Kilimanjaro Günceli

ATG 162 - 3 VURUŞ

Eylül 06, 2016
Çeviren YuusHa – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG 162 - 3 VURUŞ



Jasmine’nin kelimeleri gerçekten Yun Che’nin şok olmasına neden olmuştu. Qin Wuyou daha öncesinde Mavi Rüzgar Kanak Sarayının görünüşte oldukça değerli ve sayısız kaynak uygulayıcısının rüyasını olmasına rağmen  bu büyük tarikatların her zaman Mavi Rüzgar Kaynak Sarayını küçük gördüğünü söylemişti. Yun Che genelde bu kelimelerin bir şekilde abartı olduğunu düşünüyordu çünkü sonuçta Mavi Rüzgar Kaynak Sarayı İmparatorluk Ailesi tarafından kuruldu ve Mavi Rüzgar Kaynak Sarayı en büyük kaynak sarayıydı. Çoğu rüyalarında bile göremezdi ve onlara Mavi Rüzgar İmparatorluğunun genç neslinin en iyi kaynak uygulayıcılarının bir derlemesi de dahildi. Yani onlardan aşağı kalsa bile küçümsenmiş hissettirecek kadar çok ileri gitmiş olmamalıydı.



Ama önündeki Cennetsel Kılıç Villasından olan kişi sadece onbeşindeydi, açıkça deneyimsiz bir gençti, ama kaynak gücü doğrudan Mavi Rüzgar Kaynak Sarayındaki her bir öğrenciyi aşıyordu…. ve onları bir kaç düzine engelin arkasında bile bırakıyordu.



Bu Ling Jie’nin vücudundan Yun Che açıkça Cennetsel Kılıç Villasının ne kadar korkutucu olduğunu ilk kez hissediyordu, ve böylece bu aynı derecede ünlü tarikatların elde ettiği ne tür şaşırtıcı güçleri hayal edebiliyordu. Son derece asil olan Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının hiç ilk üze giremediğine şaşmamalı. Cennetsel Kılıç Villasından on beş yaşında bir genç çoktan Mavi Kaynak Rüzgar Sarayındaki her bir öğrenciyi aşmıştı; bu tür bir farkın gök ve yer kadar farklı olduğu söylenebilirdi.Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının Cennetsel Kılıç Villasıyla basitçe rekabet etmesi için yeterli olmadığını söylemek en ufak bir abartı ya da aşırı olmayacaktı.



Bu çocuğun ona “çok zayıf” demesine de şaşmamalıydı. Anlaşılan o ki bu ocuğun gözünde…. onun kaynak gücü sadece zayıf olarak tanımlanabilirdi.



Yun Che her zaman yüksek seviyedekilerle karşılaştı; rakipleri her zaman ondan yaşlı oldu ve daha önce hiç yenilmedi. Bu yüzden aniden bu on beş yaşındaki çocuğun onunla savaşmak istediğini duyduğunda tamamen rahattı ve kendi oğluna bir der öğretmekten farklı olmayacak bir ders öğretecek gibi hissetti. Bu çocuğun gerçekten ucube seviyesinde bir karakter olacağını asla beklemiyordu… On beş yaşında üçüncü seviye Ruh ayna Alemi. What the meow! Bu savaşın amacı ne!



(Ç.N şimdi dieceksiniz What the meow! valla bende diorum o ne 😀 bir deyim filandır heralde ama bulamadım ne zıkkım olduğunu 😀 bilen var desin bende öğreneyim :D)

Ama Yun Che zaten kelimeleri söylemişti ve kesinlikle geri çekmeye istekli değildi. Ayrıca önündeki Ling Jie’nin zaten iki eli de belindeydi Öfkeyle kuduruyordu, onu gösterdi ve konuştu: “Tamam! Bunu diyen kişi sensin! Hmph,hmph! Sadece üçüncü seviye Gerçek Kaynak Aleminde olan biri benimle yarışmaya cesaret ediyor, Seni yenip bir domuz kafasına sokmuyor muyum ve Prensesin seni görmezlikten gelmesini sağlamıyor muyum bak bakalım!”



Bu kelimeleri söyledikten sonra Ling Jie sağ elini salladı ve 7 ayak uzunluğunda bir kılıç yatay bir şekilde önünde belirdi.

