Otto Von Bismark Günceli

ATG 185 - YAŞAM VE ÖLÜM ARASINDA (2)

Eylül 06, 2016


ATG 185 - YAŞAM VE ÖLÜM ARASINDA (2)

 Taş Ejderha General ağır kılıcını kaldırdı ve adım adım ilerlerken her adımı sanki yaklaşan bir Ölüm Tanrısının adımları gibiydi.

Chu Yuechan hareketsizce boş boş baktı. Bu kesin ölüm durumunda tamamen kan ile boyanmış olan Yun Che, ölmek isteyen kendisinin aniden yoğun bir yaşama isteğine sahip olmasını sağladı. Çünkü şu an hayatı Yun Che'nin kendi hayatı ve inançları tarafından umutsuzca korunuyordu. Eğer o ölürse Yun Che'nin çabaları ve aldığı tüm yaralar boşa olacaktı. O artık ölmek istemiyordu....ve dahası Yun Che'nin de ölmesini istemiyordu.

Eğer bir gün önce olsaydı onun için bu Taş Ejderha Generali öldürmek sadece yarım saniye sürecekti. Ama şu anda daha önce dikkat etmeyeceği bu düşman karşısında aciz kaldığı bir Ölüm Tanrısı haline gelmişti. Taş Ejderha General yaklaşmak için her adım atışında Chu Yuechan'ın ifadesi daha soğuk ve isteksiz oluyordu...O anda gözleri aniden parladı ve uzun süre önce unuttuğu bir şeyi hatırladı.

O çabalayarak sağ elini açtı ve boyutsal yüzüğünden son derece küçük bir cam boncuk çıkardı. Ardından gücünün her bir zerresini onu parçalamak için kullandı. O parçalandığı an buz mavisi parlak bir aurora genişledi. Bunun ardından mavi bir parlaklık parladı ve Yun Che ile Chu Yuechan'ın çevresinde akan bir buz aurorası bariyeri oluştu.

O anda Taş Ejderha Generali 5 adım uzaktaydı. Onun bedeni bariyere çarptı ve sert bariyer tarafından geriye sektirildi. Taş Ejderha Generali geriye bir adım atıp devasa kılıcını kaldırdı ve şiddetli bir şekilde bariyere vurdu.

Boom!!

Taş Ejderha General güç ile patlamıştı yine de buz mavisi bariyer sadece hafifçe sallanmıştı ve herhangi bir hasar belirtisi göstermemişti. Ancak Taş Ejderha General'in bedeni sallantı nedeniyle püskürtülmüştü ve iki adım geri atılmıştı. O geri çekilmeden ileri doğru devam etti ve ağır kılıcı ile bariyere saldırmaya devam etti ama bariyerin üstünde herhangi bir çatlak oluşturamadı.

Chu Yuechan'ın parçaladığı boncuğa "Donmuş Ruh Boncuğu" deniliyordu. Onu kırdıktan sonra bir "Donmuş Ruh Bariyeri" ortaya çıkıyordu. Bir Donmuş Ruh Bariyerinin en uzun devam süresi 10 saatti. Sadece bu da değil, Gökyüzü Kaynak Aleminden düşük bir kaynak uygulayıcısı ona hasar veremiyordu.

Bu Donmuş Ruh Boncuğu yirmili yaşlarında ustası tarafından hayati tehlike içeren bir durumda kullanması için verilmişti. Ama o zamandan birkaç sene sonra çoktan Gökyüzü Kaynak Alemine girmişti bu yüzden de onu kullanacak hiçbir durum olmamıştı. O zamandan on yıl kadar geçmişti bu yüzden de bu Donmuş Ruh Boncuğunun varlığını çoktan unutmuştu. Ancak biraz önce yaşama arzusu yeniden alevlendiğinde onu aniden yeniden hatırlamıştı.

