu Büyüğün kıdemliliği ve prestiji ile birlikte sözünden dönmeyeceğine inanıyorum. Yani artık  ben gelecekte klanın hazinesi ile ilgili tam yetkiye sahip olacağım. Ben sizin herhangi bir itiraza sahip olmadığınıza inanıyorum."

Su Wanji suskunken yüzü sertti ve her yeri son derece çirkindi. O daha önceki sözlerini tamamen Su Hengyue'nin istediğini elde etmesi için söylemişti. O asla bunun göz açıp kapayıncaya kadar içine atladığı büyük bir çukur olacağını hayal etmemişti.

"Su Hengyue söyleyecek başka bir şeyin var mı?" Su Hengshan kaşlarını kaldırarak sordu.

"Hmph!!" Su Hengyue'nin bakışları kasvetliydi. Oğlunun göğsüne bastırdığı elleri titriyordu.

“Hehehehehe!” fena halde soğuk bir kahkaha sesi geldi. Hep yan taraftan izleyen Heimu Qingya yavaşça Su Hengshan'a doğru yürüdü. Siyah Ağaç Kalesinin iki büyüğü onun arkasından onu yakından takip ediyordu.Heimu Qingya aralarında 3 adımdan az mesafe kalana kadar durmadı ardından elini Su Hengshan'a doğru kaldırdı. "Klan Lideri Su'yu böyle harika bir damat bulduğu için tebrik ediyorum. Sadece kızınızın için bir yaşadığı sürece süren bir sorununu çözmediniz üstelik klanın hazinesi ile ilgili meseleyi de tamamen idare ettiniz."

"Heimu Qingya, bizim Büyük Uyanış Klanımızın hazinesi benim klanımın refahını ilgilendiriyor. O bizim Büyük Uyanış Klanımız dışında kimseye ait değil, Hmph! Eğer benim Büyük Uyanış Klanımın meselelerini bir daha konuşmak istiyorsan siz yabancıların art niyetleri ile ilgili konulardan önce ben hala kızıma bir şeyler yapmaya çalışman gerçeği ile ilgili konularda sana borcumu ödemedim! Ben bugün ne tür bir açıklama vereceğini görmek istiyorum!" Su Hengshan sert bir biçimde konuştu.

"Heh, Klan Lideri Su bu kadar öfkeli olmak zorunda değil. Ben kesinlikle sizin için bir açıklamaya sahibim. Ama bundan önce benim Klan Lideri Su'ya hatırlatacağım bir şey var." Heimu Qingya'nin gözleri yarı kısıldı ve gözlerindeki çatlakların arasından tehlikeli derecede soğuk bir ışık yayıldı. "Senin bu kadar tasasız olmanın nedeni aniden çıkan senin damadın. Sen bu damada sahip olduğun sürece senin neslinde bir numaralı öğrenci asla Su Haoyu olamayacak ama ya o aniden ölürse..."

(Ç.N: Oo atar yaptı :D )

Heimu Qingya buraya kadar konuştuğunda figürü aniden parladı ve siyah bir yıldırım cizgisi gibi Yun Che'ye doğru taarruz etti. Şiddetli kaynak enerjisi dalgalanmaları ile dolu bir yumruk Yun Che'nin göğsüne doğru gitti.

"Qingya yaşlı piç sakın!!"

Su Hengshan'ın ifadesi büyük bir öfkeye dönüştü. Tam harekete geçecekken Heimu Qingya'nın arkasındaki iki büyük onun saldırısını tamamen önlemek ve tam bu anda Heimu Qingya'ya engel olmasını önlemek için onun karşısında geçti.

Heimu Qingya Gökyüzü Kaynak Aleminin gücüne sahipti. Ayrıca Büyük Uyanış Klanında onunla rekabet edebilecek sadece birkaç kişi vardı. Buna ek olarak Heimu Qingya harekete geçmeden önce zaten yakınlaştığı için uzakta olan Büyük Uyanış Klanının Büyükleri bu saldırıya engel olamazdı. Onlar sadece çaresizce Heimu Qingya'nın Yun Che'ye doğru taarruz etmesini izleyebilirlerdi.

