Tankların Tarihi Günceli

ATG 134 - DEREBEYİ'NİN DEVASA KILICI

Eylül 05, 2016
Çeviren: Useless – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


ATG Bölüm 134 – DEREBEYİ'NİN DEVASA KILICI

İç Saray Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının en iç kısmında yer alıyordu ve orta saraydan yoğun ormanının küçük bir aralığı sayesinde ayrılıyordu. Ormanı geçtiğinde birisi girişi görebiliyordu. Kapı girişi kapamıyordu daha doğrusu kapı mor renkli dönen bir mühür oluşumuydu.

Sikong Du yakına yürüdüğünde mühür dönmeyi durdurdu ve aniden ortadan kayboldu ama Yun Che ileri adım attığında mühür yeniden ortaya çıktı ve ileriden karşı konulmaz itici bir kuvvet gelerek Yun Che’yi bir adım geri atmaya zorladı. Ardından bilinmeyen bir yerden yaşlı birinin sesi geldi:

“Sikong Du getirdiğin kişi Saray Şefi Qin’in bahsettiği ‘Yun Che’ mi?”

Sikong Du parlak bir şekilde seslendi. “Evet. Büyük Xu geçiş için onay verebilir mi?”

Ding!

İnce bir kaynak enerjisi ipliği ileriden geldi ve Yun Che’nin bedenine dokundu. Bedenine girdikten sonra hemen kayboldu ve ardından yaşlı ses yeniden yankılandı. “Bu İç Saray’a giriş damgası ama onun etkinliliği sadece 3 ay sürer. 3 ay sonrasında o ortadan kaybolacak. Şimdi girebilirsin.”

“Gidelim.” Sikong Du ileri adım attı ve İç Saray’a girdi.

İç sarayın çevresi basitçe sakin ve huzurlu olarak tarif edilebilirdi. Etrafa bakıldığında görünürde kimse yoktu ve binalardan nüfuz eden bir kırsallık duygusu hissediliyordu.

Ama Yun Che içeri girdiğinde orada bulunan kaynak enerjisi atmosferinin son derece zengin olduğunu açıkça hissetti. En azından dışarıdaki atmosferden 2 kat daha kalındı.

“Hissettin mi?” Sikong Du, Yun Che’nin tepkisine baktı ve açıkladı. “Her ne kadar İç Saray küçük olsa da iç sarayın altında doğal bir kaynak nabzı var! Burada ki kaynak enerjisinin bu kadar kalın olmasının nedeni tam olarak bu. Demin geçtiğimiz mührün asıl amacı İç Saraya izinsiz girenleri engellemek değil onun asıl amacı buradaki kaynak enerjisinin dışarı çıkmasını engellemek.”

“Önümüzdeki bu kuleye Kaynak Toplama Kulesi denir ve 10 kattan oluşur. Bu kulenin içinde etraftaki kaynak enerjisini yoğunlaştırması ve toplaması için özel bir oluşum yapılmıştır bu yüzdende kulenin içindeki kaynak enerjisi son derece zengindir. Kulede gelişim yapan birinin gelişme hızı dışarıdakilerden çok daha üstün olur.”

Sikong Du’nun gösterdiği yere bakınca Yun Che İç Saray’ın kalbine dikilmiş 10 katlı bir kule gördü.

“Senin sadece 3 aylık zamanın var bu yüzden tüm zamanını gelişmeye ayırmalısın bir dakika hatta bir saniyeni bile boşa geçirmemen en iyisi olur.” Sikong Du konuşurken oldukça ciddiydi. Her ne kadar ne kadar umutsuzca çalışırsa çalışsın Yun Che’nin Murong Yi’yi yenmesinin basitçe imkansız olduğunu bilse de yine de bir tür mucizenin gerçekleşmesini umuyordu….Mesela Murong Yi’nin bu 3 ay içinde su içerken boğularak ölmesi, çok yediği için ölmesi, yıldırım çarpması sonucu ölmesi, yürürken düşerek ölmesi, bir kadının karnında yorgunluktan ölmesi yada bunun gibi şeylerle ölmesini…

(Ç.N: Yok daha neler 😀 )

“Yani sen en kısa zamanda Kaynak Toplama Kulesine girmelisin ve tüm cabanı gelişmeye harcamalısın hatta orada yiyip orada yatmalısın…Yiyecek ve içeceğe gelince benim her gün sana yiyecek ve içecek getirmem sorun olmaz.”

Yun Che bunu duyduğunda kalbi hareketlendi ve tamamen şükran dolu yüzüyle cevapladı. “Büyük Kardeş Sikong misafirperverliğin için teşekkür ederim.”