Her ne kadar Taş Ejderha General bir Gökyüzü Kaynak ağır kılıcı kullansa da kendi gücü sadece Ruhsal Kaynak Alemindeydi bu yüzden onun bu Donmuş Ruh Bariyerini parçalaması temelde imkansızdı. Taş Ejderha General tarafından çağırılmış olan Taş Ejderha Savaşçıların hepsi ilerledi ve her türlü saldırı ile bariyere saldırdı. Ama bu Taş Ejderha Savaşçılardan bin kat fazlası gelse bile bu bariyere zarar vermeleri mümkün değildi.

Donmul Ruh Bariyerinin içinde onlar bir süre güvendeydiler. Her ne kadar Yun Che hareketsiz olsa da, kafasındaki 7 delikten(2 kulak+2burun+2göz+1ağız) kan aksa da ve yara izleri ile delik deşik olsa da Chu Yuechan hala onun son derece zayıf hayat gücünü hafifçe hissedebiliyordu. Donmuş Ruh Bariyerinin geçici koruması altında o sessizce Yun Che'yi izledi ve....Yun Che'nin yeniden kalkması gibi bir mucizenin olmasını bekledi. O daha önce defalarca ayağa kalkabildiği için kesinlikle bir daha ayağa kalkabilmeliydi.

Yun Che gerçekten henüz ölmemişti ve aslında tüm bu zaman boyunca tamamen bilinçliydi. O sadece bedenini hissedemiyor, bir şey göremiyor ve bir şey duyamıyordu. Onun tamamen açık bilinci bile bulanıktı. Sanki yıkılmaz irade gücü olmasa bu bilinci çok uzun süre önce kaybolacakmış gibiydi.

Anka'nın kanının 3 damlası kalbinin etrafında dönüyor ve alevlerinin içindeki son hayat gücünü koruyorlardı.

Ben henüz....ölemem.....

Ben....nasıl burada.....ölebilirim....

Küçük Hala'm beni bekliyor.....Kıdemli Kız Kardeş de beni bekliyor....Jasmine bana yeni bir hayat verdi ve ben ona verdiğim tek bir sözü bile henüz yerine getiremedim....

Ben.....kesinlikle.....ölemem!!

Onun zor zor geride kalan bilinci tamamen yaşama isteğine dönüşmüştü. O açıkça hayatta kalmak için Yanan Kalbin bedenine getirdiği sorunları zorla yok etmesi gerektiğini biliyordu. Ama şu anki hali iç enerjisini kullanmaktan bile acizdi. Yanan Kalbii açmak ayrıca kayak damarlarını tamamen felçli hale getirmişti. Kullanabileceği tek şey bilincinin içindeki Buda'nın Büyük Yoluydu.

Yun Che dış dünyadan bir şey hissetmekten acizdi bu yüzden doğal olarak rahatsız edilmiyordu. Bu tür bir durumda zihni konsantrasyonda zirveye ulaşmıştı. Zihninin içinde Buda'nın Büyük Yolunun kaynak formülü açıkça yüzeye çıktı...

Ben bu dünyadaki her şeyin efendisiyim. Buda benim kalbimde var bu yüzden ben Büyük Yola layığım....

Buda'nın Büyük Yolu yavaşça aktive olmaya başladı. Bilincini başlangıç noktası olarak kullanarak o çökmüş bedenine doğru yavaşça yayıldı ve yavaş yavaş doğal özü emmeye etmeye başladı.

Buda'nın Büyük Yolu'nun temelleri kişinin kendi bedenini güçlendirmek için doğal özü kullanıyordu. Bu son derece esnek ve hızlıca iyileşen bir devasa güçlü beden bahşediyordu. En düşük seviyelerde Buda'nın Büyük Yolu doğal öz emebiliyordu. Orta seviyelerde doğal özün kökünü alabiliyordu ve en son seviyelerde efsanelere göre İlkel Tanrıların orijinal özlerini emebiliyordu.

