Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 267- ZALİMANE KUDRET

Eylül 14, 2016


ATG 267- ZALİMANE KUDRET

Yun Che ortaya çıktığında Siyah Ağaç Kalesinin insanlarından birisinin gözleri genişledi. Aceleyle öne çıktı ve Heimu Qingya'nın kulağına fısıldadı. "Kale Efendisi bu o.....Su Hengshan'ın kızını kaçırmak üzere olduğumuzda planlarımızı sabote eden o!"

(Ç.N: Arada lider arada usta arada efendi diyorum bölüm çevirmekten beynim yandı ne dediğimi unutuyorum değişik olursa anlayın hepsi aynı şey zaten :D )

Heimu Qingya bakışlarını Yun Che'ye süpürdü. Aniden o kişinin suratına tokat attı ve hırladı. "Çöp parçaları! Siz planımızı aslında sadece Ruhsal Kaynak Alemine girmiş birine sabote ettiriyorsanız siz çöp parçaları ne işe yarıyor?!"

Tokat yiyen Siyah Ağaç Kalesi öğrencisinin yüzü şişti. Çekine çekine geri çekilirken başka bir kelime etmedi.

Heimu Qingya uğursuz gözlerle Yun Che'ye baktı ve önündeki Su Hengyue'ye doğru alçak sesle konuştu. "Kardeş Hengyue bizim o küçük kızı kaçırmamızı engelleyen işte bu çocuk. Hmph, o gerçekten bizim büyük planlarımızı sabote etti. Eğer o küçük kız şuan elimizde olsaydı bu kadar soruna gerek kalmazdı!"

"Bu o mu?" Su Hengyu soğukça gülerken Yun Che'ye bakan gözleri anında karardı ve acımasızlaştı. "Bende bu çocuğu nerede bulacağımı merak ediyordum ama o aslında korku nedir bilmiyor ve kendi başına ortaya çıktı."

Su Hengyue ses iletişimiyle oğluyla konuştu. "Haoyu bir bahane bul ve bu çocuğa acımasız bir ders ver! 'elin kaysa' ve 'yanlışlıkla' onu öldürsen bile önemli değil!"

(Ç.N: Yun Che ruhsal kaynak alemine geçtiğinden beri eli kaşınıyordu güzel oldu :D )

Su Haoyu hemen Yun Che'nin kaynak gücünü inceledi ve ardından küçümseyici bir ifade ortaya çıkardı. İleri doğru bir adım attı ve Yun Che'ye patladı. "Bu vahşi velet nereden geldi? Görünüşe göre sen bizim klanımızın insanlarından da değilsin, heh! Burası klanın önemli konuları tartıştığı bir yer senin gibi nereden geldiği bilinmez vahşi bir veledin gelebileceği bir yer değil şimdi acele et ve bas git! Eğer kendi başına basıp gitmezsen bu genç efendi seni kendi gönderecek!!"

Su Haoyu bunları söylediğinde bu herkese farklı bir hava verdi. Çünkü Su Haoyu'nun söylediği bu sözler açıkça kasıtlı olarak hedefini utandırmak ve öfkelendirmek için kullanılmıştı. Sanki onların arasında belirli bir çatışma vardı.

Ancak Yun Che biraz bile sinirlenmedi. Bakışlarını kullanarak Su Haoyu'yu tarttı ve tartarken bir an için başıyla onayladı ardından hayal kırıklığına uğramış bir şekilde başını salladı. Hemen ardından o sanki satılmakta olan bir kaleye değer biçiyormuş gibi göründü. Elini çenesine koydu ve acele etmeden konuştu. "Mm, yani sen Büyük Uyanış Klanında en iyi yeteneğe sahip olduğunu ilan eden Su Haoyu isim. Görünüşün kabul edilebilir. Her ne kadar bu genç efendi ile karşılaştırıldığında yüz binlerce mil uzakta olsan da yine de bakılabilirsin. Ancak ağzının çok kokuşmuş olması üzücü o kadar kokuşmuş ki mide bulandırıyor!"

“Hahahaha!” Su Haoyu vahşice güldü. "Ve bende bir vahşi veledin buraya ne için geldiğini düşünüyordum yani sen aslında ölümünü aramak için geldin!!"

