Otto Von Bismark Günceli

ATG 153 – CANG YUE

Eylül 06, 2016
Çeviren: Black Wall – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG – 153 – CANG YUE

Bu nedenle Yun Che ve Murong Yi arasındaki savaş sonuca vardı. Bu savaşın sonucu herkesin zihinlerini şoka uğrattı, herkesin beklentilerinin dışında oldu. Doğal olarak, hemen ardından Yun Che’nin adı tüm Mavi Rüzgâr Kaynak Sarayını hatta Mavi İmparatorluk şehrini büyük bir fırtına gibi sardı.

Gerçek kaynak âleminin 2. seviyesindeki biri doğrudan Gerçek kaynak âleminin 9. seviyesindeki birini yendi. Bu nokta tek başına bütün şehri sallamak için yeterli oldu. Ancak, Yun Che 17 yaşında Gerçek kaynak âleminin 2. seviyesinde oldu ve yüzyıllardır kimsenin kullanamadığı derebeyinin devasa kılıcı ellerine almayı başardı. Bu bilgi efsanesini ayrı bir renk ilave etti.

Düello hakkında söylentiler kısa bir süre içinde her çeşitte sayısız abartılı şekilde Yun Che için söylendi. Örneğin ; ” Mavi Rüzgâr Kaynak sarayının 1 numaralı yıldızı”, “Mavi Rüzgâr Kaynak sarayında bir kaç yüz yıl içinde üretilen 1 numaralı dahi”, ” Emsalsiz şeytan kim kendinden daha üst kaynak âlemi olan birine meydan okuyabilir ki”, ve hatta ” Mavi Rüzgâr İmparator Sarayının gelecekte ki destek sütunu”.

Tek bir gecede tamamen bilinmeyen bir varlıktan, Yun Che tüm kent tarafından bilenen biri haline geldi, Rivayetlerin farklı sürümlerinin yayılmasından sonra, sayısız genç kıskandı ve ona hayran kaldı.

Ama tüm bunlardan Yun Che’nin haberi yoktu.

Murong Yi ile olan savaş sona erdikten sonra, Yun Che Lan Xuerou ile kaldığı yere gitti.

Yarım için derin olan Yun Che’nin belindeki yara en azından hafif değildi, ve akan taze kan elbisenin büyük bölümünü kırmızı renge boyadı. Lan Xuerou yarasını temizledikten sonra, dikkatle önceden hazırlanmış ilacı uygulamış ve bandaj ile belini sıkıca sarmıştı. Onun uğradığı zarar, beklenenden çok daha hafif olmasına rağmen, şok edici yara ve kan lekeleri hala onun kalbini ağrıtıyordu.

” Kıdemli kardeş, bu yaralanma o kadar önemli değil, merak etmeyin. Böyle bir şey gerçekten hızlı bir şekilde iyileşir.” Yun Che hafifçe gülümsedi. Budanın Büyük Yolu ile bilenmiş bir beden ile böyle küçük bir yara şöyle dursun, Küçük Perinin neredeyse onu öldürdüğü zaman ki yaralar sadece on günde iyileşmesi mümkün olmuştu.

Tüm süreç boyunca, onun hassas bakışları Lan Xuerou’nun üstünde oldu. Lan Xuerou’nun hareketleri kaba ve hantal idi, besbelli, o nadiren ya da daha önce hiç birinin yaralarını temizlememiş veya ilaç uygulamamış.  Onun tüm bedeni ve ruhu bu gerçek ile dolmuştu.

“Ama… Kıdemli kardeşin benim için yaptığı kıyafetleri kirlettim”  Yun Che moralsizse dedi ve büyük ölçüde taze kanla boyanmış eğitim kıyafetlerini kaldırdı hatta büyük bir delik vardı.

” Sorun yok, ben hala bir çift daha yapabilirim, sen iyi olduğun sürece.”  Son düğümü atarak, Lan Xuerou ter içinde sırılsıklam kaldı.  Halen Yun Che’nin Murong Yi’nin mızrağı tarafından vuruluş anını düşünüyordu. Kalbi çok anlık olarak uçurumun en karanlık diplerine batırıldığını hissetti. Yun Che’nin mevcut yaralanmaları onun kalbini üzüyordu ama aynı cennete geri döndüğünü hissetmişti.