Yun Che'nin şu anki yaraları çok ciddiydi ve ölümden sadece birazcık uzaktaydı. Buda'nın Büyük Yolunu aktive etmek yanan bir araba odunun üstüne bir bardak su dökmekten fazlası değildi ve yaraların iyileşme hızı onların kötüleşme hızına yetişemiyordu. Bedeninin canlılığının gidiş hızı doğal özün emiliş hızından daha fazlaydı. Ancak Yun Che olan tüm şeylerden habersizdi o sadece yaşama isteğine tutunuyordu. Son kalan bilincinin gitmesini inatçı bir şekilde reddederken umutsuzca Buda'nın Büyük Yolunu yönlendiriyordu.

Buda'nın Büyük Yolunun kaynak formülü yavaşça Yun Che'nin bilincinde sürüklendi. Yun Che'nin tüm bilinci ona odaklandı....Aniden bu kaynak sözleri belirsizleşti ve ardından hızlıca yayıldı. Ardından o yerde yavaşça dönen gümüş renkli bir pagoda ortaya çıktı.... Daha sonra yavaşça dönen pagoda genişledi ve tüm bilincini dolduruncaya kadar genişlemeye devam etti.

Ping…

Bilincindeki gümüş renkli pagoda hafifçe titredikten sonra parçalandı ve gökyüzünü dolduran parlak gümüş ışık ışınlarına dönüştü....Aynı zamanda gümüşi bir parlaklık tabakası Yun Che'nin yaralar ile delik deşik olan bedeninin üzerinde ortaya çıktı.

Buda'nın Büyük Yolunun dönüşü sanki muazzam bir kuvvet tarafından çekiliyormuş gibi hızlandı ve çevredeki doğal öz hızlıca Yun Che'nin bedeni tarafından emildi. O anda ölümcül yaralar ile delik deşik olan bedeni aniden dünyanın elementlerini alabilecek en uygun duruma girdi.

Buda'nın Büyük Yolunun işlemi giderek hızlandı ve doğal özün emilimi de hızlandı. O yavaş yavaş Buda'nın Büyük Yolunun ilk aşamasının uç sınırına ulaştı yine de hala durmadı ve Yun Che'nin en iyi durumundakinden daha hızlı bir şekilde çalıştı.

Bu farklı aura Chu Yuechan tarafından hissedildi. O kafasını kaldırdı ve boş boş Yun Che'ye baktı. Şu anda onun tüm bedeni kalın bir gümüş ışık tabakası ile kaplanmıştı ve bu gümüş ışık tabakası gözle görülebilir tüm çatlaklar yavaşça iyileşirken hafifçe genişlemeye devam etti. Bu ufak çatlaklar şu an hiçbir iz bırakmadan tamamen iyileşmişlerdi.

Chu Yuechan'ın bakışları sallanırken sessizce bu akıl almaz manzarayı izledi. Onun seviyesindeki dünya bilgisiyle ve onlarca yıllık gözlemiyle bile Yun Che'nin bedeninde ne olduğunu anlayamıyordu.

Gümüş renkli parlaklık öncekinden daha da parlaklaştı. Etrafta düzensiz bir hava akımı oluştu ve sanki bir şey çılgınca Yun Che'nin bedenine giriyormuş gibi onun çevresinde döndü.

Yun Che'nin bilinci giderek netleşti. Yavaş yavaş bedeninin, kafasının, kolunun ve uzuvlarının varlıklarını hissetmeye başladı...Onun hissettiği şey şiddetli bir ağrı değil bir tür vahşi neşeydi. Bunun nedeni bu hissin Yanan Kalbi açtıktan sonra bedeninin yok olmadığını kanıtlıyordu.  

Yun Che hemen sessizce konsantre oldu ve sakince Buda'nın Büyük Yolu'nun yönlendirmeye devam ederek bedeninin içinde tekrar ve tekrar dönmesine izin verdi....Bir kere, iki kere...., on kere,....yüz kere.....üç yüz kere....

