Tankların Tarihi Günceli

ATG 211

Eylül 13, 2016


  "Görünüşe göre vücudunu yenilemek için çeşitli garip olaylar silsileleriyle karşılaşmışsın. Bu senin iyi şansına işaret ediyor."
Chu yueli başını salladı."Şu andan itibaren Qingyue’nin daha rahat hissedeceğine eminim. Ama..."
Birden yuelinin bakışları soğudu."Umarım donmuş bulut asgard öğrencilerinin statülerinin unutmazsın ve dahası, qingyue'nin neden seninle evlenmesine izin verildiğini unutmazsın. Artık kaynak kanalların sakat değil diye çeşitli arayışlar içine girmeni istemem."

Yun che hiç ifadesini bozmadan gülümsedi: "Kıdemli gönlünü ferah tutsun. Bu gençte sadece sınırsız hayranlık ve memnuniyet mevcut. Bu genç kesinlikle ona rahatsızlık yaratacak şeylerde bulunmayacak."

Bu sözler chu yueli için söylense de, aslında ardında bir anlam daha gizliydi...

Chu yueli, kardeşi chu yuechan'a bir bakış attı. Chu yuechan'ın ilgisiz tavrını ve asosyal hallerini biliyordu. Hemencik:"Gidelim."

"Yuanba, kendine ve babama iyi bak." Xia qingyue, nazik bir ses tonuyla xia yuanba'ya bunları söyledi. Bir çift güzel göz yun cheyi deldi geçti ve daha sonra chu yuechan ve diğerleriyle ayrıldı.

"Ahhh.. Abla, sana daha diyecek çok şeyim vardı.

Yun che ablasının peşine düşen xia yuanbayı yakaladı ve başını sallayarak:"Bu kadarı yeterli yuanba, oraya gitme artık. Donmuş bulut asgardın öğrencisi olduğu vakit, o artık xia ailesinin bir üyesi değil demekti. Hatta asgard öğrencileri öldükten sonra dahi, bedenleri edebiyete kadar asgard sınırları içinde kalır.

"Oh." Xia yuanba başını salladı. Kimse onun anlayıp anlayamadığını söyleyemezdi. Dudaklarını bükerek güldü:"Ne olursa olsun, en azından eniştem burada. Ablamın gittiği iki yıllık süreçte sen çok güçlü oldun. Eminim o daima mutlu olacaktır.

"..." Yun che, xia yuanbanın kocaman kalbi karşısında sessizliğe büründü.

"Bu sefer donmuş bulut asgarda önderlik edenlerin, donmuş camın perisi chu yueli, ve donmuş güzelliğin perisi chu yuechan olduğunu duydum. Chu yuelinin yanındaki sayısız erkeğin hayallerini süsleyen ve onların ruhlarına işlemiş olan chu yuechan olmalı." Cang yue biraz yürüdü ve:"Bir peçe giyiyor olması çok kötü. Babamın hayatının yarısı boyunca bahsedip durduğu mavi rüzgarın bir numaralı güzelinin gerçek güzelliğini görmek isterdim."

"Donmuş güzelliğin perisi, söylentilerde olduğu kadar soğuk ve ifadesiz. Ona bir süre bakmak bile ruhumun donmasına, kendime olan güvenimi yitirmeme ve gidip onunla konuşamayışıma neden oldu."Cang yue nazikçe göğsünü okşadı. Chu yuechan'ın tarifsiz soğuk tavrı onda derin bir etki bırakmıştı."Yine de bu çok tuhaf. Söylentilerde genellikle asgardda kaldığı ve son yıllarda hiç ayrılmadığını duymuştum. Cennete tırmanmaktan daha zor ulaşılabilen birisi. Niye böylesi sıradan bir sıralama turnuvasını izlemeye geldi ki?"

"...Belkide asgardda çok sıkılmıştır ve biraz temiz hava almaya gelmiştir." Yun che kalbinden bir iç çekerek söyledi. Bir süre önce, aralıksız chu yuechan'a bakmış, onun bakışını yakalamaya çalışmıştı. Ama chu yuechan başından beri görevlerine odaklanmış ve buz gibi soğuk bir tavır takınmıştı. Peçenin ardındaki yüz tamamiyle onu görmezden gelmişti.

Bu şekilde onu görmezden gelmesi ona dair hiçbir hissi olmamasından daha kötüydüü.

"Ama yinede göz ucuyla sana bakmış gibiydi."dedi cang yue aniden.

"Göz ucuyla bakmak... bana mı?"Yun chenin birden ağzı genişledi."Orada öylece hiç kıpırdamadan duruyordu. Bana baktığını nasıl anladın.

Cang yuenin ufak başı şoke olmuştu. Bir süre düşündükten sonra, tamamiyle ciddi bir ifadeyle,"Bir kadının hisleri."

Yun che:"Pff...."

