Tankların Tarihi Günceli

ATG 215 - XİAO NAN İLE SAVAŞMAK

Eylül 13, 2016


ATG 215 - XİAO NAN İLE SAVAŞMAK


  Geriye kalan 32 katılımcının hepsi numaralarını seçtikten sonra savaş düzenleri Kaynak Taşının üzerinde ortaya çıktı. 

Düzen ortaya çıktığında bu anında seyircilerin arasında büyük bir tartışmaya neden oldu.

Otuz iki katılımcı on altışar kişinin olduğu iki gruba ayrılmıştı. Her maç bir katılımcı elenecekti. Her grubun kazananı finalde yüz yüze gelip şampiyonu belirleyeceklerdi.

Ancak iki grupta bulunan katılımcıların arasında çok büyük bir güç farkı vardı!

Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvasının finalleri genelde Dört Büyük Tarikatın sıralama turnuvasına dönüşüyordu. Son yüz yıldır bu her zaman böyleydi ve hiç şüphesiz şimdi de böyle olacaktı. Grupların gücü karşılaştırılırken Dört Büyük Tarikattan gelen öğrencilerin sayısı ve niteliklerini karşılaştırmak basitçe yeterli olacaktı.

İkinci grupta Dört Büyük Tarikattan yedi öğrenci vardı. Onlar herkesin kesin kazanan olarak baktığı Cennetsel Kılıç Villasının Genç Villa Efendisi Ling Yun. Donmuş Bulut asgard'dan Shui Wushuang, Wu Xuexin ve Xia Qingyue. Xiao Tarikatından Xiao Kuanglei ve Xiao Zhen. Ve Yanan Cennet Klanından Fen Jin'di!

Dört Büyük Tarikatın ana öğrencilerinin hepsi ikinci grupta toplanmıştı!

Üçüncü Seviye Yeryüzü Kaynak Aleminde olan ve tüm kalabalığa yüksekten bakan Ling Yun'dan söz etmeye gerek yoktu.  Shui Wushuang, Wu Xuexin, Fen Jin, Xiao Kuanglei, ve Xiao Zhen Dokuzuncu Seviye Ruhsal Kaynak Alemindelerdi. Onların hepsinin kaynak gücü Ling Yun'a kaybediyordu ve hepsinin ikinciliği elde etme şansı vardı. En güçsüzleri Xia Qingyue de Sekizinci Seviye Ruhsal Kaynak Alemindeydi.

İlk gruba bakınca orada dört ana tarikattan beş katılımcı vardı. Ancak onların hiç biri bu tarikatların ana gücü değildi ve hepsi ana öğrenciler ile karşılaştırıldığında ikinci ya da üçüncü sınıf oluyorlardı. Bu grupta bulunan Dört Büyük Tarikattan gelen katılımcılar Cennetsel Kılıç Villasından Ling Feiyu ve Ling Jie, Xiao Tarikatından Xiao Nan ve Yanan Cennet Klanından Fen Juebi ile Fen Yuange idi.

Onların arasında sadece Ling Feiyu Dokuzuncu Seviye Ruhsal Kaynak Alemindeydi. Diğerlerinden Fen Jeubi Sekizinci Seviye Ruhsal Kaynak Aleminde, en genç olan Ling Jie sadece Altıncı Seviye Ruhsal Kaynak Aleminde, aynı şekilde genç olup sadece deneyim kazanmaya gelen Xiao Nan ile Fen Yuange sırasıyla Altıncı ve Yedinci Seviye Ruhsal Kaynak Alemindeydi.

İki grubun arasındaki fark gerçekten ezici bir şekilde büyüktü!

"İki grubun arasındaki güç farkı bu kadar büyük olmamalı. Böyle ezici bir fark ilk kez Sıralama Turnuvasında gerçekleşiyor değil mi?"

