Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 221

Eylül 13, 2016


Mavi alevler ile kızıl alevler arasındaki fark sadece güçten ibaret değildi, seviye farkı da vardı. Ruhsal kaynak alemi savunması en fazla yüksek seviye kızıl alevleri durdurabilirdi, mavi alevler ise onları çıra gibi yakardı.

Genişleyen mavi alev hortumu karşısında, yun che devam etti, ve adım adım arenanın sınırına yaklaştı. Bir bağırışla, fen juebinin figürü dalgalandı ve bir anda, mavi alev denizinin içinde pek çok kopyası belirdi.

Elbette bu kopyalar sadece mavi kaynak alevleriyle yarattığı ilüzyonlardı. Ama asıl vücuda aşırı derecede benziyorlardı, hangisinin gerçek olduğunu ayırmak zordu, rakibi yanlış hedefe saldırmaya zorluyorlardı.  Bir anda biri onlara, onlarcası da yüzlercesine bölündü. Mavi alev denizi içinde durmadan yer değiştiriyorlar, pek çok farklı mavi renkli ışık demetinin oluşmasına sebebiyet veriyorlardı. Bu kopyaların koruması altında, gerçek vücut farklı yönlerden yun che'ye saldırıyor ve onun adım adım geri çekilmesini sağlıyordu.

"Yani bu yanan cennet klanının çekirdek hareket kaynak tekniği yanan gölge ilüzyonu? Gerçekten çok korkutucu! Sınırlı bir bölge içinde, birine panik atak geçirtebilir!"

"Yanan cennet klanından beklenildiği gibi. Böylesi şoke edici bir teknikle bizim ufak klanlarımız başa çıkamaz."

Gözleri önündeki sahneye bakınca, yun che basitçe köşeye sıkışmıştı ve pek bir süre daha dayanamazdı. Bunun anlamı fen juebinin basit ve mükememel zaferi yakındı. Fen jucheng gülümsedi,"İkinci küçük kardeşin yanan gölge ilüzyonu bu seviyeye gelmiş, gerçekten şoke edici."

"Juebinin kaynak gücünün son üç ayda yükselmemesinin nedeni, kaynak alevlerine ve yanan gölge ilüzyonuna çalışmış olması. Diğer türlü, kesinlikle ruhsal kaynak alemi 9. derecesine varmış olurdu. Klan lideri gelmeden önce bana bunu söylediğinde, pek umursamamıştım. Yine de, onun bu dereceye gelmesini asla beklemezdim; korkarım ki jin'er dahi onunla boy ölçüşemez. Görünüşe göre boşa tasalanmışım."

Fen moli memnuniyetle başını salladı, yüzündeki ifade rahatlamıştı. Fen juebi için, mavi kaynak alevlerini serbest bırakması ve yanan gölge ilüzyonunu bu seviyede kullanmasıyla, yenilmesi imkansızdı.

Ban!

Keskin bir sesle, yun chenin sırtı şeffaf kaynak enerji bariyerine çarptı. Buraya varması, kaçacak yerinin kalmadığına işaretti. Mavi kaynak alevleri 3 metre civarı ötesindeydi. Bu ürpertici derece yüksek sıcaklık altlarındaki kayaları dahi eritiyordu.

"Ayaya, bu yer gerçekten çok ufak. Bu kedi fare oyunu daha yeni başladı ve hemen bitmek üzere, bu gerçekten çok sıkıcı. Daha sıkıcı olanı, senin tek bir sefer dahi çığlık atmamış olması, seni oyunbozan seni."

Mavi alevden oluşan ateş denizinin içinde, sayısız alev serabı yok olup beliriyordu, ve nerden geldiği belli olmayan bir ses,"Sen çığlık atmak istemediğinden, sana biraz yardım edeyim. Çaresizlik içinde bağır, Hahaahaha..."

ÇN: Çak şunun ağzında iki tane.

"Yanan cennet kesişi!"

Mavi renkli alevler zaten şiddetle yanıyordu, ama aniden çıldırmışlardı. Fen juebinin elindeki Şeytan Alev Kılıcı sallandı, on metrelik bir alev dalgası peyda oldu, ve köşede duran yun cheyi tamamiyle kapladı.

Fen juebi vahşiçe kahkaha atıyordu, bir saniye son tam anlamıyla yun chenin mavi kaynak alevleri tarafından yutulduğunu gördü.

Her şey onun beklentileri altında gerçekleşmişti; her şey tamamiyle mükemmeldi. Tek noksan kısım, başladığından beri yun chenin yüzünde hiç korku ifadesi olmamasıydı. Ölümle yüzyüze kaldığında dahi, hala sakindi; bu kazanma hissine engel oluyordu.

Ama tam alevler yun che'yi yuttuğu sırada, sonunda o sakinliği gitmişti. Ama fen juebinin görmek istediği umutsuzluk ve korku yoktu, yerine... alay eder düzeyde bir sırıtış vardı.

"Bu kesinlikle bir kedi fare oyunu. Yine de, buradaki fare kim karıştırmış gibisin."