“Haha bahsetmeye bile değmez.” Sikong Du gülümsedi ve konuştu. “Benim hayatım senin büyükbaban tarafından kurtarıldı. Eğer büyükbaban Xiao Li olmasaydı ben burada olamazdım. Ben tüm bu yıllar boyunca onun iyiliğini nasıl geri ödeyebileceğimin hakkında düşündüm ve senin buraya gelişin sonunda bir yol bulmamı sağladı. Benim senin için yaptıklarım sadece yapmam gereken şeyler. Tamam gidelim ilk önce seni Gökyüzü Silah Köşküne götüreceğim.”

“Gökyüzü Silah Köşkü mü?”

“Mavi Rüzgar Kaynak Sarayında 3 tane silah köşkü vardır onlar sırasıyla Sıradan Silah Köşkü, Yeryüzü Kaynak Köşkü ve Gökyüzü Kaynak köşküdür. Sıradan Silah Köşkü Dış Sarayda, Yeryüzü Silah Köşkü Orta Sarayda ve Gökyüzü Silah Köşkü İç Sarayda yer alır. Doğal olarak Gökyüzü Silah Köşkünde ki silahlar en yüksek seviyelilerdir. Her iç saray öğrencisinin oraya girip kendine silah seçmesi için bir fırsatı vardır. Silahını seçtikten sonra Yüce Kaynak Salonuna giderek geliştirmek istediğin kaynak sanatlarını ve kaynak tekniklerini seçebilirsin… Buna ek olarak sadece İç Saray öğrencileri Mavi Rüzgar İmparatorluğunun eşsiz kaynak sanatlarını öğrenebilir ve oradaki kaynak tekniklerine gelince onlarda en yüksek seviyededir.”

“Ayrıca İç Sarayda hiç eğitmen yok tüm gelişim kişinin kendi yeteneğine bağlıdır.”

O konuşurken onlar sonunda Gökyüzü Silah Köşküne gelmişlerdi.

Gökyüzü Silah Köşkü yerin altında yer alıyordu ama içi hiçte karanlık değildi. Her tür renklere sahip silahlar vardı; Kılıçlar, bıçaklar, mızraklar, baltalı kargılar, kargılar, baltalar, hançerler, balyozlar…Orada olan her şey çoğunlukla göz kamaştırıcı parıltılar yayıyordu ama köşelerde duran loş ve ışıktan yoksun şeylerde vardı. Yun Che içeri girdiğinde ona doğru gelen buz gibi bir rüzgar hissetti ve rüzgarla gelen auralar baskıcı, asil, uhrevi ve keskindi.

(Ç.N: Silahlardan farklı auralar geliyor kısaca.)

“Buradaki en düşük seviyeli silahlar Gerçek Kaynak Silahları ama buradakilerin çoğu Ruhsal Kaynak Silahları. Her ne kadar eskiden birçok Yeryüzü Kaynak Silahları olsa da onlar uzun zaman önce bizim kıdemlilerimiz tarafından alınmış burada kalan tek Yeryüzü Kaynak Silahı kimsenin istemediği yavan bir silah. Yun Che sen genelde nasıl bir silah kullanıyorsun?” Sikong Du sordu.

Yun Che sessizleşti ve ardından dürüsütçe cevapladı. “Ben herhangi bir silahta usta değilim.”

Masmavi Bulut Kıtasında o Gökyüzü Zehir Sedefini kontrol etmek için sadece ellerini kullanmasına ihtiyacı vardı bu yüzden herhangi bir silah kullanmasının yolu yoktu. Sonuçta o zamanlar şimdiki gibi Gökyüzü Zehir Sedefi bedenine gömülü değildi.

“Hİç silah kullanmıyor musun?” Sikong Du şaşkınlıkla doldu ama ardından başını salladı ve konuştu. “Sen bir kaynak uygulayıcısı olduğundan bir silahın rolünü ihmal etmemelisin. İyi bir silah kaynak uygulayıcısının savunma ve saldırı yeteneklerini büyük ölçüde arttırır. Aynı güçteki iki kişinin arasındaki savaşta diğer faktörleri de dikkate alırsak silah kullanmayanın silah kullananı yenmesi basitçe imkansızdır. Her ne kadar silah kullanmayı bilmesen de sen gençsin ve şuan öğrenmeye başlaman için hala geç değil.”

Yun Che kafasıyla onun sözlerini onayladı. Daha önce gökyüzü zehir sedefini elleri ile kontrol ettiğinden hiçbir silahı kullanmamıştı ama şuan uygun bir silahla çalışması gerekliydi.

