Otto Von Bismark Günceli

ATG 231 - DEREBEYİNİN HİDDETİ (2)

Eylül 14, 2016


BÖLÜM 231 - DEREBEYİNİN HİDDETİ (2)

Ling Jie, Yun Che'nin duruşuna baktığında başlangıçta alçalttığı Yuan ve Yang kılıçlarını yeniden göğsünün önüne yükseltti. "Beni hizaya getiren kişiden beklenildiği gibi. Sahip olman gereken ruh işte budur. Yenilsen bile sonuna kadar savaşıyorsun. Pekala ben sana, gelecekteki küçük kardeşime en saygın yenilgiyi vereceğim."

"“Heh!” Yun Che'nin ağzının köşeleri hafifçe yukarı doğru kıvrılırken gözlerinde tehlikeli bir ışık parladı. "Küçük dostum sen bir şeyi tamamen yanlış anlamış gibi gözüküyorsun. Kırık kılıcı kaldırmamın sebebi saygın bir yenilgi almak değil seni yenmek."

"Beni yenmek mi....Eh? Emin misin?" Ling Jie daha fazla genişleyen gözleri ile baktı.

Yun Che sakince konuştu. "Dürüst olmak gerekirse deminki mücadelemiz sırasında ben tam gücümü kullanmıyordum. Bir alışkanlık gibi ihtiyaç olmadığı sürece kendimi tutuyorum özellikle de insanların dikkati benim üzerimde iken. Sayısız savaş deneyimim bana insanların gözleri önünde gösterdiğin fazla şeylerin hepsinin başka bir koz göstermek yada kendini tehlikeye biraz daha göstermeye eşit olduğunu söylüyor. Ama sen sadece beni biraz yaralamadın kılıcımı da kestin. Sen gerçekten seni ciddiye almam için gerekli niteliklere sahipsin. Elimdeki kırık kılıç ile sana ağır kılıcın gerçekte ne olduğunu öğreteceğim."

Yun Che bu sözleri sakince ve hafifçe söyledi ama bunlar Ling Jie'nin kendine olan saygısını uyandırdı ve son derece tatmin olmamış aynı zamanda belirli ölçüde öfkelenmiş hissetmesine neden oldu.
"Pekala! Bana tüm gücünü göster. Eğer elindeki yarım kılıç ile beni yenersen bırak patron demeyi sana baba dememi istesen bile benim için sorun yok."

Her ne kadar arada 300 metre mesafe olsa da Ling Yuefeng'in işitme yeteneği sayesinde oğlunun söylediği düşüncesiz ve yanlış sözleri duymuştu ve bu onun yüzünün kasılmasına neden olmuştu.

"....Beni baba diye çağırmayı unut! Eğer insanlar senin gibi büyük bir oğlum olduğunu öğrenirlerse gelecekte nasıl kız tavlayacağım? Bu darbemi karşılamak için.....kendini hazırla."

Ling Jie tam konuşmak üzereydi ancak daha sesi dışarı çıkmadan aniden tüm sözlerini yuttu. Kaşları derin bir şaşkınlık ile daraldı.

Elinde kırık kılıcı kullanırken Yun Che'nin Hapishane tanrısı Sirius'un Büyük Kitabı hiç kısıtlama olmadan yönlenmeye başladı. Anında ağır kılıç ile olan bağlantısı mükemmelliği ulaştı. Kendi aurası ve Derebeyinin Muazzam Kılıcının kırık parçası tamamen birbirine karıştı. Elindeki kılıç artık bir silah parçası değil sanki bedeninin bir parçasıydı.

Auralarının tamamen birleşme hissi oldukça gizemliydi ve bu adımı atmak cennete çıkmaktan daha zor bir şeydi. Ling Jie Göksel yang Kılıcını dizginlediğinde onun son dileği Göksel Yang Kılıcı ve kendi auralarını tamamen birleştirmekti. Ancak yeteneği son derece iyi olsa da bunu yapmak için yıllar hatta birkaç on yıl harcaması gerektiğini biliyordu. Eğer başkası olsaydı onlar için bu binlerce kez imkansızdı.

