Tankların Tarihi Günceli

ATG 156 - KOMPLO

Eylül 06, 2016
Çeviren: Aiktu – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG 156 - KOMPLO



İki davet mektubunun gelmesi tamamen Qin Wuyou’nun beklentileri içindeydi. Fakat onun beklemediği şey iki prensten gelen mektupların aynı ayda gelmesi, ikisinin randevu tarihinin aynı olması ve yani neredeyse birbirinin kopyasıydılar.



Yun Che davet mektuplarını aldı ve hızlıca göz attı. İki mektupta çok kibar ve inandırıcı bir dille yazılmıştı. İlk olarak Yun Che hakkında övgü ile bahsetmişler, onu genç jenerasyonun göz kamaştıran yıldızı olarak övmüş, iç saray öğrencisi ile dünkü maç sonuçlarını duyduktan sonra ona hayranlıklarını ifade etmiş ve onun zarafetini bizzat görmek istediklerinden bahsetmişler. Sonuç olarak onu on sonra öğle vaktinde doğum günü partisine ve canavar savaşı etkinliğine saygıyla davet etmiş ve kendisinin teşrifiyle şereflendirmesini istemişler…



Qin Wuyou , Yun che nin mektubu okumayı bitirdiğini görünce : ” İnanıyorum ki bunun davet mektubunu alacağın senin de beklentilerin içindeydi. İç saray öğrencisi olabilen her öğrenci veliaht prens ve üçüncü prensin kampına katılması için davet mektubu alır.

Dahası dün kü dövüşünle birlikte senin ünün iç saray öğrencilerinin hepsini aştı. Bu iki davet mektubunun bu kadar hızlı gelmesi beklentilerim içindeydi. Ne yapmayı planlıyorsun?”



“Eğitmen Qin ne yapmam gerektiğini düşünüyor?”  Yun Che mektupları bıraktı ve soruya soruyla cevap verdi.



Qin Wuyou kafasını salladı. ” Seçimine yardımcı olmak benim kapasitemin üstünde. Sen gerçekten zayıf ve arkası olmayan birisin ve o ikisini rencide etmeyi de göze alamazsın. Aslında yapacağın en iyi seçim her ikisinin davetini de kabul etmek olur, kabul ya da reddetmeden onların tekliflerine kararsız ve nazik bir karşılık ver. Fakat bunların kasıtlı olarak mı yoksa tesadüfen yapıldığını bilemiyorum, ikisinin de davet etme zamanı birebir aynı. Eğer kabul edersen, sadece bir tanesini kabul edebilirsin. Fakat hangi mektubu kabul edersen et, kimin tarafında olduğunu göstermiş olursun ve kabul etmediğin tarafı da karşına almış olursun. Ve eğer ikisine de gitmezsen, buda her iki tarafı küçük gördüğünü göstermiş olur. Eğer ben bu durumda kalmış olsaydım, ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim olmazdı.”



Yun Che gülümsedi ve söyledi. “İster doğum günü etkinliği olsun ister canavar savaşı etkinliği olsun, karar vermem için önümde hala on gün var. Telaş edilecek bir durum yok. Endişe ettiğim şey ben hala sıradan bir Mavi Rüzgar Kaynak Sarayı öğrencisiyim. Sizin de dediğiniz gibi benim gücüm bu koca halka için çok silik. Peki ya neden veliaht prens be üçüncü prens beni çok nazik bir şekilde davet etti.”



“Senin şuan sahip olduğun güç gerçekten çok ufak. Fakat onların önemsediği şey senin şuan ki gücün değil senin itibarın ve potansiyelin. Belki sen bunun farkında değilsin ama dünkü savaştan sonra senin ismin tüm Mavi Rüzgar İmparatorluk sarayına yayıldı. Ve birçok abartılı söylentilerle sen efsane gibi bir şey oldun. Alında genç kuşakta bu durum doğru, onlar sana hayranlık duyuyorlar. Ayrıca senin hiçbir desteğinin olmaması ve halktan biri olman, genç kuşaktan bir çok kaynak geliştiricisi olan gencin sana onay ve destek vermesine sebep oldu. Hangi kampı seçersen, kesinlikle genç kaynak geliştiricilerinin de o tarafı desteklemesine sebep olacaksın. Bunun da üstünde sen ilerde inanılmaz bir güce sahip olacak potansiyele sahip olan birisin. Her ne kadar şuan güçsüz olsan da beş on sene içerinde olgunlaştıktan sonra mükemmel bir destekçi haline geleceksin. Bu yüzden veliaht prenste üçüncü prenste seni kendi taraflarına çekmek için elinden gelen her şeyi yapacaklardır.”



