Otto Von Bismark Günceli

ATG 197 - HİDDET

Eylül 09, 2016


ATG 197 - HİDDET

 Qin Wusjang tepki vermeden önce uzun süre şok oldu. Hemen Feng Bufan ve Fan Feilong'in yaralarını kontrol etti ve bu onu sessizleştirdi.....İkisinin de omuz kemikleri kırılmıştı ve omuzlarındaki meridyenler kırılmıştı. Bu tür bir durumda sıralama turnuvasını düşünmeden önce onların bedenlerini iyileştirmeleri için bir iki ay gerekecekti ve bu süre içinde kaynak güçlerini kullanamayacaklardı.

Qin Wushang gizlice yutkundu. Yun Che'nin vurduğu darbe oldukça sıradan bir şekilde yapılmıştı. Tam gücünden ziyade gücünün yarısını bile kullanmamıştı. Ama bu en iyi üç sıradaki iki güçlü öğrenciyi bu derece sakatlamaya yetmişti. Sadece Gerçek Kaynak Aleminin gücüyle böyle şok edici bir darbe yapması....Basitçe inanılmazdı.

İki öğrencinin yaralarını kontrol ettikten sonra Qin Wushang hoşgörüyle iç çekti. "Omuz kemiklerinde ciddi kırıklar var....İç çekme. Korkarım ki ikiniz içinde bu turnuvaya katılmak artık mümkün değil. Çabuk Tıbbı Salona gidin."

Qin WUshang'ın sözlerini duyduklarında iki öğrencinin yüzleri soldu. Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvası, özellikle genç nesil içinMavi Rüzgar İmparatorluğunun en görkemli ve en çok izlenen olayıydı. Bu turnuvaya katılmanın birisinin ömür boyu rüyası olduğu söylenebilirdi. Çünkü bu turnuvada genç neslin en elitleri toplanıyordu ve gelecekte onlar Mavi Rüzgar İmparatorluğunun içinde kaynak gücünün dünyasına hükmeden lordlar olacaklardı. Orada görmesi cennete yükselmekten daha zor olan seçkin tarikat liderleri ve büyükleri vardı. Ancak bu liderlerin ve byüklerin hepsi Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvası için toplanıyorlardı.

Bir çok genç uygulayıcı için güzel bir sıralamaya sahip olmaları sadece ikincildi. Bir kere oraya katılabilmek bile sonsuz zenginlikte bir deneyimdi.

Feng Bufan ve Fang Feilong çoktan neredeyse 21 yaşındalardı. Bu onların turnuvaya katılmak için ellerinde olan tek şanstı. Orijinalde onlar tüm gece uyumak için çok heyecanlılardı ve sabah erkenden yola çıkmak için çoktan hazırlanmışlardı. Kimse bu güzel rüyalarını Yun Che'nin anında parçalayacağını düşünmemişti.

"Saray Şefi Qin, benim yaralarım....bir yük değil. Ben kesinlikle turnuvaya katılabilirim." Feng Bufan bedenini doğrulttu ve omzundaki güçlü acıya dayanmaya çalışırken yüzüne sakin bir maske taktı.

"Kendini zorlamana gerek yok." Qin Wushang elini salladı. "Omzun çoktan sakatlanmış. Eğer sakat birini turnuvaya götürürsek bu bizimle alay etmelerine sebep olacak."

"Saray Şefi Qin!" Fang Feilong dişlerini sıktı ve Yun Che'ye doru işaret etti. "Bu Yun Che....o sadece bizi pusuya düşürmedi ayrıca kötü niyetle fazla güç kullandı! Bi bu turnuvada İmparatorluk Ailesini temsil edecek öğrencileriz. Onun bizi böyle ağır yaralaması basitçe affedilemez! O ikimizin de bir kolunu sakatladı. Saray Şefi Qin ceza olarak sizin onun iki kolunu sakatlamanız ve ardından onu Mavi Rüzgar Kaynak Sarayından atmanız gerekli!"

"Yeter!" Qin Wushang soğukca kaşlarını çattı. "Bunun sinsi bir saldırı olup olmadığını siz ikiniz açıkça biliyor olmalısınız. Eğer sizin yetenekleriniz diğerlerine denk değilse yenilgiyi kabul etmekten başka seçeneğiniz yok. Siz yeteneklerinizi pratik yaparken başkaları ile karşılaştırırken kötücül niyetle gelen ağır bir darbenin herhangi bir noksanlığı oluyor mu? Eğer biz sizin söylediğinizi izler ve buna göre herkesi cezalandırırsak o zaman ceza için şu ana kadar sizin çoktan tüm kemiklerinizin kırılması gerekirdi. Turnuva meselesine gelince sizin artık katılamayacak olmanız gerçekten pişmanlık verici. Ama sizin için bu konuda yapılabilecek hiçbir şey yok. Neden hala burada duruyorsunuz? Eğer Tıbbı Salona çabuk gitmezseniz kollarınız sonsuza kadar sakat kalabilir."

