Otto Von Bismark Günceli

ATG 254 - BİR KADININ KALBİ

Eylül 14, 2016


ATG BÖLÜM 254 - BİR KADININ KALBİ

"Kim....Kimsin sen?"

Mu Tianbei asla küçük bir kız tarafından tüm bedeninin kasılacağı noktaya kadar korkutulacağını düşünmemişti. Jasmine'ye gelince o şuan yarı ruh  formundaydı ve şuan ki gücü normal formunun gücünün 1000 de biri bile değildi. Ama Mu Tianbei için bu kabus gibi bir baskıydı. Önünde güzelliği tarif edilemeyecek bir kız vardı ama o sanki ölümün uçurumuna bakıyormuş gibi hissediyordu. Tüm bedeni kontrolsüz bir şekilde çıldırmışca titriyordu.

Jasmine'nin hassas dudakları hafifçe eğildi ve buz gibi hafif bir gülümseme ortaya çıkardı. "Bu Prenses zaten sana kendi ölüm yöntemini seçmen için bir şans verdi. Madem bu şansı kullanmıyorsun o zaman bu Prenses senin adına seçecek....Yok ol!!"

Jasmine elini nazikçe hareket ettirerek boş havayı kesti.

Bang!

Nazik bir patlama sesi duyuldu. Bu ses uzaklara hareket edemeden kar fırtınasının içene battı. Bu hafif kargaşanın içinde Mu Tianbei'nin bedeni anında patladı....daha açık söylemek gerekirse onun bedeni anında parçalandı. Bedeni parçalanarak son derece küçük parçacıklara dönüştü ve bu parçacıklar yeniden sürekli parçalanarak toz zerresinden daha küçük hal aldı ve en sonunda bedeni sanki hiçliğe karışmış gibi tüm parçalar yok oldu.

(Ç.N: Bu binde biri ise tam gücünü.....:D)

Mu Tianbei'nin gözleri önünde yok oluşunu izlerken Jasmine'nin tamamen ilgisiz bir ifadesi vardı. Ellerini göğsünün önünde tuttu ve avucunu çevirip mistik bir kaynak oluşumu oluşturdu. Bu kaynak oluşumu çok yüksek hızla kıvrılarak gitti ve göğsünün içinde kayboldu. Ardından Jasmine'nin figürü de oradan kayboldu.

Mu Tianbei arkalarında iken Xia Qingyue başlangıçta artık kaçma umutları olmadığını düşünmüştü. Tam zorla Donmuş Bulut Etki Alanını açacakken arkasından gelen Mu Tianbei'nin basıncı aniden yok oldu. Şaşırmış bir şekilde arkasına baksa da Mu Tianbei'yi göremedi. Her ne kadar şaşırsa da Yun Che'yi inanılmaz bir hızla uzaklara götürürken bir an için bile duraksamaya cüret edemedi....Bilmeden birbiri ardında buz dağlarını geçmişti.

Jamsine'nin geri geldiğini hissedince Yun Che hemen sordu. "Halledebildin mi?"

"Gerçekten onun benim ellerimden kaçabileceğini düşündün mü?" Jasmine hızlıca cevapladı.

"….Peki ya Fen Juecheng? Onunla da ilgilendin mi?"

"Ben sana sadece bir kişiyi öldürmen için yardım edeceğimi söyledim. Bazı Fen Juecheng'ler önemseyecek ruh halim yok!"

"Sıçayım....Eğer Fen Juecheng ölmediyse o zaman ben Fen Juebi'yi boşuna öldürmedim. Fen Juecheng'in tek yapması gereken Fen Moli'ye olayı anlatmak ardından tüm dünya Fen Juebi'yi öldürenin ben olduğunu bilecek! Eğer durum buysa Fen Juebi'yi bende kendi ellerimle öldürebilirdim."

"Bu senin problemin. Bunun benimle ne ilgisi var.

"…" Yun Che'nin yüzü bir süre kramp geçirdi. Ardından derin bir nefes aldı ve çaresizce konuştu. "Salla gitsin! Mu Tianbei'nin cesedine ne oldu? Hala demin bizi yakalamak üzere olduğu yerde mi?"

"Ben zaten onun bu dünyadan tamamen yok olduğundan emin oldum. Bırak cesedini tek bir parçası bile bulunamaz. Onun cesedi ile yapmak istediğin neydi?"

