Otto Von Bismark Günceli

ATG 174 - ŞİDDETLİ FIRTINA ŞAHİNİ

Eylül 06, 2016


ATG 174 - ŞİDDETLİ FIRTINA ŞAHİNİ

"Sen öldürürken sadece tereddüt etmiyorsun ayrıca ifaden de değişmiyor.....Geçmişte çok insan öldürdün mü?"

"Küçük Peri'nin sesi bilinmeyen bir yerden geldi ama Yun Che'nin kulaklarının yanında çınladı. Yun Che'nin adımları hafifçe bocaladı ve o yanıtladı. "Gerçekten de ben çok fazla kişi öldürdüm....Sen sadece bu nedenden dolayı benden iğrenmeyeceksin değil mi?"

"Sen sadece kötü olanları öldürdün ve hatta tanımadıklarına bile yardım ettin. Ben bundan tiksinmem. Benim iğrendiklerim iyilik ve yardımseverliğe dayanarak kötülüğe müsamaha gösteren iradesizlerdir."

Küçük Peri'nin o gece ki öldürme yöntemini düşününce Yun Che titremeden edemedi. Anka'nın alevleri ile yapılmış bir alev en azından geride yakılmış şeyler bırakıyordu ancak Küçük Peri'nin elinden ölen o yaşlı adam geride hiçbir parçası kalmadan ölmüştü...

Yun Che hızlandı ve Ölümün Çölünün derinliklerine devam etti.

Daha derinlere gittikçe karşılaştığı insan azaldı. O Ruhsal Kaynak Canavarlarının bölgesinin kenarına yaklaşığında artık görünürde hiç uygulayıcı yoktu. Aynı zamanda her derine gittiği her adımda Yun Che'nin karşılaştığı kaynak canavarları giderek daha yüksek seviye oluyordu. Onların sayısı da artmıştı ve bu yavaş yavaş gerginlik hissetmeye başlamasına neden olmuştu.

BANG BANG BANG BANG…..

Bir dizi patlamayla beraber düzinelerce Zırhlı Kertenkele Yun Che'nin kılıcının saldırısı tarafından uçarak gönderildi. Onların bedenlerindeki koruyucu zırh paramparça oldu. Yun Che kılıcını geri çektiğinde başka bir düzine kadar Zırhlı Kertenkele çevrede ortaya çıktı. Korkutucu sesleri ile birlikte Yun Che'ye doğru yaklaştılar.

Her bir Zrhlı Kertenkele'nin kuvveti 8.seviye Gerçek Kaynak Aleminde olan bir kaynak uygulayıcısına eşdeğerdi.

Bu Zırhlı Kertenkeleler devasa kuyruklarını bir topuz gibi sallıyorlardı. Yun Che atladı ve en yüksek yüksekliğe ulaşmadan önce aniden Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesini kullandı ve herhangi bir fiziksel limiti hiçe sayarak aşağı doğru hücum etti. Anka alevleri oklar gibi fırladı ve anında en yakındaki Zırhlı Kertenkeleye çarptı.

Bu Zırhlı Kertenkeleler alevlerle karşılaştıklarından talihsiz gözüküyorlardı ve anka ateşi ile vurulan kertenkele uzun acı dolu bir feryat atarken hayat gücü hızlıca azaldı. Yun Che'nin bakışları yoğunlaştı. Ardından bir yıldırım gibi Zırhlı Kertenkelelerin arasına doğru hücum etti. Bedeni Anka ateşi ile yandı ve ellerindeki uzun kılıç yükselen ve kabaran koyu kırmızı alev ejderhası haline geldi. Devasa kılıcın her düşüşüyle birlikte alevler her yöne atılarak büyük bir alanı yavaş yavaş aydınlatıyordu ve her bir Zırhlı Kertenkelenin koruyucu zırhını hızlıca eritiyorlardı.

Sadece birkaç düzine nefes zamanı içinde Yun Che Zırhlı Kertenkelelerin arasında iki tur attı ve etrafını çevreleyen tüm Zırhlı Kertenkeleleri yok etti.

“Phew….”

Yun Che kılıcını yerin üsüne koydu ve uzun bir nefes verdi. Biraz dinlendikten sonra kararlı bir şekilde ileri doğru yürüdü ve Ruhsal Kaynak Canavarların bölgesine girdi.

Yun Che bir tepeciğin üzerine tırmandıktan sonra görün alanına acımasız auraları olan 7 tane Demir Sırtlı Mavi Kurt girdi. Bu Demir Sırtlı Mavi Kurtların özellikle koku duygusu hassastı. Onlar yabancı birisinin kokusunu aldığında neredeyse aynı anda yedisininde gözleri Yun Che'nin olduğu yere sabitlendi. Ardından teker teker uludular ve manyakça koştular.

