Otto Von Bismark Günceli

ATG 227 - SESSİZLİK İÇİNDE EKİLİ TEHLİKE

Eylül 13, 2016


BÖLÜM 227 - SESSİZLİK İÇİNDE EKİLİ TEHLİKE

   Genelde Donmuş Bulut Asgard'ın avlusunun etrafına bakan çok sayıda kişi olurdu. Ama hepsi perileri görmek için baksa da hiç biri onlarla iletişim kurmaya cesaret edemiyordu. Ne kadar otorite, güç, zenginlik, ün ve bölgelerinde ne kadar yetenekli genç öğrenci olsa bile Donmuş Bulut Asgard'ın bir öğrencisinin önüne geldiğinde ürkekçe davranıyorlardı ve bir utanma duygusu kontrolsüzce içlerinde büyüyordu.

Chu Yuechan ile doğrudan görüşme talep etmeye cesaret edenlere gelince... Öyle birisi kesinlikle yoktu.

Buz parçacıkları dalgalandı ve çok hızlı bir şekilde zarif bir peri gibi figür onun önünde ortaya çıktı ve o Xia Qingyue idi. Onun güzel gözleri sessizce Yun Che'nin yüzünde durdu ve konuştu.
"Bay Yun eğer siz Donmuş Güzellik Kıdemli Ustam ile görüşmek istiyorsanız şimdi ayrılsanız en iyisi olur. O Donmuş Bulut Asgard'ın dışındakilerle görüşme niyetine sahip değil ve her zaman huzurlu ve sakindir. Onun sizin isteğinizi duyduğuna inanıyorum."

Yun Che ona baktı ve sert bir şekilde konuştu. "Qingyue eşim sana iki seçenek veriyorum. 1. Bana kocam diye seslen. 2. Bana adımla seslen.... Sen, benim yasal olarak evli karımsın. Sen hangi eşin kocasına "Bay" diye seslendiğini gördün!?"

Yun Che'nin sözleri Xia Qingyue'yi kızdırmamıştı. Kafasıyla hafifçe onayladı ve konuştu. "Peki o zaman Qingyue bundan sonra sana Yun Che seslenecek."

Yun Che'nin ağzının sol köşesi biraz seğirdi. Hafif bir nefes verdi ve çaresizce konuştu. "Ben senin eskisi gibi olmanı tercih ederim. Eskiden bana soğuk gözler ile bakıyordun ama seni 'kasten' kızdırdığımda sinirlenmiş bir ifaden oluyordu....Ama şimdi çok donuksun sanki başka birine dönmüş gibisin."

Xia Qingyue yumuşakça cevap verirken gözlerinin içindeki ışık biraz döndü.
"Benim Donmuş Kalp Sanatım kişinin kalbinin sakin ve kendine hakim olmasını sağlıyor ayrıca arzulardan arındırıyor. Demin söylediğiniz sözlere gelince Qingyue onları övgü olarak alacak."

"Birini arzularından ayırıyor....O zaman o kişi hala bir insan olur mu?" Yun Che kafasını salladı ve hızlıca konuyu değiştirdi. "Qingyue eşim ilk 4 e girdiğin için tebrik ederim. Turnuvadan sonra adın tüm dünyaya yayılacak."

"Bu sözleri söyleyen ben olmalıyım." Xia Qingyue'nin ifadesi biraz karmaşıklaştı. "Ben senin 2 yıllık kısa bir zamanda böyle bir yere ulaşacağını beklemiyordum. Sen seninle dalga geçenlere, seni küçümseyenlere ve seni evinden atanlara en güçlü misillemeyi yaptın."

"Ben Donmuş Güzelliğin Perisini görmek istiyorum. Qingyue eşim benim ricamı ona iletmemde yardımcı ol. O muhtemelen beni görmek isteyecek." Yun Che konuştu.

