Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 247 - UYANIŞ

Eylül 14, 2016


BÖLÜM 247 - UYANIŞ

 Oda sessizdi ve temizce düzenlenmişti. Yarı açık bambu pencereden içeri çok parlak olmayan ışık dökülüyordu bu nedenle oda çok loş değildi.

Yun Che yumuşak yatakta yatıyordu ve bedenine kokusu çok ağır olmayan ilaçlar sürülmüştü. Bu duruşunu 3 gündür devam ettiriyordu ki bu da 3 gündür komada olduğu anlamına geliyordu.

Yatağın önünde buz ruhları süzüldü ve ardından odada kar beyazı elbise giyen bir kadın yavaş yavaş ortaya çıktı. O kar beyazı avcunu kaldırdı ve Yun Che'nin göğsüne koyarak onun yaralarının durumunu ve kaynak enerjisini hissetti. Kısa bir süre sonra bedeninin etrafındaki buz ruhları hızlıca çırpındı ve avcunuda kaldırarak Yun Che'nin göğsünün önünde tuttu ardından soluk buz mavisi parlaklık Yun Che'nin bedenini sardı...

Bu durum 7.5 dakika devam etti. Ardından odanın dışından kasten hafif ses çıkaran adım sesleri duyuldu ve kadın avucunu geri çekip nazikçe dönerek sanki bu bir rüyaymış gibi oracıkta kayboldu.

O anda Yun Che'nin gözleri hafifçe titremiş gibi gözüktü ve ardından yavaşça açıldılar.

Bedeninde acı hissetmediği hiçbir yer yoktu ama bu acı dayanılmaz değildi. Hatta onu özellikle rahatlatmış hissettiren bir serinlik hissi bile vardı. Yun Che bedenini hareket ettirmeye çalıştı ve hoş bir sürprizle karşılaştı. Her ne kadar onun hareketleri biraz ağır olsa da bedeninin hareketliliği katı/sert değildi. En fazla abartılı hareketler yaparsa biraz acı çekecekti ama bu onun vücut fonksiyonlarının temelde tamamen iyileştiğini kanıtlıyordu.

Beklenildiği gibi Buda'nın Büyük Yolunun 2. Aleminin kazandırdığı iyileşme yeteneği bir şaka değildi!

Odanın kapısı itilerek açıldı. Cang Yue elindeki bir tas çorbayla içeri girdi ve arkasından Qin Wushang da girdi. Prenses Cang Yue çok zayıf gözüküyordu sanki birkaç gündür hiç uyumamış gibiydi. Yun Che bedeni hafifçe hareket ettirdi ve nazikçe seslendi. "Kıdemli Kız Kardeş, Saray Şefi Qin."

“Ah!” Cang Yue hassas bir haykırış attı ve neredeyse elindeki çorbayı bir kenara atıyordu. Çorbayı masaya yerleştirdi ve aceleyle Yun Che'nin önüne gelerek şaşırmış bir şekilde konuştu. "Küçük Kardeş Yun.....sen.....uyanmışsın... Bu harika! Büyükanne Jiumu senin onlarca gün komada kalabileceğini söyledi ama ben senin çok daha önce sağ salim bir şekilde uyanacağını biliyordum!"

 Cang Yue "Büyükanne Jiumu" derken Cennetsel Kılıç Villasının bir numaralı dahi doktorundan bahsediyordu.

"Ben zaten iyiyim. Kıdemli Kız Kardeş endişelenmene neden olduğum için özür dilerim." Cang Yue'nin ifadesini gördüğünde Yun Che kalbindeki acıyla birlikte cevapladı. Elini kaldırdı ve serbestçe hareket ettirerek Cang Yue'nin elini tuttu ve iyi olduğunu kanıtladı.

"Hoho, uyanman iyi oldu. Böylece prenses ve ben de sonunda rahatlayabiliriz." Qin Wushang başını salladı ve güldü. Yüzünde rahatlamış bir ifade oluştu. "Yun Che biliyor musun? Sen dünya çağında ünlendin ve bu yıl genç nesil arasında bir numara olarak isimlendirildin. Ve sen bu unvanı tamamen hak ediyorsun. Ama senin karakterinle bu şanı çok umursamadığına inanıyorum."

