Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 16

Eylül 01, 2016


Genç Lider Xiao Ölümünü Arıyorsun
Çeviri için Useless, kontrol / düzenleme için Wertyul  arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

“Eh? Kardeş Yulong? Sorun nedir?” Xiao Che paniğe kapılmış bir şekilde ayağa kalktı.

Xiao Yulong tamamen sert ve çirkin bir şekilde gülümseyerek elini sallayarak elinde ki kadeh parçalarını dağıttı. “Bir şey yok. Dikkatli değildim ve gücümün kontrolünü kaybettim.”

Xiao Yang’ın ifadesi de Yulong’dan iyi değildi. Ölü böcek yemiş biri gibi gözüküyordu. Yulong’un sözlerini duyduktan vakit kaybetmeden “Biliyorum. Kesinlikle büyük kardeş Yulong kaynak gücünü bir üst seviyeye taşıdığı için oldu. Kaynak gücündeki artışlardan sonra bazen güç kontrolden çıkabiliyor.” Dedi.

“Demek öyle.” Xiao Che aniden fark etmiş gibi görünüyordu. Daha sonra hızlıca “Büyük kardeş Yulong demek yeniden bir seviye geçtin. Tebrikler. Duyduğum kadarı ile 3 ay önce 3.seviye başlangıç kaynak alemine geçtiğini duydum. Sadece 3 ay geçmesine rağmen yeni bir geçiş yaşadın. Boşuna bizim neslin yıldızı değilsin. Sanırım büyük kardeş Yulong’dan başka kimse seçilmeyecek.” Dedi..

Xiao Yulong’un yüzü seğiriyordu. Güçlükle kalbindeki hisleri bastırıp zorlama bir gülümsemeyle “Kardeş Xiao Che bana iltifat ediyor. Ama doğru yeni bir seviyeye çıktığım için gücüm dengesiz. Derhal stabilize etmem gerekiyor. İzin verirsen onunla uğraşacağım.” Dedi. (Ç.N: sinirlendi çocuğu kovdu bildiğin :D)

“Sorun değil. Sorun değil. Tabi ki büyük kardeş Yulong’un gücünü stabilize etmesi daha önemli. Sana daha fazla rahatsızlık vermeyim. Bugün ki davetin ve misafirperverliğin için teşekkür ederim. Birkaç gün sonra büyük kardeş Yulong birlik tarafından seçildiğinde ilk ben kutlayacağım.”

Bunu dedikten sonra Xiao Che kibarca ayrıldı. Xiao Yang da onunla ayrılıyormuş gibi yaptı ama Xiao Che uzaklaştıktan sonra hızlıca geri döndü. İçeri girdiği anda Yulong’un kasvetli ve korkutucu ifadesini gördü.

“Büyük kardeş…… bu şey hakkında…” Xiao Yulong’un ifadesini gördüğünde zorlukla yutkunup konuştu.

“AHHHHHHH” Yulong sanki delirmişçesine feryat etti. Masanın üzerindeki her şeyi devirdi. Her şey kırıldıktan sonra masaya tekme atarak kırdı. Elini tüm gücüyle sıkıyordu sinirden ve kıskançlıktan gözleri alev gibi yanıyordu. Ağzından alçak bir ses kaçtı. “Bana demedin mi….Xia Qingyue…..asla Xiao Che’ye kendine dokundurtmaz diye. O beş para etmez herif…”

Yulong nadiren sinirlenirdi. Şuan ki durumu Xiao Yang’ın tüm vücudunun korkudan uyuşmasına neden olmuştu. Panikle “Şey olmalı. Şey olmalı. Xiao Che yalan söylemiş olmalı. Xia Qingyue ona aşık olmuş olamaz.” Dedi.

“Saçmalık!” Xiao Yulong bağırdı. “O atık parçası hakkında bilmediğim bir şey var mı? Bana yalan söyleyebileceğini mi düşünüyorsun? Benim nasıl biri olduğumu sanıyorsun.”