"Böyle ezici bir fark daha önce hiç yaşanmadı. Ancak bunun nedeni her katılımcının rastgele seçtiği sayılar. Böyle bir durum oluşsa bile biz bir şey yapamayız. Biz sadece ilk grubun çok şanslı olduğunu söyleyebiliriz. İkinci grupta bulunan ana tarikatlardan birisinin herhangi bir öğrencisi tüm ilk grubu yenebilir."

"Ne olursa olsun kazanan hiç şüphesiz Ling Yun olacak." 

"Bu harika Küçük Kardeş Yun'un grubunda çok az en üst sınıf rakip var." Cang Yue savaş düzenini gördüğünde mutlu bir şekilde konuştu.

Qin Wushang da gülümsedi ve başıyla onayladı. "Çok az değil, temel olarak hiç yok. Görünüşe göre bu sefer Leydi Şans bizi parlatıyor. Eğer iyi şansımız devam ederse Yun Che'nin ilerleyişi ilk otuz ikide durmayabilir. O belki de ilk 16ya bile kalabilir. Eğer bu gerçekten olursa bu gerçekten mucizelerin arasındaki mucize olur."

"Eniştemin ilk maçındaki rakibi....Ahh, o Xiao Tarikatından Xiao Nan! Wahh, Xiao Tarikatı....Ugh, ancak o sadece 6.Seviye Ruhsal Kaynak Aleminde. Eniştem zaten o seviyede sayısız düşmanla karşılaştı. O kesinlikle bu maçıda kazanacak." Xia Yuanba beklenti dolu bir şekilde konuştu.

"Hayır." Qin Wushang o kadar iyimser değildi. "Her ne kadar aynı seviyede olsalar da Dört Büyük Tarikatın öğrencilerinin gücü diğer tarikatların öğrencilerinden çok fazla. Sadece 6.Seviye Ruhsal Kaynak Aleminde olsa bile başka bir tarikatın 8.Seviye Ruhsal Kaynak Aleminde olan bir öğrencisini yenerse bu tuhaf olmaz. Aynı zamanda işte bu yüzden o ilk 32ye bu tür bir kaynak gücüyle girebilmiş....Yun Che dikkatsiz olma. Eğer çok zor olursa daha önce söylediğim şeyi hatırla."

"Peki." Yun Che cevapladı.

Kılıç Söylem Arenasındaki kaynak taşı Lin Wugou tarafından tutuldu ve ardından yüksek sesle konuştu. "İlk 32nin maçları belli oldu ve ilk maç kısa süre içinde başlayacak. Yarışmacılar: Mavi Rüzgar İmparatorluk Ailesinden Yun Che ve Xiao Tarikatından Xiao Nan. Lütfen kendinizi hazırlayın ve altmış nefes zamanı içinde arenaya çıkın."

Yun Che hiç tereddüt etmedi. Ayağa kalktı ve hemen Kılıç Söylem Arenasına doğru yürüdü. Arkasından Cang Yue'nin ve Xia Yuanba'nın gergin tezahüratları geldi...Sonuçta o Dört Büyük Tarikattın birisinin bir öğrencisi ile karşılaşacaktı!

"Nan'er, git bu rakibin senin çin kolay bir zafer olmalı. Ancak bu sadece 'olmalı' ve 'kesin' değil. Büyükbabanın her zaman söylediği şeyi hatırla. Rakibin kim olursa olsun asla hafife almamalısın." Xiao Wuji öğüt verdi.

"Peki büyükbaba." Çoktan arenada olan Yun Che'ye bakınca Xiao Nan da ayağa kalktı ve hafif bir nefes aldıktan sonra birkaç metre atlayarak nazikçe Kılıç Söylem Arenasına indi ve Yun Che'nin önünde durdu.

"Yun Che....Bu ismi neden daha önce bir yerde duyduğumu hissediyorum." İkisini sahnede gören Xiao Wuji kaşlarını çattı ve kendi kendine konuştu.

"Xiao Nan'ın ilk rakibi gerçekten buraya sadece şansı sayesinde gelebilen bir sürpriz at. Heh ne şans ama. Eğer o bunu kaybederse bu ailesine utanç getirecek." Xiao Kuanglei mırıldandı.

