Dünyanın Oluşumu Günceli

ATG 102 - ANKA KUŞUNUN KALINTILARI (2)

Eylül 03, 2016

Çeviri için mercanerr, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

BÖLÜM 102 - ANKA KUŞUNUN KALINTILARI (2)
Hatırlatma : ANKA KUŞU = PHONEİX olduğunu bilin 2 çevirmen farklı çevirdi diye hatırlattım iyi okumalar.
————————————————-
Bir anda,Lan Xueruo soğukkanlılığını büyük bir değişikliliğe uğradı.Baltalı adam ve keskin ağızlı adamın yüzlerindeki gülümseler  önlerindeki rakipsiz güzelliğin baskısını aniden hissettiklerinde anında kayboldu.
“Patron,ne…ne oluyor?”
Keskin ağızlı adam atmosfer hakkında bir şeylerin ters gittiğini hissetti.Beyaz-altın bir ışık kılıcı gözlerinin önünde parladığında kelimeler zorlukla ağzından çıkmıştı.Lan Xueruo’nun kılıcı bir kere daha havaya kalktı ve göğsüne dümdüz girdi.
Herhangi bir fantastik hareketten  tok yoksun bir saldırı….yine de onun aurası açıkça öncekine birkaç kat  daha güçlüydü! Keskin ağızlı adam onun aurasının boğucu gücü sebebiyle bir anlığına felç oldu fakat bundan sonra o demir sopasını savurdu ve aceleyle onun saldırısını savuşturdu.Bir çarpma çınlaması ile altından bir ışıkla kaplanmış yeşim kılıç onu bıçaklarken  keskin ağızlı adamın demir sopası da uzaklara savruldu.Onun şiddetli saldırısı sebebiyle beyaz yeşim uzun kılıç bir süreliğine büküldükten hemen sonra yeniden eskisi gibi doğruldu.Daha sonra, bir patlama patlak verdi;onun korkunç gücü keskin ağızlı adamın havaya uçmasına ve bir kaç metre uzağa yuvarlanmasına sebep oldu.O kılıcın kabzasını kullanmak yerine kılıcın keskin tarafını kullansaydı,keskin ağızlı adam kuşkusuz tam ortadan dilimlenmiş olurdu.
Bu sahne baltalı adamın ve at suratlı adamın(isimlere bittim ya :D) ten renginin aniden değişmesine sebep oldu. Onlar tek bir ses bile çıkaramadan önce,Lan Xueuo’nun silueti çoktan baltalı adama doğru hızla atılmıştı kılıcı onun omzuna dümdüz saplanmaya yönelmişti.
Güçlü silahın görünüşü baltalı adamın cildinin renginin solmasına sebep oldu.Kaçacak hiç bir yerin olmayışı ile,o(o dediği kişi baltalı adam) bedenindeki tüm kaynak enerjisini bir kerede topladı.ellerinin ikisiyle savaş baltasını sıkı sıkı  kavrarken düşük bir kükreme çıkardı ve Lan Xueruo’nun uzun kılıcıyla çarpıştı.
Güm!!!
Kılıçların çarpışması kulak tırmalayıcı bir ses çıkarırken,savaş baltası yeşim kılıçla karşılaştı ve savaş baltalı adamın yere düşmesine sebep oldu.Böylesine muazzam bir basınç altında ,ikisinin de ayakları hemen çamurun altına saplandı.Lan Xueruo’nun kılıcı bir anda durdu fakat sonra,onun kılıcı savaş baltalı adamın göğsüne girmek için bir kez daha parladı.
Bir çarpışma ile savaş baltalı adamın bedeni yuvarlanan bir su kabağı testisi gibi düzinelerce metre uzağa yuvarlandı, ve ayrıca elindeki baltada uzaklara savruldu.Havada bir kaç tur döndükten sonra,at suratlı adamın ayaklarının önünde düştü ve o  panikle geri çekilirken korkudan titremesine sebep oldu.