Xia Qingyue nazikçe başını salladı. "Bu mümkün değil. Donmuş Güzellik Kıdemli Ustam kesinlikle seninle konuşmayacaktır. Lütfen geri dön Sıralama Turnuvası yarın...."

"Qingyue, onun odama gelmesini sağla."

O anda sis gibi belirsiz ve buz gibi soğuk bir ses kaynağı belirsiz bir yerden gelerek ikisinin kulaklarında çınladı. Xia Qingyue'nin güzel gözlerinde büyük bir şaşkınlık parladı ve ardından hemen konuştu.
 "Peki Kıdemli Ustam....Yun Che beni takip et."

Avlunun döşemeleri Yun Che'nin avlusu ile aynıydı ve tesadüf eseri Chu Yuechan’  de onunla aynı yerde bulunan odayı seçmişti. Xia Qingyue'nin peşinden gelerek Yun Che sürgüsü açık bir kapının önüne geldi. Ve biraz tereddütten sonra kapıyı iterek açtı ve içeri girdi.

Tüyler ürpertici bir atmosfer hemen etrafını sardı. Önünde bir perinin güzel sırtı vardı. O pencerenin önünde oturarak içeri giren ay ışığı ile banyo yapıyordu. Beyaz elbisesi ay ışığının altında parlıyordu. Floresan ışık karlı boynunda parlıyordu ve onu ay ışığı altındaki kardan daha güzel yapıyordu.

Bir anda Yun Che sanki Ay Sarayından ölümlü dünyaya inmiş bir ilaha bakıyormuş gibi hissetti. Bir an için söylemek istediklerini bile unuttu ve istemeden afallamış bir şekilde orada durdu. Chu Yuechan arkasını dönmeden soğuk bir sesle konuştu. "Seninle neden görüşmek istediğimi biliyor musun?"

"Biliyorum." Yun Che kendine geldi ve hafifçe yanıtladı. "Çünkü tıpkı benim o zamandan beri senden uzun zaman boyunca ayrı olan benim seni görmem istemem gibi beni görmek istiyorsun."

"....Saçmalık!" Chu Yuechan'in sesinde derin bir öfke hissediliyordu. "Seninle görüşmek istememin sebebi sana bunu şahsen söylemek istemem. Aramızdaki hesap ben Ölümün Çölünden ayrıldığımda çoktan ödenmişti. Biz birbirimize artık borçlu değiliz ve hiçbir şekilde bir daha alakamız olmayacak! Aramızda olan şey hakkında her şeyi unutman senin için en iyisi olur. Bu günden sonra biz iki yabancı olacağız."

(Ç.N: Klasik naz yapma lafları :D )

Ancak Chu Yuechan'ın sözleri Yun Che'nin gülmesine neden olmuştu. "Eğer sen gerçekten aramızdaki hesabı kesmeye karar verdiysen o zaman neden şahsen Cennetsel Kılıç Villasına geldin? Bugün sabah ben tehlikede iken neden ilk hareket edip beni kurtaran sen oldun? Bu söylentilerdeki soğuk kişiliği olan Donmuş Güzelliğin Perisinin yapacağı bir şey kesinlikle değil."

"Benim Cennetsel Kılıç Villasına gelme sebebim sadece Asgard’ın Sahibesi yerine burada bulunmam. Sabah seni kurtarmamın tek sebebi de Fen Moli'nin utanmaz eylemlerine dayanamamam. Bunun seninle hiçbir alakası yok." Chu Yuechan soğukça cevapladı.

"Beni kandırabilirsin ama kendini kandırabilir misin?" Yun Che gülümsedi. "Eğer kalbin gerçekten buna karar verdiyse neden bana açıklama zahmetine girdin? Kendine sor bu zaman aralığında hep kontrol edilemeyecek bir şekilde beni düşünme dürtüsüne sahip değil miydin? Beraber olduğumuz yarım yılı düşünmedin mi....Buraya gelmenin gerçek sebebi beni görmek istemen değil mi? Diğer sebepler sadece kendin için bulduğun mazeretler değil mi?"

