Tankların Tarihi Günceli

ATG 172 - SİYAH EJDER HAYDUT GRUBU

Eylül 06, 2016


ATG 172 - SİYAH EJDER HAYDUT GRUBU

Acı dolu bir feryatla birlikte Demir Sırtlı Mavi Kurt ağırca yere doğru düştü ve bir lastik top gibi uzağa yuvarlandı. Ardından bedeni felçli gibi dona kaldı ve başka bir hareket göstermedi. Onun büyük bedeninin altında yavaş yavaş kan gölü oluşmaya başladı.

Her ne kadar o bir Ruhsal Kaynak Canavarı olsa da onun tek darbesi ile anında ölmüştü. Bu ağır kılıcın ne kadar güçlü ve korkunç olduğunu göstermek için yeterliydi. Yun Che ağır kılıcını yeniden sırtına koydu ve titreyen Mu Xiaoling'e bir bakış attı. O orijinal yolunda dümdüz yürürken ölü kurdun bedenine bile bakmadı.

Uzun süre sonra Mu Xiaoling sonunda büyük şok ve korkudan kendine geldi ve Yun Che'nin giderek uzaklaşmasını izlerken titreyen sesiyle konuştu. "Teşekkür.....Teşekkür ederim."

Başka bir yönde hatırı sayılır bir mesafe kaçmış olan Sun Zhou olduğu yerde durmuş ve tanık olduğu bu sahne tarafından sersemletilmişti. O ne kadar düşünürse düşünsün korkunç Demir Sırtlı Mavi Kurt'un aslında 4.seviye Gerçek Kaynak Alemindeki bir gencin tek bir darbesi ile öldüğüne inanamıyordu.

Bu aslında bir Demir Sırtlı Mavi Kurt değil de ona çok benzeyen bir Gerçek Kaynak Canavarı olabilir miydi?...Buraya kadar düşündüğünde Sun Zhou bir pişmanlık dalgası hissetti. Yerden kalkmaya başlayan Mu Xiaoling'e baktı ve dişlerini sıktıktan sonra yüksek sesle bağırırken ona doğru koşmaya başladı. "Küçük Kardeş Mu iyi misin? Yaralandın mı?"

(Ç.N: Bir insan ne kadar yüzsüz olabilir? Merak ediyorsanız okuyun ve öğrenin :D )

Sun Zhou'nun oraya koştuğunu gören Mu Xiaoling'in gözlerindeki hayranlık tamamen kayboldu ve yerini derin bir hayal kırıklığına bıraktı. O Sun Zhou'nun uzattığı eli şiddetle itti ve öfkeyle konuştu. "Kıdemli Kardeş Sun sen beni hayal kırıklığına uğrattın. Kaçarken beni yanında götürmesen bu önemli değildi ama sen gerçekte beni Demir Sırtlı Mavi Kurt'un önüne attın....Sen....Sen neredeyse insan bile değilsin. Bunca yıl seni yanlış değerlendirmişim!"

"Küçük Kız Kardeş sen hata yapıyorsun. Sen beni tamamen yanlış anlamışsın."  Sun Zhou mazlum bir ifade ile konuştu. "Biz yıllardır aynı tarikattayız. Sen benim hala nasıl bir insan olduğumu anlamadın mı? Ben ölsem bile Küçük Kız Kardeşimin saçının tek bir teline bile zarar gelmesine izin vermem. Ben seni ittim ama bunu yapmamın nedeni seni kendimden uzaklaştırmak ve ardından Demir Sırtlı Mavi Kurt'un dikkatini çekerek onun beni kovalamasını sağlamaktı. Ben Küçük Kız Kardeşimin hayatını kurtarmak için kendi hayatımı kullanmak istedim ama sen beni tamamen yanlış anlamışsın."

Mu Xiaoling soğukça güldü. "Sen beni üç yaşındaki bir çocuk mu sandın? Kandırmak için bir hayalet bulsan daha iyi olur."

Sun Zhou anında iki parmağını kaldırdı ve kaşlarını ördü. Ardından resmi bir şekilde konuştu. "Ben Sun ailesinin ataları üzerine yemin ederim ki söylediğim sözlerin biri bile yanlış olursa ben, Sun Zhou yıldırımlar tarafından çarpılayım ve acı verici bir şekilde öleyim."

Sun Zhou'nun zehirli yemininden sonra Mu Xiaoling'in kalbi bir an için sallandı. Sun Zhou'nun geçmişte yaptığı eylemleri ve şimdi söylediği sözleri düşündüğünde bu tamamen imkansız gibi görünmüyordu.