Yedi Demir Sırtlı Mavi Kurt 1.seviye Ruhsal Kaynak Alemindeki bir kaynak uygulayıcısının gücüne sahiplerdi....Hiç şüphesiz bu Yun Che'nin şu ana kadar karşı karşıya geldiği en büyük zorluktu.

Yun Che'nin en ufak geri çekilme niyeti yoktu. O ağır kılıcını sırtından çekti ve tam ilerlemek üzereyken aniden daha öncekilere karşılık veriyormuş gibi gözüken bir kurt uluması dalgası duydu. Bunun ardından her yönden birkaç düzine açık mavi gölge çıktı ve Yun Che'nin olduğu yere doğru koştu.

Onların hepsi Demir Sırtlı Mavi Kurtlardı.

(Ç.N: Sonunda iyi antrenman mekanı olmaya başladı :D )

"Sikeyim...." Bir an için Yun Che'nin ağır kılıcı tutan elleri titredi ve soğuk terler aktı. Neredeyse hiç düşünmeden o kuyruğunu kıstırıp kaçtı. Ne şaka ama. O bir tanesinin işini rahatlıkla bitirebilirdi, yedi tanesi biraz caba ile idare edilebilirdi ve hatta bunu yaparken biraz yaralanabilirdi. Ama onun ondan (10) fazlasını idare etmek için umudu olmamalıydı ve bu kadar Demir Sırtlı Mavi Kurt'un karşısında.....onun için tek yöntem kaçmaktı.

Ruhsal Kaynak Canavarlarının bölgesinin dışına çıktığında arkasındaki kurtların ulumaları da yavaşça kayboldu. Yun Che kaba ve kurumuş bir ağaca yaslanarak alnındaki soğuk terleri sildi.

"Neden Ölümün Çölünde bu kadar yoğunlaşmış kaynak canavarları var?" Jasmine aniden sordu.

"Ben çok çok uzun süre önce burasının Kaynak Canavarlarının bölgesi olduğunu duydum. Aksi halde burası kaynak canavarları için bir cennet olarak adlandırılmazdı." Yun Che cevapladı.

"Kaynak canavarlarının toplanıp yabancıları engelliyor ve dağılmadan uzun süre kalıyorlar. Bu kesinlikle nedensiz bir şey olamaz. On Bin Canavar Sıradağlarında aşırı fazla kaynak canavarı vardı ve hepsi de yabancılardan aşırı nefret ediyordu. Bunun nedeni açıktı. Çünkü sıradağlarının kalbinde anka'nın aurası vardı. Kaynak canavarları doğal olarak bir ilahi canavarın aurasına saygı duyup ondan korkarlar. Anka'nın aurası onların kalplerinde sağlam bir inanç haline gelmişti ve bu yüzden on binlerce kaynak canavarı toplanıp orasını kutsal bölgeleri olarak belirlemişti. Doğal olarak da oraya gelen insanlara saldırıyorlardı."

(Ç.N: OO garip şeyler seziyorum :D )

"Yine de burada bulunan kaynak canavarlarının sayısı On Bin Canavar Sıradağında bulunanlardan daha fazla ve manyakça yabancı düşmanlığı sergiliyorlar. Ölümün Çölünün kalbinde Anka'ya benzer bir canavarın tanrısal aurası olabilir mi?"

Yun Che Jasmine'nin sözlerini çok ciddiye almadı. O sakin kaldı ve yeterli zihinsel hazırlığı yaptıktan sonra hemen kılıcını sürükledi ve Ruhsal Kaynak Canavarlarının bölgesine yeniden girdi.

O zamana kadar Demir Sırtlı Mavi Kurtlar çoktan dağılmıştı. Bu sefer Demir Sırtlı Mavi Kurtların ulumaya başlamalarını beklemeden göz açıp kapayıncaya kadar hücum etti.

"Gökyüzü Kurdu Kesişi!"

Yun Che'nin kaynak teknikleri arasında Gökyüzü Kurdu Kesişi en fazla enerji harcayandı ve en fazla güç oluşturandı bu yüzdende o dikkatlice gizleniyordu. Bu sadece daha önce Lin Jie'nin önünde gösterdiği gizli kozuydu. Kılıcının bu saldırısıyla birlikte oluşan momentumun gökleri düşürmeye ve yeryüzünü parçalamaya yetebileceği söylenebilirdi. Bir anda sağlam düz zemininde neredeyse atmış altı metrelik uzun bir vadi oluştu. Bu vadinin geçtiği yerde bulunan altı Demir Sırtlı Mavi Kurt'un sert bedenleri on iki parçaya ayrıldı.

