Tankların Tarihi Günceli

ATG 144 - TANRIÇA, TANRIÇA

Eylül 05, 2016
Çeviren: Black Wall – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG BÖLÜM 144 TANRIÇA, TANRIÇA

Bizim elimizde sadece bir tane şeytanın yanan kan kristali vardı oda, bu genç adam tarafından satın alındı.

Yaşlı adam oturduğu yerden mavi renkli yeşim kutuyla oynuyordu ve hatta yukarı bile bakmadı. Ama aniden, yeşim kutu ile oynayan eli bir an için durdu ve aniden başını kaldırdı. O şok bir ifade ile hizmetçinin arkasında ki beyaz giysili kadına baktı. Bütün vücudu bir elektrik şok tarafından vurulmuş gibi aniden oturduğu yerden ayağa kalktı.

‘‘ Değerli müşterimiz bu küçük yaşlı adamın kaba davranışlarını lütfen affedin. Yaşlı adamın tavrı da özellikle daha saygılı oldu. Mağazamızda şeytanın yanan kan kristali gerçekten tek bir tane vardı ama o da genç adam tarafından satın alındı’’

‘‘Siz değerli müşterimize yardım edemediğim için gerçekten çok özür dilerim lütfen beni affedin… Ayrılmadan önce ses iletişim tılsımınızı bırakmaya ne dersiniz? Başka bir şeytan kan kristali elimize geçtiğinde kesinlikle ilk olarak sizi bilgilendireceğiz’’

Yaşlı adamın ani davranış değişikliğinin nedeni çok basitti; çünkü tesadüfen bu kadının kaynak gücünü keşfetmişti, şüphesiz onun önünde ki bu kadının kendi kaynak enerjisinden bir âlem yüksekteydi, nasıl şok olmaya bilirdi?

Yaşlı adamın birden bire çok daha saygılı olması ve hatta korkmuş olduğunu görmesiyle hizmetçinin tutumu da çok daha saygılı oldu. Tam konuşmak üzereyken, onun önünde beyaz bir figür parladı ve beyaz giysili kadın gözlerinin önünde bir hayalet gibi ortadan kayboldu.



Yun Che kara ay tüccar loncasından ayrıldıktan sonra Mavi Rüzgâr Kaynak sarayına doğru yöneldi, ama onun adımları eskisi kadar aceleci değildi ve aynı zamanda, jasmine ile alışılmadık bir bahis yapıyordu.

‘‘Ben daha önce ki küçük perinin beni aramaya geleceğinden eminim’’

‘‘O? Seni aramak? Nasıl bu kadar özgüvenlisin? Onun seviyesi ile, sana hatta bir daha göz gezdirmez.’’

‘‘Benimle bahse girmek ister misin?’’

‘‘ Ben inanmıyorum’’

Jasminin konuşması biter bitmez, soğuk bir rüzgar Yun Che’nin bedeninin etrafında parladı, Onun önünde ki sahnede beyaz bir elbise dalgalandı ve kar peçeli bir kadın hayalet gibi önünde ortaya çıktı. Güzel bir çift göz soğuk bir şekilde ona baktı. Yun Che’nin etrafında ki her şey, hatta yeryüzü ve gökyüzü rengini kaybetmiş gibi göründü, şu an sadece çekici bakışları vardı.

‘‘Bana şeytanın yanan kan kristalini sat, iki katı fiyat öderim’’

Kadının sesi çok yumuşaktı, ama buz gibi bir duygu yumuşaklık yoluyla insana nüfus ediyordu. Soğuk doğrudan kemik iliğini deldi ve dayanılmaz bir baskı soğuklukla beraber geldi.

Eğer Yun Che sadece normal bir uygulayıcı olsaydı sinirleri soğuk tarafından donar ve onun soğuk bakışları ve baskıcı sesi altında onunla göz teması kurmaya cüret edemezdi hatta itaatkâr bir şekilde şeytanın yanan kan kristalini verir ve özür dilerdi. Çünkü bu gücün yarım adım ötesi imparator kaynak âlemiydi, bir gerçek kaynak alem uygulayıcısı nasıl bu güce karşı koyabilirdi.



