Tankların Tarihi Günceli

ATG 108 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (3)

Eylül 04, 2016

Çeviri için Useless, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

BÖLÜM 108 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (3)
Güzel insanlar önceki arkadaşlar ne yapmış bilmiyorum ama 2-3 hatırlatma yapayım sonra karışıklık çıkmasın. Eğer düzenleyici kardeşimiz değiştirmediyse bundan sonra Paralı asker grubunun lideri: Kara İblis oldu. Asker grubunun ismi : Kara İblis Paralı Asker Grubu oldu. Düzenlediyse takmayın bu yazıyı :D Başka hatırlatacağım bir şey yok. Toplunun gecikme sebebini 106. Bölümde öğrenmiş olmanız lazım :D toplunun son bölümünü çevirip bunu çevirdim sonra bundan sonrakini çevirdim çok uyuz bir şey :D neyse iyi okumalar.
DN: Düzenleyici kardeşiniz Grubun liderini Kara İblis yaptı ama bölüm bittikten sonraki bölümde grubun adınıda Kara İblis grubu olması söylendi. O da üşendi :(
“Hayır bunu denememe izin verin.”
Yun Che Feng Baichuan’ın sözlerini duyduğunda korkmadı. Ciddi bir ses tonuyla konuştu. “Ben kendi gücümü çok iyi biliyorum. Ama ben gerçekten bu testi denemek için gerekli niteliklere sahibim.”
Yun Che avcunu kaldırdı ve parmaklarını birbirinden ayırdı. Kaynak enerjisi avcuna aktı ve aniden avucundan büyük turuncu renkli bir alev topu çıktı. Alev topu Feng Baichuan’ı büyük ölçüde şaşırtmıştı ve şaşkınlık içinde sordu.
“Sen aslında ateş özellikli kaynak sanatına mı sahipsin?”
“Bu doğru. Ayrıca bu çok yüksek seviyeli bir ateş özellikli kaynak sanatı.” Yun Che başıyla onayladı. Ancak Anka testi için en büyük kozu herhangi bir ateşe karşı zararsız olan boyun eğdirici bünyesiydi. Doğal olarak onun için böyle bir şeyi söylemek imkansızdı zaten söyleseydi bile Feng Baichuan ona kesinlikle inanmazdı.
“Bu Anka ‘nın testi olduğuna göre kesinlikle esas olarak bir ateş testi olmalı. Ben ateş özellikli kaynak sanatlarında ayrıntılı bir bilgiye sahibim ve ateş türü enerjilere karşı belirli bir ölçüde dirence sahibim. Belki de benim için testi kolayca geçmem bile mümkündür.”
Feng Baichuan yine başını salladı ve konuştu. “Anka testi gerçekten de esas olarak ateş enerjisine dayalı ama sen bunu çok fazla küçümsüyorsun. Nasıl sıradan bir insanın ateş enerjisi İlahi Anka Kuşu canavarının kutsal alevlerine rakip olabilir. 10 yıl önce bende Anka testine girdim. Ancak test başlangıcından sonra birkaç adım attım ve lavların sıcaklığının verdiği acı ölmemi isteyecek kadar güçlüydü. Sadece birkaç nefes zamanında pes ettim. Sen ateş özellikli kaynak sanatına, ateş üzerinde bilgiye, kontrole ve belirli ölçüde dirence sahip olsan da Anka alevleri hayal edebileceğinden çok daha korkunç. Anka testini ilk geçen atamızda ateş özellikli kaynak sanatına sahipti ama Ruhsal Kaynak Aleminde olmasına rağmen zar zor geçebildi. Ondan sonra gelen atalarımızın geçme nedeni de bedenlerinde Anka soyuna sahip olmaları ve ateşe karşı çok yüksek bir dirençleri olmaları ayrıca hiç birinin gücü de Ruhsal Kaynak Aleminden düşük değildi. Şuan ki kaynak gücünle testi geçmen temelde imkansız.”