Yun Che konuşurken Chu Yuechan'a doğru yürüdü. "Ben başlangıçta yeteri kadar güçlü olamadan seni bir daha görme şansını elde edemeyeceğimi düşünmüştüm. Ama senin Cennetsel Kılıç Villasına geldiğini duyunca ne kadar mutlu olduğumu biliyor musun? Çünkü buraya benim için geldiğine kesinlikle emindim. Çünkü sen benim Mavi Rüzgar İmparatorluk Ailesini temsil edeceğimi ve buraya geleceğimi biliyordun."

"Kapa çeneni.....Buraya gelme!" Yun Che'nin sözleri Chu Yuechan'ın kalbini tamamen karıştırdı ve onun yakınına geldiğini hissettiğinde İmparator Kaynak Alemindeki büyük uzmanın yüzünde bir panik belirtisi gözüktü. Tam arkasını dönecekken bir çift kol ona arkasından uzanarak belinden nazik ve sıkı bir şekilde sarıldı.

Chu Yuechan'ın zihni geçici olarak durdu ve tüm bedeni kaskatı kesildi. Kulağının yanında Yun Che'nin nazik sesini duydu. "Senin için Donmuş Bulut Asgardı terk etmenin imkansız olduğunu ve kendini kabul etmenin daha çok imkansız olduğunu biliyorum. Benim seni zorlamaya hakkım yok ama sadece ben seni dışarı çıkaracak ve bizi kısıtlayan tüm engellerden kurtulacak gücü kazanmadan önce senin sadece Donmuş Bulut Asgard'ın Chu Yuechan'ı kimliğine değil ayrıca küçük peri olan kimliğine de sahip olduğunu unutmamanı diliyorum....Sen sadece bana ait olan küçük perisin....Sen küçük peri olan kimliğini unutmak istesen bile....ayrıca...ayrıca....ayrıca sen benim bekaretimi alan kişisin! Sen bunun sorumluluğunu almamayı ve yemeği bitirdikten sonra bunu tamamen unutmayı düşünmüyorsun değil mi...."

Chu Yuechan'ın son günlerdeki hareketleri gerçekten tuhaftı. Kendi tarikatından olmayan bir öğrenci ile gece buluşmak eğer bu geçmişte olsaydı bu temelde olamayacak bir şeydi. Yun Che'yi Che Yuechan'ın odasına getiren Xia Qingyue kalbinde şüphe dolmuş bir şekilde odanın içinde sallanan mum ışığına bakıyordu.

Tam o sırada sürgüsüz açık kapı aniden açıldı...tam olarak zorla açıldı. Yun Che'nin bedeni baş aşağı bir şekilde soğuk basınç tarafından dışarı uçuruldu. Her ne kadar yere indikten sonra dengesini korumayı başarsa da oldukça yorgun gözüküyordu ve o yere indiği an kapı bir "Bang" sesi ile birlikte sıkıca kapandı.

"Sen Kıdemli Ustamı mı kızdırdın?" Xia Qingyue'nin güzel gözleri döndü ve onun yorgun ifadesine eğlenceli bir şekilde baktı.

"Bu nasıl mümkün olabilir? 1000 kat fazla cesaretim olsa bile onu kızdırmaya cüret edemem." Yun Che ciddi bir şekilde söyledi. "Donmuş Güzelliğin perisi sadece benim teşekkürlerimi kabul ettikten sonra nazik bir şekilde beni yolladı... Mm aynen böyle oldu."

(Ç.N: Gülüyorum şuan 1 saniye :D )

"Öyle mi...." Xia Qingyue'nin gözleri geçici olarak onun yüzünde durdu. Açıkça onun sözlerine inanmıyordu. Daha sonra nazikçe konuştu. "Sen amacını başardın. Eğer burada başka işin yoksa lütfen geri dön. Yarınki rakibin Ling Jie. Ustam onun hiç kurnaz olmasa ve duygularını açıkça belli etmese bile Ling Yun'u aşan bir dahi olduğunu söyledi. Sen yarınki maçta dikkatli olmalısın."

