Tankların Tarihi Günceli

ATG 253 - NASIL ÖLMEK İSTERSİN?

Eylül 14, 2016


ATG BÖLÜM 253 - NASIL ÖLMEK İSTERSİN?

Cennet Havzası Gizli Bölgesi Kuzeybatı yönü.

BOOM!!

Bir dağ ikiye ayrılarak karın ve buzun altına gömülü büyük boyutta taş ve toprak ortaya çıktı. Cennet Havzası Gizli Bölgesine daha önce girenlerin deneyimlerine göre bazı alışılmadık taşlar dağların altına serilme eğilimine sahiplerdi.

Ancak dağ ikiye ayrıldıktan sonra Fen Moli ilerlemedi. Bunun yerine tüm bedeni titredi ve olduğu yerde donakalırken son derece çirkin bir ifade takındı. Yanındaki orta yaşlı adam hemen sordu. "Ulu Büyük sorun nedir?"

Fen Moli'nin ifadesi kıyaslanamayacak kadar kasvetli bir ifadeye dönüştü. Bedeninden yayılan ördürme niyeti ve öfke yanındaki orta yaşlı adamın korkudan titremesine neden oldu. Bir süre sonra alçak sesle konuştu. "Juebi.....öldü!"

"Ne!!" Orta yaşlı adam şok içinde bağırdı. Gizli Bölgeye gireli daha 2 saat bile olmamıştı ve herhangi bir ödül toplayamadan önce bu kötü haberi almışlardı. Orta yaşlı adam panik içinde sordu. "Ulu büyük siz Juebi'nin bedenine ruh damgası bırakmıştınız. Kim......Juebi'yi öldürecek küstahlığa sahip olan kişi kim!"

"Mu Tianbei!” Fen Moli ellerini sıkıca sıktı ve neredeyse el kemiklerini eziyordu. Ardından bir yumruk attı ve doğrudan önündeki küçük dağa üflediği mor renkli alev yolunu serbest bırakarak küçük dağı enkaza çevirdi. Ağzından aşırı öfke dolu bir kükreme çıktı. "Mu Tianbei!! Senin ve bizim Yanan Cennet Klanımız arasında ne kin ne de düşmanlık vardı ama yine de sen böyle kötücül bir şey yaptın. 1 ay içinde senin Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Ateşi Kaleni bu dünyadan sonsuza kadar sileceğim!!"

Diğer tarafta Mu Tianbei havadan indi ve Fen Juebi'nin yerdeki parçalanmış bedenine baktı. Bedeni biraz kasıldı ve yüzü sanki ölü sinek yutmuş gibi çirkinleşti. Fen Juecheng'in ifadesi 10 kat daha çirkindi. Aslında yakışıklı ve seçkin olan yüzü şuan öz annesinin bile tanımasının mümkün olmayacağı şekilde bozulmuştu.

Fen Juebi ölmüştü....O Yun Che'yi tehdit etmek için ruh damgasının varlığını kullanmıştı ama Fen Juebi göz açıp kapayıncaya kadar ölmüştü....O Yun Che'nin ellerinden bile ölmemişti...O Mu Tianbei'nin Yun Che için hazırladığı ölümcül darbe yüzünden ölmüştü.

Bang Bang Bang Bang….

Yan tarafta hafif ve tempolu alkış sesleri yankılandı. Yun Che'nin yüzü tamamen başkalarının acısından zevk alma ile doluydu. Bakışlarını Mu Tianbei'ye çevirdi ve minnettar bir şekilde konuştu. "Sen gerçekten Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Ateşi Kalesinin Kale Efendisi olmaya layıksın. Demin ki saldırın gerçekten anlık, üstün ve son derece zarifti. Bu küçük senin hala daha önce Genç Kale Efendisi Mu ile aramızdaki çatışmanın üzerine düşündüğünü ve bununla hala bazı problemlerin olduğunu bilmiyordu. Sen sadece zaten düşmüş birine vurmaya hazırlanmadın ayrıca uzaktan izleyen bir seyircinin ilgisizliğine sahiptin. Sen eylemlerini destekledin ve Yanan Cennet Klanının 2. Genç Efendisini öldürdün! Bu zihin, bu ruh, bu cesaret bu küçüğün aynı anda utanç ve hayranlık hissettirdi. Ben bu Fen Juebi'nin Fen Moli tarafından bırakılan ruh damgasını taşıdığını duydum. Fen Moli çoktan klanlarının 2. Genç Efendisinin tek mızrak darbesiyle öldürürken Kale Efendisi Mu'nun gösterdiği etkileyici ustalığı biliyor olmalı. O şimdiye kadar ölüm ve kalımın eşiğine gelecek kadar sinirlenmiş olmalı. Hahahahahaha..."