Düzineler metre uzağa fırlatılan savaş baltalı adam çok garip bir şekilde tekrar ayağa kalktı.Onun göğüs dayanılmaz şekilde ağrıyordu ve o onun birkaç kemiğinin kırıldığını düşünüyordu.Yine de bayan merhametli olmasaydı ve sürüklemek yerine doğrasaydı, o ve keskin ağızlı adam çoktan ikiye ayrılmış olurdu.Bu ayrıca genç bayanın aşırı derecede yufka yürekli olduğunun  ve kesinlikle herhangi birini öldürmeye hevesli olmadığının anlaşılmasına sebep olmuştu.
Aniden aklına bir fikir geldi.Aniden,o dizlerinin üstüne çökmeye ve yüksek sesle bağışlanmak için yalvarmaya karar verdi:
“Matmazel,lütfen canımızı bağışla!Biz üçümüz bir daha görünmeyeceğiz,biz….biz sadece sizin dünyaya inmiş bir tanrıçanın görünüşüne sahip olduğunuz düşündük bu yüzden  size  yaklaşmayı ve hayran hayran bakmayı amaçlamıştık.Bizim kesinlikle herhangi bir başka amacımız yoktu bu yüzden lütfen bizi hoşgörün ve gitmemize izin verin.”
Lan Xueruo yeşim kılıcını nefret dolu bir yüzle yerine koydu.Onlara isteksiz bir şekilde bakarken sinirli bir şekilde bağırdı:
“Hemen gidin!Gidebildiğiniz kadar uzağa gitseniz iyi olur.”
“Evet, tabiki,biz hemen derhal  ayrılacağız.”
Baltalı adam ayaklarını sürüyerek ilerledi ve hala sersemlemiş vaziyetteki diğer ikisine sert set baktı.İkisi onu izledi ve hemen ayrılmaya hazırlandı.
“Çocukları serbest bırak!”
At suratlı adam uzaktaki çocukları sürüklemek üzereyken Lan Xueruo aniden kaşları çattı ve bağırdı .
O anda,at suratlı adamın ifadesi(ç.n:şu adamın ismini her yazdığımda bir gülme geliyor yahu) aniden kararsızlaştı,fakat onun üç hareketle  keskin ağızlı adamı ve savaş baltalı adamı böylesine acınası bir hale getirdiğini hatırlayınca ,onun dişlerini sıkıp çocukları serbest bırakmaktan başka seçeneği yoktu.
Yun Che uyanık olsaydı, o kesinlikle Lan Xueruo’a üçünü öldürmesini söylerdi.(Ç.N:böyle şeyler yapar mı hiç sanki tanımıyoruz Yun Che reyizi).İçten içe o merhametin karşı tarafın şükranını kazandırmadığını biliyordu.Aksine,sadece sonsuz miktarda öngörülemeyen sorun getirecekti.Üçü az önce neredeyse ona tecavüz edecekti ve büyük miktarda bir günahla lekeleyecekti.Ayrıca onları öldürmek tanrıların adaletinin sağlanmasına yardımcı olacaktı.
Fakat sonuçta Lan Xueruo Yun Che değildi.O doğuştan kibar ve hassastı;tüm yaşamı boyunca kimseyi öldürmemişti ve birini öldürmeyi de aklından geçirmemişti.Onları cezalandırmak için onların uzuvlarını sakatlandırma düşüncesini bile aklına getirmemişti.(Ç.N:koca yürekli kızımız)
Soluksuz bir şekilde üçü uzunca bir mesafe koştu.At suratlı adam dişlerini sıktı:
“Ne korkunç şans ama!Güzelliği benzersizdi ve biz bu iki piçi serbest bırakmak zorunda kaldık.”
“Boşver bunu,biz sağlam bir şekilde  kaçabildiğimiz içi tanrılara şükretmeliyiz.Bu kadının kaynak gücü Gerçek Kaynak Alemindeydi!”