Daha önce Yun Che ağır kılıcı kullanırken o görkemli ve muazzam bir yerinden oynamaz dağ gibi hissettiriyordu. Ama şuanda Ling Jie ağır kılıcın aurasını hissedemiyordu. Gözleri ile Yun Che'nin elindeki kırık ağır kılıcı görse de hisleri ona ağır kılıcın artık var olmadığını ve onun Yun Che'nin gücü ve ruhu ile......kusursuzca birleştiğini söylüyordu!

Bu Yun Che'nin Ejderha Tanrısının Test Alanında ki Sonsuz Ovada sayısız kaynak canavarını öldürmesiyle elde ettiği en büyük kazançtı.

Bu tür bir duygu Ling Jie'nin hayatı boyunca kovalamaya hazırlandığı mükemmel bir alemdi. Ancak şuanda o gözleri önünde ortaya çıkmıştı bu da ruhunun çılgınca oynamasına yol açmıştı.

"Bunu.....al!"

Bu sefer saldırmaya kalkan Yun Che idi. Alçak bir sıçrama yaparak iki eliyle kırık ağır kılıcı salladı ve Ling Jie'ye doğru normal bir sıçrama savuruşu saldırısı yaptı.

Ling Jie onun saldırılarına birçok kez tanık olmuştu. Ancak bu sefer ağır kılıç yükseldiğinde tamamen bunaldığını hissetti ve Yun Che yukarı doğru sıçradığında sanki aşılmaz bir dağın gökyüzünden ona doğru çarpmaya geldiğini düşünmüştü.

Her ne kadar bu saldırı kırık bir kılıçtan gelse de gücü ve kudreti önceki tüm darbelerden çok daha yüksekti!

Boom!!!

Her ne kadar o kırık bir kılıç olsa da tam formu aşırı büyük olduğundan şuan hala 150 santim uzunluğundaydı ve bu temelde Ling Jie'nin elindeki Yuan ve Yang kılıçları ile neredeyse eşitti. Ling Jie'nin figürü bulanıklaştı ve uzaktaki bir meltem gibi darbeden kaçındı. Yun Che'nin kırık ağır kılıcı boş havaya düştü ve zemine şiddetle çarparak yer sarsan bir patlama sesi oluşturdu. Bir anda sayısız parçalanmış taş çılgınca etrafa uçtu ve etraf tozla doldu. Ayrıca Yun Che'nin ayaklarının altında sayısız metre derinliğinde büyük bir krater oluştu.

Bu tek darbenin kudreti Ling Jie'nin ve arenadakilerin soğuk bir nefes almaya zorladı.

"Akan Işık Kesişi!"

Ling Jie derin bir nefes aldı. Yuan ve Yang kılıçları bedeninin etrafında dönerek hızlıca havada dans etti ve havayı ve boşluğu parçalama kasten parçalamaya yeteneği olan kılıç niyetleri ile sayısız kılıç silueti getirdi. 2 güçlü Gökyüzü Kaynak Kılıcının saldırısının karşısında Yun Che gizemli bir şekilde sakindi. O kılıçlara bakmak yerine Ling Jie'nin olduğu yere bakıyordu ve ardından kırık kılıcını sallayarak ona dalga dalga saldırı gönderdi.

Boom!


Boom!!


Boom!!!


Boom!!!!


…………

Yun Che kılıcını her sallayışında kulak delici bir patlama, parçalanmış taşlar ve toz bulutunun ardından derin bir krater oluşuyordu. Her saldırının ne kadar felaket getirici bir güç taşıdığı hayal edilebilirdi. Sanki bir dev uzaktan onlara doğru geliyormuş gibi kulak titreten ve kalp sallayan sesler oluşuyordu. Yun Che'nin ağır kılıcını her sallayışı ile oluşan saldırı kuvvetli kaynak bariyerini bile şiddetli bir şekilde titretiyordu.

