Kilimanjaro Günceli

ATG 148 - AYARLANAN SAVAŞ GÜNÜ

Eylül 05, 2016
Çeviren: Black Wall – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG 148.BÖLÜM - AYARLANAN SAVAŞ GÜNÜ

‘’Gökyüzü… Kurdu… Kesişi… Haaah ‘’

Patlayıcı bir kükreme ile denizde ki muazzam bir dalga gibi Derebeyinin kutsal kılıcının kabzasını serbest bıraktı. Anında, çevredeki ortam karıştı ve hava zorla yarıldı. Ağır kılıç aşağıya doğru savrulduğunda anlık olarak mavi bir kurdun gökyüzüne doğru kükreyen yansımalı görüntüsü yun Che’nin arkasında belirdi…

‘’bommm’’

Ağır kılıç zemine çarptığı anda güçlü ve derin bir enerji direnciyle kaplanmış oda büyük bir şiddetle sarsıldı. Havaya sayısız şekilde birçok kaya parçası saçıldı ve çok sayıda çatlak hızlı bir şekilde zeminde ortaya çıktı. Eğer çok güçlü bir kaynak sanatıyla korunmuyor olsaydı bu oda tek bir saldırıyla yerle bir olurdu… Bir anda tüm derin odanın içerisini bir sessizlik sardı.

‘’ba… Başarılı! ‘’ Yun Che ağır kılıcı kavradı ve yavaş yavaş zemin üzerine diz çöktü. O ağır ağır nefes alırken yüzünde ki heyecan görülebilirdi. ‘’ Nihayet, nihayet ‘Gökyüzü kurdu kesişi’ni anlamayı başardım.’’

Jasmine aslen Yun Che’nin bir ay içinde hapishane tanrısının büyük kitabını’nın temel aşamasını anlamanın onun sınırını olduğuna inanıyordu. Onun gökyüzü kurdu kesişi ve hapishane tanrısının büyük kitabının tamamıyle anlayacağını düşünmemişti. Yun Che odan dışarıya çıkmadığı zamanlarda ağır kılıcı hiçbir şekilde yanından ayırmamıştı, uyurken bile sırtında ağır kılıcı taşımıştı. Ağır kılıç ile antrenman yaparken kendisini hep çok zorluyordu, her zaman tek bir gün içerisinde kaynak enerjisini en az on defa tüketiyordu. Daha sonra yavaş yavaş bunun sayısı azalmıştır. Derebeyinin kutsal kılıcı en sonunda elinde hafif bir ışıkla beraber çevik bir hale gelmişti ve onunla dans eder gibi rüzgârla yaptığı çevik hareketler daha öncekilerden çok daha zalim oldu.

Derin odada ki toz bulutu uzun bir süre için dağılmadı. Toz bulutunun içerisinde Jasmine bulanık gözler ve gözyaşı damlalarıyla birlikte sessizce ona baktı. O Yun Che’ye budanın büyük yolunu ve hatta hapishane tanrısının büyük kitabını öğretti.

İlk olarak yun Che gökyüzü kurdu kesişi çalıştığı sırada… Onun duruşu, kılıcını savurması, kükremesi ve onun ağır kılıç kullanarak çıkardığı sesler… Aniden hayallerindeki şekle benzetmesine neden oldu.

Ama onun aklı acımasızca şuan önünde ki kişinin kardeşi olmadığını söyledi. Kardeşini artık asla göremeyecekti.

Tek bir ‘gökyüzü kurdu kesişi’ tüm gücünü tüketmişti. Zemin üzerine diz çöktü ve uzun bir süre kalkamadı. O anda gökyüzü zehir sedefi aniden parladı ve Lan xueruo’nun sesi zihninde yankılandı.

‘’ Küçük kardeş Yun yarın Murog Yi ile ayarlanan savaş günüdür. Erkenden hazırlıklarını bitirmeyi unutma. Eğer bir gün boyunca dinlenirsen daha iyi olur. Yarın sabah erkenden gelip seni çağıracağım.’’

Lan Xueruo’nun sesi Yun Che’nin ağzının büyük ölçüde açılmasına sebep oldu.

