Otto Von Bismark Günceli

ATG 191 - ##YİNE BİR GİZEMLİ BÖLÜM İSMİ##

Eylül 08, 2016


ATG 191 - ##YİNE BİR GİZEMLİ BÖLÜM İSMİ##

"...Ne yapacaksın?" Jasmine şüphe ile sordu.

Rüzgar Yun Che'nin kulaklarında haykırırken o uçurumun kenarında duruyordu ve rüzgarı hissetmek için ellerini uzatıyordu. Yun Che hafifçe gülümsedi ardından derin bir nefes aldı. Yukarı doğru bakarak tüm gücünü topladı ve yüksek sesle bağırdı.

“AHHH~~~~~~”

(Ç.N: Tarzan? :D )

Kaynak gücü ile güçlendirilmiş bu bağırış oldukça uzağa ulaştı ve Jasmine'yi doğrudan korkuttu. Hemen ardından uzaktan sayısız kaynak canavarının kükremesi duyuldu. Bu sonsuz ovada yaşayan tüm kaynak canavarlarının hedefi Yun Che idi. Daha önce Yun Che ne yaparsa yapsın saklanıyordu bu yüzden bu böyle gösterişli bir yolu yapmaya cüret ettiği ilk seferdi....Ve bunu böyle bir yerde yapmak temel olarak ölüme susamak ile aynı şeydi.

Çok hızlı bir şekilde kaynak canavarlarının kükreyişleri yaklaştı. Yeryüzü ve gökyüzü fark etmeksizin her yerden gittikçe daha fazla kaynak canavarının siluetleri ortaya çıkmaya başladı. 

Uyuyan Chu Yuechan, Yun Che'nin bağırışı yüzünden sallanarak uyandı. Gözlerini hafifçe açtı ve sordu. "Yun Che....Ne yapıyorsun?"

(Ç.N: İyidir ya sen ne yapıyorsun? :D )

Yun Che ona baktı ve nazikçe cevapladı. "Küçük Peri sizin Donmuş Bulut Asgard'ınız imparatorluğun kuzey bölgesinde yer alıyor bu yüzden gerçekten gördüğün tek şey buz ve kar değil mi? Sen asla büyük bir ateş görmemiş olmalısın....Bugün ben sana gerçekten büyük bir ateş göstereceğim. Gözlerini açık tutmayı unutma."

Sesi indiğinde Yun Che uçurumdan aşağı atladı ve altındaki sonsuz ormana düştü.

Beklediği gibi bu isimsiz ormandaki kaynak canavarları ovadakilerden daha yoğundu. İner inmez bir düzine kadar kaynak canavarının auralarının kendisine kilitlendiğini hissetti. Yun Che uzun süre durmadı ve temposunu hızlandırarak delirmiş gibi ileri fırladı. Arkasında bir düzine kadar kaynak canavarının hepsi tüyler ürpertici sesler çıkarıyorlardı. Onlar beraberlerinde çılgın bir aura getirerek onlar ağaçlardan ve çalılıklardan çıkıyorlar ve Yun Che'yi takip ediyorlardı.

Yun Che'nin tam gücündeki koşuşunun sonrasında uyarılan kaynak canavarlarının sayısı arttı ve böylece arkasındaki kaynak canavarlarının sayısı da arttı. On kadar nefes zamanı sonrasında Yun Che aniden durdu. Onu takip eden kaynak canavarlarına bir kere bile bakmadan bedeni birkaç metre uzunluğundaki alevler ile yandı. Derin bir nefes aldı ve alevler giderek yükselerek anında yirmi metre yüksekliğe ulaştı ve Yun Che'nin alçak sesli kükremesinin ardından dışarı doğru patladı.

"Yıldız Kavurucu İblis Nilüferi!!"

Boom!!


Önceki Yıldız Kavurucu İblis Nilüferlerinden farklı olarak bu Yıldız Kavurucu İblis Nilüferlerinin her tabakası dışarı doğru patlamıştı. Bu Yun Che'nin kaynak gücünün %70ini kullanarak oluşturduğu en büyük Yıldız Kavurucu İblis Nilüferleriydi. Yıldız Kavurucu İblis Nilüferlerin dışarı doğru patladığı an o yaklaşık üç yüz metre çevreyi sardı.

Sanki bu sınırsız ormanın içinde bir volkan patlamış gibiydi.