"hayır hayır hayır hayır!" Yun Che elini salladı. "Ben büyüdüm yine de hala 'ölümünü aramak' sözünün nasıl yazıldığını bilmiyorum. Daha önce ben senin Büyük Uyanış Klanındaki en iyi yeteneğe sahip sözde dahi olduğunu uydum bu yüzden de senin bir insana mı yoksa köpeğe mi benzediğini görmeye geldim...." Yun Che sağ elini uzattı ve kasını büktü. "Ben sözde dahi olan senden tavsiye aramak için buradayım!!"

Yun Che bu sözleri söylediğinde orada olan birkaç kişi yüksek sesle gülmeye başladı. Su Haoyu 8.seviye Ruhsal Kaynak Alemindeydi ve Büyük Uyanış Klanında hatta nehrin doğusunda 20 yaşın altındaki kişiler arasında rakipsizdi. Ama Yun Che sadece 1.seviye Ruhsal Kaynak Aleminde olmasına rağmen 'tavsiye aramak' demeye cüret ediyordu. Yun Che 17-18 yaşlarında görünüyordu ve seviyesi düşünüldüğünde yeteneği oldukça iyiydi ama Su Haoyu ile karşılaştırıldığında bahsedilmeye değmezdi. Bir çok kişi gözlerinde alay etme taşırken Yun Che'ye bakıyordu ve daha fazla kişi sanki ona bir aptalmış gibi bakıyordu.

"Heheh, o gerçekten korku nedir bilmiyor." Su Hengyue ve Heimu Qingya aynı anda soğukça güldüler.

Su Hengshan'ın kaşları hareket etti ve tam seslenip Yun Che'yi durduracakken sesini dışarı çıkarmadı ve onu geri yuttu. O Yun Che'nin ifadesine derinden baktı ve bir şey söylemedi. Her ne kadar Yun Che ve o kısa bir süre bir birleri ile tanışsalar da onunla olan iletişiminde Yun Che'nin olgunluğunun yaşının çok ilerisinde olduğunu hissetmişti. En azından o cahil ve pervasız birisi olmamalıydı...Bu yaptıklarında belki de derin bir anlam olabilirdi.

Su Haoyu'nun Yun Che'yi kızdırmaya çalışmasının nedeni onu kendisi ile savaşması içi kışkırtmak ve bu fırsatı kullanarak ona acımasız bir ders vermekti. Ancak sadece birkaç cümle ile Yun Che'nin onunla savaşmak isteyeceğini hiç beklemiyordu. Su Haoyu kalbinde soğukça güldü. Kollarını göğsünün önünde çaprazladı ve hor görerek konuştu. "Senin yeteneklerin ile mi? Sen hala beninle dövüşmeye layık değilsin."

“Hahahaha!” Yun Che yüksek sesle güldü. "Ben daha önce sıcak hava üfleyen sığır gördüm ama kokuşmuş bir solucanın da sıcak hava üfleyebileceğini düşünmemiştim. Ve bu hava sadece komik değil ayrıca çok kötü kokulu ve onda nefes alması bile zor."

"Sen....sen ölümünü arıyorsun!!"

Öfkelenen Yun Che değil Su Haoyu olmuştu. Bir Cling sesi ile uzun kılıcını çıkardı ve Yun Che'ye doğrultarak konuştu. "Silahını ortaya çıkar. Sen 'ölümünü aramak' sözünün nasıl yazıldığını bilmiyordun değil mi? Bu genç efendi sana düzgün bir şekilde öğretecek o zaman!!"

Yun Che, Su Ling'er'i tuttuğu elini serbest bıraktı ve onu nazikçe Su Hengshan'nin yanına itti. Ancak ardından silahını çıkarmadı ve sadece ellerini şakacı bir şekilde önünde sallarken gelişigüzel konuştu. "Benim senden tavsiye aradığım gerçeği zaten aslında sana büyük miktarda yüz veriyor. Ve sen aslında hala benim silahımı ortaya çıkarmamı mı istiyorsun? Eğer sadece sensen, senin henüz bunun için niteliklerin yokmuş gibi görünü bunun için henüz niteliklere sahip gözükmüyorsun!!"

“Pfft…” Oldukça fazla insan olduğu yerde burnundan soludu.

"Hmph! Bu aptal sadece kendini budala yerine koyuyor!" Su Haoran sessizce kalbinde azarladı. Peri gibi güzel Xia Qİngyue'yi hatırlayınca kalbi kontrol edilemeyecek bir şekilde titredi. Aynı zamanda sessizce nefret dolu bir şekilde söyledi: Öyle güzel bir kız aslında böyle bir aptalla evlenmiş olduğuna göre gökler sadece kör!

