Tankların Tarihi Günceli

ATG 130 - ÖLMEK İÇİN ÇOK FAZLASIYLA ÇALIŞMAK

Eylül 04, 2016
Çeviren: Useless – Düzenleyen 1ghostdreamer – Yayıncı: Useless


BÖLÜM 130 – ÖLMEK İÇİN ÇOK FAZLASIYLA ÇALIŞMAK

“Lanet olsun! Bu Yun Che geri zekalı mı?”

“Sikong Du nasıl bir figür? O bile Feng Yue’nin savunmasının anormal olduğunu söyledi ama yine de Yun Che hala ölümünü aramaya gitti. Bu sadece anlaşılmaz!”

“Tsk. Kaynak Gücü Değerlendirmesinde birinci olduğu için özel olduğunu mu sanıyor? Görünüşe göre o başka bir yerde çok kibirlenmiş bu sefer iyi bir ders alacak. Daha sonra ağlaması için bolca zamanı olacaktır.”

“Böyle bir IQ ile Kaynak Gücü Değerlendirmesinde birinci mi oldu? Cennet gerçekten kör!”

Yun Che’nin etrafında alay sesleri yükseldi. Herkesin gözünde Yun Che sadece tek bir kelime ile açıklanabilirdi….

Aptal!

(Birazdan abi diye önünde diz çökeceklere bak sen )

Yun Che çevresindeki seslere aldırmadı ve doğrudan kayıtsız bir ifade ile Feng Yue’nin küçümseyici yüzüne baktı.

“Seninle başa çıkmak için hazırlanmama gerek var mı?” Feng Yue serçe parmağıyla küçümseyici bir şekilde Yun Che’yi çağırdı. “İstediğin zaman saldırabilirsin ve eğer hazırlanmak için biraz daha zamana ihtiyacın varsa bile sorun değil. Hahahaha.”

(Ç.N: Mekanı cennet olsun.)

“Pekala.” Yun Che’nin ağzının kenarları genişlerken ileri doğru bir adım attı. “Kötü Ruh” kapısını açtı ve huzurlu kaynak enerjisi birden deli gibi genişlemeye ve sarsılarak uyanan bir kötü ejderha gibi çıldırmaya başladı. Bedeninin çevresindeki aura da değişti ve etraftaki hava akımı ara vermeksizin kargaşayla akıyordu.

Bu aura yayılmaya başladığında Sikong Du, Eğitmen Qi ve hatta Feng Yue’nin bile ifadeleri değişti. Çünkü bu aura kesinlikle Başlangıç Kaynak Aleminde olan birisine ait olabilecek bir şey değildi. Bu özellikle Feng Yue için doğruydu o aniden yaklaşmakta olan bir baskı hissetti.

“Benim ilk hamlem. Haaah!”

Yun Che yüksek sesle bağırdı ve ileri doğru ilerlerken arkasında ardıl görüntülerin uzun sırasını bıraktı. Kaynak enerjisini içeren sağ yumruğunu doğrudan Feng Yue’nin göğsüne vurdu.

Daha yumruk gelmeden boğucu bir rüzgar Feng Yue’ye gelmişti. Feng Yue kalbinde biraz ürktü ve daha fazla dikkatsiz olmaya cüret edemedi. Hemen bedenindeki tüm kaynak enerjisini topladı ve önünde bir anda 2 metrelik açık sarı renkli bir bariyer oluştu. Bu ailesinin kaynak sanatını kullanarak oluşturduğu klanının “Kaynak Yeryüzü Bariyeri” idi. Onun sertlik derecesi ile aynı seviyedeki hiç bir kaynak uygulayıcısının tek hamlede onu yok edemezdi.

Boom!!

Yun Che’nin yumruğu şiddetle Feng Yue’nin Kaynak Yeryüzü Bariyerine çarparken çıldırmış kaynak enerjisi şiddetle yayıldı ve iki dev kayanın çarpışmasına benzer muazzam bir ses çıkardı.

Yun Che’nin ayakları altındaki zeminde büyük bir parça anında ufalanmıştı. Muazzam ses arenadaki herkesi şok edip cin çarpmışa döndürmüştü. Herkes sahnedeki Yun Che’ye genişlemiş gözleri ile baktı ve yaşadıkları şoku uzun süre atlatamadılar. Çünkü hiç kimse bu darbenin sadece Başlangıç Kaynak Aleminde olan biri tarafından yapıldığına inanamıyordu.

Feng Yue’nin bedeninin önündeki bariyer şiddetle sallandı ve birbiri ardına hızlıca yayılan çatlaklar ortaya çıktı. Bir anda tüm bariyer çatlaklar ile doldu ve neredeyse çöküyordu. Ve o anda Yun Che’nin yumruğunun gücü de sonunda bitti.

