Tankların Tarihi Günceli

ATG 151 - GÖRMEMEZLİKTEN GELME

Eylül 06, 2016
Çeviren: Black Wall – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG 151.BÖLÜM - GÖRMEMEZLİKTEN GELME

Dev derebeyi devasa kılıç ortaya çıktığında, mevcut olan herkes bir an şok oldu.

Bu kılıcın bir tehdit olup olmadığı kılıcı sallayanın kim olduğuna bağlıydı. Bu üç yaşında ki bir çocuğun elinde olsaydı kutsal bir kılıç olsaydı bile yine de en ufak bir unsuru olmazdı. Ama bir uzmanın ellerinde olduğunda insanların kalbine korku salan bir aura ortaya çıkaracaktır.

Daha önce derebeyi devasa kılıcı görmüş birkaç kişi vardı. Özellikle yaşlılar ve aşina olan öğretmenler. Cennetsel Silah Köşkünün rafının altında son birkaç yüzyıldır kalın bir toz tabakası ile sessizce yatmakta olmuştu. Öğrenciler ve öğretmenler sadece ona baktıklarında hayret etmişler ve sonra tamamen uzak durmuşlardı. Onların gözünde o silah ihtişamdan eksik, hantal büyük ve tamamen ilginç olmuştu. Zamanla insanlar varlığını bile unutmuşlardı.

Ama şu anda, o kıyaslanamayacak şekilde büyük kapkara kılıç insanların kalbine zalim bir aura yayıyordu. Yun Che kılıcı elleriyle kavradığı gibi dünyayı değiştirebilir bir imparatorun orduya gelmesi gibi bir hava oluştu. Mevcut olan herkes bilinçaltında bakışlarını ona odakladı. Onların kalpleri sallandı ve ürperdi, uzun bir süre hareket etmekten aciz kaldılar ve boğuluyorlarmış gibi hissettiler.

Qin Wushang, Yun Che’nin Murong Yi’inin yönlendirdiği ‘mavi ejderha denizi’’ aldıktan sonra ayağa kalkmasını izlerken kalbinde son derece birkaç defa daha şok olmuştu. Ama derebeyi devasa kılıcı elinde kavradığını gördükten sonra ürkmüştü… Çünkü bu duygunun ima ettiği şey çok açıktı.

 

‘’Son birkaç yıldır tamamen sessiz olan derebeyi devasa kılıç, şuan vahşi bir kaplanın tamamen uyanması gibi… Bu kadar otoriter aura, bu kadar ağır bir kılıcı tamamen kontrol edebiliyor olabilir mi? 1950 kg olan devasa bir ağır kılıç’. Gerçek kaynak âleminin ikinci seviye gücü ile… Bu nasıl mümkün olabilir?’’

Hatta gökyüzü kaynak âleminin yüce gücü ile Qin Wushang bile tamamen algılamaya cesaret edemedi. Onun kavrama yeteneğinin bile tamamen söz dışında olabileceğini düşündü. Bu derebeyi devasa kılıç, serbestçe gerçek kaynak âleminin ikinci düzeyinde ki bir uygulayıcının serbestçe sallayabileceği bir saldırı olabileceğini düşünmek, gerçek kaynak eleminin gücü ile imkânsızdı.

Ama derebeyi devasa kılıcın yun Che’nin aurası ile tamamen bağlantılı bir şekilde bağlı olduğu belliydi. Ancak Yun Che’den gelen son derece tanıdık gelen birleşme hissi kanıtladı ve neredeyse kendi kol ve bacağı gibi kontrol edebiliyordu.

‘’nnn… Ne büyük bir kılıç!’’

‘’ sakın bana onun Yun Che nin cennet sel silah paviliondan seçtiği ağır kılıç olduğunu söyleme?’’

‘’ bu silah 1950 kg ağırlığında… Bu mümkün olamaz!’’

