Tankların Tarihi Günceli

ATG 171 - DEMİR SIRTLI MAVİ KURT

Eylül 06, 2016


ATG 171 - DEMİR SIRTLI MAVİ KURT

 On beş kilometre çevrede sadece Başlangıç Kaynak Canavarları vardı. Yun Che on beş kilometre ilerlemeyi göze aldıktan sonra görüş açısına tek yada grup halindeki Gerçek Kaynak Canavarları girmeye başladı. Ayrıca o ilerlerken arazide ki ölü otlarda düzensizleşmişti ve düşük tümseklerde giderek yoğunlaşmıştı.

Söylentilerdeki gibi buradaki kaynak canavarları aşırı vahşi bir doğaya sahiplerdi. Onlar bir insan ile karşılaştıklarında sanki aynı gökyüzünün altında yaşayamayacakları bir düşmanla karşılaşmış gibi saldırıyorlardı. Yolda gördüğü canavarlar Gerçek Kaynak Canavarları idi ve onlar Yun Che'nin hedefleri olmadığı için Yun Che kaçınabildiklerinden kaçındı ve kaçınamadıklarını da bertaraf etti. O hiçbir tehlike yada sürpriz ortaya çıkmadan ileri doğru ilerledi. Yun Che solmuş koyu ahşap ormanının yakınından geçerken ileriden aniden savaş ve insan sesler duyuldu ve bu seslere vahşi kaynak canavarlarının ulumaları eşlik etti.

"Küçük Kardeş Ding, çabuk onun kaçış yolunu kapa onun kaçmasına izin verme!"

"O daha fazla tutulmayacak. Acele edin!"

Küçük Kız Kardeş Mu çabuk geri çekil! O çılgına dönmek üzere ve bu olursa sana zarar verecek!"

Yun Che sesin geldiği yere doğru yürüdü ve çok uzakta olmayan dört kişinin bir kaynak canavarının etrafını sarmış olduğunu gördü. Bu kaynak canavarı nispeten büyüktü ve tüm bedeni zırhlı pullar ile kaplıydı. Kafasından dışarı keskin bir boynuz çıkmıştı ve onun havasına bakılırsa bu canavar yüksek seviyeli bir Gerçek Kaynak Canavarı olmalıydı.

Bu canavara ortaklaşa saldıran dört kişinin hepsi gençti. Onlar üç erkek ve bir kızdı ve erkeklerin arasında en büyük olanın yaşı 23 civarındaydı ve kaynak gücüde 9.seviye Gerçek Kaynak Alemi civarındaydı. Diğer iki erkek yirmi yaşından biraz daha büyük görünüyordu ve ikisinin de kaynak gücü 5.seviye Gerçek Kaynak Alemindeydi. "Küçük Kız Kardeş Mu" diye seslendikleri genç kıza gelince o grubun içindeki en genç kişiydi ve Yun Che gibi 17-18 yaşlarında gözüküyordu ve o Gerçek Kaynak Alemine yeni girmişti.

Dört kişinin birbirine hitap şekillerinden hepsinin aynı tarikattan olduğu anlaşılabiliyordu. Onların yaşları da kaynak güçleri ile eşleşiyordu. Onların tarikatı oldukça güçlü olmalıydı. En azından belirli bir bölgede ünlü olmalıydı aksi halde sadece dört kişi böyle bir yerde bu kadar derine girmeye cüret edemezlerdi.

Grubun en zayıfı olan genç kız diğer üçü tarafından korunuyordu ve diğerleri saldırırken en arkada durarak sadece en güvenli koşullar altında ara sıra saldırıya katılıyordu. Tek boynuzlu canavarın sert bir eti, kalın bir derisi ve zırhlı pulları vardı. Ama yine de 4 tane Gerçek Kaynak Alemindeki kaynak uygulayıcısının ortaklaşa saldırısına dayanamıyordu. Onun bedeni çoktan kan ve yara izleri ile kaplanmıştı ve karşı saldırıları giderek zayıflıyordu. En sonunda misilleme yapmaktan doğrudan vazgeçti ve kaçma girişimi için mücadele etti.

