Kilimanjaro Günceli

ATG 128 - EMİN MİSİN?

Eylül 04, 2016
Çevirmen : Mercanerr – Düzenleyen : 1ghostdreamer – Yayıncı/Edit: Useless1


ATG BÖLÜM 128 – EMİN MİSİN?

    Li Mo’nun Feng Yue ile olan kavgası sadece tarif edilemez bir şekilde aşağılık olarak tanımlanabilirdi.

Yedi harekette hasar takası yaparken Li Mo art arda yedi tip kılıç tekniği kullandı ve daha sonra art arda yedi sefer düştü. Onun elindeki kılıç hala Feng Yue’nin elbisesinin ucuna bile dokunamamıştı. Feng Yue’nin kaynak enerjisi Li Mo’nun enerjisinden tam olarak yedi seviye üstündü ve hatta onlar arasında bir alem farkı vardı. O sanki unutmuş gibiydi yada bunun yerine, karşısındaki ezerken bunun bir güç değerlendirmesi olduğunu umursamamıştı. Onun yüzünde dizginlemeksizin sanki diğerlerini ezmenin hissinden keyif alan bir gülümseme vardı.

Yedi hareketten sonra Li Mo’nun kıyafetleri çoktan yırtılmış ve parçalanmıştı. Ayrıca yedi sefer devrilmekte onda birçok yaraya sebep oldu.

“Yedi hareket geçti, artık durabilirsin.”

Eğitmen Qi seslendi ve daha sonra yavaşça Li Mo’a söyledi,

“Saldırırken birazcık korkuyorsun fakat kaynak enerji kontrolün yine de oldukça iyi geçtin, fakat zar zor geçtin. Yarın sabah seni Dış Saraya bildirebilirsin.”

(DN: burada demek istediği yarın sabah katılmak için dış saraya başvuru yapmaya hak kazandın  git başvuru yap diyor )

“Ah!” Li Mo düşük bir sesle haykırdı çünkü onun yüzü aşırı bir sevinç ortaya çıkarmıştı. Mutluluğunun içinde o vücudundaki yaraları tamamen unutmuştu. Sevincinin kontrol altına alması mümkün olmadığı için o tekrar tekrar eğitmen Qi’nin önünde eğildi,

“Benim hayalimi gerçekleştirmeme izin verdiğiniz için teşekkürler size,eğitmen….”

Sonsuz bir teşekkür silsilesinden sonra Li Mo keyifle, mutluluk içinde diğer uygulayıcıların ona dikilen kıskanç bakışlarıyla kalktı.

“Sıradaki: Chen Lu!”

İkinci uygulayıcı da Li Mo’dan daha iyi bir muamele görmedi. O harekete geçtiği anda onun başı Feng Yue tarafından ezildi ve yedi hareket içinde o yara bere ve şişlikler içinde kaldı.

Sınav ilerledikçe geri kalan sınava gireceklerin endişeleri arttı, çünkü Feng Yue ile karşı karşıya gelenlerin neticesi her bir kişi ile kötüleştiği söylenebilirdi. Onların içinde birkaç gün önceki sınava tanıklık eden çok fazla kişi vardı. Bu öğretmenler ve rakip olan öğrenciler  asla geri çekilmedi. Bunun yerine onlar öğrencilerin kaynak güçlerini arzu ettikleri gibi göstermeleri için onlara izin verdi. Bazen onlar misilleme yapabilirdi fakat bu sadece rakiplerinin sıyrılmasıyla sonuçlanırdı. Fakat bu Feng Yue her bir hareketle daha acımasızlaştı.

İşaretçi değişimi için yedi hareket: Sınava giren kişi yedi hareket kullanabilirdi ve o herhangi bir merhamet olmaksızın yedi hamle misilleme yapabilirdi ve onun kullandığı yedi hamledeki hemen hemen her hareket rakibini yaraladı.

O sınava yardımcı olmak için oradaymış gibi görünmüyordu aksine diğerini ezme ve zorbalık yapma süreci için ordaymış gibiydi.

Ao Yan çıktıktan sonra o hemen kaynak enerjisini büyük ölçüde gösterdi. Büyük rüzgarların ve karanlık bulutların  toplanması gibi heybetli bir şekilde onun ilk hareketi gerçekten Feng Yue’i çevredekilerden teşvik edici büyük alkış ve şaşkın çığlıklar alırken küçük bir adım kadar geri çekilmeye zorladı. Yedi hamle süresince Ao Yan sakince karşılık verdi; yaralanmayı bırak Feng Yue tarafından bir kere bile geri püskürtülmedi.