“Gerçekten mi?”  Lan Xuerou nun sözlerini işiten Yun Che bir anda sevinçle güldü. “Bu bir kızın kendi kocası için diyeceği bir sözdür, bilirsin…  Kıdemli kardeş, nihayet benimle birlikte olmak için istekli misin?”

“Sen, Sen… ” Lan Xuerou nun yüzü bir anda kıpkırmızı oldu ve duygularında büyük bir karmaşa vardı. O dudaklarını ısırdı ve büyük bir çapa ile yüzünü doğrulttu.“Hmph! Sen evlisin playboy! Daha önce bana hareket için size ders vermedim mi, nasıl tekrar sınırlarınızı zorlarsınız! Bir dahaki sefere… Bir dahaki sefere, sen… Sen asla benden bir öpücük almayı deneme!”

“İyi, Ben öpücük çalmam… Bu seni açıkça öpmem gerek anlamına mı geliyor?” Yun Che küçük bir kahkaha attı. Lan Xuerou nun arka yüzü bile biraz korkutucu oldu, ama velakin, bir kızın sevimliliğide vardı.

İlişkiler açısından Lan Xuerou’nun deneyimi boş bir kâğıt parçası gibiydi. Nasıl o Yun Che ile uğraşabilirdi? Yun Che’nin tek satırı ile duyguları her zamankinden daha da karıştı. O aksi için bir şey düşünmeye çalışırken, elini aniden ısındı. Onun küçük terli eli saten Yun Che tarafından tutuldu. Onun önünde Yun Che sıcak bir gülümseme ile yavaş yavaş daha yakın oldu… Kalbini yenen adamın kokusu yavaşça yaklaştı.

“N… Ne yapmaya çalışıyorsun sen?” Lan Xuerou endişeyle içgüdüsel olarak sordu ve vücudunu geri çekti.

“Önceden, ben Kıdemli kardeşten bir öpücük çaldım ve Kıdemli kardeşi korkuttum. Yani Kıdemli kardeş bunu telafi etmek için, bir kez daha ciddi bir şekilde kıdemli kardeşi öpmem gerekir.”

Yun Che usulca söyledi, onun her kelimesi Lan Xueruo’nun kalbinin hızlanmasına neden oldu. O karmakarışık bir şekilde iken yun Che’nin yüzü zaten gerçekten, gerçekten çok yakın oldu. O açıkça onun yüzünü okşayan sıcak nefesini hissediyordu. Eğer şimdi o geri çekilmezse, ikinci defa dudakları onun tarafından öpülecekti.

Onun aklı hemen atlatması gerektiğini söyledi, ama kadınlar asla akıllarını ilk başa koyan canlılar değillerdi. Kalbi delice hızlanmış; yüzünün kızarıklığı zaten boynundan aşağıya kadar yayılmıştı, ama o yine de engellemek için herhangi bir girişimde bulunmadı… Çünkü kalbinin derinliklerinde, temel olarak bu saldırıyı reddetmesi mümkün değildi. Daha doğrusu onda kesin olarak bir şey vardı… O anlaşılmadık özlem ve beklenti duygusu.



Aniden nihayet kendi dudaklarının hafifçe bastırıldığını ve belinin sinsi bir kol tarafından sarıldığını hissediyordu. Vücudu kasıldı ve görüşü puslu bir hale geldi. Yavaş yavaş, gözleri kapanmaya başladı.

(Ç:N +18 yun Che den kız atma dersleri vol2: D )

Odanın kapısı açık bir patlama sesiyle açıldı ve yürekten gelen yüksek sesli bir kahkaha oda boyunca yayıldı.

‘’hahaha! Yun Che seni küçük serseri, bugünkü performansın tek kelimeyle muhteşemdi! Beklenildiği gibi bana bir kez daha büyük bir şok geçirttin. Yani ne olursa olsun, benim şahsen bu altın ejderha dönüşüm paletini vermem la…’’

Odaya girdiği anda Qin Wuyou bir rüzgâra neden oldu. Cümlesini bitirmeden önce Sanki Önünde büyük bir taş duvar varmış gibi durdu. Önünde Yun Che’nin kolu sıkıca Lan Xueruo’nun ince belini sıkıca sarmış ve dudaklarını derin bir şekilde öperken buldu, gözleri anında büyük bir şekilde genişledi.