Sahnede Xiao Nan çoktan silahını çıkarmıştı. O soğuk bir parlaklık veren yeşim bir kılıçtı. Yeşim kılıç Rüzgara Ruhu Kılıcı olarak adlandırılıyordu ve bir Yeryüzü Kaynak Silahıydı. Elindeki kılıçla Yun Che'ye doğru sinyal verdi. "Xiao Tarikatının Kılıç Tarikatı bölümünün öğrencisi Xiao Nan, lütfen bana yol gösterin!"

Xiao Kuangyun nedeniyle Yun Che'nin Xiao Tarikatına karşı çok kötü bir izlenimi vardı. Ancak Xiao Nan açıkça Xiao Kuangyun'dan tamamen farklıydı. O kararlı ve çok kibar gözüküyordu. O 'son derece zayıf' bir rakiple karşılaşmış olsa da ona dikkatlice bakıyordu ve hiçbir şekilde onu küçümsediği gözükmüyordu. Yun Che baıyla onayladı ve Derebeyinin Devasa Kılıcını çıkardı. "Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının öğrencisi Yun Che...Lütfen bana yol gösterin....Kıdemli Ling altmış nefes beklememize gerek yok hemen başlayabiliriz."

"Güzel!" Ling Wugou başıyla onayladı. "İlk 32 ilk Maç  —— Başlasın!"

Ling Wugou konuşmayı bitirdiğinde orijinalde sesli olan arena anında sessizleşirken herkes Kılıç Söylem Arenasına odaklandı. Ancak onlar Xiao Tarikatından Xiao Nan'a değil Yun Che'ye bakıyorlardı. İki kişinin kaynak gücündeki fark olağanüstüydü ama kimse gülmüyor ya da Yun Che'yi küçümsemiyordu. Kimse onun kesinlikle yenileceğini söylemiyordu. Ne zaman birisi Yun Che'nin maçlarında bunu söylese Yun Che onları kulakları kızaracak ve sonuna kadar şaşırtacak kadar utandırıyordu.

Şimdi daha çok insan kaynak gücü sadece Gerçek Kaynak Aleminde olan ve ilk 32 ye kalan Yun Che'nin başka bir mucize yaratıp Xiao Tarikatından bir öğrenciyi yenip yenemeyeceğini bilmek istiyordu.

Belli açılardan dramatik bir final görmeyi ummak insan doğasının bir parçasıydı.

Kılıç Söylem Arenasında Ling Wugou konuşmasını bitirdikten sonra Xiao Nan ve Rüzgar Ruhu Kılıcının gövdesi tarafından şiddetli bir fırtına oluşturuldu. Fırtına onun bedenini sardı ve onun çevresinde döndü. Her ne kadar fırtına güçlü olmasa da son derece keskindi. Sanki sayısız kılıç onun etrafında dans ediyormuş gibiydi. Arenanın merkezinden çok uzakta oturanlar bile havadaki açıklanamayacak bir tür korkutucu keskinliği hissedebiliyordu.

Seyircilerin tepkilerine rağmen Yun Che, Xiao Nan'a bakarken hiç etkilenmemiş gibi duruyordu. Ne kılıcı hareket ediyordu ne de saldırı yapmaya niyeti varmış gibi duruyordu.

"Saldırımı karşıla....Aşırı Rüzgar Kesişi!!"

Xiao Nan'ın elindeki kılıç ileri doğru doğrultuldu ve anında çevresindeki tüm fırtına bir çok sayıda kılıç siluetine dönüşerek seyircileri bile korkutacak kadar keskin bir rüzgara neden oldu ve Yun Che'ye doğru esti. Rüzgar nereye giderse gitsin sağlam Kılıç Söylem Arenasını parçalayarak yarıyordu.

Kılıcın kudreti arenadaki herkesin şaşkınlıktan bağırmasına neden oldu.

"Uwaahh....Böyle, böyle korkutucu bir kılıç ustalığı!" Xia Yuanba şaşkınlık içinde konuşurken yüzü korku doluydu. Onun gibi Temel Kaynak Alemindeki bir uygulayıcı bile bu kılıcın kudretini açıkça görebiliyordu.