‘’ yarın…

Yarın Muong Yi ve benim düzenlenen savaş tarihi mi?

Tamamen gelişimine odaklandığın zaman, zaman akışını anlamak zordu. Bir meditasyon durumuna girdiğiniz anda günlerce o şekilde geçirebilirdiniz. Yun Che oda girdiği ilk andan itibaren farkında olmadan üç ay geçmişti.

Bu üç ay boyunca, o küçük peri ile bir kaza sonucu karşılaştığından başka dışarı hiç çıkmamıştı. O temel olarak derin odada kalan zamanının tamamını geçirdi. Üç ayın uzun bir zaman olduğu söylenebilir, ama aynı zamanda da kısa olduğu da söylenebilir. Ve bu üç ay içerisinde, elde ettiği sonuçların çok büyük olduğu söylenebilir. Budanın büyük yolu ve hapishane tanrısının büyük kitabı ekimi ile vücudunda tam bir reform artışı olmuştu.

Yarın düzenlenen savaş tarihi olduğundan, Yun Che doğal olarak gelişimine devam etmesi olmaz. Onu zaten hapishane tanrısının büyük kitabının ilk kılıç sitilindeki ustalığı memnun etti. Dayanıklılığını biraz kurtardıktan sonra elbiselerini değiştirdi ve derin yetiştirme kulesini terk etti. Yatağına dört civarı döndü ve uyudu.

Yarım ay önce, onun kaynak enerjisi zaten gerçek kaynak âleminin birinci seviyesinin zirvesine ulaşmıştı. Yun Che’nin kaynak enerjisi dinginlik altında olgunlaşmış ve gerçek kaynak âleminin ikinci seviyesine sakin bir atılım yapmıştı.

Derin odada kaldığı sürece yun Che her gün dört ila altı saat arasında uyudu. Ancak bu kez, bir sonra ki günün sabahından öğlene kadar uyudu ve sadece kapının çalması ile uyandı.

‘’ Küçük kardeş Yun, içerde misin? ‘’

Yun Che kapının vurması ile uyandı. O iyi bir uyku çektikten sonra zihni ve ruhu son derece yenilenmişti. O belini gerdikten sonra yataktan sıçrayarak elbiselerini aldı ve kapıyı açmak için ileri yürüdü. Lan xueruo elinde dışarıya lezzetli bir hoş koku yayan güzel bir öğle yemeğiyle birlikte hafif bir gülümseme ile kapının dışında duruyordu.

‘’Waa! Bu nedir? Çok güzel kokuyor! ‘’ bu üç aylık dönemde, Yun Che kuru gıdalardan farklı bir şey yeme fırsatı bulamamıştı. Önünde muhteşem koku yayan yemeği gördüğünde tüm midesi titredi.

‘’Senin kahvaltın’’ lan xueruo geniş bir gülümseme ile gözlerinin önünde kutunun ağzını açtı.

Öğle yemeği kutusunu açınca, dört zarif yemek ve taze aroma taşıyan çorba gözlerinin önünde belirdi. O xio klanından ayrıldığından beri, ilk yılın yarısı için bulabildiği vahşi ne varsa yedi ve yılın ikinci yarısında da açlığını bastırmak için sadece kuru erzak yedi. Bu tür lezzetli şeyleri uzun zaman boyunca yememişti.

Yun Che anın yanına oturdu ve çılgınca yemeye başladı. Birkaç lokma yedikten sonra bir şey düşündü ve utanarak söyledi ‘’ kıdemli kardeş, yemek yedin mi? ‘’

Lan Xueruo hafifçe gülümsedi ve cevap verdi. ‘’ ben zaten yedim. Acele etmeyin saat sadece sekiz ve senin düzenlenmiş olan savaşa kadar hala bir saat var.’’