Elindeki kılıçla, Ling Jie’nin aurası anında müthiş derecede değişti. Vücudundan yayılan olgunlaşmamış kıyaslanamaz şekilde keskin ve delici aura bir iz olmaksızın aniden kayboldu; tüm vücudu normalliği takip etmeyi bıraktı ve keskin bir kılıç olmuş gibiydi; ama bir kez olduğunda gökleri delecekti.

Elinde beliren kılıç çok sıradandı, ama ellerinde tuttuğunda, kıyaslanamayacak derecede uyumlu bir his verdi; kılıç ve o vücudunun ayrılmamış bir kısmı gibi tek bir varlık gibilermiş gibiydi.

Bu kılıç gücü ve kılıç niyeti Yun Che’nin kalbini şaşırttı. Sadece on beşindeydi ve böyle bir kılıç gücü ve kılıç niyeti vardı; Bu Ling Jie’nin doğuştan yeteneği basitçe evrense bir şok ediciydi. Belki de bu tamamen pislikten arınmış saf kalbiyle yaptığı bir şeydir.

Ling Jie kılıcıyla Yun Che’yi gösterdi ve hoşnut bir şekilde konuştu: “Silahını çıkar; gerçekten güçlü bir adamı ve sadece benim gibi bir dahinin Prensese uygun olduğunu bilmeni istiyorum.”

“Ling Jie, ortalığı karıştırmayı kes!” Ling Yun aceleyle ileri bir adım attı ve Yun Che’ye söyledi: “Bu Küçük Kadeş, Küçük Jie düşüncesizce hareket ediyor ve ne isterse yapıyor; kendini onun seviyesine alçaltmak zorunda değilsin. Burası imparatorluk sarayında önemli bir yer ve burada savaşırsanız, imparatorluk ailesine saygısızca davranırsınız, bu yüzden bu meseleyi unutun gitsin.”

Ling Yun’un yetenekleriyle, nasıl Yun Che’nin kaynak gücünü saptayamazdı. Ling Yun’un kelimeleri Ling Jie’yi azarlar gibi göründü, ama Yun Che, Ling Yun’un onurunu korumaya çalıştığını anladı. İkisi tüm bir alemle ayrılmıştı; gerçekten savaşmaya başlarlarsa, kesinlikle kısa süre içinde ezici bir şekilde yenilecekti. Ling Yun’un nazikliğine gelince Yun Che beğeniyle gülümsedi ve konuştu: ”Kardeş Ling’in söylediği doğru. Ama bir erkek olara bir söz tutulmalıdır; az önce Ling Jie ile karşılaşmayı kabul ettim, bu yüzden geriye yarım bir adım bile atamam.”

Ling Jie’yi kesinlikle yenemeyeceğini bilmesine rağmen Yun Che’nin vücudunda en çok hüküm süren gururdu. Kabul ettiğinden diğeri kadar iyi olmadığını öğrendikten sonra nasıl geri çekilmek isteyebilirdi; ayrıca bu durum Lan Xueruo’dan kaynaklanmıştı ve kadının önünde korumalıydı, nasıl başka bir adamdan aşağı olduğunu kabul etmek isteyebilirdi… Ve bu çocuk ondan bile gençti!

Ling Jie  aslında Ling Yun’un söyledikleri yüzünden çok hoşnutsuz olmuştu, ama bunu duyduktan sonra gözleri aydınlandı ve hemen papağan gibi tekrarladı: “Doğru doğru doğru doğru doğru! Hepimiz yetişkin erkekleriz; bir söz tutulmalı. Hızlıca silahını çıkar ve izin ver Prenses hangimizin daha güçlü olduğunu görsün!”

Yun Che ona bir bakış attı ve hafifçe konuştu: ”Ama, Kardeş Ling Yun söylediği şeyler kesinlikle doğru; burası imparatorluk sarayınca önemli bir yer, ve elerimizi karşılaştırmamız için uygun bir değil. Nispeten daha ‘nazik’ bir yöntemle değiştirmeliyiz…Mn, bunu yapmamıza ne dersin, Tesadüfe bak bir kılıç kullanıyorsun gibi görünüyor. Bende bir kılıç kullanıyorum. Üç vuruşluk bir güç gösterisi hakkında ne düşünürsün? Tüm gücünle üç vuruşluk bir güç gösterisi; bu çok zahmetli olmaz ve kesinlikle kesin bir kazanan çıkar. Küçük Kardeş Ling Jie cesaretin var mı?”

