Tankların Tarihi Günceli

ATG 232 - DEREBEYİNİN FİNALİ

Eylül 14, 2016


BÖLÜM 232 - DEREBEYİNİN FİNALİ

"Cennetin Kudretli Mutlak Kılıcı Final Formu —— Parlak Gökyüzü!!!"

Ling Jie yüksek sesle bağırdı. Turuncu ve camgöbeği kılıç ışınları havada aynı anda patlayarak gökyüzünü kaplayan bir kılıç ışınları yaydılar ve gündüzü örttüler. Kılıç ışınlarının gücü ve parlaklığı neredeyse gökyüzünde parlayan güneşi gölgede bırakıyordu. Korkunç kılıç ışınlarının içinde 2 Gökyüzü Kaynak Kılıcı sayısız sarmal kılıç niyeti serbest bırakarak otuz metre uzunluğunda turuncu ve camgöbeği renkli devasa bir kılıç oluşturdu ve o gökyüzünden inmeye başladı.

Bang!!

Görkemli bir tsunami gibi olan kılıç baskısının basıncıyla tüm kaynak bariyeri kırıldı. Birkaç çatlak oluşarak arenanın etrafında çılgınca yayıldı ve en uzun çatlak arenanın sınırlarına kadar ulaşıyordu. Yun Che zemini yavaşça batmaya başlayan arenanın merkezinde duruyordu.

Böyle bir formasyon çeşitli öğrencilerin korkudan savunmak için kaynak güçlerini toplamalarına neden oldu. Ling Jie'nin her hareketinin kılıç duruşu bile zaten çok korkutucuydu. Bunun gücü hayal bile edilemezdi. Ancak Yun Che hiç kaçma belirtisi göstermeden olduğu yerde duruyordu. İfadesi de tamamen kayıtsızdı ve korku yada büyük bir ciddiyet içermiyordu....Belli ki o bu saldırıyı kafa kafaya karşılamak istiyordu.

Ling Yuefeng ayağa kalktı ve Yun Che'nin duruşuna bakarken kendi kendine mırıldandı.
"Eğer bu saldırıyı karşılarsan Jie'er'i bırak ben bile seni takdir ederim!"

Yun Che'nin kaçınmak için hiçbir şey yapmadığını gördüğünde Ling Jie'nin gözlerinde güçlü bir parıltı oluştu. O bu saldırı için tüm kaynak gücünü, kılıç niyetini ve hatta tüm kararlılığını kullanmıştı. Hayatında bu güne kadar yaptığı en büyük saldırı buydu....Her ne kadar abisi Ling Yun'u yenmek istese de ona karşı hiç bugünkü kadar her şeyini kullanmamıştı.

Eğer bunu karşılayamazsan ben kazanırım! Eğer karşılarsan sen beni, Ling Jie'yi küçük kardeşin yapma hakkını elde edeceksin!!

Parlak Gökyüzü yanan bir kayan yıldız gibi düştü. Güçlü baskının altındaki Yun Che'nin saçı ve kıyafeti derisine yapışmıştı ama bedeni hiç hareket etmiyordu. Her ne kadar ayakları zemine batsa da sanki yere çivilenmiş gibi hiç hareket etmiyordu. Elindeki kırık kılıç her şeye hükmetmeyi seven bir aura yayıyordu. Bu aura baskının altında küçülmek yerine yoğun bir şekilde büyüyordu.

Parlak Gökyüzünün düşme zamanı 1 nefes zamanından daha az kalmışken tüm arena çoktan 1 ayak kadar batmıştı. Sahnenin yüzeyinde yeni çatlaklar oluşmuştu. Yun Che'nin bedeninin yarısı zemine gömülmüştü ve kör edici kılıç aurası elbiselerini keserek sayısız şerit oluşturmuştu.

30 Metre....15 Metre....10 Metre....3 Metre.....1 Metre....

"Derebeyinin.... Hiddeti!!!"

Devasa Parlak Gökyüzü Kılıcı kafasından bir metreden daha az bir mesafede iken daha önce sessiz gözüken Yun Che, sanki yeni uyanmış kızgın bir ejderha gibi gözüktü ve bir anda tüm kaynak gücü patladı. Düşmanlık ile çevrili Derebeyinin Muazzam Kılıcının kalan parçasını düşen Parlak Gökyüzü Kılıcına doğru korkusuzca salladı. Kılıcın her şeye hükmetmeyi seven uluması sanki kibirli bir karanlık şeytanın kükremesi gibiydi.

