Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 103 - ANKA KUŞUNUN KALINTILARI (3)

Eylül 03, 2016

Çeviri için mercanerr, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

BÖLÜM 103 - ANKA KUŞUNUN KALINTILARI (3)
Beyler bu aslında mercanerr arkadaşımızın ilk çevirdiği bölüm ilk bunu çevirmişti :D                  Garip bir şey dimi baya gerideyken bu bölümü çevirmişti sonra ona sana bölüm kitliyorum  gel bana yardım et canım kardeşim dedim sonra buraya kadar geldik :D


Feng Baichuan’ın bakışları Lan Xueruo’nun arkasına odakladı ve söyledi:
“Küçük kardeş,sizin cildiniz oldukça kötü görünüyor ve üstelik bu genç bayan tarafından taşınmışsın.Sen oldukça ağır bir yara almış olmalısın değil mi? Ben kendi kendime biraz tıp öğrenmiştim belki ben bir şekilde yardımcı olabilirim.”
“Benim adım Yun Che.Klan Lideri Feng’e iyi niyeti için teşekkür ederim.”
Yun Che kibarca Lan Xueruo’nun arkasından yanıtladı.Onun sesi Lan Xuerou’nun güzel gözlerinin büyümesine sebep oldu!
“Sen… sen uyanık mısın ?”
“Evet,ben büyük kardeş beni sırtına aldığında uyandım.”
Yun Che  mutlu bir gülümseme ile söyledi.Onun cildi berbat görünse bile,sesi nihayet artık zayıf değildi.Düşüşü sırasında,Yun Che gökyüzü zehir incisini kullandı ve hızlı bir şekilde gökyüzü kökü çimi,çiçek nektarı,dağ nehri bitkisini otuz farklı tipte tıbbi materyal ile birlikte çabucak tanrısal yenileme pili hazırlamak için kaynaştırdı.Daha sonra,hapı yuttu.gerekli medikal materyalin miktarı ve niteliği bu cennet yenileme hapını saflaştırmak için aşırı sertti.Ek olarak,arıtma çevresi ,fırını ve arıtma metodunun hepsi  aşırı sıkıydı.Yüksek seviye hap arıtım uzmanı  olsa bile arıtmayı başarma oranı yüzde otuz u  aşması beklenemezdi
“O zaman neden … neden hiçbir şey söylemedin ve buraya kadar kendini bana taşıttırdın.”Lan Xueruo öfkeyle kızardı.
‘’Çünkü bu benim hayatımda bir kızın sırtında ilk kez taşınışımdı.Yalnızca çok konforlu değil ayrıca büyük kardeşin bedeni çok güzel kokuyor.”
(adam kaşınıyo :D) Yun Che burada konuşurken başlangıçta hafifçe  Lan Xueruo unun güzel kokusunu daha fazla koklamak istemişti,ama Yun Che  yere boş gözlerle dalıp gittiğinde , onun ifadesi aniden cansızlaştı.
Gerçekten onun bir kız tarafından taşındığı ilk sefer miydi ?
Bu yaşamında,gerçekten öyleydi.
Fakat,onun Azure Bulut Kıtasındaki yaşamı sırasında….bu kız.. her zaman Yun Che gücünün son kırıntısına kadar kullanarak ona döndü ve bambu kapıya vurdu,ardından bambu kapının önünde bayıldı.Yun Che  ayıldığında yumuşak ve sıcak yatağın üstünde yatıyordu… Yun Che  bilinçsiz olmasına rağmen,açıkça o onun kendi vücudunu Yun Che’nin  kanlı bedenini  kaldırmak için  kullandığını hissedebiliyordu. Kızın attığı her adım zordu ve her adıma süzülen göz yaşları eşlik ediyordu.
Tekrar tekrar belki onlarca kez yada hatta yüzlerce kez.Tekrarların sayısı basitçe sayılamazdı ve Yun Che  ayrıca saymaya uğraşmamıştı…Hatırlayabildiği tek şey iki dünyada iki hayat yaşasa bile hala ona borçlu olduğu şeyi telafi etmesi imkansızdı.Çünkü cennet ondan artık bu şansı almıştı.
Aniden,sıkı sıkı sarıldığı Lan Xueruo yavaş yavaş onun yalnızca rüyalarında görünen şekle dönüştü.
“Sen! Eğer sen yaralı durumda olmasaydın,ben seni çoktan bir kenara atmıştım!”
Lan Xueruo bir parça kızgınlıklıkla söyledi.Önceden,Yun Che’i taşırken sakindi çünkü onun bilinçsiz olduğunu düşünüyordu.Şimdi onun uyanık olması,Yun Che’nin vücudunun onunkine karşı uyguladığı baskı duygusu  ve belli belirsiz erkek kokusu onun kalbinin daha düzensiz atarken kulaklarının kıpkırmızı olmasına sebep oldu.