“Cesaretin var mı” sadece bir tabir doğrudan Ling Jie’nin kibrini kışkırttı:

”Hmph hmph,çok zayıf olan Gerçek Kaynak Alemindeki birine karşı seni göremesem bile neden cesaret edemeyeyim? Üç vuruşluk güç gösterisi? Bu tamamen gereksiz!  Bir vuruşlar Dizlerinin üzerine çökene kadar seni yeneceğim!”

“Tch!” Yun Che dudağını küçümseyerek kıvırdı: ”Övün ama dilinin bükülmesinden korkma…bu yüzden ben, abin, sana bir ders vereceğim; sürekli olarak bir yetişkin olduğunu iddia ettiğinden , dediklerinin sorumluluğunu almalısın. Bir vuruşla beni yere serene kadar yenebileceğini öttün. Ama beni bir vuruşla yenemezsen ne olacak, ve bunun yerine üç vuruşun hepsi benim tarafımdan bloklanırsa ne olacak?”

Ling Jie bir anlığına genişçe baktı daha sonra çılgınca gülmeye başladı: ”Hahahahah, bu nasıl mümkün olabilir! Sen çok zayıfsın: seni tek vuruşta yenemezsem adım tersten okunacak! Ve üç vuruşumun hepsini bloklarsan benim…b-b-b-benim adım Ling Jie olmayacak”

Yun Che’nin ağzının kenarı seğirdi ve küçümseyici bir ifadeyle konuştu: ”Hmph, bunun gerçekten hiç önemi yok.Küçük Ling Jie, benimle bir bahse girmeye cüret edebilir misin? Üç defa vurursan ve karşılamayı başaramazsam daha sonra sonunda Prenses senle evlenmek isterse sana zorluk çıkarmayacağım. Vuruşlarının üçünü de tamamen bloklamayı başarırsam, hmm…benim küçük kardeşim olmalısın. Sadece beni Patron olarak çağırmayacaksın, Patronundan gelen tüm emirleri de dinlemelisin! Ne düşünüyorsun? Cesaretin var mı? Cesaretin varsa hadi kapışalım. Sadece cesareti olmadan övünen bir kişiysen tsk tsk, o zaman sadece bunu unutalım gitsin, nasıl olsa seninle kapışmak için çok tembelim.”

Bu bahisteki kazanma ya da kaybetmenin sonuçları açıkça eşit değildi. Ling Jie kaybederse, Yun Che’nin küçük kardeşi olmak zorunda kalacaktı, ama Yun Che kaybederse… Eğer biri Ling Jie’nin aklından geçen hoş düşünceler hakkında biraz bile düşünse sadece boş kelimeler olduğunu fark edecekti. Ve Yun Che’nin son bir kaç kelimesi onu fazlasıyla kışkırtmak içindi. Ama Cennetsel Kılıç Villasından nadiren çıkan Ling Jie için bu oldukça etkiliydi. Düşünmeden kabul etti:

” Niye cesaret edemeyecekmişim?! Sana yenilirsem bırak sadece küçük kardeşin olmayı oğlun olmak bile bir sorun olmayacak.”

“Öhöö öhöö…” Ling Yun şuanda biraz endişeliydi. Yun Che’nin yanına yürüdü ve sadece onun duyabileceği bir ses kullandı: “Küçük kardeş bir ölçüde bu durumun farkında olmayabilirsin. Küçük Jie genç olmasına rağmen kaynak gücü Ruh Kaynak Aleminde. Bu savaş senin için adil değil, bu yüzden…Lütfen dikkatli ol ve yeniden düşün.”

“Uyarısı için Kardeş Ling’e teşekkür ederim.” Yun Che belirgin bir şekilde ona gülümsedi.

