Otto Von Bismark Günceli

ATG 245 - SON DARBE

Eylül 14, 2016


BÖLÜM 245 - SON DARBE

 Chu Yueli sadece şaşırmamıştı onun şuanda tamamen dili tutulmuştu. Onun hissettiği şaşkınlık miktarı diğerlerinkinden aşırı derecede fazlaydı çünkü o Yun Che'nin 18 ay önceki durumunu açıkça biliyordu. Dürüstçe konuşmak gerekirse onun gözlerinde o zaman Yun Che bir duvara destek bile olamayacak çamur yığınıydı. Xia Qingyue onunla evlenmek için ısrar etmeseydi ona dönüp bir kez bile bakmazdı.

Bu arada Xia Qingyue'nin uygunluğu, anlama yeteneği ve zihniyeti Chu Yueli'nin hayatında görmediği düzeyde idi. Onun kaynak sanatlarını kaynak gücünü göz ardı ederek geliştirmesini sağlayan bünyesi Asgard’ın Sahibesi Gong Yuxian'ın şaşkınlığını kontrol edememesine yol açmıştı. O on iki yaşında Xia Qingyue'yi öğrencisi olarak almış ve ona Donmuş Bulut Sanatını öğretmişti. Hatta Xia Qingyue'nin bedenini ayarlamak için bizzat kendi Gökyüzü Kaynak Alemindeki gücünü kullanmıştı. O Donmuş Bulut Asgard da olduğu süre boyunca bin yılı aşkın süredir topladıkları miraslarından paha biçilemez sayısız hazineyi onun için kullanmışlardı.
Ayrıca Xia Qİngyue'nin tek ustası Chu Yueli değildi. Donmuş Bulut Asgard’ın en güçlü iki kişisi Chu Yuechan ve Gong Yuxian onun için büyük miktarda çaba harcamışlardı. Onun Donmuş Bulut Enerjisini saflığa ulaştırmak için Chu Yuechan büyük riske rağmen 3 Gökyüzü Kaynak Canavarının çekirdeğini almaya gitmişti.

Düşünüldüğünde Donmuş Bulut Asgard tarihi boyunca hiçbir öğrencisine bu kadar yatırım yapmamıştı. 

Ve tüm bunların sonucunda şuan ki Xia Qingyue ortaya çıkmıştı.

Yine de şuan Chu Yueli orada duruyor ve orijinalde sadece çöp olarak düşünülen bir gencin onun Donmuş Bulut Etki Alanını yok edişini izliyordu!

Xia Qingyue Etki Alanını kullanarak herkesin sağduyusunu alt üst ediyordu. Ama Yun Che bu gücü yok ederek sadece açıklanamaz bir mucize olarak tarif edilebilirdi.

Anka kanını kullanarak Etki Alanını yok ettikten sonra Yun Che'nin gücü tamamen tükenmişti ama Xia Qingyue'nin durumu da onunkinden iyi değildi. Yeryüzü Kaynak Aleminde Etki Alanını açarak kuşkusuz muazzam bir harcama yapıyordu. Sadece onu oluşturması bile Xia Qingyue'nin kaynak enerjisinin %70den fazlasını harcıyordu. Sadece birkaç nefes zamanı sürdürmesinden sonra kalan gücünün %60ından fazlası tükeniyordu. Buna ek olarak daha önce  yaptığı çeşitli harcamalardan sonra şuan ki gücü normal halinin %5 i bile değildi. Ayrıca Etki Alanı yok olduğunda bu ona bir geri tepme olarak yansımış ve kaynak damarlarına biraz zarar vererek onun kaynak enerji kontrolünü zorlaştırmıştı.

Xia Qingyue'nin yüzü zaten başlangıçta beyazdı ama şuan aşırı derecede beyazlamıştı ve tek bir kan rengi izi bile gözükmüyordu. Ama en azından onun durumu sabit bir şekilde ayakta duramayan Yun Che'den iyiydi.

