Tankların Tarihi Günceli

ATG 192 - GERÇEK KAYNAK ALEMİNİN ZİRVESİ

Eylül 08, 2016

ATG 192 - GERÇEK KAYNAK ALEMİNİN ZİRVESİ
 Ejder Tanrısının kanından altı damla vücuduna girince yun che sanki vücudunun içinde altı ateş topu aynı anda patlıyormuş gibi hisseti.
Yun Che için Kötülük Tanrısının Ateş Tohumu sayesinde Feniks’in (Ç.N: bildiğiniz anka kuşu karışmasın diye yazıyım dedim :D) kanıyla yaptığı füzyon tamamen risksiz ve kolayca başarabildiği bir şeydi. Ama Ejder Tanrısının kanındaki enerji yoğunluğu Feniks’in kanındaki enerji yoğunluğundan açıkça daha fazlaydı ve Ejder Tanrısının kanı özel bir ‘elemente’ de sahip değildi. Yun Che için altı damla Ejder Tanrısının kanıyla tamamen birleşmek Feniks’in kanıyla birleşmekten on kat daha zordu. 
Yun Che Antik Mavi Ejderin altı damla Ejder Tanrısının kanının hepsini tek bir seferde kendi vücuduna aktarmasının başka bir test olabileceğinden bile şüphelendi.
Yun Che hemen kendini sakinleştirdi. Yere oturdu ve tüm bilincini vücudunun içine odakladı. Tüm kaynak enerjisini serbest bırakarak yavaş ve zorlu olan Ejder Tanrısının kanıyla birleşme sürecine başladı. Ejder Tanrısının Kanında gizli olan muazzam gücü hissettiği zaman altı damla kanla yedi güz içinde tamamen birleşip birleşemeyeceği konusunda kendinden şüphe etmeye başladı.

Zifiri karanlık dünya dış dünyadan tamamen izole edilmiş durumda bu yüzden dışarıdan gelen herhangi bir güç onu rahatsız edemezdi. Bu yüzden Yun Che hiç bir endişesi olmadan tamamen konsantre olabildi. Onun arkasında Chu Yuechan Antik mavi Ejderin koruması altında sanki açık mavi renkli bir aura tarafından sarılmış durumdaydı.
Zifiri karanlık dünyanın dışında Yun Che’nin Antik Mavi Ejderle karşılaştığı loş mağarada Jasmine’nin figürü yavaşça ortaya çıktı. Soğuk gözlerini yükselterek havadaki gökyüzü mavisi gözlere baktı. “Sen gerçekten de Prensesin varlığını ortaya çıkarabildin!”
“On iki Yıldız Tanrısının gücünü nasıl tanımam?” Antik Mavi Ejderin kibar sesi duyuldu. “On iki Yıldız Tanrısından biri olan sen gerçekten de bu dünyada ortaya çıktın ve üstelik Mutlak Tanrı Katledici Zehrine yakalanmışsın. Yıldız Tanrısı Aleminde büyük bir şey oldu gibi görünüyor.”
Jasmine homurdandı ve soğukça cevapladı. “Hmph! Sen bir kaç yıl içinde kaybolacak bir ruh artığından başka bişi değilsin. Senin rolün sınavları izleyip yönetmek ve kan mirasını baş geçirmek. Bizim Yıldız Tanrısı Aleminde olan olaylar içinse senin onlar hakkında endişe etmene gerek yok.”

Jasmine’nin soğuk tonunu Antik Mavi Ejder azıcık bile umursamadı ve sakin tonunu korudu. “Eskiden Tanrıların Dünyasında bir çok tanrı Mutlak Tanrı Katledici Zehrine’karşı büyük bir korku duyardı. Şu anda bile o alemde bu korkutucu tanrı öldüren zehrin hala var olduğu düşünmezdim. Bazı kişiler o Şeytan tarafından bırakılan mirası bulmuş olmalı. Ve bu alemde bu zehri temizleyebilecek tek şey ise Gökyüzü Zehir Sedefi. Senin vücudun şu anda Gökyüzü Zehir Sedefinin içinde bulunuyor, ve kaynak gücünü kullanmadığın sürece üç yıl içinde zehir temizlenecek… Bununla birlikte sen ruhunun içinde son derece derin bir nefret ve öldürme isteği barındırıyorsun. Mutlak Tanrı Katledici Zehrinin getirdiği güç kısıtlaması ve senin ona karşı bir tür duygu geliştirmiş olabileceğin  bu gencin varlığı senin derin nefretini ve öldürme isteğini bastırdığı halde eğer bir gün vücudundaki tüm zehri temizlemeyi başarırsan, ve bu gençten ayrılırsan… Ne kadar hayata senin tarafından son verileceğini hayal etmek çok zor.”
Jasmine’nin ince kaşları yavaşça çatıldı ve onun büyüleyici hassas yüzü korkutucu bir ifadeye büründü, aynı cehennemden bir şeytana benziyordu. “Bu prensesin öldürmeyi istediği insanlar ölmeyi hakkeden kişiler! Bu ölmesi gereken kişiler dokuz yıldız alemine yayılmış durumdalar ve toplam yirmi altı milyar! Bu prenses hayatta olduğu sürece hepsinin öleceği gün gelecek!”

