Otto Von Bismark Günceli

ATG 240 - KARI VE KOCA ARASINDAKİ SAVAŞ (2)

Eylül 14, 2016


BÖLÜM 240 - KARI VE KOCA ARASINDAKİ SAVAŞ (2)

  Yun Che üst bedenini doğrulttu. Sağ bacağını öne doğru eğerek gözlerini kapadı ve iki eliyle kılıç kavrama pozisyonu aldı. Bu hareketi uzun süre sürdürdükten sonra aniden gözlerini açtı ve kolları ile ileriyi doğramadan önce homurdandı....

Ama bu hareket dizileri hiç görkem olmayan basit hareketlerdi.

"Ne yapıyorsun?" Jasmine sonunda merakını dizginleyemedi ve yüksek sesle sordu.

Yun Che iki elini çekti ve derin bir nefes aldıktan sonra konuştu. "Jasmine....yarın ki maçı kazanma olasılığım hakkında ne düşünüyorsun?"

"Eğer senin yerinde seninle aynı kaynak gücüne ve aynı tekniklere sahip biri olsaydı Xia Qingyue karşısında kazanma sansı tamamen sıfır olurdu! O kişi tüm gücünü kullansa dahi ondan (10) fazla hareket değiş tokuşu bile hayal edemez. Ama senin için....muhtemelen küçük bir şans var." Jasmine hafifçe yanıtladı. "Çünkü sen kaybetmeye yaklaştığın zaman kaybetmeyi göze alamayan bir deliye dönüşüyorsun!"

"Hehe övgü için teşekkürler." Yun Che  kendinden oldukça memnun bir şekilde gülümsedi.

"Övgü mü? Ben kinaye yapıyordum!" Jasmine çok ciddi bir şekilde kendini düzeltti. "Ben senin Xia Qingyue'yi yenme konusunda kendine o kadar güvenmediğini hissediyorum yine de sen kendinin yenilmesine izin vermeyeceksin. Bu yüzden o zaman geldiğinde ben bile senin nasıl bir hayati tehlike içeren bir şey yapacağını sezemiyorum! Ancak seni şimdiden uyarmalıyım Kötülük Tanrısının 3. alemini açmaman senin için en iyisi olacaktır. Sen Ejderha Tanrısının Test Alanında 2. alemi zorla açmıştın ve Buda'nın Büyük Yolu aniden gelişmeseydi sen orada ölebilirdin. Her zaman böyle ilahi bir şansın olmaz!"

"Ben gerçekten kaybetmeyi göze alamayan biri değilim. Eğer yarınki rakibim Ling Yun veya hatta Xiao Jie bile olsa kaybetsem bile çok bir şey düşünmezdim ama rakibim Xia Qingyue olursa.... Kesinlikle kaybedemem! Bu kazanma kaybetme meselesi değil bu bir erkeğin haysiyeti ile alakalı!"

"Bir erkeğin haysiyeti mi?"

"....Bu yetişkinler arasındaki bir mesele küçük çocuklar anlayamaz." Yun Che sırıtarak yanıtladı.

(Ç.N: haha :D )

"Küçük çocuk mu? Hmph! Benim bildiğim şeyler senin bilgini on milyon kat aşıyor!" Jasmine küçümseyerek homurdandı. "Sen hala sorumu cevaplamadın. Ne yapıyorsun?"

"Fazla bir şey değil. Ben sadece Hapishane Tanrısı Sirius'un Büyük Kitabının temel seviyesini temel alarak Sirius'un İkinci Kılıç Stilini hissetmeyi deniyorum ama belli ki fazla hayalperest oldum." Yun Che istemeyerek konuştu. Bunu bir çok kez yapmayı denese de çabaları hep sonuçsuz kalmıştı.

"Jasmine senin gerçekten Sirius'un İkinci Kılıç Stili hakkında hiç izlenimin yok mu?" Yun Che aniden sordu. Şuan sahip olduğu saldırgan kaynak teknikleri arasında en büyük güce sahip olan Gökyüzü Kurdu Kesişi idi. Gökyüzü Kurdu Kesişi sadece Hapishane Tanrısı Sirius'un Büyük Kitabının ilk kılıç stilinden gelse bile bu kadar güçlüydü yani ileriki aşamalardaki tekniklerin tanrısal kudreti kesinlikle çok daha korkutucu olmalıydı.