Yun Che nin ifadesi tamamen sakin ve durgundu ve dahası aldığı yara savaşmaya bir engel gibi görünmüyordu. Gerçek kaynak âleminin dokuzuncu seviyesindeki birisinden darbe almasına rağmen budanın büyük yolunun getirdiği muazzam bir savunma kuvveti olmasaydı nasıl ayağa kalkması mümkün olabilirdi. Ağır yaralanmaları kesinlikle hafif kabul edilemezdi, ama onun dış yarası çok kötü durmuyordu ve hafif iç yaralanmalar almıştı. Ayağa kalktığı gibi o neredeyse ağzına kadar gelmiş kanı zorla yutmak zorunda kaldı.

Ve aynı zamanda tamamen öfkeli bir hale gelmişti.

‘’ Murong Yi ben aslen seninle savaşırken baskı altında kaldığında ne yapacağını test etmek istemiştim. Ama bir iç saray öğrencisi olarak sadece kazanmak için böyle aşağılık ve korkakça davranıp yüzünü kaybedeceğini düşünmemiştim. Böyle olduğundan dolayı artık benim nazik olmam için bir sebep yok’’ Yun Che alçak bir sesle belirtti.

‘’hahahaha’’ Murong Yi çılgınca gülmeye başladı. Ama onum gülmesi çok kuru ve sıkıcı olmuştu. Daha sonra kasvetli bir yüz ifadesiyle konuştu ‘’ Yun Che gerçekten hayal ettiğimden biraz daha güçlüsün, ama hala benim rakibim olmaktan çok uzaktasın. Ben gerçek kaynak âlemi zirve gücünü anlamana izin vereceğim! Aksine o kılıç gerçekten ellerinde? Hahahaha’’

Onun vahşi kahkahalarının ortasında Murong Yi aniden yüksek sesle bağırdı ve onun kaynak enerjisi delice kabaran bir dalga gibi ileriye çıktı. Onun kaynak enerjisi derin enerji dalgaları gibi vücudunun üzerini sardı. Onu çevreleyen hava aniden daha kaolitik oldu ve hava dalgalanmaya başladı.

Bu sefer Murong Yi kendini geri tutmaya vermedi. Çünkü ona Yun Che tarafından olası bir yenilgi gölgesi üzerine çökmüştü. O dev kılıcı kavradığı an onun iç organları şiddetle sallandı ve bir iblisin sırıtmasını görmüş gibi içini büyük bir korku sardı… O kaybedemezdi ne olursa olsun kaybetmemeliydi.

Zorla dışarı çıkardığı ve önemli ölçüde arttırdığı derin enerji. Murong Yi’nin bedenini sardı ve havaya yükseldi. Bir kükreme ile elinde ki gümüş mızrak ileriye ittiği gibi bir dizi mızrak gölgelerini geride bıraktı. Göz açıp kapayıncaya kadar, sayısız mızrak gölgeleri dev bir fırtına gibi gökyüzünü kaplamış ve olası kaçış yerlerini kapatmıştı. Yun Che…

Her bir mızrak gölgesi korku uyandıran soğuk bir ışık yayıyordu ve her birisi bir kayayı delebilecek yeteneğe sahip gibi görünüyordu.

Bu teknik ortaya çıktığı an tüm öğrenciler ve öğretmenler şok dolu bir ifade ortaya çıkardılar.

‘ bu mavi ejder denizi < güçlü nihai tekniklerden birisi> Araf ejderhasının gölgeleri! O aslında başarıyla buna hâkim!’’

‘’ Murong Yi mızrağı seçtiğinde onu bunu yaptığı için vazgeçirmeye çalışmıştım, çünkü bir kılıç kralın yoludur. Murong Yi nin mızrak anlayışının bu kadar mükemmel olduğunu düşünmemiştim. Bütün mavi rüzgâr kaynak sarayında mezun olmadan bu tekniği kullanabilenlerin sayısı 10 u geçmez.’’

‘’ yun Che ye karşı kazanmak için bu saldırıyı yaptı, bu en azından vücudunda birkaç düzine delik açacak bundan kurtulması imkânsız.’’

Yun Che yavaşça başını kaldırdı ve korkusuzca gökyüzünü dolduran mızrak gölgelerinin oluşturduğu tuzağa baktı. Sayısız mızrak gölgeleri insanların çığlıkları arasında gökten düştüğü gibi Yun Che’nin gözleri parladı ve aniden derebeyi devasa kılıcı eline kavradı ve gökyüzüne kaldırdı. Derebeyi devasa kılıç kocaman zifiri bir yay çizdi ve gökyüzünü dolduran mızrak gölgelerine doğru çarptı.