Antik Mavi Ejder ciddileşti daha sonra uzunca iç çekti. “Sen bir zamanlar en saf ve kibar ruha sahiptin ama bununla beraber bu saflığın içinde doğup büyüyen bu büyük nefret ve öldürme isteği de son derece saf . Ben yalnızca bir gün birinin seni bu büyük nefret ve öldürme isteğinden kurtaracağını umabilirim… Ben bilmesi gerekmeyenleri bilmemesi gereken bir ruh artığından başka bir şey değilim. Ama seninle iletişim kurmamın sebebi bir şeyi öğrenmek...o kılıcın bulunup bulunmadığı.”
Jasmine o kılıçla neyin kastedildiğini gayet iyi biliyordu, ve soğukça güldü. “O kılıç yüzünden bir çok tanrı öldü. Sen bir ruhun artığı olduğun halde o kılıç hakkında oldukça derin hatıraların var. Buna rağmen bu prenses sana söyleyebilir sınırsız sayıda insan o kılıç için hayatlarını tehlikeye attığı halde daha kimse kılıcı bulamadı.”

“...Sana kılıç hakkında soru sormamın sebebi onun hakkındaki hatıralarım değil. Aksine kılıcın içinde bulunan ruh benim için çok önemli.”

Jasmine: “??”

“Tam olarak nasıl bir cevap duymak istediğimi bende bilmiyorum. Birisi tarafından bulunması veya daha kimse tarafından bulunmaması iki cevapta beraberinde umut getiriyor ve aynı zamanda endişe. Onun bulunmasını umuyorum; ama aynı zamanda bulunmamasında…
Jasmine kaşlarını kaldırdı. “Az önce söylediğinin anlamı da ne? Hala kılıcın içinde bulunan özel bir sır mı var?”

“Aslında sır değil ama endişe,  yok olsam bile rahatlayamayacağım bir endişe. Küçük kız, kendini ortaya çıkarıp benimle konuştuğun için ve üstelik açıkça bazı şeyleri söylediğin için sana teşekkür ederim. Senin varlığın sınavımı geçen bu genç ile ilgili bana yeni fikirler verdi. Ama endişe etmene gerek yok. Ona zarar vermeyeceğim. Ona fazladan birkaç hediye vereceğim sonrada kendi arzumun bir kısmını ona emanet edeceğim..”
——————————————
Yun Che sonsuz ovalarda beş ay boyunca bastırdığı kaynak enerjisini dikkatlice serbest bıraktı, patlayan bir barajdan akan sel gibi ani gelişimler yaptı. Tek bir günde aralıksız bir şekilde üç seviye atladı ve Gerçek Kaynak Aleminin yedinci seviyesine vardı.

Bundan sonra her bir damla Ejder Tanrısın kanı ile yaptığı birleşim onun kaynak enerjisinin hızlıca yükselmesini sağladı.

Ejder Tanrısın kanının ilk damlasıyla birleştikten sonra Yun Che’nin kaynak enerjisi anında Gerçek Kaynak Aleminin sekizinci seviyesine çıktı, ve ondan sonraki üç damla Ejder Tanrısın Kanıyla Gerçek Kaynak Aleminin dokuzuncu seviyesine yükseldi.

Yedi gün sonra altı damla Ejder Tanrısının kanıyla birleşimi bitti ve Yun Che’nin kaynak enerjisi Gerçek Kaynak Aleminin onuncu seviyesine çıktı. Yalnızca bir adım daha gittikten sonra Ruh Kaynak Alemine girebilecekti.