Ama Yun Che net olarak onlarla karşılaştırılamazdı. Utançla bakışlarını kaçırmadı,  doğrudan bunun yerine herhangi bir incelik olmadan ona baktı. Bakışlarında şaşkınlık, takdir ve hatta arsız bir görünüm vardı, bir süre sonra başını iki yana salladı ve yavaşça şöyle dedi;

‘‘Ben sadece satın aldığım bir şeyleri iki katı fiyatına satmaya istekli değilim, ama bunu satın almak için denemenizi tavsiye ederim; ayrıca size bulaşmış bu zehir sadece şeytanın yanan kan kristaliyle yok edebileceğiniz bir şey değil’’



Onun önünde ki bu genç adamın, sadece gerçek Gerçek kaynak aleminde gücü olmasına rağmen, imparator kaynak âlemine yarım adım atmış kişinin gücünün baskısının altında en ufak bir şekilde sinir belirtisi göstermedi aksine tamamen soğukkanlı oldu. Bu olay beyaz giysili kadını biraz şaşırttı ve Yun Che’nin sözleriyle kaşlarını hilal gibi çattı.

‘‘Nasıl benim buz türü bir zehre maruz kaldığımı biliyorsun’’

(ç.n Yun Che bu ne sandın bir bakışta adamın kıçında ki donunun rengini söyler ☺ )

Yun Che gülümsedi hafif ve yavaş bir biçimde cevap verdi ‘‘Ben sadece size buz türü bir zehir bulaşmış olduğunu bilmiyorum, ben size bulaşmış olan zehrin bir menşe türü zehir olduğunu biliyorum! Yanlış tahmin etmiyorsam birkaç gün önce buz nitelikli bir kaynak canavarıyla mücadele etmiş olmalısın ve bu canavarın çok güçlü bir buz türü zehir niteliği vardı, sen bu kaynak canavarını öldürdün ama onun ölümünden önce onun zehrine maruz kaldın’’

Beyaz elbiseli kadın ‘‘…’’



‘’ Ben o buz türü zehrin imparator kaynak âlemine yarım adım atmış olan sizi hiç etkilemiş olacağını düşünmüyorum. Ancak üst düzey kaynak hayvanların zehrinde bu kadar deneyime sahip olmadığınızı düşünüyorum. Bu çok güçlü bir kaynak hayvanın zehri, çekirdek türü bir menşe zehri üretecek olduğunu bilmelisin. Bu menşe zehri onun tüm kaynak ve yaşam kaynağıdır. O öleceği zaman toksinle onu serbest bıraktığında otomatik olarak ölecektir. Ölümle karşı karşıya olmadığı sürece menşe zehrini asla çıkarmayacaktır. Savaştığın buz nitelikli canavar ölümle karşı karşıya kalmış ve çaresizce menşe zehrini açığa çıkartmıştır. Muhtemelen Bunun normal bir zehir olduğunu sandınız ve onu ciddiye almadınız, bu zehri bastırmanın imkânsız olduğunu fark eder etmez onu ortadan kaldırmak için şeytanın yanan kan kristalini aramayı düşündünüz’’

Beyaz elbiseli kadın Yun Che’nin söylediği her şey tamamen doğru olduğundan bir an için şok oldu.

Yedi gün önce gerçekten de buz nitelikli bir kaynak canavarıyla savaşmış ve öldürmüştü ve ölümünden önce zehir gerçekten de Onun tarafından enjekte edilmişti. Sonra zehir patlamaları hızlı bir şekilde gerçekleşmiş ve bol bir şekilde kaynak gücü kullanarak zorla bastıra bilmişti, ama tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmadı. Sadece bu noktada o buz türü zehri ortadan kaldırmak için şeytanın yanan kan kristalini aramaya başlamıştı. Ve o yalnız seyahat ettiğinden dolayı bu durumu ondan başka kimse bilmiyordu, ama bu genç adam tek bir hata olmadan başından sonuna kadar her şeyi doğru bir şekilde söylemişti.



