Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 187 - SONSUZ BİR OVA

Eylül 07, 2016


ATG 187 - SONSUZ BİR OVA

GGGürleme...

Taş Ejderha Generalin düşüşüyle birlikte devasa taş kapı yavaşça açıldı ve ardından İlkel Gök Mavisi Ejderhanın memnun olmuş sesi geldi.

"Çok iyi. Genç insan sen benim şok edici bir sonuç görmemi sağladın. Bu kıtada kaldığım on bin yıl içinde testin bu aşamasını geçen ilk kişi sensin. On bin yıllık bekleyiş süresinde ben ruhumun ve gücümün bir kısmını buraya bıraktığım için defalarca pişman oldu çünkü bu kıtanın güç seviyesi çok düşük ve bu benim yavaş yavaş arkamda bıraktığım bu testin bu kıtadaki insanların asla geçemeyeceği bir şey olduğunu fark etmemi sağladı....Neyse ki seninle tanıştım."

"Sen çoktan bu testin ilk aşamasını geçtin. Sen sadece iki kat zor olan bu testi geçmedin ayrıca sen bunu özgürlüğün kısıtlıyken yaparak benim, umudun en büyüğünü görmemi sağladın. İkinci aşamanın kapısı çoktan açıldı. Yeterli hazırlığı yaptıktan sonra taş kapıdan gir ve ardından ikinci aşamanın yapılacağı yere gireceksin. Sana iyi şanslar dilerim."

Açık kapı ikinci aşamanın kapısıydı.

Testin ilk aşaması bu kadar korkunçken ikinci ve üçüncü aşaması çok daha mücadeleci olacaktı....Onları bekleyen vahşilik seviyesinin ne olduğu bilinmiyordu.

Yun Che, Taş Ejderha Generali sadece 15 dakikada yendiği için Donmuş Ruh Bariyeri hala oradaydı.

"Sonunda her şey yolunda." Yun Che, Chu Yuechan'ın yanına gitti ve daha iyi bir pozisyonda uzanması için ona yardım etti. Yun Che elini uzattı ve kaynak enerjisini yavaşça onun bedenine yönlendirdi ve onun iç enerjisinin ve kanının dolaşımına yardım etti.

Chu Yuechan'ın yarı açık gözleri uzun süre ona boş boş baktı. Ardından usulca sordu. "Nasıl bu kadar hızlı yaralarını iyileştirip gücünü geri kazandın?"

Yun he ona yalan söylemek istemedi bu yüzden hemen yanıtladı. "Benim çalıştığım kaynak sanatı yaralarımı iyileştirmemi ve gücümü yeniden kazanmamı hızlandırıyor."

"Bu kaynak sanatının ismini söyleyebilir misin?" Chu Yuechan usulca sordu. Onun seviyesinde ilgilendiği kaynak sanatları çok fazla değildi. O çok yaraları iyileştirmeyi ve gücü yeniden kazandırmayı hızlandıran bir çok kaynak sanatı biliyordu ama Yun Che'nin yaraları çok ciddiydi ve yaşam süresini etkileyebilecek kadar güç kullandığı çok açıktı...Yine de bunların hepsi sadece 6 saatte yerine gelmişti. Onun bildiği tüm kaynak yenileme sanatları birleşse bile bu kadar şok edici bir sonucun olmayacağını biliyordu.

Yun Che biraz tereddüt etti ama yine de yüksek sesle konuştu. "Sen büyük ihtimalle bu kaynak sanatının ismini daha önce hiç duymamışsındır. Onun adı Buda'nın Büyük Yolu."

"Buda'nın Büyük Yolu...." Chu Yuechan'ın gözleri kafa karışlığı ile parlarken biraz düşündü. O gerçekten bu sanatın ismini daha önce duymamıştı.

"Gerçek Kaynak Seviyesinin ortasındaki bir güçle....bu kadar kısa sürede....aynı seviyedeki binlerce düşmanı katlettin....Ve kendisinden bir alem yüksek bir düşmanı kolayca yok ettin...Her ne kadar kaynak gücün yaşınla eşleşse de ve sadece sıradan bir dahi olarak görülsen de senin kaynak gücünü kullanmaktaki doğal yeteneğin....Belki de Xia Qingyue'den.....bile yüksektir....Senin ustan kesinlikle....çok olağandışı birisi olmalı."

Bu onun bu kadar konuştuğu ilk seferdi ve Chu Yuechan bu yüzden nefessiz kalmıştı. Onun için kelimeler altından daha değerli hazinelerdi ve aniden bu kadar şey söylemesi Yun Che'nin onu ne kadar şok ettiğini ortay çıkarıyordu.

"Mn, benim iki tane ustam var ve ikisi de çok olağandışı." Yun Che gülümserken başıyla onayladı. "Ustalarımdan birisi bana tıbbi sanatları ve nasıl insan olunacağını öğretti. Diğer ustam da bana her türlü kaynak sanatını öğretti. İkisi de bana yeni bir hayat verdi. Eğer onlar olmasaydı şu anki ben olmazdım."

Chu Yuechan gözlerini kapadı ve daha fazla konuşmadı. O rahatladı ve ardından zayıflık ve yorgunluk duygusu aynı anda gelmedi. Çok geçmeden uyuyakaldı.

Tamamen yok olmuş kaynak damarları ve neredeyse hepsi kırılmış meridyenlerle bu kadar uzun süre bilinci açık kalmak hiç şüphesiz muazzam miktarda sebat gerektiriyordu. Ve onun bedeninden artık ölme isteği hissetmemek Yun che'yi son derece mutlu yapmıştı.