Gerçek Kaynak Alemi onuncu seviyeye Gerçek Kaynak Alemi dördüncü seviyeden yedi günde gelmek tartışmasız bir şekilde rüya seviyesinde bir artıştı. Yun Che’nin gücüde aynı zamanda inanılmaz bir şekilde artmıştı.
Sekizinci gün Yun Che en sonunda gözlerini açtı. Kaynak damarlarının içindeki dünya birkaç kat büyümüştü ve inanılmaz güçlü bir enerji vücudunun her bir damlası ve hücresinde dolaşıyordu. Aynı zamanda meridyenlerinin, kaynak damarlarının, kemiklerinin ve cildinin enerjisinin öncesinden çok daha fazla olduğunu fark etti ve bu değişimler Buda’nın Büyük Yolun’dan gelmiyordu. Açıkça Ejder Tanrısının kan bağından geliyordu!

Yun Che Ruh Kaynak Alemine girmediği halde vücudundaki güçle İleri Seviye Ruh Alemindeki biriyle karşılaşsa bile en ufak bir korku hissetmeyeceğine inanıyordu. Yarım yıl önce büyük bir avantajı olan Ling Jie’yi tek bir hamlede yenebileceği konusunda kendinden emindi. Tabi ki bu yarım yıl önceki Ling Jie için geçerliydi. Yun Che gücünü büyük ölçüde arttırmıştı yani o canavarımsı Ling Jie’de bu süre zarfında kendi gücünü geliştirmiş olabilirdi.
Chu Yuechan sürekli yanında. Yun Che gözlerini açtığı zaman Chu Yuechan’ı koruyan mavi güç yavaşça kayboldu. Aceleyle Chu Yuechan’ın üst vücudunu kaldırdı kendi kaynak enerjisini onun vücuduna yolladı ve endişeyle sordu. “Küçük Peri, sen iyi misin?”
“Ben iyiyim.” Chu Yuechan hafifçe yanıtladı. “Sen..Gerçek Kaynak Aleminde onuncu seviyeye ulaştın!”

Tüm kaynak enerjisini kaybettiği halde kaynak gücünün yoğunluğunu değerlendirme yeteneğini kaybetmedi. Yun Che’nin kaynak aurasına bakarak onun Gerçek Kaynak Alemi’nin zirvesine çıktığını anında anlayabildi.

“Mn!” Yun Che gülümseyerek onayladı. “Endişelenme, Ejder Tanrısının kanının altı damlasıyla tamamen birleştim. Antik Mavi Ejder bunu yaprak seni tamamen iyileştirebileceğimi söyledi ve üstelik sen İmparator Kaynak Alemine bile ulaşabilirmişsin.”
Başını kaldırdı ve seslice sordu. “Antik Mavi Ejder kan bağıyla tamamen birleştim artık Küçük Periyi iyileştirmek için ne yapmam gerektiğini söylemenin zamanı geldi.”
“Gayet basit.”Antik Mavi Ejderin sesine eşlik ederek havadaki gökyüzü mavisi göz açıldı. “Ejder Tanrısının kanından altı damlayla birleştikten sonra senin kan bağının yoğunluğu çoktan normal bir Gerçek Ejderi geçti. Onun meridyenleri koptu ve kaynak damarları kırıldı; hayatını kurtarmak gayet kolay olsa da önceki kabiliyetlerini geri kazandırmak son derece zor.  Ve bunu başarmanın tek yoluysa onun gelişmesini(Ç.N: yarı imparatordan imparatora atlamak demek istiyor burda) sağlamak bununda sadece senin bakire ejder tohumun yapabilir. Tüm hayatın boyunca yalnızca bir tane bakire ejder tohumun olabilir oda inanılmaz derecede büyülü etkilere sahiptir.  Sen bakire bir erkekken o bakire bir kız olduğundan sizin Yin ve Yang’ınız son derece uyumlu.Senin bakir ejder tohumun tamamen onun bakire bir kız olarak sahip olduğu Yin elementi tarafından emilecek vücudundaki her türlü yarayı iyileştirecek Üstelik o bundan sonra belli bir derece Ejder Tanrısının kan bağına sahip olacak. Yeni kaynak damarları oluştuğunda  engeli geçip daha yüksek bir aleme bile ulaşabilir.