Qin Wushang açıkça Yun Che'nin lehineydi. Onu suçlayamazlardı. Prenses Cang Yue ile onun arasındaki ilişki veya Yun Che'nin gösterdiği şok edici kuvvet Qin Wushang'ın onun lehine olmasını sağlıyordu. Feng Bufan ve Fang Feilong aynı anda Yun Che'ye zehirli bir bakış attılar ve bazı gizli sesler mırıldandılar. Ardından omuzlarındaki yaraları kapadılar ve oradan ayrıldılar.

"Saray Şefi Qin şimdi İmparatorluk Ailesini temsil etmek için turnuvaya katılabilir miyim?" Feng Bufan ve Fang Feilong gittikten sonra onların durumunu önemsemeden Yun Che sakince sordu.

Qin Wushang acı bir şekilde güldü. "Sen zaten onları bu derecede yaraladın benim başka seçeneğim var mı?"

Cang Yue, Yun Che'nin önünde neşe dolu gülümseyen bir yüzle durdu. "Saray Şefi Qİn sen de Küçük Kardeş Yun'un o ikisi ile kıyaslandığında ne kadar güçlü olduğuna şahit oldun. Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvasında bir kuvvetin aldığı güç öğrencilerin ortalama sıralarına değil en iyi performans gösteren öğrenciye bağlı. Küçük Kardeş Yun'un katılması onların katılmalarından yüz kat daha iyi!"

(Ç.N: Tamam aşıksın anladık :D )

O anda İç Sarayın girişinden aniden endişeli bir bağırış geldi.

"Tamam bırakın gireyim....Ben birini bulacağım....Yalvarırım girmeme izin verin. O kişiyi gördükten sonra kesinlikle hemen gideceğim....Büyük, bırakın gireyim..."

Bu ses aynı anda Yun Che ve Cang Yue'yi sersemletti. Yun Che hemen kafasını İç Sarayın ana girişine doğru çevirdi. "Bu Yuanba'nın sesi."

Cang Yue hemen konuştu. "Saray Şefi Qin çabuk onun içeri girmesine izin verin. O Küçük Kardeş Yun'un geri döndüğünü duymuş olmalı bu yüzdende bu kadar heyecanlı şekilde buraya gelmiş."

Qin Wushang kafasıyla onayladı, ve sesini korumak için nüfuz edici ve güçlü bir kuvvet kullandı. "Büyük Xu, bırakın gelsin."

İç Sarayın girişindeki mühür kayboldu. Uzun kaslı bir figür içeri koştu ve yaklaştığında hemen Yun Che'yi tanıdı.

"Enişte!!"

Xia Yuanba'nın duyguları kükredi. Cang Yue ve Qin Wushang'ın varlıklarını tamamen görmezden gelerek akan gözyaşlarıyla beraber bir çocuk gibi Yun Che'ye sarılmak için koştu ve hıçkırarak ağlarken haykırdı. "Onlar....senin öldüğünü....söyled....ben eniştemin kesinlikle iyi olacağını biliyordum....bu çok harika....çok harika....Uuu....Uuuuuu....."

Onu görmeyeli Xia Yuanba'nın zaten yapılı olan figürü öncekinden çok daha sağlam bir görüntü almıştı. Yun Che, Xia Yuanba'nın omzuna kıkırdayarak bir tokat attı ve onu teselli etti. "Sorun yok ben iyiyim değil mi? Senin eniştenin kendi hayatını koruyacak şansı ve yeteneği var. Ben nasıl hayatımı kolayca kaybedebilirim?"

Bir devin bedeni ve bir çocuğun kalbi. İki tamamen farklı öge Xia Yuanba'da toplanmıştı. Belki de diğerleri bunu garip bulacaktı ama Yun Che için bu onun en aşina olduğu saf ve basit Xia Yuanba idi.