Bu ses alev dalgasını yardı ve fen juebinin kulaklarını çınlattı. Aynı anda, yun che aniden bir adım ileri çıktı, ağır kılıcını kaldırdı ve savurdu.

RİİİP!

Ağır kılıcın savrulmasına takiben, hava boşluğu bir anda titredi. Pamuk parçalanırmış gibi bir sesle, korkutucu kaynak alevleri parçalara ayrıldı, olan şey aynı bir ilüzyonun bozulması gibiydi.

Adım adım geri çekilen yun che yüzünde soğuk bir gülümsemeyle, adım adım ileri yürümeye başlamıştı. Etrafta oluşan kulak çınlatıcı sesin eşliğinde, mavi renkşi kaynak alevler, sabun köpüğü gibi dağılıyprdı; en ufak bir direniş yetenekleri yoktu. Yun che ne zaman adım atsa, mavi alevler parçalanıyor ve yok oluyordu.

"N... N... Ne?!!"

Tüm arena şaşkındı. Yanan cennet klanı üyeleri hayalet görmüşçesine yerlerinden fırlamıştı.

"B... Bu imkansız!"

Fen juebinin vahşice kahkaha atışı, yüzündeki kibir dolu bakış, hepsi kaybolmuştu. Yerini bir şok geçirme ve korku kaplamıştı. Gurur duyduğu, koz olarak sakladığı mavi alevleri, yun che tarafından sadece yürüyerek ve ellerini sallayarak söndürülmüştü. Sönen sadece fen juebinin gücü değil, onun gururu, haysiyeti, ve kendine olan güveniydi.

"Mavi alevlerimin sönmesinin sebebi yalnızca temel seviyede olmaları, henüz tamamiyle ustalaşamamış olmam. Evet.. Evet nedeni bu olmalı."

Fen juebi kendini bu sözlerle rahatlatmıştı. Yüzündeki o sinsi sırıtış bir kez daha belirmişti. Yine de, sırıtışı biraz daha sertti:"Yun che, benim yanan cennet alevlerimi yok ettin diye beni yenebileceğini mi sandın? Hahahah, bunlar sadece en düşük seviye kaynak alevleri, yanan cennet alevleri.."

"Eğer cürret edeibilirsen... benim yanan cennet ejder alevlerimi durdurmayı dene!"

Fen juebi dilini ısırdı. Daha sonra, kan özü çıkardı ve onu elindeki şeytan alev kılıcına sürdü. Şeytan alev kılıcının üzerindeki mavi alevler dalgalandı. Fen juebi kılıcını kaldırdı ve vahşice bağırdı. Aniden, vücudundan bir mavi renkli alev sütunu çıktı. Hala yanan mavi alevler dahi vücuduna geri dönmüştü.

"Kanını feda ederek ejder alevini aktifleştirdi. Ve görünüşe göre tam güçte aktifleştirdi." Fen juecheng kaşlarını çatmıştı.

"Bu eninde sonunda olacak bir şeydi. Asla yun chenin bilerek zayıfmış gibi davranacağını beklemezdim. Juebinin alevleri çoktan mavi renkli aleme ulaştı, ama yine de ona bir tehdit teşkil edemedi. Nasıl anormal bir varlı o... Yine de, bir kez ejder alevleri salındı mı, ölümü kesindir. Ölmese dahi, kalıcı bir hasar alacaktı. Belki de, juebi bu yüzden turnuvadan atılabilir."dedi fen moli.

"Hm. Turnuvadan atılmak bu maçı kaybetmekten iyidir." dedi fen juecheng dişlerini çatarak. Şu an aşırı derecede yun chenin ölmesini istiyordu. Önceden sadece chufengin ölümesini düşünüyordu, ama onu düşman olarak benimsememişti, çünkü gözlerinde buna yeterli değildi. Ama yun che tekrar tekrar büyük bir güç gösterisi yapmış, onda bir sıkıntı oluşmasına neden olmuştu. Yun che şu an yalnızca on yedi yaşındaydı. Tam anlamıyla olgunlaşına, kim bilir ne kadar şoke edici bir seviyeye ulaşırdı.

Fen moli ağzını açtı, ama itiraz etmedi. Bu doğruydu, şu ani durumda yun cheyi öldürüp turnuvadan atılacaklardı, hatta muazzam kılıç cennet bölgesi tarafından cezalandırılacaklardı. Ama tek cezalandırılan fen juebi olurdu, yanan cennet klanı en fazla biraz tazminat öderdi. Ama eğer maçı kaybederlerse, bu yüm yanan cennet klanı için utanç sebebi olurdu.

"Kahretsin!" Ling yuefeng bir anda ayağa fırladı. Fen juebinin ne yapmaya çalıştığını anlamıştı, ve yanan cennet klanının ejder alevlerinin gücünü biliyordu. Ling wugouya seslendi,"Yun cheyi kurtarmaya hazır olun! Kesinlikle ejder alevleri tarafından öldürülmesine müsaade göstermeyin!"

Kılıç arenasında, ling wugounun ifadesi karardı ve şiddetle başını salladı. Kaynak enerjisini aktive etti ve beklemeye başladı.

"Yun che... geber!!"