Yun Che kolunu yavaşça geri çekti ve hiç hareket etmeden orada duran Feng Yue’yi izlerken gelişigüzel konuştu.

“Tamamen savunmada uzmanlaşan bir kaynak yeteneğinden beklendiği gibi. Bu gerçekten biraz ilgi çekici.”

Önünde ki çatlaklarla dolu bariyere baktığında Feng Yue’nin ifadesi son derece çirkinleşti. O bariyerinin Başlangıç Kaynak Aleminde olan birinin tek darbesiyle bu derece mahvolacağını kabul edemiyordu. Yun Che’nin sözlerini duyduğunda zar zor zorla bir kahkaha çıkardı ve kasvetli bir şekilde konuştu.

“Görünüşe göre ben seni küçümsemişim. Bu senin kabaca tam gücün olmalı değil mi? Heh, bu sadece Kaynak Yeryüzü Bariyerinin ilk katmanı. Ben aynı anda 3 katman yapabiliyorum. Bana inanıyor musun?”

“İnanıyorum!” Yun Che çok ciddi bir şekilde başıyla onayladı ve ardından ışık saçan bir gülümseme ile konuştu. “Eğer deminki saldırımda kaynak gücümün sadece yarısını kullandığımı söyleseydim bana inanır mıydın?”

“Yarısı mı? Hahahaha!” Feng Yue küçümseyerek güldü. “Bu benim bugün duyduğum en komik şey.”

“O zaman istediğin gibi gülebilirsin.” Yun Che geriye adım attı ve yeniden kolunu yatay olarak hizaladı. “İkinci hamleme hazır ol!”

Yun Che’nin sesi solarken bedeninin dışında kızıl renkli alevler ateşlendi. Alevler yükselirken Yun Che’nin kaynak enerjisinin aurası aniden değişti ve daha şiddetli ve ateşli bir hale geldi.

“Ateş Özellikli Kaynak Sanatı mı? O aslında Ateş Özellikli Kaynak Sanatına sahipmiş!” Sikong Du şaşırmış şekilde konuştu.

Tam o anda Yun Che’nin ikinci hamlesi yola çıktı. Bu hiçbir süslemesi olmayan düz bir yumruktu. Yumruk yola çıktığı anda tıpkı denizden patlayan bir su ejderhası gibiydi. Bedeninin hareketlerini takip ederken rakipsiz derecede şiddetli kaynak enerjisi ve kızıl kan-kırmızısı alevleri taşıyarak Feng Yue’ye doğru vurdu.

Bu darbenin gücünün Feng Yue’ye uyguladığı basınç önceki darbenin iki katından daha fazlaydı.

Feng Yue’nin anında yüz ifadesi büyük ölçüde değişti ve hemen Yun Che’nin demin iddia ettiği şeyin aslında doğru olduğunu anladı.

“Üçlü Kaynak Bariyeri!”

Feng Yue sonunda pişman olmaya başladı. O 3 harekete izin verirken nasıl Başlangıç Kaynak Aleminde olan Yun Che’nin böyle korkunç bir gücü olduğunu bilebilirdi. O anda hiç gücünü saklamaya cüret edemedi ve alçak sesli bir homurtuyla birlikte bedeninin dışında sarı bir ışık yayıldı ve bedeninin önünde aynı anda arka arkaya 3 Kaynak Yeryüzü Bariyeri ortaya çıktı….

Boom!!

İlk kaynak bariyeri kırılgan bir cam gibi tamamen parçalandı ve dağıldı.

Boom!!

İkinci Kaynak Bariyeri tamamen çatladı ve ardından çatlaktan çökmeye başlayarak benzer bir şekilde dağıldı.

Boom!!

Yun Che’nin yumruğu Üçüncü Kaynak bariyerine çarptı ve kısa bir duraksamanın ardından o da parçalandı. 3 bariyeri geçen yumruk doğrudan donuk bir sesle birlikte Feng Yue’nin göğsüne çarptı. Feng Yue’nin ifadesi solarken bedeni sallandı ama yine de geriye hareket etmedi.

Yun Che’nin saldırısıyla 3 bariyer parçalanmış üstüne onun kaynak enerjisinin çoğunu eksiltmeyi başarmıştı.

“Bu….mümkün değil!” Feng Yue kağıt gibi beyaz yüzüyle bakarken boğazında yükselen taze kanı zorla yuttu. Her ne kadar geri adım atmamış olsa da Yun Che’nin darbesi bariyerlerini parçalayıp ona iç hasar vermişti.

