Otto Von Bismark Günceli

ATG 155 - İKİ DAVET MEKTUBU

Eylül 06, 2016
Çeviren: Aiktu – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


BÖLÜM 155 - İKİ DAVET MEKTUBU

“Neden bu kişiden kaçınmak zorundayım?” Her ne kadar Yun Che az çok sebebini tahmin etmiş olsa da hala kaşlarını çatarak sordu.

“Bir önceki Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvasında, Prenses Cang Yue bizzat müsabakaları izlemeye geldi. Prenses Cang Yue nin çekiciliğine gelirsek, sanıyorum gereksiz detayları vermeme gerek yoktur. Ayrıca o zaman Prenses Cang Yue gösterişli gül rengi bulut elbisesi ve mor-altın Anka kuşu bir taç giymişti. Çok genç olmasına rağmen, onun güzelliği hala orada bulunan herkesi şarkına çevirmiş ve üstün yeteneklere sahip birçok gencin kalbini çalmıştı. Bunların arasında Fen Juecheng te vardı.”

“Bir Önceki Mavi Rüzgar Sıralama Turnuvası bittikten sonra, Fen Juecheng hemen Yanan Cennet Klanına geri dönmedi. Onun yerine Mavi Rüzgar İmparatorluk Şehrine gidip İmparatordan katılım istedi. Ve Prenses Cang Yue ile evlenmek için el aradı. O zaman İmparator isteğini kabul etmedi. Fakat istediğini redde etmedi. Onun yerine Prenses Cang Yue’nin evlenmek için daha çok küçük olduğunu söyleyerek konuyu geçiştirdi. Aslında İmparator bu tekliften dolayı heyecanlanmıştı. Nede Fen Juecheng Yanan Cennet Klanının genç efendisiydi ve büyük ihtimalle de Yanan Cennet Klanının Klan lideri olacaktı. Prenses Cang Yue onunla evlenmesi lazımdı, o gelecekte Yanan Cennet Klanının Efendisinin eşi olacaktı. Onun statüsü çok yüksek olacaktı, o kadar yüksek ki İmparatoriçenin konumunu gölgede bırakacaktı. Bu kesinlikle onun için mükemmel bir konum olacaktı. Veliaht prens ve üçüncü prens arasında ki çekişme de ona zarar veremeyecekti.  Ayrıca bu durum İmparatorluk ailesiyle Yanan Cennet Klanı arasında bir bağlantı olmasını sağlayacaktı…. Sonuçta Prenses Cang Yue de bir kızdı ve o da bir gün evlenecekti. Bu yüzden evliliğin sonuca olarak Yanan Cennet Klanının İmparatorluk ailesine gizlice sızması gibi bir şeyden korkmasına da gerek yoktu.”

“Fen Juecheng İmparatorun bu tutumundan memnun olmuştu. Ve Prenses Cang Yue yi karısı olarak alacağına yemin etti.”

Fakat çok geçmeden İmparatorun kulağına Üçüncü Prens Cang Shou nun Yanan Cennet Klanından yardım aldığı haberi geldi. Bu durum İmparatorun aniden öfkelenmesine neden oldu. Yanan Cennet Klanının Üçüncü Prens Cang Shou ya yardım almasının nedenlerinden  biri bu dünyada daha fazla güce sahip olma hırsı ve diğer bir nedeni ise Fen Juecheng’in Prenses Cang Yue’ye sırılsıklam aşık olmasıydı. Bu olaylardan sonra Üçüncü Prens Cang Shou Prenses Cang Yue’ye karşı özellikle daha iyi davranmaya başladı. Her fırsat bulduğunda Prenses Cang Yue’ye karşısına geçip ona Fen Juecheng ile evlenmesini ve statünün, saygınlığın, saygınlığın zevkini çıkarmasını tavsiye edip durdu ve bunun İmparatorluk Prensesliğinden daha görkemli olduğunu belirtti. Fen Juecheng bizzat bazı nedenleri bahane ederek İmparatorluk sarayına geldi ve Üçüncü Prens Chang Shou nun düzenlediği plan çerçevesinde Prenses Cang Yue görüştü. Fen Juecheng Prenses Cang Yue ile görüştüğü zaman onunla evlenmek niyetinde olduğunu ve ona karşı olan iyi niyetini göstermek için çeşitli yöntemler kullandı.”