Fen juebi bir kez bu saldırı gerçekleşti mi, nasıl bir şey olacağını herkesten iyi biliyordu, yani kükreyişi oldukça vahşiydi. Kollarını sallamasının ardından, vücudundaki mavi alevler mor renkli ejder alevlerine döndü. Şeytan alev kılıcından yükselip, tarif edilemez yüksek bir sıcaklık dalgasıyla, yun che'ye doğru ilerlediler.

"Alev ejderi... bu mutlak yasak yetenek -- Yanan Cennet Ejderi!"

"Bunu yapabilmek için kan özüne ihtiyaç varmış diye duydum. Bir kez aktifleşti m,, kaynak gücünü en az yarım seviye düşürürmüş! Ama ölümsüzleri yok edebilecek ve tanrıları katledebilecek düzeyde güçlüymüş!"

"Fen juebi çıldırmış! Bu hareketi yapabilmek için kendi kan özüne zarar verdi. Bu hareketin gücüyle, yun che ölecektir."

"Bu pekte garip sayılmaz, sonuçta yanan cennet klanının bu maç kaybetme lüksü yok... Ahh, yun che gibi yetenekli birinin burada ölecek olması üzücü. Umarım kıdemli ling onu zamanında kurtarır."

Etraftaki kalabağın konuşmaları cang yuenin renginin atmasına neden oldu. Elleriyle dudaklarını kapadı ve gözleri büyüdü, endişe içinde hiçbir ses çıkartamıyordu.

Yükselen yanan cennet alev ejderi kendisine gelirken, yun che alarm durumuna geçmişti... Alevden korktuğu söylenemezdi, ama alev ejderinin taşıdığı o baskı gücü yavana atılacak cinsten değildi. Kaşlarını çatarak, yarım adım geri çekildii kaynak gücünü topladı, tüm gücüyle kılıcını salladı.

Bumm!

Güç fırtınası ve alev ejderi havada çarpıştı. Bir anlık durduktan sonra, alev ejderi tekrar yun cheye hücum etti.

Beklenmedik derecede zorlu bir hamleydi... Yun che hızlı düşündü, ağır kılıcını bir kenara attı, vücuduna kaynak gücünü geri aldı ve kollarını ileri savurdu.

"Düşen Ayın Batan Yıldızı!!"

Boooom!!!

Büyük bir sesle, alevler her yana yayıldı ve havada küller uçuştu. Kaynak enerji bariyeri dahi şiddetle sallandı. Böylesi güçlü ve şiddetli bir saldırı altında, vücudundaki mavi alevler yok oldu. Göz açıp kapayıncaya kadar, bir ayak kalınlığındaki alev ejderi yarım ayak kalınlığa gelmişti... Ama sonrasında, alev ejderi tüm gücüyle yun cheye doğru uçmuştu. Yıldırım gibi hızlıydı, ve yun che ağır kılıcıyla tepki verene kadar, göğsüne ulaşmıştı.

Böylesi güçlü alev ejderinin yarı gücü tarafından vurulunca, herkes ve özellikle yanan cennet klanındakiler, bu saldırının etkisinin normal günlerdeki yıldırım çarpmasından az olmadığını düşündüler. Yun chenin böylesi bir saldırıya direnmesi imkansızdı.

Herkes nefeslerini tuttmuştu.  Ling wugou vücudunu germiş, kaynak enerji bariyerine hücum etmek üzereyken, yun chenin ağır kılıcını bıraktığını, alev ejderinin boyun kısmını kavramak üzere olduğunu gördü.

Yüzünün rengi attı ve bağırdı,"Bırak! Elini istemiyor musun artık!!"

Mavi renkli alev ejderinin taşıdığı güç ve yüksek sıcaklık tahmin edilemez düzeydeydi. Onu saf güçle aşmak teknik olarak imkansızdı, birinin vücuduyla ona değmesi intahar demekti.

Yun che iki eliyle alev ejderinin boynunu kavradı. Kötü ruh altındaki kaynak enerjisi, kötü tanrının tohumundan gelen ateş kontrol gücü, anka kuşunun alev gücü, edjer tanrısının gücü, Budanın büyük yolundan gelen ütün fiziksel gücü, hepsi bir anda akın etmişti...

Önlerindeki sahne bir anda durmuştu. Sanki alev ejderi yun chenin ellerinde donmuştu.

Aynı anda, alev ejderi kasılmaya başladı ve zehirli bir yılan gibi kısıldı. Ama ne kadar kıvranırsa kıvransın, yun chenin ellerinden kaçamazdı. Bu direnişe rağmen, alev ejderinin  gücü aniden kayboldu, daha da ufaldı. Alev ejderinden, alev yılanına küçüldü, sonrada ufak bir solucan oldu... En sonunda tamamiyle yok oldu.

Yun chenin başı tamamiyle ter içindeydi, ama ifadesi aşırı derecede sakindi. Yavaşça yumruklarını açtı. Elerinde ya da bileklerinde ynaık izi yoktu.

Kılıç arenasındaki herkes ayağa kalktı. Herkes sersemlemişti, sanki dünyadaki tüm ses çekilmiş gibi suskunlardı.



Yorum Yap "ATG 221"