Yun Che'nin ilk saldırısından sonra zaten herkes şok olmuştu. Her saldırısı ile birlikte sanki kulaklarında ve kalplerinde bir gök gürültüsü oluşuyordu. Kılıcı kırıldığında neredeyse herkes savaşın bittiğini düşünmüştü. Ancak kırık kılıç ile yaptığı her saldırı şok edici bir güç barındırıyordu....Kırık kılıç ile yaptığı saldırıların kudreti kırılmadan önce yaptıklarını tamamen aşmıştı.

Daha önce Ling Jie ağır kılıç tarafından oluşturulan rüzgar patlamalarını Yuan Yang ikiz kılıçları ile kesebiliyordu ancak şuan ağır kılıcın gücü katlarca artmıştı ve her saldırıda kılıç niyeti içeren Yuan Yang ikiz kılıçlarını kolayca uçuruyordu. Bırak onu kesmeyi kılıçları ona yaklaşamıyordu bile. Ne zaman bir zayıf nokta yakalasa son derece yüksek seviyeli kaynak hareket yeteneği ve hızlı kılıç hızı ile Yun Che'ye yaklaşıyordu ama Yun Che ikiz kılıçların ona yaklaşmasını umursamadan sadece tek bir kez kılıcını savurarak birkaç metreyi tamamen kaplayan korkunç bir rüzgar patlaması oluşturarak Ling Jie'ye kılıçlarını geri çekmekten ve uzaklaşarak kaçınmaktan başka bir şans tanımıyordu.

RIIIP~~


BOOM!


RIIIP~~


BOOM!!


…………

Kulak delici yırtılma sesleri ve kulak yıkıcı patlama sesleri karışarak herkesin kulak zarına ve kalbine çarpıyordu. Onların alış verişleri sırasında ikisi de onlarca adım mesafe gitmişlerdi ama ayaklarının altında üst üste gelen yüzden fazla krater oluşmuştu. Saymanın imkansız olduğu çok sayıda çatlak oluşmuştu. Kılıç Söylem Arenasının tüm merkezi orijinal haline hiç benzemeyecek şekilde yok edilmişti.

Kum, toz ve parçalanmış taşlar havaya yükseliyordu ve onlarca metre yükseldikten sonra iki figürün içine tamamen batıyordu. Sadece onların hareket gölgeleri, turuncu ve camgöbeği kılıç ışınları sanki yanan göktaşlarının ışıkları gibi hafifçe görülebiliyordu.

"Bu....bu....bu gerçek mi?"

"Yun Che'nin ağır kılıcı 2 Gökyüzü Kaynak Kılıcı tarafından kesilmişti. Ama neden sadece yarısını kullanırken ağır kılıcın kudreti bu kadar arttı? Yoksa...."

"Yun Che demin tüm gücünü kullanmamış olabilir mi.....yada belki de yeteneklerinin yarısını bile göstermemiştir..."

"10.seviye Gerçek Kaynak Alemi....Oh tanrım o bir dahi mi yoksa bir canavar mı!?"

Boom!!

Yun Che'nin kılıcı yere çarptı. Her ne kadar Ling Jie eşsiz hızı ile kaçınsa da oluşan dalga tarafından geriye doğru uçuruldu. Yere inmeden önce soğuk bir ışık Ling Jie'nin gözlerinde parladı ve ışıkları kıyaslanamayacak şekilde yoğunlaşırken Yuan ve Yang kılıçları göğsünün önünde keşişti...


Bu ağır kılıcını kıran saldırıydı ve hızı yada kudreti son derece korkutucuydu. Ama Yun Che bu saldırıya tanık olmuş ve kılıcı bu yüzden kırılmıştı bu yüzden nasıl aynı şeyi bir daha yapabilirdi? Yuan Yang ikiz kılıçların silüetleri parladığında Yun Che'nin bakışları onlara yoğunlaştı. Yükselmiş zihinsel konsantrasyonu ile birlikte iki şimşek gibi hızı kılıç ışınını ona korkutucu gelmemişti ve onların yörüngelerini algılamıştı.

"Sen sadece hafif kılıcın mı kılıç ışını oluşturabildiğini düşünüyorsun....ağır kılıçta aynısını yapabilir!!!"

