Tankların Tarihi Günceli

ATG 216 - TAM ZAFER

Eylül 13, 2016


ATG 216 - TAM ZAFER

 Kılıcının savrulmasıyla Yun Che'nin güç patlamasını kesti. Ardından Yun Che'nin omzuna doğru kılıcını saplarken Xiao Nan'ın dudakları hafifçe yukarı kıvrıldı....Bu kılıcın keskinliği sağlam bir çeliğe nüfuz etmeye yeterdi. O, bu darbe indiğinde Yun Che'nin omzunun kolayca delineceğine %1000 emindi.

O, Rüzgar Ruhu Kılıcının, Yun Che tarafından oluşturulmuş gücü kestiğini, onun bedenini koruyan kaynak enerjisini kestiğini, kıyafetlerini kestiğini ve ardından bedenine saplandığını hissetti. Dudaklarındaki kıvrım yavaşça büyüdü ama hemen ardından ifadesi tamamen kasıldı.

Rüzgar Ruhu Kılıcı onun derisinin içine girdiğinde Yun Che'nin sol omzundan kan sıçradı. Ancak Rüzgar Ruhu Kılıcı da olduğu konumda sabitlendi ve sanki yarım parmak genişliğindeki et aslında on bin yıllık bir kaynak demiriymiş gibi daha fazla ilerleyemedi.

Xiao Nan tamamen şok oldu ve sanki kendi algılarına inanamıyor gibiydi.

Ve Yun Che'nin patlayıcı karşı saldırısı da o anda geldi. Ağır kılıcı hareket ederken otuz metrelik alanın içindeki hava güçlü yatay bir savuruş tarafından karıştırıldı. Şiddetli hava akımı Xiao Nan'ın tüm bedenindeki tüylerin kalkmasına neden oldu. Hiç düşünmeden en hızlı hızıyla birlikte kılıcını çekti ve tüm gücüyle geriye sıkrayarak yaklaşık 30 metrelik bir mesafe geri çekildi. Ardından ağır bir şekilde nefes alırken şok dolu bir ifade ile Yun Che'nin omzuna baktı.

Yun Che'nin sol omzunda küçük bir kan lekesi yavaşça elbisesine yayıldı ama bu yayılma birkaç saniye sonra durdu. Kan lekesinden yarasının ciddi gözükmediği ve yaranın çoktan tamamen kanamayı kestiği anlaşılıyordu....Xiao Nan'ın gözleri aralıksız seğirdi. O neredeyse her şeyini tek bir saldırıda kullanmıştı ve bu saldırıyı bir Yeryüzü Kaynak Silahı ile yapmıştı. Kıyaslanamayacak kadar keskin olan Rüzgar Ruhu Kılıcı kullanıldığında dev bir kayayı yada çeliği bile tofu gibi kolayca kesebilirdi. Ancak aynı kılıç onun bedenine nüfuz etmemişti ve kemiklerine bile dokunamamıştı....Saldırısı sadece basit bir deri yarasına neden olmuştu.

Sadece o da değil tüm çarpışmayı en net şekilde gören Ling Wugou dahil tüm izleyenlerin inançsızlık dolu ifadeleri vardı. Hepsi Xiao Nan'ın tam güçlü darbesinin Yun Che'nin bedenine girdiğini bizzat görmüşlerdi. Kılıcın keskinliğiyle hedef kendisini Ruhsal Kaynak Aleminin zirvesindeki bir kaynak enerjisi savunmasıyla korusa bile delinme şansı vardı. Ama sadece Gerçek Kaynak Aleminin gücüne sahip olan Yun Che bu saldırıdan sadece deri yaralanması almıştı.

"Neler oluyor?" Xiao Kuangyun'un yüzündeki gülümseme düştü ve kaşlarını çatıp sordu.

"....Bunun nedeni kesinlikle Yun Che'nin bir tür zırh giymesi! Bu açıklanabilecek tek olasılık!" Xiao Kuanglei konuştu.

Doğal olarak Yun Che herhangi bir zırh giymiyordu ve sadece ince elbise tabakası vardı. Her ne kadar koruyucu kaynak enerji savunması sadece Gerçek Kaynak Aleminde olsa da bedeni Buda'nın Büyük Yolunun 2.aşamasının korumasına sahipti ve daha önce bedeninde Ejderha Tanrısının kanını arıtmıştı. Bu her hangi bir sıradan ejderhanın kanı değildi o Ejderha Tanrısının kanıydı! Şu anda Yun Che bir ejderhanın soyunun gücünün bir parçasına sahipti ve fiziksel beden gücü gerçek bir ejderden tamamen aşağı değildi...Ve Ruhsal Kaynak Aleminin kaynak enerjisi ile kullanılan bir Yeryüzü Kaynak silahı bir Gerçek Ejderhanın bedenine nüfuz edebilir miydi?