"Ünvan gibi şeyler kulağa iyi gelse de çoğu zaman bir tür yük oluyorlar." Yun Che kayıtsızca gülümsedi ve ardından sordu. "Kıdemli kız Kardeş ben ne zamandır uyuyorum?"

"3 gündür." Cang Yue cevapladı. "Küçük Kardeş Yun şimdi nasıl hissediyorsun? Özellikle rahatsız hissettiğin bir yer var mı?"

"Merak etme bedenimin çoktan belli ölçüde iyileştiğini hissediyorum. 3 gün...." Yun Che aniden bir şey hatırladı ve hızlıca sordu. "Cennet Havzası Gizli Bölgesi keşfi ne zaman yapılacak?"

"Yarından sonraki gün olacak." Qin Wushang iç çekti. "Ama senin şuan ki durumunla keşfe katılman mümkün olmayacak. Ama merak etme sen sadece 17 yaşındasın bu şansı şimdi kaybetsen bile 3 sene sonra hala şansın olacak."

"Yarından sonraki gün..." Yun Che gözlerini kapattı. Gökyüzü Zehir Sedefinin içinde kendi arıttığı ve içine kendisinin son derece güçlü kendini iyileştirme yeteneğini eklediği büyük miktarda Büyük Cennet Geri Dönüş Hapı vardı. Onlar sayesinde yarından sonraki güne kadar yaralarının yüzde doksanından fazlası iyileşebilirdi. Ama kaynak enerjisinin bu kadar hızlı iyileşmesi imkansızdı yarısı bile o zamana kadar iyileşmeyebilirdi. Buna ek olarak Anka kanının güç kaynağını yaktığından en az 3 ay anka ateşi kullanamayacaktı. Toplam gücü büyük ölçüde düşmüştü.

Yun Che kendi bedeninin durumunu ve iyileşme yeteneğini anlıyordu. Eğer gücünün yaklaşık yarısını geri kazanırsa Cennet Havzası Gizli Bölgesi keşfine katılması imkansız değildi ama tehlike büyük ölçüde artacaktı.

Sonuçta Cennet Havzası bölgesine girmek demek Cennetsel Kılıç Villasının bölgesinden çıkmak demekti. Cennetsel Kılıç Villasında düşüncesizce hareket etmeye cüret edemeyenler özgürce hareket edebileceklerdi.

"Bu kadar karamsar olmaya gerek olmamalı. Benim Kaynak Sanatım son derece güçlü kendini yenileme yeteneğine sahip günü geldiğinde durumuma bağlı olarak girip girmeme kararını veririm. Ama lütfen uyandığımı kimseye söylemeyin." Yun Che konuştu.

Qin Wushang onun söylediği "Kaynak Sanatının" ne olduğunu bilmiyordu ve kimsede nasıl bir şey olduğunu bulamamıştı. En sonunda başıyla onayladı ve başka bir şey demedi.

Cang Yue onu tıbbi çorbayla besledi ve bir süre daha onun yanında kalarak ona arkadaşlık ettikten sonra dinlenmesi için ayrıldı.

"Sen gerçekten pervasızsın. Sakat kalmaktan korkmuyor musun?" Jasmine aksi bir biçimde konuştu.

"Benim buna benzer sayısız deneyimim var ve zihnimde unsurların çoğunu düşündüm. Ne kadar pervasız olursam olayım kendimin sakatlanmasına yol açmam." Yun Che daha rahat bir yatış şekli aldı ve Gökyüzü Zehir Sedefinden Büyük Cennet Geri Dönüş Hapı çıkararak onu ağzına attı. Ardından onu geri kazandığı küçük bir miktar kaynak enerjisi ile arıttı. "Ama sadece üç günde yüzeydeki yaralanmalar büyük ölçüde iyileşmiş ve iç yaralanmalarımda tamamen iyileşmiş. Buda'nın Büyük Yolunun 2. Alemi beklenildiği gibi olağanüstü."

