Otto Von Bismark Günceli

ATG 106 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (1)

Eylül 04, 2016

Çeviri için Sora, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

BÖLÜM 106 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (1)
Omuzundan kan fışkırırken Kara İblis acıyla uludu. Büyük bir feryat eşliğinde beklenmedik bir şekilde Lan Xueruo’nun yeşim kılıcını yakaladı ve vahşice salladı. Lan Xueruo’nun “Kraliyet Kılıcı” daha yeni kullandığından ve Kara İblisin gücü beklenmedik bir şekilde güçlü olduğundan kılıç zorla Kara Şeytan tarafından alındı ve hazırlıksız yakalandı .
Lanet olsun! Yun Che Lan Xueruo’nun Kara İblisi nasıl yaraladığını görünce kalbi sıkıştı. Onun omuzunu yaraladığı zaman Kara İblisin vahşi doğasını da tetiklemişti. Gelecek olan sonuçları tahmin edebiliyordu.
Kara Şeytan Lan Xueruo’nun kılıcını yakaladı panikle geri düştü. Yüzü tamamen kötü niyetle dolmuştu ve vahşi bir kükreme ağzından geldi:
”GİDİN VE…. O SÜRTÜĞÜ BENİM İÇİN YAKALAYIN! Geri kalanlarıysa, HEPSİNİ ÖLDÜRÜN!!”
Yun Che’nin beklediği gibi öfkeli Kara İblis adamlarına direk saldırmalarını emretti.Anında uzun zamandır bekleyen Kara Şeytan Paralı Asker Birliği silahlarını kaldırdılar ve kükreyerek koşmaya başladılar. Aynı zamanda üç yardımcı kaptanda Lan Xueruo’ya saldırmaya başladı.
Eğer buraya ulaşırlarsa kim bilir kaç kişi öldürülecek veya yaralanacaktı. Yun Che tereddüt etmeye cesaret edemedi, Lan Xueruo’nun yanına yürüdü ve Gökyüzü Sarsıntı Bombasını tüm gücüyle fırlattı.
BOOM!!!!
Patlama Kara Şeytan Paralı Askerlerinin en ön safında aceleyle koşan bir düzüne veya daha fazla askeri uzağa fırlattı.  Altı tanesinin iki bacağı da havaya uçuştu, üç tanesinin tüm vücudu et yığınına dönmüştü geri kalanlarda farklı derecelerde yaralardan acı çekiyorlardı.
Daha yeni kaçmaya başlayan Kara Şeytan Paralı Asker Birliği anında dona kalmıştı. Hepsinin yüzünde cansız bir ifade vardı ve önlerindeki büyük deliğe bakıyorlardı. Yarasını tedavi eden Kara İblis’in bile gözleri vahşice açılmıştı. Üç yardımcı kaptanda korkuyla bir kaç adım geri çekildi.
“Ne… Bu da ne… Az önce ne oldu?”
Yun Che sağ elinde ikinci Gökyüzü Sarsıntı Bombasını sol elinde Zehir Ateş Çubuğunu tutarken soğukça güldü:
”Kim ölmek istiyorsa bir adım öne çıksın!”
Lan Xueruo Yun Che’nin elindeki eşyaya baktı ve sessizce bağırdı:
”Gökyüzü Sarsıntı Bombası? Nasıl Xiao Tarikatının Gökyüzü Sarsıntı Bombasına sahip olabilirsin?”
“Şube Tarikatının hazinesinden aldım.”(Ç.N: Hazineden aldım? Hazineyi komple aldı hayvan şimdi gelmiş sanki fırından bir simit aşırmış gibi konuşuyor :D) Yun Che hafifçe yanıtladı ve Lan Xueruo’yu çekerek yavaşça Feng Baichuan’ın yanına varana kadar gerilediler.
“Klan Lideri Feng, geçici olarak saklanabileceğimiz her hangi bir yer biliyormusunuz?” Yun Che elindeki GS Bombasını havaya kadırdı ve dikkatle önündeki KŞPA Birliğine bakarken sesini alçaltarak Feng Baichuan’a sordu. Toplamda 6 tane GS Bombası vardı; üçünü Xiao Zaichi’yle uğraşırken harcamıştı, bir tanesiniyse az önce kullanmıştı, şu anda elinde yalnızca iki tane kalmıştı.
Yun Che’nin sözleri Feng Baichuan’nın ifadesinin bir anlığına sertleşmesine sebep oldu ama Feng Baichuan sessizliğini korudu.
Yun Che kısık sesle sordu:
“Bu adamlar siz çocukların dağın arkasında bir mührü olduğunu söylüyor, bu doğru mu? Siz çocukların herhalde mührü açmak için bir yolları vardır, ve klan üyelerinizi mühür tekrar aktif olmadan içeri alabiliriz. En azından belli bir süreliğine herkesi güvende tutar.”
“Söz konusu olamaz!” Yun Che’yi şaşırtan Feng Baichuan’ın inkar etmek yerine anında reddetmesiydi:
“O yer feniksin(Ç.N: phoenix yani anka kuşunun türkçesi) geride bıraktığı kutsal bir mekan, aynı zamanda feniksin ruhu da orada bulunuyor. Eğer her klan üyesi oraya giderse feniksin ruhunu öfkelendirmiş oluruz, ve klanımızın işlemiş olduğu günah hiç bir zaman affedilmez.”
Yun Che dişlerini gıcırdattı ve söyledi:
“Bu adamlar aşırı derecede kana susamışlık ve öldürme niyeti taşıyorlar. Bunun anlamı kayda değer bir miktarda insan öldürmüş olmalarıdır.(Ç.N:Bu adamların kana susamışlığı ve öldürme niyeti fazlaysa seninki ne acaba merak ediyorum :D) ve senin klan üyelerini öldürürken merhamet göstermeyeceklerdir. Senin klan üyelerin neredeyse öldü sayılır, niye hala öfkelendirmeyi veya öfkelendirmemeyi önemsiyorsun!!”