"Dört Büyük Tarikatın avantajlarından biri de kaynak sanatlarının ve tekniklerini çok güçlü olması! Bir kesiş ile Dört Büyük Tarikattan birisine bağlı olmayan aynı seviyedeki bir rakip saldırıyı karşılayamayabiliyor." Qin Wushang onurlu bir şekilde konuştu.

"Çabuk sıyrıl!" Cang Yue gergin bir şekilde bağırdı.

Fırtına ve kılıç siluetleri aynı anda saldırdı ama Yun Che sanki çok korkmuş gibi hareketsiz kaldı. Sadece fırtına ve kılıç siluetleri yaklaşıp saçını ve gömleğini şiddetle uçurduğunda sonunda hareket etti...Bir saniye önce o bir dağ gibi hareketsiz görünüyordu. Bir saniye sonra o aniden yeni patlamış bir volkan gibiydi.

Elli dört kaynak girişinin hepsi açıldı ve çıldırmış kaynak gücü anında yüksek sesle patladı. Elindeki Derebeyinin Devasa Kılıcı kılıç siluetlerinin fırtınasını bir süpürme ile karşıladı. Büyük bir güç girdabı getirerek o kılıç siluetlerinin fırtınasına çarptı.

BANGBANGBANGBANG…

Şiddetli çarpışma birisinin sağır olmak isteyeceği kadar yüksekti. Ağır kılıcın bir sallanması kötü niyetli bir ejderhayı serbest bırakmış gibi gözüküyordu. Kıyaslanamayacak kadar güçlü bedeni ve pençeler ile kılıç silüetleri fırtınasına saldırdı. O çarpışırken Xiao Nan tarafından ortaya çıkarılan kılıç silüetleri fırtınası katman katman parçalandı ve sonunda tamamen ortadan kayboldu....Ancak ağır kılıcın gücü yok olmadı ve ilerlemeye devam ederken beraberinde Xiao Nan'ın bedenine çarpıp onun boğucu sadırı nedeniyle neredeyse geriye düşmesine neden olan şiddetli bir rüzgar getirdi.

N....NE?!

Xiao Nan'ın iki eli ve ruhu aynı anda titrerken yüzünde güçlü bir inançsızlık duygusu ortaya çıktı.

Yun Che'nin karşısında o rakibini küçümsememişti. Her ne kadar deminki saldırısı onun bitirici hareketi olmasa da en güçlü kılıç tekniklerinden biriydi. O bu tekniği kullandığında Yun Che'nin onunla kafa kafaya karşılaşacağına inanmıyordu. O sadece Yun Che'nin tüm gücüyle sıyrılacağını düşünüyordu. Bu inançla birlikte kılıcının kabzasına sıkıca yapıştı ve bu saldırından kaçınmayı denediğinde yıldırım hızıyla Yun Che'yi kovalamak isterken ona baktı. Onu hazırlıksız yakaladığında avantaj kazanmak ve onun işini hızlıca bitirmek için bıkmak bilmeden saldıracaktı.

Yun Che'nin bu saldırıdan kaçınmayacağını ve kafa kafaya karşılayacağını asla beklememişti...Ve sadece bir savuruşla o bu saldırıyı tamamen parçalamıştı!

"O gerçekten....bunu karşıladı!"

"Bu Yun Che gerçekten sadece Gerçek Kaynak Aleminde mi? Xiao Nan'ın bu saldırısını ben bile kafa kafaya karşılayamazdım!"

Çevredeki insanların hepsi şok ile birlikte neredeyse uyuşmuşlardı. Yun Che onlar için bir canavar gibiydi. Yeniden ve yeniden onların gözlerinde imkansız olan şeyleri gösteriyordu. Özellikle bu darbeyi bilen Xiao Tarikatı üyelerinin yüzleri solmuştu.