Arkasında onu takip eden kaynak canavarlarının yarısından fazlası bu Yıldız Kavurucu İblis Nilüferinin kudretinin altında anında öldüler ve sağ kalanlar ise sadece alevlerin içinde acılı bir şekilde haykıranlardı. Bu gür koyu yeşil orman kolay yanmıyordu ama Yun Che anka aleviyle birleşmiş bir alev oluşturmuştu. Gökyüzünü dolduran yeşil ağaçlar anka ateşi ile temasa geçtiğinde sanki ölü ağaçlarmış gibi hızlı bir şekilde yanmışlardı.

(Ç.N: Ağaç yakmak kötüdür yakıştıramadım :( )

Bir düzineden daha fazla nefes zamanı geçti. Yıldız Kavurucu İblis Nilüferinin oluşturduğu ateş denizi sönmedi ve bunun yerine hızlıca genişledi. Güney rüzgarı ile birlikte gelişen ateş dayanılmaz çalkantılı bir gelgit gibi hızlıca genişledi ve güneye doğru süpürüldü.

Büyük ateş yanmaya devam etti. Antik sarma ağaçlarının yanmasıyla birlikte ateş anında birkaç metre yüksekliğe fırladı. Güneyden gelen rüzgar ateşi kuvvetlendirdi ve ateşin yayılma hızı hızlıca arttı. Göz açıp kapayıncaya kadar harap olmuş alan beş kilometreden on kilometreye oradan on beş kilometreye....

Uzaklardan sayısız kaynak canavarının sefil kükremeleri geldi. Ruhsal Kaynak Canavarlarına sıradan ateşlerin zarar vermesi zordu ama bu kadar uzun süre bir ateş denizinin içinde kalmak tamamen farklı bir hikayeydi. Ruhsal Kaynak Canavarları söyle dursun onlar düşük seviyeli Yeryüzü Kaynak Canavarları olsalardı bile eğer zamanında kaçamazlarsa bu ateş denizinin içinde kaçınılmaz olarak yanarlardı. Ancak rüzgar ateşin güçlenmesine yardım ediyordu ve bu nedenle ateş anında üç yüz metre genişliğe sıçramıştı bu yüzden kaynak canavarlarının kaçması nasıl mümkün olabilirdi?

Zehir hava yada sudan yayılabilirdi ama ormanın içinde itici rüzgarın yardımıyla ateşin yayılma hızı zehrin yayılma hızından fazlaydı. Yun Che ateş denizinin içinde durdu. Tüm bedeni çoktan alevlerin içinde çevrelenmişti ve nereye bakarsa baksın her yer büyük vahşi bir alev tarafından tutuşmuştu. Ama Kötülük Tanrısının Ateş Tohumunun alev ustalığı sayesinde herhangi bir ateş yada duman tamamen püskürtülüyordu ve Chu Yuechang'a hiç zarar getirmiyordu.

"Küçük Peri yalan söylemedim değil mi?" Yun Che gülümseyerek sordu. Alevlerin ortasında dururken uzun süredir hissetmediği bir güven duygusu hissediyordu. En azından büyük ateşin ortasında dururken bir kaynak canavarından herhangi bir sinsi saldırı gelmeyecekti. 

"Ateşten hoşlanmam." Chu Yuechan kapalı gözleri ile birlikte usulca konuştu. Onun çalıştığı kaynak sanatı saf buz öznitelikliydi. Buz ve ateş uyumsuz elementlerdi bu yüzden o doğal olarak ateşe karşı içgüdüsel bir reddetmeye sahipti. 

"Bunun sebebi eskiden hep yalnız olman." Yun Che gülümsedi. "Şu an sen benimle birlikte bu ateşin içindesin. Eğer ona birlikte bakarsak....hala ateşten hoşlanmayacak mısın?"

"…" Chu Yuechan gözlerini açtı ve önündeki sınırsız ateş denizine baktı. Bir süre boş boş baktı ve bir şey söylemedi ama bakışlarını da kaydırmadı.

(Ç.N: Küçük Peri sen olmuşsun :D )

"Yani durum bu. Sen aslında tüm ormanı yakmak istedin. Bu orman uzun süredir burada olmalı bu yüzden buradaki nem oldukça ağır. Sıradan alevlerin burayı yakması kesinlikle imkansız ama Anka'nın Alevleri adına gerçekten layık. Eğer rüzgar durmazsa bu ateş denizi tüm orman yok olana kadar yanmaya devam edecek. Bu geniş ormanın içindeki kaynak canavarları da doğal olarak ölecek. Ama sen burada yanarak ölen kaynak canavarlarının senin tarafından öldürülmüş gibi sayılacağına emin misin?" Jasmine sordu.