Sıradan yanıtı Ling Yun’u hafifçe şaşırttı. Bu yanıt Yun Che’nin açıkça Ling Jie’nin kaynak gücü seviyesini zaten bildiğini gösteriyordu, ama hala onunla bu tür bir kumar oynamak istiyordu. Ling Yun’un kaşları biraz oynadı ve bir daha konuşmadı.

“Başlayalım.”

Yun Che, Ling Jie’nin önünde durdu. Konuştuğu gibi Derebeyi’nin Devasa Kılıcı hiç yoktan belirdi. Kabzasını iki eliyle de kavradı ve kılıcın gövdesi aşağı çöktü, bir ‘boom’ sesiyle yere çarptı. Çarpma yerinden üç adım çevresi anında parçalandı.

Aynı anda Derebeyi’nin Devasa Kılıcından ve Yun Che’nin vücudundan bir dağ kadar ağır bir aura yayıldı, tüm Mavi Bulut Salonuna yayılırken herkesin nefes alışı ağırlaştı.

“Ağır Kılıç!?” Yun Che silahı çıkarttığı gibi Ling Yun şaşırdı ve Yun Che’nin yaşını ve kanak gücünü hesapladı. “Sen imparatorluk şehrindeki herkesin hakkında  konuştuğu Kaynak Sarayının dahisi Yun Che olabilir misin?”

“Doğru.” Yun Che onayladı.” Ben Yun Che . Kardeş Ling Yun gerçekten adımı biliyormuş.Oldukça onur duydum.”

“Haha, Küçük Kardeş Yun çok mütevazi oluyorsun.” Ling Yun sıcak bir şekilde gülümsedi. ”Küçük Jie ve ben imparatorluk şehrine geldikten sonra, gittiğimiz her yerde seni tartışan insanları duyduk. Bir kaç bin kilogram ağırlığındaki bir ağır kılıcı kontrol edebildiğini ve senden yedi seviye yukarıdaki bir rakibi yenebildiğini duyduk. Bu gerçekten birini şaşkına çeviriyor ve tüm bu süre boyunca seninle bir fırsatını bulup şahsen karşılaşmak istedik. Küçük Kardeş Yun ile burada karşılaşacağımızı hiç düşünmezdim, bu gerçekten talih.”

“Oooh, demek sen Yun Che çıktın!” Bu Ling Jie açıkça imparatorluk şehrinde Yun Che hakkında bir kaç rivayet duymuştu.Küçümser bir şekilde ağzını büktü: ”Sen sadece Gerçek Kaynak Alemindesin ama diğerleri seni gerçekten bir dahi olarak çağırıyor. Seni bir dahi olarak çağırmak biraz fazla değersiz olmuyor mu?… Bu genç efendi hemen sana gerçek bir dahi olmanın anlamını öğretecek… Al bunu!”

Ling Jie kısık bir homurdanma yaptı, ileri bir adım atıp uzun kılıcı kaldırdı ve aşağıya indirdi… Bu oldukça basit bir vuruştu; bir kılıç nasıl sallanır bilen bir çocuk bile bunu yapabilirdi. Ama bu tür oldukça basit bir hareket bile, Ling Jie aşağı indirdiğinde aşağı yukarı şaşırtıcı bir kılıç gücü taşıyordu. Düz emsalsiz kılıç akıl almaz yüksek bir frekansla titredi ve durmadan yükselen bir devasa güç Yun Che’nin göğsüne çarptı.

Yun Che birbirlerine karşı üç defa vurmayı teklif ederken açıkça hafif kılıcın eksiklerine karşı ağır kılıcın avantajlarını kullanmaya çalışıyordu. Çünkü bu bir güç gösterisiyse sonuçta aynı koşullar altında hafif kılıç ağır kılıçla yarışamayacaktı. Ek olarak Budha’nın Muhteşem Yolu kullanıcısının gücüne bin dokuz yüz elli kilogram ihsan ediyor; bu tip  yarışmada, kendinden tüm bir alem yukarı olan biriyle karşılaşsa bile en azından üç vuruş ayakta kalabilmeli.

Ama şaşırtıcı bir kılıç gücü üzerine saldırdığında Yun Che’nin ifadesi biraz değişti.

