Otto Von Bismark Günceli

ATG 261 - MASMAVİ BULUT RÜYASI

Eylül 14, 2016


ATG 261 - MASMAVİ BULUT RÜYASI

"Ling’er seni eve götürmeden önce seni bir ablayı tanıtacağım tamam mı?"

Yun Che'nin dikkati Xia Qingyue'den ayrılmamıştı. Ling’er'in elinden tutarak Xia Qingyue'nin yanına gitti.

Beklenildiği gibi Su Ling’er, Xia Qİngyue'yi gördüğünde anında gözleri parladı ve yumuşak bir çığlık attı. "Waah! Ne kadar güzel bir abla! O benim daha önce tanıştığım ablalardan çok daha güzel! Ama neden burada yatıyor? O yaralı mı?"

“Mn!” Yun Che başıyla onayladı. Xia Qingyue'nin yanına gidip elini yeniden onun göğsüne bastırdı. "Ama gerçekten yakında iyi olacak."

Xia Qingyue'nin sıcaklığı yavaş yavaş normale dönüyordu. Ama nefes alışı hala gerçekten zayıftı ve yakında uyanacak gibi bir belirti göstermiyordu. Bir doktor olarak Xia Qingyue'nin şuanki durumunu çok net anlıyordu...O Yun Che'yi kurtarmak için tüm kaynak gücünü vermişti bu yüzdende bedeni ruhsal enerjiden tamamen yoksun hale gelmişti ve bu tükenmişlik durumunda buz gibi soğuk hava tamamen bedenine girmişti.....kanı, kalbi ve bedeninin her köşesi dahil....Sadece canlılığı zarar görmemişti meridyenleri de büyük zarar almıştı ve bu yüzden tüm bedenin felçli kalabilme ihtimali vardı.

Jasmine'nin dediği doğruydu. Eğer o Donmuş Bulut Sanatları ile gelişmemiş olsa ve soğuğa belli bir derece alışık olmasaydı Yun Che uyanmadan çok daha önce kesinlikle ölürdü.

Onun bedeninin şuan ki zayıflık derecesi ile Yun Che'nin tüm yapabildiği onun bedenindeki soğuğu dağıtmak için en nazik yöntemleri kullanmaktı. Başka bir hareket yapmaya cesaret edemiyordu.

Küçük Ling’er kenara çömeldi. Elleriyle çenesini tutarken Yun Che'ye ciddi ve ağır bir şekilde gözünü bile kırpmadan baktı ve uzun süre bu şekilde bakamyı sürdürdü sanki bir şeyi anlamaya çalışıyor gibiydi.

İyi bir süre sonra Yun Che'nin eli Xia Qingyue'nin göğsünden ayrıldı. Ardından Yun Che derin bir rahatlama nefesi aldı ve alnındaki sıcak terleri silmek için elini kaldırdı. O anda onu engellemeyen Küçük Ling'er'in tüm bu süreç boyunca başka bir yere bakmadan ona baktığını fark etti. Bu şirin ve odaklanmış bakışı görünce gülmeden edemedi. "Neden her zaman bana bakıp duruyorsun?"

"Çünkü Büyük Kardeş Yun Che çok iyi görünümlü." Küçük Ling’er tereddüt etmeden cevapladı.

(Ç.N: Haha. Xia Qingyue ve Prensesin en büyük rakibi mi doğuyor ? :D )

"İyi görünümlü?" Herhangi bir kurnazlık içermeyen saf ve olgunlaşan küçük bir kız tarafından övüldüğünde Yun Che kalbinde gurur hissetmeden edemedi. Neşeyle gülüp konuştu. "Her ne kadar ben gerçekten de iyi görünümlü biri olsam da iyi görünümlü insanlar her zaman iyi insanlar olmaz. Ling’er benim de kötü biri olabileceğimden korkmuyor musun?"

"Ben korkmuyorum!" Ling’er kafasını salladı ve dümdüz bir şekilde konuştu. "Büyük Kardeş Yun Che kesinlikle kötü biri değil!"

"Neden?"