"Peki hatırlattığın için teşekkürler. Buna ek olarak senin rakibin benimkinden daha sıkıntılı." Yun Che'nin sesi burada kesildi ve kısa aradan sonra konuşmaya devam etti. "Qingyue eşim sen daha önce hiç "9 Kaynak Seçkin Bedeni" ve "Kar Sırlı Camın Kalbi" isimlerini duydun mu?"

""9 Kaynak Seçkin Bedeni" ve "Kar Sırlı Camın Kalbi" mi?" Xia Qingyue'nin kaşları şüphe içinde biraz kıvrıldı ardından kafasını salladı. "Qingyue onları hiç duymadı."

Onun tepkisinden hiçbir fikri olmadığını anlayabiliyordu. Yun Che hemen konuştu. "Bu önemli değil. O zaman ben gidiyim."

Yun Che tam dönüp gitmeye hazırlanıyorken aniden durdu ve dönerek konuştu. "Yarın Ling Yun ile olan maçında umarın kazanan Ling Yun değil sen olursun. Bu durumda senin final maçındaki rakibin......Ben olacağım!"

Her ne kadar o bu sözleri söylese de onun sözleri kibir ve kendine güvenme ile doluydu sanki Ling Jie ile yarın olacak maçının sonucu çoktan belliydi. Yun Che'nin uzaklaşan bedenine bakan Xia Qingyue bir süre sessizleşti ardından kendi kendine mırıldandı.
"2 yıldan kısa sürede o neler yaşadı (Ç.N: tecrübe etti anlamında)..."

Aynı zamanda Cennetsel Kılıç Villasında başka bir yerde.

Ling Kun Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinde ki yöneticilerden biriydi ve onun konumu Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinde sadece düşük-orta sınıf olarak kabul edilebilirdi. Ancak Mavi Rüzgar İmparatorluğunda onun gücü ve konumu saygı duyulan tarikatları bile korkutmaya yetecek düzeyde idi ve hiç biri onu rahatsız edecek yada itaatsizlik edecek bir şey yapmıyordu.

Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesindekilerin gözünde bu küçük imparatorluklar girmeye bile tenezzül etmeyecekleri 3. sınıf yerlerdi.

Ling Kun için hazırlanana avlu bile son derece abartılıydı. Ona bir düzineden fazla hizmetçi tahsis edilmişti ancak şuan o hepsini uzaklaştırmıştı. Soluk bir mum ışığı tarafından aydınlanan odada mavimsi mor renkli yeşim bir hazine çıkardı. Bu son derece nadir ve benzersiz bir ses iletişim yeşimi idi.

Kaynak enerjisi eklentisi ile mavimsi mor yeşim soluk bir ışık yaydı ve içinde gizlenmiş ses iletişim formasyonu hızlıca dönmeye başladı.

"Genç Salon Efendisi nasılsınız? Bu önemsiz yaşlı adamı hala hatırlıyor musunuz?" Ling Kun'un göz bebekleri daraldı ve yumuşak bir şekilde ses iletişim yeşimine konuştu.

"Kıdemli Ling? Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinden Ling Kun? Bu oldukça nadir. Görünüşe göre bu genç efendi ile konuşmak istediğiniz ilginç şeyleriniz var."

"Aynen öyle." Ling Kun yavaşça söyledi. "Bu yaşlı adam Genç Salon Efendisi ile bir ticaret yapmak istiyor. Sizin bu ticaretle kesinlikle ilgileneceğinize inanıyorum."

"Oh? Devam edin."

"Hoho, ben Genç Salon Efendisinin son yıllarda '9 Kaynak Seçkin Bedene' sahip bir kız aradığını duydum. Ve bu yaşlı adam öyle gizemli bir kızla karşılaştı. Acaba Genç Salon Efendisi bununla ilgilenir mi?"