Yun Che kinayeli alayından sonra delice bir kahkaha patlatmayı unutmadı. Mu Tianbei'nin teni siyahlaştı ve ardından siyahtan beyaza dönüştü. Karnının içinde tuttuğu öfke güç bela midesini patlatmaktan kaçındı. Yumruklarını sıktı ve öfkeyle kükredi. "Seni velet!!! Yanan Cennet Klanının Genç Efendisi bu meseleyi benim için çözer! Ölümün bu kadar yakın ama sen hala gülebiliyorsun! Darbelerimden birisinin senin bedenindeki kemikleri acımasızca kırışını sadece izle!"

Mu Tianbei öfkeyle yükseldi ve Yun Che'ye doğru ilerledi. Sağ elini bir pençe yaptı ve düz bir şekilde Yun Che'nin kafatasının üstünü kavramaya gitti.

Mu Tianbei'nin sağ pençesi ona doğru yaklaşırken Yun Che alay edercesine hareketsiz bir şekilde olduğu yerde durdu. Bu eylem Mu Tianbei'nin kalbini tereddütleştirirken hareketlerini yavaşlattı. Tam o anda aşırı soğuk bir hava çok uzaktan ona saldırdı. Birkaç soğuk tüy beneği onun gözüne doğru fırladı ve Mu Tianbei ona doğru yaklaşan gerçekte kemik dondurucu soğukluk yayan buz sarkıtları olan şeyleri yakalamak için durdu.

Ama aynı zamanda karın ve rüzgarın içinden uzun bir beyaz kurdele şeridi fırladı ve Yun Che'nin belini sararak onu beraberinde uçurarak getirdi. Kurdelenin diğer ucunda güzel kar beyazı bir kadın figürü vardı.

"Qingyue?" Yun Che aniden ortaya çıkan Xia Qingyue'ye baktı. O Jasmine'nin bahsettiği 4. kişinin aslında Xia Qingyue olacağını hiç beklemiyordu.

"Başka bir şey söyleme. Çabuk gidelim."

(Ç.N: Kocamı koruyacağım uleyn  :D )

Xia Qingyue'nin hilal kaşları sıkıca kırıştı. O kar fırtınasının içinde son derece hızlı bir tempoda ilerlerken Yun Che'yi de onunla birlikte götürdü. Böyle durumlarda diğer kaynak uygulayıcılarının hareketleri engellenirdi. Ama onun için bu bir engel teşgil etmiyordu ve tam aksine kaynak gücünü yenilemek için etrafta olan kar ve buzdan güç çekebilirdi. Bu nedenle Yun Che'yi beraberinde götürse bile hızı son derece hızlıydı ve ikisi kısa sürede karın ve rüzgarın içinde kayboldu.

Mu Tianbei de onun Xia Qingyue olduğunu açıkça fark etmişti. Elindeki buz sarkıtlarını dağıttı ama onları takip etmedi. Bunun yerine olduğu yerde uzun süre durdu. Sadece ifadesi sürekli olarak değişiyordu.

"Kale Efendisi Mu neden hala orada duruyorsunuz! Gidin ve onu öldürün!" Fen Juecheng endişeyle bağırdı.

Mu Tianbei hala hareket etmedi ve havayı içine çektikten sonra konuştu. "O kişi Donmuş Bulut Asgard'dan Xia Qingyue idi! Yun Che tek başına olduğunda ben açıkça ondan kurtulup gelecekte bir sorunla karşılaşmamak istedim. Ama şimdi onun yanında Xia Qingyue var. Eğer onu öldürürsem Donmuş Bulut Asgard'ın insanları bunu bilecek. Eğer benim, Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Ateşi Kalesinin Büyük Efendisinin Cennet Havzası Gizli Bölgesinde Yun Che'yi öldürdüğümün haberi yayılırsa ben nasıl hala ayağa kalkabilirim!"

"O zaman Xia Qingyue'yi onunla beraber öldürün!" Fen Juecheng uğursuz bir yüzle söyledi.

(Ç:N Bunu alacan sonra ........ )

"Wuh.....Ne?!" Mu Tianbei aniden şok oldu. Xia Qİngyue nasıl bir insandı? O Donmuş Bulut Asgard’ın tarihindeki en yetenekli öğrenci olarak görülüyordu. Eğer Donmuş Bulut Asgard bunu tesadüfen öğrenirse bu sorun sadece ayağa kalkıp kalkamaması ile ilgili olmazdı. Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Ateşi Kalesi doğrudan Donmuş Bulut Asgard'ın can düşmanı olurdu ve onları aşırı öfkesinin karşısında tarikatlarının binlerce yıllık oluşumları köklerinden sökülürdü. Bunun sonuçları kesinlikle onun dayanabileceği şeyler değildi.