Kılıcını bile kırabilen bu korkutucu saldırının karşısında Yun Che'nin hazırlanacak zamanı olsa ve Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesini kullanarak saldırıdan tamamen kaçınabilecek olsa da bunu yapmadı. Bunun yerine kırık kılıcı kaldırdı ve aniden kılıcı kapkara bir kaynak parıltısı sardı.

“Huu!!”

Yun Che yüksek sesle kükredi ve ona doğru gelen Ay Kırığına doğru ağır kılıcını acımasızca aşağı doğru savurdu. Hemen ardından inanın kulak zarını yırtabilecek bir uğuldama oluştu ve herkezin gözbebeklerin de yoğun siyah renkli devasa bir kılıç ışını patlayarak turuncu ve camgöbeği renkli kılıç ışınları ile çarpıştı.

(Ç.N: BUNUN yatay değil de dikey olanı gibi bir şey :D )

"N.....Ne?" Ling Yuefeng hemen ayağa kalktı ve kontrolsüzce haykırdı.

Eğer Ling Jie'nin turuncu ve camgöbeği kılıç ışınlarını iki hilal ay diye tanımlarsak Yun Che'nin kılıç ışını devasa koyu siyah bir dolunaydı.

Boom!!

3 kılıç ışını havada çarpıştı. Aynı anda 3 kılıç ışının renkleri birbirine karışıp birbirlerini yuttuklarında düşsel renk karışımlı bir ışık oluştu. Bu ışığın içinde sayısız kılıç niyeti döküldü ama bu kılıç niyetleri koyu siyah dolunay ile çarpıştıklarında tamamen yok oldular ve göz açıp kapayıncaya kadar hiçbir izleri dahi kalmadı. Yavaş yavaş ışığın içindeki turuncu ve camgöbeği renkleri azaldı ve en sonunda tamamen yok oldular ve yarısı bile tükenmeyen koyu siyah dolunay şiddetle Ling Jie'ye doğru ilerledi.

Ling Jie büyük bir mesafe hareket ederek tamamen yorgun düştüğü sırada kıl payı ile saldırından kaçındı. Ama daha kendini sabitleyemeden arkasından dünya sallayıcı bir patlama sesi geldi. Bükülmüş ifadesi ile Yun Che'ye baktı ve bir an için afalladı.

Cennetin Kudretli Mutlak Kılıcı —— Ay Kırığı doğrudan bir çarpışmada gerçekten Yun Che tarafından yok edilmişti.

Ve bunu yaptığı silah yarısı kesilmiş kırık bir kılıçtı!

"Çok....çok güçlü...çok güçlü..." Ling Jie bilinçsizce konuştu. Demin Yun Che"Tüm gücümü kullanmadım." Dediğinde öylesine demediğini şuan anlamıştı. Şuan ki Yun Che'nin karşısında nefes bile alamıyormuş gibi hissediyordu.

Bu kısa sessizlikte nazik rüzgarın uğultusunun dışında sadece Ling Jie'nin ağır nefes alış sesi duyuluyordu. İyi bir sürenin ardından nefesi ve ifadesi sakinleşti. Ayakta dik durarak doğruda Yun Che'nin gözlerine baktı ve aniden yukarı doğru atlayarak bedenini 30 metre civarı yukarı sıçrattı.

Yun Che'nin gücündeki ani yükseliş Ling Yuefeng dahil tüm izleyenleri şok etmişti. Ling Yuefeng tekrar ve tekrar Yun Che'yi daha yüksek bir şekilde değerlendirirken Yun Che sürekli onu hala küçümsediğini düşünmesini sağlıyordu. Ay Kırığını tamamen yok ettiğini gördüğünde oğlunun bu maçı kazanmasının imkansız olduğunu anlamıştı.

"O hareketi kullanacak." Ling Yun kardeşinin havaya atladığını gördüğünde usulca konuştu.

"....Bu onun son umudu olabilir." Ling Yuefeng hafifçe iç çekti. "Ben bunu beklemiyordum. Ben Yun Che'nin ağır kılıcın kudretini bu derece ortaya çıkarabileceğini kesinlikle beklemiyordum. Bu genç adamın derinliklerini gerçekten göremiyorum.....Bu eşsiz canavarı kim yetiştirdi...."