"Güzel....Çok güzel!" Su Haoyu aniden statüsünün sadece karşısındaki çocukla bir arada durarak düşeceğini hissetti ve anında kükredi "O zaman cehenneme git!"

(Ç.N: Tek yer diyenler el kaldırsın)

Su Haoyu uzun kılıcını dışarı doğru sapladı. Kaynak enerjisi aniden yükselirken uzun ince kılıç çevredeki havayı bozdu ve uzaysal dalgalanma çemberlerini süpürdü. Bir an için kılıçta bulunan kudreti övmek için başıyla onaylayan birkaç büyük oldu.

Yun Che'nin gözleri yukarı doğru eğimlendi. Elini gelişi güzel yukarı salladı ve Su Haoyu'nun uzun kılıcına doğru kavradı.

"Buda ne! Bu çocuk ölümünü arıyor!!"

"Su Haoyu'nun kılıcı karşısında sadece elini kullandığına göre artık elini istemiyor mu? Bırak sadece 1.seviye Ruhsal Kaynak Aleminde olan birini eğer rakibi 10.sevye Ruhsal Kaynak Aleminde olsa bile böyle bir hareketi yaparsa sadece sakatlanmak istiyordur!"

"Küçük Kardeş dikkatli ol!!" İlk etapta içi rahat olmayan Su Hengshan onun eylemini görünce bir an için sakinliğini koruyamadı ve bağırdı....Ancak Yun Che'nin avcu Su Haoyu'nun kılıcından sadece yarım adım (~15cm) uzaktaydı. O sadece çaresizce Su Haoyu'nun uzun kılıcı ile Yun Che'nin avcunun temas etmesini izleyebilirdi.

Bir “pu” sesi ile birlikte Yun Che, Su Haoyu'nun kılıcını tutmuştu. O artık tek bir inç (~2.5cm) bile hareket edemiyordu ve kılıçtaki kaynak enerjisi anında tamamen tükenmişti. Su Haoyu'nun tepki vermesini beklemeden Yun Che'nin eli çoktan yıldırım hızıyla ayrılmıştı. Yun Che bir yumruk oluşturarak sıradan bir yumrukla kılıcın ağzına acımasızca vurdu.

BAM!!

Yun Che'nin kol gücü alışılmadık biçimde güçlüydü. Bu ağır darbenin altında Su Haoyu'nun baş ve işaret parmakları anında ayrılarak genişledi. Uzun kılıcıda elinden uçtu ve uzağa uçarken parçalara ayrıldı.

"N.....ne?"

Bu kimsenin hayal bile edemeyeceği bir sahneydi. Herkes şoktan solmuştu. Hatta Su Hengshan, Su Hengyue, Heimu Qingya ve hatta Ulu Büyük bile şaşkına dönmüştü.

Su Haoyu geriye iki adım attı. Göz bebekleri daraldı ve eli bolca kanarken benzersiz bir şekilde acıyordu. Bu ani değişiklik onun zihnini yarı deli bir hale soktu. Daha nefes bile alamadan Yun Che'nin figürü çoktan önüne gelmişti. Buz gibi bir yüz tam gözlerinin önünde ortaya çıktı ve sağlam bir yumruk göğsüne vurdu.

(Ç.N: Tek yer diyenler elinizi indirin :( )

“CRUNCH!!” (Çıtırdama sesi)

Donuk bir sesle birlikte Su Haoyu'nun göğsü içe battı. Kemikleri temiz bir şekilde kırıldı ve bir su kabağı gibi yuvarlandı. Tüm bedeni uzağa yuvarlanırken arkasında bir kan izi bıraktı.

“Haoyu!!” Su Hengyue cin çarpmışa döndü ve Su Haoyu'nun yanına giderken sanki ruhu bedeninden uçmuş gibiydi. Onun yanında Li Yunji diye çağırılan orta yaşlı adam dışarı fırladı ve elindeki kılıçla Yun Che'ye doğru deldi. "Seni benim genç efendime zarar vermeye cüret ettin bana hayatını ver!!"