Yun Che hemen ikinci aşamaya girmedi. Bunun yerine sakince Chu Yuechan'ı izledi. 

Chu Yuechan uyandığında çoktan ikinci günün sabahı olmuştu. Her ne kadar Yun Che'nin kaynak enerjisinin akışı ve ılıklığıyla gece boyunca tedavi edildikten sonra bedeni hala zayıf olsa da ten rengi büyük ölçüde düzelmişti.

"Gel, önce biraz su iç." Yun Che, Chu Yuechan'ın üst bedenini kaldırdı ve onun göğsüne yaslanmasını sağladı. Suyu dudaklarına verdikten sonra onun küçük yudumlarını izledi. O Mavi Rüzgar İmparatorluğunun zirvesindeki Küçük Peri'yi tutarak onun bu şekilde su içmesine yardım edeceği günün geleceğini asla düşünmemişti. Chu Yuechan'ın kendisi de bunun olacağını asla düşünmemişti...Ve o anda Chu Yuechan'ın kendisi bile Yun Che'nin yakın dokunuşuna karşı güçlü bir reddetme duygusu yerine çok garip bir güven duygusu hissettiğinin farkında değildi. Ama bunların hepsi tamamen sakat kaldığı, kendisi ile ilgilenmesinin temelde imkansız olduğu ve karşı koyacak bir yeteneği olmayan bedeninin yüzündendi.

Şu anki durumunda Chu Yuechan sadece sulu gıdalar yiyebilirdi. Neyse ki Yun Che Ölümün Çölüne girmeden önce tahıl almıştı. O anka alevlerini kullanarak küçük bir kase yulaf lapası kaynattı ve ardından onun bunu içmesine yardım etti . Tüm hazırlıkları tamamladığında Chu Yuechan'ı kaldırdı ve ikinci aşamanın kapısına yöneldi.

Yavaşça taş kapıya girdikten sonra görüşü zifiri karanlık oldu. Ardından iki adım daha attı ve görüşü sanki iki adımla başka bir dünyaya girmiş gibi aniden aydınlandı. 

Gözleri önündeki şey sonu gözükmeyen sonsuz bir ovaydı. Yeri çim kaplamıştı ve ayrıca gölge veren ağaçlar vardı. Akan suyun sesi bile hafifçe duyulabiliyordu. Uzakta yükselen ve alçalan tepeler vardı. Zaman zaman her türlü hayvanın ve kuşun sesleri duyulabiliyordu.

Bu yerin ferahlatıcı hoş atmosferi ve kokusu önceki yerden tamamen farklıydı. Yun Che döndü ve yine sonsuz bir ova gördü. Herhangi bir dağ duvarı yada taş kapı gözükmüyordu. O hemen aslında bir taş kapıdan geçmediğini bunun yerine bir ışınlanma formasyonundan geçtiğini anladı.

"Bu...diğer test alanı mı? Herhangi bir....tehlike gözükmüyor." Chu Yuechan usulca konuştu.

O anda İlkel Gök Mavisi Ejderha'nın sesi duyuldu.

"Genç insan merhaba. Bu yer Ejderha Tanrısının ikinci test alanı. Bu test alanının bir limiti ve bir çıkışı yok. Sadece testi başarıyla tamamladığın zaman burayı tek edebilirsin. Yada testi tamamlamadan buraya gömülürsün."

Bu sonsuz ovada sonsuz miktarda kaynak canavarı var. Bu kaynak canavarlarının seviyesi, seni kriter alarak düzenlendi. Ayrıca kabul ettiğin iki katı zorluk nedeniyle burada olan her bir kaynak canavarı Ruhsal Kaynak Aleminden düşük değil. Daha güçlü bazı kaynak canavarlarına gelince onların gücü yendiğin Taş Ederha Generalden çok daha yüksek."

"Bu kaynak canavarları için bu yer sonsuz bir cennet gibi. Ama senin için bu yer son derece tehlikeli ve sayısız ölümün gölgesi dolu bir abis gibi. Çünkü bir kez kaynak canavarları senin auranı hissettiğinde hemen sonsuz bir saldırı yağmuru başlayacaklar. Aynı zamanda benim ruhumun rehberliğinde senin çevrendeki tüm kaynak canavarları senin olduğun yöne doğru gelecek. Sen her zaman kaynak canavarları tarafından avlanacaksın ve asla huzur içinde yemek yiyemeyecek yada seslice uyuyamayacaksın."

(Ç.N: Ejderha kardeş sen harbi sadistsin :D )

Yun Che: “…”

Yun Che herhangi bir bariz tepki vermedi ama İlkel Gök Mavisi Ejderhanın sıradaki sözleri Yun Che'nin neredeyse ağız dolusu kan tükürmesine neden olacaktı.

"Ve bu aşamayı geçmek için gereken şey oldukça basit. Sadece bir yıl içinde doksan dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz kaynak canavarı öldürmen gerekiyor!"


--------ÇEVİRMEN NOTU---------

Hiç değilse 100.000 değil :D

Yun Che ne cevap verecek? Kaynak canavarları neler yapacak? Ejderha sadist mi? Testin 2. aşaması böyle ise 3. aşama nasıl? Useless neden hep böyle yerlerde bitiriyor? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin...


Yorum Yap "ATG 187 - SONSUZ BİR OVA"