"Bu tereddüt edeceğin bir şey mi?" Fen Juecheng yüksek sesle konuştu. "Onları öldürdükten ve gizli bölge kapandığında bu mesela çok gizli olacak! İkinci küçük kardeşimi öldürmenle ilgili konuyu Ulu Büyüğe açıkça anlatacağım. Eğer onların gitmesine izin verirsen Yun Che'yi öldürmek için harekete geçtiğinin haberi yine de yayılacak. Senin, Mu Tianbei'nin ünü gelecekte aynı şekilde yara alacak. Sen Yun Che'nin huyunun ne kadar ateşli olduğunu gördün. Sen onu daha önce kışkırtmıştın ve şimdi de onun canını almak için girişimde bulundun. Sen o gelecekte olgunlaştığında Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Ateşi Kalesinin hala huzurlu zamanlar geçireceğine gerçekten inanıyor musun? O zaman geldiğinde açı çeken sadece senden fazlası olacak!"

"Eğer bunu hala adam gibi düşünmezsen..." Fen Juecheng'nin sesi tehdit edici bir hal aldı. "O zaman ben kardeşimle ilgili meseleyi Ulu Büyüğe açıklayacak gibi hissetmem. Hehe....Sen meseleyi daha kötü hale getirip beni de öldürerek Yanan Cennet Klanının sana olan nefretini daha da büyütmek istiyor musun"

Mu Tianbei'nin tüm bedeni dondu. Yüzü seğirdikten sonra ayağının altındaki kar ve buz aniden yükseldi ve bir şahin gibi Xia Qİngyue ve Yun Che'nin gittiği yönü takip etti.

"Qingyue sen.....neden.......sen neden buradasın...?"

Onların temposunun hızı çok hızlıydı. Yun Che ağzını açtığında ağzının içine rüzgar ve kar dökülüyordu. Uzun bir süre çaba harcadıktan sonra cevabının açık olduğu bir soru sordu.

Xia Qİngyue cevap vermedi. Bunun nedeninin soruyu duymadığımı yoksa Mu Tianbei'nin onları takip edebileceği konusunda çok endişeli mi olduğu bilinmiyordu. O dikkatinin çok az bile dağıtmaya cüret edemiyordu.

O daha önce Yun Che ayrıldıktan sonra sessizce yönünü değiştirip Yun Che'nin bazı tehlikelere rast gelebileceğinden korkarak onu arkasından takip etmişti. Kar ve rüzgar ile dolu bir yerde aurasını gizlemek onun için çok kolaydı. Bu yüzden Yun Che yada Mu Tianbe onun yakınlarda olduğunu fark etmemişlerdi. Neden Yun Che'yi takip etme konusunda kendini kontrol edemediğine gelince o Yun Che'nin yaralarının onun yüzünden olduğunu bu yüzdende bu tehlikeli yerde onun güvenliğini sağlamanın kendisinin sorumluğunda olduğunu ile ilgili kendine bir gerekçe vermişti.

O Yun Che'yi öldürmek için Fen Juecheng ve Fen Juebi'nin bu durumdan yararlanacağını düşünmemişti ve Tarikat Lideri sınıfı Mu Tianbei'nin de bu işin içinde olacağını hiç beklememişti.

Yun Che'nin bedeni yana doğru yatarken göz bebekleri kaydı ve kafası karın ve buzun içine düştü. Ardından o Xia Qingyue tarafından karın ve buzun üzerinde sürüklendi. Xia Qingyue hemen durdu ve aceleyle sordu. "İyi misin? Çabuk ol ve hızlıca kalk. Eğer Mu Tianbei yakalarsa bu bir felaket olur."

Yun Che üst bedenini doğrulttu ve kafasındaki kardan ve buzdan silkinip kurtulduktan sonra sefil bir şekilde konuştu. "Qing...Qingyue eşim iç yaralarım kötüleşmiş gibi duruyor....Ben artık.....artık daha fazla koşamam....Sen gitmelisin...Beni merak etme! Öldürmek istediği benim...Buradan uzak olduğun sürece....sana....bir şey yapmayacak...Öksürük öksürük öksürük öksürük...."

(Ç.N: Acaba numara mı diye düşünüyorum belli olmaz Yun Che'nin sağı solu :D )

Yun Che bir süre önce midesine dökülen karı ve buzu zorla öksürerek çıkarırken öksürdü.

Xia Qingyue endişeyle geriye baktı. Başka şeyleri daha fazla umursamadan Buz Ankası Kar Çiçeği Kurdeleyi geri çekti ve Yun Che'nin kaburgasının altındaki sağ eline koyarak onu destekledi. "Bana sıkıca tutun.....Bu ortamın içinde bizim kaçmamız imkansız değil!"