Yun Che nin yüreği sızladı ama o yine de sessiz kaldı.

“Yanan Cennet son derece güçlüydü. Bu yüzden İmparatorluk ailesi alenen onları kışkırtamazlardı. İmparatorun ciddi hastalıktan dolayı güçsüzleşmesiyle birlikte İmparatorluk ailesi çalkantıdaydı. Prenses Cang Yue de diğerleri gibi Fen Juecheng i kızdırmaya cesaret edemiyordu. Onun tüm yapabildiği şey ona cevap vermekten kaçınmaktı ve onu direk reddetmeye cesaret edemiyordu. Çünkü o az çok Fen Juecheng’in karakterini biliyordu; o kültürlü ve dışarıdan kibar ve mükemmel bir insanın karizmasına sahipmiş gibi görünürken aslında cingözlü biridir. Hedefini elde edebilmek için adil olsun ya da olmasın elinden gelen her şeyi yapardı. Ayrıca O birilerini ürpertecek kadar çok merhametsiz ve zalim biriydi. Prenses elinden geldiği kadar onu reddetti ve sonunda Fen Juecheng’in hiç sabrı kalmadı, onun ne yapacağını tahmin etmek prenses için imkansızdı.”

“Bu yüzden Fen Juecheng uzaklaşmak ve babasının pişmanlığını gidermek için İmparatorluk sarayından ayrıldı ve imparatorluğun her büyük köklü sarayını dolaştı…” Yun Che’yedonuk bir ifadeyle sakince söyledi. Ne düşündüğüne gelince, sadece kendisi biliyordu.

“Doğru.”Qin Wuyou  başı ile onayladı ve hüzünlü bir şekilde “ Yun Che, tüm her şeyi duyduktan sonra nasıl hissettiğini bilmiyorum, ben İmparatorluk Şehrinde büyüdüm ve prensesle o daha çok küçük yaşlardayken karşılaştım. O eskiden beridir hep kaygısız ve endişesiz bir melek gibiydi. İmparatoriçe annesi öldükten sonra katlanmak zorunda kaldığı şeyler giderek daha büyük ve daha ağır oldu. Sanki onun tüm kaygısızlığı ve endişezliği onu terk etti. Ne kadar üzüntü, zorluk ve yorgunluk çektiğini hayal bile edemezsin, çünkü sen o zamanlarda sadece onun güzelliğinden ve zarafetinden , sana karşı olan derin hoşgörüsünden keyif alıyordun. Seni seçtiği zaman, sadece İmparator babasının arzusunu gerçekleştirmek istiyordu. Önceden sana karşı yaptıkları hepsi önceden tasarlanmış bir plan gibiydi. Ama şimdi seni gerçekten bir dahi olarak görüyor. Eğer öyle olmasaydı, sana Ses İletim Kristali gibi önemli bir şeyi de vermezdi. Sen her zaman onun sana verdiklerinin keyfini çıkardın ama hiç onun sahip olduğu zorlukları omuzlanmayı düşündün mü? Onun kalbinde ki endişeleri omuzlanmayı peki ?.. Peki ya sende bunu yapabilecek samimiyet, cesaret ve inanç var mı?”

(Ç.N: ahey ahey. Yüreğim dağlandı resmen.)

Yun Che cevap vermedi.

“Daha öncesinde söylediğim gibi, Eğer böyle bir cesaret ve inancın yoksa , o zaman prensesle arana bir mesafe koymalısın. Senin ve onun arasında ki statü farkı yer ve göğün uzaklığı kadar fazla. Ayrıca eğer diğerleri sen ve prensesin birbirinize karşı bazı hislere sahip olduğunuzu öğrenirse, hatta sadece Fen Juecheng öğrense bile trajik bir şekilde sessiz ve çabucak mezarın bile olmadan ölmene yeterli olur. Buna rağmen eğer prenses ile arana mesafe koyarsan buda onun kalbinin kıracaktır, ben hala onun için en iyi olanı seçmeni istiyorum ve kendi iyiliğin içinde. Ben az çok senin kişiliğine aşinayım, bu gururunla, inanıyorum ki bu seçeneği seçmeyeceksindir. Dişlerini ısırmak zorunda kalsan bile yine de korkakça saklanmazsın… Fakat şuan ki sen çok önemsizsin, prenses Cang Yue ye yardım edebilmekten, onun sorumluluklarını paylaşmaktan acizsin. Bunun yerine senin yaptığın tek şey ona duygusal bir yük yükleyip senin hakkında endişelenmesini sağlamak. Eğer onun hislerini desteklemek için kendini bu büyük tehlikenin içine atsan bu durum gözü peklik diye değerlendirilebilir ama cesaret olarak değil…. Eğer bu noktada prenses ile arana mesafe koyarsan benim gözümde bu gerçek bir cesaret ve dahilik olur.”