İkisi de aralarındaki 30 metreden az mesafede doğrudan birbirlerine baktı. Yun Che'nin gözlerinin içinde acı ve çabalama parlarken Xia Qingyue'nin gözlerinde yoğun bir karışıklık vardı ve sanki demin aldığı şoktan kurtulamamış gibiydi.

“Ugh…” Acıyla inlerken Yun Che Ejderha Kusurundan destek alarak yavaşça ayağa kalktı. Dişlerini hafifçe sıktı ve gözleri önündeki Xia Qingyue'ye bakarken alçak sesle konuştu. "Sen gerçekten...Deminki alevler tarafından yaralanmamışsın....Buda iyi. Deminki alevleri ben bile tam olarak kontrol edemiyorum. Eğer onlar tarafından yutulsaydın belki de....onlar seni şiddetli bir şekilde yaralardı. Eğer....kıyafetlerin yanıp kül olsaydı....Heh, ben karımın başkaları tarafından görülmesini istemem."

(Ç.N: Millet ne düşünüyor sen neler düşünüyorsun :D )

Yun Che kelimelerini kesintili bir şekilde konuştu ve her birkaç kelimesine ağırca aldığı nefesler eşlik etti.

Xia Qingyue: “…”

Yun Che elleri ile Ejderha Kusurunu kavradı ama sanki yeterli gücü yokmuş gibi onu yerden kaldırmadı. Gözlerini kapattı ve bir süre yoğun bir şekilde nefes aldıktan sonra aurası ve sesi aniden yavaş yavaş sakinleşmeye başladı. "Benim kalan gücüm sadece 1 saldırı yapmama yeter. Yani bu saldırıyı karşılarsan sen kazanmışsın demektir. Ancak....ancak....Ben kesinlikle sana yenilmeyeceğim. Yani ne yaparsan yap bu saldırıyı karşılaman imkansız olacak!"

Poof!

Ejderha Kusuru yerden çıkarıldı. 4 bin tondan daha ağır olan ağırlığı Yun Che'nin onu kavrayan ellerinin hafifçe titremesine neden oldu. "Kılıcımı karşılamaya hazırlan... Qingyue. Tarikatının şanını aklında tut ve sana savaşmadan önce dediğim şeyi hatırla. Bana elindeki her şey ile gel!  Aksi halde sen Donmuş Bulut Asgard’ı hayal kırıklığına uğratacaksın, beni hayal kırıklığına uğratacaksın ve kendini de hayal kırıklığına uğratacaksın."

Xia Qingyue: “…”

Önündeki görünüşü aynı olan genç çok uzakta gibi duruyordu çünkü önceki kaynak damarları sakat olan genç ile karşılaştırıldığında bu Yun Che ve önceki Xiao Che iki farklı dünyadan iki farklı insan gibi duruyorlardı. Ama Xia Qingyue'nin gözlerinde bu kaderi alt üst eden genç kıyaslanamayacak kadar tanıdıktı. Onun bakışı, konuştuğundaki ses tonu, kemiklerine kadar işleyen gururluluğu....Özellikle de yüz boğanın bile uzaklaştıramayacağı inatçılığı onunla birkaç gün ve gece geçirdikten sonra tanıdığı Yun Che ile tamamen aynıydı.

Xia Qingyue bir şey demedi ama orjinalde yok olan buz ruhları tekrar etrafında süzülmeye başladı. Arkasında devasa bir buz nilüferi çiçek açtı ve Buz Anka'sı Kar Çiçeği Kurdele önünde süzülerek garip bir 'S' şekli aldı. Son derece tehlikeli bir aura serbest bırakıldı ve Buz Anka'sı Kar Çiçeği Kurdelenin her santimine yayılarak Yun Che'ye karşı son derece ağır bir baskı uyguluyordu.

"Bu.....'Donmuş Bulut Nihai Yeteneği: Hilal Ayın Şiiri''nin temel stili. Küçük Kız Kardeş Xia'nın mevcudiyeti şuan zaten son derece zayıf. Bu yeteneği kullanabilecek mi?" Xia Qingyue'nin şuan ki durumuna bakan Shui Wushuang endişeyle konuştu.