“Klan lideri Feng,bana arkadaşımı yerleştirecek bir yer bulmama  yardım eder misiniz?”
Lan Xueruo Feng Baichuan’ın yüzüne bakarak sordu.
“Tabiki de lütfen beni takip edin”
Bu küçük köy gerçekten küçük bir köydü;toplamda bir düzine kadar basit ve ilkel evler vardı.Feng Baichuan dan tüm klanın 200 den fazla insandan olmadığını öğrendiler.Yeni gelen  Lan Xueruo ve Yun Che’e istinaden,iki yabancı,buradaki insanlar öncelikle ihtiyatlıydı fakat sonrasında,onlar iyi mizaçlarını açığa vurdu.Çok hızlı bir şekilde,Lan Xueruo ve Yun Che ikisi de garip bir gerçeği fark etti.Onların  tanıştığı kişilerin hepsi 10. seviye temel  kaynak alemindeydi. Henüz kaynak enerjilerini geliştirmeye başlamamış çocukların haricinde tek bir istisna olmaksızın hepsi böyle gözüküyordu. Onuncu  seviye temel kaynak enerjisi onların limitleri gibi görünüyordu.Fakat,temel kaynak aleminden sonra bir başka seviyeye geçmeye her zaman artan aşılması zor bir engel eşlik ediyordu.Ama ilk kaynak aleminden temel kaynak alemine geçişte basitçe  sözünü etmeye değecek herhangi bir zorluk yoktu.Yeterli kaynak enerjiyi biriktirmek şartıyla herhangi biri temel  seviye kaynak alemi içine adım atabilirdi.
Fakat buradaki insanların hepsi onuncu seviye ilk kaynak aleminde durmuştu.bu gerçekten Yun Che ve Lan Xueruo’nun kafasını karıştırmıştı.
“Bu yerde nasıl  anka kuşu esansı olabilir?”
Jasmine’in ansızın gelen sesi Yun Che’i  şasırtmıştı.
“Anka kuşu ?İlkel tanrısal canavar.Efsanevi anka kuşu?”
“Doğru”
Jasmine’nin sesi belli belirsiz bir bıkkınlık duygusuyla çıktı;o önceden kendi kaynak enerjisinin bir bölümünü  Yun Che’e transfer etmişti.Çok kısa birkaç dakika için olmasına rağmen,yinede onun ruhunda ve Yun Che’nin vücudunda  belirli bir miktar hasara sebep olmuştu.Çok soluk olmasına rağmen,kesinlikle şüphesiz anka kuşu esansıydı
Bu düşük yüzeyde…Bu kelimeler Yun Che’nin  kalbini heyecanlandırdı,aniden Jasmine in kimliğine benzer bir tahmin yaptı.
“Ve ayrıca onların alınların damgalanmış alev ,anka soyunun taşıyıcılarının işaretiydi! Ek olarak,anka soyunun işareti  normalde gizlenirdi;yalnızca anka nın ateş gücünü kullanıldığı zaman işaret görünecekti fakat buradaki insanların hepsi anka damgasını taşıyordu ve onu saklayamıyor gibiydiler.Kısacası bu çok garipti.”
Feng Baichuan Lan Xueruo ve Yun Che’i temiz bir kulübeye getirdi:
“Siz ikiniz,burada  iyice dinlenin.Biz yalnızca küçük saklı bir klanız bizim sahip olduğumuz hiçbir şey karşı dünya ile karşılaştırılamaz,bu yüzden biz yalnızca size rahatsızlık veririz.”
Lan Xuero dikkatlice  Yun Che’i yatağa yatırdı.Gizlice kalbinde bir rahatlama duygusu çıkmasına izin vererek,bi rşey söylemek için döndü:
“Klan Lideri Feng çok nazik.Biz çoktan bunun gibi bir yere sahip olduğumuz için aşırı derecede minnettarız.“
“Siz çocuklar anka kuşu kalıntıları gardiyan klanı mısınız?”
yun che aniden sordu.
Şu ana kadar sakinliğini ve efendiliğini koruyan Feng Baichuan donup kaldı ve göz bebekleri belirgin biçimde küçüldü.Onun ifadesi hızlı bir şekilde kararsızlaştı çünkü soruyu nasıl inkar edeceğini yada kaçınacağını düşünüyordu.Fakat birkaç derin nefes aldıktan sonra,onun ifadesi sakinleşti ve fazla alçak gönüllü görünen bir kahkaha attı.
‘’Gardiyan klan? Biz bu isme layık değiliz.biz sadece bu günah ve laneti taşırken dünyadan uzak duruyoruz.biz yalnızca günahları için kefaret ödemek zorunda olan bir klanız.Ben senin bizim anka kuşu ile ilişkimizi nereden öğrendiğini bilmememe rağmen,sen buraya bizim koruduğumuz sözde hazine için gelmiş gibi görünüyorsun..haklı mıyım? ‘’
“Anka? Kutsal anka imparatorluğunun tapındığı anka?”