Bir süre düşündükten sonra, Yun Che yavaşça başıyla onayladı. “Anladım.”



“Nasıl seçim yapacağın tamamen sana kalmış. Fakat sana tekrar hatırlatayım, eğer üçüncü prensin ya da veliaht prensin tarafını seçersen, o zaman Prenses Cang Yue senin için ne kadar güçlü hislere sahip olursa olsun, yine de senle olan ilişkisini bitirecektir.” Qin Wuyou sert bir şekilde Yun Che ye baktı ve ağır adımlarla odadan ayrıldı. Yun Che sıradan bir kaynak sarayı öğrencisi olsa hatta on kat daha fazla güçlü olmuş olsaydı yine bu kadar huzursuz olmazdı. Ama Yun Che’nin Prenses Cang Yue olan ilişkisinden dolayı bu durumu hafife alamıyordu.



Yun Che’nin hem veliaht prensten hem de üçüncü prensten davet mektubu aldığı bilgisi bir şekilde sızdı. Bir kişi on kişiye, on kişi de yüz kişiye söyleye söyleye öğleden sonra Mavi Rüzgar Kaynak Sarayında ki herkes tarafından duyuldu. Birisi insanların her köşe başında bu meseleyi konuştuğunu duyabilirdi.



“Hey! Duydun mu Yun Che, Ekselansları Veliaht Prensten ve Ekselansları Üçüncü Prensten aynı anda davetiye almış… Çok kıskandım, eğer birisi veliaht prens veya üçüncü prensin kampına girebilse, ne olursa olsun o kişi hayatı boyunca şan ve şöhretin keyfini sürecektir.”



“Tsk tsk,  istediğin kadar hayran kalabilirsin. Küçük kardeş Yun Che gibi bir dâhinin veliaht prens ve üçüncü prens tarafından aynı anda farkına varılmasının kesinlikle bir sebebi var. Eğer sende kendinden 7 seviye üstün bir rakibini ezebilirsen o zaman senin de bu tarz bir muameleyi elde edeceğine garanti edebilirim.”



“Söylesene, sence Küçük kardeş Yun Che veliaht prensi mi yoksa  üçüncü prensi mi tercih edecek?”



“Hmmm, söylemesi çok zor. Duyduğuma göre veliaht prens ile üçüncü prens birbirleriyle pek anlaşamıyorlarmış. Eğer yanlış kişiyi seçer ve seçtiği efendisi ilerde mağlup edilirse kendisi de belki aynı kaderi paylaşacaktır.”



…………………..



Mavi Rüzgar İmparator Şehri, Kuzey Bölgesi General Malikanesi.



Murong Yi, Yun Che ile olan savaşından sonra derinden yaralanmıştı. O gün, yaraları ile ilgilenilmesi için Feng Baiyi tarafından konağa taşınılmıştı. Yun Che ile ilgili olan söylentiler orman yangını gibi yayılmış ve Murong Y inin öfkeden dişlerini gıcırdatmasına ve kafasından dumanlar çıkmasına neden olmuştu. Bu söylentiler de, o acınası ve gülünç tarafta kalan kişi olmuştu…. Daha doğrusu bir basamak taşı.



“Yun Che, Seni geberticem… GEBERTİCEEM!!”



Murong Yi bu sözleri iki günden daha az bir sürede üç yüz defadan daha fazla haykırmıştı hem de her seferinde büyük bir kinle. O övülerek ve şımartılarak büyümüştü, hayatında hiçbir zaman bu kadar aşağılanmamış ve utandırılmamıştı. Aynı zamanda ilk defa birine karşı bu kadar büyük bir kin besliyordu.



“Kardeş Murong, senin için tatsız olabilecek bir haber var.”



Feng Baiyun içeri girdi ve kaşlarını çatarak söyledi.



“Ne haberi!” Murong Yi hasta yatağında doğruldu ve sabit bir yüzle sordu. “ Yun Che ile mi ilgili?”



“Evet.” Feng Baiyi nin ifadesi kasvetli bir şekildeyken çenesini sıktı. “ Onun bugün hem veliaht prensten hemde üçüncü prensten aynı anda davetiye mektubu aldığını duydum, ondan veliaht prensin otuz üçüncü doğum günü partisine katılmasını ve üçüncü prensin de canavar savaşları etkinliğine katılmasını istemişler.”