"Sikiyim!" Yun Che neredeyse Xia Qingyue'nin bedeninden atlıyordu. "Mu Tianbei Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Kalesinin Kale Ustasıydı! Anlarsın işte Kale Ustası! Onun uzaysal yüzüğünde kesinlikle büyük miktarda tarikatının hazinesi vardır yada belki de dünyayı şok edecek bazı sırlara sahiptir. Ama sen onu bu şekilde yok ettin. Eğer onu ikiye ayırsaydın bu harika olurdu en azından bu seni çaba ve zaman harcamaktan kurtarırdı! S..s...s...s...sen gelecekte büyüdüğünde kesinlikle şımarık bir kadın olacaksın."

Jasmine soğukça homurdandı. "Senin onu öldürecek kapasiten yok ve bunun için beni kullandın yani bu saçmalığı kes!"

“…” Yun Che onun aksini söyleyeceği bir sözü yoktu.

Bir kez daha geriye baktı ve Fen Juecheng'i öldürmek için dönme düşüncesini sadece yuttu. Bu geniş kar fırtınasında birisinin yönünü bulmak bile temelde imkânsızdı. Xia Qingyue hızlıca koşarken arkasında bir iz bırakmıyordu ve eğer arkada iz kalmış olsa bile çoktan kar fırtınası tarafından kapatılmış olmalıydı. Bulmak için geri dönme olasılığı temelde yoktu.

"Şuanda kendi kaynak enerjimi mühürledim. Çok uzun bir süre gücüm sadece zehri defetmek için kullanılacak ve dışarı çıkmayacak. Bu mühür benim kendimin bile kaldıramayacağı bir şey. Başka bir tehlike ile karşılaştığında sadece en iyisi için dua et." Jasmine konuştu ve sözleri kesinlikle şaka değildi. O gerçekten kaynak enerjisini mühürlemişti ama bu mühür onun kaynak enerjisinin dolaşmasını engellemiyordu mühür onun kaynak enerjisinin bedeninin dışına çıkmasını engelliyordu.

"Çok uzun süre mi? Ne kadarlık bir süre?"

"Bu mühürleme kaynak oluşumu benin gelişigüzel yaptığım bir şey yani ne kadar sürecek bilmiyorum. En kısa 1 yıl en uzun da birkaç düzine yıl sürebilir."

“…”

İki saatten uzun süre ilerledikten ve Mu Tianbei'nin onları artık takip etmediğini onayladıktan sonra Xia Qingyue'nin zihni sonunda rahatlarken Yun Che ile birlikte karın yamasının üzerine düştü.

Yun Che sanki irkilmiş gibi "Aiya" diye bir ses çıkardı. Bedeni anında ileri atıldı ve anında Xia Qingyue'nin bedeninin üstüne inerek ona gerçekten sıkıca sarıldı.

(Ç.N: Kesin bilerek yaptı kesin :D )

Tüm gücüyle uzun süre koştuktan sonra Xia Qingyue kaynak enerjisinin büyük çoğunluğunu kullanmıştı. Bir an nefesini düzenledi ve ardından bedeninin üzerinde olan Yun Che'yi itmek için ne hafif ne ağır bir şekilde elini kaldırdı. Ardından ayağa kalktı ve nefesi de yavaşça sakinleşti. İfadesinde hiçbir duygu yoktu ve çok daha sakindi.

"Ayağa kalk. Artık rol yapmana gerek yok. Ben senin iç yaralarının nüksetmediğini biliyorum." Kar yığınına ittiği Yun Che'ye bakarken Xia Qingyue kayıtsız bir ifade ile konuştu.

(Ç.N: Biliyordum ya :D )

Yun Che kar yığınından ayağa kalktı ve gelişigüzel bedenindeki karı silkeledi. Tam konuşacakken aniden bir an için sersemledi...Xia Qingyue onu tüm gücüyle kaçırırken yüzündeki peçe uzun süre önce yolda bir yere düşmüştü ve kesinlikle insanların nefeslerini tutmalarına neden olacak kadar güzel yüzü şuan bu kadar yakın mesafede açığa çıkmıştı. Kar elbisesi dalgalanıyor ve kar fırtınasının içinde banyo yapıyordu. Onun çekiciliği ile kıyaslandığında efsanevi kar kadını bile sönük kalırdı.