Derebeyinin Muazzam Kılıcı Yun Che'nin kafasının 1 metreden az yüksekliğinde Parlak Gökyüzü Kılıcı ile şiddetli bir şekilde çarpıştı...

BOOM!!!!!!!!

Sanki arenaya bir yıldırım düşmüş gibi bir gürültü çıktı. Ses Cennetsel Kılıç Villasının yarısına yayıldı ve herkesin kalbinin sarsılmasına neden oldu.

Gürültü sırasında aynı anda patlayan volkanlar gibi iki enerji patladı. Etki sırasında enerji çılgınca dağılmış gibi görünüyordu ve arenada korkunç bir fırtına oluştu. Fırtına sahneden seyircilerin oturdukları yere kadar esti. Yun Che ve Ling Jie'nin bedenlerinde Parlak Gökyüzünü bile gölgede bırakabilecek son derece güçlü kaynak parlaklığı parlıyordu. Uzaktan bakıldığında sanki yerde bir ateş topu patlamış gibiydi. Bu ateşin içinde turuncu ve camgöbeği renkli uçan ejderhalar gibi gözüken sayısız ışık vardı.

Tüm Kılıç Söylem Arenası titremeye başladı ve geniş çatlaklar yayıldı. En uzun olanı tüm Kılıç Söylem Arenasını ikiye bölmüştü.

Yun Che dışında Parlak Gökyüzü Kılıcının düşme noktasına en yakın kişi Ling Wugou idi. Onun gücü Gökyüzü Kaynak Aleminin son seviyelerinde oluğundan böyle bir enerji ona zarar veremezdi. Ancak o dikkatsiz değildi ve kaynak bariyerini düzeltmeye bile çalışmadı. Bunun yerine uzağa atladı ve hafif bir kükreme ile birlikte kendine doğru gelen kılıç auralarını engellemek için kaynak gücünü serbest bıraktı. Aynı anda Kılıç Söylev Arenasının çeşitli yerlerinde nispeten güçlü Cennetsel Kılıç Villası öğrencileri kılıç auralarını mühürleyerek daha düşük seviyedeki öğrencilerin zarar görmesini engellediler.

Parlak Gökyüzü Kılıcının gücü Yun Che'nin beklentisini oldukça aşmıştı. Ancak Yun Che'nin kırık kılıcı ile yaptığı saldırı onu şok etmişti. Ling Jie'nin gücü ve kılıç niyeti ile dolan Parlak Gökyüzü Kılıcı, Derebeyinin Muazzam Kılıcı ile çarpıştığında havada durmuştu. İki enerji patladı ve devasa Parlak Gökyüzü Kılıcı daha fazla düşmedi. Ondan (10) fazla nefes zamanından sonra Parlak Gökyüzü Kılıcının ucunda küçük bir çatlak oluştu ve çok geçmeden kabzasına ulaşana kadar yayıldı.

BOOOM!!!!

Başka bir tane yüksek sesli bir ses çıktı ve gökyüzünde ki birkaç bulutu dağıttı. Bu sefer bu Parlak Gökyüzü Kılıcının merkezinden kırılma sesiydi...

Yuan Yang ikiz kılıçları Derebeyinin Muazzam Kılıcını kırmıştı.

Ancak kırık Derebeyinin Muazzam Kılıcı daha acımasız bir biçimde Yuan Yang ikiz kılıcının oluşturduğu Parlak Gökyüzü Kılıcını paramparça etmişti.

(Ç.N: İntikamını aldın Derebeyinin Muazzam Kılıcı artık huzurluca dinlenebilirsin.)

Bu Derebeyinin öfkesi ve intikamıydı. Bu bir Derebeyinin kibri ve gururuydu!

Parlak Gökyüzü Kılıcı yatay olarak değil ucundan kabzasına doğru dikey olarak parçalanmıştı. Ana bedeni parçalandığında fırtına gibi olan vahşi kılıç aurası da hızlıca dağıldı.

Arenadaki sarsıntı yatıştı ve gökyüzündeki kükreyen şiddetli fırtına da durdu. Kaybolan enerji ışığının içinde Ling Jie'nin figürü gökyüzünden düştü. Rüzgar seli ile birlikte bedeni onlarca metre sürüklendi ve güçsüzce yere düştü. İki ayağı yere değdiğinde bedeni şiddetle sallandı ve sanki ayakta durmakta zorlanıyor gibi gözüktü. Hala Yuan ve Yang kılıçlarını sıkıca elinde tutuyordu ama kılıçlar da eski parlaklıkları yoktu ve çoktan enerji parlaklıklarını kaybetmişlerdi. İfadesinde de hiç kırmızılık yoktu ve tamamen soluktu.