“Çatlama, Çatlama…”



Murong Yi hiç bir şey söylemedi ama ellerinden keskin ve net kemik kırılma sesleri duyulabiliyordu.



“Hem veliaht prens hemde üçüncü prens ona zeytin dalı uzatmış ve hatta onu bu kadar muazzam yerlere davet emişler, biri onların Yun Che’ye ne kadar değer verdiğini kolaylıkla söyleyebilir. Her ikisi de belli bir dereceye sahip İç Saray öğrencilerini ikna etmeye çalışırlardı ama ilk defa birini bu kadar önemli ve büyük bir yere davet ettiler. Bu yüzden bizim Yun Che’ye açık bir şekilde zarar veremeyiz. Hatta baban bizzat bu olaya müdahale etse bile onun tamamıyla üstesinden gelebileceği bir şey değil çünkü bunu yapması aynı zamanda hep veliaht prense hem de üçüncü prense karşı saygısızca davranmak olur.” Feng Baiyi soğuk bir şekilde söyledi.



“O kesinlikle ölmeli…. KESİNLİKLE ÖLMELİ!!” Murong yi şiddetle kükredi. Onun şiddetle hareket etmesi yaralarının tekrar açılmasına ve acı içinde inlemesine neden oldu.



Fen Baiyi, Murong Yi ye baktı ve söyledi. “O halde ona sadece gizli bir şekilde saldırabilirsin. Sadece bu da değil, bu konuda acele etmemiz de gerekiyor.”



“Baiyi, bu konu hakkında kesinlikle bana yardım etmelisin! Hayatımda hiçbir zaman böyle bir aşağılanmaya maruz kalmamıştım. Tüm haysiyetim ve şerefim bu piç Yun Che yüzünden beş paralık oldu! Nasıl öfkemi dizginleyebilirim? Nasıl onun benim haysiyetimi kullanarak ilgi olmasının zevkini sürmesine izin veririm!” Murong Yi nin tüm vücudu çok derin bir kin ile hiddetlendi. “Baiyi, bana kesinlikle yardım etmelisin!”



“İçin rahat olsun. Biz uzun yıllardır çok iyi kardeşleriz. Sen böyle bir aşağılanmaya maruz kaldığın için ben kardeşin olarak tabikide bunu öylece bir kenara itemem.” Feng Baiyi sakince belirtti. “Aslında dünkü dövüşte çok endişeliydin. Başlangıçta onunla çıplak elle dövüştün ve neredeyse eşittiniz. Onun doğuştan gelen yeteneği gerçekten inanılmaz; gerçek bir ikinci seviye kaynak geliştiricisi senle eşit seviyede kaynak gücü sergiledi. Fakat ikinizin arasında ki fark tam yedi seviyeydi, buna rağmen yine de senle eşit seviyede bir kaynak gücü sergiledi, eğer kaynak gücünün derinliğini ve temelini kıyaslarsak seninle kıyaslanamaz bile. Eğer çıplak elle savaşmaya devam etseydiniz, o yavaşça senin ataklarını karşılayamayacak duruma gelecekti hatta düşecekti. Fakat sen uzun süre atakların ona isabet etmeyince, sende hemen silah kullanmaya karar verdin.”



“Benden yedi seviye aşağıda ki birine karşı kazanamayınca nasıl sinirli olmazdım!.” Murong Yi dişlerini gıcırdattı ve kendini savundu. Feng Baiyi nin dediklerine kesinlikle katılıyordu ve o da bu konu hakkında düşünmüştü, eğer ikisi de silah kullanmamış olsalardı, şüphesiz kazanan o olacaktı. Hatta o yenilmiş bile olsaydı bile onun için nahoş bir durum olurdu ancak en azından böyle bir aşağılanmaya maruz kalmamış olacaktı.