"O zaman zarfında abim eğitim yaparken ben gelişigüzel Hapishane Tanrısı Sirius'un Büyük Kitabına göz gezdirmiştim bu yüzden sadece temel aşamayı ve ilk kılıç stilini hatırlıyorum...." Buraya kadar konuştuktan sonra Jasmine sanki aniden aklına bir şey gelmiş gibi gözüktü ve kısa bir duraksamanın ardından Yun Che'nin zihnine bir dizi görüntü geldi. Bu görüntülerde yakışıklı bir figürü ve belirsiz yüz özellikleri olan genç bir adam kendi bedeninden daha büyük muazzam bir kılıcı savuruyordu. Ağır kılıcın her sallanması bulutların ve rüzgarın gümbürdemesine ve yeryüzünün sarsılmasına neden oluyordu...

"Bu....."

"Bu abimin çalışma görüntüleri. Onun ağır kılıç stili çoğunlukla Hapishane Tanrısı Sirius'un Büyük Kitabından geliyor ama yine de bunlar sadece hareket ve hiç kaynak sanatı yok. Ayrıca ben bu görüntülerde hata olmadığını garanti edemem. Bundan bir şey elde edip edemeyeceğin tamamen sana kalmış." Jasmine sorumsuzca konuştu.

Yun Che daha fazla bir şey demedi. Kalbini sakinleştirdikten sonra sessizce zihnindeki görüntüyü tekrar ve tekrar incelemeye başladı.

Ertesi gün Cennetsel Kılıç Villasının Kılıç Söylev Arenası.

Güneş yeni doğmuştu ama Kılıç Söylev Arenası ağzına kadar doluyu. Bugün Sıralama Turnuvasının sonuç günüydü ve finaldeki kişiler sadece 17 yaşında olan eşi benzeri görülmemiş bir erkek ve kızdı.

Katılan yarışmacıların arasında en düşük kaynak gücü olan ama girdiği tüm savaşları sırayla kazanıp finale yükselen Yun Che içlerinden biriydi. O her savaşta efsanevi bir yetenek göstermişti ve turnuva tarihinde Gerçek Kaynak Aleminde turnuvaya ilk katılan ve o alemde iken finale yükselen ilk kişi olmuştu.

Diğeri ise dün gerçek gücünü göstererek Ling Yun'u yenen ve herkesi hayrete düşüren Xia Qingyue idi. O Mavi Rüzgarın 1 numaralı dahisi olmuştu ve ayrıca Ling Yun'un yerini alarak genç neslin de 1 numarası haline gelmişti. O gelecekte kuşkusuz tüm Mavi Rüzgarı sallayacak kral sınıfı birisi haline gelecekti.

Ve eskiden bu belirleyici savaşta öncü rolü oynayan Cennetsel Kılıç Villası bu sefer izleyici idi. Ling Yuefeng erkenden gelmiş ve sessizce hiçbir şey söylemeden oturmuştu. Dün kaybeden Ling Yun da benzer bir şekilde Ling Yuefeng'in yanındaydı ve ifadesi oldukça sakindi. En azından yüzeyde dünkü yenilgiden çok fazla darbe almamış gibi duruyordu.

Tabi ki o zayıf değildi sadece rakibi herkesin beklentilerini fazlasıyla aşacak kadar güçlüydü.

Bugün aslında 2 tane savaş olması planlanmıştı ancak ilk savaştan önce Ling Jie çekildiğini söylediği için herkesin turnuvadan önce 1. olmasını beklediği Ling Yun 3. olmuştu. Aslında turnuvadan önce herkes ilk 3 için tahminlerini yapmıştı ve tüm hepsinde ortak olarak 1. Ling Yun'du. Eğer dün Xia Qingyue ile olan savaşını görmeselerdi kimse böyle bir sonuca inanmaz yada düşünmezdi.

".....Sıralama Turnuvasının son savaşı: Mavi Rüzgar İmparatorluk Ailesinden Yun Che vs. Donmus Bulut Asgard'dan Xia Qingyue! İki katılımcıda arenaya çıksın."

Ling Wugou Kılıç Söylev Arenasının merkesinde yüksek sesle konuştu.

"Küçük Kardeş Yun iyi şanslar!"

"Enişte iyi şanslar!"

Yun Che kalktı ve aniden yanına doğru sordu. "Yuanba sen benim mi yoksa ablanın mı kazanmasını istiyorsun?"