Tabi ki hayır!

Yun Che'nin bedenini koruması için Gerçek Kaynak Aleminin  kaynak enerjisini kullanmasını bırak eğer o kaynak enerjisi tabakasına sahip olmasaydı ve savunmasız bir şekilde durarak Xiao Nan'ın kendisine saldırmasına izin verseydi bile Xiao Nan'ın Rüzgar Ruhu Kılıcını kullanarak Yun Che'nin bedenine nüfuz etme düşüncesini atması gerekliydi.

"Kötü bir kılıç değil." Yun Che sol omzundaki yaraya sakin bir ifade ile baktı ve över bir ses tonuyla konuştu. Bu darbe ona da bir uyarı sesi vermişti. Dört Büyük Tarikatın büyük ve güçlü olmasının ana nedenlerinden biri güçlü kaynak sanatlarıydı. Her ne kadar karşısındaki Xİao Nan Dört Büyük Tarikatın öğrencilerinin arasında güç bakımından en altta kabul edilse de kesinlikle dikkatsiz olmamalıydı. Eğer bedeni zalimane bir savunmaya sahip olmasaydı ve onun yerinde başka biri olsaydı o kişi bu saldırıdan dolayı çoktan korkunç bir şekilde zarar görmüş olurdu.

Yun Che daha fazla bir şey söylemeden ileri doğru adım attı ve kılıcını savurdu.

Ağır kılıcın hareketini takip ederek hava akımları sanki gerçek formlar üretmiş gibiydi ve alan hafifçe bozulurken hava akımları Xiao Nan'a doğru taarruz etti. Xiao Nan daha önceki şoktan hızlıca kendine geldi ve yaklaşan dalgalara bakarken Rüzgar Ruhu Kılıcını arka arkaya sallayarak yaklaşan hava akımlarını hızlıca dağıtmak için kılıç siluetlerinden ağır bir fırtına oluşturdu....Ama Xiao Nan, Yun Che'nin sıradan darbesinin oluşturduğu gücü tamamen dağıtmak için toplam yirmiden fazla kez kılıcını savurdu. Bu gerçek bir kez daha Xiao Nan'ın kalbini sıkıştırdı.

Daha önceki küçük grupların iki turunda o bir kez Yun Che'nin maçına dikkat etmişti ve Yun Che tarafından kolayca yenilen öğrencileri hor görmüştü.

Ama şimdi onun bizzat karşısında olduğundan o insanların neden o kadar hızlı yenildiğini açıkça anlamıştı....Çünkü o şimdi Yun Che'nin basit saldırıların arkasına gizlenmiş olan korkunç gücü anlayabiliyordu.

O, Yun Che ile sadece birkaç darbe alışverişinde bulundu ama arka arkaya gelen şok onun zihnindeki zihinsel bariyerin neredeyse çökmesine neden oluyordu. Bir kez daha Yun Che'ye baktı ve devasa zifiri karanlık kılıç ellerindeyken 'zafer basitçe imkansız' düşüncesinin korkunç tohumu hızlıca kalbinde büyüdü.

"Fırtınanın Şahini!!"

Xiao Nan derin bir nefes aldı ve kılıç enerjisi Rüzgar Ruhu Kılıcının üzerine doğru yükselmeye başladı. Her bir enerji ipliği birisinin kemiklerini delebilecek kapasitedeki keskin demir iğneler gibiydi. Uzun bir homurtu attı ve yükseğe sıçradıktan sonra kılıcıyla birlikte Yun Che'ye doğru saldırdı. Ancak Yun Che kaçmaya ya da saldırıdan sıyrılmaya çalışmadı ve yaklaşan Rüzgar Ruhu Kılıcını kendi kılıcını basitçe sallayarak karşıladı.

Boom!

Ağır kılıcın getirdiği hava dalgası aslında boğuk bir patlama sesiyle birlikte geldi. Xiao Nan zaten Yun Che'nin hava dalgalarının dehşetini deneyimlemiş olsa da o yine de büyük ölçüde korktu. Bedeninde yeşil bir ışık parladı ve bedenini hızlıca döndürerek saldırısının yönünü Yun Che'nin ayağına doğru kaydırdı. Ancak Yun Che'nin kılıcı akışkan olmayan bir gölge gibi hızlıca aşağı doğru savrularak Xiao Nan'a tüm gücüyle geri çekilmekten ve tehlikeden zar zor kaçmaktan başka şans bırakmadı.

Xiao Nan rakibinin ağır kılıcının neden olduğu fırtına tarafından süpürülürse en azından ağır yaralı bir şekilde kurtulabileceğine fazlasıyla emindi!

