Otto Von Bismark Günceli

ATG 158 - “MEDİKAL AZİZ”

Eylül 06, 2016
Çeviren: Aiktu – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG 158 – “MEDİKAL AZİZ”

İkinci günün sabahı, Yun Che, Lan Xueruo’yu İmparatorluk Sarayına kadar takip etti.

Bu onun hayatında ilk defa imparatorluk sarayına girişiydi. Yun Che, az çok etrafındaki bu gösterişten dolayı daraldığını hissetti. İmparatorluk sarayının mimarisi de doğal olarak şatafatlıydı, her tarafta güneş ışığı altında parlayan altın rengi fayanslar vardı ve direk Yun Che’nin gözlerini kamaştırdı.

Lan Xueruo hala gösterişsiz giyinmişti. Dışarda’ki insanlar tarafından fark edilmezdi ama imparatorluk sarayının içinde kim imparatorluk ailesinin prensesini tanımazdı ki. Geçtiği her yerde, her bir muhafız ve saray hizmetçisi onu gördüğü her an hemen eğilerek selamladı ve ona saygıyla ‘Prenses Cang Yue’ diye seslendiler. Lan Xueruo’nun yanında yürüdüğü zaman Yun Che ne kıyafetini değiştirmişti nede görünüşünü gizlemişti. Veliaht prensin ve üçüncü prensin imparatorluk sarayının içerisinde bir çok gözü vardı, Onun Lan Xueruo ile imparatorluk sarayına girdiği çok geçmeden veliaht prens ve üçüncü prens tarafından öğrenilecekti, fakat Yun Che bu konuyu pekte takmıyordu. Tersine, eğer Yun Che görünüşünü değiştirseydi  ve Prenses Can Yue nin tanınmadık birini İmparatoru görmesi için getirdiği haberi yayılsaydı, veliaht prens ile üçüncü prens bu kişiyi araştırmazlardı ama büyük ihtimalle Lan Xueruo yu rahatsız ederlerdi.

İmparatorluk sarayı kocamandı. Lan Xueruo yürürken bir taraftan da Yun Che’ye imparatorluk sarayının önemli yapılarını tanıtıyordu. Farkına varmadan büyük ve heybetli imparatorluk sarayına vardılar

“İşte babamın malikanesine geldik.”  Lan Xueruo hafif gergin bir ifadeyle söyledi. Sanki ailesine sevgilisini getiren normal bir kız gibiydi ve ailesinin onayını alamayabilirmiş gibi gergindi.

Saraya gelen geçidin her iki tarafında göletler vardı, göletlerin içinde ki yeni açmış lotus çiçekleri, temiz bir suyun içindeki dalgalar gibiydi. Yeşil söğütler su kenarına hafifçe değiyordu ve lotus yaprakları rüzgarla birlikte eğilmişti, hafif bir tatlılıkla hava yayılıyordu.

“Hm, Hadi içeri geçelim.” Lan Xueruo’ya kıyasla Yun Che beklenmedik şekilde çok sakindi.

Lan Xueruo önden yürüyerek Yun Che’ye İmparatorun odasına kadar eşlik etti. Kapıdan içeri girdilerde, göğsüne kadar sakalları olan gri cübbeli yaşlı bir adamın onlara doğru yürüdüğünü gördüler. Bu ihtiyar adam açıkça çok yaşlıydı ama sakalları ve saçı simsiyahtı, bu da gösteriyordu ki sağlığına dikkat eden bir uzmandı. Yun Che ondan uzakta olmasına rağmen hafif bir ilaç kokusu alabiliyordu.

Bu ihtiyar adamın  arkasında iki hizmetli onu takip ediyordu, her ne kadar onlar sadece hizmetli olsa da, gözlerinin derinliklerinde, kibirleri açıkça görülüyordu—— imparatorluk sarayında olmalarına rağmen.

Bu ihtiyar adamı gördüğüm zaman Lan Xueruo nun adımları durdu, hemen onları karşılamak için onlara doğru yürüdü ve tevazu ile selamladı. “Üstat Gu, gelmişsiniz. Babamın durumu nasıl?”

Lan Xueruo nun hareketleri Yun Che yi hayretler içinde bıraktı. Bu ihtiyar adamın giyiminden İmparatorluk ailesinden olmadığı belliydi ama Lan Xueruo prenses kimliğine sahip olmasına rağmen beklenmedik şekilde o ilk olarak karşıladı ve hatta basit bir selam bile verdi… Lan Xueruo ‘ Üstat Gu’ der demez, Yun Che’nin kaşları hafifçe hareket etti, hemen birilerini hatırladı.

