Otto Von Bismark Günceli

ATG 163 - GÖKYÜZÜ KURDU KESİŞİ

Eylül 06, 2016
Çeviren Useless – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG  163 - GÖKYÜZÜ KURDU KESİŞİ

Büyük salondan gelen muazzam ses doğal olarak dışarıdaki imparatorluk muhafızlarını alarma geçirdi. Aceleyle atılan adım seslerinin ardından onlarca gümüş zırhlı muhafız endişe dolu yüzleri ile içeri girdi. “Prenses iyi misiniz?”

“Ben iyiyim gidebilirsiniz.” Lan Xueruo onlara yandan bakıp konuştu.

“Ama…” Baş muhafız silahlarını kavramış Yun Che ve Ling Jie’ye ve parçalanmış yere baktı ardından derinden tetikte olma ifadesi takındı.

“GİDİN!” Lan Xuero’nun sesi daha heybetli bir hal aldı. “Benim emrim olmadan birazdan ne kadar büyük bir kargaşa olursa olsun içeri kimse girmeyecek!”

“Anlaşıldı!” Baş muhafız başını eğdi ve adamlarını dışarı çıkardı.

“Söylentilerdeki 1950 kiloluk büyük kılıçtan beklenileceği gibi onun gücü ve heybetli aurası göz açıcı.” Ling Yun içtenlikle övdü. O kardeşinin demin yaptığı saldırısının basit ve sıradan gözükse de muazzam bir kılıç gücü barındırdığının tamamen farkındaydı. Böyle bir saldırıyı 3.seviye Ger.ek Kaynak Alemindeki birinin karşılaması temelde mucize olarak adlandırılabilirdi.

“Hmph, o gerçekten düşündüğümden biraz daha güçlü. Ama sadece biraz.” Ling Jie  burnunu kaldırdı ve yüzünde hafife alma dolu bir bakış vardı. “Daha önceki saldırımda kılıcımı gelişigüzel salladım. Ama şimdiki saldırımı sen kesinlikle~~ kesinlikle~~ kesinlikle engelleyemeyeceksin!”

Bunları söylerken tek eliyle kılıcını gökyüzüne doğrulttu. Kılıç gücünün ışınları kılıçtan yükselerek gökyüzüne doğru hücum etti. Havada kıpırdayan birikmiş kılıç gücü olgusu çıplak gözle görülebiliyordu ve sanki dalga dalga yayılan şok edici bir dalgalanma gibiydi.

Ling Jie kılıcını hareket ettirdiğinde kılıcının ucunun üstünde kıpırdayan kılıç gücü aniden püskürdü ve ağır bir kılıç dalgası oluşturmak için sürekli iç içe geçip çakışan on binlerce kılıç siluetini yükseltti. O sanki bir fırtınanın getirdiği bir deprem dalgası gibi Yun Che’ye doğru çöktü. Kıyaslanamayacak kadar korkunç kılıç gücü sanki yeryüzünü ve gökyüzünü içinde örtebilirmiş gibi görünüyordu.

“Cennet’in Kudretli Kılıç Formasyonu – Zarif Ayaklanma!”

“Küçük Yun dikkat et!” Ling Jie bu saldırıyı yaptığı an Ling Yun kaşlarını çattı ve bilinçsizce bir uyarı vermiş gibi göründü. Ling Jie şuan başkalarından üstün olmak isteyecek bir yaştaydı. Ling Yun onun deminki saldırısının engellenmesi ve bu olayın onun ‘Prenses Ablasının’ karşısında olması yüzünden gururunun büyük bir darbe yemiş olduğunu biliyordu ama yine de ikinci saldırısında ciddi olacağını bilse de bu tekniği kullanacağını beklemiyordu. Cennet’in Kudretli Kılıç Formasyonunun herhangi bir formu kullanıldığında bırak Gerçek Kaynak Aleminde olan Yun Che’yi aynı seviyedeki uygulayıcılar bile kafa kafaya karşılarken zorlanıyorlardı.

“Düşen….Ayın…..Batan…..Yıldızı!!!”

Ağır kılıcını salladığında büyük bir yıkıcı kılıç gücü oluştu ve ağır kılıç dalgası ile çarpıştı.

Boom!!