"Hmph, sen gerçekten Buda'nın Büyük Yolunun 2. Aleminin seni bu ölçüde iyileştireceğine inanıyor musun?" Jasmine soğukça homurdandı.

".....Başka bir nedeni mi var?"

"Bu 3 gün içinde birisi günde iki kez geldi ve yaralarını iyileştirmek için büyük miktarda kaynak enerjisi kullandı. Aksi halde sen en az 2 gün daha komada kalacaktın ve iç yaralanmalarının bu kadar kısa sürede tamamen iyileşmesi imkansız olacaktı."

Yun Che sersemledi ve ardından telaşlanarak konuştu. "O......Küçük Peri olabilir mi?"

"O kadın sana her zaman soğuk davrandı. Açıkça konuşursak o seni o zaman odanın dışına bile atmıştı. Ama sen yaralandığında odana gizlice tek başına geldi ve kullandığı büyük miktarda kaynak enerjisini umursamadan seni tedavi etti. O kadının düşünce yolu gerçekten garip." Jasmine gelişigüzel konuştu. Ancak kim olursa olsun son cümlenin sadece 14 yaşındaki bir kız tarafından söylendiğini fark ettiğinde garip hissederdi.

"Haha, sen büyüdüğünde ve gerçek bir kadın olduğunda bunu anlayabilirsin." Yun Che yüksek sesle güldü ve ruh hali büyük ölçüde düzeldi. "O genelde ne zaman geliyor?"

"Öğlen ve gece yarısı. Ne? Onun için mi beklemek istiyorsun?"

"Tabi ki. O kesinlikle benim çoktan uyanacağımı düşünmemiştir bu yüzden kesinlikle yeniden gelecek." Yun Che çok hoş bir şekilde konuştu.

"Kirli fikirli!"

"Kirli...." Yun Che kızmıştı ve homurdandı. "Hey hey! Senin gibi küçük bir velet böyle bir tabiri nereden öğrendi? Ben nasıl kirli fikirli olarak çağırılabilirim? Ben gerçekten onun en saf niyetini görmek istiyorum tamam mı? Her ne kadar sen benden çok daha güçlü olsan da ve beyninde benden çok daha fazla bilgi olsa da ne olursa olsun sen hala sadece 13-14 yaşlarında küçük bir kızsın. Sen tabi ki biz yetişkinlerin arasındaki saf ve güzel duyguları anlayamazsın."

(Ç.N: ( ͡° ͜ʖ ͡°) )

"Sen....bir yetişkin mi? Ben.....küçük bir velet mi?" Jasmine soğukça konuştu. "Sen gerçekte ustana saygısızlık etmeye cüret ettin! Bana küçük bir velet demeye cüret eden birisi asla olmadı!"

Jasmine'nin sesi açıkça "Öldürme Niyeti" denilen şeyi taşıyordu. Yun Che'nin boynu kasıldı ve hızlıca konuştu. "Ben....Ben hatalıyım. … Aaah…  Jasmine Ben kesinlikle, kesinlikle, kesinlikle, kesinlikle sana küçük bir velet demedim. Sen yanlış duymuş olmalısın..."

……………………

O gece tam gece yarısı oldu ve her şey tamamen sessiz ve hareketsizdi.

Yun Che'nin odasının penceresi nazikçe açıldı ve içeri serin bir rüzgar esti. Cildi rüyalardaki gibi bembeyaz olan bir kadın figürü sessizce Yun Che'nin yatağının önünde ortaya çıtkı. Her ne kadar loş ışık olsa da Yun Che'nin kadının kusursuz ve zarif kıvrımlarını görmesi mümkündü. Yinede bedeninden yayılan aura soğuk ve asildi ayrıca belli belirsiz soğuk bir gurur formu taşıyordu.

O elini kaldırdı ve nazik bir biçimde Yun Che'nin göğsüne koydu. Tam Yun Che'nin yaralarının durumunu yine kontrol edecekken hala komada olması gereken Yun Che aniden sağ elini uzattı ve onun göğsüne koyduğu elini yakaladı.