“Demek sizdiniz Prenses hazretleri.” İhtiyar adam bir kıkırdama ve güler yüz ile sırayla selamladı. “Bu sabah, İmparatorun çağrısını aldım bu yüzden bir bakmak için geldim. Geçen gece, hava soğuktu ve buda imparatorun biraz üşütmesine neden olmuş, şu anlık önemli bir şey yok. Fakat imparatorun yaşam damarlarına gelirsek…Ah(iç çekiyor burada), lütfen bu ihtiyarı bu beceriksizliği için affedin, Henüz bununla baş edebilmek için bir yol bulamadım.”

“Üstat Gu, lütfen böyle konuşmayın, babamın yaşam damarları zaten iyileştirilmenin ötesinde zarar görmüştü ve dünya da bunun tedavisi de yok. Eğer babam Üstat Gu’nun bakımı altında olmasaydı, korkarım ki… Kısacası, Üstat Gu kendisini suçlamamalı. Chan Yue tekrardan Üstat Gu’nun nezaketine teşekkür ediyor.” Lan Xueruo saygıyla söyledi.

“Prenses Cang Yue böyle söyleyerek bu ihtiyarı fazlasıyla methediyor. Majesteleri, lütfen rahat olun , bu ihtiyar, İmparatorun sağlığını korumak için elinden gelenin en iyisini yapacak… İmparator şuan odasında istirahat ediyor, eğer majesteleri imparatoru görmek istiyorsan o zaman hemen gidin, bu ihtiyar şimdi ayrılmalı.”

“Kendinize iyi bakın Üstat Gu.”

İhtiyar adam elinde bir ilaç kutusu taşıyordu ve hizmetlileriyle uzaklaşıp gittiler. Lan Xueruo gözleriyle onlar ayrılana kadar onları takip etti, birisi onun bu ihtiyar adama karşı ne kadar saygı duyduğunu görebilirdi. İhtiyar adam epey bir uzaklaştıktan sonra bakışlarını tekrar Yun Che ye çevirdi. “O daha önce de bahsettiğim Üstat Gu, birkaç yıldır babamı hastalığı ile o ilgileniyordu. Babamın bu zamana kadar  mücadele edebilmesi Üstat Gu sayesindeydi.”

“Onun tıbbi uzmanlığı bu kadar sağlam mı?” Yun Che eliyle çenesini tutarken sordu.

“Üstat Gu Qiuhong şuan yüz altmış yaşında. ‘Medikal Aziz’ unvanına sahip biri olarak kendisinin tıbbi uzmanlığı kesinlikle Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehrinde bir numara. O halk tarafından bir numaralı dahi doktor olarak tanınır. Dahası Üstat G unun sadece tıbbi uzmanlığı iyi değil aynı zaman da kaynak girişlerini açma sanatını da biliyor,  Ayçiçeği çiği, Boş Tohum ve Kalp Kapısı kaynak girişlerini açarak kaynak geliştiricilerine yardım edebiliyor. Üstat Gu tarafından kaynak girişinin açılması Mavi Rüzgar İmparatorluğunda ki herkesin hayalidir. Hatta Dört Büyük Tarikatta bu sebepten ötürü Üstat Gu ya çok kıymetli bir hazine gibi muamele ediyor. Her sene Üstat Gu yu kendi tarikatlarının merkez öğrencilerinin kaynak girişlerini açması için davet ediyorlar. Bu yüzden Üstat Gu Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehrinde çok ünlüdür. Ondan yardım isteyen ona hayat borçlu olan ve ona iyilik borcu olan insanların sayısı saymakla bitmez.Bu yüzden hiç kimse Üstat Gu yu düşman etmeye cesaret  edebilecek kimse yoktur. .Aksi takdirde, Üstat G uyu savunmak isteyen savunmak için inisiyatif almak isteyecek insan sayısı, sayılamayacak kadar çok olur… Buna dört büyük tarikat olan: Cennetsel Kılıç Kökü, Donmuş Bulut Asgar, Xiao Tarikatı ve Yanan Cennet Klanı.”

Lan Xueruo bunları söylerken yüzünde saygı dolu bir ifade vardı. Açıkça Üstat Gu’ya karşı saygıyla beraber bir hayranlık duyuyordu.

“ Medikal Aziz?”  Yun Che nin ağzının kenarı geriye çekildi, küçümseyici bir şekilde kaşlarını çattı…Medikal Aziz onun ustasının unvanıydı. Ve onun kalbinde ustası bir medikal azizi olduğundan beri dünyada ustasından başka kimsenin bu unvana layık olamayacağını düşünüyordu.

“ Üstat Gu nasıl biridir? Yun Che bilerek sordu.