Tüm etrafdakiler hala donuk bir şekildeydi. Özellikle Feng Yue’nin gücünü bilen Eğitmen Qi ve Sikong Du tamamen şok olmuştu. 3 Bariyeri tek vuruşta arka arkaya parçalamak….bu 5.seviye Gerçek Kaynak Aleminde olan birisinin tüm gücüyle yaptığı darbe olsa bile temelde bunu başarması imkansızdı!

“Eğitmen Qin’in ona bu kadar değer vermesine şaşmamalı bu Yun Che aslında….”

Sikong Du, kalbindeki şoku kelimelerle açıklayamıyordu. O sonunda Yun Che’nin üç hamle anlaşmasını aptallıkla yada düşünmeden kabul ettiği bir şey değil tamamen kendine güvenle kabul ettiği bir şey olduğunu fark etmişti. Ancak hala kalbindeki endişe azalmamıştı. Çünkü 2 darbe sonunda Feng Yue hala geri adım atmamıştı ve bu darbe açıkça Yun Che’nin tüm gücüydü. Feng Yue’nin tek yapması 3 kaynak bariyerini kullanmaya devam etmekti ve bunu yaparsa Yun Che’nin kazanma şansı….çok düşüktü.

“Fena değil gerçekten fena değil.” Yun Che ciddiyetle başıyla onayladı ve sanki güçlünün zayıfı övdüğü bir şekilde davrandı. “O zaman üçüncü hamle!”

Whoosh! (Ç.N: Hız sesi bu 😀 )

Yun Che’nin çevresindeki hava şiddetle hareket etti ve bedenindeki ateşli ışık önemli ölçüde yükselerek tüm bedenini sardı. Alevlerden yayılan ısı çevredeki sıcaklığın büyük ölçüde yükselmesine ve ona en yakın olan Feng Yue’nin yüzünde yanma hissi hissetmesine neden oldu.

Sikong Du’nin ifadesi sert bir şekilde değişti ve Feng Yue’nin ifadesi sanki yeni bir yığın ölü sinek yemiş gibi çirkinleşti…. Bedeninden yayılan kaynak alevleri deminki saldırının Yun Che’nin limiti olmadığını kanıtlıyordu.

“Yüzen Bulut Şehri böyle anormal bir velet üretmiş.” Sikong Du şok içinde Yun Che’ye baktı. “Her ne kadar o sadece 10.seviye Başlangıç Kaynak Aleminde olsa da ortaya çıkardığı bu muazzam kuvvet onun doğrudan Orta Saraya girmesi için yeterli.”

Feng Yue’nin bağırsakları pişmanlıktan neredeyse tamamen maviye dönmüştü. O aslında 3 hamle anlaşmasıyla Yun Che’ye zarar vererek Ao Yan’a yardım etmek istemişti ama bunu yaparak pratik olarak kendi mezarını kazmıştı. O aslında eğer yenilirse Yun Che’yi gördüğünde elleri üzerinde yürüyeceğini bile söylemişti çünkü yenilme ihtimalinin olduğunu hiç düşünmemişti. Şuan kaynak enerjisi yeniden arttığını görünce kalbi kasıldı. Eğer gerçekten yenilirse bu muazzam bir aşağılama ve hakaret olacaktı.

Eğer sadece ikisi olsaydı sözünden dönerdi. Ancak burası Mavi Rüzgar Kaynak Sarayının Merkezi alanıydı ve etraf tamamen izleyenler ile çevriliydi. Elder Qi, Sikong Du ve Qin Wuyou bile uzaktan izliyordu. Herkes duyarak yada izleyerek buna tanıklık ediyordu açıkça bundan kaçmasının hiçbir yolu yoktu.

Elinden gelen her şeyi yapmak tek seçeneğiydi! Feng Yue dişlerini sıktı….Her ne kadar bu kaynak tekniği kalıcı olarak kaynak gücünü 1 seviye düşürse de yenildiğinde oluşacak büyük aşağılanmadan iyiydi.

“Üçüncü Hamle!!”

Yun Che ileri doğru adım attı. Hafif bir adımla ayağının altındaki kayalar anında çatladı. Yun Che’nin bedeni yükseldi ve havada alçalırken Feng Yue’ye doğru saldırdı. Sağ yumruğu Feng Yue’nin yeni oluşturduğu 3 kaynak bariyerine çarptı.

BOOM!!!!

Yun Che’nin tam gücüyle yaptığı darbenin altındaki 1. kaynak bariyeri ince bir kağıt gibiydi ve delindi.

Boom!!

İkinci kaynak bariyeri de sadece yarım nefes zamanı içinde parçalandı.

