Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 220

Eylül 13, 2016


Bugün kılıç arenasında tuhaf bir atmosfer vardı. Özellikle yanan cennet klanı üyeleri; her birinin ifadeleri çok çirkindi.

Çeyrek finallerin ilk maçında yun chenin karşısında fen juebi vardı. Yun che önceki maçlarında ardı ardına onları şaşırtmış olsa da, büyük bir kalabalığa göre, bu maçta şüphe edilecek bir şey yoktu. Bunun neden dört ana tarikatın kök salmış olan itibarıydı.

"Bu maçı ne olursa olsun kazanmalısın! Yuange donmuş bulut asgarddan Xia Qingyue tarafından yenildi, ve jin'er bir talihsizlik eseri ling yun ile karşılaştı. Hepiniz içinden yalnızca sen çeyrek finallere kalabildin! Bu sefer dördüncü olucaz gibi. Ama eğer olurda yenilirsen, ilk dörde giremeyeceğiz, ve yalnızca beşinci olabilicez. Yanan cennet klanımız için, bu kabul edilemez bir aşağılanma... Anladın mı beni?"

Fen moli ağır bir ifadeyle bunları söyledi. Dünkü son 16 raundunda, son torunu, fen jin, bir şanssızlık eseri ling yun ile karşılaşmış, beklenenden önce arenadan ayrılmıştı. Bu onun üzerinde yoğun bir baskı yaratmıştı. Dört ana tarikatın son sırasında olmak kabul edilebilirdi, sonuçta bu yıllardan beri süregelen bir şeydi. Ama eğer ilk dördün dışında kalırlarsa... Bu yüzlerce yıldır görülmemiş bir durumdu! Tüm yanan cennet klanına büyük bir utanç getirmeye yeterdi, yani kesinlikle kabul edilemeyecek bir durumdu.

Ve çeyrek finallerin ilk maçı bu duruma karar verilecek olan yerdi! Eğer yun cheyi yenebilirlerse, yanan cenent klanı ilk dörde girecek, ve bir ihtimal ilk üç şansları olacaktı. Ama eğer yenilirlerse...

"Endişelenmeyin büyük kıdemli. Yun che ve benim dışımdaki altı kişiden biri olsa pes ederdim. Ama bu yun che..."Fen juebi güldü:"Sadece şansına güvenen ve benim karşıma çıkma yeterliliği olmayan biri. Eğer onu yenemezsem, yaşayacak dahi yüzüm kalmaz."

Fen moli yavaşça başını salladı. Yun chenin gösterdiği güç şok etkisi yaratsa da, hala fen juebinin kazanacağını düşünüyordu. Yine de, ifadesi hala çok katıydı:"Özgüven doğal olarak iyi bir şey. Kendine güvenebilirsin ama asla kibirlenemezsin. Çünkü bu senin gözlerini yanıltır. Ayrıca, yun cheyi hafife almamalısın. Dün, aniden benim bile göremediğim tahmin edilemez ve tuhaf bir hareket yeteneği sergiledi. Sadece bu da değil, ayrıca ateşi kontrol edebiliyor, kesin olmasa da yanan cennet ateşimize direnme yeteneği olabilir. En dikkat etmen gereken şey, henüz gerçek gücünü göstermişe benzemiyor. Yani gardını indirmesen iyi edersin."

"Büyük kıdemli fazla düşünüyor. Onun hareket yeteneği basit bir anlık yer değiştirme. Nasıl olurda bizim yanan gölge ilüzyonumuzla kıyaslanabilir. Ayrıca, kaynak hareket tekniği yüz kat hızlı olsa da, tüm arena yanan cennet aleviyle kaplanırsa, kaçacak bir yeri kalmaz. Ateşi kontrol kısmına gelirsek, haahaha... Dün gösterdiği alevler en düşük seviye kaynak alevleriydi, nasıl olurda yanan cennet alevimizle kıyaslanabilir? Eğer benim gücümü bastırabileceğini düşünüyorsanız, benim onun gücünü tamamiyle kontrol edebileceğimi söyleyebilirsiniz.