Yun Che, Xia Yuanba sonunda sakinleşmeden önce büyük miktarda zamana ihtiyaç duydu. Xia Yuanba için çocukluğundan beri Yun Che onun tek oyun arkadaşı, yakın arkadaşı ve eniştesiydi. Mavi Rüzgar kaynak Sarayından ayrıldıktan sonra Yun Che çeşitli eylemler yaparak onu bile şaşırtarak daha derinden hayranlık duymasını sağladı. Onun kalbinde Yun Che bir aile üyesi kadar önemli bir yere sahipti. Birkaç ay önce Yun Che'nin Ölümün Çölünde öldüğü haberi onun neredeyse çökmesine neden oluyordu.

Yun Che bilinçsizce Xia Yuanba'nın kaynak gücünü hissetti. O şaşırtıcı bir şekilde onun şu anki kaynak gücünün sadece 7.Seviye Temel Kaynak Aleminde olduğunu keşfetti. Onlar Mavi Rüzgar Kaynak Sarayına ilk kez geldiklerinde Xia Yuanba'nın kaynak gücü 6.seviye Temel Kaynak Alemindeydi. Tam 8 ay geçmişti ve kaynak alemlerinin en temelinde olmasına rağmen o sadece tek bir seviye gelişim göstermişti. 

Eğer bu Yüzen Bulut Şehrinde olsaydı zar zor mantıklı sayılabilirdi. Ancak Mavi Rüzgar Kaynak Sarayında koşullar ve atmosfer katlarca daha iyiydi. Burada destekleyici haplar veriliyordu ve çeşitli kaynak sanatları öğreniliyordu. Bir çok deneyimli eğitmen ve iyi hazırlanmış eğitim programları vardı. Bu tür bir çevrede bu tür bir gelişim fazlasıyla kabul edilemez bir şeydi.

"Küçük Kardeş Yun bir şekilde sana bir şey olduğu haberleri yayıldı. Yuanba bunu öğrendikten sonra büyük bir ağlama dönemine girdi.....En azından Yuanba'nın uğruna gelecekte böyle tehlikeli bir yere bir daha gitme." Cang Yue nazikçe konuştu. Ölümün Çölünün kötü şöhretini düşündüğünde Yun Che güvenli bir şekilde önünde dursa bile hala biraz korkuya sahipti.

"Peki, peki. Ben ciddiyetle Kıdemli Kız Kardeşimin talimatlarını takip edeceğim." Yun Che hızlıca cevapladı. 

Üç kişinin meraklı sorularının altında Yun Che onlara Ölmün Çölündeki deneyimlerinin daraltılmış versiyonunu anlattı...Tabi ki onlara Küçük Peri ve Ejderha Tanrısının Testi ile ilgili olan şeyleri söylemedi. O sadece garip bir karşılaşma (bir şey ile karşılaşmak vs. anlamında) yaptığını söyledi. Farkında olmadan bir saat geçti ama Fen Juechen hala ortaya çıkmadı.

"Bu garip...Dürüst olmak gerekirse Fen Juechen'in bu kadar sıkı çalışmasının sebebi utancını silebilmek için Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvasına katılıp Fen Juebi'yi yenmek. Nasıl bilerek bu kadar geç kalabilir.....Kaynak Toplama Kulesinde zamanı unutmuş olabilir mi?"

Qin Wushang bunu daha çok düşündükçe bunun olabileceğini daha çok hissetti. Kaynak Toplama Kulesine doğru döndü ve Xia Yuanba'ya söyledi. "Yuanba, git ve Fen Juechen'in Kaynak Toplama Kulesindeki 1 numaralı kaynak odasında olup olmadığını kontrol et. 1 Numaralı kaynak odası ikinci katın sağ tarafında."

"Kaynak Toplama Kulesi....ben....ben mi gideceğim?" Xia Yuanba kendisini gösterdi. İlk başta o şok olmuştu ve heyecanını kontrol edemiyordu. Sonuçta Kaynak Toplama Kulesi sadece İç Saray öğrencilerinin girmeye hakkı olduğu bir yerdi. Oradaki uygulayıcıların yarı çabayla iki kat sonuç aldığı söylenebilirdi. Orta saray ve Dış saray öğrencileri oraya girmeyi ummaya cüret etmeden sadece aptalca oraya bakıyorlardı. Ayrıca Fen Juechen İm sarayın bir numarasıydı ve hatta tüm Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının bir numarasıydı. İç Saraydan daha düşük seviyedeki bir çok öğrenci onun ünün duymuştu ama onu asla görmemişti. Onlar, Fen Juechen'e merak ve arzu karşımı olarak davranıyorlardı ama daha önce onu hiç görmemişlerdi.

"Nn, Yuanba sen git. Kaynak Toplama Kulesinin içindeki aura çok özeldir Belki içerideyken sana bile fayda sağlayabilir." Yun Che uygun olarak konuştu. "Ancak Fen Jueche gerçekten oradaysa ona yaklaşırken dikkatli olmalısın. O muhtemelen iyi huylu değil."

