Tank Tarihi Günceli

ATG 131 - MURONG Yİ

Eylül 04, 2016
Çeviren: Mercanerr – Düzenleyen dunklesplatz – Yayıncı: Useless – Sponsor : M.A



ATG BÖLÜM 131 - MURONG Yİ

Bang!!!

Bariyerin kenarlarına çatlaklar yayılır yayılmaz,Kaynak Kan Bariyeri sonunda sayısız kaynak parçacıklarına ayrılarak kırıldı.Yun Che’nin düşen ay batan yıldızları oynak bir kaplana benziyordu.Çılgınca ilerleyerek Yun Che’nin göğsüne bombardıman üstüne bombardıman yağdırdı…..Bariyer ve Feng Yue’nin göğsü arasındaki uzaklık yarım adımdan daha azdı,yine de bu sağır edici bir kükreme ortaya çıkardı.

Boom!!

Patlayan kayaların muazzam sesi Feng Yue’nin kulaklarında çınladı.Onun kulakları ve başı büyük kükreme sesi içinde dalıp gitti ve o sanki kocaman bir balyoz göğsüne vurmuş gibi hissetti.Ağzından büyük bir parça kan püskürdü çünkü onun bedeni bir ok gibi arkaya uçtu…..Geriye doğru uçarken Düşen Ay Batan Yıldızın yıkıcı gücü zemine derin bir oyuk oluşturdu.

Feng Yue’nin bedeni yere çarpmadan önce hemen hemen yirmi adım geriye uçarak kalabalık seyirci grubunun önüne düştü.Daha sonra,o yuvarlanan bir su testisi gibi bir süre için yuvarlandı bunun sonrasında da yere düştü ve bir daha hareket edemedi.Kırmızı bir kan havuzu bedeninin altından yayılmaya başladı.

Bu anda,tüm dünya sessizliğin içine düşmüştü sanki.

Yun Che yavaş yavaş elini geri çekti.Onun önünde,korkunç derin bir uçurum on adım kadar uzağındaydı.Soğuk bir gülümseme ağzında belirdi.O düşmanlarına en ufak bir merhamet parçası olmaksızın saldıran bir adamdı;eğer orada hiçbir yabancı yoksa,o  Feng Yue’i öldürmek için bir an bile tereddüt etmezdi.Fakat bu sonuç olarak Mavi Rüzgar Kaynak Sarayıydı ve o Mavi Rüzgar Kaynak Sarayı öğrencisi olmak üzereydi bu yüzden o kesinlikle Feng Yue’e öldürücü darbeyi vuramazdı.Fakat,en azından önümüzdeki aya kadar Feng Yue yataktan çıkmayı bile düşünemez olmalıydı.

Tek bir ses tanıkların hepsinden duymuş olmayabilirdi.Metrelerce uzağa fırlamış Feng Yue’nin yarı ölü halini ve uzun derin çukuru görünce  soğuk hava onların bedenlerinden taştı.Onların hepsi Yun Che’e sanki bir canavara bakıyormuşçasına baktı!

Feng Yue’nin en güçlü yeteneği onun savunmasıydı.O saldırmadı ve onun tüm kaynak enerjisini savunması için kullandı fakat hayati tehdit eden yasak tekniği kullanma durumu altında bile Yun Che yinede üç hamlede ciddi bir şekilde yaralamayı başarmıştı.Hiç kimse bu saldıran ve savunan olup olmadığını ve gerçek bir savaş olup olmadığından kuşkulanmadı,Feng Yue yine de Yun Che tarafından muhtemelen daha hızlı ve daha sefil şekilde bozguna uğratılmış olacaktı!

Başlangıç Kaynak Aleminin onuncu seviyesindeki bir kişinin Gerçek Kaynak Aleminin üçüncü seviyesindeki bir kişiyi tamamen alt etmesi!Ve bu sadece üç seviye farkı değildi ayrıca alemleri arasında bir uçurum vardı.Tüm seyirciler aslında bu başarının tamamen imkansız olduğunu düşünüyordu!Fakat,bu durum gerçekten gözleri önünde gerçekleşmişti ve onların geçmiş tecrübelerini yıkıp geçmişti.