Xiao Che’yi 16 yıldır tanıyordu ve onu kendi eli gibi tanıdığına inanıyordu. (Ç.N: bu yeni modeli başkan diğer dünyadan reankarne oldu. ). O Xiao Che’nin davranışlarının gözünden kaçmayacağına çok fazla inanıyordu. Xiao Yang ona soru sorduğunda davranışlarında ya da ifadesinde kurnazlık belirtisi yoktu. (Ç.N: Hafife almayın bu reyisi çok efsanedir severim keratayı. )

Xia Qingyue elde etmek için kendine söz verdiği kadındı. Bu evliliğe izin vermesinin tek sebebi engelleyemeyecek olmasıydı. Xia Qingyue Xiao Che ile evlense bile kendini ona vermeyeceğine inanıyordu. Ama bunun yerine evliliklerinin 2.günü Xia Qingyue çoktan kendini Xiao Che’ye vermişti.

Kalbindeki öfke kıskançlıkla birlikte neredeyse göğsünü patlatacaktı.

Xiao Yang ayakta bekliyor yüksek sesle nefes almaya bile cesaret edemiyordu. Geçmişte Yulong’un gelecekteki klan lideri olması planlanmıştı. Her zaman ona sadıktı. Şimdi Yulong birlik tarafından alınacaktı artık hiç bir şey demeye cesaret edemezdi.

Uzun süre sonra Yulong hala ağır nefesler alıyordu. Ne kadar büyük bir darbe aldığı belliydi. Aniden derin bir sesle “Xiao Che buradan ayrıldıktan sonra nereye gitti?” Dedi.

“Doğu… Doğu avlusuna gitti. Belki de… Belki de mutfak bölgesine gidiyordur.” Xiao Yang büyük bir özenle yanıtladı.

“Her zaman Xia Qingyue’ın son derecede harika cilt ve yeteneğe ayrıca haysiyete ve diğer kadınlarla karşılaştırılamayacak kadar bir mesafede olduğunu düşünüyordum. Xiao klanının en küçük görünen üyesiyle ilgileneceğini ummuyordum.”

Xiao Yulong soğuk bir kahkaha attıktan sonra ellerini şiddetle sallayarak evin dışına doğru yürüdü. Xiao Yang tam onu yakalamaya giderken aniden nereye gittiğini anlayıp hareketsiz kaldı. Daha sonra alnından soğuk terler akmaya başladı. (Ç.N: bölümün sonu desem iyi söverdiniz dimi 😀

Xiao Che Yulong’un evinden ayrıldıktan sonra normal şekilde mutfağa gidip kahvaltılık aldı. Daha sonra yavaş yavaş Xiao Lingxi’in evine doğru yürümeye başladı. Eğer yakında biri olsaydı kendi kendine konuştuğunu duyabilirlerdi. “Xiao Yulong aceleyle benim evime doğru gitmiştir değil mi? Merak ediyorum karıcığım Qingyue onun bir bacağını mı kıracak? Belki ikisini de kırar. Hmmm yada üç mü?…” (Ç.N: vurguladım görüyoruz bu çocuktan korkulur daha neler yapacak neler okumaya devam 😀 )

Xiao Che Xiao Lingxi’in evine ulaştığında kapı kilitliydi. Kapıyı çalıp “Küçük hala. Sana hafif bir kahvaltı getirdim.” Dedi.

Kapı açıldı Xiao Che içeri girdikten sonra kapıyı bang sesiyle birlikte kapadı.

Xiao Lingxi masaya yayılmıştı. Çenesinin altına ellerini yerleştirmiş, göz kapakları sarkık bir şekilde dinlenmeye çalışıyordu. Yorgun ve moralsiz bir görünümü vardı. Kahvaltıyı masaya koyduktan sonra Xiao Che onun yüzünün önünde birkaç kez el salladı ardından “dün gece iyi uyumadın mı?” Diye sordu.

“Unnngh” Xiao Che’nin “dün gece” demesiyle birlikte yüzünü avuçlarıyla kapattı. “Hala dün gece hakkında mı düşünüyorsun. Xia Qingyue gelip battaniye bırakmış. Her şeyi görmüş olmalı. Ne yapacağız. Ne yapacağız. Onu görmeye utanıyorum.”

“Bu o kadar kötü değil. Değil mi?” Xiao Che onun yanına oturdu. Gülümseyerek “rahat ol. Sen benim küçük halamsın. Birbirimize sokularak uyumamızda ki sorun ne?” Dedi.