"Peki anladım." Xia Yuanba önceden sadece uzaktan gördüğü kuleye doğru bir çocuk gibi heyecanla koştu.

Qin Wushang'ın tahmini doğruydu. Fen Juechen gerçekten turnuva için son hazırlıklarını yaparken zamanı unutmuştu. Bir süre sonra Xia Yuanba geri geldi ama o yalnız değildi. 18-18 yaşlarında, siyah giyimli, bıçak gibi sert yüzlü bir genç Xia Yuanba'nın önünde yürüyordu. Bakışları dalgasız bir havuz suyu gibiydi. O açıkça yükselip alçalan ve doğal bir kemiklerine kadar işlemiş kibir içeren sabit adımlarla birlikte yavaşça yürüdü. 

Fen Juechen!

Fen Juechen oraya yürüdü. Bakışları Qin Wushang, Cang Yue ve Yun Che'ye bir anlığına değdi ve onlara ikinci kez bakmaya tenezzül etmedi. En büyük Dev Kar Kartalının önünde durdu ve soğukça konuştu. "Gidelim!"

(Ç.N: Tipe bak :D )

Yardımcı Saray Şefi olan Qin Wushang ve Prenses Cang Yue onu uzun süre beklemesine rağmen o ne özür dilemişti ne de bir açıklama yapmıştı. O basitçe bir nezaket bile göstermemişti. Sadece bir emir veriyormuş gibi "gidelim." Demişti. Sanki göklerin altındaki en önemli kişi kendisiymiş ve ondan başka dikkat edilmeye değer kimse yokmuş gibiydi.

Yun Che Fen Juechen'e baktıktan sonra Xia Yuanba'ya döndü. Tam bir şey söyleyecekti ki alnında bir kırışıklık ortaya çıktı çünkü Xia Yuanba'nın yürüyüş şekli açıkça doğal değildi. Sağ bacağı topallıyordu ve sanki ağır yaralı gibiydi. O yürürken sağ kolu doğal olmayan bir ritimde hareket ediyordu....Xia Yuanba bir şey olmamış gibi davranmak için elinden geleni yapsa da bu nasıl Yun Che'nin gözlerinden kaçabilirdi?

(Ç.N: Yuanba'ya yapılan yanlış bize yapılmış gibidir!!)

Yun Che ona destek olmak için hızlıca yürüdü ve sordu. "Yuanba ne oldu? Yaralandın mı?"

"Hayır...bir şey olmadı." Yun Che'nin sorusu Xia Yuanba'nın biraz paniklemesine neden oldu ve hemen reddetti. "Ben sadece....Kaynak Toplama  Kulesinin merdivenlerinden inerken dikkatsizdim ve bu yüzden kayıp düştüm."

(Ç.N: Kapıya vurmamış. Demek ki o bize özgüymüş :D )

"Senin fiziğin ile on kere merdivenlerden düşsen bile böyle olmazsın. Gerçekten ne oldu? Kötü niyetli bir iç saray öğrencisi mi seni yaraladı?" Yun Che'nin kaşları iki kılıç gibi eğildi. "Dürüstçe söyle! Ben buradayken....kimse sana karışamaz! Kim olursa olsun ona bunun bedelini ödeteceğim."

"Gerçekten....gerçekten sorun yok." Xia Yuanba aralıksız reddetti ve o sırada derin bir küçümseme içeren soğuk bir ses duyuldu. "Sadece Temel Kaynak Aleminde olan işe yaramaz bir şey benim önümde yürümeye cüret etti bu yüzden bende ona bir anı kazıdım....Bana nasıl bir bedel ödetmeyi düşünüyorsun?"

Yun Che döndü ve bakışları Fen Juechen'in üzerine düştü. Gözleri daraldı ve gözlerinin içindeki ışık buz gibi soğudu.

"Yuanba'ı yaralayan sen misin? Çok iyi...Hemen Yuanba'dan özür dile ve ardından yüzüne üç kere tokat at. Aksi halde hayatın boyunca sırama turnuvasına katılamayacağına emin olacağım!"

-------ÇEVİRMEN NOTU---------

Yuaba'ya karışmak beni dövün beni yok edin demektir....

Yun Che neler yapacak? Juechen'e neler olacak? Yuanba ne yapacak? Savaşacaklar mı? Yapacaklarsa nasıl olacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin...


Yorum Yap "ATG 197 - HİDDET"