Savaş baltalı adam  alnındaki soğuk teri silerken, kalıcı bir korkuyla titredi.O  yalnızca anlayamamıştı.Başlangıçta,o karşısındakinin kesinlikle  sekizinci seviye Başlangıç Kaynak Aleminde olduğunu hissetmişti fakat saldırdığı anda,aniden onun kaynak aleminde hızlı ve büyük bir artış hissetmişti.Bu Kaynak gücü seviyesi kesinlikle gerçek kaynak alemine ulaşmış üç kaptan yardımcısıyla karşılaştırıldığın sönük kalmıyordu.
“Neee? Gerçek….gerçek Kaynak Alemi mi?’’
At suratlı adam ve keskin ağızlı adam aynı anda sersemledi:
“Yalnızca on iki yada daha fazla yaşında küçük bir güzellik nasıl olurda Gerçek Kaynak Alemine adım atmış olurdu!Bizim kaptanımız bu yılı elliye yaklaşıyor ve yalnızca üçüncü seviye Gerçek Kaynak Aleminde!”
“Sormaya gerek var mı! Bu kadın bir tür birinci sınıf aile öğrencisi bir dahi olmalı! Bu büyük ailelerin hepsi  sayısız kaynağa ve tarikat kaynak becerilerine sahip;yirmi yaşının altında olup Gerçek Kaynak Alemine girebilenler sayılamayacak kadar çoktur.Bu çok tehlikeliydi,biz hafif huylu bir bayanla karşılaştığımız için şanlıydık.O birazcık bile huysuz biri olsaydı biz üçümüz tam burada bitmiş olurduk!”
“Kaptan bugün dönüş günü olmalı.Biz aslında iki rehinenin kaçırdığımız için övgü almak istiyorduk fakat  bugün neredeyse hayatımızı kaybedeceğimizi kim düşünebilirdi ki.Biz yalnızca kişisel olarak ücret alabilirmişiz gibi görünüyor,hadi hızlıca geri dönelim.”
———————————————————————————-
Üç aşağılık insanı kovaladıktan sonra Lan Xueruo derin bir nefes aldı ve gerdanlığı geri boynuna taktı.Bedeninden çıkan kaynak enerjisi hemen zayıfladı.İki soluktan sonra,sekizinci seviye Başlangıç Kaynak Alemine geri düştü.Önündeki özgürlüğünü az önce yeniden kazanmış iki çocuk ona kocaman gözlerle bakıyordu;onların belli belirsiz göz yaşları ile parıldıyordu.
Lan Xueruo ilerledi ve eğildi:
“Küçük çocuk küçük kız korkmayın,artık sorun yok.Siz ikiniz bu dağlardan mısınız?Niçin bu üç adam tarafından rehin alındınız?”
Çocuk önünde aniden diz çöktüğünde ve olgunlaşmamış sesiyle bağırdığında soru sormayı ancak bitirmişti:
“Büyük Kardeş,Sana yalvarıyorum…Ailemi kurtaramaz mısın?Bu kötü insanlar her zaman bize zarar veriyordu.Büyük kardeş,sen çok güçlüsün bu yüzden kesinlikle bir dayakla gönderebilirsin.”
Diz çöken küçük çocuğu görünce küçük kızda onu izledi ve diz çöktü.Çocuğun kolunu tutarak o da ağlamaklı bir sesle ekledi:
“Büyük Kardeş,lütfen bizi kurtar……Uuu Uuu,lütfen bizi kurtar…”(Ç.N:piçlere bak nasılda acıtasyon yapıyorlar :D)
Lan Xueruo onları yerden kaldırma niyetiyle ellerini uzatmadan önce  bir anlığına şoke oldu :
“Ayağa kalkın,hemen….”
O yalnızca yedi sekiz yaşlarında küçük bir çocuk olmasına rağmen yaşını yalanlayan bir inatçılığa sahipti.Kalkmayı reddederken ağlamaklı bir şekilde Lan Xueruo’a bakıyordu:
“Büyük kardeş,size yalvarıyorum,bizi kurtarmalısınız.Eğer bizi kurtarmazsanız,bizim tüm klanımız bu kötü insanlar tarafından öldürülecek.Yalnızca siz bizi kurtarabilirsiniz.Gelecekte…gelecekte biz kesinlikle iyiliğinizi geri ödeyeceğiz.”