Tek bir hareketle Yun Che'nin kaynak enerjisinin neredeyse üçte biri tükenmişti ama o geri çekilmedi. Aksine hızlıca toplanan Demir Sırtlı Mavi Kurtların ortasına doğru hücum etti. O ağır kılıcını son derece çılgınca savurdu ve kurt ulumaları dalgaları ile birlikte tüm gökyüzü sıçrayan kanlı yıldızlar ile doldu...

Bir saat sonra Yun Che orijinal konumundan çoktan 2.5 kilometre uzaklaşmıştı. O yere oturdu ve dikkatlice tıbbi bir tozu bedenindeki küçük ve büyük yaraların üzerine serpiştirdi. En büyük genişliğe sahip olanı göğsünün solundan sağ kaburgasına kadar uzanan ve kemiğinin görüleceği kadar derin olan yaraydı.

Ve onun arkasında iki buçuk kilometrenin içinde tamamen ezilerek dağılmış olan Demir Sırtlı Mavi Kurtların leşleri vardı.

Tıbbı tozu serpiştirdikten sonra Yun Che gözlerini kapadı. Buda'nın Büyük Yolu çalışmaya başladı ve bedenindeki yaralanmalar gözle görülür bir şekilde son derece hızlıca iyileşmeye başladı.

O kalbinde şu an olduğu bölgenin çoktan ulaşabileceği sınır olduğunu açıkça biliyordu. Eğer o ilerlemeye devam eder ve İkinci Seviye Ruhsal Kaynak Aleminin üstündeki kaynak canavarlarının sürüsüne denk gelirse tek yapabileceği kaçmak olacaktı.

Yaraları daha iyi bir hal aldıktan sonra Yun Che'nin çevresinde daha fazla kurt uluması duyuldu. Yun Che gözlerini açtı ve elbiselerini bile değiştirmeden hemen bedenindeki yırtılmış elbiseyi çekti, ağır kılıcını kavradı ve soğukça birdenbire yeniden ortaya çıkan bir düzine kadar Demir Sırtlı Mavi Kurtlara baktı.

Tek bir Demir Sırtlı Mavi Kurt korkutucu değildi korkutucu olan şey onların sürü halinde saldırıları veya hiç bitmeyen ortaya çıkışlarıydı.

İki gün ve iki gece geçti ve bu süre içinde Yun Che yakınlarda kalacak bir yer buldu. Sayısız Demir Sırtlı Mavi Kurt onun kılıcının altında ölmüştü ama neredeyse sanki Demir Sırtlı mavi Kurtların sayısının bir sonu yokmuş gibiydi. Ne zaman mavi kurtların hepsini öldürse ve yaralarını tedavi etmek için otursa 15 dakika içinde başka bir büyük kurt sürüsü ortaya çıkıyordu.

Bu iki gün içinde aralıksız yakın mesafe savaşı heyecanı ve ilaçların baskısının altında Yun Che'nin kaynak gücü giderek istikrarlandı.

Tam Yun Che daha ileri gitmek üzerine düşündüğünde gökyüzünde bir şahinin haykırışı yankılandı.

Yun Che bilinçsizce kafasını kaldırdı. Gökyüzünde doğuya doğru düşük irtifada uçan büyük ve kapkaranlık bir şahin vardı. Aralarındaki uzun mesafede bile Yun Che onun son derece keskin şahin gözünü ve pençelerinden yansıyan kışı aratmayan soğuk ışığı görebiliyordu.

Ama bu büyük şahin Yun Che için yeni bir manzara değildi.

"Şiddetli Fırtına Şahini!"

Çünkü Yeni Ay Şehrinin Xiao Şube Tarikatı bir Şiddetli Fırtına Şahini yetiştirmişti. Xiao Zaihe o gün Dev Kar Kartalının üzerinde olan Lan Xueruo ve Yun Che'yi kovalarken Şiddetli Fırtına Şahinin üzerindeydi ve onları sonunda On Bin Canavar Sıradağlarına atlamaya zorlamıştı.

Kaynak Canavarları içinde Şiddetli Fırtına Şahininin gücü 2.seviye Ruhsal Kaynak Alemindeki bir kaynak uygulayıcısına yakındı. Ancak onun en güçlü yönü saldırgan doğası değil hava hakimiyeti yeteneğiydi. Uçuş hızı ve yüksekliği açısından Ruhsal Kaynak etki alanındaki yada hatta Yeryüzü Kaynak ve  Gökyüzü Kaynak etki alanlarındaki hiçbir varlık ondan üstün olamazdı.