Ağır kılıcın korkunç darbesinden Xiao Nan bu kılıcın ne kadar ağır olduğunu hayal edebiliyordu. Ve böyle büyük bir kılıç kullanıldığında kullanıcının hareketleri buna bağlı olarak yavaşlayacaktı ve açıklıklar ile enerji tüketimi son derece büyük olacaktı. Bu yüzden buna karşı en iyi taktik doğal olarak rakibini hareketsiz kılmak için hız kullanmak ve kesin öldürücü bir saldırı için bir açıklık bulmaktı.

Xiao Nan'ın kaynak enerjisinin özniteliği 'Rüzgar' ve 'Yıldırım'dı ve ikisi arasında en çok 'Rüzgarı' çalışmıştı. 'Cennetsel Kartal Sanatı' kullanıcının fiziksel hızına büyük bir destek sağlayan gizemli bir kaynak sanatıydı. Başlangıçta Xiao Nan, Yun Che ile ilgilenirken bir hız arttırma kaynak yeteneğini ile hızlı ve hafif kılıç tekniği kullanıyordu. Ancak o, Yun Che'nin böyle ağır bir kılıç kullanırken bile hızının kendisinin kaynak hareket yeteneği kullanırken ki hızından hiç az olmadığını fark etti....Bu hala sorun değildi ama onun kılıç kullanma hızı bile tamamen kendisinden yüksekti. O anında çok sayıda saldırı yapamasa bile kılıcını tamamen sabit bıraktığı zaman ile geri çektiği zaman arasındaki kısacık bir an insanların bu kılıcın ağır kılıç olmadığını hissetmelerine neden oluyordu.

Xİao Nan düzinelerce kez saldırdı ve hepsi Yun Che'nin gelişigüzel savurmaları tarafından zorla dağıtıldı. Sadece saldırıları etkisiz değildi üstüne Xiao Nan tehlikeden kaçmak için sürekli geri çekilmeyi deniyordu.

Ağır kılıçların kudreti muazzam olsa da büyük bir zayıflıkları da olmalı değil mi!? Neden o böyle bir ağır kılıç kullanırken hiçbir açıklık göstermiyor...Xiao Nan'ın alnı terden sırılsıklam oldu. Ardından dişlerini sıkarak gizlice gülümsedi.

"Cennesel Kartalın Limitsiz Darbesi!"

Xiao Nan yükseğe sıçradı ve arkasında bir kartal silueti ortaya çıktı. Ardından bir hava saldırısıyla birlikte Yun Che'nin göğsüne doğru saldırdı....Bu daha önce Yun Che'nin güç patlaması tarafından parçalanan saldırısıydı. Kalbinde o Yun Che'ye ilk seferinde darbe vurmayı başarabilmesini nedeninin şaşkınlık olduğunu ve ikinci seferin ilkine göre çok zor etkili olacağını biliyordu. Ancak Yun Che'nin karşısında durdukça kalbinde daha derin bir güçsüzlük hissi hissediyordu. Güvenebileceği tek şey bu saldırıydı.

RIIIP~~~~~

Rüzgar Ruhu Kılıç havayı keserek ayırdı ve düşerken boşluğu yararak kulak delici bir tiz ses çıkardı. Bu saldırı bir enerji patlamasını bile kesecek kapasitedeydi. Daha önce bunu deneyimlediği için Yun Che bundan hemen sıyrılmalı ve yan taraftan karşı saldırı yapmalıydı. Ancak Yun Che herhangi bir hareket etme niyeti olmadan olduğu yerde duruyordu. O şiddetle Derebeyinin Devasa Kılıcını kaldırdı ve kayıtsızca konuştu. "Neden benim bu darbemi kesmeyi denemiyorsun!!"

Bu saldırıda Yun Che gücünün %60ını kullandı. Eğer önceki darbelerine şiddetli bir rüzgar dersek o zaman bu saldırı mutlak bir kasırga olurdu. Xiao Nan'ın gücüyle o şiddetli rüzgarı kesebilirdi. Ancak bir fırtına ile karşı karşıya olduğunda parçalara ayrılmak tek olası sonuç olurdu.

Rüzgar Ruhu Kılıcının kılıç enerjisi ve gücü anında tamamen dağıtıldı ve kılıcın bıçağından titreyen bir uğultu sesi üretildi. Xiao Nan'ın ifadesi soldu. Aşağı doğru hareketlenen bedeni aniden döndü ve dönerken bedenindeki tüm kaynak enerjisini çılgınca dışarı döktü ama Yun Che'nin darbesi tarafından oluşturulan güce karşı kendini tamamen savunamadı. Kaynak savunması yavaş yavaş zayıfladı ve sonunda tamamen çöktü. Enerjinin gücü hala dağılmadı ve bedenine püskürüp onun tüm bedeninin şiddetle titremesine neden oldu.