Onun uzun süre bir şey söylemediğini ve bunun yerine hafif sersemlemiş bir şekilde kendi yüzüne baktığını görünce Xia Qingyue elini uzatıp yanağına dokundu. Sadece o zaman peçesinin kaybolduğunu fark etmişti. Kaşları hafifçe seğirdi ve yüzünü yana yatırıp hafifçe sordu. "Fen Juecheng ve Fen Moli'nin seni öldürmek istemelerinin nedeni Prenses Cang Yue. Ama Mu Tianbei neden seni öldürmek istedi?"

Belli ki o  Yun Che, Fen Juecheng ve Fen Juebi arasındaki konuşmayı duymuştu. Yun Che kendine geldi ve biraz dudaklarını kıvırıp konuştu. "Mu Tianbei bir kere beni Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Ateşi Kalesine davet etti ve hatta Mavi Rüzgar İmparatorluk Aİlesi ile alay etti. Ardından benim alay eden yorumlarım tarafından geri gönderildi ve ben onun çekirdek öğrencisine zarar verdim dolayısıyla bana karşı kin güdüyor...Olay bu."

Xia Qingyue aheste aheste konuştu. "Mu Tianbei Kuzey Geçişlerinin bir numarası ve onu gücendirmeye kimse cüret etmez. Onun gibi insanlar yollarına gelen en ufak bir suça tahammül etmezler ve Ustamdan onun aşırı derecede gururlu ve egoist olduğunu duydum. Onun gibi insanları gelecekte gücendirmemen senin için en iyisi olur."

"Ben asla insanları gücendirmede ilk adımı atmadım. Beni gücendirmeye gelenler ilk onlardı. Ben beni gücendirenlere tahammül etmeyip onlara kibar davranmamayı öğrendim." Yun Che umursamadan söyledi. Xia Qingyue'nin mükemmel yüzüne profilden bakarken gülümseyerek konuştu. "Qingyue eşim bu sefer burada olman gerekten iyi oldu. Eğer gelmeseydin Mu Tianbei'nin ellerinde kesinlikle ölecektim. Ama sen benim karım olduğundan teşekkür etmeyeceğim....Hazır konusu açılmışken sen neden yakınlardaydın? Yaralarımın henüz iyi olmadığını görüp güvenliğimden endişe ettiğin için gizlice beni takip etmiş olabilir misin?"

"Ben oradan geçiyordum."

(Ç:N: Yedik merak etme :D )

Belli ki Xia Qingyue yalan söylemekte çok kötüydü. Konuşurken ses tonu ve tavrı çok yapmacıktı. Bakışlarını da kaydırıp Yun Che ile göz teması kurmak istemiyordu. Yana döndü ve soğukça konuştu. "Mu Tianbei bizi kaybetmiş olmalı ve bu yerde bizi bir daha bulmayı düşünmesi neredeyse imkansız. Senin yaraların tamamen iyileşmiş ve kaynak gücün en az %70 geri gelmiş. Sen bu yerde kendini koruyabilirsin. Kendine iyi bak."

Bunu söyledikten sonra Xia Qingyue'nin kar elbisesi dalgalandı ve o gitmek üzereydi.

"Hey, hey! Bekle bir dakika!" Yun Che apar topar ileri adım attı ve onun önünü kapadı. "Bu şekilde gidemezsin değil mi? Doğrusunu istersen....doğrusunu istersen o sözleri Fen Juecheng'i kandırmak için kullandım ve yaralarım tam olarak iyileşmedi. En fazla %50si iyileşmiştir özellikle iç yaralanmalarım şuanda hala...Kuh kuh…Öksürük öksürük öksürük öksürük....kaynak enerjimin en fazla %30u geri geldi....Eğer Fen Juecheng ve Mu Tianbei beni bir daha bulursa beni korumak için yanımda olmazsan ben....Ben ölürsem sıkıntı değil ama seni dul bırakarak sana sıkıntı vermeye nasıl dayanırım..."

Xia Qingyue'nin güzel kaşları bir an için açıkça seğirdi.