Sanki bin yıllık bir kayaya korkunç bir dalga çarpmış gibi sağır edici bir ses çıktı ve Yun Che ve Ling Yun’un 10 adım yanındaki tüm döşemelerin anında parçalanmasına neden oldu. Anında dağılan kar taneleri gibi sayısız parıldayan kılıç silueti kör edici ışığın içinde dağıldı. Derebeyi’nin Devasa Kılıcı ilk kılıç silueti dalgasını geçtikten sonra tereyağını kesen sıcak bir bıçak gibi çılgınca ilerleyerek kalan kılıç siluetlerini de parçaladı ve ardından Ling Jie’nin kılıcı ile çarpıştı.

“N….Ne!!” Ling Jie ve Ling Yun aynı anda şok oldular. Cennet’in Kudretli Kılıç Formasyonunun 3. formu Zarif Ayaklanma aslında Yun Che’nin tek saldırısıyla kolaca bölünmüştü!

“Düşen Ayın Batan Yıldızı” Kötülük Tanrısının sanatlarının 7 formundan ilkiydi ve son derece basit bir kaynak tekniğiydi. Onun süslü veya görkemli bir kaynak tekniği efekti yada karmaşık bir çalışma yöntemi yoktu onun gücü sadece bedenin içinde aniden sıkışan kaynak enerjisinden geliyordu ve her zamankinden 10 kat daha güçlü şekilde dışarı doğru patlıyordu. O Kötülük Tanrısı’nın Sanatlarının özelliği olan “çılgınlık” ile son derece uyumluydu. —— O basitçe patlayıcı bir güçtü.

Derebeyi’nin Devasa Kılıcı ağır kılıç dalgasını dağıttıktan sonra o da sınırına ulaşmıştı. Ling Jie’nin kılıcına çarptığında darbenin arkasındaki güç neredeyse tükenmişti ama 1950 kiloluk kılıcın getirdiği ivme hiçte küçük değildi. Ling Jie darbenin etkisiyle 7-8 adım geriye itildi ve poposunun üzerine düştü.

O orada boş boş durdu ve sanki bir canavara bakıyormuş gibi Yun Che’ye baktı.

“İnanılmaz.” Ling Yun kendi kendine usulca mırıldandı. “Görünüşe göre kendisinden 7 seviye yüksek birini yendiği söylentisi biraz bile abartı değil. O aradaki bir alemlik farkla gerçekten kafa kafaya saldırı yapabiliyor….Eğer o aynı seviyede olsaydı saldırısı kesinlikle tamamen zulüm olurdu!”

Yun Che bu saldırıda tüm gücünü kullanmıştı ve kendini biraz bile tutmamıştı. Her ne kadar kaynak enerjisi tek bir Düşen Ayın Batan Yıldızı ile temelde tükenecek seviyede artık olmasa da hala kullandıktan sonra oldukça fazla kaynak enerjisini harcıyordu ve bedenindeki kan ve enerji anında köpürmeye başlıyordu. Bu köpüren enerji ve kanı bastırmak ve kendini yeterli bir duruma getirmek için 7-8 nefes zamanı harcadı ve Ling Jie’yi sakince izledi.

“Yani….sen aslında bu kadar harikaydın!” Ling Jie bu sefer biraz afallamıştı. Deminki saldırısında o sadece gücünün %70ini kullanmamıştı üstelik Cennet’in Kudretli Kılıç Formasyonundan bir form da kullanmıştı. O bu saldırının da engelleneceğini beklemiyordu…O bu saldırı alış verişinden mağlup çıkmış ve geriye itilmişti.

Eğer rakibi onunla aynı seviyede yada ondan 1-2 seviye altta olan Ruhsal Kaynak Alemi uygulayıcısı olsaydı bunu kabul etmesi mümkün olurdu. Ama karşısındaki rakibi Gerçek Kaynak Alemindeydi ve üstelik bu aleme gireli çok olmamış biriydi.

Bu vahşi bir kaplanın küçük bir kedinin üstüne saldırması ve beklenmedik bir şekilde küçük tarafından bir kenara atılması gibi bir histi.

“Peki şimdi son saldırını yap. Eğer ben bu saldırıyı da engellersem bu senin yenilgin olacak. Yenilirsen bana Patron demek zorunda kalacağını unutma!” Yun Che bedenindeki aurayı istikrarlaştırdı ve daralmış gözleri ile konuştu.