Pavyonda oturan Qin Wuyou çoktan ayaklanmıştı.Dünya Kaynak Alemindeki Kaynak Gücüyle ve Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının Orta Saray eğitmeni statüsüyle o oldukça fazla deneyime sahipti.Zihni düşünemez durumdaydı,yine de onun yüzü kızarmıştı.Bu anda,o Lan Xueruo’nun onu seçmekte niçin bu kadar ısrar ettiğini anlamaya başlamıştı….Birinin potansiyelinin ne boyutta olduğunu sınayabilen Kraliyet Kalbi gizli sanatları gerçekten isminin hakkını veriyordu.

“Heh heh,Seninin buraya getirdiğin bu velet gerçekten inanılmaz.”

Qin Wuyou’nun arkasındaki sakalları göğsüne sarkmış yeşil bir cübbenin içindeki orta yaşlı bir adam yavaşça yürüdü.Onun görünüşü Qin Wuyou ‘a benziyordu fakat o birazcık daha genç görünüyordu.O Qin Wuyou’nun yanında durdu ve övgü dolu bir yüzle sahnedeki Yun Che’i izledi.

“O Prenses Cang Yue’nin seçtiği kişi.” Qin Wuyou yavaşça söyledi

“Oh?”Orta yaşlı adamın yüzü küçük bir şok açığa vurdu daha sonrasında o hafifçe başını salladı ve derin düşüncelere daldı.

Sahnede duran Yun Che uzunca bir süre herkesin odak noktası olmuştu.Özellikle değerlendirmeyi henüz geçmiş yeni öğrenciler kadın yada erkek fark etmeksizin herkesin gözleri benzersiz bir tutkuyla dolmuştu.Daha öncesinde Feng Yue tarafından ağır bir şekilde  hırpalanmış öğrencilerin hepsi fanatik bir hayranlıkla dolmuştu;onların hepsi minnet ve intikam alma duygusunu hissetti.Yun Xiaofan inatçı bir şekilde ayağa kalktı;onun bedeni dayanılmaz bir şekilde acı çekmesine rağmen o Yun Che’e bakarken ağzında  hoş bir gülümseme vardı.

Sikong Du’nun kalbindeki şok o bunu yavaşça bastırmadan önce bir süre devam etti.Diğerleri farkında olmayabilirdi ancak o açıkça Feng Yue’nin kan bariyerinin ne kadar güçlü olduğunu biliyordu.Onun gibi Onuncu seviye Gerçek Kaynak Alemindeki kaynak uygulayıcıları bile eğer ciddileşmezlerse bir vuruşta bariyeri kıramazdı.

Eğitmen Qin’in ona bu kadar çok önem vermesine ve kişisel olarak onun değerlendirme sürecini izlemeye gelmesine  şaşırmamalı.Böylesine korkunç bir gücü onuncu seviye Başlangıç Kaynak Aleminde kullanabilmek,bu genç adamın yeteneğinde imkansız değildi…..Onun önceki uyarıları ve endişeleri tamamen gereksizdi.

Yun Che’nin bakışı bir anlığına Feng Yue’nin bedenine odaklandı daha sonra  Ao Yan’ın yerini saptamak için çevreyi taradı.

Feng Yue’in havaya uçtuğunu gördüğünde Ao Yan’ın yüzü anında soldu.Bu anda,O aniden Yun Che’nin soğuk bakışıyla karşılaştığında onun tüm bedeni titredi ve o bilinçsiz bir şekilde panikle iki adım geri gitti.Onun yüzü korkuyla doldu ve ter damlaları kontrolsüzce alnından aşağıya düştü.

Yun Che küçümseyerek güldü ve başını çevirdi.Yüzünde çok çirkin bir ifade olan eğitmen Qi’e döndüğünde o ışıl ışıl bir şekilde seslendi:“Eğitmen Qi,siz tüm bu zaman boyunca bu olaya şahsen tanıklık ettiniz. Benim ve Feng Yue arasındaki Bu “Üç Hamle Anlaşması “,ben kazanan olmalıyım değil mi ?Bizim önceki anlaşmamıza göre şuandan itibaren nerede olursam olayım Feng Yue geri geri yürümeli.Tüm arkadaşlarımın huzurunda lütfen tanıklık edin.”

Eğitmen Qi’nin ifadesi bir an için belirsizdi.O dişlerini sıktı ve kendini toparlarken söyledi:“Yun Che!Sen kazanan olsan bile…..Bu yalnızca bir öğrenme deneyimiydi yine de sen bu kadar ağır bir biçimde saldırdın!Böylesine kirli bir kalp ile nasıl benim Mavi Rüzgar Kaynak Sarayımın öğrencisi olmaya layık olabilsin ki!”