“Oh oldukça etkileyici.” Yedi hamle bittikten sonra Feng Yue gülümseyerek başını sallarken Elder’e söyledi,

“Eğitmen Qi bu bir nadir deha. O yalnızca nadir bir kaynak gücüne sahip değil ayrıca onun  kaynak enerjisinin sunumu ve kontrolü de harikulade. Bu yaşta böylesi bir duruma ulaşmak, onun milyonda bir gelen bir dahi olduğu söylenebilir.”

“Kıdemli Kardeş’in övgüsü çok absürt,” Ao Yan ürkmüş bir ifadeyle söyledi, fakat onun gözleri hoşnutlukla dolmuştu.

“Gerçekten,O nadir bir yetenek.Ao Yan,geçtin,yarın Dış Saray’a rapor ver.” Eğitmen Qi başını sallarken söyledi.

Yun Che sessizce soğuk bir kahkaha atarken alnını kaşıdı: Ao Yan ve Feng Yue arasındaki saldırı takası gerçekten bazılarını düşündürmüştü.

“Teşekkürler eğitmen Qi.”

Ao Yan  sakin bir şekilde eğildi. O sahneden aşağı indiğinde ve Feng Yue’nin yanına geldiğinde o hızlı ve aşırı derecede sessiz bir şekilde konuştu,

“Kuzen,Yun Xiaofan ve Yun Che’ye bir ders vermeme yardım et, onları mümkün olduğunca kötü hırpala….Akşam imparatorluk şehri içindeki on sekiz çiçek pavyonlarından istediğini seçebilirsin.

Feng Yue’nin gözleri anında parladı.O, dudaklarının kenarından sinsi bir gülümseme çıkarken dudaklarını yavaşça ısırdı.

“Sıradaki,Yun Xiaofan.”

“Phew,sonunda sıra bende.” Aşırı derecede gergin olan Yun Xiaofan alçak bir sesle söyledi.

“Çok dikkatli ol. Bu Feng Yue iyi biri değil.” Yun Che alçak bir sesle hatırlattı.

“Mn, dikkatli olacağım.” Yun Xiaofan başını salladı.Kaynak enerjisinin artışı ile o Feng Yue’nin önündeki yüksek sahneye zıpladı. “Kıdemli Kardeş Feng Yue lütfen rehberliğinizi benimle paylaşın.”

“Oh? Yun Xiaofan?” Gözlerin önündeki hala çocuksu bir masumiyete sahip genci görünce Feng Yue’nin gözlerindeki bakış tehlikeli ve alaycı bir şekilde büyümeye başladı.O sakin bir şekilde gülümsedi ve söyledi,

“Sana bakarak yalnızca on beş yaşında olduğunu söyleyebilirim,bu gerçekten birazcık üzücü…bana hamlelerini göster ve senin değerinin ne olduğunu görelim.”

“Bu gerçekten biraz üzücü.” Feng Yue’den gelen bu sözler Yun Xiaofan’ın kafasını karıştırdı, fakat o herhangi bir şey söylemeye cesaret edemedi. Vücudunun önündeki kollarını kesiştirirken (Gözünüzde canlandı mı bilmiyorum ama kolları çapraz hale getirme pozisyonu burada ki) onun tüm bedeninden kaynak enerjisi fışkırdı. Her iki avucunda mor ışık topları toplandı ve cızırdadı.

“Oh sen gerçekten yıldırım özellikli kaynak sanatları biliyorsun, fena değil.” Feng Yue yavaşça elini uzattı ve gülerek söyledi.

” Gök gürültüsü avuç içi gürlemesi!”

Yun Xiaofan’ın avuç içlerinin ikisi de birbirine çarptı çünkü geleneksel bir aile yıldırım özellikli kaynak sanatı,başka bir yıldırım özellikli kaynak yeteneğiyle birleştirilmişti ve Feng Yue’ye çarptı.

Yun Xiaofan’ın kaynak enerjisi Feng Yue’den on bir seviye düşük olan Başlangıç Kaynak Aleminin ikinci seviyesindeydi. Onunla aynı seviyede uygulayıcılar için bu saldırı kesinlikle bilinen bir şey değildi fakat Feng Yue için en ufak bir tehdit bile oluşturmuyordu. Yun Xiaofan, Feng Yue’ ye yaklaşamadan önce Feng Yue’nin figürü aniden kayboldu ve Yun Xiaofan’ın önünde belirdi. Dirseği ile Yun Xiaodan’ın koruyucu kaynak enerjisini bir kenara savurdu ve onun göğsüne ağır bir şekilde darbe indirdi…..Çok kısa bir süre içinde dudağının kenarı belirgin bir kötü niyetli gülümseme izi ortaya çıkarmıştı.

crack!