"Hmph, kaçmaya mı çalışıyorsun? Benim Rüzgar Bulutu Kılıç Saldırımı al bakalım!"

Patlayıcı bir kükreme ile en büyük genç adam bağırdı ve havaya atlayıp elindeki uzun kılıçtan yayılan vahşi kılıç gücü dalgalarını kaçmaya çalışan tek boynuzlu canavara gönderdi ve onu uzuvları yukarı bakacak şekilde devirdi. O yere indikten sonra kirişinden çıkmış bir ok gibi ilerledi ve uzun kılıcıyla acımasızca ileri doğru delerek tek boynuzlu canavarın boğazını düz bir çizgide delip geçti.

Tek boynuzlu canavar kederli bir kükreme attı ve bedeni biraz kasıldıktan sonra başka bir ses yada hareket ortaya çıkarmadı.

"Vay canına! Kıdemli Kardeş Sun sen çok harikasın! Böyle vahşi bir canavar bile senin iki üç saldırın sonucunda yenildi." Gruptakilerin 'Küçük Kız Kardeş Mu' dedikleri genç kızın adı Mu Xiaoling idi. O düşmüş tek boynuzlu canavara bakarken gözleri ışıldıyordu ve yüzü hayranlık ile doluydu.

Tek boynuzlu canavarı yenen gencin adı Sun Zhou idi. O dört kişi arasında en büyüğüydü ve aynı zamanda kaynak gücü en yüksek olandı. O Mu Xiaoling'in sözlerini duyduğunda güldü ve konuştu. "Küçük Kız Kardeş beni haddinden fazla övüyor. Ben güçlü değilim sadece bu kaynak canavarı güçsüzdü. Küçük Kız Kardeşimin yeteneği benimkinden daha yüksek. İnanıyorum ki sen benim yaşıma geldiğinde kesinlikle bu tek boynuzlu canavarı benim yendiğimden daha kısa sürede yenebileceksin."

Onun sözleri mütevazi idi ama bunları söylerken gözlerinde kendini beğenmişlik izleri parlamıştı. O diğer iki erkeğe talimat verdi. "Küçük Kardeş Ding, Küçük Kardeş Han bu canavarın kaynak çekirdeğini çıkarın."

Küçük Kardeş Ding ve Küçük Kardeş Han hemen ilerledi ve tek boynuzlu kaynak canavarının leşini delip açtı. Çok geçmeden onlar kaynak çekirdeğini çıkardı.

"Mn, bu kaynak çekirdeğini de sayarsak 13 tane daha Gerçek Kaynak Canavarı çekirdeği elde edersek bu seferki görevi tamamlayacağız. Ben bu seferki görevi ilk bizim bitireceğimize inanıyorum. Ustam bizi kesinlikle büyük ölçüde övecek." Sun Zhou gurur dolu yüzü ile konuştu.

Diğer iki erkek hemen ilerledi ve tatlı sözler ile konuştu. "Bunların hepsi Kıdemli Kardeş Sun'un güçlü ve cesur olması sayesinde. Aksi halde üç günümüz daha olsa da biz bu görevi başaramazdık. Biz Kıdemli Kardeş Sun ile grup olduğumuz için çok şanslıyız.

Kıdemli Kardeş Sun başını salladı ve gurur dolu yüzü ile konuştu. "Hiç de değil, hiç de değil, bu bizim ortaklaşa çalışmamızın meyvesi. Küçük kardeşlerim hala gençler. Ben sizin gelecekteki başarılarınızın benimki ile karşılaştırıldığında sönük olmayacağını düşünüyorum....Oh?"