Bu çocuğun daha önce tehlikeye rağmen iki kez bağırması onu sahip olduğu ruhu kanıtlıyordu.Şu an,O puslu yalvarma ve umut dolu gözlerle önünde diz çökmüştü…..O sanki boğulmasının eşiğinde hayat kurtaran  pirinç samanı sapına tutunmuş gibiydi.
Kalbi hemen yumuşadı.Yun Che’nin hala arkasında sessizce yattığını görünce,hafifçe gülümsemeden önce biraz tereddüt etti:
“Küçük çocuk,küçük kız.İlk olarak ayağa kalkın.daha sonra beni klanınıza götürün tamam mı?”
Küçük çocuğun gözleri hoş bir sürpriz ile parladı. Yüzündeki uzak göz yaşlarını sildikten sonra başını şiddetle salladı.
Lan Xueruo dikkatli bir şekilde Yun  Che’i yerden kaldırdı ve onları evlerine doğru iki çocuğu takip etti.Yolda küçük çocuğun isminin Feng Zu’er ve küçük kızın isminin Feng Xian’er olduğunu öğrendi;onlar farklı cinsiyetli ikizlerdi.Feng soyadı Lan Xueruo’u biraz şaşırttı çünkü o İlahi Anka Kuşu imparatorluğu imparatorluk ailesinin soyadı olduğunu biliyordu.Fakat iki çocuk ona tüm klanın soyadının Feng olduğunu ve onların doğduklarından beri hiç dışarı çıkmadan ve yabancılar temasa geçmeden bu el değmemiş dağda yaşadıklarını söyledi.Çevrede yaşayan çok fazla korkunç kaynak canavarı vardı,fakat nedense bu kaynak canavarları onların yerleştiği bu yere  asla yaklaşmıyordu.Yine de,bu korkutucu kaynak canavarlarının korkutucu yoğunluğu sebebiyle,onlar asla ayrılamazdı.Ayrıca aynı sebeple yabancılarda giremezdi.Siyah Şeytan Paralı Asker grubu bazı bilinmeyen yöntemler yoluyla onların yaşadığı yeri bulduğunda bu Birkaç gün öncesine kadar onların tutunduğu gerçekti.Grup onların aslında küçük bir gardiyan grubu olduğunu fark etti ve bu sebeple onların koruduğu hazinelere el koymak için onlara saldırdı.Feng Zu’er ve Feng Xian’er’in ele geçirilmesi bu sebeple olmuştu;onları hazineleri talep etmek için fidye olarak kaçırmışlardı.
Onlar kısa bir tepenin etrafından dönerken gözlerinin önünde küçük bir köy belirdi.Kaba giysiler giymiş hayal kırıklığı ve çaresizlik ifadelerini takınmış orta yaşlı birkaç adam  köyün önünde duruyordu.ağlayan evli bir kadın yüzünü kaparken onların arasında duruyordu..ve tüm alınların üstünde alev şeklindeki bir baskı vardı.
“Anne…baba”
Onların çığlıkların ortasında Feng Zu’er ve Feng Xian’er ağlayan evli kadına doğru koştular.Kadın çocuklarının sesini duyduğunda  aniden başını kaldırdı;o Şaşkınlık içinde bakarken ve çocuklarının gelişini izlerken neredeyse rüyada olduğuna inanmıştı.Bu sadece büyük bir şaşkınlıkla bağırırken çocukları kucağına atlayıp onlara sıkı sıkı sarılana kadardı.
“Zu’er,ian’er,nasıl oldu…”
Orta yaşlı adam görünür şekilde şok olmuştu ve daha sonra sevinçle söyleyeceği şeyi unuttu.
“Kötü insanlarla savaşan bizi kurtaran güzel büyük kardeş işte bu.”