“Tam olarak senin küçük halan olduğum için.” Xiao Lingxi sanki çıldırmışçasına kafasını salladı. ” Ayrıca… tüm gece boyunca…. Senin…senin elin… benim…benim… sob sob o kesin her şeyi gördü. Her şeyi birine anlatırsa ne yapacağım. Ne yapacağım.”

“Sakin ol kimseye anlatmaz. Ayrıca sen benim küçük halamsın. Uyurken yanlışlıkla senin göğsüne dokunmamın bu kadar büyütülecek neyi var?” Xiao Che sakin bir şekilde açıkladı.

“Sen. Sen. Sen. Daha fazla konuşman yasak.” Xiao Lingxi başını daha hızlı salladı. Tüm yanakları kıpkırmızı olmuştu. Dün gece öyle davranmasının nedeni karanlıkta yalnız olmaları ve duygularında karışıklık olmasıydı. Eskiyi düşündükçe buna daha çok inanıyor ve delirmiş olduğunu düşünüyordu.

“%100 eminim. Görse bile kimseye söylemez. İlk olarak senin düşündüğün gibi düşündüğünü sanmıyorum. Hadi kahvaltını yap yoksa soğuyacaklar.” Xiao Che onu hafif bir gülümsemeyle teselli etti. Aynı şeyi düşündüklerinde kadınların kalbi kesinlikle erkeklerinkinden farklıydı.

“Oh.” Xiao Lingxi sonunda avucunu yüzünden çekip ağlayan gözlerle yemeğini yedi.

Xiao Che’nin beklediği gibi Xiao Yulong o ayrıldıktan sonra onun evine gitmişti. Yulong içeri girdiği anda Xia Qingyue’yi avlunun ortasında ayakta durduğunu gördü.

Xia Qingyue avlunun ortasındaki nar ağacının altında elini havaya kaldırarak duruyordu. İfadesi sakin ve ciddiydi belliydi ki kaynak gücünü sessizce geliştiriyordu. Omuzlarından aşağı inen saçı sabah aydınlığında yumuşak ve parlak gözüküyordu. Güzel yüzündeki ince ve düzgün kaşları sanki iki tane hilal ay gibiydi. Gözleri kristal gibi parlaktı. Üzerine giydiği kırmızı elbise vücut hatlarını ve güzel beyaz yeşim taşı gibi cildini gösteriyordu.

Bu Yulong’un kişisel alanında ilk kez Xia Qingyue’u görüşüydü. Çok şaşkındı ve tüm dikkati önündeki güzel sahnedeydi. Sanki dünyanın geri kalanı göz açıp kapayıncaya kadar rengini kaybetmişti.

Yulong’un gelişini fark ettiğinde Xia Qingyue’in duruşu değişmedi. Sakin bir sesle “Xiao Che burada değil.” Dedi.

Sesi soğuk ve ilgisiz olsa da bir peri gibi tatlı ve rahatlatıcıydı. (Ç.N: Sen abayı fazla yakmışsın müdür ). Yulong’un aklı başına gelse de sersemlemiş ve aşık bakışlarını bastıramıyordu. Hafifçe Xia Qingyue’ye doğru eğilip gülümseyerek “Merhaba bayan Xia. Ben Xiao Yulong. Xiao Che’nin büyük kardeşiyim.” Dedi.

Xia Qingyue aşırı soğuk ve kibirli biri değildi. Karşısındakinin hafif dili saygılı duruşu ve sesi ona bakmasına neden oldu. Xiao Yulong’un adını da duymuştu. Sonuçta o bu nesildeki Xaio klan liderinin oğluydu. Ona bakıp kibarca cevap vermek isterken Yulong’un gözündeki aşık bakışı ve müstehcen arzuları gördü. (Ç.N: Merhumun ruhuna el Fatiha 😀 )

Aniden kaşları seğirdi. Önceki iyi niyeti ve saygıyla cevap verme isteği anında nefrete dönüştü. Xiao Che onu edepsiz ağzı ve kaba elleriyle öfkelendirse de en azından onun gözlerinde böyle iğrenç arzular görmemişti. Öte yandan Xiao Yulong….

Çok soğuk bir sesle “Xiao Che burada değil.” Dedi.

Xia Qingyue’un yüzündeki soğuklukta Yulong bir inançsızlık görüyordu. Başını salladıktan sonra “Bu gerçekten çok kötü oldu. Ama sizin hakkınızda birçok şey duydum. Sizi görmek bu yolculuğa değdi.” Dedi.