Hayrete düşmüş Lan Xueruo Yun Che’e ve Feng Baichuan’a bakarken onun beyni bir an için çalışmayı durdurdu.
“hayır,yanlış anladınız.”
Yun Che derin bir nefes aldı.Yatağından doğrulmak istedi ama tüm bedeni  öyle zayıftı ki en hafif hareket bile bıçak gibi bir ağrıya sebep oluyordu.Yun Che bir tek doğrulmaktan vazgeçebilirdi  ve uzandığı yerden cevap verebilirdi.
“Ben sizin anka kuşunun kalıntılarının koruyucuları olduğunu keşfetmemin sebebi sizin alnınızdaki işaretten dolayıydı.Ben anka soyuna ilişkin birçok söylentiyle bağlantı kurdum;rengin belli belirsiz farklı olması dışında alınlarındaki damganın şeklini ve benim bildiğim damganın şeklinin tamamen aynı.Benim kıdemli kardeşim ve benim buraya gelmemiz yüksek bir irtifadan düşme sebebiyleydi.Üstelik ben düşüşümden dolayı ağır yaralar aldım bu yüzden kesinlikle başka bir niyet yok.’’
Yun Che’nin bedenindeki yaralar Feng Baichuan’ı gönülden ikna etti.Sonuç olarak hiç kimse böyle ağır yaralarla onların hazinesinin peşinden gitmek için yeterince deli olamazdı.Yun Che’nin kelimeleri onu bir süreliğine şaşırtmıştı ve daha sonra bir kere daha alaylı bir şekilde güldü:
“anka damgası…farklı renkler…evet farklı renkler.Başlangıçta onların gücünü ve soyunu sembolize den saygı duyulan damga  lanetli bir keder damgasına dönüşmüştü; bizim atalarımız korkunç bir hata yapmıştı,fakat biz,genç nesil nasıl bir günah işledi?’’
Feng Baichuan’ın kelimleleri güçlü bir hüzün duygusu ortaya çıkarmıştı.Yun Che’nin kelimeleri onun kalbinin yaralı noktasını bıçaklamış gibi görünüyordu.
Lanetli bir damga?Yun Che’nin kalbi küt küt attı.Soy damgası,nasıl lanetli bir damgaya dönüşebilirdi ki?Bekle bekle,belki de onların kaynak yetiştirmelerinin onuncu seviye temel kaynak aleminde sınırlandırılmış olmasının sebebi Feng  Baichuan’ın bahsettiği lanetli damgaydı.
“Ben sizin kötü insan olmadığınıza inanıyorum çünkü bedenlerinizden herhangi bir kötü niyet hissetmedim ve ayrıca benim iki çocuğumu kurtardınız.Fakat size size karşılığın vermek için bir şeyler yapmalıyım.Yalnızca….”
Feng Baichuan uzun bir nefes aldı:
“Bizim klanımız şu sıralar bir felaketle yüzleşiyor.;Eğer burada kalmaya devam ederseniz felaket size de bulaşacak bu yüzden buradan ayrılmalısınız.Eğer siz çabucak iyileşip bu kötü insanlar buraya tekrardan gelmeden önce burayı terk ederseniz bu çok iyi olurdu.Çünkü bir dahaki sefere kötü adamlar gelecek,belkide…..bu felaketlerin felaketi olucak.”
Yolda taşınırken Lan Xueruo ve iki çocuğun konuşmasından dan neler olduğunu öğrenmişti.Şaşırarak sordu:
“Klan Lideri Feng benim anlamadığım bişey var.Sizin klanınız burada uzun zamandır yaşıyor olmalı değil mi? Yani uzun yıllar barış içinde geçti,fakat niçin bir paralı asker grubu aniden dikkatlerini sizin üstünüze topladı?“
Feng Baichuan pencereden dışarı baktı ve sakince cevap verdi:
“Söylediğiniz şey doğru.Bizim klanımız çok uzun yıllardır varlığını sürdürüyor ve bu süre süresince refah içinde yaşadı.Fakat tanrıların gazabına tutulduktan sonra biz hızla inişe geçtik ve hayatta kalmak için yalnız yaşamaktan başka çaremiz yoktu.Şu anda bu düşük görünüş sebebiyle çökmüş küçük bir köyle bile karşılaştırılamayız.Yine de,burası On Bin Canavar Sıradağı olduğu için geçmiş yıllar boyunca rahatsız edilmeden kalabildik.Her tür kaynak canavarı öfkelidir;en az şiddetlisi başlangıç kaynak canavarlarıdır ve en korkuncu da Dünya Kaynak Canavarlarıdır.Ve bu sıradağın içinde üç tane korkutucu Gökyüzü Kaynak Alemi Canavarı olduğu söyleniyor.Burası bir kaynak canavar cenneti.Onlar onu alana adam atan insanları kabul etmiyor;eğer insanlar buraya girdiğinde birlikte sadırıyorlardı.Aynı zamanda,ne kadar derine gidersen o kadar yüksek seviye, kaynak canavarlarıyla karşılaşıyorsun.”