Sun Zhou o anda solmuş koyu ahşap ormanından onlara doğru gelen Yun Che'yi gördü. O aslında ilerleyen bir silüet görmüştü ve bu onun daha fazla tetikte olmasına neden olmuştu....çünkü bu yere tek başına gelmeye cüret edenler ya bir uzman yada bir aptal olurlardı. Sun Zhou dikkatlice Yun Che'ye doğru baktı ve onun kaynak gücünü inceledikten sonra alçak sesle konuştu. "Başka bir pervasız budala!"

O konuştuktan sonra aniden yanındaki Küçük Kardeş Ding nefesini tuttu ve tedirgin şekilde Yun Che'yi gösterip konuştu. "Kıdemli Kardeş Sun çabuk.....Çabuk onun sağ eline bak! Bu mor.....Mor Uzaysal Yüzük!!"

Onun haykırışının ortasında Sun Zhou'nun bakışı Yun Che'nin sap eline kaydı ve tereddütsüz bir şekilde sağ elindeki mor ışık noktasına doğru baktı. O bakışlarında derin bir açgözlülük hissi ortaya çıkarken bakışlarını uzun bir süre oradan ayıramadı.

"Mor Uzaysal Yüzük mü? O bizim uzaysal yüzüğümüzden daha mı iyi?" Mu Xiaoling  elindeki sarı uzaysal yüzüğü kaldırdı ve kafası karışmış bir şekilde sordu.

"Tabi ki daha iyi hemde çok daha iyi!" Küçük Kardeş Han alçak ve telaşlı bir sesle konuştu. "Bizim sarı uzaysal yüzüklerimiz sadece birkaç metre küp depolama alanına sahipken mor uzaysal yüzüklerin yüzlerce metre küp depolama alanına sahip oluğu söyleniyor ve onun fiyatı elli milyon sarı kaynak parasını aşıyor! Ben hayatım boyunca sadece birkaç tane mor uzaysal yüzük gördüm. O kesinlikle büyük tarikatlarda birinin öğrencisi olmalı. Kim bilir onun mor uzaysal yüzüğünün içinde ne kadar değerli şey vardır."

"Kıdemli Kardeş biz..." Küçük Kardeş Han eliyle bir kesme hareketi yaparken konuştu.

Sun Zhou aynı düşünceye, Yun Che'nin mor uzaysal yüzüğünü gördüğü andan itibaren sahipti. Sonuçta o sadece 4.seviye Gerçek Kaynak Aleminde değildi o aynı zaman tek başına seyahat ediyordu. Bu sanki cennet onların ayağına büyük şişman bir koyun göndermiş gibiydi. Eğer dışarıda olsaydı mor uzaysal yüzüğün sahibinin kesinlikle büyük bir nüfuza sahip olacağını düşündüğünden herhangi bir garip düşünceden hemen kurtulurdu ancak burası Ölümün Çölüydü ve burada her yıl sayılamayacak kadar insan yağmalanarak ölüyordu. Bu yüzden burada Yun Che'yi öldürmenin temelde onlar için bir risk taşımadığı söylenebilirdi.

Tam Sun Zhou başıyla onaylayacakken Mu Xiaoling yakınlaştı ve sinirli şekilde konuştu. "Küçük Kardeş Han nasıl böyle şeyler düşünebilirsin! Biz prestijli bir tarikattın üyeleriyiz ve biz buraya ahlaksız haydutlar gibi başkalarını yağmalamaya değil eğitim yapmaya geldik! Eğer sen böyle bir şey yapmaya cüret edersen ben kesinlikle seni ustama söyleyeceğim. Ustam bunu duyduğunda kesinlikle seni acımasızca cezalandıracaktır! Kim bilir belki de seni tarikattan bile atabilir!"

Sun Zhou hemen ciddiyetle başıyla onaylarken ifadesi tamamen değişti. "Küçük Kız Kardeşimin dedikleri tamamen doğru. Küçük Kardeş Han nasıl böyle aşağılık şeyler düşünebilirsin? Bu konuda ne Küçük Kız Kardeşim ne de ben seninle aynı fikride değiliz. Eğer ona karşı bir komplo kurmaya cüret edersen seni ilk engelleyecek olan ben olacağım."