(Ç.N: İnanma kızım inanma :( )

Her ne kadar tam olarak ona inanmasa da kalbi biraz rahatladı. Ayrıca tarikatındaki diğer kıdemlileri şu an baygındı ve yaşayıp yaşamadıkları belirsizdi bu yüzden şu anda güvenebileceği tek kişi Sun Zhou idi. Bir kez daha ifadesi yumuşadı ve konuştu. "Pekala sana şimdilik inanıyorum. Gidip Kıdemli Kardeş Han ve Kıdemli Kardeş Ding'in durumlarına bakalım..."

Tam o konuşmayı bitirdiğinde aniden arkalarındaki siyah ahşap ormanı bölgesinden yaklaşmakta olan bir dizi adım sesleri duyuldu.

"Mn, Bu kesinlikle Demir Sırtlı Mavi Kurt'un çığlığıydı. O ileride olmalı."

"Ruhsal Kaynak Canavarlarının bölgesine girmek çok korkutucu. Gerçek Kaynak Canavarlarının bölgesine girmiş Ruhsal Kaynak Canavarlarını seçmek çok kolay ve rahatlatıcı, hahahaha."

"Eh? Neden Demir Sırtlı Mavi Kurt'un sesi kesildi? O çok uzağa kaçmış olabilir mi?"

Sesler yaklaşırken on iki kişilik bir grupta onların görüş açısına girdi. İlk kişi yaklaşık 40 yaşında gözüküyordu ve bir pala tutuyordu. Onun sahip olduğu aura 1.seviye Ruhsal Kaynak Aleminde olduğunu hiç gizlemiyordu. Onun arkasındaki kişi yaklaşık aynı yaştaydı ve hayvan postu giyiyordu. Onun kaynak gücü de benzer şekilde 1.seviye Ruhsal Kaynak Alemindeydi. Arkada ki on kişinin kaynak güçleri Gerçek Kaynak Aleminin 5. ve 10. Seviyeleri arasında değişiyordu. On ikisinin de omuzlarında armalarla donatılmış bir Siyah Ejderha resmi vardı.

Onlar Ölümün Çölünün dış halkasının içinde oldukça güçlü bir gruptu.

Ölümün Çölünde bir yabancı ile karşılaşan herkesin oldukça tetikte olması gerekirdi. Daha yeni sakinleşmiş Mu Xiaoling ve Sun Zhou aniden durdular ve tetikte oldular. Onların omuzlarındaki deseni gördüklerinde yüzlerinde aynı anda dehşete düşmüş bir ifade ortaya çıktı...Bu terör demin karşılaştıkları Demir Sırtlı Mavi Kurt ile karşılaştıklarında oluşan terörü fazlasıyla aşmıştı.

"Siyah....Siyah Ejder Haydut Grubu!"

"Çabuk....Çabuk kaç!!"

Tam Sun Zhou and Mu Xiaoling en yüksek hızları ile kaçmaya hazırlanırken arkalarındaki gölgeli ormandan bir bağırış geldi. ‘’Siz ikiniz, babacık size durmanızı emrediyor."

Bu sesi duyduklarında bedenleri kasıldı ama onlar durmadı. Bunun yerine hızlarını arttırıp ileri doğru koşmayı sürdürdüler. Onlar Ölümün Çölüne daha önce çok fazla gelmemişlerdi ama Siyah Ejder Haydut Grubunun kötü şöhretini duymuşlardı. Bu haydut grubunun çok üyesi yoktu ama her üyesi uzmandı ve onların yöntemleri son derece kötücüldü. Ne zaman birilerini yağmasalar kurbanlar her zaman ölüyordu. Şu ana kadar canlı kurtulan tek bir kişi bile olmamıştı.

"Lanet olsun bu iki enik hala kaçaya çalışıyor!!"

Öndeki orta yaşlı adamın ağzı zemine basarken ayrıldı. Kaynak enerjisi büyük bir kuş gibi patlayarak bedeninden dışarı çıktı ve aniden Sun Zhou and Mu Xiaoling'in kafalarının üzerinden atlayarak onların önüne indi. 

"Kıdemli Kardeş hadi onlarla ölümüne savaşalım!!!"

Mu Xiaoling kılıcını kaldırdı, dişlerini gıcırdattı ve haydut liderinin uzun kılıcına doğru koştu.  Ancak 1.seviye Gerçek Kaynak Alemindeki birisinin 1.seviye Ruhsal Kaynak Alemindeki birisine karşı hiçbir şansı yoktu. Sadece onunla yüz yüze geldiğinde oluşan titreşim bile onu yuvarlanarak geri göndermeye ve onu yere düşürerek uzun süre kalkamamasına neden olmaya yeterliydi. Sun Zhou da elinden gelen her şey ile birkaç darbeyi bertaraf etti ama o da bir darbe ile yere savruldu ve uzun kılıcı uzaklara uçtu.