‘’Kimsin sen? Yun Che’ye karşı beyaz giysili kadının bakışları değişmişti ve o gerçekten kaynak uygulayıcılara karşı olan bakışlarını göstermedi.

İmparator kaynak alemine yarım adım atmış ve mavi rüzgar imparatorluğunda en güçlü ilk on içinde olan birisinin gerçek kaynak alemde olan birisine kim olduğunu sorması, bunun nasıl bir zevk olduğunu yaşamayan kimse hayal edemezdi. Yun Che ortaya gizemli bir gülümseme çıkardı ve şöyle dedi

‘’ Benim adım Yun Che, ben mavi rüzgâr kaynak sarayının bir öğrencisiyim… Ayrıca benim diğer bir kimliğimse ben dahi bir doktorum.’’

‘’Zehrin belirtilerine bakarak, sadece her zamanki kaynak gücünün yaklaşık üçte birini kullanabilirsin, inanılmaz kaynak gücüne rağmen vücudundaki menşe zehri bir gün eriyecek, ama bunun gerçekleşmesi yirmi ya da otuz yıl sürebilir. Ayrıca bu süre içerisinde kaynak gücün hiç artmaz ve gerçek kaynak gücünün üçte birini kullanman mümkün olacak. Bu menşe zehrini şeytanın yanan kan kristali tamamen yok edemez. Ayrıca buz nitelikli kaynak sanata sahip olduğundan ve şeytanın yanan kan kristalinin zengin bir ateş enerjisi olmasından dolayı sen düşünmeden şeytanın yanan kan kristalini tüketirsen kaynak damarların zarar görebilir… Hatta kalıcı olarak zarar görebilir.’’

‘’ Söylenmesi gereken her şeyi söyledim; eğer hala bu şeytanın yanan kan kristalini alma konusunda kararlıysan, onu aramak için başka bir yere gidebilirsin. Senin iyiliğin için sana bu şeytanın yanan kan kristalini… Ne kadar teklif edersen et sana satmayacağım.’’



Yun Che konuşmasını bitirdikten sonra bir an için ona baktı, ileriye adım attı beyaz giysili kadını geçti ve mavi rüzgâr kaynak sarayına doğru yürümeye devam etti.

‘’Onun bir menşe zehrine maruz kaldığını nasıl biliyorsun? ‘’ Jasmine şaşkınlıkla sordu.

‘’ Ne olursa olsun zehrin belirtilerini her zaman kişinin ifadesi gösterecektir, eğer ben bir zehrin bulaşmış olup olmadığını hatta ne tür bir zehir olduğunu bilemeyeceksem nasıl kendimi bir dahi doktor olarak çağırabilirim’’ Yun Che yanıtladı.

‘’ o zaman nasıl buz nitelikli bir kaynak sanata sahip olduğunu biliyordun?’’

‘’ O daha da basit, küçük perinin kaynak gücünün çok korkutucu ve şahsen para için bir kaynak canavarı avlamaya gitmediğini düşünüyorum. Bunu yapmasının tek nedeni kaynak canavarın onun için büyük bir kolaylık sağlaya bilecek olması anlamına gelir. Buz türü bir zehre maruz kaldığına göre öldürdüğü kaynak canavar buz nitelikli bir kaynakcanavar olmalı. Ve buz nitelikli kaynak canavarlar buz özellikli kaynak sanatlar geliştiren uygulayıcılar için yararlı olmalı. Ateş özellikli kaynak sanat geliştirmek isteyen yanan cennet klanının en güçlü üyelerini alev ejderhasını öldürmek için seferber etmesi gibi ‘’

Yun Che sabırla düşünce sürecini anlattı. Ancak onun dikkati tamamen arkasındaydı. O bu tanrıçanın zaten değiştiğini hissetti ve onun buz gibi bakışları sırtına inmişti

‘’ Bekle ‘’



Yun Che’nin beklediği ses sonunda arkasından duyuldu. Onun ayakları duraksadı ve bir gülümse çıkararak doğal bir şekilde arkasını döndü

