Tankların Tarihi Günceli

ATG 109 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (4)

Eylül 04, 2016

Çeviri için Useless, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

BÖLÜM 109 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (4)

Yun Che arafa girmiş gibi hissetti. Yanında ona fark ettirmeden çalkalanan magma sesleri aslında Araf İblisinin vahşi hırıldamalarıydı.
Araf İblisi mi?
Anka Ruhu ilk aşamanın Araf Şeytanı olduğundan bahsetmişti yine de etrafta sadece volkanlar ve magmalar olsa da görüşünde hiç yaşam belirtisi bile yoktu.
Yun Che yavaşça ileri doğru ilerledi. Sadece cehennem alevlerinin içindeyken ateşe karşı dayanma gücünün tam olarak ne kadar şaşırtıcı olduğunu gerçekten anlayabildi. Diğerleri kaynak güçleriyle bu ortamda zar zor durabilirken o herhangi bir rahatsızlık hissetmiyordu. Yüksek sıcaklıktan yada alevlerden etkilenmemişti ve bunun göklere karşı isyan edebilecek bir güç olduğunu söylemek haksız olmazdı.
Onuncu adımından sonra aniden durdu ve sol taraftaki derin lav havuzuna baktı. Kırmızı lav şok edici derecede yüksek bir sıcaklık yayıyordu. Lav köpürüyor ve her geçen saniye daha fazla yükselip şiddetleniyordu….Aniden lav taştı ve sağır edici bir ses ile beraber büyük bir lav yığını koptu. Lavlardan alevlerle kaplı devasa bir beden yükseldi ve kulak parçalayan bir patlama sesiyle Yun Che’nin önünde indi.
Bu tüm bedeni yanan bir alev deviydi. 33 metre yüksekliğindeydi ve tüm bedeni kızgın alevlerle yanıyordu. Başının her iki tarafında iki tane vahşi gözü vardı. Kafasının üzerinde 10 metre büyüklüğünde 2 tane ateş boynuzu vardı ve boynuzların ortasında parlayan bir altın damga gözüküyordu.
Yun Che hızlıca geriye adım attı ve aşırı yüksek uzunluğu olan bu alev devine baktı…Bu Anka’nın söz ettiği Araf İblisi miydi?
“Jasmine? Bu koca oğlanın seviyesi ne?” Yun Che hızlıca sordu.
“O yüksek seviyeli bir Gerçek Kaynak ateş canavarı. Böyle yanan bir çevrede sadece onun canlılığı ve kaynak gücü hızlıca yenilenmiyor ayrıca serbest bıraktığı ateşlerin gücü de Ruhsal Kaynak Alemiyle kıyaslanabilir!” Jasmine’nin sesi bir uyarı tonu taşıyordu.
Aslında Başlangıç Kaynak Aleminde düşük seviyede olan Yun Che gücü Ruhsal Kaynak Alemiyle kıyaslanabilecek bir Gerçek Kaynak Alemindeki bir canavara karşı savaşamazdı. Ancak o sadece bir ateş canavarıysa bu durum mutlaka gerçek olmayabilirdi.
Araf İblisi gözleriyle Yun Che’ye kilitlenirken yüksek sesle kükredi. Gözlerinin altındaki devasa ağzından bir düzine aşırı büyük ateş topu fırladı ve cayırdarlarken Yun Che’ye doğru uçtular.
Yun Che kımıldamadan olduğu yerde durdu ve ateş toplarının ona inmesine izin verdi.
Poof, poof, poof, poof…
Ateş topları Yun Che’nin bedeniyle temas ettiklerinde bir biri ardına patladı. Alevlerin kuvveti şiddetle yayıldı ama Yun Che’nin bedenine dokunduklarından sanki denizin dibine batmış bir taş gibi oldular ve Yun Che’ye herhangi bir zarar vermeden söndüler. Patlayan alev ışıltılarının içinde Yun Che Araf İblisine doğru koştu ve bir anda onun önünde ortaya çıktı….Ancak yaklaşık 100 ayak yüksekliğindeki Araf İblisinin önünde bedeni çok küçük gibiydi ve ayağının dibine zar zor ulaştığı kabul edilebilirdi. Bir düşük sesli hırlama ile “Kötü Ruhu” aktive etti ve yoğun kaynak enerjisiyle acımasızca ona vurdu.
