Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 183 - TAŞ EJDERHA GENERALİ.

Eylül 06, 2016

ATG 183 - TAŞ EJDERHA GENERALİ.
 Birleşik yapılan bu saldırı çaresizlik içinde olan Yun Che için bir umut ışığı oldu. Ağır kılıcını salladı ve saldırısı yakındaki taş ejder savaşcılarını geçti ve taş ejder okcularını darmadağın etti. Dahası ankanın uçan alevleri taş ejderlere vurdu ve onları havaya uçurdu.
Yun Che’nin büyük ağır kılıcı uluyarak çarpışıp, ankanın çığlıklarının korkunç bir şekilde vadide duyulmasına sebep oluyordu.
Yun Che’nin görüşü hafif hafif bozulmaya başlamıştı.Vücudunun neredeyse tamamı uyuşmuştu ve  kolunun varlığını hissetmiyordu. Ama sağ kolu, ağır kılıcı sıkıca kavradı ve sallamaya devam etti. Bir kaç ankanın çığlığı ile onlarca taş ejder okçusu düştü ve beşyüz üzerinde taş ejder savaşcısı daha düştü.Yinede ağır kılıcı hala durmadı ve taş ejder savaşcıları numaralarını yaptılar dahada fazla gelmeye başladılar. üçyüz.. dörtyüz… beşyüz…

BOOMMM!!!
Patlama sesleri sonrasında yer ikiye ayrıldı. Yun che gücünü son kez topladı ve saldırdı. Tüm taş ejder savaşcıları Yun Che’den uzaklaştı ve aralarında 15 metre bir uzaklık oluştu. Bu darbeden sonra Yun Che sonunda diz çöktü. Eğer ağır kılıç destek olmasaydı çoktan yere çökmüş olurdu.Ancak sol kolunda hala sıkıca küçük periyi tutmaya çalıştı.Bütün kolu 20’den fazla bıçak, Kılıç, ok, mızrak yaraları ile kaplıydı. Kolu Kan kırmızısı oldu, aslında kolunda yara olmayan hiçbir bölge yoktu. Kıyafetleri kan kırmızısı ile boyanmış olmasına rağmen Yun Che’nin kolundaki küçük peri yaralanmamıştı.

Yun Che’nin son saldırısında taş ejder savaşcılarının son grubuda düştü. Tüm gücüyle tuttuğu nefesi vücudunun düşmesi ile tükendi. Bırakın ayakta durmayı  gözleri açık olmasına rağmen sadece beyaz bir alan görebiliyordu.

Aslında Dokuzuncu taş ejder savaşçılarını nasıl yendiğine kendisi bile inanamadı. Ancak bunu nasıl yaptığını hatırlamak şuan için mümkün değildi.

ÇITIRDAR…
Önünde yüksek sesli bir patlama oldu ve bilinçaltında korkarak kafasını yukarı kaldırdı. Bulanık görüyordu ama bir tane taş ejder savaşcısının ayağa kalktığını gördü ve koşar adımlarla ona doğru ilerledi ve Yun Che’yi deldi.

Bir Tane daha vardı!!!
Yun Che dişlerini gıcırdattı ve aniden vücudunu kaldırdı. Ancak vücudu milyonlarca kilo ağırlığındaydı ve bütün gücünü kullanmasına rağmen ayakta duramadı. Aynı zamanda kalbi deliniyormuş gibi bir ağrı hissetti. Ağır kılıcı tutmak şuanda onun için imkansız bir şeydi, iteklemek bile onun için imkansızdı şuanda. Taş ejder savaşcısı bir adım uzaklığındaydı ve delici düz bir çizgi halinde ona doğru geldi. Zaten Binin üzerinde taş ejderha savaşcısı öldürmüştü. Ama bu sonuncusu geçilmesi imkansız olan çalkantılı bir haline gelmişti. Birden bir mızrak Yun Che’ye doğru geliyordu, eğer mızrak Yun Che’yi delseydi Yun Che kesinlikle ölürdü. Ancak hedefi küçük periydi.
Küçük periyi hedefleyen taş mızrak Yun Che’yi sinirlendirdi. Nasıl topladığını bilmedigi gücü ile Sol eli yıldırım gibi fırladı ve mızrağın ucunu yakaladı. Sağ elini yumruk haline getirdi ve şiddetli  bir biçimde ezdi. Ağır bir ses ile taş ejder savaşcısının göğsünü kırdı.

Bam sesi ile birlikte taş ejder savaşcısı ağır zeminin üstüne çakıldı. Yun chenin görüşü bir kez daha gitti ve daha fazla diz çökemeyecek hale geldi. Ve başı yukarı bakacak şekilde yere düştü.

Tüm varoluşu kanla kaplı bir insana dönüşmüştü.(Şair burda tüm vücudu kanla kaplı diyo :P).Sayısız yara ve kanlı delikler vücuduna yayılmıştı. Yun Che yorulmuştu üstüne üstlük bir çok yarasından kan akıyordu ve hala hayatta olduğuna inanamıyordu.