“Kaybetmek? Ben mi kaybedeceğim?” Ling Jie elindeki uzun kılıcı döndürürken yüzündeki şok olmuş ifade yavaş yavaş azaldı ve yerini eskisi gibi küçümseyen bir ifadeye bırakmıştı. “Ben senin çok yıkıcı bir şekilde yenilmenden korkuyordum bu yüzden son 2 saldırımda herhangi bir güç kullanmadım. Şimdiki saldırıyı engelleyebilecek misin görelim!”

Ling Jie konuşurken kılıcını öne doğrulttu ve bedeninde ki kaynak enerjisi açılan bir baraj kapağı gibi patlak verirken enerji kılıcın içine döküldü. Uzun kılıç büyük ölçüde titremeye başladı ve aniden bıçağının etrafında hava aklımı halkaları oluştu. Hemen ardından kılıç enerjisi dalgaları yoğunlaşıp kılıcın bıçağını sararak tüm kılıcın eskisinden en az 2 kat daha kalın gözükmesine yol açtılar.

Çevredeki hava kabardı ve Yun Che’ye hücum eden kıyaslanmayacak kadar ezici aura onun ürpermesine neden oldu. Ling Jie’nin elindeki kılıç sanki çoktan boynundaymış ve bir an sonra boğazını kesip canını alacakmış gibi hissediyordu.

Ling Jie’nin etrafındaki hafifçe fark edilebilir hava dalgaları gözükebiliyordu. Ama en şok edici şey bu hava dalgalarının düzensiz hatlara sahip su dalgaları gibi değil tıpkı havadan dışarı çıkmış olan sayısız şeffaf kılıç gibi mükemmel düz hatlara sahip oluşuydu.

Ne güçlü bir kılıç gücü….Yun Che’nin kalbindeki şaşkınlık yavaş yavaş artmaya başladı. Jasmine’nin açıklamasından sonra karşısındaki bu 15 yaşıdnaki gencin kılıç ile olan başarılarını olabildiğince yüksek tahmin etmişti ancak bu korkutucu kılıç gücünü hissettiğine hala Cennetsel Kılıç Villasından gelen bu genci küçümsediğini frk etmişti.

Ling Yun kardeşinin eylemini gördüğünde kaşları kaldırdı. Ling Jie’nin ne yapmaya çalıştığını fark ettiğinde bakışları anında sıkıştı ve alçak sesle konuştu. “Küçük Jie! Ne yapmaya çalışıyorsun! Çabuk kendini tut! Sen onu öldürmeye mi çalışıyorsun!!”

“Hey. Abi ben senin düşündüğün kadar işe yaramaz değilim. Ben bu hareketi serbestçe kullanabilecek noktaya gelinceye kadar zaten çalıştım. Onun hayatını almadan önce doğal olarak geri çekileceğim.” Ling Jie güldü ve ardından bakışlarını Yun Che’ye çevirdi. “Hmph. Madem sen benim, Genç Efendi Jie’nin onuruna laf attın o zaman ben sana ne kadar güçlü olduğumu iyice deneyimleteceğim…”

“Bu darbeyi karşılamayı dene…Cennet’in Kudretli Kılıç Formasyonu —— Güneş Delen!”

Ling Jie’nin elindeki kılıç tamamen yoğun kılıç aurası ile kaplandı ve neredeyse Yun Che’nin elindeki ağır kılıç ile aynı boyda gözüktü.

O yüksek sesle bağırıp kılıcını dışarı doğru kamçılayarak beraberinde tükenmez bir kılıç aurası getrdi ve Yun Che’nin doğrudan göğsünü doğru deldi.

Çevredeki hava çılgınca girdap gibi döndü. Şiddetle esen rüzgar dalgaları tarafından Yun Che’nin saçı ve elbiselileri büyük ölçüde kalktı. Kılıcın ucunun durduğu yerde geçici bir süreliğine ince zifiri karanlık bir uzaysal çatlak parladı.

Bu sefer on binlerce kılıç silüeti yoktu bu sefer sadece 1 kılıç vardı! Bu Ling Jie’nin tüm kılıç niyetinin toplandığı kesin öldürücü bir darbeydi!

Yun Che’nin bedeni aniden geriye çekildi ve bir kez daha ağır kılıcını kaldırdı. Bedenindeki kaynak enerji anında karışarak ellerindeki ağır kılıca toplandı ve yeniden sınırlandırılmamış bir ‘Düşen Ayın Batan Yıldızını’ kullanarak Ling Jie’nin kesin öldürücü darbesine doğru vurdu.

Boom!!