"Eminim!" Yun Che başıyla onayladı. "İlkel Gök Mavisi Ejderha sadece 99.999 kaynak canavarını öldürmem gerektiğini söyledi ama onları nasıl öldüreceğimi söylemedi. Onlara saldırarak öldürmem, zehirle öldürmem ve ateşi kullanarak öldürmem fark etmeksizin bu kaynak canavarlarının ölüm sebebi ben olduğum sürece hangi yöntemi kullanırsam kullanayım hepsi sayılacak!!"

Dev ateş, sayısız kaynak canavarının içinde bulunduğu ormanı yutmak için ilerleyen devasa koyu kırmızı bir canavar gibi vahşice yayıldı. Ateşin 50 kilometre yayılması bir saat bile sürmedi. Gökyüzünde 50 kilometre de kırmızı parlarken bulutlar genelde alacakaranlıkta olduğu gibi yanan kırmızı hale girdiler.

50 kilometrelik ateşin yanış sesi son derece şiddetliydi ama yine de sayısız kaynak canavarının sefil çığlıklarını bastıramıyordu. Bu ateş denizin içinde ölen kaynak canavarlarının sayısı hızlı bir tempoda arttı....

O anda Yun Che'nin gözleri önündeki manzara aniden bozuldu. Gökyüzünü dolduran ateş denizi karanlık bir bölgeye dönüştü. Kulaklarının yanındaki seslerde kayboldu ve etraf sakinleşti. Yun Che, Chu Yuechan'ı taşırken aniden tamamen karanlık bir dünyaya girdi.

Bu karanlık dünyanın üzerinde iki devasa gök mavisi göz yavaşça açıldı.

Bunlar İlkel Gök Mavisi Ejderhanın gözleriydi.

(Ç.N: Uzun zamandır görüşemiyorduk :D özlettin İbne Ejderha :D )

"İlkel Gök Mavisi Ejderha, sen bizi testin ikinci aşamasından çıkardığına göre bunun anlamı ikinci aşamayı çoktan geçmiş olmamız mı?" İlkel Gök Mavisi Ejderhanın konuşmasını beklemeden Yun Che konuştu.

"Doğru." İlkel Gök Mavisi Ejderha cevapladı. "Her ne kadar yöntemin biraz ucuz olsa da yine de gerçekten geçtin. Sadece bu da değil sen beş aylık dönemden önce geçtin. Böyle bir yöntem kullanmasan bile 99.999 kaynak canavarı öldürme görevini yine de en fazla bir ayda tamamlayacağına inanıyorum. Basit bir insan olarak sen beni yine büyük ölçüde şaşırttın. Sen gerçekten olağandışısın. Bu test alemindeki performansın benim, senin sadece 17 yaşındaki bir genç olduğuna inanmaktan aciz bırakıyor."

İlkel Gök Mavisi Ejderhanın sesi duygu doluydu. Ve Ejderha Tanrısını böyle duygu yüklü hissettirmek hiç şüphesiz büyük bir onurdu.

"Ve görünüşe göre bu test alanından acilen ayrılmak istedin. Aksi halde son orman yakma yöntemine başvurmazdın."

"Evet." Yun Che başıyla onayladı. "Ben20 gün içinde daha önce olduğum yere geri dönmeliyim. Bu yüzden üçüncü aşamanın çok uzun olmayacağını umuyorum."

"Yirmi gün?Haha, bu yeterli. Çünkü sen bu testin üçüncü aşamasını zaten geçtin." İlkel Gök Mavisi Ejderha sakince baktı.

"Çoktan geçtim mi?" Yun Che şaşkınlık içinde konuştu.

"Sen Anka Kuşunun Testini geçtin bu yüzden tahminim doğruysa Anka Testinin içindeki aşamalardan birisi kesinlikle karakter testiydi. Biz soyumuzu asla aşağılık bir ahlaka sahip olan insanlara geçirmeyiz. Ve bu testin son aşaması da karakter testiydi. Sen iki aşamayı geçerken yanındaki kadını korumak için her şeyini kullandın ve bunu o kadın test zorluğunu arttıran bir yük olsa bile yaptın. Sen testi neredeyse tamamlayamayacak olsan bile asla ondan vazgeçmeyi düşünmedin. Ve onu bu test alanına getirmekteki amacın bizzat onu tehlikelerden korumaktı. Bu eylemlerin senin karakterinin için yeterli kanıtlar. Bu yüzden üçüncü aşamaya girmene gerek yok. Sen onu çoktan geçtin."