“Bu yere gelince,burası on bin canavar sıradağının merkezidir.Çok az insan kaynak canavar çekirdeği elde etmek  amacıyla on bin canavar sıradağı etrafında çalışabilir fakat beklenmedik derecede güçlü olanların dışında esasen hiç kimse bu bölgeye gelmek için cesaret ve yetenekten yoksundur.”
“Fakat burada hiç bir kaynak canavarı yokmuş gibi görünüyor?”
O aniden fark ettiğinde konuşmayı bitirdikten sonra hemen kaşlarını çattı:
“Bunun sebebi Anka kuşunun esansı olabilir mi ?“
“Aynen.”
Feng Baichuan başını salladı:
“Gerçeği söylemek gerekirse,nesillerdir korunan anka kuşu kalıntıları burada ve geriye bıraktığı anka kuşu esansının kaynağı.Esans zayıf olmasına rağmen asla dağılmamış.Bu diyarda hangi kaynak canarvarı İlkel Tanrısal bir canavarın prestijli baskısına dayanabilirdi?Kim yaklaşmaya cesaret edebiliridi?”
“Bu yüzden böyle oldu.”
Yun Che yavaşça başını salladı ve yüz ifadesi biraz dalgalandı.Burada aslında bir anka kuşu kalıtısı vardı.Sadece bu da değil ankanın esans(özü) hiç dağılmamış.Eni açıklama bu yerin Ankanın ikamet ettiği yer olduğu ve ankanın geriye bıraktığı bir şeyler olduğuydu.
İlkel bir Tanrısal Canavarın geriye bıraktığı şey!
Yun Che’nin bunu düşünürken heyecandan bedenindeki kan kaynamaya başladı…Eğer anka kuşu kalıntılarının burada olduğu yayılırsa oluşacak heyecanın ne kadar büyük olacağını hayal edebiliriz.
“O  zaman bu durumda,sizin koruduğunuz şeyi ele geçirmeyi arzulayan bu kötü niyetli insanlar nasıl girdi?”
Yun Che sorguladı.Normal bir paralı asker grubu için ruhsal kaynak alemindeki canavarların gücüyle karşı karşıya gelmek imkansızdı.Unut yüz insanı,on kat daha büyük olsalar bile,bir dünya kaynak alemindeki kaynak canavarıyla karşı karşıya gelmek kesinlikle tam bir yenilgiyle sonuçlanırdı.
Yolda yürürken herhangi bir dünya yada ruhsal alemdeki kaynak canavarıyla karşılaşmaksızın on bin sıradağındaki canavar yoğunluğu göz önüne alındığında daha da çok imkansızdı.
“Bilmiyorum.”
Feng Baichuan kafasını salladı:
“Nasıl bu alana girmeyi başardıklarını herkesden çok bilmek istiyorum.Belki de,bu bizim hakkettiğimiz kader.”
Onlar aşırı derecede yüksekten uçabilen kaynak canavarların gücünü kullanmış olabilir mi?Yun Che kendi kendine mırıldandı ancak anında bu varsayımı reddetti.On Bin Canavar Sıradağında sayısız miktarda kaynak canavarı ardı.Burada çok sayıda uçan kaynak canavarının olması kaçınılmazdı fakat onlar uçan kaynak canavarları kullanmış olsa bile,girmek hala imkansızdı.Bu sadece binlerle ve on binlerce metre yükseğe uçabilen  Acımasız Fırtına Şahini ve Devasa Kar Kartalı seviyesindeki kaynak canavarları tarafından yapılmış olabilirdi..fakat onları kontrol etmenin zorluğu nedeniyle çok sayıda insanın sadece az bir kısmı onlarla başa çıkma yeteneğine sahipti.Yeni Ay Şehrinin en güçlü tarikatı Xiao Tarikatı Dış Tarikatı bile yalnızca birine sahipti bu yüzden bu sıradan paralı asker grubu nasıl herhangi birine sahip olabilirdi ki?
Ç.N:Yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar
Useless Sözü :
Hata yapmaktan çok korkarsan hiçbir şey yapamazsın. –  Sanji – One Piece
Bu söz yeni çevirmen bay_m ye gelsin benden :D

Yorum Yap "ATG 103 - ANKA KUŞUNUN KALINTILARI (3)"