Yun Che: “…”

Qin Wuyou döndü ve elini Yun Che nin omuzuna koydu ve şöyle dedi :” Sana söylemem gereken her şeyi söyledim. Yapacağın seçim için bir süre dikkatlice düşün. Prenses Cang Yue nin sana gerçek kimliğini söylemeye cesaret edememesinin sebebi senin onun mücadelesinin içine sürüklenmenden korktuğu içindi… Diğer bir sebep ise sen çok güçsüzsün, eğer yeterli güce sahip olsaydın, inanıyorum ki o sana her şeyi çok önceden anlatmış olurdu, prensesin en çok ihtiyaç duyduğu şey yaslanabileceği bir omuz. Fakat sen… yani şuan ki sen ön seneden onun ihtiyaç duyduğu o omuz olamazsın . Daha çok ona yük olur ve ruhuna pranga olursun.”

“Altın pullu Ejderha Dönüşüm Hapını masanın üzerine koydum. Eğer bunu başarılı bir şekilde refine edebilirsen senin kaynak gücünü direk üçüncü Gerçek Kaynak Alemine yükselmeni sağlayacak… Kısacası, derin bir nefes alıp düşün sadece.”

Qin Wuyou ağır adımlarla ayrıldı. Yun Che onu kapıya kadar geçirmedi ve bunun yerine, bir yerde uzun bir süre şaşkınlık içinde durdu.

Qin Wuyou’nun sözleri ağır bir çekicin darbeleri gibi, tek tek, acımasızca Yun Che’nin kalbini dövdü.

Öncesinde Yun Che , Lan Xueruo’nun kesinlikle yüksek bir statüye sahip olduğuna inanıyordu. Fakat aynı zamanda kendisinin bu durum için yeterli olduğuna büyük bir güveni vardı…Hatta belki de kendinden fazla emindi ve kibirliydi ve hiç bir zaman değersiz biri olacağını hiç düşünmemişti.. Fakat şuan Lan Zueruo’nun aslında efsanevi Mavi Ay Prensesi olduğunu öğrendikten sonra fazlasıyla şok olmuştu. Ayrıca prenses Mavi Rüzgar İmparatorluk ailesinin karmasına bulaşmıştı ve Yanan Cennet Klanının büyük baskısı da vardı.

Kendinden daha üstün seviyeye sahip bir İç Saray öğrencisini yenmesi gerçekten etkileyiciydi ve hatta kendisi de bundan tatmin olmuştu hatta bu etkileyicilik Mavi Rüzgar Sarayında ki yirmi yaş altı gençlerde çok nadir bir durumdu. Lan Xueruo’nun içinde bulunduğu bu çember de onun azıcık gücü kısacası önemsiz ve onların zamanları için yetersizdi.

Qin Wuyou’nun söyledikleri doğruydu; Lan Xueruo’nun dayanabileceği bir omuza ihtiyacı vardı. Fakat Yun Che’nin minik varlığı açıkça ona bu tür omuz verebilmek için yetersizdi; o sadece Lan Xueruo’nun kalbine bir pranga olurdu.

Qin’nin diğer söylediği şey daha da doğruydu… O Lan Xueruo’nun güzelliğinin ve zarafetinin keyfini sürüyordu. Onun tüm samimiyetinin de ve ilgisinden zevk alıyordu. Hatta onun kalbini yavaş yavaş çalma hissinden de zevk alıyordu. Fakat o hiç bir zaman Lun Xueruo’nun yükünü sırtlanmayı denemedi.