Ling Jie çok genç, biraz rekabetçi ve çok planlamayan biriydi… Neredeyse hiç düşünmedi, bu yüzden düşüncelerini tahmin etmek çok kolaydı. Yun Che ilk vuruşu çok ciddi olmayacak diye tahmin edebilirdi; gücünün en fazla yüzde 50 ya da 60’ı, bu yüzden ilk vuruşunda kesinlikle kendini geri tutacaktı; hiç bir kaynak tekniği kullanmayacaktı ve sadece gücünün yaklaşık yüzde yetmişi olacaktı.

Kesinlikle, Ling Jie’nin ilk vuruşu hiç güç içermiyordu ve onun görüşünden bakılırsa belki de gücünün yüzde kırkını bile kullanmayacaktı bırak yüzde eli ya da altmışı. Ama bu sıradan dalganın gücü dönen bir dalga gibiydi ve direnmek imkansızdı.

“Haah!!”

Yun Che aslında gücünün yüzde yetmişini kullanmayı planlamıştı, aniden biraz bile geri tutmaya cesaret edemedi. Kısık bile homurtuyla Evil Soul açıldı ve vücudundaki kaynak gücü dönmeye başladı. Ağır kılıcı sallayarak gücünün yüzde yüzü ile vurdu. Ağır kılıç yol aldığı gibi neredeyse bir fırtınaya benzeyen ıslık sesi geldi.

Bang!!!!

Ağır kılıç ve hafif kılıç bir sezgi izi bile olmadan çarpıştı ve devasa ağır kılıcın gücü ve yükselen kılıç gücü aniden dışa doğru patladı. Bir kaynak gücü fırtınası ikisi arasında aniden oluştu daha sonra ikisi de dışa doğru aynı anda uçtu.

Ling Jie geriye bir kaç adım attı ve şaşırmış bir ifadeyle Yun Che’ye baktı:

”Ah? Gerçekten… Gerçekten engelledin mi? Oh…. Beklediğimden biraz daha güçlü görünüyorsun. Şimdi biraz daha ciddi olmak zorundayım gibi görünüyor.”

Yun Che neredeyse on metre geri uçtu. Yüz ifadesi sakindi ama kalbinde azgın dalgalar atıyordu… Jasmine’nin söylediği doğruydu. Bu velet kesinlikle basit bir Ruhsal Kaynak Aleminin üçüncü seviyesinde biri değildi; genç olmasına rağmen elde ettiği kılıç büyük bir usta olarak kabul görülebilirdi! Kesinlikle kendinden bir kaç seviye yüksek kişilerle kolaylıkla savaşmayı başarabilecekti..

Onunkinden tüm bir alem aşağıdaki kaynak gücüyle üç vuruş almak ağır kılıcın avantajıyla bile kıyaslanamayacak şekilde zor olacaktı.

(Ç.N Şimdi gelelim bomba habere beyler ve bayanlar ben YuuSHa normalde wgo forsaken usaw ve TDG çevirecektim ancak benim PC bozulmaya başladı bu bölümün çevirisini bin bir güçlükle yazdım her paragrafı yazıp eksik kalan harfleri geri dönüp tamamlamaya çalışıyorum bastığım tuşlar bir çok defa işlemiyor 😀 6. yılına girdi iyi dayandı bu zamana kadar 😀 her neyse hal böyle olunca çeviriler iyice sıkıntı vermeye başladı yeni bir PC alana kadar çevirilerim askıya alınmıştır çevirmek isteyen varsa Orkun (USELESS) ile konuşup bu serileri alabilir. Çevirmen YuuSHa emekliliğine ayrılıyor gerçi hoş maaşta vermediniz emeklilikte olmaz 😀 malum ne emekli ikramiyesi olacak ne emekli maaşı 😀 yeni bir PC alana kadar çeviri yapmaya resmen bu bölümle beraber bırakıyorum kendi serilerimden birinde yazacaktım ama ATG ATG diye tutturduğunuz için ATG çevirisine yardım edeyim dedim iki bölüm atg benden size veda hediyesi güle güle okuyun. Hadi sağlıcakla ßß.Orkun knk benim serileri askıya alınanlara taşımayı unutma 😀

YuuSHa)

Yorum Yap "ATG 162 - 3 VURUŞ"