Yun Che’nin sözleri Feng Baichuan’nin ifadesinin şiddetle dalgalanmasına sebep oldu. Vücuduna sıkı sıkı yapışmış olan Feng Zu’ya ve Feng Xian’a bir bakış attı dişlerini gıcırdattı ve yanındaki  büyüklere seslendi:“Tüm klan üyelerimize dağa doğru çekilmelerini söyleyin!’’
“Klan Lideri, siz olabilir mi…”
“Çabuk gidin! Kendi yaşamlarımızı korumak daha önemli, şimdilik başka her hangi bir şey için endişelenmeyin!”
“Bu tam olarak ne?” Kara İblis sorarken bir yandan omuzuna baskı uyguluyordu.
“Xiao Tarikatının eser departmanının ürkütücü bir eser yaptığını duydum. Tüm yapman gereken onu fırlatmak ve bu korkunç bir enerji patlamasına sebep oluyor.Sanırım buna benzer bir şey fırlattı!”
“Ne? Xiao Tarikatı? Xiao Tarikatı mı dedin?” Kara İblisin vücudu titredi. Bir anda yalnızca on yedi ila on sekiz yaşlarında üçüncü seviye gerçek kaynak aleminde olan güzelliği hatırladı. Dört büyük klandan başka kim böyle bir canavar yetiştirebilirdi ki?(Ç.N: Canavar?? Kanmayın gençler ilerde neler çıkacak neler illa örnek gerekirse bile jasmine’ye bakın kız on üç, on dört yaşlarında ama imparator kaynak alemi bile onun için hiçbir şey -kabul jasmine biraz uçuk bir örnek oldu gerçek kimliğini öğrenince anlarsınız ama cidden çeşit çeşit eleman çıkacak karşınıza :D-)
Bir anda Kara Şeytan terlemeye başladı. Eğer Xiao Tarikatına ait olduklarını bilse bundan on bin kat daha fazla cesareti olsa yine de onlara karşı gelmeye cesaret edemezdi. Bununla birlikte çoktan yapacağını yapmıştı…
Kara İblis Dişlerini gıcırdattı… Bu durumda kadın haricinde hepsini öldürmek zorundaydı! Eğer her hangi biri Xiao Tarikatına kaçarsa…. Onun küçük paralı asker gurubu karınca gibi ezilirdi.
“Kaçmaya çalışıyorlar!” Yardımcı kaptan Kara Kurt bildirdi.
“Siktir et onları, kaçmak mı istiyorlar? Dağın arkası kayalıklarla çevrili! Kanat çıkarsalar bile uçmayı unutsalar iyi olur! Peşlerinden gidin!”Kara İblis emir verdi.
“Ama… ama…” Kara Kurt Yun Che’nin elindeki GS Bombasına baktı ve en ufak bir hareket yapmaya cesaret edemedi.
“Böyle korkutucu gücü olan bir eşya son derece nadir olmalı! Ellerinde onlardan çok fazla bulunması düşük. Belki de tuttuğu sonuncu bile olabilir! İki guruba ayrılın ve peşlerinden gidin!”
KŞPA Gurubu anında sağ ve sol olmak üzere iki guruba ayrıldı ve bağırarak koşmaya başladılar. Yun Che’nin yüzünde ciddi bir ifade belirdi. Elini salladı ve sağ tarafa fırlattı ve anında son GS Bombasını çıkardı ve onu da sola fırlattı.
BOOM!!
BOOM!!
“Büyük kardeş, acele etmeliyiz!!” Son GS Bombasını kullandıktan sonra Yun Che hemen Lan Xueruo’nun kolunu yakaladı ve Feng Baichuan’ın gittiği yöne doğru koşmaya başladı..
Oluşan kum bulutu dağıldığında orada Yun Che ve diğerlerinden hiç bir iz kalmamıştı. Yok edilmiş köyde hiçbir yaşam belirtisi yoktu, sadece dağa doğru koşan bazı figürler çok uzakta görünüyordu. Kara İblis bağırmadan önce lanet etti:”Siz çocuklar orada niçin duruyorsunuz! Peşlerinden gidin! Kadın haricinde istisna yapmadan hepsini öldürün!!”
Yun Che’nin yaraları tam olarak iyileşmemişti ve vücudu biraz zayıftı. Bununla birlikte Lan Xueruo’nun yardımıyla Feng Baichuan’ı kısa bir sürede yakaladılar. Toplam ikiyüz yirmi klan üyesi vardı; tek bir klan üyesi bile geride bırakılmamıştı.
Dağın arka kısmına vardıklarında devasa bir kayalıkla karşılaştılar öyle ki zirvesi görünmüyordu. Devasa bir mühür bir kaç metre önlerinde dağ duvarına gömülmüştü. A beautiful red color emerged from the entire sigil, glowing bright and dark at times, as a pattern of numerous scarlet flames that fiercely burned, lay at the center of the sigil.
“Bu KŞPA gurubunun daha önce bahsettiği mühür mü?” Yun Che garip kırmızı mühre ilgiyle baktı.
“Bu doğru. Bu mühür feniksin arkasında bıraktığı kalıntıları mühürlüyor. Yalnızca feniks kan bağına sahip olan kişilerce taze kan kullanarak açılabilir.” Feng Baichuan yanıtladı.
“Klan Lideri, gerçekten oraya mı gireceğiz? Kurucumuz önceden aynı anda yalnızca bir kişinin girebileceğini söylemişti. Eğer bu kadar çok kişi girersek feniksin ruhunu kızdırabiliriz.” Bir yaşlı ciddi bir yüzle sordu.
“Başka bir şansımız yok.” Feng Baichuan hızlıca mührün önüne geldi parmağını ısırdı ve kanını mühre damlattı.
Anında hafifçe parlayan mühür kaybolmadan önce parlak kırmızı bir renkle parladı kaybolduğu yerde gizemli bir giriş açığa çıktı.
“Çabuk! Çabuk içeri girin!” Feng Baichuan, aceleyle seslendi.
Feniks Klanın üyeleri içeri akın etti. Daha önce adım atmaya cesaret edemedikleri bu gizli yer onların tek kurtuluş şanlarıydı. Onlardan bir çoğu feniksin ruhunu kızdıracak bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederlerdi. Bununla birlikte kendi ailelerini ve çocuklarını görmezden gelemediler.
KŞPA Birliği herkes mağaraya girdiği zaman oraya vardı. Feng Baichuan hızlıca mağaraya girdi, ve tek bir basit el hareketiyle kırmızı mühür tekrar oluştu ve mağaranın girişini kapladı.
“Siktir! Gerçekten de mührü nasıl kaldırabileceklerini biliyorlarmış!”Kara İblis yumruklarını sıktı ve şiddetle homurdandı:
” Daha önceden inkar ettiklerine göre gerçekten de mührün arkasında bazı hazineler gizli!”