“Eğer sen gerçekten bir silah ile eğitim yapmadıysan ben sana bir kılıç önereceğim.” Sikong Du konuştu. “Kılıç on binlerce askerin saygısını tutar. O kesebilir, saplanabilir, doğrayabilir, yırtabilir, oyabilir, savuşturma yapabilir, kullanımı kolaydır, esnektir ve inanılmaz bir saldırı ve savunma kapasitesine sahiptir. Ayrıca onu öğrenmek ve eğitim yapmak kolaydır. Şuan ki Gökyüzü Kaynak Kıtasındaki kaynak uygulayıcıların %70ine yakını kılıç kullanır. Tüm gücünü ortaya çıkarması için özel bir kaynak tekniğine ihtiyaç duyan özel bir silah olmadığı sürece genelde herkes silah olarak kılıcı seçer. Benim silahımda bir kılıçtır.”

YUn Che de Sikong Du’nun söylediği sözlere katılıyordu. Daha önce Anka Testinde ve  Kara İblis Paralı Asker grubu ile savaşırken Xiao Tarikatının Şube Tarikatından aldığı Kaplan Ruhu Kılıcını kullanmıştı ve o kılıcı kullanmadan önce hiç kılıç kullanmamıştı ama onu kullandığında gerçekten kontrol etmesinin kolay olduğunu düşünmüştü. Bir kılıcın esnekliği, saldırı ve savunma kapasitesi ve öğrenip çalışması gerçekten kolaydı ve bu açıdan başka silahlar kılıç ile yarışamazdı.

“Tamam o zaman ben bir kılıç alacağım.” Yun Che başıyla onayladı.

Gökyüzü Silah Köşkündeki silahların çoğunu da kılıçlar oluşturuyordu. Yun Che titizlikle orada bulunan her tür kılıcı gözüyle süpürdü ama hepsini süpürdükten sonra kalbinde biraz hayal kırıklığı oluştu. Çünkü bu kılıçların hiç biri onun sahip olduğu Kaplan Ruhu Kılıcı ile karşılaştırılabilecek bir aura taşımıyordu.

Sonuçta buradaki silahlar Gerçek Kaynak Silahı yada Ruhsal Kaynak Silahları idi. Oysa ki Kaplan Ruhu Kılıcı gerçek bir Yeryüzü Kaynak Silahıydı.

Yun Che tam diğer silahlara bakmaya hazırlanırken adımları aniden durdu ve bakışları bir silah rafının altında yoğunlaştı.

Her türlü sihirli kılıç ve silahın tutulduğu silah rafının altında kalın bir toz tabakası ile kaplanmış büyük bir kılıç sessizce yatıyordu….Bu doğru o gerçekten bir büyük kılıçtı. Genişliği yaklaşık 30 santimetre kadardı ve herhangi bir süslemesi hatta heybetli bir dış aurası yoktu ve o sadece tozun içinde yatan sanki çok uzun zaman önce unutulmuş sıradan bir demir parçası gibi orada duruyordu. Eğer Yun Che’nin görüşü çok keskin olmasaydı bu silahın varlığını anlaması mümkün olmazdı.

“Bu kılıç nedir?” Yun Che çömeldi ve merakla sordu.

Sikong Du bir an için büyük kılıca baktı ve önemsiz bir şekilde konuştu. “O sana bahsettiğim tek kalan Yeryüzü Kaynak Silahı. Onun adı ‘Derebeyi’nin Kılıcı’ ve o binlerce yıl önce Mavi Rüzgar İmparatorluğunda ‘Derebeyi’ diye bilinen biri tarafından kullanılmış bir kılıç. O bu kılıcı kullanarak sayısız düşman katletmiş ve olağanüstü derecede etkileyici bir askeri başarı elde etmiş. Onun ölümünden sonra buraya getirilmiş ve o zamandan beri burada yatıyor. Ne yazık ki bu Yeryüzü Kaynak Kılıcı bir ağır kılıç ve kaynak uygulayıcıları arasında onu almak isteyen kimse yok.”

“Neden?” Yun Che sordu.