BAM!!
Bu ağır saldırı antik bir bronz çana vurmakla benzerdi ve geri tepme Yun Che’nin ellerindeki kemiklerde büyük bir acıya sebep olmuştu. Ancak Araf İblisi çok az etkilenmişti ve alevler sadece bir anlığına söndükten sonra yeniden canlandılar.
Ne sağlam bir vücut… Yun Che gizlice nefes nefese kaldı. Sonuçta bu Araf İblisi yüksek seviyeli bir Gerçek Kaynak Canavarıydı. Kötü Ruh aktif olsa bile en güçlü saldırısı temelde ona çok fazla hasar veremiyordu. Eğer bu devam ederse Araf İblisinin saldırıları ona etki etmese de kendi saldırıları da Araf İblisine zarar veremeyecekti.
Madem avuç içi ona zarar veremiyor o zaman….
Yun Che sol elini okşadı ve Xiao Tarikatının Şube Tarikatının hazinesinin en değerli eşyası olan rakipsiz Yeryüzü Kaynak Eşyası Kaplan Ruhu Kılıcını aldı. Kaynak Enerjisine yoğunlaştı ve acımasızca Araf İblisini bıçakladı.
Yeryüzü Kaynak Eşyası kavramını anlamasa da Yeryüzü Kaynak Eşyalarının üstü olan Gökyüzü Kaynak Eşyaları tüm Mavi Rüzgar İmparatorluğunda toplam ondan (10) fazla olmadığını biliyordu. Birisi Gökyüzü Kaynak Eşyalarından sadece 1 seviye düşük olan Yeryüzü Kaynak Eşyalarının ne kadar değerli ve nadir oluğunu hayal edebilirdi. Bu Yeryüzü Kaynak Eşyası elindeyken hiç kaynak enerjisi kullanamasa bile, kullanan kişi normal bir insan olsa bile Ruhsal Kaynak Alemindeki uygulayıcıların savunmasını doğrudan kırabilirdi.
Riiip~~~ (Yırtılma sesi efekti olur kendileri.)
Kaplan Ruhu Kılıcı Araf İblisinin bedenini yırttığı anda Yun Che bir kaplan hırıldaması duydu. Araf İblisinin darbe yediği geniş alev bölgesi anında söndü ve zifiri karanlık bedenini bir anlığına ortaya çıkardı. Alevlere karışmış büyük bir et yığını da doğrudan kıyılarak uzak bir mesafeye uçtu.
“ROAARRRRR!!!” (Ç.N: Kükreme efekti seçin birini :D )
Araf İblisinin yediği acı öfkesini şiddetle arttırdı ve Yun Che’ye doğru bir adım attı. Bu arada pençelerinin dalgalarıyla bir gökyüzü dolusu alev yoğun biçimde yağmur gibi yağdı ve yüz metre yarıçaplık bir alanı örttü. Aslında bir Gerçek Kaynak Canavarının böyle büyük alan etkili ateş saldırısını kullanacak kabiliyeti olmamalıydı ama Araf İblisinin ateş gücü çevrenin bu kadar ateşli olması nedeniyle büyük ölçüde artmıştı.
Yun Che için bu ateş yağmurunun bir önemi yoktu. Ama Araf İblisinin attığı ağır adım kolayca dayanamayacağı bir şeydi. Sonuç olarak uçarak uzağa gönderildi ve yüz adım ileri indi. Ancak Araf İblisinin çeviklik eksiği tamamen Yun Che’ye gösterilmişti. Yun Che bedeninin dengelenmesini beklemeden doğruca ateş ve meteor yağmuruna doğru koştu. Hızını maksimum düzeyde arttırdı ve sürekli olarak Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesi ile birlikte arkasında ardıl görüntüler bıraktı. Gerçek ve sahte gölgelerin iç içe girmesi Araf İblisinin kafasını karıştırıp kendisine vurmasına neden oldu.