Önceki yarışmacıların burada yaşamlarını yitirdiğine şaşırmamalıydı. Yun che gözlerini kapattı ve acı bir kahkaha attı. Bu sadece denemenin birinci aşamasıydı ve sınav henüz sona ermemişti. Yun Che’nin birkaç ilahi becerisi ve Tanrı’nın gizli sanatları yardımı ile olsada böyle bir çıkmazsın içindeydi. Eğer başkası olsaydı üçüncü dalga veya dördüncü dalgadan çıkamayabilirdi. İleriki aşamalar kesinlikle daha korkutucu ve bu sınav ile aralarında bir uçurum vardı.

Bu Gerçekten bir sınavmı ? Bu dünyada. Nasıl böyle korkunç bir sınav olabilir. Bu sınav Anka’nın sınavından on kat daha zor. Yüz hatta bin kere daha zor en azından.     

“Yun che!.... Yun Che!” Küçük peri hafifçe bağırdı ama Yun Che’den bir yanıt alamadı.

İlkel Azure Ejderha’nın sesi yukarıdan aniden çınladı.

“Çok iyi genç insan.Bu aşamaya ulaşman zaten inanılmaz bir mucize. Eğer yanındaki bayan olmasaydı bu test birkaç kat daha kolay olurdu ve bu kadar umutusuz bir durumda olmazdın. Ancak sınavın daha ilk aşamasını tamamladın. Ayrıca son ve en zor dalga birazdan başlayacak.Ama ondan önce sizde dinlenmeniz için 60 nefeslik zaman vereceğim…………….hayır bu 60 nefeslik zaman yaralarınla ilgilenmen için size yardımcı olamaz ve bunun yerine  yaraların daha kötü hale gelebilir. Daha fazla yaşam gücü kaybetmene neden…. Neyse her şeye sen karar vericeksin.”

Yun Che hareketsiz yatıyor.Gözleri açık bile olsa İlkel Azure ejderhasının sesini hiç duymamış gibi yerde yatıyorlardı.Sadece bilinci sessizde yok olmak üzereydi.Jasmine’nin sesi bir uyandırma çağrısı gibi görünüyordu.onu şaşırtıcı bir biçimde hayata geri döndürdü.

“Eğer ölmek istemiyorsan acele et ve yaralanmalarını stabilize etmek için Buda’nın büyük yolunu kullan.”
Yun Che’nin gözleri yaşamla doldu ve vücudunu hafifce hareket ettirdi.Sessizce Buda’nın büyük yolunu aktifleştirdi.Sadece 10 dakikadan az bir sürede vücudundaki kanamalar durmuştu.
“Küçük peri, lütfen endişelenme Ben iyiyim.O sırada Yun Che’nin nefesi normale dönüyor. Yun Che küçük periyi teselli etmek üzere ona döndü ve gülümsedi.” Ayrıca şimdi duydum seni.Tek bir dalga kaldı.Sadece Gözlerimizin önünde Bi-Biz kesinlikle birlikte başaracağız ve yaşayacağız!!.”
“Ben olmasaydım Eğer –eğer …en azından … sadece küçük bazı yaraların ile bu kadar acı çekermiydin ?.En azından hala aptalsın. Bir sonraki sınav ile başa çıkmak için beni bırak en azından  gücün %30 civarı olur.
“HAHA” Yun cHe gülmeye başladı.Bu kahkaha anında vücudundaki yaraların sızlamasına ve yüzünün ekşimesine sebep oldu. ”Zaten bu zamana kadar aptaldım bırakta sonuna kadar aptal olayım. Ama kesinlikle seni arkada bırakmak gibi sözler söyleme. Aksi halde Bu kadar bu kadar acı çekmezdim.”

Altmış nefeslik zaman geçti.

Aynı zamanda dağın kayalığından gürleyen bir ses geldi.Aniden kayalıkta 10 metre yüksekliğinde bir kapı açıldı.Kayalıkların içinden yükselen bir silüet yavaş yavaş ağır adımlarla yürüdü.ve arkasındaki taş kapı guruldama sesi ile birlikte kapandı.

Bu silüet diğer taş ejder savaşcılarına benzerdi ancak onlardan çok daha büyüktü.Gövdesi 3 Metre uzunluğunda ve tüm vücudu ağır altın renkli bir zırh ile kaplıydı.Elindeki silah ise daha çok göz alıcı idi ve Yun Che’nin dikkatini çekti.Bu yaratıkda gri bir vücut ile devasa bir kılıç vardı Derebeyi kılıcıdan daha büyüktü.Kılıç sanki tuhaf bir ejderha kemiği gibiydi.kılıcın ucu etkileyici bir biçimde sanki vahşi bir şekilde kükreyen bir ejderha gibi gösterilmişti.

Taş ejder savaşcısı olsun elindeki kılıç olsun her ikiside korkunç bir aura yayıyordu.Aynı anda ortaya çıkan beşyüz taş ejder savaşcısının tamamından daha korkunç ve muazzam bir aura.