(Ç.N: ................. diyorum.)

"Ne?" Başlangıçta sakin olan ses aniden aceleci bir hal aldı ardından yeniden sakinleşti. "Bu genç efendi kesinlikle Kıdemli Ling'in gözlerinden şüphe etmez. Ama '9 Kaynak Seçkin Beden' on bin yılda bir ortaya çıkan çok nadir bir şey olduğu için neden Kıdemli Ling onu kendi için kullanmıyor yada sizin Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgenizin Kutsal Efendisine sunmuyorsunuz?"

"Bu yaşlı adam kendi konumunu biliyor. Benim '9 Kaynak Seçkin Bedenin' zevkini çıkarmak için yeterli cesaretim yok. Ben onu Kutsal Efendimize sunarsam sadece sözde 'yararlar' kazanırım ama eğer siz Genç Salon Efendisine sunarsam heh...İnanıyorum ki sizin yürekliliğiniz ve zekanız sayesinde daha fazla yarar sağlarım."

"Hahahaha! Kıdemli Ling gerçekten zeki bir adam. Bu genç efendi zeki kişiler ile konuşmayı çok seviyor. Görünüşe göre sizinle o zaman karşılaştığımda bu ses iletişim yeşimini size vermek çok akıllıca bir kararmış. Kıdemli Ling istediğiniz şeyleri söylemekten çekinmeyin. Eğer o gerçekten 9 Kaynak Seçkin Beden ise ne isterseniz isteyin çok fazla olmaz."

"Düşündüğüm gibi Genç Salon Efendisinin özü sözü birdir." Ling Kun güldü. "Bu yaşlı adam sadece tek bir şey istiyor..... 1500 gram Mor Damarlı İlahi Kristal."

"....Bin beş yüz gram. Kıdemli Ling'in isteği gerçekten büyük."

"Hahahaha diğerleri için bırakın 1500 gram Mor Damarlı İlahi Kristali 1500 gram Mor Damarlı Cennet Kristali bulması bile zor olacaktır. Ama Genç Salon Efendisi için 1500 gram Mor Damarlı İlahi Kristal bulmanın gerçekten zor bir şey olmadığını düşünüyorum. Ve 9 Kaynak Seçkin Beden ile karşılaştırıldığında 1500 gram Mor Damarlı İlahi Kristal bahsetmeye bile değmez."

"Pekala! 2 yıl içinde bu genç efendi 1500 gram Mor Damarlı İlahi Kristal hazırlayacak. Umarım o zaman geldiğinde Kıdemli Ling beni hayal kırıklığına uğratmaz."

"Genç Salon Efendisi lütfen rahat olun. Bu yaşlı adam yaşamaktan yorulmadığı sürece sizi kandırmaya cüret edemez. O zaman bu yaşlı adam sizin güzel haberlerinizi bekleyecek..."

Ses iletişim yeşimindeki ışık kayboldu. Ling Kun başını kaldırıp gülümsedi ve sessizce kendi kendine mırıldandı. "O kızın kaynak aurasının kişisel niteliği tam olarak Gizli Büyük Kitapta ki 9 Kaynak Seçkin Beden ile aynı....Heh ben bu önemsiz topraklarda ilahi bir bedenin doğmasını beklemiyordum. Cennet gerçekten benim yanımda!"

---------------------ÇEVİRMEN NOTU--------------------

Bu bölüm uzundu sanki en azından bana öyle geldi :D İbnelik yaptı adam bildiğin...


2 yıl sonra ne olacak? Yun Che sıradaki maçta ne yapacak? Efsanevi Yarı Final Maçları nasıl geçecek? Kimler kazanacak ve nasıl kazanacaklar? Genç Salon Efendisi kim? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın :D

Yorum Yap "ATG 227 - SESSİZLİK İÇİNDE EKİLİ TEHLİKE"