Yun Che'yi kaplayan kum fırtınası ve kaynak enerjisi rüzgarla dağıldı ve sonunda Yun Che'nin figürü ortaya çıktı. Yakın çevresinde yaklaşık 150 metre uzunluğunda ve 60 metre derinliğinde devasa bir krater oluşmuştu. Yun Che bu devasa kraterin merkezinde duruyordu. Bu devasa bir kraterdi ama yine de görünürde hiç çukur yoktu ve bir ayna gibi düzgündü. Daha önceki kılıç niyetinin ne kadar korkutucu bir keskinliğe sahip olduğu buradan hayal edilebilirdi.

Şuanda Kılıç Söylev Arenası bakmak için çok trajik bir halde idi. Eğer şahsen görmemiş olsalardı kim söylerse söylesin böyle bir sahnenin bir Ruhsal Kaynak Alemindeki kişi  ile 1 Gerçek Kaynak Alemindeki kişinin arasındaki şiddetli savaşta oluştuğuna inanmazlardı.

Yun Che'nin saçı şuan darmadağın olmuştu. Elbiseleri aşırı derecede parçalanmıştı. Hatta onlar artık elbise olarak değil dağınık ve kesintisiz kumaş parçası olarak adlandırılabilirdi. İyi olan şey anahtar parçalarının hala örtülüyor olmasıydı aksi halde derisi şehir duvarı kadar kalın olsa bile bu tutumunu sürdüremezdi.

Bedeninin görünür kısımlarında sayısız küçük yara vardı. Ancak bunlar son derece küçük ve ince yaralardı ve uygulayıcılar için hiç problem teşkil etmiyorlardı. Ağır bir yarayı bırakın bedeninde tek bir adam gibi yara bile yoktu.

Ona en yakın olan Ling Jie onun durumunu gördüğünde göz bebekleri neredeyse yerlerinden çıkıyordu. Daha önce Ling Jie onu bu saldırıyı engelleyemezse ölebileceği yönünde uyarmıştı. Ancak o Yun Che'nin bu saldırıyı engelleyebileceğine emin olsa da bunu yapınca  yorgun düşeceğine inanıyordu. Ölecek bile olsa tüm gücünü ve kılıç niyetini kullanarak oluşturduğu saldırının onun sadece kıyafetlerini parçalayacağına ve kaşıntıdan farksız küçük yaralara sebep olacağına inanmazdı.

*Çınlama*!

Kendi canı gibi bakıp el üstünde tuttuğu kılıcını doğrudan yere attı. Poposunun üzerine düştü ve haykırdı. "Ben artık savaşmıyorum! Bırakıyorum! Bırakıyorum! Bırakıyorum! Ben teslim oluyorum! Aaaaaahh… Ben, Ling Jie bir daha asla, asla, asla, asla, asla......senin gibi bir canavarla savaşmayacağım!"

(Ç.N: Hahaha :D )

"Teslim oluyorum." Dedikten sonra Ling Jie sanki bedenine baskı yapan ağır bir kaya parçası yok olmuş gibi anında rahatladı. O tüm gücünü kullanmış ama yine de yenilmişti. Büyük bir memnuniyet ve tatmin olma duygusu hissetmesi gerekirken Ling Jie'nin en çok hissettiği şey "tahammül edememe" idi.

Daha önce yaptığı hiçbir savaşta böyle katlanılmaz bir duygu hissetmemişti. Kendisinden çok güçlü Cennetsel Kılıç Villasındaki Kıdemli kardeşleri ile antrenman yaptığında bile yılmadan genç bir kaplan gibi onlarla çarpışıyordu. O savaşlarda yaralansa bile hiç korku yada geri çekilme duygusu hissetmiyordu. Ama Yun Che ile olan savaşında hep gergin ve dikkatliydi. Hafif kılıcını sallayıp sapladığında hayati bir noktaya gelmediği sürece ona en çok bir yara izi veriyordu. Ancak ağır kılıçla temas ederse tüm bedeninin parçalanacağı bile abartılı olmazdı. Saldırıları çevik ve değişkendi hızı rüzgar gibi hızlıydı ve niyeti önceden belirlenemiyordu. Yine de hepsi Yun Che'nin ağır kılıcının önünde süsten farksızdı. Kılıcı ne kadar hızlı olursa olsun, ne kadar kılıç ışını yaparsa yapsın, ne kadar zor açılardan saldırırsa saldırsın onunla çarpışıyordu ve ya tüm kılıç ışınları uçuyor yada geri çekilmeye mecbur ediyordu....