Yun Che ileri doğru adım atıp içindeki tüm kaynak gücünü çağırıp ve ağır kılıcını ileri doğru savurdu. Hemen ardından son derece korkutucu bir fırtına Kılıç Söylem Arenasının üzerinde esti. Bu fırtınanın içinde Xiao Nan ne nefes alabiliyordu ne de gözlerini açabiliyordu. Orijinalde dışarıya doğru savurduğu kılıcı hızlıca geri çekildi...Çünkü tüm içgüdüleri ona Yun Che'nin darbesinin dağları ezecek ve yeri yaracak bir yeteneğe sahip olduğunu söylüyordu. Eğer bu saldırıyı kafa kafaya karşılarsa ağır bir şekilde yaralanabilir ya da hayatını kaybedebilirdi.

Gerçek Kaynak Alemindeki bir uygulayıcının nasıl böyle korkunç bir saldırı yapabildiğini anlamadan önce kaynak gücünü ayaklarında topladı ve fırtınadan kaçmak için metrelerce yükseğe sıçradı. Havada en yüksek noktada durdu ve aniden dalgacık gibi su çemberleri çevresini sardı. Arkasında devasa yeşil renkli bir kartal silueti ortaya çıktı ve uçmak için gururla kanatlarını açtı.

Xiao Nan aşağı uçtu. O uçarken tüm bedeni devasa yeşil kartal silueti ile birlikte birleşti ve alçalan kudretli bir kartal gibi gözüktü. Kılıcını ileri doğru doğrulttu. Kıyaslanamayacak kadar keskin bir aura getirirken Yun Che'nin göğsüne doğru sapladı. Kılıç son derece keskindi ve hava dalgalar gibi ikiye ayrılıyor gibi gözüküyordu.

Yukarından gelen kılıç son derece keskindi ve metrelerce uzaktan Yun Che göğsünün parçalandığını hissedebiliyordu. Ancak ağır kılıç kullanan Yun Che kesinlikle normal bir kılıcın karşısında geri düşmeyecekti. Hareketsiz kaldı ve kollarını yukarısındaki kılıca doğru salladı.

Ağır kılıcın kudreti dağları oynatabilir ve okyanusları döndürebilirdi. Ağır kılıç nereye doğrultulsa boş havanın içinde biraz bozulmalar oluşuyordu. Yun Che'nin ilk darbesinden Xiao Nan anında sıyrılmıştı ama bu sefer havadaydı. Sıyrılmak istese bile bu mümkün değildi. Ama Yun Che'nin çıldırmış saldırısına karşı o hiç gergin görünmüyordu ve gözlerinde soğuk bir kararlılık parlıyordu.

Dev kartal silueti aniden kanatlarını açtı ve açık yeşil bir parlaklık Rüzgar Ruhu Kılıcından yayıldı.

RIIIIIIP!! (Yırtılma sesi)

Yun Che'nin oluşturduğu fırtına belirgin bir yırtılma sesiyle birlikte Xiao Nan tarafından kesildi. Sanki bir nehir doğrudan iki parçaya ayrılmış ve iki tarafta parçalanmış gibiydi.

Fırtınayı kesek Rüzgar Ruhu Kılıcı ileri doğru devam etti ve Yun Che'nin sol omzuna doğru doğrudan deldi.

“Ah!!!” Cang Yue panik içinde haykırdı ve ten rengi anında soldu.

"Ne? Nasıl....Nasıl bir kılıç tekniği bu? O....O kaynak enerjisini kesti!" Qin Wushang'ın ifadesi de soldu.

"Her ne kadar biraz korkutucu olsa da her şey planlandığı gibi gitti. Kazanan çoktan belli oldu." Yun Che'yi delen kılıca bakan Xiao Tarikatından Xiao Kuangyu hafifçe güldü.

-------ÇEVİRMEN NOTU--------

Devam bakalım :D


Yun Che neler yapacak? Maç nasıl devam edecek? Kazanan kim olacak? Tepkiler nasıl olacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin...

Yorum Yap "ATG 215 - XİAO NAN İLE SAVAŞMAK"