Derebeyi’nin Devasa Kılıcı üçüncü kez Ling Jie’nin kılıcı ile çarpıştı. Ancak bu sefer çarpıştıklarında Yun Che aşılmaz ağırlığa sahip bir dağın acımasızca ağır kılıcını eziyormuş gibi hissetti.

Bir anda kalınlığı yaklaşık 10 santim olan ağır kılıç bu korkunç gücün altında bükülerek alçalan bir ay şeklini aldı.

1950 kiloluk bir kılıcı bükmek için ne kadarlık bir güç gerekiyordu? Yun Che’nin tüm bedeni ve kolları büyük ölçüde titredi. Eğer Hapishane Tanrısı Sirius’un Büyük Kitabının temel aşamasını anlamamış ve ağır kılıç üzerinde güçlü bir kontrolü olmasaydı Derebeyinin Devasa Kılıcı ellerinden çoktan ellerinden dışarı uçmuş olurdu.

Ancak Ling Jie’nin kılıcının arkasındaki güç hala azalmamıştı ve beraberinde korkunç bir kılıç gücü getirerek ilerlemeye devam ederek Yun Che’nin zorla saray kapısına doğru geri itilmesine neden oluyordu.

Yun Che’nin göz bebekleri büzüştü. Kılıcının bükülmesi giderek genişliyordu ve yavaş yavaş hilal şeklini alıyordu. Tüm bedeni hızla geriye doğru itiliyordu ve ayaklarıyla sağlam zeminin içinde 2 uzun çukur oluşturmuştu ayrıca kafa kafaya karşıladığı kılıç gücü saldırısından bedeni aralıksız hasar alıyordu.

“Küçük Jie kılıcını hemen geri çek!” Ling Yun hemen bağırdı. O Güneş Delenin taşıdığı gücü açıkça biliyordu. Eğer kardeşi kılıcını çekmezse Yun Che’nin kılıcının kırılması sadece ikincil olacaktı çünkü o kesinlikle ağır yaralanacaktı ve belki de ölecekti.

“Biliyorum!” Ling Jie’nin kolu her zaman ileri uzanmıştı. Her ne kadar kavramasını bıraksa da kılıcın kontrolünü kaybetmemişti. Yun Che’nin saray kapısından dışarı itilmek üzere olduğunu görünce kendini beğenmiş bir şekilde güldü. “Hehe, şimdi ben, Ling Jie’nin ne kadar zorlu olduğunu anlıyor musun? Sen bana karşı gelmek için hala çok uzaksın.”

Ling Jie burnu havada bir şekilde konuştu ve tam kılıcını geri çekecekken kulaklarında sağır edici bir kükreme yankılandı.

“Huuuaaaaaaaaaah!!”

(Ç.N: Deli etmeyin lan adamı 😀 )

Kükremenin içinde Yun Che Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesini kullandı ve anında 10 adım geri gitti. Daha nefes bile almadan dişlerini gıcırdattı ve bakışları şiddetlendi. Derebeyinin Devasa Kılıcını havaya kaldırdı ve yaklaşan Güneş Delen’in üzerine doğru yıkıldı.

“Gökyüzü…..Kurdu….Kesişi!”

Yun Che’nin kükremesinin içinde Derebeyinin Devasa Kılıcının ucundan kükreyen bir denize benzer görkemli bir aura serbest kaldı. Anında çevredeki alan çılgınca kabarırken hava çılgınca bölünerek açıldı. Ağır kılıç aşağı doğru indiğinde kısa bir an Yun Che’nin arkasında gökyüzüne doğru kükreyen bir kurt illüzyonu parladı.

Boom!!!!!

Hapishane Tanrısı Sirius’un kudreti ile taşan ağır kılıç şiddetle Ling Jie’nin kesin öldürücü darbesi ile çarpıştı. Aniden bir enerji kasırgası patlak verdi ve gökyüzüne doğru yükseldi ayrıca ana salondaki yer döşemeler ile kiremit döşemeleri anında toz haline getirip öğüttü. Alan bile sanki yırtılmış gibi gözüküyordu.

—-ÇEVİRMEN NOTU—-

Gecikme için özür 😀 Diğer bölümde geldi tıklayın okuyun 😀

Sonuç ne oldu? Ling Yun aslında kim? Cennetsel Kılıç Villasındakiler buraya ne için geldiler? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıkalyın ve öğrenin .D

Yorum Yap "ATG 163 - GÖKYÜZÜ KURDU KESİŞİ"