“Bu çok basit. Bu ağır kılıç çok büyük bir kılıç bedenine ve inanılmaz bir ağırlığa sahip. O her ne kadar bir ‘kılıç’ olarak sınıflandırılsa da bir kılıcın sahip olması gereken esnekliğe sahip değil. Ayrıca inanılmaz derece ağır olduğundan onu kontrol etmesi çok zor ve kontrol edebilsen bile onu salladığında inanılmaz miktarda bir kaynak enerjisi tüketiyor. Kullanışsız, ağır ve kontrolü zor işte tam olarak bu 3 dezavantaj yüzünden hiçbir kaynak uygulayıcısının bu kılıcı seçmemesini sağlıyor. ONun tek avantajı salladığında muazzam bir yıkım gücü oluşturması ama böyle bir silahı hızla savurmak basitçe imkansız. Onunla rakibe vurmak çok zor ve onu sallarken rakibe bir çok açık vermene yol açıyor.”

“Bu nedenlerden dolayı bu kılıç sadece savaş alanları için uygun. Eğer birisi bu kılıcı iyi kontrol edebilirse savaş alanında sayısız insanı katledebilir ama kaynak uygulayıcıları için bu kılıç birisiyle savaşırken yarar sağlamıyor hatta bir yük haline geliyor.”

“Ayrıca her ne kadar bu bir kılıç olarak kabul edilse de bunun karakter özellikleri normal kılıçlardan tamamen farklı bu yüzden kılıçla ilgili tüm kaynak teknikleri bu büyük kılıca uygun değil. Bu gün itibari ile Yüce Kaynak Salonunda tam 347 tane kılıçla ilgili kaynak tekniği var ama hiç biri ağır kılıçlar ile ilgili değil.”

Sikong Du konuşurken Yun Che dikkatle toz kaplı Derebeyi’nin Devasa Kılıcına baktı. Yun Che kendini bu büyük kılıcı düşünmeden savururken hayal etti. O anda ellerini uzatıp kılıcın kabzasından tuttu ve güçle birlikte onu kaldırdı…

Yine de Derebeyi’nin Devasa Kılıcı 2.5 santim bile oynamadı.

Yun Che kalbinde sessizce şok oldu…O aslında bu kadar ağırdı!

Yun Che derin bir nefes alıp dişlerini şiddetle sıktı ve bedenindeki tüm kaynak enerjisini toplayıp eline aktardıktan sonra yüksek sesle bağırdı.

“HAAH!!”

Çınlama…

Kıyaslanamayacak kadar ağır bir metalin yeri kazıma sesinin ortasında Derebeyi’nin Devasa Kılıcı azar azar Yun Che tarafından kaldırıldı ve bu süreç çok yorucu ve yavaştı…. Bir düzine nefes zamanı kadar çabadan sonra Yun Che kılıcın kabzasını kalçasına kadar kaldırmayı başardı ve bu kadar uğraştıktan sonra yüzü yorgunluktan kızarmıştı ve alnı terle dolmuştu.

Çok ağır! Neden bu kadar ağır! Bu kılıcı yapmak için nasıl bir malzeme kullandılar?

“Bu Derebeyi’nin Kılıcının göktaşından yapıldığı söyleniyor ve ağırlığı 1950 kilogram. Şuan ki kaynak gücünle onu bu kadar kaldırabilmen bile oldukça etkileyici.” Sikong Du konuştu. “Hm? Bununla ilgileniyor olamazsın değil mi?”

“Kötü Ruh!!!”

Yun Che alçak sesli bir homurtuyla birlikte ‘Kötü Ruh’ kapısını açtı ve bedenindeki kaynak enerjisi çılgınca arttı. Bu patlayıcı şekilde artan kaynak enerjisi ile birlikte Yun Che kükredi ve anında Derebeyi’nin Devasa Kılıcını yerden aldı ve bedeninin önüne gelene kadar kaldırdı. Ancak kılıcı birkaç nefes zamanı yatay olarak tuttuktan sonra kılıcın devasa ağırlığı nedeniyle daha fazla dayanamadı ve kılıcın ucu aniden yere doğru düşerek zemine bir ‘boom’ sesiyle birlikte çarptı. Bu son derece yüksek sesin ortasında tüm Gökyüzü Silah Köşkünün zemini bir an için titredi.

Yun Che hala kılıcın kabzasını tutuyordu ve ağır bir şekilde nefes alırken yüzünde heyecanlı bir ifade vardı. “Ben…..bu kılıcı alıyorum!”

—–ÇEVİRMEN NOTU—–

139a kadar benimlesiniz.

Çok fazla kullanamadığı kılıcı Yun Che neden aldı? Yun Che neler yapacak? Hangi teknikleri öğrenecek? Jasmine bir şey söyleyecek mi? Merak mı ediyorsunuz? O zaman sonraki bölüme tıklayın :D

Yorum Yap "ATG 134 - DEREBEYİ'NİN DEVASA KILICI"