(Ç.N: Hatırlıyorsunuz dimi elini tuttu diye öldürmek isterdi Yun Che'yi ah ah damarlardan girdi bak kızın kalbini kazanıyor :D )

Bu sefer Yun Che gerçekten hızlıca Xia Qingyue'nin ince ve yumuşak belini tutmak için uzandı. Onu tutarken bu söğüt gibi zayıf bedenin beklenmedik şekilde cenneti donduracak ve dünyayı mühürleyecek bir güç serbest bıraktığını hayal etmesi zordu. Yun Che on tuttuğunda bırakmaya dayanamadı. Çünkü o neredeyse ona bir inilti çıkarttıracak kadar rahatlatıcıydı.

Bedeninin bir erkek tarafından dokunulması ve tutulması Xia Qingyue'nin kalbinde tuhaf ve derin bir duygunun parlamasına neden oldu. O hemen DOnmuş Bulut Asgard'ın özel hareket yeteneği "Donmuş Fantezi Kar Dansı"nı kullanmak ve son derece hızlı bir şekilde kuzeye doğru gitmek için Donmuş Bulut Sanatını tüm gücüyle etkinleştirdi.

"Küçükler! Nereye gidiyorsunuz! Ölmeye hazırlanın!"

Arkalarından Mu Tianbei'nin kükremesi geldi. Xia Qİngyue arakasına baktı ve arkalarındaki karın ve rüzgarın içinde Mu Tianbei'nin ortaya çıktığını ve hızlıca onlara yaklaştığını fark etti.

Xia Qİngyue'nin gözlerinde mavi bir ışık yoğunlaştı. Sol kolunu uzattı ve buzul mavi renkli bir ışık topu dans etti. Onun etrafındaki birkaç yüz metrelik alanın içindeki uçan karlar onun kontrolü altına girdi ve Mu Tianbei'ye doğru uçtu.

Bang!

YÜksek sesin ardından Mu Tianbei ona doğru gelen karı kolayca dağıttı. Mu Tianbei Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Ateşi Kalesinin Kale Efendisiydi ve 5.seviye Gökyüzü Kaynak Alemini aşan bir gücü vardı. Onun toplam gücü kesinlikle Xia Qingyue'nin ustası Chu Yueli'den aşağı gibi gözükmüyordu. O Xia Qİngyue'nin kesinlikle yenemeyeceği birisiydi. Donmuş Bulut Etki Alanını açsa bile onun karşısında etkisiz kalacaktı.

O anda Yun Che rahat bir şekilde Xia Qingyue'yi tutuyordu ve zaman zaman onun ince belini ovuşturuyordu. Yun Che memnun olmamıştı çünkü Mu Tianbei inatla onların peşinden gelip onlara saldırabileceği mesafeye kadar yaklaşarak onları rahatsız etmişti. Yun Che oldukça kötü bir ruh halindeyken dişlerini sıktı ve alçak sesle mırıldandı. "Jasmine öldür onu!"

Bang!!

Önünde açıkça bir şey yoktu ve yakında Xia Qingyue ve Yun Che'ye yaklaşacağını gören Mu Tienbei aniden onun başını döndüren inanılmaz derecede kalın bir şeye çarptı. Sadece havada birkaç takla attıktan sonra bedenini sabitleyebilmişti. Kafasını salladı ve yeniden önüne baktı. Xia Qingyue ve Yun Che çoktan kaybolmuştu ve önünde şuan sakince süzülen şirin kırmızı bir prenses elbisesi giyen küçük bir kız vardı.

(Ç.N: Sen kesin öldün ama acaba nasıl öleceksin :D )

Uçan kar büyük yığınlar halinde düşüyor ve etraftaki her yerde taşıyordu ama küçük kızın bedenine inen tek bir kar tanesi izi bile yoktu. Mu Tianbei uzun süre boş gözlerle ona baktı çünkü karşısındaki küçük kız çok iyi işlenmişti. O Mavi Rüzgar İmparatorluğunun en iyi zanaatkârlarının titizlikle yaptıkları en yüksek kaliteli porselen bebeklerden yüzlerce kat daha iyi işlenmişti. Ve bu aşırı derecede iyi işlenmiş yüzünde yaşıyla ve figürü ile uyuşmayan tamamen acımasız bir ifade asılıydı.

O kardan daha hassas olan parmağını uzattı ve Mu Tianbei'ye doğrulttu. Kristal gözleri kanlı bir ışık ışını yaydı. "Nasıl ölmek istersin?"

-----------ÇEVİRMEN NOTU---------

Cidden nasıl istersin? :D Bu bölüm uzundu sanki :D Devamı var mı acaba ^^


Jasmine nasıl öldürecek? Yun Che ve Qingyue neler yapacak? Herhangi bir şey ile karşılaşacaklar mı? Daha fazla bölüm var mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve var mı yok mu öğrenin :D

Yorum Yap "ATG 253 - NASIL ÖLMEK İSTERSİN?"