"Zar zor mümkün. Görünüşe göre Qingyue her şeyini kullanacak. Bu saldırı Yun Che'nin savunabileceği bir şey değil." Chu Yueli konuşsa da söylediklerine az çok bir güveni yoktu. Her ne kadar Yun Che dengesini bile koruyamıyor gibi gözükse de daha önce yaptığı çeşitli şeyler özellikle de alevleri ile Etki Alanını yakması Chu Yueli'nin karşısındaki hiç tehditkar gözükmeyen genci artık küçümseyememesine neden oluyordu.

O şuan Yun Che'nin şimdi nasıl bir fikirleri alt üst eden şey yapacağını tahmin etmeye cesaret edemiyordu.

Yun Che yavaşça Ejderha Kusurunu başının yukarısına kaldırdı. Kötülük tanrısının Kaynak Damarlarının 54 girişi hızla genişledi ve deli gibi bedeninde kalan tüm kaynak enerjisini topladı. Aniden yüksek sesle kükredi ve ayakları altındaki zeminin yüzeyi parçalandı. Havaya doğru sıçrayıp Ejderha Kusurunu havada yükseltti ve aşağı doğru ağır bir şekilde savurdu...

"Derebeyinin Hiddeti!"

Her ne kadar bu saldırının arkasındaki güç öncekilere göre zayıf olsa da hala korkutucuydu. Xia Qingyue de yukarı doğru atladı ve bedeninin etrafındaki buz ruhları kaotik bir parlaklıkla parladı. Buz Anka'sı Kar Çiçeği Kurdele yumuşaklıktan esnek bir hale dönüştü ve katlanarak kar beyazı bir hilal ay oluşturdu. O donmuş Bulut Enerjisi ile doluyken buz kristallerini göz kamaştırıcı parlaklığı ile parlıyordu ve havada Ejderha Kusuru ile şiddetli bir şekilde çarpıştı.

Yüksek sesli bir ses ile birlikte Ejderha Kusuru ve Buz Anka'sı Kar Çiçeği Kurdelenin çarpıştığı yerden muazzam bir uzaysal bükülme halkası dalgalandı. Kıyaslanamayacak kadar soğuk bir aura Yun Che'yi tamamen sardı ve Buz Anka'sı Kar Çiçeği Kurdeleden gelen muazzam güç hilal ay şeklinde zorla Ejderha Kusuruna çarptı.

Yue Che'nin gözleri aniden genişledi. Çarpışma anında elleri tamamen uyuşmuştu. İnatçı bir şekilde dişlerini sıktı ve tüm gücünü Ejderha Kusurunun içine yönlendirdi. Ama kalan gücü Xia Qingyue'nin tam güçlü darbesinden çok uzaktaydı. Derebeyinin Hiddetinin gücü tamamen engellendi ve gücünün kalıntıları hızla yutuldu. Onu yenmek için buz gibi soğuk bir güç patladı ve yüzüne doğru saldırdı.

Yani sonuçta bunu kullanmaktan başka çarem kalmadı....

(Ç:N: 1ghostdreamer çıldırıyor bastır Yun Che diyor :D )

Bu tür bir durum Yun Che'yi hiç şaşırtmamıştı. Sonuçta o kendi durumunu herkesten iyi anlıyordu. Gücünün tamamen bastırıldığını görünce ani bir nefes aldı ve ağzından canavar gibi bir feryat çıkardı....

Kaynak damarlarım ve bedenim.....dayanmalısınız!!!

"Kötülük Tanrısının 3. Alemi : Araf!!!!"

(Ç.N: Bizim yazar kardeşimiz 3. ve 4. alemlerin yerlerini değiştirdi bu bölüm itibari ile arada kafasına göre şeyler yapıyor :D bundan sonra Araf 3. alem Gürleyen Gökyüzü 4.alem :D )

Yun Che'nin içsel sesinin ardından Kötülük Tanrısının 3.Alemi....Araf....İlk kez açıldı.