"Kıdemli Kardeş Sun hala en namuslusu." Mu Xiaoling hayranlıkla konuştu.

Küçük Kardeş Han arkaya doğru büzüldü ve utanarak konuştu. "Kıdemli Kardeş, Küçük Kız Kardeş sinirlenmeyin...Ben sadece düşüncesizce bir şaka yaptım. Sadece şaka yapıyordum..."

Mu Xiaoling'in övgüsünü alan Sun Zhou'nun sırtı daha çok dikleşti ve homurdanarak konuştu. "Biz Kuzey Nehrinin bir numaralı tarikatı olan Kaynak Kılıç Partisinden geliyoruz ve bir şeyler yaparken bizim en önemli önceliğimiz tarikatımızın itibarını korumak olmalı. Biz yolculuk ederken zayıfları ezmemeli bunun yerine onlara yardım etmek için ilk adımı atmalıyız. Bu gencin kaynak gücü 4. seviye Gerçek Kaynak Aleminde yine de buraya tek başına gelmiş. Bu sadece çok tehlikeli. Bu durumda bizim öne çıkıp ona yardım etmemiz gerekir."

Onlar konuşurken Yun Che çoktan onların yakınlarına gelmişti. Sun Zhou ileri iki adım attı ve dürüstlük ile konuştu. "Küçük kardeşim bu senin Ölümün Çölüne ilk kez girişin olmalı değil mi? Bu sadece çok tehlikeli yani neden bize katılmıyorsun? Biz hepimiz genciz bu yüzden kolayca iletişim kurabilir ve birbirimizi rahatça koruyabiliriz."

Yun Che ona bir bakış attı ve onun gözlerinin derinliklerinde gizlenmiş olan açgözlülüğü gördükten sonra kendi kendine soğukça güldü ve kayıtsızca konuştu. "Gerek yok." Ardından arkasına dönmeden ilerlemeye devam etti.

"Tch, Kıdemli Kardeş Sun onun hayatını kurtarmaya çalışıyordu yine de o kendi için iyi olan şeyi bilmiyor. Sadece ölümünü bekle!" Yun Che'nin reddettiğini görünce Küçük Kardeş Han küçümseyerek konuştu.

Sun Zhou bir şey demedi. Pes etmek istemezken Yun Che'nin sırtına bakarken yüz kasları biraz seğirdi...Mu Xiaoling burada olduğundan o Yun Che'yi öldürme ve onu soyma düşüncesinden hemen vazgeçti. O Yun Che'yi yıpratmayı ve ardından onu yalnızca kendisi ile seyahat ettirecek bir bahane bulmayı planlamıştı. Bunu yaptığında onu öldürecekti ve ölümünün bir kaynak canavarı tarafından olduğunu söyleyecekti. Böylece mor uzaysal yüzüğe sahip olacaktı.

"4.seviye Gerçek Kaynak Alemi mi? O benimle aynı yaşta gözüküyor ama gerçekte bu kadar güçlü." Sun Zhou'nun söylediği sözü düşününce Mu Xiaoling şaşkınlıkla konuştu. "O ayrıca böyle değerli bir uzaysal yüzüğü kullanıyor o kesinlikle büyük klanlardan yada tarikatlardan birisinin öğrencisi olmalı."

Sun Zhou döndü ve küçümseyerek konuştu. "Öyle olmalı. Ama ben büyük tarikatların ve klanların öğrencilerinin çoğunu küçük görürüm. Onlar kaynak güçlerini çeşitli ilaçlar kullanarak zorla yükseltiyorlar bu yüzden de kaynak güçleri bizim gibi adım adım gelişen kişiler gibi sabit olmuyor. Her ne kadar o 4.seviye Gerçek Kaynak Aleminde olsa da bir savaşta o küçük kız kardeşi bile yenemeyebilir."