"Ayrıca biz yasal olarak evli karı kocayız. Karı koca olduğumuz için bizim aynı yatakta birlikte yaşamamız, aynı delikte ölmemiz, nimetleri paylaşmamız ve kriz zamanlarında birbirimize bel bağlamamız gerek. Şuanda ben çeşitli şeyler tarafından sıkıntıdayım sen karım olarak bir eşin üstüne düşeni yapıp beni korumak için sorumluluk alman gerekmiyor mu...Hey hey! Gitme...."

Eskiden Yun Che meridyenlerinin sakat olduğu zamanlarda onun ulaşması için çok yüksekte olan Xia Qingyue'nin karşısında sık sık böyle sözler söylüyordu ve onun çaresiz ve kızgın hissetmesine neden olmuştu. Şuanda Yun Che kuvvet açısından Xia Qingyue ile rekabet edemezdi ama inat açısından Xia Qingyue kesinlikle onunla yarışamazdı. Bu nedenle şuan onlar temelde al birini vur ötekini gibiydiler. Yun Che onunla konuşurken doğal olarak hiç vicdanının elvermeme durumuna sahip olamazdı.

Xia Qingyue onun söylediği şeylere dikkat etmeyi boş verdi ve doğrudan onun etrafından dolaştı ve kuzeye doğru giderken kara hafifçe adım attı. Yun Che aynı yerinde durdu ve çok kızgın bir şekilde konuştu. "Sen gerçekten....beni bu şekilde yalnız bırakamazsın değil mi?"

Xia Qingyue cevap vermedi. Uzun bir mesafe yürüdükten sonra adımlarını durdurdu ve son derece yumuşak bir sesle konuştu. "Neden hala orada duruyorsun? Acele et ve bana yetiş."

"Nasıl istersen!" Yun Che anında ağzı kulaklarına vararak güldü. Ayağını hafifçe yere vurdu ve çok hızlı bir şekilde Xia Qingyue'nin yanına geldi. O ağır yaraları tamamen iyileşmemiş gibi görünmüyordu.

İkisi kuzeye doğru yöneldi ve çok hızlı bir şekilde kar fırtınasının içinde kayboldular.

Xia Qingyue'nin gelmesi ve onu kurtarmasıyla ilgili kesinlikle kalbinde minnettarlık hissediyordu. Çünkü Mu Tianbei bir Tarikat Efendisi sınıfı çok güçlü bir uzmandı. Onu kurtarmaya gelerek Xia Qingyue hiç şüphesiz onunla birlikte Mu Tianbei'nin ellerinde ölme riskine girmişti. Ama aynı zamanda Yun Che'nin kafası karışmıştı....O Cennetsel Kılıç Villasında Xia Qingyue ile karşılaştığında onun bedeninden sadece ilgisizlik hissetmişti. Yakınlık değil, soğukluk değil, reddetme değil sadece dayanamayacağı bir ilgisizlik....

Evliliklerinden sonraki birkaç gün o kendi figürünü Xia Qingyue'nin kalbine ekmek için çok uğraşmıştı. Ama böyle uzun bir ayrılık süreci belli ki Xia Qingyue'nin kalbinden onun yüzeysel figürünün dağıtmak için yeterliydi. Ayrıca belli bir dereceye kadar şuanda kendisinin Xia Qingyue'nin gözünde sadece bir evlilik sertifikası ile ona bağlanmış normal bir varlık olduğuna inanıyordu. Olsa da olmasa da fark olmayacak birisi. Ama bugün Xia Qingyue onu korumak için onu takip edince ve onu kurtarmak için göründüğünde bir kez daha kafası karışmıştı...Onun kalbinde şuan nasıl bir yere sahip olduğunu anlayamıyordu.

Bir erkek için eğer bu dünyada asla anlayamayacağı bir şey olsaydı o hiç şüphesiz bir kadının kalbi olurdu.

---------ÇEVİRMEN NOTU----------

Sizce de öyle mi? Amma bölüm geldi değil mi belki devam eder kim bilir :D


Xia Qingyue'nin kalbinde Yun Che ne kadar değerli? Yun Che ve Xia Qingyue şimdi ne yapacak? Başka bir şey yada biriyle karşılaşacaklar mı? Aralarında ki konuşmalar nasıl olacak? Mu Tienbei'nin öldüğünü biri anlayacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın varsa yeni bölüm okuyun yoksa bekleyin :D

Yorum Yap "ATG 254 - BİR KADININ KALBİ"