‘’ah——-‘’ o yıldırım hızı ile Yun Che’nin kucağından kaçarken şok olmuş bir biçimde bağırdı. Çaresizce döndü ve iki eli ile kıpkırmızı olmuş yüzünü kapattı.

Ancak Yun Che soğukkanlılığını korudu. Tatminsiz bir şekilde dudaklarının köşesinde ki kokulu tükürüğü yalarken sakin bir şekilde konuştu. ‘’ Öğretmen Qin neden buradasın? ‘’

‘’ ben… Ben… Ben… Ben…’’ mavi rüzgâr kaynak sarayının sadece birkaç başöğretmenlerinden biri olan Qin Wuyou şu anda tamamen şaşkındı. Dudakları kavisli ve onun gözleri dehşete düşmüş bir şekilde bakıyordu. O kekeleyerek ‘’ be… Ben yanlış odaya girdim. S-s-s-s… Siz ikiniz… Devam edin… Devam edin…’’

Ç:N adamın nutku tutuldu amk ☺

Qin Wuyou geri çekilerek söyledi. Kapıya ulaştığında, kapı pervazına takılıp ağır bir şekilde yere düştü. Onun nereye gittiğine bakmadığı belliydi. Hatta onlara bakmaya cesaret edemeden, ayağa kalkmak için mücadele ettikten sonra lojmandan kaçtı.

Yun Che şuana kadar kaçarken onun her hareketine dik dik baktı ve usulca söyledi. ‘’O gerçekten çok eski ama kıdemli kız kardeş ve benim öpüşmemizin üstesinden gelemiyor mu? O gerçekten bazı şeyleri abartıyor. Ah… Kıdemli kız kardeş devam edelim.’’

‘’kim… Kim devam ediyor! Ben… Benim hala halletmem gereken meseleler var. Ben… Seninle daha fazla uğraşamam!’’

Tek eliyle, Lan Xueruo Yun Che’nin yırtılmış ve kana bulanmış eğitim kıyafetlerini aldı ve arkasında renkli bir koku bırakarak kızarmış bir yüzle odadan dışarı koştu.

Yun Che onun peşinden gitmedi. Ellerini kaldırdı tatmin edici bir şekilde güldü ve dudaklarına bastırdı sonra usulca kendi kendine mırıldandı. ‘’ İşte bu yüzden bir erkeğin cazibesi ve gücü evli olmasından tamamen alakasız’’

‘’Öğretmen Qin. Bu odaya yüz kez gelmedin mi?’’ Yun güldü.

‘’Sen… Sen düzenbazsın’’ Qin Wuyou’nun ağız köşeleri seğirdi. O odaya yürüdükten sonra uzun bir nefes verdi. O masanın önünde oturdu kendisi için çaydanlıktan bir fincan cay döktü ve içti.

Yun Che’nin gözlerinde bu eylem, nasıl görününse görünsün, sanki şaşkınlığı bastırmak için olduğunu gördü.

‘’ Öğretmen Qin, bana altın ejderha dönüşüm aletini bizzat vermek için mi buradasın?’’ Yun Che Qin Wuyou’nun önünde durdu ve iğneleyici şekilde sordu.

Ancak, Qin Wuyou bu soruya cevap vermedi. Bunun yerine, ona baktı ve garip bir ses tonuyla konuştu ‘’ Üç ay önce, sen ve Xueruo bir süre boyunca… Uh, beraber yattığınızı söyledin. Benim şüphelerim vardı ama bunu beklemiyordum. S-S-S-S- Sen…’’

O gerçekten Yun Che’yi açıklamak için doğru kelimeleri bulamadı. o açıkça Lan Xueruo’nun kimliğini biliyordu. O kimliğini terk etse bile onun görünümü hala ülkede benzersizdi. Ona kur yapmaya çalışan erkekler tanıdıkları arasında bile elleriyle sayamayacağı kadar çoktu. Ama Lan Xueruo herkese karşı kibar ve nazik olsa bile asla tek bir erkekle ilişki yaşamamıştı. Kalbi çok doluydu ve bunun gibi şeylere kalbinde herhangi bir yer yoktu.

O asla bir uzman ile flört edeceğini beklemiyordu, Yun Che nin yetenekleri karşılaştırılamayacak kadar korkutucuydu ve herkesin beklentilerini aşmıştı. Ama sorun Yun Che nin herhangi bir arka plan yoktu. Onun konuşması için herhangi bir akrabası yoktu, Lan Xueruo dan dan iki yaş küçük ve evliydi. Qin Wuyou’nun gözünde bu gerçekten çok mantıksız oldu!