"Oh! Dokuzuncu seviye Gerçek Kaynak Alemi. Fena değil sen dahi olarak kabul edilen biri olmalısın. Ne kadar da yazık, hehe...." Haydutların lideri bir bıçak ile birlikte yaklaşırken manyakça gülmeye başladı.

"Lider Siyah Ejder çok kudretli, Lider Siyah Ejder çok kudretli." Arkadaki adamlar art arda bağırmaya başladı.

"Hoh, Onun aslında bir uzaysal yüzüğü var. Görünüşe göre siz büyük lordun yarım günlük enerjisini harcaması boşa değilmiş. Uzaysal yüzüklerinizi ve değerli olan diğer şeyleriniz teslim edin. Buradaki babacık belki sizin cesetlerinizi bir bütün halinde bırakmayı düşünebilir. Eğer vermezseniz, hehe, buradaki babacık sizi bu dünyada doğduğunuz için pişman edecek sayısız yol biliyor."

Her ne kadar onlar Demir Sırtlı Mavi Kurt'un keskin pençelerinden yeni kurtulmuş olsalar da şimdi daha korkunç olan Siyah Ejder Haydut Grubu ile karşılaşmışlardı. Mu Xiaoling'in kalbinde çoktan umut kalmamıştı. Onun yanındaki Sun Zhou ayağa kalmak için mücadele etti ve en sonunda o Sun Zhou'nun itiraz edeceğini ve hayatı için savaşacağını düşünürken Sun Zhou'nun aniden secde ettiğini ve hayatı için yalvarırken uzaysal yüzüğünü aşırı paniklemiş bir şekilde Haydutların liderinin ayakları altına koyduğunu gördü. "Büyük....Büyük Lord Siyah Ejder sizin onurlu isminizi ve iyi bilinen ününüzü ben uzun zamandır biliyordum. Ben....Ben tüm değerli eşyalarımı buraya yerleştirdim. Burada 600 Mavi Kaynak Parası, 19 Kaynak Yenileme hapı ve 38 Gerçek Kaynak Canavarı çekirdeği var. Ben bunların hepsini Büyük Lorda saygımı göstermek için sunuyorum. Büyük Lord canımı bağışlayabilir mi. Ben ölmek istemiyorum, ölmek istemiyorum!!"

"HAHAHAHA..."Ne aşağılık bir sefil." Yardımcı lider Beyaz Ejder ve grubun içindeki diğer 10 kişi küçümseyerek manyakça gülmeye başladılar.

"Kıdemli Kardeş Sun, sen......sen....." Mu Xiaoling tüm inancını kaybederken küçük yüzü soldu ve Kıdemli Kardeşine bakınca genelde hayranlık dolu olan kalbi soğudu.

Mu Xiaoling'in sesini duyunca Sun Zhou sanki bir rüyadan uyanmış gibi oldu. O hemen Mu Xiaoling'in bir kolundan çekti ve aceleyle konuştu. "Doğru....doğru! Büyük Lord bu benim küçük kız kardeşim. Onun ismi Mu Xiaoling. O oldukça taze bir görünüşe sahip ve hala bir bakire. Ben onu Büyük Lord'a sunuyorum. Büyük Lord istediği gibi onunla eğlenebilir....Büyük Lord benim aşağılık hayatımı saygım nedeniyle bağışlayabilir mi. Bu günden itibaren ben derinden minnettar olacağım ve sizin nezaketinizi unutmayacağım."

(Ç.N: Hala ilk günkü gibi aklımda ilk okuduğumda sana ettiğim küfürler...)

"Sen....sen....sen bir canavarsın, piç! Sen insan bile değilsin.....sen....." Mu Xiaoling sallandı. Onun kelime haznesi gerçek doğasını gösteren bu iğrenç insana hakaret etmek için yetersiz kalıyordu. Onun yüzü soldu ve kalbi keder ile doldu.

"HAHAHAHA!" Siyah Ejder manyakça güldü. "Ben daha önce bir çok aşağılık sefil gördüm ama seninle karşılaştırılabilecekler.....Tsk tsk, gerçekten çok az. Ancak senin saygın gerçekten samimiyetsiz. Bu genç kızı ben kendim ele geçirdim. Bir süre sonra ben doğal olarak onunla eğleneceğim o senin bana teslim ettiğin bir şey değil. Bu babacığın savaş ganimetlerini kullanarak bu babacığa saygı göstermeye çalışarak bu babacığı aptal yerine mi koyuyorsun? Böyle işe yaramaz birisinin hayatını neden almayayım? Git ve affedilmek için cehennemin kralına yalvar!!"