“Güçlü kuralların olduğu yerde bir söz vardır; eğer biri yeterli güce sahip değilse o zaman onlar onur ve haysiyetten bahsedemezler. Ayrıca korumak istediklerini de koruyamazlar… Büyük baba ve küçük hala benim dönmemi bekliyorlar. Ben Xueruo’nun taşıdığı yükü sırtlanabilecek yeteneğe sahip değilim… Ben sadece sıradan bir dokuzuncu seviye Gerçek Kaynak Aleminden bir İç Saray öğrencisini yendim , hala burada çok gururlu ve kaygısız şekilde hareket ediyorum. Ne kadar gülünç…”

Yun Che yavaşça yumruklarını sıktı ve gözlerini kapattı ve vücudu titremeye başladı. Uzun bir müddet sonra rahatlamak için nefes aldı ve Qin Wuyou’nun masada bıraktığı Altın pullu Ejderha Dönüşüm Hapını aldı. Bakışlarını odakladı ve hapı ağzına atıp yuttu.

Altın pullu Ejderha Dönüşüm Hapı bedenine girdikten sonra, Yun Che aniden güçlü bir enerji dalgasının göğsüne hücum ettiği hissetti, bu enerji onun tüm damarlarına ve meridyene doğru akıyordu. Bir kısmı da direk onun başına doğru hücum etti ve gözlerini kamaştırdı.

Ne kadar güçlü bir tıbbi güç…

Yun Che hafifçe irkildi. Hemen bağdaş kurarak yere oturdu ve gözlerini kapadı. Enerjiye odaklanırken, Budanın Mükemmel Yolunu etmeye başladı. Budanın Mükemmel Yolu ne kadar yüksek bir kaynak sanatıydı? Dört yada beş nefeslik bir süreden daha az bir vakitte akmakta olan enerjinin sıcaklığı tüm vücuduna hareket edip yavaş yavaş sabitlendi. Hiçbir yönlendirme olmaksızın bu hırçın ve asi tıbbi güç giderek vücuduna iyice asimile oldu. Damarlarında ki kaynak enerjisi de dalgalanmaya ve yavaşça artmaya başladı…

Güneş battı. Güneş doğdu.

Yun Che nin meditasyonu sırasında tam bir gün ve gece sessizce geçti. Altın pullu Ejderha Dönüşüm Hapını tamamen absorbe ettikten sonra gözlerini açtı, neredeyse ikinci günün öğle vaktiydi. Kaynak damarlarında ki kaynak enerjisinin dalgalanmaları tamamen durmuştu ve onun kaynak enerjisi önceki güne göre daha da kalın olmuştu… Altı saat önce, Üçüncü seviye Gerçek Kaynak Alemine girmişti.

İlaç ile seviye atlamak istikrarlı olmasa da, yine de en hızlı yoldu. Fakat Altın pullu Ejderha Dönüşüm Hapının etkisine sahip haplar çok nadirdi ve on binlerce altınla bir tane almanıza yeterli olmazdı. Ayrıca hapların güçlü ve şiddetli yapılarından dolayı, onları kullanmanın da bir riski vardı.

Yaralı bir vücutla bir gün ve bir gece oturduktan sonra, Yun Che’nin karnı açlıktan guruldamaya başlamıştı. Tam odadan ayrılacakken, kapı bir kez daha Qin Wuyou tarafından açıldı.

“Eğitmen Qin”. Yun Che hemen onu selamladı. Qin Wuyou’nun kötü durumunu fark ettikten sonra hemen sordu. “Ne oldu?”

“Beklediğim bir şey oldu.” Qin Wuyou iç çekti. Sonra iki mektup çıkardı. “Bunlar iki davetiye mektubu. Bir tanesi Veliaht Prens Cang Lin’den, seni on gün sonra öğle vaktinde otuz üçüncü doğum günü partisine Veliaht Prens sarayına davet ediyor. Diğer davetiye mektubu ise Üçüncü prensten, seni kendi organize ettiği Canavar Savaşı Etkinliğine davet ediyor. Onun vakti de aynı şekilde on gün sonra öğle vaktinde.”


Yorum Yap "ATG 155 - İKİ DAVET MEKTUBU"