Fen juebinin ifadesi tamamiyle küçümseme doluydu. Sözleri fen molinin kaşlarını çatmasına neden olmuştu:"Juebi, sana tek bir şey söyleyeceğim. Eğer bu maçı kaybedersen, bunun anlamı tüm yanan cennet klanının aşağılanması demek. Yanan cennet klanımızın günah keçisi olmamalısın. Eğer bu olursa, klan liderinin bile seni affetmesi zor olur."

Fen molinin son sözleri fen juebinin viddi bir ifade takınmasına neden oldu:"Büyük kıdemlinin sözleri gereği, bu maçta rakibim çok zayıf olsa da, kendimi geri tutmayacağım.. Yalnızca kazanacağım."

Fen juebi, fen juechengin kulağına yanaştı ve fısıldayarak:"Abi, maç başlamak üzere. Yüzünün yanmasını, iki ayağını sakatlanmasını yoksa hadım olmasını mı istersin?"

"Yak o lanet yüzünü!!" Fen juechen beklemeden cevapladı. Çünkü bir maç sırasında, bunlar beklenmedik kazalar olarak tanımlanabilirdi.

"Abim öyle diyorsa!"Sessizce güldü:"Benim için bu bir mücadeleden çok muhteşem bir oyun."

Göz açıp kapayıncaya kadar zaman geldi. Yun che ve fen juebi kılıç arenasına aynı anda otuzdan fazla metre yükseklikten atladı.

Yun che tamamiyle sakindi. Rakibinin ifadesinde ise kibir ve aşağılama vardı, bir nevi sapık gibiydi.

Fen juebinin gözlerinde, yun che yemek gibi bir şeydi.

Yun chenin gözlerinde, fen juebinin yemek kadar değeri yoktu.

"Söyle, yun che bir ihtimal fen juebiyi yenebilir mi?"

"Bu temelde imkansız değil mi? Fen juebinin kaynak gücü dünkü mu xiongyan ile aynı olsa da, gerçek güçleri tamamiyle farklı seviyelerde. O fen duanhunun ikinci oğlu."

"Eğer fen juebi kaybederse, yanan cennet klanı ilk dördün dışında kalacak, bunu izlemesi gerçekten çok eğlenceli olacaktır."

"Nasıl böyle bir şey olabilir..."

"Çabuk ol, fen juebinin ellerine bak... Bu efsanevi gökyüzü kaynak silahı -- şeytan alev kılıcı! Görünüşe göre fen juebi bu maçya yun che ye açık kapı bırakmayacak."

"Bu çok doğal.Yanan cennet klanı için bu maçı kazanmaktan başka çareleri yok. Karşılarındaki basit bir çekirge olsa da, kesinlikle geri çekilmeyeceklerdir."

Arenadaki ikili hiç konuşmasa dahi, atmosferi tahmin etmesi çok zordu. İkisi çoktan hazırlanmıştı. Ling wugou daha fazla beklemedi ve elini salladı:"Çeyrek finallerin ilk mücadelesi... Mavi rüzgar imparatorluk ailesinden yun che, karşısında yanan cennet klanından fen juebi. Mücadele başlasın!"

"Heh!"Fen juebi sinsice güldü:éEğer sahneye çıkmayıp direkt pes etseydin, gerçekten ne yapıcağımı bilmiyordum. Şansıma, beni hayal kırıklığına uğratmadın ve usulca buraya geldin. Pes etmek istesen dahi çok geç. Bugün, hayatında en unutamayacağın gün olacak."

"Çhhh."Yun che dudaklarını büktü:"Sadece çirkin değil, böylesi bir çöp olmanı da beklemiyordum. Yanan cennet klanının dört ana tarikatın en dibinde olmasına şaşmamalı. Ana üyeleri tamamiyle eziklerden oluşuyor.

Zehirli diliyle, yun che kesinlikle aynı alanda bir uzmandı. Fen juebi hemen öfkelendi:"Geber!!"

Fen juebinin vücudundan kızıl alevler yükseldi. SOnra, bunlarun hepsi şeytan alev kılıcında yoğunlaştı. Alevin parlak ışığı kaynak enerji bariyerinde yankılandı ve şeklini gösterdi, yanında yoğun bir sıcaklıkta getirdi. Fen juebinin kılıcından, devasa bir alev hortumu çıktı. Bahşi bir alev canavarı gibi, yun cheye pençelerini gösterdi.