“Aslında, Yun Che nin ağır kılıcı o kadar da dehşet verici bir şey değildi, sadece normalde çok az sayıda ağır kılıç kullanıcısı vardı ve senin de bunlara karşı pek deneyimin yoktu. Yoksa senin Gümüş Ejder Mızrağın nasıl Yun Che nin ağır kılıcının ilk darbesiyle bu kadar kolay uçup gider ve iç yaralanmalara sebep olur… Gümüş Ejder Mızrağını kaybetmenle kafan karıştı ve bu yüzden tamamen yenilgiye maruz kaldın. En yakında ben vardım neler olduğunu net olarak gördüm. Yun Che nin ağır kılıç darbesi gerçekten sıra dışıydı, ama ağır kılıç inanılmaz derecede ağırdır, onun saldırı hızı çok yavaş ve her saldırısından sonra çok açık verir. Senin kaynak hareketi yeteneklerinle, saldırılarını kolayca atlatabilirdin ve açık verdiği zamanda karşı saldırı yapabilirdin. Eğer böyle yapmış olsaydın, Yun Che seni kesinlikle yenemezdi. Ve silahlarınız ilk buluştuğunda tabiki de güçlü olan ağır kılıçtı, nasıl olurda yenilmemiş olurdun?”



Bunun yanında o Derebeyi Muazzam Kılıcının ağırlığı bin dokuz yüz elli kiloydu, ikimiz birlikte olsak bile o kılıcı o kadar kolayca savuramazdık. Tahminime göre Yun Che nin limiti ancak üç darbedir. Bu yüzden senin yenilmen sadece Yun Che yüzünden değildi, senin de hataların vardı. Beni dinlersen eminim ki Yun Che ile tekrardan dövüşürsen, seni tekrar yenmesi kesinlikle imkansız. Diğer yandan, eğer ben olsaydım…” soğuk bir ışık Feng Baiyinin gözlerinden parıldadı. “Benim onun hayatını almam için en fazla üç harekete ihtiyacım olurdu.” Diyerek küçümsedi.



Dün ki olayları hatırladığı zaman, bunun hakkında daha fazla düşününce, Murong Yi, Feng Baiyinin söylediklerinde tamamıyla haklı olduğunu anladı. Hemen pişman oldu ve dişlerini gıcırdatarak cevapladı. “ Haklısın. Eğer onunla birkez daha dövüşürsem, benim tekrar yenilmem kesinlikle imkansız… Fakat şuan vücudum tamamen yaralarla kaplı.Daha yatağımdan bile doğrulamıyorum. Ben kesinlikle kendi ellerimle onun kollarını ve bacaklarını koparırdım.”



“Senin için rahat olsun. Sana intikamını almakta kesinlikle yardım edeceğim. En fazla beş gün içerisinde sana kesinlikle Yun Che nin kafasını getireceğim. Sana garanti ediyorum senin tüm öfken ve kızgınlığın tamamen kaybolup gidicek.” Fen Baiyi gülerek söyledi.



“Gerçekten mi?” Murong Yi nin gözleri hemen fal taşı gibi açıldı. Fakat sonrasında kaşlarını çatarak söyledi. “ Ama Yun Che hem veliaht prensten hem de  üçüncü prensten davet mektubu aldı. Eğer bir şey yaparsak…”



“Senin için rahat olsun kardo, Kusursuz bir şekilde bu meseleyi halledeceğim ve sırf güvenli olması için, başka birini bile davet ettim.”



“Kimi?” Murong Yi hemen sordu.



“Xue Lang.” Feng Baiyi gözlerini kıstı.



“Xue Lang… İç Sarayın Cennet Kaynak Sıralamasında Yedinci sırada olan Xue Lang mı?”



Feng Baiyi kayıtsızca güldü ve başıyla onayladı. “Sen de bu elemanın kişiliğini bilirsin. Eğer ona yeterli bir ücret verirsek, kesinlikle her şeyi yapacaktır.Bu mesele için 800 mor kaynak sikkesi istedi. Sonuçta Yun Che’nin şuan ki konumu epey büyük, birinin onu öldürebilmesi için büyük bir risk alması gerekir. Bunun olması yada olmaması tamamen kardeş Murong un bü ücreti karşılamak istemesine bağlı.”



“Kesinlikle önemli değil.” Murong Yi nin ifadesi acımasızlaştı. “Onu hiçbir iz bırakmadan öldürdükten ve öfkemi dindirdikten sonra 800 mor kaynak sikkesini sıkıntı yapmam, hatta 8000 olsa bile yine de sorun yok.!”

“Güzeeel!” Feng Baiyi ayağa kalktı. Onun sesi de soğuk ve acımasızlaştı. “Kardeş Murong sadece benim iyi haberlimi bekle… Ah, Bende karşımda bu kadar arsızca hareket etmeye cesaret eden herifi gördükçe rahatsız oluyorum,  ayaklarıma kapanıp bağışlanmak için yalvaracaksın. Hahahaha….”


Yorum Yap "ATG 156 - KOMPLO"