Otto Von Bismark Günceli

ATG 145 - ZEHİR RUHU

Eylül 05, 2016
Çeviren: Black Wall – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG 145.BÖLÜM - ZEHİR RUHU


‘’Nasıl… Buraya nasıl girdin? Yun Che nin beyni bir saniye gecikmeli olsa da konuştu, hatta kekeledi.

‘’Bana gel diyen sen değil miydin? ‘’ beyaz elbiseli tanrıçanın büyüleyici gözleri duygusuz bir şekilde cevaplarken baktı.

‘‘Ama sen çok hızlı değil misin? ‘’ Yun Che sessizce bir ağız dolusu tükürük yuttu. Vay anasını! , onun sessizce orta saraya girmesi garip değildi. Ancak iç sarayın girişinde her saat gün ve gecelerce iç sarayı koruyan çok güçlü bir mühür vardı. Aslında bu şekilde girmeyi başardı ve hatta benden daha hızlı bir şekilde geldi! ‘’

Mavi rüzgâr kaynak sarayı sadece imparatorluk ailesine aitti ve binlerce yıldır vardı. Qin wushang’dan başka nöbet tutan diğer usta gardiyanlar; gözleri ve kulakları olan herkes iç saraya öylece gizlice girmekten yoksundu ve bunu başaramazlardı… Yani gökyüzü kaynak âlemiyle imparator kaynak âlemine yarım adım atmış bir kişi arasında ki fark ne kadar harika olabilir?

‘’ Ne zaman dezenfeksiyona başlayacaksın? ‘’ beyaz giysili tanrıça açıkça çok fazla konuşmak istemedi ve soğuk bir şekilde sordu.

Yun Che içeri girdi ve kapıyı kapattı. Biraz düşündü ve devam etti ‘’Şimdi başlayabiliriz ancak aynı zamanda bu menşe zehrinin ne kadar güçlü olduğu hakkında deneyimliyim. Hatta senin derin gücün ile bunu yok edemezsin, elbette sen bu dezenfeksiyonun kolay bir iş olmadığını kesinlikle biliyorsundur. Sen ve ben yabancıyız, eğer sadece bu gibi herhangi bir sebep olmadan zehri dezenfekte etseydim, rahat hissedemeyeceğine inanıyorum. Ayrıca bana gelince, ben bu kadar özverili değilim. ‘’

 

‘’ Sana fazlasıyla ödeyeceğimi daha önce söylemiştim. ‘’

‘’ Ne tür bir büyük ödeme? ‘’

‘’…Ne istiyorsun? ‘’ beyaz giyimli tanrıca konuşurken, bakışları başından sonuna kadar kemik delici bir soğukluk ortaya çıkardı. Bu karı dağın tepesinde hiç erime olmamış on bin yıllık bir buz gibi oldu.

‘’Senin benim üç isteğimi kabul etmeni istiyorum! ‘’ Yun Che açık açık konuştu. Hemen Tanrıçanın kaşlarını çatmasını beklemeden açıklamaya devam etti ‘’Ama endişelenmeyin, ben kesinlikle yapmak istemediğin bir şeyi yapman için seni zorlayacak bir insan değilim. Benim bu üç isteğim ilkeleri veya vicdan gibi konulardan herhangi birisini asla ihlal etmeyecek, özellikle herhangi bir suç faaliyeti, aç gözlülük ve benzeri bir şey olmaz ve çıkarlarınıza herhangi bir zarar asla vermez. Sadece herhangi bir talebimin çok fazla olduğunu hissediyorsanız hemen reddedebilirsiniz.

‘’Vücudumdaki zehri tamamen arındırabileceğinden emin misin? ‘’ beyaz giyimli tanrıça onun üç isteğini duyunca güzel gözleri belirgin bir şekilde daha keskin ve soğuk oldu. Sadece onun şu sözlerini duyduktan sonra biraz rahatladı.

‘’Çok fazla emin değilim, ama muhtemelen %99.999 civarında’ işlem sırasında cennetten aniden bir yıldırım gelip ve beni vurmayacağına garanti veremem’’

Bu ani şaka tanrıçanın gözünde herhangi bir duygu belirtisi göstermedi, o sadece düz bir şekilde tek bir kelimeyle cevap verdi ‘’konuş’’

‘’O zaman söyleyeceğim…’’ Yun Che suratını astı sıkıcı bir tavırla kalbinde düşündü ‘’ karım Qingyue nin buz gibi soğuk bir kişiliği olsa da o hala on altı yaşında ki genç bir kız, en azından bazı zamanda küçük tepkiler veriyordu. Bu küçük peri basitçe bir yığın buz gibi, onu eritmek aşırı derecede zor olacaktır.