Ne olursa olsun, benim mızrak saldırılarımı nasıl tek bir kılıç savurmasıyla karşılayabilirsin, ne kadar zorba, çevik ve çok yönlü olursa olsun kılıcın saldırılarının aralığı mızrak ile kıyaslanamaz… Ama eğer bu bir ağır kılıç ile yapılıyorsa o zaman durum tam tersi olurdu.

Ne olursa olsun mızrak gölgeleri kaç tane olursa olsun, benim kılıcımla tek bir saldırıya ihtiyacım vardır!

Yun Che’nin elinde ki 1950 kg ağırlığında ki derebeyi devasa kılıç karşısında, Murong Yi’nin elindeki mızrak en ufak bir şekilde zorba değildi.

Yun Che’nin tek bir sallaması tüm plaza ve hatta en uzak köşelerinde muazzam bir ıslık sesi duyuldu.

Bang. bang. bang. bang. bang.

Büyük kılıcın gövdesi sayısız mızrak ile çarpıştığı anda, yoğun bir ezme sesi duyuldu. Gökyüzünü kaplayan sayısız mızrak gölgeleri bir kırılgan cam gibi paramparça oldu. Murong Yi’nin kullanmak için devasa bir enerji kullandığı mızrak gölgeleri şiddetli bir rüzgârın yaprakları savurması gibi süpürüldü. Derebeyi devasa kılıç havada ıslık çalan bir ses bıraktı ve Murong Yi’nin elinde kavradığı gümüş mızrağı bombaladı.

‘’clang…’’

Bu saldırı son derece kulak delici bir ses çıkardı. Murong Yi nin elinde tuttuğu mızrak doğrudan bir hilal şekline geldi ve üzeri sayısız çatlakla doldu. Saldırı büyük bir güç ile Murong Yi’nin elinde tuttuğu mızrağın titremesiyle baş ve işaret parmağı arasında ki dokunun yırtılmasına sebep oldu. Kan dolduran bir çığlığın ortasında, kırık gümüş mızrak ellerinden kaydı ve kalabalığın çevresine düşmeden uzun bir mesafe uçtu.

Yun Che’nin derebeyi devasa kılıcı, aynı zamanda onun altından yukarı doğru kaldırdı ve kılıç mükemmel bir yarım ay çizdi. Alt taraftaki öğrenciler Aniden karşı karşıya oldukları sahneden dolayı kaosa büründüler. Ağır kılıç sanki göğüslerine çarpmıştı. Ağır kılıcın getirdiği şiddeti tüm 10 feet uzaklıktaki kalabalık bile hissetti. Kalabalığın büyük bir çoğunluğu doğrudan geriye doğru çekilmiş ve kaolitik halde ki büyük bir kalabalığa dönüşmüşlerdi.

‘’gerçek kaynak âlemi ikinci seviyedeki bir uygulayıcının tek bir kılıç saldırısının bu kadar güçlü olması… Tamamen şok edici!’’

Havada askıda kalmış Murong Yi nihayet yere indi.

Boş boş gözlerle sanki felç geçirmiş gibi bakıyordu. Sanki olan her şeyin gerçek olmadığına inanıyordu… Bu kesin öldürücü saldırıyı öğrenmek için iki yılını harcamıştı, bu onun gizli ve son kozuydu. Ama bugün ilk defa kullanmıştı ve sadece tek bir saldırı ile mağlup olmuştu. Bu onun için bir kâbus gibiydi. Hatta onun kullandığı mızrak normal bir mızrak değildi; kutsal silah kökünden alınmış köklü ruhani bir eserdi, o gümüş ejderha mızrağıydı. Ama gümüş ejderha derebeyi devasa kılıçla karşılaştırıldığında ahlaksız bir şekilde ezilmişti.

‘’Yun Che… Yun Che! Seni öldüreceğim!’’