Antik Mavi Ejder bunu anlattığında büyük bir beklenti içinde olan Yun Che bir anlığına dondu. Bilinçsizce dönüp Chu Yuechan’a baktı. Chu Yuechan’ın yüzü tamamen kızarmıştı ve gözleri derin bir dalgınlıkla titriyordu. Yun Che hafifçe kekeleyerek söyledi.”Antik Mavi Ejder, sen diyorsun ki… sen diyorsun ki…”

“Hoho, ben çoktan açıkça anlattım. Onun kaynak gücünü yenileme için bu tek yol. Bu konuda ne yapacağınız ise siz ikinize kalmış … İşiniz bitince çağırın beni.”

Antik Mavi Ejder bunları söyledikten sonra gökyüzündeki göz yavaşça kayboldu aurasından da en ufak bir iz kalmadı.

Bu karanlık dünyada yalnızca Yun Che ve Chu Yuechan kaldı. Bu inanılmaz sessizlikte ikiside birbirlerinin şiddetli kalp atışlarını duyabiliyorlardı.

Yun Che yavaşça derin bir nefes aldı ve zihin durumu hızla sakinleştirdi. Bu konu hakkında gayet emindi Chu Yuechan basitçe en ufak bir hamle yapmayacak ve bunu kabul etmeyecekti. Bu yüzden o inisiyatifi ele almalıydı. Devamında gelecek suçlamalar ve sonuçlar içinse, onlar hakkında tüm sorumluluğu alacaktı.
“Küçük Peri, Antik Mavi Ejderin bahsettiği metot hakkında sende açıkça duydun değil mi.?”
“Hayır…” Chu Yuechan’ın duyguları şiddetli bir kargaşa içindeydi. “Ölsem bile, ben asla..”
“Biliyorum.” Yun Che sakince söyledi. “Siz Donmuş Bulut Asgard’ın kadınları hayatlarınız boyunca buz kadar temiz ve yeşim kadar safsınız; hem vücutlarınız hem ruhlarınız ikiside buz ve kar kadar temiz ve saftır. Ölümde bile vücutlarınızın kirlenmesini kabul edemezsiniz. Ama biz uzun zamandır beraberiz özellikle bu beş ay boyunca sürekli bir birimizin kucağındaydık. Kalbinin derinliklerine sor  sen gerçekten de benim sana şu an sarılmamdan nefret mi ediyorsun? Eğer ben senin tüm hayatın boyunca bekaretini alan tek kişi olursam gerçekten buna karşımı olursun?”

Chu Yuechan’ın gözleri dondu. Hemen sonrasında tamamen sisli bir hale geldiler, ve uzun bir zaman geçmeden tekrar şiddetle titremeye başladılar.
“Benim sizin tarikatınızın nesilden nesle geçirilen tabusundan haberim var, ve bu düşünme şekli onlarca yıl boyunca zihninize iyice kazınıyor, siz basitçe o sınırı kalbinizde geçemiyorsunuz… O zaman ben sana geçmende yardım edeceğim. Sen herhangi bir hata yapmadın veya herhangi bir tarikat kuralını bozmadın her şey benim yüzümden. Eğer bu günden sonra sen gerçek bir kadın olmaya karar verirsen ben tüm hayatım boyunca sorumluluğu alacağım, ve eğer ayrılmayı seçersen  seni kesinlikle durdurmayacağım veya sıkıntı vermeyeceğim. Hangisini seçeceğini bilmiyorum ama bir şeyden eminim oda sen tüm hayatın boyunca sakat kalmaya razı değilsin.
Bunları söyledikten sonra Yun Che Chu Yuechan’ı yere yerleştirdi. Elini uzattı ve Chu Yuechan’ın göğsünün önündeki kıyafetleri çıkardı ve onun buz-karımsı cildini açıkta bıraktı.

“Hayır… Yapma…” Chu Yuechan’ın gözleri şoktan titriyordu. Tüm gücünü kullanarak kolunu kaldırdı ve Yun Che’nin bileğini yakaladı. “Eğer… onu bana yapmaya cüret eddersen….Ben kesinlikle…..kesinlikle…..seni öldürüm….”

Yun Che elini kurtardı ve onun üzerine uzandı, onun güzel kokulu dudaklarını zorla öperek başka ses çıkarmasını engelledi.
İnleme sesleri çıkarırken Chu Yuechan’ın güzel gözleri genişledi. Ama onun son derece güzel çıplak üst vücudu Yun Che’nin altında korumasız bir şekildeyken inleme sesleri gittikçe güçsüzleşiyordu...
        
             .. ----------------------------------------192 SON---------------------------------------------

Yorum Yap "ATG 192 - GERÇEK KAYNAK ALEMİNİN ZİRVESİ"