“Eh…” Xia Yuanba'nın kafası allak bullak oldu. Kafasını kaşıdı ve cevapladı "Eğer eniştem kazanırsa ben kesinlikle mutlu olurum eğer ablam kazanırsa ben yine kesinlikle mutlu olurum." Xia Yuanba buraya kadar konuştuğunda gözleri ışıldamaya başladı. "Waaah! Eskiden Sıralama turnuvası sadece rüyalarımda gözüküyordu. Şimdi ise eniştem ve ablam birincilik için yarışıyor sanki hala rüyada gibiyim. Ancak eğer ikinizi karşılaştırırsam....eniştemin kazanmasını isterim!"

Oh? Neden?" Yun Che belli belirsiz bir gülümseme ile sordu.

"Bu...bu.....çünkü bilirsin işte ablam bir kız ve ayrıca eniştemin karısı. Eniştem tarafından yenilmesi daha makul gibi görünüyor." Xia Yuanba biraz karışık bir şekilde cevapladı.

“Hahahaha.” Yun Che gülmeye başladı. Elini uzattı ve Xia Yuanba'nın omzuna hafifçe vurdu. "Yuanba iyi konuştun. Bir erkek olarak diğer kişilere kaybetmem fazla sorun olmaz ama kesinlikle kendi karıma kaybedemem! O bir dişi kaplan yada bir Anka kuşu ise ne olmuş. Benim ona sıkıca....binmem gerekir!!"

(Ç:N: :D at misali yanlış anlamayın :D :D )

Xia Yuanba'nın gözleri genişledi ve şaşkın şaşkın başıyla onayladı. Her ne kadar Yun Che'nin sözlerini tam anlamasa da onlar mantıklı gibi hissettirmişti.

Yun Che'nin çarpık muhakemesi Cang Yue'nin alaycı bir şekilde gülümsemesine yol açtı ama onu azarlamak için bir şey söylemedi. Bu kibir ve maçoluk dolu sözler bir kızın bakış açısına göre itici gelmeliydi ama Yun Che'nin ağzından gelince o kadar garip yada itici hissettirmedi. Bunun yerine bu konuşmanın onun Yun Che'nin yaratılışına uygun olduğunu hissetti.

Binlerce insanın bakışlarının altında Yun Che Kılıç Söylev Arenasının merkezine yürüdü ve Xia Qingyue'nin karşısında durdu.

Şuan Xia Qingyue yüzünü örten bir buz peçesi taktığı için onun yüz hatlarını yakında olmasına rağmen göremiyordu. Ancak dünkü kısacık bir bakış bile bunun onun kalbine derinden oyulması için yetmişti. İkisi sessizce birbirlerine baktılar....sınırlı sayıda kişi hariç kimse birbirleri ile tamamen ilgisiz gözüken bu çiftin aslında karı koca olduğunu bilmiyordu.

Düğün tebriklerini, evliliği ve birlikte uyuduklarını hatırladı....o zaman o herkesin kabul ettiği göklerin sevgili kızıydı ve daha önceden Donmuş bulut Asgard tarafından öğrenci olması için seçilmişti. Ama kendisi sakat kaynak damarları ve herkesin küçümsediği hiçbir geleceği olmayan işe yaramaz bir adamdı. İkisinin farkı gökyüzü ve yeryüzü kadar fazlaydı. Ama etkileşime geçtikleri sadece kısa birkaç günde Yun Che zaten Xia Qingyue'nin soğuk ve ilgisiz kalbinde küçük bir çatlak oluşturmuştu. Ancak daha sonra meydana gelen beklenmedik olay beklenilenden önce ayrılmalarına neden olmuştu... İkisi bir araya yeniden geldiklerinde hayatlarındaki yükseklik ve gidişat tamamen ters yüz olmuştu.

O eskiden göklerin sevgili kızı ve binlerce kişinin üzerine titrediği biriydi. Şuan on gökler tarafından defalarca kez kutsanmıştı ve şok içinde haykıran aynı yaş grubunun içinde ulaşılamaz bir yükseklikte duruyordu.

Ve Xia Qingyue'nin gözlerinde sanki bir mucize gibi zayıf ve güçsüz ama kararlı ve derin bakışları olan ve hatta önünde biraz cesur ve cüretkar olan genç sadece 2 kısa yıl içinde büyüyerek göklere uzanan muazzam bir ağaca dönüşmüştü. Eskiden o herkes tarafından ezilen ve sonunda ailesinden sürülen biriydi yine de şuan o gururla Mavi Rüzgar İmparatorluğunun en büyük kaynak gücü sahnesinde duruyor ve adını tüm zirvedeki uzmanlara ilan ediyordu.