(Ç.N: İbnesin falan ama aynı zamanda Ejderha gibi Ejderhasın :D )

"Tebrikler genç insan, sen bu topraklarda Ejderha Tanrısının Testini geçen tek kişisin."

Yun Che'nin ifadesi rahatladı ve biraz heyecanlı bir şekilde sordu. "Testi çoktan geçtiğime göre bu Küçük Peri'nin gücünü eski haline getirecek yöntemi şimdi söyleyeceğin anlamına mı geliyor?"

Chu Yuechan'ın gözleri titredi....Yun Che'nin ilk sorusu Ejderha Kanının soyu değil onun gücünü eski haline getirecek yöntemdi. Onun kalbi saf buz gibi soğuk olsa bile hızlıca çarpmadan edemedi.

"Tabi ki sana bu yöntemi söyleyeceğim. Ama bundan önce sana hak ettiğin bir şeyi vermem gerek."

(Ç.N: Power up kokusu aldınız mı? :D )

"Ejderha Tanrısının Testini geçen meydan okuyucular Ejderha Tanrısının 3 damla kanını elde eder. Ve siz ikiniz bir çift olarak bu teste girdiğiniz için ikinizde üç damla kan elde edebilirsiniz. Genç insan, bu testi tamamlayan gerçek kişi sadece sensin ve bu testi iki kat zorlukla tamamladın bu yüzden sana 6 damla Ejderha Tanrısı Kanı bahşediyorum."

Yun Che dalgın bir şekilde baktı ardından hemen kafasını salladı. "Hayır! Biz bu teste beraber girdik ve testi beraber bitirdik. Önemli olan süreç değil sonuçtur. Ben nasıl altı damla Ejderha Tanrısı Kanını kendim alabilirim. Ben 3 damla almalıyım ve o da üç damla almalı.

Chu Yuechan: “…”

"Heheheheh, senin bunu söyleyeceğini tahmin etmiştim. Ama şu anda onun kaynak damarları ve meridyenleri kırık, ve o şu anda Ejderha Tanrısının Kanını kendi kanı ile bileştiremez. Bunun yerine Ejderha Tanrısının kanının gücü onu anında yok eder. Bu Ayrıca onu kurtarma yöntemi senin tarafından gerçekleştirilecek. Ancak bu yöntemi yapmak için en az 6 damla Ejderha Tanrısı kanına sahip olman gerek. Eğer gerçekten onu kurtarmak istiyorsan o zaman 6 damla Ejderha Kanının hepsini sen kullanmalısın."

Yun Che kafasını alçalttı ve bir süre Chu Yuechan'ın gözlerine baktıktan sonra başıyla onayladı. "Pekala."

"Sana 6 damla Ejderha Tanrısı kanı ile tamamen birleşmen için 7 gün veriyorum. 7 gün sonra sana onu kurtaracak yöntemi söyleyeceğim. Aynı zamanda bu 7 gün içinde uzun zamandır seviye atlamaması için bastırdığın kaynak gücünü stabilize etmen gerek. Sen zorla seviye atlamanı engelledin bu yüzden bu büyük olasılıkla kaynak damarlarına zarar getirecek ve bu zarar ciddi olmasa bile gelecekte yapacağın seviye atlamalarına etki edebilir. Onu dikkatlice stabilize et....Bu kadına gelince, bu 7 gün içinde ben onun hayat damarlarını korumak için gücümü kullanacağım. Endişe etmene gerek yok."

İlkel Gök Mavisi Ejderhanın sesi solduğunda karanlığın içinden aniden gök mavisi bir ışık noktası uçarak çıktı ve Yun Che'nin kaşlarının ortasındaki bölgeye dokundu. Ardından doğrudan kaşlarının arasındaki alana girdi.

ATG 191 - EJDERHA TANRISININ KANI

--------ÇEVİRMEN NOTU----------

Gelecek bölüm ne kadar güçlenecek bakalım Yun Che :D devammmmmm :D


Chu Yuechan'ı kurtarma yöntemi ne? Yun Che ne kadar güçlenecek? Jasmine bu yöntemi biliyor mu? Ejderha Tanrısı neler yapacak? Nasıl şeyler olacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve hemen okuyup öğrenin :D

Yorum Yap "ATG 191 - ##YİNE BİR GİZEMLİ BÖLÜM İSMİ##"