Ben kıdemli kız kardeş Lan Xueruo’yu seviyorum ve kıdemli kız kardeş Xueruo da beni seviyor gibi görünüyor. Bu gerçekten normal bir olay değil midir?’’ Yun Che sakince söyledi.

Qin Wuyou başını salladı Yun Che nin gözlerinin içine doğrudan baktı ve cevap verdi; ‘’ O zaman Xueruo’nun arka planını ve kimliğini biliyor musun? ‘’

Yun Che bir an irkildi ve başını salladı. ‘’ Bilmiyorum, ama kıdemli kardeşin konuşmalarından hareket ve tavırlarının bu kadar nazik olmasından onun asil bir aile kökenli olduğunu düşünüyorum. Ama bu konuda İnisiyatifi ele alıp ona sormadım ve asla bu konu hakkında başkasına sormadım. O benim bilmemi istemiyorsa, benim bunları ona sormam, sadece onun için işleri daha zor yapacak. O bunu yapmak için doğru zaman olduğunu düşündüğünde doğal olarak kendisi söyleyecektir. Ama kesinlikle bana zarar vermez ve şuan için bilmem gereken tek şey bu.’’

‘’ Sen onun kimliğini bilmiyorsun ama ona bu tür şeyleri yapmaya cesaret ediyorsun. Gerçekten… Gerçekten… Haa.’’ Qin Wuyou bir kez daha içini çekti. O hayal kırıklığına uğramış şekilde kafasını kaşıdı ve daha sonra başını kaldırdı.

Hala henüz sana söylemedi, o zaman izin ver sana söyleyeyim… Senin son yüzyılda görülmüş bir dahi olduğunu itiraf etmeliyim. Sadece ben değil, hatta abim Qin Qushang bile bugün ki performansından dolayı derinden şok oldu. Ama şu anda hala çok gençsin ve acemisin. Bu neslin tüm gençleri ile karşılaştırıldığında, tüm mavi rüzgâr imparatorluğunda bu yaş kısıtlamasını kaldırdığımızda hala gücün yelpazenin çok altında. Temel olarak gerçek sahnede, imparatorun bu heyecanını gerçekleştirebilecek yeteneğe sahip değilsin.’’

‘’Sana söylemek üzere olduğum şeyi duyduktan sonra, gücünün mevcut düzeyi hakkında düşünmek için fırsatın olacak. Eğer sonucunda korkusuz olarak hareket edebileceğini, sonra tüm gücünle Xueruo yu koruyabilmek için yeterli yeteneğe ve cesarete sahip olup olamayacağını objektif olarak düşün. Bu konuda inanç eksikliğin olursa, lütfen onunla lakanı kesmek için inisiyatifi ele al. Onun geleceği ve daha çokta özellikle kendi hayatın için.’’

‘’…’’ Qin Wuyou nun sözleri çok ağırdı. Yun Che ağır bir kalp ile kaşlarını çattı ve sert bir ifade ile ‘’ Kıdemli kardeş Xueruo kimliği… Sadece ne olduğunu söyle? ‘’

Qin Wuyou ya gelen kelime çok net bir şekilde ifade edilmişti. ‘’ Cang Yue, mevcut mavi rüzgâr imparatorunun tek kızı ve mavi ay prensesi olarak bilinen mavi rüzgâr imparatorluğunun tek prensesi.’’

‘’…’’ Yun Che’nin ifadesi kaskatı kesildi ve gözleri şiddetle titremeye başladı.

‘’ Lan Xueruo adı annesinden geldi. Prenses Cang Yue’nin annesinin soyadı ‘lan’ dı ve prenses 14 yaşındayken vefat etti. O vefat etmeden önce kar gibi saf kalmak ve yolsuzluk ve dünyanın pisliklerinden uzak kalmak için prenses adını Xueruo ile değiştirdi. Çünkü muhtemelen annesi o zaman saraya yaklaşmakta olan krizi hissetti ve prenses Cang Yue’nin kaostan kendini uzak tutmasını ve kendi hayatını koruyabilecek olmasını umuyordu.’’

Yorum Yap "ATG 153 – CANG YUE"