Lun Xueruo söyledi. “Üstat G unun sadece iyileştirme sanatları çok yüksek değil, aynı zamanda yardımsever, merhametli bir kişiği de var. Hiçbir zaman dahi doktor ünvanını kullanarak kibirli davranmadı, kimseyi statüsüne göre yargılamadı ve çoğu zaman fakir ailelere karşılıksız ilaç verirdi. Bu yüzden Mavi Rüzgar İmparatorluk Ailesinde ki insanların Üstat Gu hakkında ki düşünceleri çok iyidir,  her onu övüyor ve hayranlık duyuyor. Ama söylenenlere göre kendisini kışkırtanlara veya sabredemediği konulara karşı kötü bir tarafı vardır. Hatta biri kendisine on bin adet altın bile verse yine de tedavi etmezmiş.”

“Oh, demek öyle…” Yun Che başıyla onayladı, “Hadi gidelim, girip babana bir bakalım.”

İnsanları gözlemleme yeteneği karşılaştırıldığı zaman on Lan Xueruo bile Yun Che ile kıyaslanamaz. Gu Qiuhong’u ilk gördüğü anda Yun Che, bu moruğun kesinlikle iyi bir insan olmadığını anlamıştı!

Bunun için özel bir nedeni yoktu ve sadece bir tür histi, bu histe sayısız insanın öldürmek istemesinden sonra edinmiş olduğu bir şeydi. Her tür kötülüğü bilme ve ölümün kıyısında geçirdiği sayısız zamanlar sonucu oluşan bir his.

Malikaneye girdikleri zaman, İmparatorun orta yaşlı harem ağası rapor vermek için önden gitti.

“Babam aniden hasta düştükten sonra üç yıl boyunca zamanının çoğunu malikanesinde geçiriyordu, çok nadir dışarı çıkardı. Çünkü babamın sağlığı çok kötüydü, en ufak bir üşümeye bile katlanamıyordu. Hatta en ufak bir hastalığa yakalansa yaşamını tehlikeli bir duruma sokacaktır.” Lan Xueruo üzgünce söyledi, “Babam bu haliyle, artık ülkenin işleriyle ilgilenemiyordu,  ama imparator kardeşim ve üçüncü kardeşim ise evimize kurtların girmesine izin verdiler.  Sonra sadece babama karşı saygısızca davranmadılar, aynı zamanda babamı tahtı onlara vermeyi imkansızlaştıran işleri yaptırmaya zorladılar, her geçen gün oyalamak için hayatını kullanmaktan başka hiçbir seçeneği yoktu.

“Endişelenme.” Yun Che hafifçe Lan Xueruo nun elini tuttu ve onu rahatlattı, “ Daha öncesinde de söyledim, hangi hastalık olursa olsun, hastalık olduğu sürece, onu iyileştirmek için kesinlikle bir yöntemim var.”

Bu sözler Yun Che’nin saçmalaması değildi. Kendisi medikal azizin çırağıydı ve asla ustasının ismini küçük düşürmeye izin vermezdi.

“Sana inanıyorum.” Lan Xueruo yumuşak bir sesle cevap verdi.

“Majesteleri, aynı zamanda genç adam, imparator sizi içerde bekliyor. Lütfen buyrun.” Orta yaşlı harem ağası kapıda belini bükerek saygıyla selamladı.

İmparatorun odasına girdikleri zaman Yun Che yaşlı bir adamın imparator yatağında uzandığını gördü. Lan Xueruo on dokuz yaşındaydı, veliaht prens ise sekiz gün sonra otuz üç yasında olacaktı. Mantıken imparator elli yada altmış arasında olmalıydı. Sayısız iksirler ve efsanevi meyvelerle olan gösterişli hayatıyla birlikte imparator bu kadar yaşlı görünmemeliydi, fakat yatakta yatan bu kişinin bal mumu gibi sararmış ve solmuş bir cildi, kırlaşmış ak saçları ve cansız bir ifadesi vardı.  Gençliği çoktan geçmiş olan seksen yaşında ki bir ihtiyar gibi görünüyordu.

Yun Che’nin kaşları aniden kalktı. Bu…

“Baba!” Can Wanhe nin ne kadar kötü göründüğünü görünce Lan Xueruo nun yüreği sızladı. Hemen yatağın yanına koştu ve endişeyle sordu. “ Bir süre önce, malikanenin kapısının orda Üstat Gu ile karşılaştık. Senin geçen gece bir kez daha üşüttüğünü söyledi… Nasıl hissediyorsun şimdi? Biraz daha iyi mi ?”

“Heh heh,” Cang Wanhe, Lan Xueruo’ya sevgiyle baktı. Bugünlerde, ebeveyn olma sıcaklığını yalnızca kızından hissedebiliyordu. “ Önemli bir mesele değil artık. Senin tekrar çok endişe etmen den korktuk bu yüzden sana söylemedik. Yue er, seninle birlikte getirdiğin kişi, kendisini tanıtır mısın?”