Xiao Nan otuz metre uzakta yere indi. Yüzü tamamen solmuştu ve bir ağız dolusu kan dışarı doğru boşalırken yavaşça dudaklarının kenarından aşağı kaydı.

O anda arenada tamamen sessizlik vardı ve Xiao Tarikatından gelen 6 kişinin hepsi dehşete düşmüş yüzler ile ayağa kalktı.

Yun Che başka bir darbe yapmak için fırsatı kullanmadı ve olduğu yerde basitçe durdu...Ve o anda herkes şok edici bir şekilde tüm maç boyunca onun iki ayağının hep aynı konumda olduğunu ve hiç hareket etmediğini fark etti!!

(Ç.N: Siz hayırdır :D )

Xiao Nan'ın ifadesi korkunçken ağırca nefes aldı. Ancak diğer tarafta Yun Che'nin nefes alışı sabitti ve sakin ifadesi bozulmamıştı. O hiç yorulmuş durmuyordu. Xiao Nan'ın dudaklarının köşesi hareket etti ve sonunda elleri zemine düştü...

"Sen hayal ettiğimden çok daha güçlüsün...Yenildiğimi kabul ediyorum." Xiao Nan üzgün şekilde konuştu.

"Sende hayal ettiğimden biraz daha güçlüsün." Yun Che hafifçe gülümsedi ve sol omzundaki yaraya baktı.

Yun Che'nin sözlerini duyunca Xiao Nan kalbinde hafif bir memnuniyet hissi hissetti ve trajik yenilgisinden oluşan karamsarlık bile oldukça hafifledi. Kafasını kaldırdı ve Yun Che'ye gülümsedi.

"Xiao Nan çekildi. Mavi Rüzgar İmparatorluk Aİlesinden Yun Che kazandı...O yarın ilk 16nın eleme turuna katılacak!"

Sonuç açıklandığında bir süre sessiz olan Kılıç Söylem Arenası bir kez daha uğultu ile doldu. Yun Che'yi izleyen herkes gözleri dikey olana dek onun güvenle sahneden inişini izledi....Bu doğru! Buradaki tüm yarışmacıların arasında kaynak gücü en zayıf olan bu kişi Xiao Tarikatından bir öğrenciyi kolayca yenerek ilk 16ya kalmıştı!

"Küçük Kardeş Nan karamsar olma. Eğer o yüksek kalite bir zırh giyiyor olmasaydı ikinci darbenle birlikte kazanacaktın. Ne yazık ki ben İkinci Gruptayım aksi halde senin intikamını alabilirdim." Xiao Kuanglei onun omzuna hafifçe vurdu ve onu teselli etti.

"Hayır." Xiao Nan kafasını salladı. "O zırh giymiyordu. O saldırımı basitçe kendi bedeniyle engelledi. Onun bedeni sanki çelikten yapılmış gibi!"

"Ne!?" Xiao Kuanglei kaşlarını çattı. Xiao Kuangyu'ya baktı ve ikisi de şok olmuş ifadeler ortaya çıkardı.

"Küçük Kardeş Yun iyi misin? Yaraların ağır mı?" Yun Che aşağı indiği an Cang Yue onu endişe ve tedirginlik dolu bir ifade ile karşıladı. Ellerinde daha önceden hazırladığı büyük miktarda ilaç ve Kaynak Yenileme hapı tutuyordu.

"Ben iyiyim." Yun Che önemsemeden güldü. "Bu sadece bir deri yaralanması ve kanamayı çoktan kesti. Tedavi edilmeye bile gerek yok güneş batmadan önce tamamen iyileşir."

Yun Che'nin sözleri kesinlikle abartı değildi. Buda'nın Büyük YOludna ikinci aşamaya geldiğinden beri bunun gibi hafif yaralar birkaç dakikada iyileşiyordu.

Ancak Cang Yue doğal olarak bu kadar kolayca endişelerinden kurtulmayacaktı. Onunda Yun Che onun tarafından sürüklendi ve yaralarına ilaç sürüp bandajlamasına izin verdi.

Kılıç Söylem Arenasında ikinci maç çoktan başlamıştı.

İki katılımcı sırasıyla Cennetsel Kılıç Villasından Ling Jie ve Cennetsel Mızrak Gök Gürültüsü Ateşi Kalesinden Mu Xiaongyi idi. Ling Jie 6.Seviye Ruhsal Kaynak Aleminde iken Mu Xiongyi 8.Seviye Ruhsal Kaynak Alemindeydi. Kaynak seviyeleri baz alındığında Mu Xiaongyi Dört Büyük Tarikattan olmayan en güçlü öğrenciydi!

------ÇEVİRMEN NOTU--------


Ling Jie neler yapacak? Maçı kim kazanacak? Turnuva nasıl devam edecek? Yun Che neler yapacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin..

Yorum Yap "ATG 216 - TAM ZAFER"