Otto Von Bismark Günceli

ATG 10

Eylül 01, 2016


Yıldız Gizleyen Çim
Çeviri için YuuSHa, kontrol / düzenleme için Wertyul arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…

Xiao Che’nin sorduğu üç şey Xia Qingyue’nin anka kuşu gibi gözlerini birden açmasını sağladı: “Ne yapmaya çalışıyorsun?”

Xia Qingyue’nin hemen açıkça reddetmediğini gördükten sonra, “Bunun anlamı gerçekten onları ele geçirebilir misin?” Xiao Che umutla sordu.

Xia Qingyue hafifçe kaşlarını çattı ve yavaşça konuşmaya başladı: “Yedinci Mücevher Otunu hiç duymadım ama bir Yeryüzü Kaynak Âlemi yaratığının özü sadece yaratık öldürüldükten sonra elde edilebilir. Ve Mavi Rüzgar İmparatorluğunda kaç insanın kaynak yollarında gerçekten başarılı bir canavar avlama eğitimi var? Donmuş Bulut Asgard’ında bile yapabilecek biri oldukça nadir olur. Ve bir Mor Damarlı Cennet Kristali dört büyük tarikatın bile delireceği sonsuz bir hazinedir! Bir kişi ömrünün on yılından daha fazlasını harcasa bile. O üç şey, benden bahsetme bile, Lord o şeyleri arasa bile hala o şeyleri ele geçirmek neredeyse imkansız olurdu.”

Xiao Che gözlerini kapatırken göğsü kabardı ve indi, uzun bir süre için sessizlik oldu.

“Bu üç şeyle ne yapmayı planlıyorsun?” Xia Qingyue aniden sordu.

“Kaynak Damarımı onaracağım.” Xiao Che cevapladı.

“…Sana yardım edemem.” aynı anda Xia Qingyue bunu söyledi, o üç eşyanın bir kaynak damarını onaracağına inanmamıştı. Ayrıca ustasının bu yöntemi bilmemesinin yolu yoktu.

Xiao Che önemli değilmiş gibi başını salladı: “ O üç eşya sıradan bir insanın elde edebileceği şeyler değil, onlar hakkında sadece gelişigüzel soruyordum.” küçük bir duraklamadan sonra, biraz kısık bir sesle tekrar konuştu: “ Karıcım Donmuş Bulut Asgard’ına döndükten sonra tekrar karşılaşacak mıyız?”

“Beni bir daha karıcım diye çağırma! Benim adım Xia Qingyue!” Xia Qingyue sesi daha yüksek ve daha soğuk bir şekilde söyledi.

Aldırmaksızın Xiao Che kayıtsız bir ses tonuyla konuştu: “ Seninle evlendim ve sen benimle evlendin. Çoktan binlerce insanın şahitliğiyle cennete ve dünyaya karşı bildirdik. Tüm düğün işlemleri sürecinden de çıktık. Şimdi senin kocanım ve sen benim karımsın. Seni karım olarak çağırmazsam başka ne diyebilirim?”

“……” Xia Qingyue nutku tutuldu. Bir süre sonra, kayıtsızca konuştu: “Her neyse, sana uyuyorsa.”

(Ç.N heh şöyle yola gel 😀 gün doğunca millete umut verme ben alırım yoksa bak seni :P)

Xiao Che aniden geniş bir şekilde sırıttı…. Bu eş dokunulmazdı, ama konuşma yeteneği yoktu!

“Hala önceki soruma cevap vermedin… Donmuş Bulut Asgard’ına döndüğünde tekrar karşılaşacak mıyız?” Xiao Che tekrar sordu.

“Hayır.” Xia Qingyue cevapladı.

“İyi!” Xiao Che başını salladı ve gözlerini kapatırken başını duvara karşı dayadı: “ Aslında Donmuş Bulut Asgard’ına mümkün olduğunca erken dönmelisin ve benim hakkımda endişelenmemelisin. Senin kadar yetenekli biri için Bu küçük Yüzen Bulut Şehrinde kalmamalısın ve benim tarafımdan da bağlanmış olamamalısın. Sen ayrıldığında Donmuş Bulut Asgard’ın bir öğrencisi olduğun durumu halka açık olacak. En azından bu Yüzen Bulut Şehrinde kimse bana zarar vermeye cesaret edemeyecek ve daha rahat yaşayacağım… Oh doğru benim fikirlerim hakkında hiç itirazın yok mu?”

“… Nasıl istersen.” Xia Qingyue ifadesiz söyledi.