"Çünkü...." Ling’er bir an için bile düşünmedi ve aceleyle Yun Che'ye bir açıklama verdi. "Çünkü Büyük Kardeş Yun Che sadece beni kurtarmadı o ayrıca yalnızca bir bakışla çok çok iyi bir insan gibi gözüküyor. Uuu… Babam bana küçüklüğümden yabancılara yaklaşmamamı öğretti ve küçüklüğümden beri ne zaman yaşayan bir insanla karşılaşsam uzaklara saklanıyorum. Ama bu Büyük Kardeş Yun Che için aynı değil. Ben Büyük Kardeş Yun Che'yi gördüğümde hiç korkmadım ve hatta sana çok yakın hissettim....gerçek bir kardeşten daha yakın! Sanki....Büyük Kardeş Yun Che'yi çok çok uzun zamandır tanıyormuş gibiyim ve Büyük Kardeş Yun Che'yi gördüğümde ruh halimde çok mutlu hale geldi."

Küçük Ling’er bunları söylerken gülümsedi ve iki küçük inci gibi köpek dişini ortaya çıkardı.

Yun Che'de gülümsedi. Aslında o da Ling’er'in karşısında aynı şekilde hissediyordu. Sadece ona sessizce bakarak ruh hali özellikle neşeli hale geliyordu ve sanki yanına dönmüş gerçek Ling’er'e bakıyor gibiydi. Xia Qingyue'nin bedeninin durumundan oluşan gönül yarası bile epeyce hafiflemişti.

Şuanda Xia Qingyue hayatını kaybetme tehlikesine sahip değildi. Yun Che'nin yapması gereken sıradaki şey onun canlılığını azar azar geri kazandırmak ve onun uyanmasını beklemekti. O uyandıktan sonra hala dinçliğinin yavaşça yenilenmesi gerekliydi ve bu süreç çok çok uzun zaman gerektirecekti. Daha sonra onun bedeninin daha iyi bir hale getirmek için daha uzun bir zamana ihtiyacı vardı böylece durumunun kalıntıları kalmayacaktı. Kaynak enerjisinin tamamen geri gelmesine gelince o da yarım yıl içinde bile mümkün olmayabilirdi.

Xia Qingyue'nin önünde olması iyi olmuştu. Aksi halde, Xia Qingyue'nin yanında o olmasaydı Xia Qingyue'nin şuan ki durumu ile birlikte hayatı boyunca felçli kalabilirdi.

"Bu güzel abla henüz iyi olmadı mı? Ne zaman uyanacak?" Küçük Ling’er hiç uyanma belirtisi göstermeyen Xia Qİngyue'ye doğru bakarken endişeyle sordu. Aynı zamanda sessizce kalbinde düşünüyordu: Ben büyüdüğümde bu güzel abla gibi güzel görünümlü olsam bu harika olur...

"Merak etme. O zaten iyi sadece bir süre dinlenmesi lazım." Yun Che çok rahatlamış bir ses tonuyla konuştu.

Xia Qingyue'nin durumu geçici olarak sabitlenmişti ve o anda haddinden fazla bir şey yapmaya cesaret edemiyordu. Kötülük Tanrısının onları gönderdiği bu yerin aslında neresi olduğunu resmen anlamaya başladığı zaman yaklaşık olarak o andı. Önündeki kurtardığı ve ruhunun derinliklerini uyaran küçük kıza baktı. Sadece onun Su Ling’er ile aynı isme sahip olması ve onunla görünüşlerinin benzemesine dayanarak onu yalnız bırakmaması kaderinde yazılmıştı.

O Su Ling’er'e sordu. "Ling'er evin nerede? Buradan uzakta mı? Neden o insanlar seni yakalamaya çalışıyordu?"

Ling’er'in eli yanağından uzaklaştı ve kuzeyi gösterdi. "Benim evim orada. Çok uzakta değil. İlk başta Babam bugün oynamak için beni dışarı götürmesi gerekiyordu ama biz yürürken aniden bir sürü siyah giysili adam ortaya çıktı. Babam onlarla dövüşmeye başladı ve bana hızlıca uzağa kaçmamı söyledi....Bu yüzden ben kaçmaya devam ettim ve çok uzaklara kaçtığımda aniden deminki 3 kötü adam ortaya çıktı ve birlikte beni kovaladılar. Uuu…Ben Babama ne olduğumu da bilmiyorum ama Babam çok güçlü olduğundan o kötü adamların hepsini yenmiştir."