Yun Che ileri doğru yürüdü ve ellerini birleştirdi: “Mavi Rüzgar Kaynak Sarayı İç Saray öğrencisi Yun Che, majestelerine saygılarını sunar.”

“Oh ? Demek Yun Che sensin?” Cang Wanhe şaşırmış bir şekilde baktı ve gülmeye başladı, “Her ne kadar odamızda uzun süredir kalmış olsakta, biz bile Mavi Rüzgar Kaynak sarayında  inanılmaz yetenekli genç birinin çıktığını duyduk. Bu genç yaşta kendisinden yedi seviye üstün olan bir iç saray öğrencisini yenmiş ve yüz yıllardır kimsenin kullanamadığı Muazzam Derebeyi Kılıcını savurmuş. Gerçekten inanılmaz.”

Yun Che hafifçe gülümsedi ve hürmetle söyledi. “ Majesteleri beni abartıyorlar. Bu kişi sizin övgülerinize layık olmayan sırdan bir kaynak sarayı öğrencisidir.”

Yun Che nin sözleri Lan Xueruo’nun gülmesine mani olamamasına neden oldu: “Pfft. Küçük kardeş Yun, normalde sen hep kibirli ve gittiğin her yer de küstah olurdun. Neden bugün babamın karşısında birden bu kadar kibar oldun?”

Cang Wanhe, Yun Che’nin ismini daha öncesinde duyduğunda, ona küçük bir hayranlık duymuştu. Fakat Lan Xuero’nun ağzından bu sözler çıktıktan sonra, imparatorun Yun Che’ye bakışı değişti. Kızını çok iyi tanıyordu, ilk defa kızının bir delikanlıya bu kadar doğal bir şekilde sataştığını görüyordu.

Mavi Rüzgar İmparatoru olarak, gözleri çok keskindi. Lan Xueruo konuştuğu zaman, Yun Che’ye bakmasından, Bazı şeylerin normal olmadığını anladı…

Cang Wanhe’nin ifadesi değişmeden kibarca sordu. “ Yue er, bu senin ‘küçük kardeş Yun’, senin iki yıldır aradığın kişi mi yoksa?”

Geçen gece, Lan Xueruo tüm sırlarını ortaya dökmüştü ve kalbinde ki tüm düğümleri çözmüştü. Lan Xueruo’nun artık Yun Che’nin karşısında Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvasını saklamasına gerek yoktu.  Sakince başıyla onayladı ve cevapladı. “Evet. Yun Che’nin yeteneklerine istinaden, bunu şimdiden duymuş olman lazımdı, inanıyorum ki üç yıl sonra, Küçük kardeş Yun çok yüksek bir seviyeye yükselecektir. O kesinlikle ilk yüze girecektir… Fakat Küçük kardeş Yun u bu gün buraya getirme nedenim, sadece onu sana tanıtmak için değildi. Aslında küçük kardeş Yun sadece kaynak geliştirmede çok yetenekli değil. Aynı zamanda medikal sanatlarda da tecrübeli ve hatta sık sık dahi bir doktor olduğunu bile iddia ediyor.”

“Oh?” Cang Wanhe’nin merakının arttığı yüzüne vurdu, “ Demek aynı zamanda medikal sanatlarda da tecrüben var ? Yoksa senin niyetin bizim hastalıklarımızı iyileştirmek mi?”

“Elimden gelenin en iyisini deneyeceğim.” Yun Che biraz muhafazakar bir şekilde cevap verdi… Kapıdan içeri girdiği andan beri,  Cang Wanhe’nin cildini inceliyordu ve yavaş yavaş içinde kötü bir his oluşmaya başlamıştı.

“Heh heh, güzel.”

Gu Qiuhong bile bir şey yapamıyorsa o zaman Mavi Rüzgar İmpratorluğun da kimse onu iyileştiremez, hele ki on yedi yaşında ki bir delikanlı hiçbir şey yapamaz. Ama Cang Wanhe reddetmedi ve kibarca cevapladı. “ Bu kadar merhamete sahip biri çok nadirdir ve sende Yue er bize getirdiği birisin, doğal olarak reddetmek için hiçbir nedenimiz yok.  Sadece sana Üstat Gu’ya dayanarak bunun bir hastalık değil daha hayat damarlarımda epey birikmiş kalıcı bir hasar olduğunu söyleyeyim, bu yüzden ne yapacağını bilmiyorsan kendini çok zorlamana gerek yok.”

Yorum Yap "ATG 158 - “MEDİKAL AZİZ”"