Heimu Qingya son derece iğrenç ve ahlaksız biriydi ama kimse onun bu derece aşağılık olabileceğini hayal etmemişti. O Kale Efendisi kimliğine rağmen herkesin önünde bir küçüğe sinsi bir saldırı düzenlemişti.

Heimu Qingya, Su Hengshan ile konuşuyorken Yun Che çoktan onu korumak için Su Ling’er'i arkasına yerleştirmişti ve farkındalığını da aynı zamanda kuvvetlendirmişti. Belki Su Hengshan bunu hissetmeyebilirdi ama Yun Che öldürme niyeti gibi şeylere karşı son derece hassastı ve Heimu Qingya'nın bir vuruş ile onu öldürme arzusunu hissetmişti. Heimu Qingya'nın taarruzu sırasında Yun Che kaşlarını alçalttı ve Yanan Kalbi açtı. Yüksek sesli bir bağırışla birlikte "Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi" anında aktive edildi.

Bang!!

Heimu Qingya'nin avucu "Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi" bariyerine vurdu ve bir ses yankılandı. İleriden büyük şok dalgası iletildi ve onu hazırlıksız yakalayarak birkaç adım geri çekilmesine neden oldu.

Ama Yun Che ve Su Ling’er yerinden kımıldamamış ve tamamen zarar görmemiş durumdalardı. Ancak "Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi" bariyeri Heimu Qingya'nin tek saldırısıyla parçalanmıştı.

Heimu Qingya büyük ölçüde şok olmuştu. O asla bu genç tarafından geri adım attırılacağını hayal etmemişti. O şuan şok olmuş ve aynı zamanda öfkeliydi. Alçak sesli bir kükreme ile beraber bedenindeki tüm kaynak enerjisini harekete geçirdi ve bir acuç saldırısıyla beraber Yun Che'ye püskürttü. "Küçük....geber!!"

Yun Che ne korktu ne de panikledi. O hızlıca Su Ling’er'i yakaladı ve Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesi ile kaçmaya hazırlandı....Onun sadece Heimu Qingya'nin bu saldırısından kaçınması gerekiyordu ondan sonra Büyük Uyanış Klanının öğrencileri ve büyükleri yetişecekti ve o zaman geldiğinde Heimu Qingya bir daha ona ve Ling'er'e zarar vermeyi düşünemeyecekti.

Ama o anda buz gibi bir rüzgar esti. Bu soğuk rüzgarın içinde bir çok yüzen kar tanesi parçaları vardı. Uzun beyaz bir kurdele karı ve rüzgarı takip etti ve hafif bir esinti gibi Heimu Qingya'nın yumruğu ile karşılaştı.

(Ç:N: İyi günde de kötü günde de kocamsın uleyn dedi ve sahneye girdi :D )

Boom!!!!

Bu tüy gibi hafif beyaz kurdelenin Heimu Qingya'nın yumruğuna değdiği an bir patlama oluştu. Bu aslında dünya kırıcı güç Heimu Qingya'nın yüksek sesle haykırmasına neden oldu. Beş parmağının hepsi kırılmıştı ve bedenide uzağa uçmuştu. Soğun esinti onun arkasından takip etti ve şuanda oraya doğru koşan tüm Siyah Ağaç Kalesi öğrencilerini uzağa uçurdu. Anında havayı yoğun çekirge sürüsü gibi siyah figürler kapladı ve her tarafta bitmek tükenmek bilmeyen sefil çığlıklar yankılandı.

Olaylardaki bu ani değişiklik herkesi sersemletmişti. Savaşanlarda durmuşlardı...Gökyüzünde buz ruhlarının takip ettiği yukarı aşağı dalgalanan beyaz bir figür yavaşça Yun Che'nin önüne indi...

--------ÇEVİRMEN NOTU--------

İşte başrolün karısı dediğin böyle olacak arkadaş. Ne öyle arkada dur başrol seni korusun. Yan yana savaşın kırın önünüze gelenin ağzını yüzünü :D


Xia Qignyue neler yapacak? Kaçıncı seviye oldu? Olaylar nasıl devam edecek? Nişanlanma olayına Xia Qingyue ne diyecek? Merak mı ediyorsunuz? O zaman hemen sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin :D

Yorum Yap "ATG 268 - NİŞANLANMA"