(Ç.N: Benim babam seninkini döver hıh :D )

Uzun süre koştuğu ve en sonunda sendeleyerek ağırca yere düştüğünden Küçük Ling’er'in ayakkabıları tamamen kirle dolmuştu. Eteğinin köşesi büyük oranda kirlenmiş ve küçük bacağında büyük bir çürük oluşmuştu. Yun Che daha önceden Xia Qingyue'nin durumu hakkında endişelendiğinden bunu sadece şimdi fark etmişti. Kalbinde anında bir sızı hissetti. Ling’er'in yanına gitti ve onun küçük ince bacağını alıp nazikçe sordu. "Ling’er düşüp kendini mi yaraladın? Acıyor mu?"

"Biraz....ama artık daha fazla acımıyor." Yun Che onun küçük bacağını aldığında ifadesinde acı parladı. Ancak aceleyle herkesin kalbini hareket ettirebilecek bir gülümseme ile yer değiştirdi. Sanki bunun yerine o Yun Che'yi avutmaya çalışıyor gibiydi.

"Gel bırak bir bakayım. Ben inanılmaz derecede dahi bir doktorum. Ne tür bir yara olursa olsun ben tedavi edebilirim." Yun Che hemen Ling’er'in yanına oturdu ve bunu söylerken bileklerinde yara olup olmadığını kontrol etmek için onun ayakkabılarını dikkatlice çıkardı.

Yun Che onun ayakkabılarını tutarken sordu. "Ling’er nerede olduğumu söyleyebilir misin? Ben buraya çok uzaktaki bir yerden geldim bu yüzden de şuan buranın neresi olduğunu bile bilmiyorum."

"Çok uzaktaki bir yer mi?" Küçük kızın yüzünde şaşkın bir ifade oluştu ardından heyecanla konuştu. "Büyük Kardeş Yun Che'nin büyük olmamasına rağmen Babam kadar inanılmaz olmasına şaşmamalı. Sen ve güzel abla efsanelerdeki inanılmaz yerlerden gelmiş olmalısınız değil mi? Babam bana bu inanılmaz yerlerde bir çok inanılmaz kişinin olduğunu ve Babamdan daha inanılmaz olan insanların olduğunu söyledi...Ah! Oh doğru ben neredeyse Büyük Kardeş Yun Che'nin sorusunu cevaplamayı unutuyordum..."

Ling’er elini uzattı ve uzağı gösterdi. "Benim evim 'Büyük Uyanış Klanı' olarak adlandırılır ve oradaki en büyük dağın dibinde bulunur. Oradaki dağa 'Büyük Uyanış Dağı' denir. Büyük Kardeş Yun Che o dağın ismini duydun mu? Babam bana bizim evimizin dağının Masmavi Bulut Kıtasında çok ünlü olduğunu söyledi."

"Mm tabi ki ben duydum." Yun Che başıyla onayladı ve gülümsedi. "Ustam bana Büyük Uyanış Dağının ilahi bir dağ olduğunu ve 13 ilahi dağdan birisi olduğunu söyledi. Onu görmek istediğim bir zaman olmuştu ama burasının aslında...."

(Ç.N: Masmavi Bulut Kıtası? :D )

Yun Che'nin sesi yavaşladı ve ardından tamamen boğazında sıkıştı. Birdenbire bedeni titredi ve gözbebekleri büyük oranda küçüldü. Sesi titremeye başladı. "Büyük Uyanış Dağı.....Masmavi Gökyüzü....Masmavi Gökyüzü.....Masmavi Gökyüzü Kıtası? Sen....bu....yerin.....Masmavi Bulut Kıtası.....olduğunu mu söyledin?"

"Bu doğru burası açıkça Masmavi Gökyüzü Kıtası." Yun Che'nin garip ifadesi Ling’er'in kafası karışık hissetmesine neden oldu.

Yun Che tamamen olduğu yerde sersemlemişti. Zihni tamamen kaos halindeydi ve sadece iyi bir süre sonra zihnini sakinleştirebilmişti. Masmavi Bulut Kıtası...hatıralarında mühürlenen, eski hayatında yaşadığı ve hayatının sona erdiği yerdi. Burası onun sonsuza kadar görmesinin mümkün olmadığını ve onunla olan kaderinin kesildiğini düşündüğü yerdi.