(Ç.N: Siz yapamıyorsunuz diye o da mı yapamayacak. O Yun Che ulan farklı bir alem o :D )
Yun Che sakin bir şekilde konuştu. “Klan Lideri Feng de teste daha önce girmiş yani eğer birisi test sürecinde dayanamazsa çekilmeyi seçebileceğini biliyorsunuz. O zaman anlamsız bir ısrar olmadığı sürece birisi dayanamayacağı zaman testten çıkmayı seçerse hayatı için hiçbir tehlike yok. Test de ölen klan üyeleriniz muhtemelen zorla geçmek istemiş ve dolayısıyla sonsuza kadar orada kalmışlar. Ama ben aynısını yapmayacağım. Ben hayatıma oldukça değer veriyorum ve bunun imkansız olduğunu hissedersem hemen çekilirim. Bu şekilde hiçbir tehlike olmayacak. Tehlike olmadığından sonuç ne olursa olsun denemekten bir zarar gelmez değil mi?”
Yun Che dışarıya baktı ve konuşmaya devam etti. “Eğer bir ihtimal başarırsam kaynak gücüm en azından biraz artar ve dışarıdaki alçak hırsızlarla ilgilenmek için biraz daha umudumuz olur.”
Feng Baichuan kaşlarını ördü ve alçak gönüllü bir şekilde iç çekti. “Nede olsa bir genç olduğundan bir İlahi Anka canavarının bırakmış olduğu testi duyduktan sonra meraklı olmaman imkansız. Daha önce benle konuşurken en az 3 kere mühür oluşumuna baktın. Madem bu teste girmeyi bu kadar çok istiyorsun….O zaman öyle olsun testin kapısını senin için açacağım. Ama bundan önce yaralarını tedavi etmen en iyisi olur. Ayrıca test sırasında çok dayanılmaz hissettiğin an kesinlikle hemen çekilmelisin. Aksi taktirde hayali bölge sadece hayali olsa da içerideki alevler gerçekten Anka alevleri yani zorla dayanmayı denersen gerçekten ölürsün.”
“Peki!” Yun Che sevinçle başıyla onayladı.
Yun Che’nin tıbbi yetenekleri ve hazineden aldığı tıbbi malzemelerle bedenindeki yaralar çocuk oyuncağıydı. Ertesi gün omuzundaki yaralar çoktan iyileşmişti ve büyük hareketler yaptığında acıtmıyordu. Sadece bir kase boyutunda yara izi kalmıştı. Eğer bunu isteseydi bu yara izi de yarım ay içinde tamamen yok olabilirdi.
Bir gün geçmişti ve dışarıda bekleyen paralı askerler gürültü yaparak nöbet tutuyorlardı. Anka klan üyelerinin duyguları sonunda sakinleşmişti ancak bu sadece geçiciydi. Feng Baichuan’in onlara dağıttığı yemek ve suyu tutarken endişelerinin ortasında yarın hakkında düşünmeye cesaret edemiyorlardı.
Ve şimdi Feng Baichuan çoktan Yun Che ve Lan Xueruo’yu test alanının girişine getirmişti.
“Küçük Kardeş Yun sen gerçekten ne olursa olsun denemek istiyor musun? Her ne kadar bu bir test olsa da yine de içeride gizlenmiş büyük tehlikeler var. Senin gücün sadece 1.seviye Başlangıç Kaynak Aleminde eğer….eğer….” Lan Xueruo, Yun Che’nin kolunu çekti ve onu ikna etmeye çalışmaya devam etti.
“Rahat ol Kıdemli Kız Kardeş sende benim ateş özellikli kaynak sanatına sahip olduğumu biliyorsun. İçeride kolayca sorun yaşamayacağım.” Yun Che onu teselli ederken konuştu.
“Ama….” Lan Xueruo daha fazla şey söylemek istiyordu ama Yun Che’nin su gibi sakin bakışlarını gördüğünde ne kadar ikna etmeyi denerse denesin fikrini değiştiremeyeceğini anladı. Sadece hafifçe iç çekti.“O zaman ne olursa olsun dikkatli olmalısın.”
“Hazır mısın?” Feng Baichuan mühür oluşumunun önünde dururken sordu.
“Benim için mühür oluşumunu açması için Klan Lideri Feng’i rahatsız etmem gerekecek.” Yun Che başıyla onayladı.
Feng Baichuan hafifçe onayladı ve yeniden hatırlattı. “Eğer dayanamayacak gibi olursan hemen çıkmalısın. Lütfen cesur olmaya çalışma.”