Feng Zu’er arkasına döndü ve Lan Xueruo’u işaret etti.
“Büyük kardeş yalnızca güçlü değil ,o ayrıca gerçekten güçlü.O kötü insanların üçünüde kısa bir sürede defetti.”
“Mn.Mn.”
Feng Xian’er  hayranlık dolu bir yüzle onaylarcasına başını salladı:
“Ayrıca bize kötü insanları kovmamıza yardım edeceğine dair söz verdi.”
Tüm gözler Lan Xueruo’a döndü.Orta yaşlı adam bir adım öne çıktı Lan Xueruo’a doğru içtenlikle eğildi ve samimiyetle belitti:
“Hanımefendi benim iki çocuğumu kurtardığınız için teşekkür ederim. Ben gerçekten size nasıl geri ödeyeceğimi bilmiyorum…Benim adım Feng  Baichuan ve ben şu anda klan lideriyim.Bu benim eşim Feng Caiyun.”
“Bu hiç sorun değil.Ben sadece buraya yolum düşmüştü ve düşük bir efor gerektirdi.”
Lan Xueruo kibar bir şekilde söyledi.Onun önündeki adam otuz dört yaşındaydı;onun görünüşü ve kıyafetleri giydiği kıyafetler mütevaziydi ve onun kaşlarının arasındaki boşlu zarif ve sakin soluk bir dokunuş ortaya çıkarmıştı.Alnının üzerindeki alev baskısı özellikle açıkça görünüyordu.
Ama bir klan lideri olarak onun kaynak gücü sadece onuncu seviye başlangıç kaynak alemindeydi.Yaşına göre Bu kaynak gücü seviyesi gerçekten çok düşüktü.Yine de Lan Xueruo hemen önündeki herkesin onuncu seviye kaynak aleminde olduğunu ve bu yönüyle açıklanamaz bir biçimde aynı olduğunu fark etti.
“Teşekkürler,biz gerçekten çok müteşekkiriz“
Feng Caiyun , sözleri için minnettar olurken Lan Xueruo’nun karşısında incelikle eğildi.
“Zu’er ve Xian’e in güvenli bir şekilde geri gelmeyi başarması çok harika.Ancak bu kötü amaçlı hırsızlar….’’(iç çekiş)
Sakallı yaşlı adam uzunca bir süre iç çektikten sonra derin bir nefes aldı.
“Büyük kardeş çok güçlü,o kesinlikle tüm kötü niyetli hısızları uzaklara gönderebilir.”
Kişisel olarak Lan Xueruo’nun yenilmez cesaretini gören Feng Zu’er yumruklarını sıktı ve tam bir güven ile konuştu.
Ancak, onların endişeleri yalnızca bu sözler tarafından hafifletilememişti.Onlar onun derin gücünün üç kötü niyetli hırsızından çocukları kurtarmasının gerçekten  harika bir şey olduğuna inanıyorken o yalnızca on yedi on sekiz yaşlarında genç bir bayan gibi görünüyordu.Onun kaynak gücü yüksek olsa bile ,ne kadar yüksek olabilirdi ki ? Takip yüzün üzerindeki azılı bir gruptu.Onların kaptanı ve üç yardımcı kaptanı Gerçek Kaynak Alemindeydi;bu genç bayanın zorlukla karşı koyabileceği bir şeydi.
Ç.N:Orkuncuğum sağ olsun yine 2400 kelimelik metni kitlemiş bana :D 103 ü de bugün vermeye çalışacağım kısmetse olur olmazsa yarın sabah çıkar sanırsam :D
Useless Notu : 2400 kelime çevirip şikayet etmeler yakıştıramadım :( Neyse sen 2.400 çevirirsen bende 24.000 çeviririm eşitleniriz :D :D
+Günün sözü:
“Pika piiii!!!” Pokemon – Pikaçu

Yorum Yap "ATG 102 - ANKA KUŞUNUN KALINTILARI (2)"