Mavi Rüzgar İmparatorluğunda orası hakkında bilgi almaya çalışmıştı ama temelde kimse 'Masmavi Bulut Kıtası' ismini bilmiyordu ve hatta kayıtlarda bile bu isimden bahsedilmemişti. Bu nedenle Masmavi Bulut Kıtasının ve Kaynak Gökyüzü Kıtasının iki farklı dünyaya ait olan yerler olduğunu ve hiçbir birleşme noktalarının olmadığını biliyordu. O andan itibaren o ismi anılarında tutmuştu ve Gökyüzü Kaynak Kıtasında bu ismi bilen tek kişi olmuştu.

O Kötülük Tanrısının onu gönderdiği yerin aslında burası olacağını tamamen beklemiyordu. 
 
Anka'nın Ruhu ona bir keresinde 3 yaşamı olduğunu söylemişti. Onun gerçekten de 3 yaşamı vardı. Birincisinde Gökyüzü Kaynak Kıtasındaki Mavi Rüzgar İmparatorluğunun Xiao Klanında büyümüştü. 16 yaşına geldiğinde Xia Qingyue ile olan evlilik gününde Xiao Yulong tarafından zehirlenmiş ve hayatı orada sona ermişti. İkinci yaşamında bir Tıbbi Aziz tarafından alınmıştı. Hayatının yarısını tıbbi teknikler öğrenerek, hastaları kurtararak ve yaralılara yardım ederek harcamıştı. Ardından hayatının diğer yarısını nefretle dolu kalbiyle sayısız insan katletmek ile geçirmişti. Ve 27 yaşındayken Bulut'un Sonu Uçurumundan atlanmaya zorlanmış ve ölmüştü.

Üçüncü yaşamında birinci ve ikinci yaşamlarının tüm anılarını alarak birinci yaşamındaki ölü bedeninin içinde uyanıştı...

Kendi bilgisi ona kendi deneyimlerinin dünyayı şok edebilecek düzeyde garip ve şok edici olduğunu söylüyordu.

O aslında bir kere Masmavi Bulut Kıtası ile ilgili her şeyin bir rüya olduğundan şüphelenmişti...Aksi halde nasıl en az 27 yıl önce ölmesi gereken kendi bedeninin içinde uyanabilirdi....Bu dünyadaki her şeyin aktarılma ihtimali vardı ancak sadece zaman geri dönmezdi. Eğer onun Masmavi Bulut Kıtasındaki yaşamı rüya değilse o zaman diğer tüm olasılıkları hariç tutarak sadece zamana dayalı konuşursak en az 27 yıl geri dönmüştü.

Ancak şuanda "Masmavi Bulut Kıtası' ismi yeniden ortaya çıkmıştı ve ona gürültülü bir şekilde söylüyordu....Masmavi Bulut Kıtasındaki hiçbir şey rüya değildi ve bunun bir rüya olması imkansızdı.

"Büyük Kardeş Yun Che sana ne oldu? İfaden çok garip gözüküyor. Ow…” Su Ling’er acıyla haykırdı. Görünüşe göre Yun Che afallamış durumdayken yanlışlıkla onun bileğindeki çürüğe bastırmıştı.

Yun Che kendine geldi ve aceleyle onun küçük bacağını düzeltip onun ayakkabısını nazikçe çıkardı. "Bir şey yok. Daha önceki bazı konuları düşünüyordum canını acıttım mı...Doğru Ling’er şuan hangi ülkede olduğumu söyleyebilir misin?"

Büyük Uyanış Dağı Masmavi Bulut Kıtasının en doğusunda yer alan ülke olan Supwake'nin içinde yer alıyordu. Yun Che bu noktayı açıkça biliyordu ama o sadece bu kızın cevabını duyarak gerçekten Masmavi Bulut Kıtasına döndüğünü daha net onaylamak istiyordu.

(Ç.N: Supwake yerine ne kullansam bulamadım bende bıraktım gitti. :D )

"Tabi ki burası Supwake Ülkesi." Ling'er açık bir şekilde söyledi.

"O zaman hangi kaynak yılındayız?"

"Masmavi Bulut'un 1999. Kaynak Yılı!" Ling'er tamamen güven ile pat tiye söyledi.