Araf İblisinin öfkesi sürekli yaralandıktan sonra giderek arttı. Çılgınca alevlerini serbest bıraktı ve alevlerin ısrarcı kuvveti çevredeki alanı alev okyanusuna çevirdi. Yun Che’nin her attığı adımda sanki yerin üzerinde hiçbir yara izi dahi almadan merdivenle yukarı çıkıyormuş gibi bir metre uzunluğunda alevler getiriyordu. Araf İblisinin büyük hantal bir yapısı olduğundan yavaş hareket ediyordu ve bacağıyla yaptığı her saldırısından Yun Che kolaylıkla sıyrılıyordu. Yun Che her illüzyona dönüşünde Araf İblisinin bacağından büyük bir parça et bölerek yırtıyordu.
RIIIIIIP!! (Ç.N: Yırtma sesi biliyorsunuz.)
Başka bir acımasız darbeyle kılıç Araf İblisinin ayak tabanını derince deldi. Araf İblisi öfkeli ve kulak yarıcı bir kükreme attı ve yere vurmadan önce sağ yumruğunun üzerindeki alevler aniden yükseldi.
Yukarıdan tehlikeli bir atmosfer geldi ve Yun Che yukarı doğru baktı. Hemen sonra Yun Che hiç düşünmeden Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesiyle birlikte 10 tane bölgeye gitti. (Ç.N: hızlı olduğundan kafa karıştırıyor bence )
BOOM!!
Araf İblisinin alevleri indi ve bir dizi devasa patlamayı tetikledi. Çıkan ses Gökyüzü Çalkantı Bombasının patlama sesinden aşağı değildi. Her ne kadar Yun Che ondan kaçsa da oluşan etkinin darbesiyle hasar aldı. Boğucu baskı ona geriye doğru birkaç adım attırdı ve arkasındaki lav havuzuna adım attı.
Lav havuzunun kenarı çok sığ idi ve zar zor Yun Che’nin baldırına yetişebildi. Yeniden acele etmedi ve Kaplan Ruhu Kılıcını tutup kaşlarını örmüş bir şekilde lavların içinde durdu. Aniden daha önce kılıcıyla Araf İblisinin bedeninde acımasızca açtığı otuzdan fazla yaranın tamamen yok olduğunu fark etti.
“Bu prenses zaten sana bu alevli ortamda onun son derece güçlü iyileşme yetenekleri olduğunu söyledi. Hem alevleri sönmüyor hem de normal yaralanmaları bile kısa sürede iyileşiyor. Senin neden olduğun yaraların iyileşmesi için en fazla 5-6 nefes zamanı gerekiyor. Eğer bu şekilde 100 yıl ilerlemeye devam etsen bile ona herhangi bir önemli zarar vermen temelde imkansız. ‘’
(Ç.N: Hile açmış rapor edelim bunu atsınlar novelden. Böyle canavar mı olur ulan :D )
Jasmine soğukça konuştu ama konuşmayı bitirdikten sonra bir süre durdu ve ardından aniden bağırdı.“Anladım! Kafasında ki altın damgaya saldır. Onun zayıf noktası orası.”
“Altın damga mı?” Yun Che kafasını kaldırdı ve Araf İblisinin boynuzları arasında ki göz kamaştıran altın noktayı gördü.
“En zayıf kaynak aurası o bölgede, yani zayıf noktası orası olmalı. Oraya saldırmayı dene.”
Yun Che başını eğdi ama yine de hiç bir şey yapmadan uzun bir süre yerinde durdu. Çünkü Araf İblisi 33 metre uzunluğundaydı. Şuan ki kaynak gücüyle Kötü Ruhun etkisi altında bile zıplayabileceği en fazla yükseklik 20-25 metreydi. Kesinlikle alnına dokunamazdı.
“Görünüşe göre riske gidip denemekten başka şansım yok.”
Yun Che dişlerini sıktı ve yavaş adımlarla Araf İblisinin önüne yürüdü. Onunla uzun süre çarpıştıktan sonra Yun Che’nin kafasının üzerinden başka bir tehlike duygusu daha geldi. Araf İblisi çoktan sağ yumruğunu kaldırmıştı ve Yun Che’nin olduğu yere doğru şiddetle vurdu.