“Ah…..”Yun Che aşağılayarak güldü ve yavaşça söyledi:”Benim kaynak gücüm yalnızca onuncu seviye Başlangıç Kaynak Aleminde ve Feng Yue üçüncü seviye Gerçek Kaynak Aleminde.Bizim aramızdaki fark çok büyük bu sebeple benim tüm gücümü göstermemem için hiçbir sebebim yoktu değil mi?Sadece ben Feng  Yue’nin böylesine büyük kaynak gücüne sahip olmasına rağmen aslında yalnızca  Başlangıç Kaynak Alemi kaynak uygulayıcısından bir atak alamayan bir aptal olduğunu nasıl bilebilirdim ki;Bunun için beni gerçekten suçlayabilir misiniz?Ayrıca,Feng Yue daha önce öğrencilerin kapışırken yaralanmalarının yaygın bir durum olduğunu  söylemişti  ve hatta Eğitmen Qi bu onaylamıştı.Feng Yue Yun Xiaofan’ı ciddi bir biçimde yaraladı yine de siz onu hiç azarlamadınız.Şimdi ben Feng Yue’i yaraladığımda siz beni azarladınız ve hatta Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının öğrencisi olmaya uygun olmadığımı söylediniz.Bu biraz haksızlık değil mi ?”

Eğitmen Qi sonuç olarak Mavi Rüzgar Kaynak sarayında bir eğitmendi.Kaynak Sarayının bir öğrencisi olarak,Dış Saray ve Orta saray öğrencilerini bırak İç Saraydan bir öğrenci olsa bile bir eğitmeni isteyerek rencide edemezdi.Fakat Yun Che’nin ne tür bir huyu vardı?Ona saygı duyana o da saygı duyardı.Ona saygı duymayan kim olursa olsun tanrı bile olsa o kesinlikle en ufak bir saygı bile duymazdı.Eğitmen Qi  Kaynak sarayın bir öğrencisi olmak üzere olan Yun Che’i suçlamayı ve herkesin önünde rezil etmeyi neden düşünemesin ki.Dahası, onun söyledi herşey tam yerine otururcasına en ufak bir bilgi kırıntısını kaçırmadan Yun Che’i haklı çıkarıyordu ve Eğitmen Qi’i karşılık veremeyecek bir pozisyona itiyordu.O sadece orada utanç içinde tamamen kırmızı bir yüzle dikilebilirdi ve buna göre davranması hiç mümkün değilken öfkesini dizginleyebilirdi.

Sikong Du ileri çıktı ve neşeyle gülümserken söyledi:“Eğitmen Qi bu değerlendirme hakkında Yun Che kesinlikle geçti değil mi?Yun Che ayrıca Üç Hareket Anlaşmasının kazananıydı ve tüm buradaki tüm seyirciler buna şahitlik edebilir.Ben,adil olan Eğitmen Qi’nin herhangi bir itirazı olmaması gerektiğine inanıyorum.Ayrıca,Yun Che Feng Yue’i değerlendirmede alt etti  bu sebeple o Kaynak Saraya girebilir bu onun doğrudan Orta Saraya girme hakkının olduğu anlamına geliyor.Eğitmen Qi’nin buna da itirazı olmamalı değil mi?Kalan savaş değerlendirmelerine gelince,Feng Yue ağır bir biçimde yaralandığı için bu öğrenci işi devralabilir ve görevi tamamlayabilir;Bu konuda ne düşünüyorsunuz,Eğitmen Qi?”

Eğitmen Qi’nin yüzü birazcık seğirdi.O bir süreliğine nefesini tuttu ve sadece şiddetli bir “hmph” sesiyle yanıtladı.Bu olay Merkez Plaza’da gerçekleşmişti ve sayısız izleyici tüm sürece şahsen tanıklık etmişti.O Feng Yue’i korumak istese bile Yun Che için işleri zorlaştırmak ve ya onu cezalandırmak imkansızdı.Aksi taktirde o Mavi Rüzgar Kaynak sarayında kalamayabilirdi.

Doğrudan Orta Saraya girmek mi?Hayret nidaları kalabalık boyunca yayıldı.Özellikle Kaynak Saraya henüz girmiş olanlar ve uzun zamandır Dış Sarayda sıkışmış Orta saraya girmek için umudu bile olmayan öğrencilerin yüzleri kıskançlıkla dolmuştu.Mavi Rüzgar Kaynak Sarayında,eğer biri Orta Saraya girmek istiyorsa onun kaynak gücü en azından üçüncü seviye Gerçek Kaynak Aleminde olmalıydı;Feng Yue Orta Saray’da en düşük öğrencilerden biri olarak görülebilirdi.Yun Che yalnızca onuncu seviye Başlangıç Kaynak Alemindeyken o herkesin gözleri önünde Feng Yue’i alt etmişti,bu yüzden o kesinlikle Orta Saraya doğrudan girmeye uygundu.