Kemik kırılması net bir şekilde herkes tarafından duyuldu.Bedeni bir kenara atılmış kum torbası gibi dışarı uçarken elinde yoğunlaşmış parlak yıldırım hemen kayboldu.Kan ağzından püskürdü ve o sahne dışına ağır bir şekilde düştü.

Ortamda ağır bir kargaşa patlak verdi ve herkes bu beklenmedik durum karşısında şok oldu.Yun Che’nin ifadesi ciddileşti ve o Yun Xiaofan’ın yanına aceleyle koştu.Yun Xiaofan soluk bir yüzle yerde yatıyordu ve dudaklarından taze kan süzülüyordu.Onun göğsünün sol tarafındaki kaburga kemiklerinden üçü kırılmıştı ve onun için ayağa kalkmak imkansızdı.

Yun Che’nin kabindeki öfke ile  ‘whoosh’  ortaya çıktı. O Feng Yue’e doğru döndü ve derin bir sesle söyledi,

“Feng Yue! Bu yalnızca bir sınav olmasına rağmen sen gerçekten böylesine ağır bir darbe vurdun!!”

Feng Yue iki elini açtı ve masum bir ifade gösterdi, “Onun kaynak enerjisinin gerçekten bu kadar düşük olduğunu nasıl bilebilirdim? Ben onun  yıldırım özellikli kaynak sanatlarına sahip olduğunu gördüm ve onun epey dirençli olabileceğini düşündüm.Fakat ortaya çıktı ki……Tsk tsk, bu gerçekten hayal kırıklıydı.”

Diğer tarafta duran Ao Yan sırıttı ve sakinlikle güldü: Yun Xiaofan, bu senin bana karşı kaba bir şekilde konuştuğun için ödemek zorunda olduğun bir bedel….Bir sonraki Yun Che olacak. Gerçekten benim ilgi odağımı çalmaya cesaret ettiği için……Ben senin hayatının geri kalanı boyunca Mavi Rüzgar Kaynak Sarayına girme hayalinin asla gerçekleşmemesini istiyorum.

“Feng Yue sen çok serttin!” Eğitmen Qi kaşlarını çattı ve ciddi bir şekilde söyledi.

“Gerçekten de senin öğrencin durumu çok iyi kavrayamıyor.” Feng Yue eğitmen Qi’e doğru dönerken söyledi,

“Fakat öğrencin bundan pişman değil. Bu Kaynak Saray içinde kaynak gücünü yükseltmenin en hızlı metotlarından biri güçlü bir rakiple bire bir dövüşmektir bu yüzden yaralanmak çok yaygın bir şeydir. Ben biraz hesap hatası yapmış olsam da bu yalnızca daha öncesinde ben onlara anlamalarına ve entegre etmelerine izin verdiğim içindi. Biz Orta Saray öğrencileri saldırılarımızı takas ederken aldığımız yaralarla karşılaştırıldığında bu küçük yara çok büyük bir şey değil. Eğer o bu küçük acıya bile dayanamıyorsa o zaman onun Mavi Rüzgar Kaynak Sarayına girmeye hakkı yoktur.”

Eğitmen Qi kaşlarını çattı ama hiçbir şey söylemedi.

“Hehe, senin gerçekten bu kadar kendini beğenmiş bir şey söylemek için cesaretin var.” Ao Yan’ın yüzüne soğuk bir gülümsemeyle bakınca ve oların arasındaki garip bakışmayı düşününce Yun Che yine de biraz şaşırmıştı. Bu açıkça Feng Yue’nin gücünü kullanarak Ao Yan’ın Yun Xiaoyan’dan küçük bir intikam alma hareketiydi.

O Yun Xiaofan’dan intikam aldığı için şimdi kesinlikle ona da saldıracaktı.

Titreyen eli onun üzerine düştüğünde o neredeyse konuşmak üzereydi.Yun Xiaofan vücudunu doğrultmak için dişlerini sıktı ve güç sarf etti ve acı dolu bir sesle söyledi,

“Kardeş Yun….Ben….Ben iyiyim…..Sınav bitti,Ben iyiyim….İyi…”

Mücadelesinde, Yun Xiaofan’ın üst vücudu gerçekten de doğrulmayı başarmıştı. Onun iç organları incinmişti ve üç kaburgası kırılmıştı. Bu hareketi bitirmek için devasa irade ve aşırı acıya katlanmış olmalıydı. Vücudunun üst kısmı doğrulduğu an Yun Che, onun gözlerinden süzülen damlaları açıkça gördü. O şuanda olduğu durumu o anladığı için sınava devam edebilmesi mümkün değildi. Sınava katılmamak onun Mavi Rüzgar Kaynak Sarayına giremeyeceği anlamına geliyordu. Onun rüyaları ve onun ailesinin beklentilerinin hepsi o anda uçmuştu. O nasıl keder göz yaşları dökmeyebilirdi ki?