Yun Che sonra yine yemekleri mideye indirmeye başladı. Çenesini iki elinin üzerine dayayarak, Lan Xueru onun çocuk gibi olan davranışlarına baktı ve bilinçsiz bir şekilde kendi kendine güldü. Bir saatin çeyreği sürecinde Yun Che zat yemeğini bitirmiş ve tabağın içerisinde tek bir kırıntı dahi bırakmamıştı. Gözlerini kıstı ve bir gülümseme ile söyledi. ’’lezzetliydi’’

(Ç.N. evet beyler şu fakire yardım edelim ‘’YUN’’ yazıp 3838 e mesaj atabilirsiniz her mesaj 5 tl ☺ )

‘’Mmm, çok iyiydi. Bu benim küçük teyzemin yaptıklarıyla karşılaştırılabilir duruyor’’ Yun Che midesini okşarken tatmin edici bir şekilde söyledi.

‘’mm, bu güzel’’ Lan Xueruo kaşlarını neşeyle kaldırdı ve gözlerinde neşeli bir ipucu belirdi.

Onun ifadesinde ki değişikliği gördükten sonra yun Che biraz ürktü ve çekinerek sordu ‘’ kıdemli kardeş, bu yemekleri şahsen sen mi yaptın? ‘’

‘’mm’’ Lan Xueruo başını salladı ve gülümsedi ‘’onların sizin zevkinize uygun olması iyi, ama yerken gerçekten bir çocuk gibi görünüyorsun.’’

‘’ben zaten 17 yaşında bir çocuğum! ’’Yun Che burnunu çekti başını kaldırdı ve öfke ipucu veren bakışlarını Lan Xueruo nun güzel gözlerinin içine yönlendirdi. ‘’ ben gökler tarafından yıldırım çarpan hangi şanslı adamın sizin tarafınızdan iyilik elde edeceğini merak ediyorum… Kıdemli kardeş sen çok güzel ve nazik birisin, yine de çok iyi yemek yapabiliyorsun. Gerçekten de sizden daha genç evli bir adam, göz önünde olabilir değil mi? ‘’

( Ç.N yavşama konusunda tam ders alınacak adam varya bu geleni gideni… )

‘’Yine başladın.’’ Lan Xueruo çaresiz bir bakış attı ‘’ eğer bir daha kıdemli kız kardeşini kızdırmaya cesaret edersen, gelecekte sana yemek yapacak değilim.’’

‘’ah… Bir baş deyişle, seni kızdırmadığım sürece, kıdemli kız kardeş hala sıkça gelecek ve bana yemek yapacak öyle mi? ‘’ Yun Che bir a sürpriz bir ifade ile gülümsedi.

‘’ bu senin performansına bağlı’’ Lan Xueruo afifçe gülümsedi, o hassasiyetin içerisinde bilinçsizce kadınsı cazibezisini biraz ortaya çıkardı. Mekânsal yüzükten temiz beyaz bir ipek kıyafet çıkardı ve Yun Che nin nüne bıraktı.’’ Bu daha önce senin için yapılmış olan eğitim kıyafeti, vücuduna tam olarak uygun olmalıdır. Bu eğitim kıyafetinde özel işlemler uygulandı; sadece içerisinde rahat hareket etmene izin vermez, aynı zamanda saldırılara karşı belirli derece savunucu özelliği var. Murong Yi ile yapacağın maç için bunu giy.’’

Yun Che üniformayı aldığında hemen giymedi. Aksine o hafifçe kıyafeti kokladı, çok az olmasına rağmen Lan Xueruo nazik ve dokunaklı kokusu gibi tanıdık bir koku hissetti. Gülümseyerek ‘’kıdemli kardeş şahsen benim için bu eğitim üniformasını mı diktin? ‘’

Lan Xueruo nun dudakları kıpırdadı, kar beyazı tenini hafif kırmızı bir allık sardı, bakışlarını kaçırarak Yun Che ye cevap verdi ‘’ Bu bir erkek kıyafet yaptığım ilk sefer, bu yüzden, her durumda size uygun olacağından emin değilim, her durum karşısında, bir dene üstünde.’’

Konuşması bittikten sonra Lan Xueuo başını geri çevirdi. Lan Xueruo ya baktığında yun Che sıcak bir hissin yüreğinde arttığını hissetti ve gülümsemeye başladı. O mümkün olan en hızlı şekilde giydiği kıyafetleri çıkardı ve Xueruo nun getirmiş olduğu eğitim kıyafetlerini giydi.