Bunu söyledikten sonra Siyah Ejder ileri bir adım attı ve Sun Zhou'nun boynunu kesmek üzereydi.

"Büyük Lord! B....Bekleyin! Bekleyin!" Kalkmış satırı gören Sun Zhou korkudan neredeyse altına yapıyordu. O hayatı için secde ederek yalvarmaya devam etti. "Ben büyük bir teklifim var. Bu kesinlikle değecektir. Eğer birkaç onurlu lord o adamı öldürürse kesinlikle bu size bir yıllık....hayır üç yıllık kazanç sağlayacaktır. Eğer büyük lord hayatımı bağışlamayı kabul ederse ben hemen onurlu lordlara bu büyük teklifi söyleyeceğim."

"Oh?" Siyah Ejder palasını geri çekti ve daralmış gözleri ile ona baktı. "Büyük bir teklif mi? Duyalım bakalım. Eğer gerçekten yeterince büyükse, hehe, belki senin köpek gibi olan hayatını bağışlayabilirim. Sonuçta senin ucuz hayatını almak bu babacığın ellerini kirletir."

"Teşekkür.....Teşekkür ederim büyük lord." Her ne kadar o Siyah Ejderin son derece aşağılayıcı sözleri ile karşılaşsa da Sun Zhou derin bir rahatlama nefesi almıştı. O Elini kuzeye doğru uzattı ve konuştu. "Orada, o kişi! Demin ben açıkça o kişinin elinde mor uzaysal yüzük gördüm. O kesinlikle mordu. Benim tarikat üyelerim ve ben onu açıkça gördük ve o kişi sadece tek başına seyahat etmiyor aynı zamanda onun kaynak gücü sadece 4.seviye Gerçek Kaynak Aleminde."

Alan çok genişti ve Yun Che hızlı yürümemişti. Sun Zhou'nun gösterdiği yönü takip ettiklerinde onlar açıkça Yun Che'nin uzaktaki silüetini görebiliyorlardı.

Sun Zhou'nun aşağılık suratına bakınca onun kesinlikle kendilerine yalan söyleyecek cesareti olmadığı anlaşılıyordu. Siyah Ejderin gözleri hareket etti ve o anında elini salladı. "Bu ikisini de bizimle getirin. Gidelim!!"

Yun Che bu yolculuk sırasında nasıl mükemmel bir şekilde çalışabileceğini düşünürken yavaşça yürüyordu. Onun düşüncelerinin arasında Jasmine'nin sadist sesi kalbinde yankılandı. "Görünüşe göre özellikle ölümüne susamış bir grup insan geliyor."

Yun Che adımlarını durdurdu ve canı sıkkın bir şekilde kalbinde ağıt yaktı....İç çekme, ben buraya kadar eğitim yapmak için geldim yine de sadece bu çöpler tarafından yolum kesiliyor.

O kalbinde iç çekerken arkasından kaotik adım sesleri geldi. Çok hızlı bir şekilde o bir düzine akdar kişi tarafından çevrelendi. Yun Che onların arkasında kontrol altına alınmış Sun Zhou ve Mu Xiaoling'i de gördü.

"Bu doğru bu o! Bu kesinlikle o!" Sun Zhou onu gösterdi ve sanki yeniden doğmuş gibi bir heyecanla kükredi.

"Üz....Üzgünüm." Mu Xiaoling'in yüzü çoktan göz yaşları ile lekelenmişti v Yun Che'ye bakmaya cesaret edemediğinden kafasını eğmişti. O Yun Che tarafından yeni kurtarılmıştı yine de burada onun Siyah Ejder Haydut Grubunun eline düşmesine neden oluyordu.

"Lider onun sol eline bak! Bu gerçekten bir mor uzaysal yüzük!"

(Ç.N: Diğer bölümde bu sağ elinde değil miydi? )

"Zengin olduk! Biz turnayı gözünden vurduk! Onu öldürdüğümüzde yarım yıldan fazla özgürce ve çekinmeden yaşayacak kadar paramız olacak! HAHAHAHAH!"

Yun Che'nin sol elindeki mor ışığa bakınca Siyah Ejder Haydut Grubundaki herkes son derece heyecanlandı. İçlerinden omuzunda bir uzun kılıç taşıyan ve siyah göz bandı takan birisi yürüdü ve Siyah Ejder'e doğru konuştu. "Lider bu çocuk genç ve kaynak gücü sadece 4.seviye Gerçek Kaynak Aleminde. Sizin karışmanıza gerek yok. Sadece emrinizdekilerin onu indirmesini izleyin!"