Uzunca bir süre şaşkınlık içerisinde olan Murong Yi aniden kükredi ve ayağa fırladı. Sanki çıldırmış gibi Yun Che’nin boynunu kapmak için uzandı. Murong Yi enerjisinin büyük bir çoğunluğunu tüketen Araf ejderhasının gölgelerini bir kez daha kullandı. Şu anda gücünün en fazla yüzde 75 civarı kullanabilirdi. Sakin ve elinde ağır bir kılıç olan Yun Che’nin aksine, hangi nitelikleri ile Yun Che ‘e karşı savaşabilirdi?

Murong Yi’nin son saldırısı karşısında, Yun Che soğukça güldü. Vücudu hala ağır kılıcı tutarken bir flaş ile dışarı fırladı. Hareket hızı daha öncekilerle karşılaştırıldığında biraz yavaş oldu. Ardından hatta Murong Yi ye bakmadan ağır kılıcı sıradan bir şekilde yukarı doğru salladı.

‘’wosh’’

Bir fırtına ıslık sesi ortasında döndü. Ağır kılıç aslında Murong Yi nin bedenine dokunmadı, ama bu bile Murong Yi nin karşı koyabileceği bir şey değildi. O Murong Yi Yi neredeyse on ayak boyu mesafe yukarı doğru uçurdu. Aynı anda, Yun Che aniden yukarı fırladı ve bir sıçrama ile on adım mesafe yukarı çıktı ve ağır kılıcı acımasızca Murong Yi nin bedeninin üzerine vurdu.

‘’bomm’’

Murong Yi büyük bir top mermisi gibi aşağıya çakıldı. Ve ardından sahnede büyük bir patlama meydana geldi. Parçalanmış taşların ortasında tepeden tırnağa sahneye çarptı.

Ağır kılıç ortaya çıkmayıp iki silahsız mücadele olsaydı, onlar eşit olarak kabul edilebilirdi. Ama ağır kılıç ortaya çıktığı gibi Murong Yi ezici bir farkla mağlup oldu ve mücadele edemeden çok kötü bir şekilde ezildi. Eğer sadece ağır kılıcı kontrol etmekle mümkün olsaydı, hala Yun Che için bunu yapmak imkânsız olurdu. Ama hapishane tanrısının büyük kitabı nasıl bir var oluştu? İlk olarak hapishane tanrısının büyük kitabını anlamış Yun Che nin elinde ağır kılıç artık, uyanmış göksel bir ejderha olan ağır kılıçtı. Her sallandığında kaçınılmaz olarak gök gürleyip, taşları yarıyordu ve gökleri korkutuyordu.

Herkesin şaşkın bakışlarının altında, Yun Che havadan gelerek Murong Yi nin başının yanına indi. Ağır kılıç sıradan bir sallama ile bir patlama sesi sahnenin büyük bir çoğunluğunu çökertti ve Murong Yi nin vücudu havaya uçtu ve Yun Che nin önüne düştü. Şu anda Murong Yi nin giysileri tamamen parçalanmış ve kan lekeleri ile kaplanmıştı. Yüzü kirli ve kan ile bulanmıştı. Gözleri hala açık olmasına rağmen, herhangi bir ifade belirtileri yoktu ve ölü gibiydiler.

Yun Che ileriye bir adım attı toprağa ağır kılıcı dikti ve Murong Yi ye baktı. ‘’ Murong Yi hala mücadele etmek istiyor musun? Eğer devam etmek istiyorsan, bun buna uymak için daha mutlu olacağım. Sen dokuzuncu seviye gerçek kaynak âleminde bir iç saray öğrencisisin, henüz tam gücünü kullanmış olmadığını hissedebiliyorum… Benim ağır kılıcımı sadece üç kere sallamamı başarabildin.’’

 

Ç.N: omuzum bir günde 3 defa çıkmış olmasına rağmen Adana’ya hastaneye gidip ameliyat tarihi almaya gidip geri döndüğümde bana acımasız bir şekilde tek elimle bölüm çevirten ORKUN sana sesleniyorum öldürdün beni helal olsun ☺.

Useless notu: Bedava Fizik Tedavi daha ne istiyorsun 😛

Yorum Yap "ATG 151 - GÖRMEMEZLİKTEN GELME"