-------

"Sınırsız evrende, sadece imkansız mucizeler yok. Tamamiyle kaynak kanalarrı sakat birisi, iki yıl dahi olmadan sıralama turnuvasında dudak uçuklatıcı bir performans gösteriyor. Görünüşe göre asgardda uzun yıllar kalıp göğü biraz fazla seyretmişim..."

Chu yueli iç çekti. Açıkça, yun chenin dramatik dönüşümü onda büyük bir etki bırakmıştı.

"Abla, daha ufaklıktan kaynak kanalları sakatlanmış birinin tamamen iyileşmesini sağlayacak bir yol biliyor musuun?" Chu yueli, chu yuechana bir soru yöneltti. Yine de, bir süre beklemesine rağmen, bir cevap alamadı. Chu yuechan ileriye bakıyor, sanki gözleri dalgasız denizler gibi duruyordu. Görünüşe göre söylediği hiçbir şeyi duymamıştı.

"Abla?"

Chuyuechan'dan hala cevap yoktu.

Chu yueli daha fazla bir şey söylemedi... Chu yuechan aniden sarayı terk etmiş ve yarım yıl sonra geri dönmüştü. Geri döndüğünde tamamiyle farklı biri olmuştu sanki. Onu en çok anlayabilen kız kardeşi dahi, aklından neler geçtiğini kestiremiyordu.

Onun ardında, Shui wushang ve wu xuexin, xia qingyue'yi aralarına almış, özel bir sohbet yapıyorlardı.

"Ufak kız kardeş xia, o gerçekten senin erkek kardeşin mi? Siz kardeşler arasındaki fark çok büyük. Senin böylesi ufak ve zayıf bir vücudun varken kardeşin ufak bir dev gibi.

"O yun che senin evlendiğin kişi mi? Burada onunla karşılaşman büyük sürpriz. Yine de, oldukça hoş bir fiziği var... Onunla evlenmen onu azda olsa sevmenden mi kaynaklı?"

Xia qingyue nazikçe başını salladı:"Onunla evlenmemin tek sebebi babamın sözünü yetine getirmem. Şu anda donmuş bulut asgardın bir öğrencisiyken, nasıl olurda ona karşı his besleyebilirim?"

Bunu söylediği sırada, aklına yun che'yi ilk gördüğü zaman geldi. Yanında bir hizmetçi ile yürüyor, ve açıkça yaklaşıyorlardı. Kalbi bir anda huzursuz hissetmişti... ama o his çok hafifti ve bir anda kaybolup gitmişti.

------

İkinci ve üçüncü günde, mavi bulut sıralama turnuvasının ilk raundu devam ediyordu.

Grup aşamasının ilk raundunda, yun chu oldukça şanslıydı. Grubundaki elli kişi içinde, dört büyük tarikattan kimse yoktu, en güçlü yetişimci ruh kaynak alemi 5. seviyesindeydi. Ama ruh alemi 5. seviyesindeki altı kişiden hiçbiri ile karşılaşmamıştı. Bu üç gün içinde, on iki mücadele yapmış ve karşılaştığı en güçlü uzman ruh kaynak alemi 4. seviyesinde olmuştu... Bu on iki galibiyetlik yenilmezlik serisi, onu ilk 300 kişi arasında sokmuş, turnuvanın 2. raunduna geçmesini sağlamıştı.

Bu sonuç herkesi şoke etmeye yeterdi.

"Kahretsin! O gerçek kaynak alemindeki elemanın beklediğimden daha güçlü çıktığını kabul etsemde, kendinden daha yüksek alemdeki kişilerle savaşabilmesi, ve hiç yenilmeden turnuvanın ikinci raunduna çıkması... Bu açıkça bilineni alt üst ediyor."

"Sadece şansı yaver gitti. Karşılaştığı en güçlü rakip ruh kaynak alemi 4. kademesindeydi. Benim  karşıma çıkan herkes aşırı güçlüydü. Ona gelenler bana gelse, bende bir yenilmezlik serisi yapardım."

"Unut gitsin. Konuşmak ayrı, icraat ayrı şey. Niye gerçek kaynak alemi 10. seviyesindeyken ruhsal kaynak alemi 4. seviyesinde biriyle mücadele etmeyi denemedin?"

"..."

Hiç şüphe yok ki, xia qingyue ve ling yun'da ilk raundu hiç maç kaybetmeden bitirmişti. Mücadele ettikle on iki maçta, rakiplerin yarısı direkt olarak pes etmişti. Etki güçleri tartışmaya açık değildi.

Birinci raund sona erdikten sonra, xia yuanba yumruklarını sıktı ve bağırdı. Cang yue ışık saçıyor, qin wushang artık gülümsemesine engel olamıyordu. Yun che'nin 2. raunda çıkacağına dair güveni tam olsa da, bu gerçekleştiği vakit, duygularına engel olamamıştı... Çünkü bu mavi rüzgar impartorluk ailesini temsil eden öğrencilerden birinin ilk defa 2. raunda adım atışıydı! Bu bir öğrencinin ilk defa ilk 300 arasına girişiydi!