Tam da bu anda,aniden gürleyen bir uluma kalabalık insan grubu arasından duyuldu:

“Çekilin yoldan!Hanginiz Yun Che,çabuuk buraya gel!”

Çığlıkların ortasında,kalabalık zorla ortadan ikiye ayrıldı.Uzun boylu ve kaslı kabaca yirmi yaşında bir erkek yürüyordu.Onun arkasında şok edici bir şekilde Murong Ye vardı.Muong Ye’nin suratının sağ tarafının tümü şişmişti;Yarasından akan kan durmuştu fakat kanlı yara hala korkutucuydu.O sahnede duran Yun Che’i görür görmez onun gözlerini dikti ve onu işaret etti ve o bağırdı:“Kuzen!Bu o,o bana vuran kişi!”

“Bu kişinin kol bandı…..O da bir İç saray öğrencisi!”

“O Tanrısal Kaynak Listesinde yetmiş üçüncü sıradaki Murong Yi!Neler oluyor…Bu yılın çoğunda ortalıkta olmayan İç Saray öğrencilerinin ikisi gerçekten bugün ortaya çıktı!”

“Ben Bu Murong Yi’nin babasının Kuzeyin Mareşali olduğunu duydum!Yalnızca onun korkutucu yeteneği değil onun nüfuzu da korkunç….O Yun Che için gelmiş gibi görünüyor?Yun Che onu kızdırmış olamaz değil mi?”

“Kuzeyin Mareşalinin oğlu olan bir İç Saray öğrencisini  kızdırmak;o ağzının payını alacak.”

Murong Ye’nin işaret etmesinin ardından Murong Yi Yun Che’e bir an için baktı daha sonra bir zıplayışta sahne ye  uçtu.O soğuk bir şekilde Yun Che’e baktı:“Sen Yun Che misin?”

“Aynen öyle.”Murong Ye’i görür görmez Yun Che neler olduğunu anladı.Qin Wuyou ona Murong Ye’nin kuzeni Murong Yi’i anlatmıştı…Gerçekten,o bu işe yaramaz çöp parçasını dövdükten sonra o çöp davranışını sergilemişti ve ağlayarak ve çığlık atarak daha güçlü birinden yardım almak için koşmuştu.

“Sen onun yüzünde vuran kişi misin?”Murong Yi Murong Ye’i işaret etti ve karanlık bir bakışla sordu.

“Aynen öyle,Ben ona vuran kişiyim.”Yun Che oldukça sakin bir şekilde kabul etti.

“Çok iyi.”Murong Yi yavaşça kafasını salladı.Onun gözleri aniden parıldarken vücudu şiddetli bir hava akımı ortaya çıkararak ileri atıldı.Sağ eli bir pençe şeklini aldı ve bir kartal gibi Yun Che’nin boğazını kavradı.

Murong Yi hareket ettiği gibi yan taraftan bir silüet parıldadı.Kaynak enerji dışarı parladı ve bir avuç Murong Yi’nin sağ pençesine çarptı.Bir “Bang” sesiyle ikisi de geriye uçtular.Onların temas kurduğu noktadan bir “crack” sesi duyuldu ve taş sahne direk olarak ortadan ikiye ayrıldı.Yarım ayak genişliğinde bir çatlak doğrudan sahanın kenarına kadar yayıldı.Kaynak enerjisinin kuvvetli rüzgarı Yun Che’i kenara iterek çevreye yayıldı.O kalbinde şok olmuştu;bunlar gerçekten İç saray öğrencileriydi!Onların saldırılarının ardında böylesine şaşırtıcı bir güç yatıyordu.

Murong Yi sahnenin kenarından indi ve neredeyse düşüyordu.O aniden başını kaldırdı ve ona saldıran kişiye baktı ve bağırdı:“Sikong Du,bu ne anlama geliyor!!”

Ç.N:Ben çevirmeniniz  “Mercanerr “..Yorumları bekliyorum

Useless notu: Erdem’i bulursam yarın benden size 1-2 atg 😀

Yorum Yap "ATG 131 - MURONG Yİ"