Bu Yun Che’nin beklediği andı. Bir Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesiyle bir anda yaklaşık 10 adım mesafesi geriye gitti ve Araf İblisinin yanan yumruk saldırısının merkezinden sıyrıldı. Yumruk yere inmeden azıcık önce derin bir nefes aldı ve tüm gücüyle atlayıp doğrudan yirmi metreden daha fazla bir yüksekliğe ulaştı.
BOOM!!
Aşağıdan yüksek sesli bir çarpma sesi geldi. Havadayken bile ayaklarının altından gelen şok edici enerji dalgalarını hala hissedebiliyordu. Araf İblisinin yumruğu yere çarptığında bedeni eğildi ve alnı yaklaşık 18 metre yüksekliğe indi….Bu da Yun Che’nin alt çaprazıydı.
Havadayken birisi Gökyüzü Kaynak Alemine ulaşıp kaynak enerjisini kullanarak uçmadığı sürece kendini havada kaldıran bir kuvvet bulması imkansızdı… Bırakın havada hareket etmeyi düşeceği yeri kontrol etmesi bile zordu. Ancak bu durum Yun Che için böyle değildi. Bedeni sallandı ve Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesini kullanarak aniden havada 7 metre yana doğru kaydı. Tam olarak doğrudan Araf İblisinin kafasının üzerine hareket etti. Eliyle Kaplan Ruhu Kılıcını sıkıca kavrarken bedeni aşağı doğru düştü.
“Düşen…..Ayın…..Batan…..Yıldızı….HAAH!!”
Kaplan Ruhu Kılıcı aniden yoğun bir ışık serbest bırakırken kıyaslanamayacak kadar sesli ve net bir kaplan hırlaması tüm arafta yankılandı. Kaplanın kükremesi ve Yun Che’nin savaş narasının ortasında Kaplan Ruhu Kılıcı Düşen Ayın Batan Yıldızının gücünü taşırken tam olarak Araf İblisinin kafasındaki ışık noktasına yöneldi ve bir tofuyu dilimler gibi onu deldi….Kılıcın bir metrelik gövdesi tamamen içeri daldı ve son derece çılgınca bir saldırı kuvvetinin altında ki kılıç kabzası hemen ardından da onu izledi.
Yun Che yere düştü ve zorlukla nefes alırken hızlıca Kötü Ruh Kaynak Kapısını kapadı. Araf İblisinin bedeni olduğu yerde donmuştu. Bir süre sonra aniden kıyaslamayacak biçimde acı dolu bir umutsuzluk kükremesi attı. Devasa bedeni ileri doğru düştü ve son derece yüksek sesli bir patlamayla beraber yere çakıldı.
Bedenindeki alevler birkaç küçük köz kalana kadar hızlıca söndü ve büyük siyah bedeni açığa çıktı. Kısa süre sonra bedeni de parçalara ayrılmaya başladı ve her şey sanki buhardan yapılmış gibi dağıldı. Kırmızı zeminde sadece onu tek saldırıda öldüren Kaplan Ruhu Kılıcı kaldı.
“Ba…..Başardım!” Yun Che Kaplan Ruhu Kılıcını aldı ve derinden iç çekti.
Ve o anda önündeki sahne aniden bozuldu. Bu bozukluğun ortasında etraf bulanıklaştı ve her şey sonunda sabitleştiğinde kırmızı toprak, volkanlar ve lav havuzları….hepsi ortadan kayboldu. Onların yerini büyük bir hiçlik aldı. Etraf o kadar düzdü ki herhangi bir düzensiz bölge bile gözükmüyordu.
“Testin ikinci aşaması : Anka’nın Okları.”
———–ÇEVİRMEN NOTU—————
Özgürlüüüüüüüüük. Sen gel o kadar bölüm çevir sonra en başa dön bir daha çevir :D çok yordu valla bu toplu erdem ve beni. Beni boş verin de erdeme iyi bir teşekkür edersiniz artık :D neyse iyi okumalar devam edin daha baya bölüm var.
İkinci aşama nasıl olacak? Dışarıdakiler 10 nefes zamanında Yun Che dışarı çıkmayınca neler yaptı? 2. aşamada Anka bildiğin ok mu atıyor? Bu toplu kaç bölüm? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…

Yorum Yap "ATG 109 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (4)"