Bu saldırının ardındaki güç seyircileri alarm durumuna geçirmişti. Yun che kaşlarını çatıp birkaç adım geriye çekilmişti. Derebeyinin kılıcını hemen ortaya çıkarmış, ileri doğru savurmuş, oluşan kaynak enerji hortumu fen juebinin alev hortumuyla çarpışmıştı. Bir saniye içinde, yun chenin ağır kılıç enerjisi yanan cennet alevi tarafından yakılmıştı.

Buuum!

Büyük bir patlamayı takiben, ağır kılıç enerjisi ve alev hortumu aynı anda yok oldu. İkisi de rüzgar gücü tarafından geri itildi. Fen juebinin ifadesi daha da tehlikeli bir hal almıştı:"Heh. Beni gerçekten şaşırttın. Gücümün yüzde altmışını kullanarak oluşturduğum bir saldırıyı engelledin. Sanırım buraya kadar sadece şansla gelmemişsin. Oh, ama ne yazık ki, benim önümde, bir parça çöpsün sadece."

Kılıcını yun cheye uzattı ve:"Öncesinde seni sadece selamladım. Sıradaki saldırıda sana yanan cennet klanının yanan cenent alevini dikkatlice görme ve tecrübe etme şansı tanıyacağım. İnan bana, bu hayatın boyunca unutamayacağın bir şey olacak. Ölene kadar, bu muhteşem sahneyi unutamayacaksın. Hahahah!!"

Vahşi kahkahasının ortasında, bir kez daha fen juebinin vücudundan ve şeytan alev kılıcından ateşler yükseldi. Hemen yun che ye saldırdı. Yun che'ye elli mete kala, vücudundan çıkan alevler kızıldan maviye döndü.

Turuncu renkli alevler sıradan alevler olarak bilinirdi ve en zayıf seviye alevlerdi. Turuncu alevin üzerinde, kızıl alevler bulunurdu. Orta-düşük seviye kaynak alevleri kızıl renkte bulunurdu, ve kızılın üzerinde, en düşükten en yükseğe, mavi alev, mor alev, beyaz alev, altın alev, ve efsanelerde sözü geçen yıldız kavurucu alevler ve ilkel alevler bulunurdu.

Kaynak enerjisini aleve çevirince, gücü rengine göre belirlenirdi. Ama anka, anka kuşu ve altın karga gibi özel alevler, sıradan kaynak alevleri içinde yer almazdı, onlar tanrıasl canavarların kişisel tanrısal alevlerinin özelliklerini ve renklerini barındırırlardı, bu sıralama onları tanımlama da kullanılamazdı.

Mavi alev, kızıl alevin bir seviye üzerindeydi!

Bilinene göre, yalnızca yeryüzü kaynak alemi kullanıcıları mavi alevi ortaya çıkarabilirdi.

Mavi alev bir kez ortaya çıkınca, hiç süphesiz tüm seyirci kısmını sallamıştı.

"Mavi... Mavi alev!!"

"Birinin mavi alevi ateşleyebilmesi için en az yeryüzü kaynak aleminde olması gerektiği söylenir.. Fen juebinin alevler konusundaki içsel yeteneği bu kadar gelişmiş! Ruhsal alem sekizinci seviyesinde mavi alevleri ateşleyebilmek!"

"Klan liderinin oğlundan beklenileceği igib, görünüşe göre fen juebinin gücünün bir an önce gelişmeye ihtiyacı var. Mavi alevlerin ateşlenmesiyle, yun chenin küçücük bir umudu dahi kalmadı gibi."

Yanan cennet klanının oturma bölümünde, fen moli kahkaha atıyordu:"Görünüşe göre büyük kıdemlinin sözleri onu korkutmuş. Gizli kozunu bu kadar erken ortaya çıkardığına göre, bu iş basit bir mesele haline geldi, aynı bir kasap bıçağıyla tavuk öldürmek gibi."

"Gel, yalvarışların, ağlayışlarını duymama izin ver!"

Fen juebi yaklaşırken kahkahalar atıyordu. Vücudundaki mavi alevler aniden patladı, ve sayısız alev hortumu oluştu. Alev hortumları dirket olarak yun cheye doğru yöneldi.


Yorum Yap "ATG 220"