‘’ilk istek bana adını söyle’’ Yun Che tüm ciddiyetiyle söyledi ‘’bundan daha kolay bir şey olmamalı değil mi? ‘’

Tanrıça bir süre sessiz kaldıktan sonra başını salladı ‘’Hayır’’

‘’Hey, hey!! Görünüşün bir tanrıça kadar güzel olsa da yine de çok cimri olmamalısın. Ben vücudunda ki zehri arındıracağım, hatta yarım kurtarıcın olarak kabul edileceğim, ama aslında bana adını bile söylemiyorsun. Zaten ben ismimi uzun zaman önce söyledim, hiçbir şey olmasa bile bana adını söyle, seni nasıl çağırmalıyım’’ Yun Che hoşnutsuz bir şekilde feryat etti.

‘’Bana ne istersen söyle’’ tanrıça soğuk bir şekilde söyledi

‘’Tamam, eğer durum buysa bana ilk isteğimi değiştirmek için biraz zaman ver. Senin adını bilmiyorum bu yüzden artık sadece sana küçük peri diyeceğim, bu güzel olmalı değil mi?

‘’Küçük peri?’’ tanrıçanın zarif kaşları hafifçe yükseldi ve ‘’Saçma benim yaşımda, yaşlı olmak için fazlasıyla yeterli’’

Yun Che öfkeyle ayağa fırladı ve öfke dolu bir yüzle cevap verdi ‘’Eğer gerçek bir tanrıça olsan bile, fazla kibirli değil misin? Senin için korkunç menşe zehrini arındıracak ve hayatının yarısını kurtaracak olan benim! Senden hiçbir şey istemedim sadece adını bilmek istedim ama reddettin… Tamam, sen bir kez söyledin seni aramak için ne istersem söyleyebileceğimi, şimdi ben seni küçük peri olarak çağırmak istedim ve sen bir kez daha reddettin! Çok mantıksız!! ‘’

‘’ Ve hatta benden yararlanmak için üzerinde kıdem hakkında yalan söyledin! Neredeyse on yedi yaşındayım ve yirmi olmak için sabırsızlanıyorum; ne hakla sen benim yaşlım olarak kabul edilebilirsin! Çok haksızlık! Bunu yapmayacağım, artık bu zehri dezenfekte etmeyeceğim, bunu unutma ‘’ ( yürü be aslanım ☺ )

Haksızlığa uğramış bir çocuk gibi, Yun Che tanrıçanın yüzüne sert ve huysuz bir ifade ile baktı arkasını döndü ve kıçının üstüne oturdu.

Tanrıça bir süre sessiz kaldıktan sonra, sonra o da biraz mantıksız davrandığını hissetmiş gibi kısık bir sesle konuştu ‘’ Bu durumda bana ne istersen söyleyebilirsin’’

Yun Che bir ‘’wosh’’ ile geri döndü ve yüzünde öfke hiçbir iz bırakmadan kaybolmuştu. O sırıtarak söyledi ‘’İkinci isteğimi söylüyorum; şimdi bu iyi bir kız. Küçük peri, Ben, ben senin gerçek görünümünü görmek istiyorum, yüzünü koruyan peçeyi çıkart’’

‘’Reddediyorum’’ tanrıça tereddüt etmeden hemen reddetti.

‘’Hey! Ben sadece senin gerçek adını bilmek istemiştim, bu da çok fazla olmadı değil mi?’’ Yun Che memnuniyetsiz bir şekilde söyledi.

Tanrıça soğuk bir ses tonuyla konuştu ‘’ Sadece sen ve ben tesadüfen bir araya geldi, eğer bedenimde ki zehri arındırman gerçekten mümkünse doğal olarak ben büyük ölçüde size borcumu ödeyeceğim, bundan sonra birbirimize borçlu olmayacağız ve yollarımız belki de bir daha hiçbir şekilde kesişmeyecek, adımı bilmen gerekli değildir ve daha çok görünüşümü ’’

Açıkça diğerlerinden iyilik isterken, sesi hala çok inatçı ve buz gibi oldu; tavır ve aura sı diğerlerini binlerce mil uzaklığa püskürttü. Eğer bu korkunç güç ve güzellikte ki periyi istiyorsa Yun Che açıkça bu konuda avucunu yalardı. O çaresizce söyledi ‘’ Tamam, tamam mademki durum böyle ben ikinci isteğimi değiştiriyorum, ben mükemmel bir şekilde bu zehri arındırdıktan sonra, iki ay sonra senin beni korumanı istiyorum çok fazla olmasına gerek yok üç ya da dört ay yeterli… Bu konu hakkında herhangi bir problem var mı?‘’