Savaş sırasında çoğu zaman Ling Jie ne kadar uzakta yada yakında olursa olsun Yun Che'nin saldırılarına karşı her zaman tetikte olduğu söylenilebilirdi. O aşırı temkinliydi ve savaş sırasında zihni aşırı derecede gerilmiş ve hiç gevşemeye bile cüret edememişti. Sanki kalbinde ve bedeninde ona baskı yapan devasa bir kaya parçası vardı ve nefes bile zor alıyordu.

Bu sıkı his onu baskı altına almıştı ve neredeyse kan kusmak isteyecek kadar dayanılmazdı.

"Pes ediyorum." Dedikten sonra oldukça rahatlamıştı ve rahatça nefes almaya başlamıştı. Bir daha Yun Che ile asla savaşmak istememesi ile ilgili olan sözleri tamamen kalbinin derinliklerinden gelmişti ve bir dürtü yüzünden oluşmuş şeyler değildi.

Çok uzun yıllar önce Cennetsel Kılıç Villası ağır kılıç stiline sahipti ama bu stil son derece hızlı kılıç hızını reddediyordu.Uzun yıllar önce bu stilin son Büyüğü kendini Ölümün Çölünde test etmeye gitmişti ama bir daha geri dönmemişti. Bu nedenle ağır kılıç stili kesildi ve birkaç ağır kılıç Kılıç Yönetim Terasına konularak o stili on kalıntıları haline geldiler.

Ling Yuefeng bir keresinde ona ağır kılıçların uygulayıcılar için uygun olmadığını sadece savaş alanları için uygun olduğunu söylemişti. Kılıçları ile gurur duyan Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesi bile her türlü kılıç stiline sahipken ağır kılıç stilini uzun zaman önce kaybetmişlerdi. O ağır kılıç kullanan uygulayıcıların tamamen aptal olduğunu bile söylemişti. Ama şimdi şahsen ağır kılıcın terörüne şahit olunca Ling Jie şuan gerçekten babasına tek bir şey bağırmak istiyordu: Eben!

(Ç.N: Aslında Your Sister! Yazıyordu ama bize uymuyor pek eben daha güzel olur gibi geldi :D )

——————————————

Şuanda Yun Che'nin sahip olduğu teknikler : 

Kaynak Sanatları:

Kötülük Tanrısının Sanatları (Jasmine'den geldi.)

Buda'nın Büyük Yolu (Jasmine'den geldi.)

Anka'nın Dünya Şiiri (Zorla anlanıldı - Tamamlanmamış)

Prison God Sirius’ Büyük Kitabı (Jasmine'den geldi)

Donmuş Bulut Sanatları (Chu Yuechan'dan geldi.)

Kaynak Yetenekleri:

Kötülük Tanrısı Serisi.

Birinci Alem – Kötü Ruh: Düşen Ayın Batan Yıldızı

İkinci Alem – Yanan Kalp: Mühürlenen Bulutun Kilitlenen Güneşi

Üçüncü Alem – Gürleyen Gökyüzü: Tahrip Edilmiş Gökyüzü Yok Olmuş Yeryüzü

Anka Serisi.

Anka Kanadının Gök Kubbe Dansı

Yıldız Kavurucu İblis Nilüferi

Ağır Kılıç Serisi.

Derebeyinin Hiddeti

Gökyüzü Kurdu Kesişi (Ağır Kılıç + Sirius)

Anka Kırığı (Ağır Kılıç + Sirius + Anka)

Kaynak Hareket Yeteneği:

Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesi (Jasmine'den geldi)

----------ÇEVİRMEN NOTU-----------

Yetenek isimler gerçekten çok zor ya :D Kulağa ne yaparsam yapıyım kötü geliyor bazen özellikle Kötülük Tanrısının yetenekleri :D Prison God Sirius diye bıraktım burada çünkü ben onun geldiği yerleri çevirmemiş olacağım bunları yaparken çeviren kimse o koyar ismini eğer unutmazsam düzeltirim buralarda unutursam bu yazıyı görürsünüz :D


Maça tepkiler nasıl olacak? Finalin ismi Yun Che vs kim olacak? Yun Che ne kadar ünlenecek? Diğer maç ne zaman başlayacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman basın sonraki bölüme ve öğrenin :D

Yorum Yap "ATG 232 - DEREBEYİNİN FİNALİ"