"Tek Gözlü Ejder senin onun sırtındaki kılıcı arzuladığını düşünüyorum." Siyah Ejder sırıttı.

Tek Gözlü Ejder kıdırdadı. "Onun kılıcı gerçekte benimkindne büyük ve o hala kibirlice onu sırtında taşıyor. Tsk tsk, mor uzaysal yüzük kullanan birisinin silahı da olağanüstü olmalı. Ben bu kılıcı kim bilir kaç yıldır kullanıyorum ve bununla kim bilir kaç kişiyi öldürdüm. O köreleli çok oldu ve yerini başka bir kılıca bırakma zamanı çoktan geldi, heh heh....Eğer ben onu itaatkar biçimde diz çöktürüp 'Büyükbaba!' Diye bağırttırmazsam ve iç çamaşırlarına kadar almazsam ben gelecekte ellerim üzerinde yürüyeceğim."

Kahkahaların arasında Tek Gözlü Ejder Yun Che'ye doğru yürüdü. Omzundaki uzun kılıcı savurarak önündeki zemine derince sapladı ve uğursuz bir şekilde güldü. "Çocuk sen oynamak için istediğin yere gidebilirdin yine de sen aslında bu büyük babanın bölgesine girmeye cüret ettin. Bu büyük babanın sana karşı daha fazla mı yoksa daha az mı nazik olmasını istersin?"

Yun Che çenesine dokundu ve endişeyle sordu. "Seni ne nazik yapacak ve ne yapmayacak?"

"Bu son derece basit. Sen itaatkar biçimde bizi dinlersen biz büyük babaların doğal olarak nazik olacak. Eğer söz dinlemezsen, hehe..." Bakışların Yun Che'nin sırtındaki ağır kılıca düştü. "Eğer büyükbabanın sana karşı nazik olmasını istiyorsan o zaman ilk önce sırtındaki kılıcı oynaması için bu büyükbabaya teslim et. Eğer büyükbaba mutlu olursa senin bir parça iç çamaşırını almaz, hahahaha!"

Siyah Ejder Haydut Grubunun arasında bir kahkaha dalgası oluştu.

"Bu Tek Gözlü Ejder gerçekten bu kılıcı arzuluyor."

"Tsk tsk, bu kılıç çok büyük. O en azından 150 kilo olmalı."

(Ç.N: 150 ? :D )

"150 mi? Saçmalamayı kes. Bu gencin yumuşak bir bedeni var ve kaynak gücü sadece 4.seviye Gerçek Kaynak Aleminde. Eğer o gerçekten 150 kilo olsaydı nasıl onu sırtında taşıyabilirdi. Ben onun sadece büyük göründüğünü ve onun sadece boş bir kabuk olduğunu düşünüyorum. O en fazla 50 kilodur hatta belki de 50 kilo bile yoktur. O muhtemelen başkalarını korkutmak için onu sırtında taşıyordur."

"Benim kılıcımla oynamak mı istiyorsun?" Tek gözlü Ejderin sözlerini duyan Yun Che garip şekilde gülmeye başladı. O elini uzatıp sırtından Derebeyinin Devasa Kılıcını aldı. Bu çok büyük bir eylem değildi. Bir atma eylemiyle birlikte onu Tek Gözlü Ejdere doğru attı. "Madem oynamak istiyorsun o zaman ben oynamana izin vereceğim. Onu~ iyi~ yakala~"

Yun Che'nin atma eylemi çevikceydi ve sanki çakıl taşı fırlatıyor gibi uçarı ve basitti. Bir fırlatışla birlikte Derebeyi'nin Devasa Kılıcı da 'çevikçe' Tek Gözlü Ejdere doğru uçtu.

"Senin zeki olduğunu düşüneceğim!" Tek Gözlü Ejder yüksek sesle güldü. O sanki daha fazla bekleyemiyormuş gibi ileri doğru adım attı ve ona doğru atılan ağır kılıcı tutmak için elini uzattı...

-----ÇEVİRMEN NOTU--------

Bugün bir bölüm daha var yine iyisiniz :D

Kılıcı tutan Tek Gözlü Ejder ne yapacak? Sun Zhou'ya ne olacak? Siyah Ejder Haydut grubuna ne olacak? Yun Che neler yapacak? Yun Che ne kadar güçlendi? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın ve öğrenin :D



Yorum Yap "ATG 172 - SİYAH EJDER HAYDUT GRUBU"