‘’ Tanrıça beni başka bir şey için mi çağırıyorsun’’

Beyaz giysili kadının kaşları hilal gibi çatıldı gözleri aydınlandı ve hafifçe söyledi;

‘’ Sen bende ki bu menşe türü zehri bir bakışta söyledin, dahi bir doktor olduğunu iddia ettin, o zaman bu zehri nasıl hızlı bir şekilde bedenimden temizleyebileceğimi biliyor musun? ‘’



Yun Che onun bu sözlerini söylemesini bekliyordu. Çok rahat bir şekilde başını salladı ve cevap verdi. ‘’ Tabi ki biliyorum, ancak bu zehir menşe türü bir zehir olduğundan dolayı oldukça zahmetli, her hangi bir yan etkisi olmadan tamamen ortadan kaldırmak, nispeten on gün kadar sürer… ‘’Tanrıça sizin için zehri ortadan kaldırmamı ister misiniz?  ‘’

Yun Che nin sözlerini duyduktan sonra beyaz giysili kadının gözleri ışıl ışıl parladı, o yavaşça başını salladı ve cevap verdi ‘’ Benim için vücudumda ki zehri giderirsen bundan sonra ben, büyük ölçüde sizi ödüllendirecektir. ‘’

Yun Che şaşırmış ve kararsız bir ifade ortaya çıkardı, uzunca bir süre sonra nihayet söyledi ‘’ Tanrıça, senin kaynak gücün son derece muhteşem aynı zamanda bir meleğin vücut bulmuş hali gibisin. Ama benim aşağılık bir kaynak saray öğrencisi olduğumdan dolayı, bir şeylerin peşinde olmamdan korkmuyor musun? ‘’



‘’ Gözlerin saf. En azından kötü bir adam değilsin’’ beyaz giysili kadın eşit bir şekilde cevap verdi.



Yun Che onun güven hakkında ki konuşmasından mutlu olduğundan dolayı gülmeye başladı ve başını salladı ‘’ Tamam o zaman tanrıça bana güveniyor, o zaman ben tanrıçanın vücudunda ki zehri ortadan kaldırmak için çalışacağım, ancak ben mavi rüzgâr kaynak sarayında bir mürit olduğumdan dolayı çok uzun bir süre oradan ayrılamam… Buna ne dersin mavi rüzgâr kaynak saraya akşam karanlığında gizlice gel ve beni bul, 101 numarada kalıyorum. Tanrıçanın yeteneğiyle mavi rüzgâr kaynak sarayın korumalarını atlatarak kaynak sarayın içerisine kolayca geleceğine inanıyorum. Ayrıca iç saray öğrencilerinin evleri çok sessiz tanrıçanın dinlenebilmesi için iyi bir yer olacağını düşünüyorum.

Beyaz giysili kadın konuşmadı ve hafifçe Yun Che ye baktı. Daha sonra ellerini çırptı ve gökyüzüne uçtu daha sonra aniden Yun Che nin görüş alanından kayboldu.

‘’ EH? O sadece bu şekilde mi ayrıldı? ‘’

‘’ Lanet olsun! Bu şekilde ayrıldı!. ‘’

‘’ Eğer gideceksen en azından bir şey söyleseydin!! ‘’

Yun Che gökyüzünde kaybolan figüre baktı ve dişlerini sıktı. ‘’O küçük peri düzenbaz olduğumu mu sanıyor? ‘’

‘ah, her neyse… ‘’

Yun Che başını salladı ve mavi rüzgâr kaynak sarayına doğru yürüdü.

O dış ve orta sarayı geçti tüm avlu boyunca yürüdükten sonra iç saraya girdi. Yun Che biraz gergin bir şekilde evinin kapısını itti. O içeri bir adım attığı gibi, o anında oracıkta dondu.

Çünkü evin bambu penceresinin önünde karlı kıyafetler giymiş ve rüya gibi bir güzelliğe sahip bir kadının silüeti duruyordu.

Yorum Yap "ATG 144 - TANRIÇA, TANRIÇA"