Tanrıçanın yüceliğinin yarısı doğadan geldi, diğer yarısı zaten onun konumunun ulaşılmaz yüksek olmasıydı. Ancak bu gibi insanlar daha çok başkalarına borçlu kalmayı istemezler. Yun Che nin isteği doğruydu ‘’ Tamam bunu kabul ediyorum, iki ay sonra, üç aylık bir süre için seni gizli gizli korumaya başlayacağım’’

‘’Anlaştık o zaman’’ Yun Che neşeli bir ifade ile başını salladı. Üçüncü isteğim hakkında henüz karar vermedim, karar verdiğim zaman sana söylerim tabi ki, yine de kabul etme ya da reddetme hakkın var. Tamam, o zaman zehri arındırmaya başlayalım’’

Yun Che tanrıçanın önüne doğru geldi ve ciddiyetle söyledi, ‘’ Küçük peri ilk önce bana elini uzat vücudundaki bu zehrin durumunu tespit etmeliyim’’

Küçük peri son derece rahatsız oldu; ama isteksizce Yun Che’nin sözünden sonra kaşlarını çatarak kabul etti. Ve sonra soğuk bir yüzle söyledi benim bedenime daha önce hiçbir adamın eli dokunmadı.

Yun Che gülerek söyle dedi ‘’ merak etme gerçek bir deha doktor olarak, nasıl dokunmadan belirleye bileceğimi bilirim, vücudunun herhangi bir yerine dokunmayacağıma söz veriyorum’’

Tanrıçanın buz gibi soğuk bakışları onu taradı ve daha sonra elini uzattı onun eli hurma gibi aşırı beyaz aynı zamanda buz parlaklığı gibi oldu. Yun che bunun yüzünden biraz şaşkın oldu bunun aslında bir kadının eli olduğuna inanmaya cesaret edemedi. O bu sanatın gökler tarafından titizlikle yapılmış ve cila ile parlatılmış olduğuna inanmaya daha istekli oldu.

Yun Che’nin zihni nihayet biraz sakinleşti, avucunu dışarı uzatmış tanrıçanın avucunun üzerine elini garip bir şekilde getirdi. Onun derin enerjisi hafifçe tanrıçanın bileğinin üzerine dokundu sonra yavaş yavaş bileğinin üzerinden onun tüm vücuduna ve meridyenlerine yayıldı. Tabi ki on kat cesareti olsa bile yaramazlık yapmaya cesaret edemedi, yoksa tanrıçanın gücüne şu anki derin enerjisiyle karşı koyması herhangi bir şekilde mümkün olmadığından muhtemelen tek bir vuruşla hayatını kaybederdi.

Yun Che devam ettikçe yüreği şok oldu.

 

Menşe buz zehrinin şiddeti onun beklentilerini aşmıştı

Böyle korkunç bir menşe zehri…  Öldürdüğü canavar en az gökyüzü kaynak âleminde olmalı.

Yun Che’nin kalbi biraz sıkıştı… Tek başına gökyüzü kaynak âlemindeki bir canavarı öldürmek, bu küçük peri ne kadar korkunç.

Yun Che’nin derin enerjisi yayılmaya devam etti. Enerjisi derin damarlara ulaştığında Yun Che’nin ifadesi hemen değişti… Çünkü onun derin damarlarının kalbinde, dışa doğru buzlu ve korkunç bir enerji ve ürperti veren çok büyük bir sis topu vardı. Yun Che sadece derin enerjisi ile bu şok edici topa dokunmasına rağmen yaydığı soğuk ve korkunç enerjisi hissedebiliyordu.

‘’bu…’’

‘’bir zehir ruhu!!!’’’

Güçlü buz nitelikli zehir canavarından gelen bu menşe zehri, bilinç kazanma noktasına gelmiş korkutucu bir zehir ruhu haline gelmişti. Açıkçası o ölmeden önce buz nitelikli canavar tarafından menşe zehri enjekte edilmiş olmalı.