"Araf" açıldığı anda 3.kapıdan aniden garip şeytani kırmızı ışık yayıldı ve kaynak damarlarının tümünü sanki taze kanla boyanmışlar gibi koyu kırmızı bir ışıkla aydınlattı. Kırmızı ışık sadece kaynak damarlarının içinde yer almıyordu ve ayrıca damarlarından dışarı fışkırarak Yun Che'nin bedeninin etrafında kan kırmızısı bir parlaklık tabakası oluşturdu.

Yun Che'nin gözlerindeki beyazlık tamamen yok oldu ver yerini tamamen kan kırmızısı göz bebekleri almıştı. Araftan gelene yakın nefret dolu ve kötü niyetli aura da aniden bedeninden yayılarak Xia Qingyue'nin bir anda tamamen boğulmasına neden oldu.

"Kötülük Tanrısının Üçüncü Stili : Tahrip Edilmiş Gökyüzü Yok Edilmiş Yeryüzü!!!!"

(Ç.N: Bu kötülük tanrısının yeteneklerinin isimleri çok uyuz :( )

BOOM!!!!!!

Sanki gökyüzü ve yeryüzü çökmüş gibi bir patlayıcı gürültü oluştu. Tüm arena eşsiz yoğunlukla titredi ve tüm zemin bölgesi sallanmaya başladı. Sanki korkunç bir doğal afet aniden ortaya çıkmış gibiydi. Büyük patlama sesinin içinde bazı düşük seviyeli kaynak uygulayıcılarının kulakları duyma yeteneklerini kaybetti. Ve Kılıç Söylev Arenasının üzerinde uçan kırılmış kayalar ve yaklaşık 300 metreye uçan kum vardı. Ve bir an için gökyüzü ve güneş tamamen gizlenirken Yun Che ve Xia Qingyue'nin figürleri de tamamen gizlendi.

 Arenada korku çığlıkları çınladı ve herkesin yüzünde yeniden eşsiz bir şaşkınlık ortaya çıktı. Yun Che ve Xia Qingyue açıkça tüm kaynak enerjilerini neredeyse tüketmişlerdi. Yine de bu saldırının kudreti öncekileri aşıyordu. Donmuş Bulut Etki Alanını yakıp kül eden ezici alev dalgaları bile hiçbir şekilde bundan tamamen üstün değildi. Yeryüzü Kaynak Alemindeki güçlü bir kişi tarafından bile böyle korkutucu hava akımı ve güç oluşturmak zorken bu nasıl güçlerinin çoğunu tüketen iki genç arasındaki düelloda görünebilirdi!

Hava toz ile doldu ve kimse tam olarak ne olduğunu göremiyordu. Hayal etseler bile böyle yeri göğü sarsan bir çarpışmayı oluşturmak için ne kullandıklarını hayal edemiyorlardı!

Arenadaki sarsıntı çok geçmeden durdu ve tozda dağılmaya başladı Görüş hatları netleşti ve herkes şiddetle soğuk havayı içlerine çekti.

Önlerinde gördükleri şey 200 metreden büyük bir çapı olan devasa bir kraterdi.

Arenanın kenarları bile tamamen yok edilmiş ve sahnenin üzerinde bütün olan tek bir parça bile kalmamıştı.

Büyük çukurun merkezinde iki tane tamamen hareketsiz siluet vardı...Onlara bakarken herkes nefesini tuttu. Herkesin bakışları dondu ve boğazlarından tek bir ses bile yapamadılar.

Xia Qingyue sessizce ayakta duruyordu siyah uzun saçı tamamen dağılmıştı ve tüm bedeni tamamen kirlenmişti. Gözlerinde tarifsiz bir "şaşkınlık" vardı ve afallamış şekilde önünde duran Yun Che'ye bakıyordu.