“Xiaofan, bu kaza senin yüzünden olmadı bu yüzden senin Mavi Rüzgar Kaynak Sarayına girme hakkını kaybetmen için hiçbir sebep yok. Şimdilik hareket etme, bedenin gerçekten zarar görebilir. O zaman senin için Saray’a girmek gerçekten imkansız olur.!” Yun Che Yun Xiaofan’ı onun dik konumundan aşağı doğru itti ve onun ağzına orta seviyeli bir Tanrısal Yenileme Hapı yerleştirdi. Daha sonra, o bir adım attı ve Feng Yue’nin önüne sıçradı.

“Benim adım Yun Che.Bu sefer, ben senin ‘değerlendirmeni’ kabul edeceğim.” Yun Che’nin sesi düzdü. Onun bakışı su kadar sakin ve içinde bulunduğu duyguyu belirtecek en ufak bir iz bile yoktu.

“Oh? Yani sen Yun Che’sin, Bu gruptaki Kaynak Gücü Değerlendirmesinin bir numaralısı?” Feng Yue Yun Che’e tepeden baktı ve gözlerini kıstı. Yun Xiaofan’a ciddi bir şekilde zarar verdiği gerçeği göz önüne alındığında o bunu hiç ciddiye almıyor gibi görünüyordu.

“Aynen öyle.” Yun Che kayıtsızca cevap verdi,

“Biz başlamadan önce, seninle açıklığa kavuşturmak istediğim bir şey var. Sen az önce Mavi Ay Kaynak Sarayında saldırı takası sonrasında yaralardan acı çekmenin yaygın bir gerçek olduğunu söylemiştin değil mi? O zaman eğer kazayla seni incitirsem ben herhangi bir sorumluluk almak zorunda mıyım?”

Yun Che bu sözleri söylediği an orada olan her bir kişi dondu. Feng Yue delice gülmeye başladıktan bir süre sonra,

“Sen…bana zarar vereceksin? HAHA…. HAHAHHAH! Bu benim bu yıl duyduğum en komik şey olmalı. Güzel, çok güzel, bu derece kendinden emin bir kişi nadir bir manzara. O zaman lütfen istediğin kadar bana zarar vermeye çalış. Değil bana zarar vermek beni öldürsen bile bu senin kendi yeteneklerin olacaktır. Ke-sinlik-le hiç kimse bunun için seni suçlamayacaktır…..HAHAHAHA,”

Bunu söyledikten sonra kendisi bile bunu çok komik bulmuştu ve tekrar alaycı bir şekilde gülmekten kendini alamamıştı.

“O zaman rahatladım.” Yun Che hafifçe gülümsedi ve gözlerindeki bakış giderek keskinleşti.

“O zaman biz ne için bekliyoruz?Hadi başlayalım.”

Feng Yue iki koluyla göğsünü sardı ve o bir aptal gibi Yun Che’e baktı.Gururlu bir şekilde ve hor görerek devam etti,

“Bana bu kadar zarar vermek istediğin için sana bir şans vereceğim. Ben hareket etmeden burada duracağım ve bana üç kez saldırmana izin vereceğim. Eğer hareket edersem veya incinirsem, gelecekte seni görürsem bakışlarımı eğerek yürüyeceğim. Eğer Sen yaralayamazsan yada beni üç harekette yerimden oynatamazsan, he he, o zaman  itaatkar bir şekilde Mavi Ay Kaynak Sarayından çıkarsın. Ve çıkmadan önce ben sana büyük bir hediye verebilirim.”

Normalde konsantrasyon içinde çatılmış olan Yun Che’nin kaşları aniden düzeldi. O burnunun ucuna hafifçe vurdu ve aslıda bir gülümseme olmayan bir gülümsemeyle söyledi,

“Emin misin?”

“Ç.N:Uzun bir süredir özel sebeplerden dolayı çeviri gelmiyordu ancak bu günden sonra Atg serisi yenide düzene girecek arkadaşlar.Bu yarıyıl tatili boyunca ATG serimizde güzel şeyler olacak.Herkese iyi okumalar.”

Yorum Yap "ATG 128 - EMİN MİSİN?"