Feng Yue’nin görünüşü tekrar ve tekrar değişti. Dilinin ucunu şiddetle ısırarak büyük bir kanlı sis alanı tükürdü ve onu üçüncü bariyere püskürttü.

Bu tuhaf hareket Sikong Du’nun bir süre donmasına neden oldu ardından ifadesi büyük ölçüde değişti ve zihninde mırıldandı

“Sıçtık! Bu Feng Yue gerçekten de sadece kazanmak için böyle geri dönüşü olmayan öz yıkıma sebep veren yasak bir tekniği tereddüt etmeden kullanıyor!”

“Kaynak Kan Bariyeri!”

Feng Yue’nin boğuk bağırışının ortasında bedenindeki tüm kaynak enerjisi son bariyere dökülmeye başladı. Püskürttüğü kan sisinin ortasında son bariyer aniden korkutucu kızıl renkli oldu….

Bang!!!

Yun Che’nin sağ yumruğu son bariyere indi ama sadece donuk bir çarpma sesi oluşturdu ve daha fazla ilerleyemedi. Bariyerin arkasında Feng Yue’nin soluk yüzünde bir sırıtış oluştu.

“Hahahah Yun Che sadece senin gibi bir Başlangıç Kaynak Alemi uygulayıcısı nasıl benin savunmamı kırabilir…..Bu benim en güçlü bariyerim olan Kaynak Kan Bariyeri. Değil sen, senin gibi 10 tane daha olsa bile bunu kırmayı düşünemez bile. Sen çoktan yenildin şimdi sadece sonsuza kadar Mavi Rüzgar Kaynak Sarayında ayrılmak zorunda olacağın zamana kadar bekle. Hahahaha!”

Kaynak Kan Bariyeri Feng Yue’nin klanının yasak tekniğiydi. Onu kullanmak için kullanıcı hayatsal kanını ve büyük ölçüde kaynak enerjisi tüketiyordu ve kullandığında ömrü ve kaynak gücü kalıcı olarak azalıyordu. Bu genellikle hayati tehlike durumlarında kullanılan bir şeydi. Kaynak Kan Bariyerini yaptıktan sonra Feng Yue çoktan kazandığını biliyordu ama bunun için çok büyük bir bedel ödemişti. Her ne kadar manyak gibi gülse de kalbinde pişmanlık, isteksizlik ve dargınlık hissediyordu.

Yun Che’nin tam güçlü saldırısı 3. bariyere çarptığında kaynak enerjisi patlasa da bariyere etki edememişti. İlk başta kaşlarını kıstı ardından gözlerini kısarken bedenindeki tüm kaynak enerjisi sanki bir tornado tarafından süzülmüş gibi sağ elinin içine eşsiz bir taşkınlıkla aktı.

“Düşen….Ayın…..Batan….Yıldızı….”

Çatlama!

Yun Che’nin bedenindeki alevler yok olurken sağ elindeki alevler anında birkaç kat yükseldi. Feng Yue’nin manyakça kahkahası bitti ve Yun Che’nin yumruğu ile kaynak bariyerinin birleştiği noktada ortaya çıkan çatlağa gözleri genişlemiş bir şekilde baktı. Göz bebekleri bir iğne deliği boyutuna gelene kadar büzüldü.

“İmkansız! Bu nasıl mümkün olabilir! Kaynak Kan Bariyerinde neden çatlak ortaya çıktı? İmkansız! Bu bir illüzyon olmalı! Bir İllüzyon!!”

Çatlama!

Çatlama!

ÇATLAMA!!!

Bir biri ardında hızla çatlaklar ortaya çıktı ve sanki Feng Yue’nin kırılgan kalbine çelik kılıç saplanmış gibiydi. Çatlakların yayılma sesi bir şeytanın alçak sesli mırıldanmaları gibi onun zihnini çökmenin eşiğine getirecek kadar sallıyordu…




————ÇEVİRMEN NOTU————-

Bağış yapan reyiz hem kendim hem okuyucular adına teşekkür ediyorum 😀 baya süre sonra türkçenin olduğu yerden atg çevirdim garip oluyormuş 😀 Şuan saat 05:10 uykum var ben yatıyorum. F5 Tarikatının Lideri Useless okuduğunuz için hepinize teşekkür eder 😀

Yun Che nasıl tepkiler alacak? Feng Yue ne yapacak? Bundan sonra olaylar olacak mı? Olacaksa ne olacak? Olmayacaksa ne olacak? 1ghostdreamer bu bölümü okurken orkun bölüüüüüüm at bölüüüüm diyecek mi? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…. 😀

Aoi shuu: Orkun bölüm at :D

Yorum Yap "ATG 130 - ÖLMEK İÇİN ÇOK FAZLASIYLA ÇALIŞMAK"