Konuşurken Yulong’un hareketleri,yüz ifadesi, görünümü ve sesi. Hepsi cazibesini göstermek mükemmel bir duruma dönüştü. Xiao Che’den binlerce kat güçlü olduğuna emindi. Xia Qingyue Xiao Che’ye aşık olsa bile bir şey yaparsam bana nasıl karşı koyabilir diye düşünüyordu. (Ç.N: yorumlarda cenaze namazına duralım beyler bu çocuk ölmek istiyor.)

“Şuan antrenman yapıyorum. Ziyaretçi kabul etmediğim için beni affedin.” Xia Qingyue’un gözleri sakin olsa da sesi bir sıkıntı taşıyor gibiydi.

Gerçekten güzel bir kadın kalbi ısıtır ve duruşu ve ifadeleri ile göze zevk verirdi. Xia Qingyue’u görmek onu daha arzulu yapıyordu. Kalbindeki kıskançlık gittikçe daha da artıyordu. Peri gibi olan biri klanın çöpüyle evleniyor ve daha kötüsü o domuza aşık oluyordu. Bu kesinlikle affedemeyeceği bir şeydi.

“Bayan Xia’nın bu yıl 16 olduğunu duydum ama çoktan 10.seviye ilk kaynak alemindesiniz Ben her zaman size hayran olmuştum. İnanıyorum ki benim yaşıma geldiğinizde benden güçlü olacaksınız. Ancak her ne kadar 10.seviye temel kaynak alemi ile 1.seviye başlangıç kaynak alemi arasında 1 seviye olsa da yolu bilmeden geçmesi oldukça zor. Her ne kadar yeteneğim sizinkiyle kıyaslanamayacak olsa da yine de temel kaynak alemini geçmemden dolayı tecrübe sahibim. Bayan Xia biraz eğitim maçı yapsak nasıl olur?”

Konuşmayı bitirdikten sonra gülümseyerek yürümeye başladı. Elleriyle Xia Qingyue’nin karlı eline ulaşmadan kaynak gücünü topladı.

Xia Qingyue şaşırtıcı derecede yetenekli olsa da hala ilk kaynak alemindeydi. Xiao Yulong 3. seviye başlangıç kaynak alemindeydi ve Xia Qingyue’ya öğretecek nitelikleri vardı…. En azından bu onun inandığıydı.

Yulong’un gözlerindeki arzunun yanında birde yanına gelmeye çalışmasıyla Xia Qingyue’ın güzel gözlerinden aniden mavi bir ışık parladı. Aniden elini Xiao Yulong’un olduğu yöne doğru itti.

Xia Qingyue’un beklenmedik bir şekilde yeşim taşı benzeri ellerini ileri doğru uzatmasıyla birlikte Yulong mutlu bir ifade takındı. Tam onun yanına giderken karşı konulmaz bir güç tarafından midesi ezilmeye başladı. Ses bile çıkaramadan vücudu geriye doğru uçmaya başladı. Yere düşüp başını çarptığında 2 dişi çoktan kırılmıştı.

Xiao Yulong’un statüsü Xiao klanı içinde oldukça yüksekteydi. Eğer bir kadın Xiao klanından biriyle evlenmişse bile cinsel tacize uğradığında ondan güçlü bile olsa zarar vermeye cesaret edemezdi. Ancak Xia Qingyue’ın arkasında ne vardı? Arkasında donmuş bulut asgard vardı. Eğer onu ölesiye dövse bile donmuş bulut asgardın öğrencisi olduğu öğrenildiğinde Yulong’un gülümseyen bir yüzle özür dilemesi gerekirdi.

————————–ÇEVİRMEN NOTU————————–

Oldu mu 3 bölüm. Bu bölümler yerine 6 bölüm thief atardım rahat 😀 hem günde 2 thief atıp hem atg çevirmek zor oluyor 😀


Xia Qingyue ne kadar daha Yulong’u dövecek? Xiao Che ne zaman geri gelecek? Bu manzarayı görecek mi? Görecekse ne diyecek? Dese bile karısını durdurabilecek mi? Bu birlik üyeleri ne zaman geliyor? Xia Qingyue Xiao Che’ye bu konu hakkında ne diyecek? Hepsi için bekleyin okuyun öğrenin

Yorum Yap "ATG 16"