Yun Che havadaki Ling Jie'ye bakarken Ling Jie'nin temkinli sesi kulaklarına geldi. "Patron bu hareketi kesinlikle engellemelisin. Çünkü engelleyemezsen ölebilirsin....ama ben senin bunu engelleyecek yeteneğin olduğuna inanıyorum. Bu hareketi engellersen kendi rızamla senin küçük kardeşin olurum ve bundan hiç pişmanlık duymam."

Bunu söylediğinde Ling Jie'nin elindeki kılıçlar çoktan uçmuştu. Kılıçların ağızlarından kıyaslanamayacak kadar güçlü parlayan ışık ışınları yayılıyordu. Bu sağduyuyu ve limitlerini kırmış bir kılıç formuydu. Kılıç ışını genişlediğinde parlaklık daha fazla göz delici olmuştu. Uzaktan sanki gökyüzünde 1 tanesi turuncu diğeri camgöbeği renkli 2 tane daha güneş varmış gibi gözüküyordu.

Son derece keskin kılıç niyeti yeryüzünü ve gökyüzünü kaplayarak hafifçe devasa bir kılıç formasyonu boyadı ve Yun Che'nin şuan ki konumu bu formasyonun merkezinde idi. Yun Che yavaşça kafasını kaldırdı ve iki eliyle kırık kılıcı tutarken Düşen Ayın Batan Yıldızını kullanmaya hazırlanıyordu. Ama o anda Derebeyinin Muazzam Kılıcı aniden sallandı ve siyah parlaklık hafifçe parladı. Ve aynı anda bilinmeyen bir kaynaktan gelen bir ruhun birkaç bölümü aniden Yun Che'nin zihnine eklendi.

Bu bölümlerde yaşadığı dönemi sallayan savaş kahramanı Derebeyinin görkemi kaydedilmişti. Binlerce asker ve binlerce atın karşısında yaptığı tek bir kılıç sallaması felaket gibi bir hava akımı oluşturuyor ve tek darbe ile sayısız düşmanı ikiye ayırıp savaş alanında bir çok ceset oluşturuyordu. Her kılıç savuruşu sanki yeryüzünü ve gökyüzünü sallayacak kapasitede gibi gözüküyordu. Düşman kuvvetleri büyük ve kudretliydi ve sayıları onun gözünde sonsuz gibi gözüküyordu ama yine de ona 30 metre yaklaşabilen tek bir kişi bile yoktu. Düşmanın büyük ordusunun içinde onun zalimce kılıç savurmaları durmak bilmiyordu.

Ve onun savurduğu kılıç tam olarak Yun Che'nin elindeki Derebeyinin Muazzam Kılıcı idi!

Bu ruh bölümleri kılıcın ruhsal bilincine kayıt edilmiş seyrek görüntülerdi. Ve ayrıca Derebeyinin Muazzam Kılıcının asla unutmadığı şan ve şöhreti idi.

Düşen Ayın Batan Yıldızının gücü dağıldı. Yun Che gözlerini kapattı. Ruh bölümlerindeki Derebeyinin duruşunu aldı ve kırık kılıcını kaldırdı. Ardından kıyaslanamayacak kadar acımasız kılıç baskısı yavaşça kırık kılıçta toplandı.

"Eski ortağım bana sonunda böyle değerli bir hediye verdiğin için teşekkür ederim. Bu saldırının adı ——  Derebeyinin Hiddeti olmalı!!!"

------------------ÇEVİRMEN NOTU------------

Savaş bölümlerini çevirmek gerçekten çok zor :D Arada bırakıp sonra çevirmeyi düşünmüyor değilim ama şubata kadar biter her türlü turnuva o yüzden kesin diğer bölüm vardır :D

Yeni yetenek nasıl bir şey? Yeterince güçlü mü? Şimdi ne olacak? Yun Che rakibinin saldırısından sonra nasıl bir durumda olacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin :D


Yorum Yap "ATG 231 - DEREBEYİNİN HİDDETİ (2)"