Yun Che Şiddetli Fırtına Şahinini keşfettiğinde o yavaşça süzülerek uçuyordu. Ancak o tam Yun Che'nin üzerinden uçtuğu sırada devasa vücudu aniden eğildi ve o aniden aşağı inerken iki korkutucu pençesi de saldırıya hazırlandı.

Yun Che onun aslında aniden kendisine saldıracağını düşünmemişti ve anında karşılık verdi. Ağır kılıcını kaldırdı ve acımasız bir kılıç dalgasını ona doğru gönderdi...

Ancak tam kılıcını savururken aniden Şiddetli Fırtına Şahinine ait olan iki pençenin aslında ona gitmediğini ve onun solundaki bölgeye gittiğini fark etti. Bakışları sola kaydı ve taze kan akan bir Demir Sırtlı Mavi Kurt leşi gördü. Yun Che hemen anladı. Şahinin yakalamak istediği şey Demir Sırtlı Mavi Kurt'un leşiydi!

Ama Yun Che'nin ağır kılıcı çoktan havadaydı ve o artık kılıcını geri çekemezdi.O acımasızca Şiddetli Fırtına Şahininin bedenine düştü ve onun havada birkaç takla atmasına neden oldu....ve ayrıca hemen ve tamamen Yun Che'nin onun düşmanlığını kazanmasını sağladı.

Şiddetli Fırtına Şahini öfkeyle taşarken şahin gözlerini Yun Che'nin üzerinde sabitledi. O kanatlarını çırparak Yun Che'yi tamamen çevreleyen bir kasırga oluşturdu ve bir yıldırım gibi bizzat pençeleri ile onun göğsünü hedefleyerek aşağı doğru saldırdı.

Önünden gelen rüzgar bıçakları Yun Che'nin elbisesini bir çok yerinden kesti ama bedenine zarar veremedi. Yun Che sıyrılmadı yada kaçmaya çalışmadı ve kılıcının patlayıcı darbesiyle birlikte kasırgayı karşıladı....Ancak önceden olduğu gibi Şiddetli Fırtına Şahininin hızını hafife almıştı ve buna ek olarak fırtınanın boğuculuğunun içindeydi. Darbe patladığında Şiddetli Fırtına Şahininin pençeleri çoktan göğsüne yaklaşmıştı. Hatta parlayan pençeleri çoktan elbiselerini delmişti.

Bang!!!

Derebeyi'nin Devasa Kılıcı ağırca Şiddetli Fırtına Şahinin büyük bedenine çarptı v bu çarpma onun acı içinde haykırmasına neden oldu. O muazzam bir hızla havada takla atarken uçarak gönderildi ve sadece birkaç on tane takla attıktan ve neredeyse yere çarpacakken zar zor havada yükselen bedenini sabitlemeyi başardı.

Bu darbe Şiddetli Fırtına Şahininin kalbine korku vermek için yeterliydi. HAvada uzun süre sallandıktan sonra sonunda dengesini kazandı ve yeniden Yun Che'ye saldırmaya cüret etmeden bir mesafe uçtu.

"Hmph, sanırım sen zekisin aksi halde beni, sana ateşin tadına baktırmaya zorlayacaktın." Yun Che Elbisesinin göğsünü çekti. Delinmiş dört şahin pençesi izine bakınca kalbinde bunun ne kadar tehlikeli olduğunu bağırdı.

Üzerindeki elbiseler son derece parçalanmışlardı ve üzerine çok fazla kurt kanı sıçramıştı. Koku da burnunu biraz yakıyordu ve o sadece bunları giymeye devam edemiyordu. Bu nedenle parça pinçik olmuş elbiseleri çıkardı ve yenileri ile değiştirdi.

Elbisesini değişmeyi bitirdiği an ifadesi de biraz değişti. Yıldırım kadar hızlı bir şekilde kontrol etmek için elini boynuna götürdü ve bir anda ifadesi kötüleşti.

Çünkü küçüklüğünden beri her zaman taktığı kolyesi aslında kaybolmuştu.

----ÇEVİRMEN NOTU------

Bu bölümde bitti bugün İssth'nin yanında bir atg daha yapmaya çalışacağım bakalım ne olacak. Şahin çakal çıktı dimi :D


Şahin ne yapacak? Yun Che ne yapacak? Ölümün Çölünün kalbinde gerçekten Anka gibi bir ilahi canavarın aurası mı var? Varsa hangi canavarın aurası var? Yoksa kaynak canavarlarının toplanmasının başka bir nedeni mi var? Varsa tam olarak neden toplandılar? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin :D

Yorum Yap "ATG 174 - ŞİDDETLİ FIRTINA ŞAHİNİ"