(Ç.N: Ben bu veledi gram sevmiyorum. Sopa olsa bide bunu bulsak ilk ben çakarım sonra size devreder gerisini izlerim! )

“A~~WOO~~~”

Sun Zhou konuşurken aniden arkalarındaki kara ormandan kederli bir kurt uluması geldi. Daha sonra kara ormandan bir anda çok büyük mavi bir siluet fırladı ve onlara doğru koştu.

Bu mavi siluet üç metreden daha uzundu ayrıca kırmızı gözlere ve çelik kancalar gibi pençelere sahipti. Onun sırtı yoğun griydi ve tüm bedeninden aşırı çılgına dönmüş bir aura yayılıyordu. Dördü tam silahlarını kaldırıp savaşmaya hazırlanacakken bu siluetin tam görünüşünü gördü ve yüzlerinde anında aşırı korkmuş ifadeler oluştu.

"Demir....Demir Sırtlı Mavi Kurt!!!"

"Burası....Burası Gerçek Kaynak Canavarlarının alanı değil mi? Burada....Burada nasıl bir Ruhsal Kaynak Canavarı ortaya çıkabilir....Kıdemli Kardeş....n.....ne yapmalıyız?"

"Neden hala burada duruyorsunuz çabuk kaçın!!" Sun Zhou yüksek sesle bağırdı ve elinden gidebildiği kadar hızlı bir şekilde kaçarken Mu Xiaoling'i çekti. Demir Sırtlı Mavi Kurt aslında bir düşük seviyeli Ruhsal Kaynak Canavarıydı ve kesinlikle onların başa çıkabilecekleri bir şey değildi. Onun iyi bir çelikten daha keskin olan dişleri ve pençeleri kolaylıkla onların kaynak savunmalarını ve bedenlerini parçalayabilirdi.

Sun Zhou'nun kükreyişi sanki Ding’e Han'ı rüyalarından uyandırmış gibiydi. Onlar geriye doğru kaçarken garip sesler çıkardı.

Ama onların hızları nasıl Demir Sırtlı Mavi Kurt ile boy ölçüşebilirdi? Demir Sırtlı Mavi Kurt göz açıp kapayıncaya kadar Küçük Kardeş Han ve Küçük Kardeş Ding'i yakaladı ve bir hırlama ile birlikte Demir Sırtlı Mavi Kurt'un muazzam bedeni onları yere savurdu. Ardından pençesini sallayarak onların bedenlerini sanki onlar bir tofu gibilermiş deldi.

İkisi de aşırı dehşete kapılmış şekilde feryat attı ve gözlerinin akı gözükürken bilinçlerini kaybetti. Bunun nedeninin ciddi şekilde yaralanmaları mı yoksa doğrudan bayıldıkları mı olduğu bilinmiyordu.

"Ah!! Kıdemli Kardeş Han, Kıdemli Kardeş Ding!!" Onlardan gelen kan dondurucu feryatlar Mu Xiaoling'in korku içinde bağırmasına neden oldu. Onun sesi de aynı zamanda Demir Sırtlı Mavi Kurt'un gözlerini onun ve Sun Zhou'nun üzerinde sabitlemesine sebep oldu. Düşük sesli bir hırıltı ile birlikte o mavi bir yıldırım çizgisi gibi delice onlara doğru sıçradı ve göz açıp kapayıncaya kadar onlar ile arasındaki mesafeyi kapadı.

"Kıdemli....Kıdemli Kardeş!! Ne yapmalıyız...Ne yapmalıyız..." Mu Xiaoling tüm gücüyle koşuyordu ama ölümün tehditkar aurası arkasından ona yaklaşmaya devam ediyordu

Sun Zhou arkasına baktı ve Demir Sırtlı Mavi Kurt ile aralarındaki mesafenin on adımdan fazla olmadığını fark etti. Bunu gördüğünde soğuk terler düktü ve dişlerini sıktıktan sonra yüksek sesle bağırdı. "Küçük Kız Kardeş ilk önce onu yavaşlat... Ben seni kurtarmak için hemen birini yollayacağım!"