“Mmm, Bak bu iyi işte çünkü beni bir daha asla görmeyeceksin. Bir cariye almama izin vermezsen seni gerçekten boşayabilirim.”

(Ç.N hep çocuğun başını bağla hem de çek git bir daha gelme çocuk haklı 😛yanlış mıyım beyler :D)

Xia Qingyue’nin bağışlayıcı kalbi su kadar sakindi ama içinden gelen bir onu odadan atma arzusu vardı.

Aynı anda, Xiao Che’nin ayağa kalktığını ve kapıya doğru yürüdüğünü gördü. Aceleyle sordu: “ Nereye gidiyorsun?”

“Uyuyamıyorum. Yıldızları izleyeme gidiyorum.” sorusunu cevaplarken kalbi sızladı… Bu kadın, gecenin ortasında burada bağdaş kurup oturmaya ne derdi. Uyuya bilecek misin görelim!

Xia Qingyue artık konuşmadı ve Xiao Che dışarı çıkmak için kapıyı açtı.

Gecenin ortasıydı ve tümü hala hareketsizdi. Avlunun ortasında dururken, Xiao Che gözlerinde kararlı bir ifadeyle yıldızlarla dolu gökyüzüne bakıyordu. Fakat içten içe rahatsız edici ve şaşırtıcı huzursuzlukla ne yapacağını bilmiyordu.

Bugün yeniden doğmasının ilk günüydü. Zihni geçmişle kıyaslandığında dünyayı alt üst edebilecek şekilde bir büyük bir değişim geçirmesine rağmen, Güçlü zihni şimdiki hasarlı Kaynak Damarı durumundan kurtulmak için bir yol bile bulamadı.

Yedinci mücevher Otunu, Mor Damarlı Cennet Kristalini ve Toprak Kaynak Âleminden bir canavarının özünü ele geçirebilirse Kaynak Damarını onarabilmek için %50 den daha fazla başarı oranı olacaktı. Fakat şimdiki yetenekleriyle bu üç eşyadan birini almak için bile inanılmaz zorluklarla karşı karşıya gelmesi gerekiyordu.

Sonuçta, bu dünyada sadece güçlüler saygı görür. Yeterli gücün yoksa birinin istediğini elde etmesi sadece bir hayal olurdu.

Ne yapmalıydı ki…

Aniden Xiao Che’nin sol elinden hafif bir zonklama geldi.Aynı anda sol elini kaldırdı ve avucundaki Gökyüzü Zehir Sedefi kalıbından gelen hızlıca yanıp sönen soluk ışığın etkileyici parıltılarını gördü.

Xiao Che kuzeye doğru dönerken gözleri kısıld

Zehirli olma ve kuvvetli bir arıtma yeteneğinin olmasına ek olarak, Gökyüzü Zehir Sedefi’nin ilave bir yeteneği vardı. Bu özel bir tür yakındaki zehirli tıbbi bitkileri hissetme yeteneğiydi. Nerede olduğunu kavraman için yanıp sönen ışık yayıyordu ve hedefin yerini gösteriyordu… Ama bunun koşulu yüksek kaliteli bir malzeme olmasıydı. Gökyüzü Zehir Sedef’inin algılama seviyesi eşsizdi. Kıyaslarsak, bir insanın ulaşabileceği en yüksek seviye bile Gökyüzü Zehir Sedefi’nkine ulaşamazdı. Azure Bulut Eyaletinde, Gökyüzü Zehir Sedefi sadece 6 kez parladı. Her seferinde nadir bulunan oldukça egzotik hazineler bulmasını sağladı!

Gökyüzü Kaynak Eyaletinde ilk günü olmasına rağmen, Gökyüzü Zehir Sedefi’nin böyle bir tepkisi vardı! Böyle bir yerde saklanmış gizli saklı bir hazinemi vardı?

(Ç.N “Even this place hid a secret hidden treasure?” arkadaş nasıl bir hazineymiş buda bir defa saklamayla yetinememişler 😀 hid=gizlemek, secret=gizli/saklı, hidden=gizli 😀 gel de Türkçeye uyarla anca yukarıda ki gibi oluyor :P)

Gökyüzü Zehir Sedef’inin hedeflediği yön kuzeydi… Xiao Klanına ait dağın yönü.