‘’ Kıdemli kardeş, üzerimi değiştirdim.’’

Lan Xueruo akmak için başını çevirdiğinde, beyaz eğitim kıyafetinin içinde Yun Che Yi görünce tuhaf bir parıltı aniden gözlerinin içinde ortaya çıktı.

Üç ay öncesi ile karşılaştırıldığında Yun Che şimdi biraz daha uzundu, Lan Xueruo elbiseyi dikerken bu noktayı da dikkate aldı; dolayısıyla eğitim kıyafeti tam olarak bedenine uymuştu ve rahatsız edici herhangi bir unsur yoktu. Fakat bu üç ay içerisinde değişen yun Che’nin sadece boyu değildi ‘Budanın büyük yolu’ nun vücuduna getirdiği reformdan itibaren, gözleri, derisi, aurası ve mizacında büyük değişiklikler meydana geldi. Onun görünüşü artık daha derindi. Sadece basit bir bakış ile o sınırsız yıldızlı gökyüzünü görebiliyordu sanki. Onun gülümsemesinde ki sıcaklığın ortasında tarifsiz bir duygu bedenini sarıyordu, onun olgunlaşan yüzü çok farklıydı, Xueruo sayısız erkek görmüştü ama hiç birisi tarafından kalbi asla böyle taşınmamıştı. Anormal çekici görünen Yun Che ye baktığında, onun görüntüsü aniden bulanıklaştı ve kalbi daha hızlı atmaya başladı.

(Ç.N. the mission is successful ☺ )

O telaşla bakışlarını çevirdi ve telaşlı bir şekilde söyledi ‘’ Bu iyi olmuş ve… Gerçekten iyi görünüyor.’’

Yun Che hafice kollarını kaldırdı, kollarını kokladı ve bir gülümseme ile ‘’Bu bizzat kıdemli kız kardeş tarafından yapılan bir kıyafet, buna kesinlikle iyi bakacağım…

Kıdemli kız kardeş teşekkür ederim.’’

‘’ O zaman bana nasıl teşekkür edeceksin?’’ Lan Xueruo gözlerini hafif kısıp bir gülümsemeyle sordu.

‘’ Peki, biraz düşüneyim.’’ Yun Che başını kaldırdı ve derin düşüncelere daldı. Sonra aniden gizemli bir şekilde gülümsedi ve söyledi. ‘’ Kıdemli kız kardeş ilk olarak gözlerinizi kapatın.’’

( Ç.N. bence kapatma bak araya gidersin Yun bu affetmez )

‘’m?’’ Lan Xueruo güzel gözlerini kırptı ve Yun Che’nin teşekkürünü beklemek için itaatkârca gözlerini kapattı. O Yun Che’nin ona bir sürpriz yapmak için gittiğini tahmin etti. Kızlar her ne olursa olsun kişilikleri nedeniyle, her zaman sürpriz denilen şeylere karşı koyamaz ve onlar için sabırsızlanırlar.



O gözlerini kapattı ve tanıdık bir erkek kokusunun aniden yaklaştığını hissetti. Sonra bir çift kol aniden beline sarıldı. O tepki bile veremeden bir anda zaten dudaklarını öpmüştü ve bir adamın kalın kokusu burnunun sağ tarafından gelmişti.

‘’mmm!’’

Lan Xueruo nun gözleri anında geniş bir şekilde açıldı. Zihni aniden karmaşa içerisine girdi ve bedeni kasıldı. Sonra o içgüdüsel olarak mücadele etmeye ve sızlanmaya başladı küçük bir hayvanın ağzından dışarıya çıkan sesler gibi farklı sesler dışarı çıkmaya başladı. Ama Yun Che ona sıkıca sarılmıştı ve onun zayıf vücudu bu kucaklamadan kaçmak için temelde yeterli değildi. Dudaklarında ki sıcak dokunma hissi daha belirgin hale geldi ve onun gönlünde olan adamın bu kadar yakın kokusu kalbi daha düzensiz atmaya başladı; yavaş yavaş bedeninden dağılan gücüyle, onun mücadelesi daha zayıf ve güçsüz hale geliyordu. Küçük elleriyle onu kaldırdı ve o üzerine düşmek üzereyken nazikçe vücudu kasıldı, üzerine düştü ve o artık daha fazla hareket etmedi. Son olarak gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı.