Aslında o sadece gökyüzü zehir sedefini kullanarak arındırmak istedi, ama bu güçlü zehir için çok basit olurdu. Ancak şaşırtıcı derecede zehir ruhunu keşfettikten sonra sadece gökyüzü zehir sedefi ile arındırılması artık çok geçti. Bir zehir ruhu konağının derin enerjisini tüketerek büyüyen bir zehir olduğundan, bu kadar süre içinde zaten derin damarlarla kaynaşmıştı. Birisi zorla zehir ruhunu arındırmaya çalışsaydı bu derin damarların kalıcı bir şekilde hasar almasına neden olacaktı.

 

Yun Che’nin derin enerjisi zehir ruhuna dokunduğunda ifadesinin dalgalandığını tanrıçada fark etmişti.

Yun Che avucunu kaldırdı ve ciddiyetle söyledi ’’ küçük peri şimdi hissetmiş olmalısın, vücudundaki menşe zehri aslında bir zehirli bir ruh çıkardı. Menşe zehrinden kurtulmak için önce zehir ruhu ortadan kaldırılmalıdır! Ve bu özellikteki zehir ruhunu yok etmek için, zehir ruhu ve damarlar arasında ki bağ yeterince saf alev enerjisi ile koparılmalıdır. Zehir ruhunu alev enerjisini kullanarak zorla dışarı atarak damarlardan arındırılması gerekmektedir… bu zehir ruhu henüz tam olarak şekillenmedi ve alev enerjim ile bunu başarabilirim. Ama eğer gelişmeye devam etmesini beklersek, o zaman son derece tehlikeli olacaktır, sakın kıpırdama! ‘’

Yun Che otoriter bir ses tonuyla bağırdı. Onun vücudunda Anka kanı kaynamaya başladı ve avucunun içinde koyu kırmızı renkli alevler yanmaya başladı.

‘’Anka alevleri’’ ilahi Anka klanından birisi misin?

İmparator kaynak âlemine yarım adım atmış bir kişinin gücüyle, ne kadar geniş bir deneyimi oldu? Daha önce ilahi Anka klanının öğrencileriyle darbe alış verişinde bulunmuştu ve Anka alevlerinin özel niteliklerine karşı biraz deneyime sahip oldu. Yun Che’nin ellerinin üstünde alevlerin yanmaya başlamasıyla o hemen açıkça bunların Anka alevleri olduğunu fark etti. Ayrıca daha önce gördüğü Anka alevlerinden birkaç kez daha saf oldu.

‘’ Bunlar gerçekten de Anka alevleri, ama kesinlikle ilahi anka kuşu klanından birisi değilim’’ mavi rüzgar imparatorluğunda ilahi Anka klanına karşı son derece saygı ve korku vardı; Yun Che açıkça bunu biliyordu, o tesadüfen bir açıklama yaptı. Tanrıçanın göğsüne birkaç santimetre uzaktan Anka alevleri yavaş yavaş vücudunun içine girdi.

 

Özellik olarak olan zehir ruhu daha çok,  ateşten korkan ve kırılgandı. Anka alevlerinin son derece yüksek dereceli alev olduğunu söylemeye gerek yok, Anka alevleri tanrıçanın bedenindeki zehir ruhu ve onun derin damarları arasında ki bağı yakarak zorla kopardı ve ateş enerjisi doğrudan zehir ruhuna doğru saldırdı.

Derin damarlardan zehir ruhunu zorla atmak için Yun Che tamamıyla gözlerini kapadı. Zehir ruhunu kovalamak için son derece konsantre, olunmalıdır. Bunların gerçekten Anka alevleri olduğu şimdi daha belirgindi. Küçük peri gözlerini kapadı ve derin damarlarının içerisinde Yun Che’nin Anka alevinin enerji hareketlerini hissetti, o anda büyük bir sürpriz kalbinde dalgalandı.

‘’O ilahi Anka klanından birisi olmadığını söyledi… Ama öyle değilse nasıl Anka alevlerine sahip olabilir? ‘’

Zehir ruhu korku ve mücadele ortasında kaçtı… Sadece birkaç nefesler zamanda Anka alevleri tarafından derin damarların zorla dışına atılmıştı.

‘’Çok iyi’’ Yun Che rahatladı ve uzun bir nefes verdi. Anka alevlerinin hızı aniden arttı ve bir anda zehir ruhunu sardı.

‘’Benim için dışarı çık… Yun Che yüreğinde küçük bir şekilde söyledi. Anka alevlerini aniden fırlattı ve onun alevleri kontrol ettiği sağ kolu hızlı bir şekilde ön taraftan yakaladı. Onun elleri zehir ruhuna dokunduğu an, o yükselen bir tepede tam yumuşaklığı kavradı…

Yorum Yap "ATG 145 - ZEHİR RUHU"