Konuştuktan sonra parmağını biraz kanattı ve kanı mühür oluşumuna damlattı. Anında mühür oluşumunda kırmızı bir ışık parladı ve ardından söndü. Önlerinde koyu kırmızı renkli tuhaf bir giriş ortaya çıktı. Girişin içi sanki sonsuz bir boşlukmuş gibi zifiri karanlıktı ve görülebilen hiçbir varlık belirtisi yoktu.
“Atamız bu test alanını keşfettikten beri bu alana klan üyeleri hariç giren başka kimse olmadı. Sen cidden bu konuda bir ilksin. Test alanı sadece 1 ay açık kalabilir ve sonuç ne olursa olsun giren kişi hayatında bir daha içeri giremez. Girmek isteyip istemediğini bir daha düşün.”
Yun Che başıyla onaylayıp Lan Xueruo’ya rahatlatıcı bir bakış attı ve hiç tereddüt etmeden girişten içeri girdi.
(Ç.N: Ve son :D )
İçeri girer girmez önündeki manzara anında bozuldu. Hemen sonra sanki bedeni bir fırtına tarafından uçuruluyormuş gibi yerin ve göğün döndüğünü hissetti. Uzun süre sonra bu his sonunda yavaş yavaş kayboldu. Gözlerini açtığında tek görebildiği şey zifiri karanlıktı.
Burası….neresi?
Neden sadece karanlık var? Burada hiç bir şey yok….Anka’nın testinde ateş denizleri yada lavların gözükmesi gerekmiyor muydu?
Tam aklında bu soruları sorarken aniden önünde ki zifiri karanlıkta 2 tane dar altın renkli ışık satırı ortaya çıktı. Hemen ardından önündeki 2 dar altın renkli satır biraz daralmış bir çift göz gibi açıldı….Hayır! Tam olarak bir çift gözdü. Kıyaslanamayacak biçimde devasa altın renkli bir çift göz zifiri karanlığın içine gömülmüştü.
Anka’nın gözleri!!!
“Selamlar insan. Test alanına hoş geldin. Sen son bin yıldır Anka soyundan olmayan ilk meydan okuyucusun.”
Asil bir ses zihninde yankılandı ve sesin tınısından açıkça bir kadın sesi olduğu anlaşılıyordu. Yun Che altın gözlere baktı ve sordu.” Sen….Anka’nın ruhu musun?”
“Bu doğru. Ben buraya Anka tarafından bırakılan ölümsüz bir ruhum ayrıca Anka’nın bağımsız bir varlığıyım. Ben bu test alanını koruyup tüm meydan okuyucuları alıyorum. Anka’nın ruhu benim için en uygun unvandır.”
“Neden Anka buraya bir test alanı bıraktı?” Yun Che düşüncesizce kalbinin içindeki bu soruyu söyledi.
Yun Che bunu düşüncesizce sormuştu ve Anka Ruhunun ona cevap vermesini asla beklemiyordu. Beklentilerinin dışında olan şeyde Anka Ruhunun gerçekten çok cömert bir şekilde ona cevap vermesi olmuştu.“Uzun zaman önce 3 ana ateş özellikli ilahi canavarlar olan Anka Kuşu, Altın Karga ve Kızıl Tavuskuşu İlahi Alemde Alev Öncülü (Ç.N: Lideri gibi bir şey) olmak için savaştılar. Bu şiddetli savaş 36 gün sürdü ve üçünün de yaralanması ve yenilmesiyle sonuçlandı. Anka ağır yaralandıktan sonra bu Kaynak Gökyüzü Kıtasına düştü ve bu kıtada 13 yıl kaldıktan sonra tamamen iyileşti. Bu 13 yıl boyunca Anka bu kıtadaki insanların gücü zayıf olmasına rağmen kalplerinin ve doğalarının saf olduğunu derinlemesine hissetti bu yüzden de bu kıtadaki insanlara bazı fırsatlar vermek için bu kıtaya 2 tane test alanı bıraktı.”
“Demek bu yüzdendi.”
“Ancak Anka bir mesaj da bıraktı: Eğer Kaynak Gökyüzü Kıtasında ki insanlar bu gücü dünyaya zarar vermek için kullanırsa tüm güçleri ellerinden alınacak ve soylarına ceza verilecek! Çok talihsiz olan şey de Anka soylarının birisinden gelen bir kişi Anka’nın gücünü kullanarak bu günahı işledi ve tüm gücü Anka tarafından elinden alınıp ve tüm soyu lanetlenmiş olmasıydı. Ondan sonra kimse bu testten geçemedi. Sen bu bin yıl içinde Anka soyundan gelmeyen ilk kişi olduğundan umarım bu bin yıllık sessizliği bozarsın…Öyleyse hazır mısın?”