(Ç.N: Babanın arazisi sanki... Sağa dönünce tanıdık biri çıkacak gibi konuşuyor velet.)

Bunu söyledikten sonra umutsuzca ileri doğru koşarken Mu Xiaoling'i şiddetle onlara doğru gelen Demir Sırtlı Mavi Kurt'a doğru itti.

"Kıdemli Kardeş... sen!!!" Mu Xiaoling en vahşi hayallerinde bile Sun Zhou'nun sadece kendini kurtarmak için onu Demir Sırtlı Mavi Kurt'a doğru atacağını hayal etmemişti. O yere düştü ve çaresizlik içinde gözlerini kapadı.

Bang!

Roar!!

Demir Sırtlı Mavi Kurt tarafından parçalanma duygusu gelmedi. O çaresizliğinden sonra sağır edici bir ses ve sefil feryatlar duydu. O yavaşça gözlerini açtı ve arkasında devasa bir kılıç taşıyan lük bir şekilde giyinmiş bir gencin sırtını gördü.

Ve Demir Sırtlı Mavi Kurt on metre ilerde yerde bitkin düşmüş şekilde etrafında yuvarlanıyordu.

Bu o....Karşısındaki kişinin sırtına bakınca Mu Xiaoling onun demin yürüyüp giden genç olduğunu hatırladı.

Kaçan Sun Zhou kafasını çevirdi ve bu sahneyi gördü. Bir an için o bir aşağılama dalgası gönderdi. "O gerçekten ölümüne susamış...O en azından bu babacığa kaçmak için zaman kazandıracak. Görünüşe göre cennet bile benim ölmemi istemiyor!"

(Ç.N: Sen geber it herif!)

Uzağa atılmış Demir Sırtlı Mavi Kurt hızlıca ayağa kalktı ve kan çanağına dönmüş gözleri ile doğrudan Yun Che'ye baktı. O daha fazla delirmiş bir aura ile patladı ve bir kükreme ile onun boğucu aurası ile birlikte sıçrayarak gökyüzünde 20 metre uzağa kadar ulaştı.

Yun Che kaşlarını kırıştırdı ve Demir Sırtlı Mavi Kurt yakınlaştığında aniden atlayarak Demir Sırtlı Mavi Kurt'un yukarısına sıçradı ve sırtındaki devasa kılıcı çekerek yüksek sesli bir patlama sesi ile birlikte aşağı doğru savurdu...

SNAP!!  (Bu parmak şaklatma sesi aslında ama buraya olmamış sanki)

Demir Sırtlı Mavi Kurt adını sırtının demir kadar dayanıklı olmasından alıyordu ve aynı zamanda orası bedenindeki en güçlü savunmanın olduğu bölgeydi. Ama Yun Che'nin ağır kılıcının saldırısının altında onun çelik gibi sağlam omurgası keskin, net ve kulak yarıcı bir ses ile birlikte anında paramparça oldu.

----ÇEVİRMEN NOTU-----

Hadi birlikte şu velede küfredelim. İlk ben başlıyorum. Sun Zhou..........Siktir Bok :D (İzlemeyen varsa gidip 1 Kezban 1 Mahmut'u izlesin asdsadasd )


Yun Che şimdi ne yapacak? Sun Zhou...... Ne yapacak? Kurtarıldığı an gözünü açıp önünde seksi erkeğini gören Mu Xiaoling hareme katılacak mı? Mu Xiaoling ne yapacak? Merak mı ediyorsunuz? Biliyorum ediyorsunuz? O zaman edin :D Ama çok etmeyin. Çünkü merak ettiğiniz şeyler biraz altta yazan sonraki bölüm yazısına tıkladığınız zaman öğreneceğiniz şeyler.

Yorum Yap "ATG 171 - DEMİR SIRTLI MAVİ KURT"