"Hemen haberleri imparatora ileteceğim. Bu haberleri aldıktan sonra çok sevinecektim. Belki keyfi yerine gelir ve iyileşme süreci hızlanır." Qin wushang bunları tarifsiz duygular içinde söyledi. Hiç beklemeden, imparatora haber uçurmaya gitti.

"Bu çok muhteşem küçük kardeş yun. İmparatorluk ailesini temsil eden öğrenciler arasında yeni bir rekora imza attın. Babam bu haberleri aldıktan sonra, kesinlikle daha mutlu olacak. Eğer ilk 100 e girebilirsen, babam bu dünyadan göçse dahi, hiç pişmanlık hissetmeyecektir... Küçük kardeş yun, sana en içten teşekkürlerimi sunuyorum."

Yun che tam bir şey söyleyecekken üzerinden geçen bir öldürme arzusu hissetti. Yüzündeki o gülümseme kaybolmadan, cang yue'nin elini tuttu ve:"O halde... Kıdemli kız kardeş, bana bir ödül vermeye ne dersin?"

"Ah? Ne tür bir ödül istiyorsun?" Cang yue'nin güzel gözleri büyüdü.

"Kıdemli kız kardeşin... beni öpmesini istiyorum."

"Ag? Burada mı?" Cang yue etrafına baktı ve hemen yüzünü ileri çıkardı. Dudaklarını büzdü, hemen ileri atıldı ve yun che'nin yüzüne bir öpücük kondurdu. Daha sonra başını eğdi ve şiddetle atan kalbini yatıştırmaya çalıştı.

Yakın bir mesafeden, feng juechen, yun che ve cang yueye bakıyordu. Ellerinden bir bang sesi geldi. Koltuğunu sağ kısmı paramparça olmuştu.

"Abi sorun nedir?" Sesi duyduktan sonra, fen juebi başını çevirdi ve sordu.

Juechen'in yüzündeki etler titriyordu. Normalde yakışıklı olan suratı şimdi bir şeytana benziyordu. "Bu ufak pisliği... on.. bin... parçaya böleceğim!!"

-------

Mavi rüzgar sıralama turnuvasının dördüncü gününde, ikinci raund resmi olarak başladı. Aynı zamanda, ilk raundda elenen  1200 öğrenci yan arenaya gitmiş, ilk üçyüz dışındaki sıralamayı belirlemeye çalışıyordu. Elbette yan arena ve ana arena arasındaki ilgi ve seviye kıyaslanamaz düzeydeydi.

İkinci raundun grup maçları 30 farklı küçük kılıç arenasında düzenleniyordu. Kalan kişi sayısı 300 e inmiş olsa da, herkesin 15 maç yapması gerekliydi! Aynı zamanda, adı grup maçı olsa dahi, katılımcılar artık gruplara ayrılmıyordu. Artık rakipler yetişimleri yakın olanlardan seçilmiyordu, katılımcıların tamamını içeriyordu. Bu her şeyin adil olması için en makul yoldu.

Yine de, kesin bir adalet olduğu söylenemezdi. İkinci raund gruplara ayrılma durumunu içermiyorsa da, herkesin gelen rakibe dikkat buyurması lazımdı. Eğer birinde ilk yüze girecek yetenek varsa ama dört büyük tarikattan birine bu onbeş maç içinde denk gelecek olursa, ancak acı içinde ağlayabilirdi. Teknik olarak onlara karşı bir şansın yoktu.

"Kılıç arenası numara yedi, ilk maç. Mavi Rüzgar İmparatorluk Ailesinden Yun che -- vs -- Yıldırım Şimşek Köşkünden Lei zhentian!"

Otuz kılıç arenasındaki mücadeleler aynı anda düzenleniyordu. Yun che'nin ilk rakibi çoktan karşısına çıkmıştı. Onun o iri vücudu, yirmi yaşında olsa da, kırk yaşında bir amca gibi duruyordu. Elindeki silahlar iki iri çekiçti.

Hiç yenilgi almadan ikinci raunda çıkan yun che büyük ilgi uyandırmıştı. Karşısındaki rakibe bakınca, herkesin kalbinde aynı fikir oluşmuştu: Bu sefer, yun che kesin olarak kaybedecek.

O ruhsal kaynak alemi üçüncü ve dördüncü kademesindeki rakipleri yenebilmişti... ama ne kadar güçlü olursa olsun, bunun bir sınırı vardı, ve bu lin zhentian yıldırım şimşek köşkünün genç efendisiydi! Kaynak gücü altıncı seviye ruhsal kaynak alemindeydi! Elinde tuttuğu ikiz yıldırım çekiçleri bir kayayı milyon tane parçaya ayırabilirdi. Eğer bir kişinin kafasına vurursa püreye çevirirdi.

"Küçük kardeş yun, elinden geleni yap..." Cang yue iki eliyle eteğini tuttu ve gergin bir biçimde mırıldandı.


Yorum Yap "ATG 211"