Che Yuechan'ın şuanki gücüyle Mavi Rüzgar İmparatorluğunda ona yaklaşabilecek çok fazla kişi yoktu. Ancak Yun Che'nin yaralanmalarına odaklanmıştı ve tüm düşüncelerini en saf kaynak gücünü toplamaya konsantre etmişti. Ve buna Yun Che'nin aslında uyanmış olacağını düşünmediğinden eli bu şekilde yakalanmıştı.

Che Yuechan'ın eli bir parça pürüzsüz yumuşak yeşim gibi soğuk ve yumuşaktı. Ancak eli uzun süre Yun Che tarafından tutulmadı çünkü bir süre duraksamanın ardından aniden elini çekti ve kendisi de hızlıca geri çekilirken bedeninden yayılan aura kemik delici soğuk bir auraya dönüştü.

"Küçük Peri kesinlikle benim hakkımda endişeleneceğini biliyordum..." Yun Che bedenini doğrulttu ve nazik bir biçimde seslendi.

"Yani çoktan uyandın." Chu Yuechan'ın sesi tek bir duygu izi bile barındırmıyordu. Yun Che'ye konuşma fırsatı bile vermeden soğukça konuştu. "Bunun hakkında çok düşünmene gerek yok. Sonuçta seni Qingyue yaraladı ve onun Kıdemli Ustası olarak senin yaralarını iyileştirmek biraz da benim sorumluluğum. Yeterince iyi olduğuna göre artık benim bir şeyler yapmama gerek yok. Ve bana Küçük Peri deme. Bana Chu Yuechan yada Kıdemli Chu diye seslen!"

Bunu söyledikten sonra Che Yuechan kararlılıkla geri döndü ve ayrılmaya hazırlandı.

"Küçük Peri..." Yun Che hızlıca bağırdı ve aceleyle ayağa kalkmaya çalıştı ama aniden bir “Ah” ile ağzından büyük bir ağız dolusu kan püskürttü ve anında yatağa doğru düştü.

Chu Yuechan tam ayrılırken Yun Che'nin kan püskürttüğünü gördü ve bedeni aniden titredi. Ardından kar beyazı bedeni hemen yönünü değiştirdi ve Yun Che'yi destekledi. Her ne kadar ışık loş olsa da Yun Che onun genelde buz gibi soğuk olan yüzünde bir çılgınlık izinin oluştuğunu görebiliyordu... Dünyaca Ünlü Donmuş Ayın Perisinin iki ayağının bir pabuca girmesine neden olan bir erkek....Yun Che kendisinin bunu yapan ilk ve ayrıca tek erkek olduğuna inanıyordu.

Tükürdüğü kan aslında Büyük Cennet Geri Dönüş Hapını aldıktan sonra iç organlarından zorla çıkan kirli kandı. Onu çok daha önce tükürmesi gerekiyordu ama o Chu Yuechan'ın kendisinin uyandığını gördükten sonra kararlılıkla ayrılmasını önlemek amacıyla kullanmak için umutsuzca bastırmıştı. Görünüşe göre onun bu planı tamamen etkili olmuştu ve kirli kanı çıkardığında iç organları rahatlamıştı. Küçük Peri onu tuttuğunda Yun Che bunu takip etti ve onun soğuk ama yine de yumuşak ve hassas beline sarıldı... Chu Yuechan her ne kadar biraz titrese de demin büyük bir miktar kan tüküren "Ağır yaralı bir kişi" karşısında temelde serbest kalmaya cüret edemiyordu. O sadece onun kendisini kucaklamasına izin verdi ve yavaş yavaş kucaklama daha sıkı oldu.

----------ÇEVİRMEN NOTU----------

1ghostdreamer bunu okuyorsun gecikme için üzgünüm kaç gündür atmadım <3  

Yun Che şimdi ne yapacak? Chu Yuechan oyuna geldiğini anlayacak mı? Yun Che keşfe katılacak mı? Yun Che ve küçük peri neler konuşacak? Başka bölüm gelecek mi? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın varsa görürsünüz yoksa beklersiniz :D



Yorum Yap "ATG 247 - UYANIŞ"