(Ç.N: Bu tek yer diyenler elleri göreyim :D + yukarda garip anlatmış olabilirim ama delme saldırısı yapıyor kılıç dümdüz ilerliyor bildiğin.)

Büyük Uyanış Klanının bir numaralı dâhisi ilan edilen Su Haoyu'nun kılıcı sadece Yun Che tarafından çıplak eliyle durdurulmamıştı ayrıca göz açıp kapayıncaya kadar ağır yaralanmıştı. Bu Su Hengshan aynı anda hem çok şok olmuş hem de aşırı sevinçli hissetti. Aniden Li Yunji'nin ona doğru hareket ettiğini gördü ve hızlıca oraya ilerlerken aynı anda kükredi. "Li Yunji sakın!! Küçük Kardeş Yun dikkat et!!"

Yeryüzü Kaynak Aleminin basıncı ona doğru bastırdı. Yun Che bu sefer mağrurca davranmaya cüret etmedi ve ellerini sallayarak çoktan Ejderha Kusurunu kavradı. Ona saldıranın kim olduğuna bakmadan geçici olarak "'Yanan Kalp"' kapısını açtı ve ona doğru tek bir "'Düşen Ayın Batan Yıldızı'" ile vurdu.

Bang!!!!

(Ç.N: Tek, tek, tek, tek hadi tempo :D )

Bu yüksek ses herkesin kulak zarının uzun süre çınlamasına neden oldu. Yun Che Ruhsal Kaynak Alemine girdiğinde 'Yanan Kalp' durumunu etkinleştirdiğinde gücünün zirvesi Yeryüzü Kaynak Aleminin orta seviyesinde olan normal bir uygulayıcı ile kıyaslanabilirdi yani sadece 2.seviye Yeryüzü Kaynak Aleminde olan Li Yunji bu saldırıyı nasıl engelleyebilirdi? Bu yüksek sesin içinde dışarı doğru fırlayan Li Yunji sanki bozuk sicimli bir uçurtma gibi uçarak geri yollandı. Yere indiğinde onlarca adım geri gitti ve kılıcının desteği ile yere diz çöküp ardından ağzından büyük miktarda kan fışkırttı....Yun Che'nin bu tek saldırısının zorbalığı onun sanki organlarının tamamen parçalanmış gibi hissetmesine neden oldu.

Başlangıçta Yun Che'yi kurtarmak için oraya koşan Su Hengshan durdu. Gözlerindeki hayretle birlikte ellerinde devasa bir kılıç tutan Yun Che'ye baktı.

Gözleri Yun Che'nin üzerinde olan herkes de şok ile çarpılmıştı.

Bu sadece 17-18 yaşında gözüken genç aslında göz açıp kapayıncaya kadar Su Haoyu'yu yenmiş ve ardından kaynak gücü Yeryüzü Kaynak Aleminde olan Li Yunji'yi tek darbede yaralamıştı....Bunu bizzat görseler de hala bunun aslında gerçek olduğuna inanmaya cüret edemiyorlardı.

“Waaaaao!!” Su Ling’er ellerini küçük yüzünün üzerine koydu. Gözlerindeki yıldızların sayısı açık gece gökyüzündeki yıldızlarda bile çok fazlaydı. "Büyük Kardeş Yun Che çok inanılmaz! Büyük Kardeş Yun Che....çok yakışıklı!"

(Ç.N: Haha en genç talibini bulduk :D )

Bir "bang" ile Ejderha Kusuru Yun Che tarafından derince yere saplandı. O soğukça Li Yunji'ye baktı ve alay ederek konuştu. "Klan Lideri Su'nun daha önce dediğine göre senin hayatın önceki Klan Lideri tarafından kurtarılmış ve hatta o seni birkaç düzine yıl Büyük Uyanış Klanına sokmuş. Sonunda sen sadece bu iyiliği nasıl ödeyeceğini bilmiyor değilsin sen üstüne sen onun soyundan gelenlere kötü niyetlerle bir şeyi zorla kabul ettirmek isteyenlere yardım ediyorsun ve onlar için işleri zorlaştırıyorsun....Heh! Yetiştirilmiş bir köpek hala nasıl sadık olacağını bilir, sen gerçekten bir köpekten daha kötüsün. Demin sana vurduğum tek bir darbe ile ben bile ellerimi kirlettiğimden korkuyorum!"