“Kaptan, şimdi biz ne yapacağız?”
“Şimdi biz ne yapacağız? Tabi ki de burada bekleyeceğiz!” Kara Şeytan soğukça güldü:
“Bir kez içeri girdikten sonra onları yakalayamayacağımızı mı sanıyorlar? Heh, mağaranın içinde kesinlikle yiyecek yok aynı şekilde suda. İçerde açlıktan ve susuzluktan ölmeyi bekleyeceklerine inanmayı reddediyorum. Bakalım kaç gün içeride kalabilecekler!”
——————————- SON ——————————-
Mağaranın içinde ne var? Yun Che açlıktan veya başka sebeplerden dolayıLan Xueruo’yu yemeye kalkacak mı? Feniks Klanının işlediği günah ne? Kara Şeytan beklerken neyle uğraşacak ne kadar bekleyecek? İşin sonunda Lan Xueruo Kara Şeytana mı Yun Che’ye mi kalacak yoksa Feniks Klanından bir genç onu çalacak mı? Mağaranın içinde ne var? Yun Che KŞPA Birliğinden nasıl kurtulacak? merak ediyorsanız cevapları ve daha fazlası için okumaya devam edin :D
Normalde bu tatilde (29 ekimin olduğu hafta artık bu toplu ne zaman yayınlanırsa o zaman göreceniz siz bunu :D) üç bölüm vermeyi planlıyordum ama zaman çarkı diye bir seri (illaki bileni vardır :D ) ye başladım son iki gün çeviririm dedim ama abim bilgisayarı alarak İstanbul’a kaçtı evde bilgisayar yok telden de çevirecek değilim sonuçta bir bölümle kaldı sınav haftamda (hafta diyorum ama birinci ve ikinciler birleştirildiği için en azından bir ay sürecek :D) başlıyor açıkçası bir daha ne zaman görüşürüz bilemeyeceğim :D Orkunun diyecekleri şimdiden gözümde canlanmaya başladı neyse size iyi okumalar diğer bölümler gelmediyse de kısa bir süreye gelir :D
Useless notu: Sonra neden toplu gecikiyor diyorsunuz :D

Yorum Yap "ATG 106 - ANKA KUŞUNUN DÜNYA ŞİİRİ PARÇALARI (1)"