Otuzuncu dönüş tamamlandıktan sonra Yun Che sonunda tüm bedenini hissedebiliyordu. Acı ve bedeninin bölümlerini açıkça hissedebiliyordu ve kulağının yanında aralıksız bir tür vuruş ses duyabiliyordu. Yüz dönüşten sonra kaynak damarları felçli durumundan kurtuldu. O dış dünyadan gelen dış gücün hızlıca 54 kaynak girişi vasıtasıyla kaynak damarlarına girdiğini ve kaynak gücünü son derece şok edici bir hızla yerine getirdiğini hissetti. Hissettiği güçsüz ve katı bedenini yavaşça solmuştu. 

İki yüz dönüşten sonra bedenindeki acı tamamen kaybolmuştu.

Üç yüz dönüşten sonra Yun Che bir bıçağın soğuk kenarının yaydığına benzeyen nüfuz edici bir parlaklık yayan gözleri yavaşça açtı.

Yun Che'nin hayata tutunmaya çalıştığı bu ölüme yakın durumun içinde o mucizevi bir şekilde Buda'nın Büyük Yolunda ikinci aşamaya geçmişti.

Buda'nın Büyük Yolu Öfke Tanrısına ait olan bir kaynak sanatıydı ve her seviye atlaması son derece uzun bir zihinsel ve bedensel anlama ve ayrıca sadece şansla fark edilebilen şanslı bir fırsat gerektiriyordu. Buda'nın Büyük Yolunun ilk aşamasında tamamen usta olması Yun che'nin bir ayını bile almamıştı. Jasmine'nin gözünde bu bile bir mucizeydi. Ona göre Yun Che'nin algılama yeteneği şok edici olsa bile ikinci aşamaya geçmesi için en azından bir yıllık zaman gerekecekti. O asla ve asla bu ölüme yakın olan durumda Yun Che'nin son derece konsantre olarak yaşamak için hiçbir şeyden tereddüt etmeyerek bunu düşüneceğini düşünmemişti...Yun Che'nin tek bir şey bile hissedemediği bu tehlikeli durumda Buda'nın Büyük Yolu gerçekten 2. aşamaya geçmişti.

Ve her aşamadan sonra buna bedenin ve kemiklerin dökülmesi eşlik ediyordu.

Yun Che'nin dış yada iç fark etmeksizin tüm yaraları geriye en ufak bir yara izi bırakmadan tamamen iyileşmişti. Onun saçı yarım adım (15.24 cm) kadar uzamıştı, gözleri daha parlaklaşmıştı ve kulakları daha hassas hale gelmişti. Organları, kemikleri, cildi ve eti kıyaslanamayacak derecede sertlik kazanmıştı. Kanı bile daha kalın hale gelirken kalp damarları daha zinde olmuştu. Daha önceki tek bir parmağını bile kaldıramadığı zayıf bedeni şimdi inanılmaz bir kuvvet kazanmıştı....Bu güçlü his aslında en ufak bir kaynak gücü kullanmadığı bir durumda hissettiği şeydi.

Jasmine daha önce ona Buda'nın Büyük Yolunun ikinci aşamasının bedene toplam 400 kilogramlık bir güç verdiğini söylemişti!!!

————————————


Yazar Notu: Seviye atladıktan sonra HP ve MP'nin anında dolduğunda hissedilen hayali bir duygu yok mudur?

-----ÇEVİRMEN NOTU-------

Adam oyuna bağladı hp ve mp falan :D  

İkinci rauntta durum nasıl olacak :D ? Yun Che'nin şimdiki gücü ne kadar güçlü? Jasmine bu duruma ne diyecek? Chu Yuechan neler diyecek? Bu dalga son dalga mı? Son dalgaysa bundan sonra ne olacak? Değilse kaç tane daha dalga var? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve okuyun :D


Yorum Yap "ATG 185 - YAŞAM VE ÖLÜM ARASINDA (2)"