Xiao Che kendi küçük avlusundaydı, O bölgenin Xiao Klanı toprakları içindeki en tehlikeli yer olduğu söylenebilirdi. Bunun nedeni avlusunun duvarlarının etrafı dağlarla çevrili olmasıydı. Bu dağ aslında hala Xiao Klanının özel mülküydü. Ara sıra etrafta dolanan düşük seviyeli Kaynak canavarları duvarın üstünden tırmanıp avluya giriyordu.Ve biri dağın arkasından gelmek ve bu bölgeyi kendi bölgesi yapmak isterse, çok iyi bir seçim olurdu. Fakat bu günlerde Yüzen Bulut Şehrindeki Xiao Klanının gücüyle karşı kaşıya kalındığında kimse bunu yapmaya cesaret edemiyordu.

Xiao Che tereddütsüz ve doğrudan duvara tırmandı. Kaynak gücü düşük olmasına rağmen, üç metrelik bir duvara tırmanmak sorun değildi.

Dağ bölgesi sessiz ve karanlıktı, önceki Xiao Che olsa kesinlikle gecenin ortasında buraya gelmezdi. Gökyüzündeki ay hala yukarıda asılıydı ve solgun olmayan sayısız yıldız vardı. Xiao Che etrafına göz attı ve görüşünde kimsenin olmadığından emin olduğunda Gökyüzü Zehir Sedefinin gösterdiği noktaya doğru usulca yürüdü.

Ay ışığı altında dağ ince bir sis tabakasıyla örtülü gibi görünüyordu, gizemli ve tehlikeli görünmesine neden oluyordu. Kısa bir süre sonra, Xiao Che dağın eteğine vardı. Bu yerde Gökyüzü Zehir Sedefinin titreyen ışığı en yüksek frekanstaydı. Xiao Che durdu ve düşündü… Bu civarda mı? Ama bu açıkça dağ bölgesinin eteğiydi. Xiao Klan eczacıları hergün buradan geçiyor olmalıydı bu yüzden nasıl burada yetişebilirdi? İster cennetsel bir hazine ya da biraz iyi tip bir ilaç olsun, çoktan bulundu; neden toplanması için bulunmasını bekleyecekti.

Fakat aslında Gökyüzü Zehir sedefinin bu hızlı frekansı hedefe en az 10 adım uzakta olduğu anlamına geliyordu.

Ay ışığında, Xiao Che etrafındaki yerin her santimini yavaşça ve dikkatlice ararken alnını sıktı.

Norma koşullar altında, aşırı değerli tıbbi bitkiler, çok tehlikeli ve olağanüstü yerlerde yetişirdi. İlk bakışta dağ eteğindeki bu bölge tamamen yabani otlarla kaplıydı ve Xiao Che elinde olmadan Gökyüzü Zehir Sedefi’nin doğal algısında bir sorun olduğundan şüphelenmesine neden oldu.

Gözleri dikkatlice bir daire içinde zemini tararken yabani otlar bir kenara Xiao Che daha yaygın tıbbi bitkiler bile bulamadı. Tam vazgeçmek üzereyken, gözleri aniden belirgin olmayan farkı bir çeşit yere indi.

Bugünkü Xiao Che’nin keskin bir sezgisi vardı. Başını kaldırdı ve ilk kez bu dünyada aniden hissettiği rahatsız edici hissin olduğu yöne baktı. Orada da bir yığın yabani ot vardı, ama kayanın kenarında ezilmemiş belli bir yabani ot onun dikkatini çekmişti. Xiao Che kayanın kenarına yürüdü ve yanına çömeldi ve uzun bir süre yabani ot yığınına baktı.Tüm yabani otların arasında sıkıca kilitlenmişti… Küçücük yabani otlar inatçı bir dayanıklılık miktarıyla. Müdahale olmaksızın biri onların mümkün olan her açıklıktan değerli hayatlarına tutunarak köklendiğini söyleyebilirdi. Çiğnenmemiş yabani otların arasında küçük bir boşluk vardı.Delik sadece iki otun girebileceği kadar küçüktü. Fakat yakından bakınca o bariz çimin etrafındaki diğer yabani otlardan belirgin bir farklılığı vardı.

(Ç.N arkadaş ne otmuş be madem o kadar ot istiyor yollayalım ebegümecini hiç bişiyi kalmaz 😀 cilde solunuma sindirime kolesterole tansiyona her şeye faydalı 😀 )

Nazik gece esintisinin ani bir rüzgarı esmesi bölgedeki küçük yabani otları sallandırdı. Aynı zamanda Xiao Che’nin gözleri küçük deliğe sıkıca kitlendi ve iki tane garip biçimli ot gördü… Bir göz açıp kapamada göründü ve sonra hiç iz bırakmadan kayboldu.