“Evet herhangi bir zaman başlayabilirim.” Yun Che uzun bir nefes aldı ve tüm yüzünde sakin bir ifade vardı. Sadece kaynak gücü açısından bu teste girmek küstahça düşünülebilirdi. Ancak o Kötülük Tanrısının Ateş Tohumunu yuttuktan sonra herhangi bir ateşe karşı bağışıklığı olan bir beden kazanmıştı.
“Çok iyi. Bu test toplam 3 aşamadan oluşuyor. Bunlar sırasıyla : Birinci aşama olan Araf Alev İblisi, ikinci aşama olan Anka’nın Okları ve Kalbin Alevlerindeki Yozlaşma. Test sırasında istediğin zaman pes edebilirsin. Sadece bağırman yeterli ve ben hemen senin dışarı çıkmana izin vereceğim. Zorla testlere dayanmaya çalışırsan ölebilirsin….Sana başarılar diliyorum.”
(Ç.N: Eyvallah hacı kardeş.)
Anka Ruhunun sesi solarken altın gözlerde zifiri karanlık dünyada yavaşça kayboldu.
Yun Che’nin gözleri önündeki dünya yeniden dönmeye başladı. Birkaç saniye sonra karanlık tamamen kayboldu ve etrafı etkileyici bir şekilde koyu kırmızı bir alana dönüştü.
Gözleri önündeki manzara onu uzun süre sersemletti.
Ayaklarının altındaki zemin sanki sıcaktan kızarmış dehşet verici bir çelikle kaplanmış gibi koyu kırmızı renkliydi. Zemin engebeliydi. Düzensiz kayalar etrafa dağılmıştı ve değişken yükseklikli tepeler bir biri ardına katmanlıydı. Tepelerin yüzeyi sanki istedikleri zaman göklere alev kusabileceklermiş gibi kızıldı. Yukarı bakıldığında gökyüzü de koyu kırmızı bir alandı.
(Ç.N: Amma kızıl bir yere düştük. Hanım oradan 2 litre su getir… :D )
Ateş kırmızısı yerden çıkan közler her yere dağılıyordu. Bazı közler sadece birkaç santim yükselirken bazıları da 10 metreden daha yükseğe atılıyordu. Her iki tarafta kırmızı renkli lavlar kaynayan su gibi fokurduyordu…. Lavların manzarası kıyaslanamayacak korkunçlukta uzuyordu.
Buradaki rüzgar tartışmasız bir şekilde sanki hava sıcaklığı korkunç derecede yükselmiş gibi kavurucu sıcaktı. Feng Baichuan’in birkaç nefes zamanı sonrasında testten çekilmesine şaşmamalıydı. Sadece buradaki sıcaklık bile bırakın Başlangıç Kaynak Alemindeki kaynak uygulayıcılarını Gerçek Kaynak Alemindeki kaynak uygulayıcılarının bile tüm gücünü tüketir ve buna zar zor dayanmalarını sağlayabilirdi.
Ama buradaki sıcaklık Yun Che için sadece 1 sözcükle tarif edilebilirdi:
Rahatlatıcı!
Yavaş yavaş ılık bir suyun içine batmakla aynı ölçüde rahatlatıcıydı.
——-ÇEVİRMEN NOTU——
Useless çıldırıyor az kaldı çevir çevir bitmiyor arkadaş tam bitti dedim 2 tane daha çıktı :D kendime hıyar hediye ettim yiyerek çeviriyorum. Eğer aranızda çevirmenlik yapmak isteyen varsa başvursun bide hıyar alsın yerken çevirsin ne kadar güzel görsün. Ama çevirmenlik yapmazsanız alamazsınız hıyarın tadını. Hadi size hıyarlı okumalar :D
İlk aşamada neler yaşanacak? Yun Che’nin rahatlığı ne kadar sürecek? 2. aşamaya geçebilecek mi? Dışarıda durumlar nasıl? Merak mı ediyorsunuz? O zaman okuyun ve hemen öğrenin…

Yorum Yap "ATG 108 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (3)"