Lan Xueruo’nun tepkisi de Yun Che’nin kalbinde ki sinirliliğin kaybolmasına neden olmuştu ve bir tebessüm dudaklarının köşesinden yukarıya kıvrılmıştı. Artık dudaklarının arasındaki basit temas memnun etmişti. O açgözlülükle onun taç yaprağı gibi narin dudaklarını emmeye başladı. Bu agresif eylem Xueruo’nun nefeslerinin kararsız olmasına ve kalp atışlarının daha çılgın hale gelmesine neden oldu. O daha önce hiçbir deneyim yaşamamıştı, onun girişimlerine karşı kendini nasıl savunacağına temelde emin değildi. Yun Che’nin uzun dili kolayca ağzının içerisinde dolaşıyor ve onun uzun leylak gibi dilini emiyordu.

( Ç.N brezzers gururla sunar )

‘’uuu…’’ Lan Xueruo’un vücudu sanki bir elektrik akımına kapılmış gibi titredi. Kokulu tükürük ( kokulu tükürük ne be ) kaplı ince dili Yun Che’nin ağzına girdi ve tadı şaşırtıcı derecede tatlı idi. Onun ağzının her köşesini işgal ettiği gibi iki elini onun beline sıkıca kavradı.

Lan Xueruo hafifçe gözlerini açtı. Onun görüntüsü bulanıktı ve ağır nefes alıyordu. Kız giderek daha da saldırgan inlemeler altında o narin boynunu yukarı uzatıyordu. Bilinçsiz sessiz bir tepki onun bilinçaltında geri çekilirken, Yun Che nin sıcak nefesi yüzüne doğru iniyordu. Vücudunun sıcaklığı artmıştı ve bilmeden kollarını daha da sıkıca Yun Che’nin beline sarmıştı.

Oysa Yun Che’nin ellerinden birisi sessizce onun belini bıraktı ve yaramazca Xueruo’nun ipeksi yükselen göğüslerinin üstüne indi. Yumuşak ve tombul topluluğu üzerinden kaptığı gibi çok kalın olmayan giyiminin üzerinden okşamaya başladı.

‘’ah…’’

Güçlü bir sertlik Xueruo un bedenini üzerine indi ve aniden kısa bir inilti yayarak onun güzel gözleri büyüdü. O bilinçaltında işgal edilen vücudunun bir kısmını kapsayacak şekilde ellerini kaldırdı ve panik içerisinde Yun Che’nin kucaklarından kaçtı. Gözleri puslu hale gelmişti ve yüz ifadesi kırmızıydı, saçları hafif kırışıklıklarla doluydu.

‘’Kıdemli kız kardeş’’ Yun Che nin aklı bir anda temizlendi. Aniden onu işgal ettiğini fark etti.

‘’sen’’ Lan Xueruo dudaklarını ısırdı ve Yun Che ye bakmaya cesaret edemedi. Ne olursa olsun o yaptığı çılgınca şeyi yüreğinin içerisinde bastıramadı.

‘’ kö… Kötü adam!’’ aslında Yun Che’ye de vermek istedi, ama kızgın bir kız ve sevgilisi arasında ki benzer bir durumda gibi yanakları kızardı ve ikilemden kaçmak için, çılgınca odadan dışarı koştu.

‘’Kıdemli kız kardeş, beni bekle…’’

Yun Che aceleyle peşinden kovaladı ve Lan Xueru’nun küçük ellerinden yakaladı. Lan Xueru içgüdüsel olarak onun ellerinden kurtulmaya çalıştı ama ne olursa olsun kaç defa denerse denesin bir türlü başaramadı. O birlikte yürürken onun tarafından tutulmaktan başka çaresi yoktu. Başını düşürdü ve yürümeye devam etti. Onun gözlerinin içine bir süre boyunca bakmaya cesaret edemedi.

Yorum Yap "ATG 148 - AYARLANAN SAVAŞ GÜNÜ"