Ejderha Tanrının sınavının ilk aşamasının son dalgasında tek bir rakip vardı. Taş ejderha Generali.
Yun Che Küçük periyi hafifce yere yatırdı. Sonra ağır kılıcının kabzasını iki eliyle kavradı. Sadece tek bir rakip vardı bu yüzden küçük periyi tutmasına gerek yoktu ve iki eliyle birlikte tüm gücüyle mücedele etmek mümkün olacaktı.

Bütün vücudu ve her bir hücresini tüm gücüyle zorladı. Düşük bir homurtu ile ayağa kalktı ve kılıcını yatay biçimde iki eliyle kavradı.
“Ruh Aleminin beşinci düzeyinde, En iyi halinle bile onu yenmek için şansın olmayacaktır.”Jasmine Hüzünlü bir ses ile söyledi. ”Ve elindeki kılıcı görüyormusun ağır kılıç ve gerçek gökyüzü silahıdır.Bu kılıç taş ejder generalinden daha korkutucu”
Yun Che: “…”
“Eğer onu yenebilirsem… Hala savaşabilirm! Zaten buraya kadar geldim pes etmek veya bırakmak gibi bir niyetim yok! “ Yun che alçak sesle söyledi. Küçük peri’den mümkün olduğunca uzakta dövüşmek için taş ejderha generaline ilk adımı attı. Biraz enerjiden tasarruf etmek için ağır kılıcını çekti ve yerde bir girinti oluştu.
Taş ejderha Generali herhangi bir duygu belirtisi göstermedi ve sadece saldırdı. Yun Che’nin saldırı menziline girdiği anda altın kaskın altındaki gözleri aniden parladı. Ayak sesleri onu aniden hızlandırdı ve Yun che Müthiş bir şekilde ağır kılıcını salladı.

Buda Yun Che’nin ağır kılıç kullanan bir rakiple ilk karşılaşması oldu. Ama Yun Che  Taş ejder generalinin ağır kılıcı kontol yeteneği Hapishane tanrısı sirius’un kitabındaki ile karşılaştırılamayacağına inanıyordu. Ve Yun Che hapishane tanrısı siriusun kitabındaki temel aşamaları biliyordu. Ağır kılıcın tüm avantajları ve dezavantajları hakkında bilgi sahibiydi. Taş ejderha generalinin ağır kılıcı ile zorla çatışma olmamalı ve bir açık olduğu zaman saldırmalıydı; onu alt etmenin tek yolu gerilla savaşına dayanıyordu.

Taş ejderha generalinin saldırısı Yun che tarafına geldiği zaman hızlı bir şekilde yıldız tanrısının kırık gölgesini ile gerçi çekildi ve bu saldırıdan son anda kurtuldu. Bunu atlatmayı başardı ancak şuanda tamamen güçsüzdü. Kılıç saldırısı yüzünden çıkan Rüzgar dengesini kaybetmesine neden oldu ve dar bir yere kaçtı.

Taş ejderha general öne çıktı ve dört ya da beş ardışık saldırı yaptı.Yun che Yıldız tanrsının kırık gölgesini kullanarak zincirleme saldırılardan sıyrıldı. Bu zayıf vücudu ile oldukca yavaştı ve karşı saldırı için bir açık bulmak temelde imkansızdı, yapabiliceği tek şey şuan için kaçmaktı.

Taş ejderha generali ve kılıcı çok ağırdı ve hızlı değildi. Saldırılarının hiç biri Yun Che’ye dokunmadı. Böylece öfkeli görünmüyordu ancak aniden elindeki ağır kılıcı kaldırdı ve son derece cırtlak bir ses çıkardı. Cırtlak sesi sonrasında birkaç kez yanıp sönen sarı ışık rastgele yerlerde ortaya çıktı. Sarı ışıklardan otuz civarında her türlü silahı kullanan taş ejderha savaşcısı belirdi. tam ortalarında…. Küçük periye yakın olanlar hemen ona doğru gidiyordu.

Ne olursa olsun Yun Che taş ejderha generalinin taş ejderha savaşcısı çağırabiliceğini ummuyordu. Taş ejderha savaşcılarına bakarak hızlı bir şekilde küçük periye doğru koştu ve vücudundan delice bir enerji taştı. Ağır kılıcını salladı ve yakınındaki taş ejder savaşcılarını havaya uçurdu. Küçük perinin önüne hızla geçerken onu göğsüne kaldırdı.

Birden Arkalarından korkunç bir kasırga bastırdı. Geriye doğru koştu ve taş ejderha generalide onu arkasından takip etti. Ardından küçük periyi kaldırdı ve Taş ejderha generali ağır kılıcını şiddetle Yun Che’nin arkasından savurdu. Yun Che için kaçmak mümkün değildi. Sol kolu ile sıkıca küçük periye sarıldı ve Taş ejderha generalinin saldırısını karşılamak için vücudunun yarısını çevirdiği sağ eli ile karşıladı..

Yorum Yap "ATG 183 - TAŞ EJDERHA GENERALİ."