Yun Che'nin hareketleri anında durdu....

Masmavi Bulut'un 1999. Kaynak Yılı mı?

O Bulut'un Sonu Uçurumundan atladığında Masmavi Bulut'un 2014. Kaynak Yılı idi ve o zamandan sonra geçen 1.5 yılın ardından şuan burada zaman Masmavi Bulut'un 2015. Kaynak Yılı olmalıydı!

Eğer zaman gerçekten 27 yıl geri geldiyse o zaman şuan Masmavi Bulut'un 1987. Kaynak Yılı olmalı!

Neden şuan Masmavi Bulut'un 1999. Kaynak Yılı?

Masmavi Bulut'un 1999. Kaynak Yılında o hala Masmavi Bulut Kıtasındaydı ve 12 yaşına girmişti. Ling'er de ondan sadece 2 yaş küçük olduğundan 10 yaşındaydı. O zamanlar onlar henüz karşılaşmamıştı ve Yun Che her zaman ustasını farklı yerlerde takip ederek yeryüzündeki şifalı otları test ederken daha karmaşık tıbbi teknikler öğreniyordu. Aynı zamanda o zamanda Gökyüzü Zehir Sedefinin varlığını yeni öğrenmişti...

Kötülük Tanrısının onu göndereceğini söylediği yer kendisinin yarattığı sadece bir rüya boyutu muydu? Sonuçta Kötülük Tanrısının ruhunun kalıntıları onun hatıralarını okumuştu ve bu yerin onun en çok istediği yer olduğuna inanmış olabilirdi.

Düşünceleri bir kez daha kaos durumuna girdi ve elleriyle hareketleri yeniden yavaşladı. Ling’er'in bacağındaki kirli çorap sonunda çıkmıştı. Süt gibi hassas bacağında açık kestane renkli kıyaslanamayacak kadar göz alıcı iki tane yara izi noktası vardı...

Yun Che'nin bedeni sanki bir yıldırım tarafından acımasızca vurulmuş gibi yeniden titredi.

Bu yara izi....

Bu onun Ling’er'inde olan ile aynı konumdaydı .Aynı boyutta. Aynı renkte. Aynı şekilde.....Tam olarak aynı yara izi!!!

Zihninde bu yara izini ilk görüşü ortaya çıktı. O zamanlar Ling’er söylemişti. "Bu ben yedi yaşındayken çok tatlı küçük bir kar vizonu tarafından ısırıldığımda oldu. Ama onu suçlayamam sonuçta yanlışlıkla onun kuyruğuna basan bendim. Oh doğru o tatlı kar vizonunun ismi Ling Ling biz onunla çok iyi dost bile olduk."

Ondan sonra Yun Che kendi karıştırdığı bir tür tıbbi kremi onun bacağına sürerek yarayı kaldırmış ve bacağının yeniden beyaz yeşim gibi kusursuz olmasını sağlamıştı.

Yun Che'nin aniden bacağındaki yaraya baktığını görünce küçük Ling’er gözlerini kırptı ve neşeyle konuştu. "Bu ben yedi yaşındayken çok tatlı küçük bir kar vizonu tarafından ısırıldığımda oldu. Ama onu suçlayamam sonuçta yanlışlıkla onun kuyruğuna basan bendim. Oh doğru o tatlı kar vizonunun ismi Ling Ling biz onunla çok iyi dost bile olduk."

“…!!!”


Yun Che gözlerini kaldırdı ve görüşü dönmeye başlarken boş boş karşısındaki büyüleyici gülümsemeye sahip olan küçük kıza baktı...

---------ÇEVİRMEN NOTU---------

Uzundu bu bölüm. Yun Che mala bağlıyor yavaştan :D hadi devam ^^


Burası Kötülük Tanrısı yaratılan bir rüya alanı mı? Yun Che şimdi ne yapacak? Ling'er'in inanılmaz babası kim? Ne kadar inanılmaz? Yun Che Ling'er'i eve bırakacak mı? Yoksa babası tarafından yakalanıp sen benim kızıma ne yapıyorsun diyerekten dayak mı yiyecek? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın :D

Yorum Yap "ATG 261 - MASMAVİ BULUT RÜYASI"