Yun Che ne zaman birisini azarlasa sözleri her zaman kıyaslanamayacak bir biçimde sert oluyordu. Bu sözler Li Yunji'nin kalbine saplanan hançerler gibiydi. Başlangıçta iç yaraları hafif olmayan Li Yunji bu sözlerden sonra gözleri genişlerken soldu. Aşırı kaygı ve kederin altında o anında bayıldı.

(Ç.N: Oley be tek yedi bildik beyler :D )

Su Hengyue tartışmaya yer bırakmayacak bir şekilde Su Haoyu'nun ağzını onlarca tıbbi ilaç ile doldurdu ve ardından tıbbi kuvvetin çözünerek onun yaralarını sabitlemesi için sürekli olarak kaynak gücünü ekledi. Şiddetle kafasını çevirdi ve sanki gözleri kanla kaplı hançerlermiş gibi Yun Che'ye baktı. "Seni lanet olası küçük! Sen gerçekten benim oğluma zarar vermeye cüret ettin ben kesinlikle seni bir köpek gibi öldüreceğim!!"

“Tch!” Yun Che aşırı küçümseyerek dudaklarını kıvırdı. "Oğlunun becerileri bu kadar aşağı iken bu saçmalıkları söyleme. Ben nazikçe çıktım ve ona bir ders vermek için sana yardım ettim. Eğer bana uygun bir teşekkür vermezsen önemsemem ancak sen hala böyle yaygara yapıyorsun. Ben gerçekten böyle büyük bir kalabalığın önünde bu kadar utanç verici sözleri söylemek için cesareti nereden alıyorsun merak ediyorum...Eğer suçlamak istiyorsan o zaman oğlunun acizliğini suçla. Ve bu nasıl bir dahi....Bu basitçe bir şaka!"

"Sen!!" Su Hengyue'nin gözleri genişledi ve akciğerleri neredeyse öfkeden patlayacaktı. Eğer oğluna kaynak enerjisi eklemesi gerekmeseydi çoktan statüsünü düşünmeden Yun Che'ye karşı harekete geçmişti.

"Bu....Oh Ulu Büyük." Yun Che onunla daha fazla ilgilenmedi ve bakışlarını ifadesi son derece korkunç olan Ulu Büyük Su Wangji'ye döndürdü. "Büyük siz daha önce Büyük Uyanış Klanında 20 yaşının altında Su Haoyu'yu yenebilecek birini buludnuğu sürece Klan Lideri Su'nun klanın hazinesi ile ilgili karar vermek içi tam yetkiye sahip olacağını söylediniz. Bu Su Hengyue ve oğlu da aynı zamanda hazine ile ilgili bir daha konuşmayacaklarını ve Klan Lideri Su'ya mutlaka hürmetlerini sunacaklarını söylediler. Bu Su Hengyue'nin herkesin önünde kabul ettiği bir şeydi....Ulu Büyük demin söylediğiniz bu sözleri bu kadar çabuk unutmuş olamazsınız değil mi?"

“Hmph!” Su Wangji soğukça burnundan soludu. "Bu büyüğün söylediği şeyde ben doğal olarak sözümü tutacağım. Ama ne yazık ki sen Büyük Uyanış Klanının bir öğrencisi değilsin! Eğer şimdi klana girsen bile bu işe yaramaz. Büyük Uyanış Klanı asla dışarıdan herhangi bir öğrenci almadı. Ve Li Yunji de yarım bir hizmetçiden başka bir şey değil!"

“Heheh, görünüşe göre Ulu Büyük haberlerden iyi haberdar olmadı." Yun Che gözlerini daralttı ve gülümseyerek konuştu. "Klan Lideri Su çoktan kızı Su Ling'er'i benimle nişanladı. Ben şuanda Klan Lideri Su'nun damadıyım....Söyleyin o zaman ben şuan Büyük Uyanış Klanından biri değil miyim?"

-------ÇEVİRMEN NOTU-----

Cuk diye bir ses geldi duyan oldu mu :D Bu bölüm nedense bitmek bilmedi belki saat çok geç diye belki de bölüm biraz uzun diye bilmiyorum. Neyse devam bakalım :D


Ulu Büyük ne tepki verecek? Yun Che'ye başka saldıran biri olacak mı? Xia Qingyue gözükecek mi? Ling'er ne diyecek? Klan Lideri Su ne tepki verecek? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin :D

Yorum Yap "ATG 267- ZALİMANE KUDRET"