(Ç.N: Ne oldu ulan sonuç ne :D )

Yun Che onun iki adımdan daha az bir mesafede yığılmıştı. Elbiseleri paramparça olmuştu ve yerde düz bir şekilde yüzüstü yatıyordu. Ağzının kenarından, alnından, kollarından, bacaklarından, sırtından....temelde bedenindeki olası her yerden dışarı kan akıyordu. Sol eli yeri kavramıştı ve sağ elinin arkası kan lekesinden tamamen kırmızıya boyanmıştı ama yine de sıkıca Ejderha Kusurunun sapından tutuyordu.

"Sonunda.....bitti."

Her ne kadar "Araf" üç nefes zamanından uzun süre açık kalmamış olsa da tamamen güçsüz olan Yun Che'nin bedenine şüphesiz neredeyse yıkıcı bir yük bindirmişti. Ayrıca "Araf" durumunda iken zorla Kötülük Tanrısının 3. Stilini kullanmıştı....Bu iradesini ve ruhunun kuvvetini kullanarak yaptığı nihai darbeydi. Bunun ruhuna bindirdiği uçsuz bucaksın yük bedenine binen kısa süreli yükten hiç az değildi. Hala geçici olarak bilincinin açık olması mucizeden başka bir şey değildi.

Bedeninin yüzeyinde sayısız yara vardı ve sadece iç organları ağır bir şekilde zarar görmemişti. Yun Che büyük zorlukla ağzının kenarlarını genişletti ve rahatlamış, sevinç memnun olmuş ve ayrıca derin bir sevinçlilik taşıyan bir gülümseme yaptı. Gözlerini kapadı ve bilincinin karanlığa düşmesine izin verdi. Son kalan farkındalığı da sadece Xia Qingyue'nin duyabileceği bir sese dönüştü....

"Sıralama Turnuvasına gelmemin ikinci nedeni.....sana.....bir şey kanıtlamak......bu şey ise.....benim,.....Yun Che'nin....senin kocan olacak niteliklere sahip olduğum......ve.....bunun......senin minnettarlığın...."
"ve....hay...ır...sever...liğin....."

Xia Qingyue: “…”

Ölüm sessizliğinde zaman sessizce ilerledi....bir nefes, iki nefes, üç nefes, dört nefes....

Sadece Yun Che bayıldığında ve artık hareket etmediğinde seyirciler kendilerine gelebilmişti.

Bu maç nihayet sona erdi....

Dokuz nefes, on nefes...

Ling Wugou maçın başından sonuna kadar en yakında olan ve deminki darbenin korkutuculuğunu en canlı şekilde hisseden kişiydi. Eğer birisi onun yakınına gelseydi şuanda alnının tamamen ve yoğun bir şekilde soğuk terler ile kaplanmış olduğunu fark ederdi…
Evet öyle! 8.seviye Gökyüzü Kaynak Aleminde olan ve Cennetsel Kılıç Villasında bile son derece yüksek konuma sahip olan bir uzman iki gencin arasındaki düelloda soğukça terleyecek kadar ürkmüştü.

10 nefes zamanı geçtiğinde Ling Wugou sonunda kendine geldi. Güçlü bir ses tonuyla yüksek sesle sonucu bildirmeden ve zihnini sakinleştirmeden önce karmaşık bir bakışla Yun Che'ye baktı.
 "Yun Che 10 nefes zamanından beri yerde. Bu Sıralama Turnuvasının final savaşını kazanan....."

-----------ÇEVİRMEN NOTU-------------

İşte bu uzun zamandır gördüğüm en iyi yerde biten bölüm :D Maç bitti artık kararı açıklama zamanı :D


Neden sonuç açıklanmadı? Bir nedeni var mıydı? Yoksa yazar heyecan için mi böyle bıraktı? Çarpışma anında neler yaşandı? Merak mı ediyorsunuz? Biliyorum ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın :D

Yorum Yap "ATG 245 - SON DARBE"