Xiao Che’nin gözleri genişledi ve coşkuyla doldu.Hızlıca Gökyüzü Zehir Sedefini içeren sol avucunu deliğe uzattı. Solgun yeşil ışığın altında iki ot yavaşça tekrar göründü.

“Yıldız Gizleyen Çim! Gerçekten Yıldız Gizleyen Çim! Ve hatta iki taneler!” onları sökme amacıyla sol elini indirirken düşük bir sesle homurdandı. Gökyüzü Zehir sedefi parladı ve iki Yıldız Gizleyen Çim toplandı, Xiao Che’nin avcunun içindeydi.

Yüksek kaliteli tıbbi bitki, toplama sırasında en ufak hatanın bile malzemelerin hasar almasına sebep olduğu için toplaması zordur ve verimliliği azalabileceği gibi etkililiği tamamen yok olabilir. Ama Gökyüzü Zehir Sedefi’yle, bitkinin karmaşıklığı nasıl olursa olsun birinin endişelenmesine gerek yoktu. Gökyüzü Zehir Sedefi bir bitkiyi bir bitkinin etrafını her hangi bir ruhsal güç sızıntısı olmadan tamamen saran aurasını kullanarak olası zararlı etkiler getirmeden toplayabilirdi.

“Bunun bir sürpriz olduğunu söylemek yerine bunun bir mucize olduğunu söylemek daha iyi!” avucunda kısmen sakladığı iki Yıldız Gizleyen Çim’ine bakarken Xiao Che’nin kolu heyecandan titriyordu.Yirmi dört yıllık tüm hayatında Azure Bulut Eyaletindeki neredeyse her yere yolculuk yapmıştı ama sadece bir tane Yıldız Gizleyen Çim bulabilmişti. Fakat Kaynak Gökyüzü Eyaletine geldiği ilk günde gerçekten iki tane bulmuştu! Ve bu kendi ailesinin arka dağlarındaydı!

Biri Yıldız Gizleyen Çim ile yaygın yabani otları kıyasladığında fark olmadığını söyleyebilirdi, biri denese bili ikisi arasındaki farkı ayırt etmek neredeyse imkansızdı. Aynı zamanda çok sıra dışı bir yeteneğe sahipti… Görünmez olabiliyordu! Bir bakıma biri bir tane bulmak istese bile bulmasının çok zor olacağı anlamına geliyordu. Hocası bir keresinde Yıldız Gizleyen Çim’inin cennet ve dünyanın bir hazinesi olduğunu söylemişti ama varlığını bilen bir kaç kişi vardı.Azure Bulut Eyaletinde belirleme yeteneği olan insanların sayısı 5 ten fazla değildi. Ek olarak dünyada bu cennetsel hazineyi tamamen arıtabilen tek şey Gökyüzü Zehir Sedefiydi.

“Bu gerçekten bana yardımcı olan cennetin lütfu. İki tane Yıldız Gizleyen Çim sahibi olmak çok sağlam bir koz kartına sahip olmakla eş değer! Onları Yıldız Saklayan Haplara arıttıktan sonra, insanları öldürmek ya da soymak istesem bile hayatım garantilenmiş olacak… Ne istersem yapabilirim!” Xiao Che avucundaki Yıldız Gizleyen Çimleri sıkarken güldü ve Gökyüzü Zehir Sedefi’yle mekanlar arası depoya yolladı.

Gökyüzü Zehir Sedefinden gelen parlayan ışık bunu yaptıktan sonra tamamen durdu. Mutlu Xiao Che’nin artık oyalanmak için bir nedeni yoktu ve eve geri döndü. Etrafında dönerken, gözlerinin kenarında aniden soğuk bir ışık parladı.

Xiao Che yolda giderken durup soğuk ışığın olduğu yöne döndü. Loş olmayan ay ışığının altında kuzeyde 50 metreden daha yakında belirsiz bulanık bir kitle gördü. Belirsiz bir beyaz gölgeydi.

O ne?


(Ç.N arkadaşlar bu ot nasıl bir ottur bilmiyorum bilmek istemiyorum hayattan bezdirdi resmen çevirirken bütün bölüm betimleme doluydu kafayı yedim 😀Bugüne yetiştirmeye çalışmasam emin olun 1 haftada anca bitirirdim belki de daha çok sürerdi :D)

Yorum Yap "ATG 10"