Bu kader tarafından planlanmış açıklanamaz bir şey gibiydi. Bu hiçbir şekilde bir araya gelmemeleri gereken karı koca çifti yine de aynı anda zirveyi temsil eden bu sahnede duruyorlardı. Rakipleri de birbirleriydi.

"Qingyue bu turnuvaya neden katıldım biliyor musun?" Yun Che doğrudan Xia Qingyue'nin gözlerinin içine baktı ve hafifçe gülümseyerek konuştu.

Xia Qingyue'nin konuşmasını beklemeden konuşmaya devam etti. "İlk neden Kıdemli Kız Kardeş Xueruo'nun rüyasını gerçekleştirmek. İkinci nedene gelince...."

Yun Che gri bir ışık parlarken elini uzattı ve Ejderha Kusuru'nun kabzasından tuttu. Şiddetli bir ejderhanın gömüldüğü kılıcın ucu doğal olarak aşağı düştü ve yüksek sesli bir patlama ile ayakları altındaki zemini deldi. Kuvvetli bir rüzgar ve otoriter muhteşem bir baskı da artarak dalgalar halinde her yöne dağıldı.

"Seni yendikten sonra söyleyeceğim!"

Ejderha Kusuru çıktığı an hiç beklenmedik bir şekilde Gökyüzü Kaynak Kılıcının kudreti tüm arenayı korkuttu. Mavi Rüzgar İmparatorluğunda bilinen 7 tane Gökyüzü Kaynak Silahı vardı ve önlerindeki ağır kılıç ilk kez gördükleri bir Gökyüzü Kaynak Silahı idi.

"Bu muhteşem baskı....bu bir Gökyüzü Kaynak Silahı! Ve yüksek seviyeli bir Gökyüzü Kaynak Silahı!!!"

"Böyle bir silahın olduğunu neden daha önce hiç duymadım? Mavi Rüzgar İmparatorluk Ailesi onu bunca zaman gizlemiş olabilir mi?"

"O hala bir ağır kılıç gibi duruyor.....Gökyüzü Kaynak ağır kılıcı.... Onu Gökyüzü Kaynak Alemindeki biri bile kontrol ederken zorluk yaşayabilir. O gerçekten bunu kontrol edebilecek mi?"

"Gökyüzü....Gökyüzü Kaynak Silahı!" Ling Jie şaşkınlıktan bağırdı ve dişlerini sıktı. "Kırılan Yeryüzü Kaynak Kılıcına bir ödeme yapmamı istememesine şaşmamalı. O bir Gökyüzü Kaynak Silahına sahipmiş. Diğer bir deyişle dünkü savaşta kendini tutmuş ve tüm gücünü kullanmamış....Mn? Baba neyin var? Ah? Abi senin de ifaden garipleşmiş."

"Baba bu o kılıca benzemiyor mu?" Ling Yun aniden sordu.

Ling Yuefeng cevap vermedi ve hızlıca uzaysal yüzüğünden tarihsel kayıtların olduğu antik bir kitap çıkardı. İlk birkaç sayfaya göz attı ve bakışları bir süre durup kafasını kaldırarak yeniden Yun Che'nin elindeki kılıca baktığında alçak sesle konuştu. "Son günlerde Yun Che hakkında aldığımız bilgilere göre bundan bir süre önce Ölümün Çölüne gitmiş ve 5 ay geri gelmeden orada kalmış."

"Bu gerçekten oldu." Ling Yun başıyla onayladı.

"Yanlış değil gibi gözüküyor." Ling Yuefeng antik kitabı kapatarak uzaysal yüzüğüne yeniden koydu." Şüphesiz ki o kılıç gerçekten Ejderha Kusuru."

----------------ÇEVİRMEN NOTU----------------

Savaş başladı merakla beklenilen final :D ilerledikçe çok güzelleşebilir haberiniz olsun :D


Savaş nasıl başlayacak? Kılıca gelen tepkiler ne olacak? Yun Che gizlediği şeyleri kullanacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın :D

Yorum Yap "ATG 240 - KARI VE KOCA ARASINDAKİ SAVAŞ (2)"